81.
mahalledir.
devamını gör...
82.
lasciate ogni speranza voi ch'entrate. *
o halde size doğrusunu söyleyeyim. *
incil'de gehenna diye geçiyor. yunanca. isa gehenna diye defalarca bahseder. gehenna ateşi.
günahkâr insanların buranın ateşine maruz kalacağına inanılır. gehennâm. cehennem.
yani, orayı da allah yaratdi, bizi de allah yaratdi. istikametimiz sanki bu yönedir, tabii ki allah bilir.
*
o halde size doğrusunu söyleyeyim. *
incil'de gehenna diye geçiyor. yunanca. isa gehenna diye defalarca bahseder. gehenna ateşi.
günahkâr insanların buranın ateşine maruz kalacağına inanılır. gehennâm. cehennem.
yani, orayı da allah yaratdi, bizi de allah yaratdi. istikametimiz sanki bu yönedir, tabii ki allah bilir.
*
devamını gör...
83.
islam inancinda bildigim kadariyla burda en buyuk azabi ben kafirim diyenler degil, distan muslumanim deyip icten inanmayan, munafik dedigimiz guruh cekecek.
devamını gör...
84.
saate bakıyorsunuz. mesainin bitmesine tam bir saat var.
yarım saat sonra bir daha bakıyorsunuz. henüz iki dakika geçmiş.
cehennem böyle bir yer.
devamını gör...
85.
çok uzak bir yermiş gibi gelen ama aslında içinde yaşadığımız ve yaşamaya alıştırıldığımız yer.
devamını gör...
86.
dünyada var edilmeye çalışılan ve büyük oranda başarılan fakat ne yazık ki simülasyon olmayan can yakıcı alem.bu dünyanın varlığına körü körüne inanan müslümanların bu büyük başarıda önemli bir paya sahip olmasıda başkaca bir garipliktir.
devamını gör...
87.
ayrıca bir cehennemi yarattıysa tanrı, neden kimilerine bu dünyada yaşatır ki cehennemi.. niye..?
devamını gör...
88.
ait olmadığın yerde durmaktır. öyle der dostoyevski.
devamını gör...
89.
gitmek istemeyecegim, istemeyecegimiz, azap yeri.
devamını gör...
90.
kudüs dolaylarında yer alan gē hīnnōm'un (hinnom vadisi) meşhur adı semavi dinlerin kitap ve mitolojilerine cehennem olarak sirayet etmiştir.
hinnom korkulan bir yerdi. vadi, doğal kaynaktan yeryüzüne salınan gazlar sebebi ile hiç durmadan alev püskürüyor. (bu fenomen dünyamızda pek çok yerde gözlemlenebilir) vadiyi meşhur yapan olay ise, insanların tanrılarına burada kurban adamasıdır. böyle bir alışkanlığa sahip olmuşlar. yağmur ya da bereket vs. istediklerinde erkek çocuklarını vadide yanan ateşe atıyorlarmış.
tanrılara adak adama fenomeni de antropolojik açıdan oldukça klasiktir. dünyanın her yerinde tespitlenmiş ya da gözlemlenmiş neredeyse. bu davranış/inanış insanların doğada gözlemlediği, büyük etki yaratan (olumlu/olumsuz) canlılar ile bağlantılıdır olasılıkla.
sosyal psikoloji açısından bakarsak, cehennem kelimesi, toplumu oluşturan bireylerin korkularının bilince yansımasıdır diyebiliriz. topluma adanmış bir bireyin kendine ait bir bilinci olmaz, bu sebep ile toplumsal olarak kabul görmüş şeylerden kaynaklanması gerekir bireylerin duygu ve düşüncelerinin. kültür kavramı devreye giriyor bu noktada..
cehennem kelimesi ve kökeni örneği, örnek gösterilebilecek sayısız fenomenden sadece bir tanesi.
bu şeylerin kaynağı idealar evreni olarak gösteriliyor teistler tarafından. sanayi devrimi ve monarşizmin yıkılışının ardından yeni bir atılım var : tarih öncesinde ve insanlık tarihinde var olmuş şeyleri harmanlayıp "kutsal" kitap ya da metinlere yedirerek mantığa bürüme çabası. böylece her şey her şeyi desteklemiş oluyor. allah/tanrı bin beş yüz yıl önceki ihtişamı ile karşımıza dikiliveriyor!
neyse. başlığın daha ilk tanımında da açıklandığı gibi cehennem kudüs/lübnan dolaylarında yer alan bir vadiden ismini alıyor. yine her zamanki gibi bir "bünyamin"in insanlara dar ettiği yerden bahsediyoruz!
hinnom korkulan bir yerdi. vadi, doğal kaynaktan yeryüzüne salınan gazlar sebebi ile hiç durmadan alev püskürüyor. (bu fenomen dünyamızda pek çok yerde gözlemlenebilir) vadiyi meşhur yapan olay ise, insanların tanrılarına burada kurban adamasıdır. böyle bir alışkanlığa sahip olmuşlar. yağmur ya da bereket vs. istediklerinde erkek çocuklarını vadide yanan ateşe atıyorlarmış.
tanrılara adak adama fenomeni de antropolojik açıdan oldukça klasiktir. dünyanın her yerinde tespitlenmiş ya da gözlemlenmiş neredeyse. bu davranış/inanış insanların doğada gözlemlediği, büyük etki yaratan (olumlu/olumsuz) canlılar ile bağlantılıdır olasılıkla.
sosyal psikoloji açısından bakarsak, cehennem kelimesi, toplumu oluşturan bireylerin korkularının bilince yansımasıdır diyebiliriz. topluma adanmış bir bireyin kendine ait bir bilinci olmaz, bu sebep ile toplumsal olarak kabul görmüş şeylerden kaynaklanması gerekir bireylerin duygu ve düşüncelerinin. kültür kavramı devreye giriyor bu noktada..
cehennem kelimesi ve kökeni örneği, örnek gösterilebilecek sayısız fenomenden sadece bir tanesi.
bu şeylerin kaynağı idealar evreni olarak gösteriliyor teistler tarafından. sanayi devrimi ve monarşizmin yıkılışının ardından yeni bir atılım var : tarih öncesinde ve insanlık tarihinde var olmuş şeyleri harmanlayıp "kutsal" kitap ya da metinlere yedirerek mantığa bürüme çabası. böylece her şey her şeyi desteklemiş oluyor. allah/tanrı bin beş yüz yıl önceki ihtişamı ile karşımıza dikiliveriyor!
neyse. başlığın daha ilk tanımında da açıklandığı gibi cehennem kudüs/lübnan dolaylarında yer alan bir vadiden ismini alıyor. yine her zamanki gibi bir "bünyamin"in insanlara dar ettiği yerden bahsediyoruz!
devamını gör...
91.
yok ki.
devamını gör...
92.
devamını gör...
93.
94.
içinde sevgi olmayan kalplerin bir diğer adıdır.
devamını gör...
95.
cennet ve içindekiler sonsuza dek yaşarken cehennem ve içindekiler ise bir gün yok edilecektir, şu yazımda anlattığım üzere: emre1974tr.blogspot.com/201...
devamını gör...
96.
bir zihin hali..
devamını gör...
97.
insanın vicdanıdır..
dışarıda alev yoktur.. içeride her şey tutuşur..
dışarıda alev yoktur.. içeride her şey tutuşur..
devamını gör...
98.
kısa çöp uzun çöpten, hakkını alacak elbette orada dediğim yerdir.
devamını gör...
99.
kimisinin korktuğu, kimisinin umursamadığı, kimi de kaçar.
kimi içinse nefes aldığı her saniyedir, gözünün gördüğüdür, kaderin yazdığıdır. tam içindedir ve çıkış yolu yoktur. gününde korkusu, uykusunda kabusu olur. bu ölene dek hiç durmaksızın yakar da yakar. izi geçmeyen izlerdir onlar, devamlı kendini hatırlatan yaralardır.
kimi içinse nefes aldığı her saniyedir, gözünün gördüğüdür, kaderin yazdığıdır. tam içindedir ve çıkış yolu yoktur. gününde korkusu, uykusunda kabusu olur. bu ölene dek hiç durmaksızın yakar da yakar. izi geçmeyen izlerdir onlar, devamlı kendini hatırlatan yaralardır.
devamını gör...
100.
dante, ilahi komedyasında der ki
“lasciate ogne speranza, voi ch’intrate.”
(“ey buraya girenler, bütün umudunuzu bırakın.”)
buraya giren herkes, dünyevi umutlardan arınmak zorundadır.. çünkü artık sadece iç hesaplaşma vardır.
ve hiçbir bahane artık kabul edilemez..
burada kişi, kendisinden başka hiçbir şeye sığınamaz. ve yüzleşme başlar..
“bütün umutlarını bırak,
ama susma!”
dedim kendi kendime,
çünkü susmak da bir tür ölüm,
tıpkı bağıranları görmezden gelmek gibi.
karşımda bir kapı.
üzerinde yanan harfler var:
‘buradan geçen herkes,
kendi yalanını sırtında taşır.’
9 çemberden oluşan dante'nin cehenneminden bir çemberde kadınlar olarak neleri unuttuğumuzu dile getirmiştir..
sessiz kadınlar
burada konuşmayanlar var.
hayır, konuşamayanlar değil.
konuşmayanlar.
çünkü her sözleri,
bir erkeğin kibriyle bölünmüş zamanında.
artık dilleri değil, gözleri anlatıyor.
> “ne istiyorsun?” diye soruyorum.
gözlerinden bir satır akıyor:
“bir kere olsun, adımın çığlıkla anılmasını…”
tüm kadınların yüzleşmesi gereken ilk önce unuttukları değerleri olacaktır..
- sırf kadın olduğun için sustuğun sözler
– boynuna dolanan “kurtarıcı erkek” zincirleri
– içinde büyütüp de susturduğun kız çocuğu
– "ben iyiyim" diye diye unuttuğun parçaların
“buraya gelen her ruh, yanmak zorunda değildir.
ama mutlaka hatırlamak zorundadır.”
“lasciate ogne speranza, voi ch’intrate.”
(“ey buraya girenler, bütün umudunuzu bırakın.”)
buraya giren herkes, dünyevi umutlardan arınmak zorundadır.. çünkü artık sadece iç hesaplaşma vardır.
ve hiçbir bahane artık kabul edilemez..
burada kişi, kendisinden başka hiçbir şeye sığınamaz. ve yüzleşme başlar..
“bütün umutlarını bırak,
ama susma!”
dedim kendi kendime,
çünkü susmak da bir tür ölüm,
tıpkı bağıranları görmezden gelmek gibi.
karşımda bir kapı.
üzerinde yanan harfler var:
‘buradan geçen herkes,
kendi yalanını sırtında taşır.’
9 çemberden oluşan dante'nin cehenneminden bir çemberde kadınlar olarak neleri unuttuğumuzu dile getirmiştir..
sessiz kadınlar
burada konuşmayanlar var.
hayır, konuşamayanlar değil.
konuşmayanlar.
çünkü her sözleri,
bir erkeğin kibriyle bölünmüş zamanında.
artık dilleri değil, gözleri anlatıyor.
> “ne istiyorsun?” diye soruyorum.
gözlerinden bir satır akıyor:
“bir kere olsun, adımın çığlıkla anılmasını…”
tüm kadınların yüzleşmesi gereken ilk önce unuttukları değerleri olacaktır..
- sırf kadın olduğun için sustuğun sözler
– boynuna dolanan “kurtarıcı erkek” zincirleri
– içinde büyütüp de susturduğun kız çocuğu
– "ben iyiyim" diye diye unuttuğun parçaların
“buraya gelen her ruh, yanmak zorunda değildir.
ama mutlaka hatırlamak zorundadır.”
devamını gör...
