121.
nietzche okuyan kişiler kendisinin çok egoist olduğunu düşünür fakat ben buna katılmıyorum.
nietzche o kadar çok düşünüyor ve o kadar çok kötü düşünüyor ki en sonunda kötü düşüncelerini bastırmak için sözlü olarak aşırı pozitif şeyler söylüyor.
aslında kendisini hiç sevmiyor hatta belki de dünyadaki çoğu kötü olaydan kendisini sorumlu tutuyor ve bu düşüncesi artık onu delirttiği için bunu bastırmak amacıyla kendini övüyor. hayır ben aslında böyleyim diyor içindeki sese.
kendi görüşüm. nihilizm'i ortaya atmasındaki sebebin de bu olduğunu düşünüyorum. kötü düşüncelerini yok etmek. olmayan şey kötü de olamaz.
nietzche o kadar çok düşünüyor ve o kadar çok kötü düşünüyor ki en sonunda kötü düşüncelerini bastırmak için sözlü olarak aşırı pozitif şeyler söylüyor.
aslında kendisini hiç sevmiyor hatta belki de dünyadaki çoğu kötü olaydan kendisini sorumlu tutuyor ve bu düşüncesi artık onu delirttiği için bunu bastırmak amacıyla kendini övüyor. hayır ben aslında böyleyim diyor içindeki sese.
kendi görüşüm. nihilizm'i ortaya atmasındaki sebebin de bu olduğunu düşünüyorum. kötü düşüncelerini yok etmek. olmayan şey kötü de olamaz.
devamını gör...
122.
türkiye'deki filozoflara mezarından gıpta ile bakmaktadır.
(bkz: nietzsche bizi kıskanıyeah)
(bkz: nietzsche bizi kıskanıyeah)
devamını gör...
123.
tuhaf bir bir şekilde çoğu insanın nihilist zannettiği filozof.
yahu adam nihilizmi tanımlamış, nihilizmden kurtuluş yollarına çözüm de aramış biri , böyle biri nasıl nihilist oluyor anlamadım.
yani hayatının son 10 yılını delirmiş bir şekilde geçirdi diye böyle zannediliyorsa o da yanlış . çok küçük yaşlardan beri adamda şiddetli baş ağrıları var. 24 saatin nerdeyse 20 saati bu baş ağrıları hep devam etmiş. gün içinde baş ağrısı olmadığı o 3-4 saatlik dilimde de hemen kağıdı kalemi eline almış ve başlamış yazmaya. yani adam bu kadar kısa sürede büyük bir mucizeye imza atıp devasa eserler yazmış.
esasen nietzsche'ye otopsi yapılmadı ama büyük bir ihtimalle beyninde büyük bir ur vardı. muhtemelen de babasından ırsi olarak geçti. çünkü babası öldüğünde otopsi yapıldı ve otopsi yapıldığında beyninin yarıya yakınının çürümüş olduğu görüldü. yani o delirdiği yıllarda da bu hastalığın pençesinde idi.
yahu adam nihilizmi tanımlamış, nihilizmden kurtuluş yollarına çözüm de aramış biri , böyle biri nasıl nihilist oluyor anlamadım.
yani hayatının son 10 yılını delirmiş bir şekilde geçirdi diye böyle zannediliyorsa o da yanlış . çok küçük yaşlardan beri adamda şiddetli baş ağrıları var. 24 saatin nerdeyse 20 saati bu baş ağrıları hep devam etmiş. gün içinde baş ağrısı olmadığı o 3-4 saatlik dilimde de hemen kağıdı kalemi eline almış ve başlamış yazmaya. yani adam bu kadar kısa sürede büyük bir mucizeye imza atıp devasa eserler yazmış.
esasen nietzsche'ye otopsi yapılmadı ama büyük bir ihtimalle beyninde büyük bir ur vardı. muhtemelen de babasından ırsi olarak geçti. çünkü babası öldüğünde otopsi yapıldı ve otopsi yapıldığında beyninin yarıya yakınının çürümüş olduğu görüldü. yani o delirdiği yıllarda da bu hastalığın pençesinde idi.
devamını gör...
124.
nihilizmin babası falan değildir. türkiye'de millet sanıyor ki nietzsche her şey boş, hayat anlamsız falan diye dolaşmış ortada. tam tersi. adam artık tanrıya inanmanın imkanının kalmadığını ve bunun da hem ahlaki hem de amaç anlamında insanları bir boşluğa düşürüceğini düşünüyordu. bu sebeple yeni bir ahlak anlayışı ve yeni bir amaç bulunması gerektiğini söylüyordu. aslında ahlak anlayışının pek de yeni olduğu söylenemez, hristiyanlığın karşısana koyduğu ve efendi ahlakı dediği şeyin eski yunanda ve onların ilyada efsanesinde olduğunu söylüyordu.
devamını gör...
125.
o kadar acı çeker ki insan, canlılar arasında bir tek o kahkahayı icat etmek zorunda kalmıştır.
sözüne şapka çıkardığım alman filozoftur.
sözüne şapka çıkardığım alman filozoftur.
devamını gör...
126.
nedir bu insan? bir aradayken nadiren barış içinde yaşayan yabani yılanlardan oluşan bir yumak.
(bkz: böyle söyledi zerdüşt)
(bkz: böyle söyledi zerdüşt)
devamını gör...
127.
benim için en zeki ve en iyi filozoftur. onun garip bıyıklarına kurban be.
"biz arzulanana değil, arzulamanın kendisine aşığızdır."
işte bu sözünden sonra favori filozofum oldu.
"biz arzulanana değil, arzulamanın kendisine aşığızdır."
işte bu sözünden sonra favori filozofum oldu.
devamını gör...
128.
abi internette niçe'ye ait olduğu söylenen sözlerin %99 adama ait değil bu arada. ne saçma şey..
azer bülbül söylese tamam da niçe'ye olmuyor bea.
ben antik dönem filozoflarına yöneldim bu aralar. niçe'yi biz biraz abartıyoruz gibi. söylediği çoğu şeyin benzerini bulabiliyorsunuz.
azer bülbül söylese tamam da niçe'ye olmuyor bea.
ben antik dönem filozoflarına yöneldim bu aralar. niçe'yi biz biraz abartıyoruz gibi. söylediği çoğu şeyin benzerini bulabiliyorsunuz.
devamını gör...
129.
tarihin deli dahi filozoflarından olan felsefenin yaramaz çocuğu.
devamını gör...
130.
131.
dunyanin en en en en en en overrated, balon adami. yani yasasa suan resim bile cekilmem, ciddiye almam o denli sacma sapan 1 adam.
devamını gör...
132.
friedrich nietzsche (15 ekim 1844 - 25 ağustos 1900), alman filolog, filozof, kültür eleştirmeni, şair ve bestecidir. din, ahlâk, modern kültür, felsefe ve bilim üzerine metafor, ironi ve aforizma dolu bir üslupla eleştirel yazılar yazmıştır. nietzsche'nin kilit fikirlerini apollon-dionysos ikiliği, perspektivizm, güç istenci, "tanrı'nın ölümü", üstinsan ve bengi dönüş oluşturur.
felsefesinin merkezini oluşturan şey, kişinin coşkun enerjisini sömüren her türlü öğretinin, toplumsal olarak ne kadar geçerli olursa olsun sorgulanarak "hayatın olumlanması"dır. hakikatin değeri ve nesnelliği üzerine yürüttüğü kökten sorgulaması, geniş çaplı yorumların odağını oluşturur ve etkisi özellikle kıta felsefesi geleneğinde varoluşçuluk, postmodernizm ve postyapısalcılık da dahil olmak üzere devam etmektedir.
nietzsche, felsefeye dönmeden önce kariyerine klasik filolog (yunan ve roma metin eleştirmeni) olarak başlamıştı (bkz: vikipedi)buradan
felsefesinin merkezini oluşturan şey, kişinin coşkun enerjisini sömüren her türlü öğretinin, toplumsal olarak ne kadar geçerli olursa olsun sorgulanarak "hayatın olumlanması"dır. hakikatin değeri ve nesnelliği üzerine yürüttüğü kökten sorgulaması, geniş çaplı yorumların odağını oluşturur ve etkisi özellikle kıta felsefesi geleneğinde varoluşçuluk, postmodernizm ve postyapısalcılık da dahil olmak üzere devam etmektedir.
nietzsche, felsefeye dönmeden önce kariyerine klasik filolog (yunan ve roma metin eleştirmeni) olarak başlamıştı (bkz: vikipedi)buradan
devamını gör...
133.
"hristiyanlık, eski kültürün mirasını bizden çaldı. sonra da bizi, islam kültürünün mirasından yoksun bıraktı. temelde bize, antik yunan ve roma'dan daha yakın olan ve doğrudan duyu ve zevkimize hitap eden ispanya'nın muhteşem mağribi kültürü ayaklar altında çiğnendi. neden? çünkü soyluydu, çünkü kökenlerini insanca içgüdülerden alıyordu..."
fredrich nietzche
fredrich nietzche
devamını gör...
134.
kadınları ineğe benzeten yazar.
(bkz: böyle buyurdu zerdüşt)
(bkz: böyle buyurdu zerdüşt)
devamını gör...
135.
bol bıyıklı bir adam.
devamını gör...
136.
irvin yalom bu dayıyı ağlatmıştır.
(bkz: nietzsche ağladığında)
(bkz: nietzsche ağladığında)
devamını gör...
137.
herkesin eserlerini okuduğu ama kimsenin anlamadığı, karı kız tavlama işine alet edilen bir filozof.
bir de nicklerinin sonuna "zsche" koyan tipler var. (mehmetzsche, alizsche vb.) en tehlikelisi bunlar oluyor zaten. tanrı öldü hangi anlamda söylenmiş olabilir desem susar kalır. ama iş kız tavlamaya gelince nedense hepsi birer sokrates oluyorlar.
bir de nicklerinin sonuna "zsche" koyan tipler var. (mehmetzsche, alizsche vb.) en tehlikelisi bunlar oluyor zaten. tanrı öldü hangi anlamda söylenmiş olabilir desem susar kalır. ama iş kız tavlamaya gelince nedense hepsi birer sokrates oluyorlar.
devamını gör...
138.
düz giderken, ters gitmeme sebebiyet vermiştir.
devamını gör...
139.
“nîçet efendi’nin hâl-i pürmelâli: avrupa diyârının meczûb-ı felsefîsi”
kaleme alan: târîh-i hikemiyât mütâlaacısı, hâce-i fikriyât dervîşi
vakt-i evvelde, germen taifesinin mu’temed beldelerinden biri olan röcken nam kasabada, sene-i milâdî 1844’te, bir şehzâde-i fikir dünyâya nâzır oldu ki ismine friedrich nietzsche derler, biz osmanlı tezkirelerinde “nîçet bin friedrich efendi” diye kaydederiz.
bu zât-ı muhteşem, sîretçe meczûb, sûretçe mütefekkir, hal ve hareketçe münzevî bir şahsiyettir. bâbâsı din adamı, mânevî meşgalesi kilise, lâkin nîçet efendi ruhen ne kiliseye sığmış, ne de cemiyetin kat’î kaidelerine.
terbiye-i ilk ve medrese-i hikmet:
ibtidâî tahsilini ibtidâî usûlle, sonrasında feyz-i hikmetini leipzig ve basel havzalarında tahsil eylemişdir.
henüz 24 yaşında iken basel darülfünûnu’nda hikmet-i yunan muallimi olmuş, lakin yüreğindeki alev-i fikriye, talebe dersinden ziyâde kendi nefsine hitâb ederdi.
zamanla ilm-i felsefeyi, şark usûlü meczûbâne bir vecd ile işleyip, kalemini kılıç, defterini meydan edinmiştir.
ahlâk-ı şahsî ve meşreb-i ruhî:
nîçet efendi, hılye-i şerîfesinde daîmâ süzgün gözler, celâl ile mütenâsib bıyıklar, mütefekkirâne bir vakar taşır.
lâkin gönlü gamzededir, kalbi me’yûs, sohbeti dahi pek nâdir ve müşkil-fahmdir.
müselsel bir maraz-ı baş ile mübtelâ, perişan bir zihin ve mütebeddil bir hâlet-i ruhiyeye mâliktir.
kadîm dostluklar kuramaz, muhâbereden hoşlanmaz; kâh dağlara çekilir, kâh kitaplara dalar.
bir hanımefendiye, lou salomé nâm câzibe-i akliyeye, gönül vermişse de, cevâb-ı red ile kalbi muzdarip olmuştur.
kitâbât-ı hakîmâne ve beyânât-ı galîze:
kaleme aldığı eserlerde kelâm-ı kudret ve şe’niyet-i serkeşhâne mevcuddur.
“böyle buyurdu zerdüşt”, “putların alacakaranlığı”, “ahlâkın soykütüğü” gibi mecmûalarda, beşeriyetin müzmin zaaflarını, terbiye-i köleceyi, tanrı tasavvurunu ve hakikat idrâkini serh edegelmiştir.
en meşhur kelâmı olan:
“tanrı öldü.”
bir mecâz-ı felsefî olup, hakîkatte cemiyetin mânevî eksenini kaybettiğini beyan eden bir nidâ-yı ihtarîdir.
bu söz, bâzı zevâtı kudsiyye tarafından küfr-ü beyân addedilmişse de, işbu lâfzın mâhiyeti mecazın şemşîrinden neş’et eder.
vefât ve hâl-i pürmelâl:
ahvâl-i fikriyyesi nihâyetinde akl u şuurdan ferâgat etmiş, tecerrüd içinde torino sokaklarında bir ata sarılarak rûhî inkisârının nişânesini arz eylemiştir.
müteâkiben akıl dârü’s-salâhına alınmış, orada senelerce sessiz, lâkin kalemi hâlâ gür bir sedâ ile konuşur hâlde yaşamışdır.
1326 senesi (milâdî 1900) târîhinde, ruhunu ebediyyete teslîm eylemişdir.
netîce-i merâm:
nîçet efendi, akıl ile delilik arasında sâlik olmuş, nefsin kudretini ulvî bir menzile taşımak isterken, aklın câmid hudûdlarını zorlaya zorlaya kendini dahi zîr ü zeber etmişdir.
sözü kahr ile, kalemi sabr ile yoğrulmuş; ne kâmil anlamış, ne cahil kabullenmiştir.
zâtı:
bir mütefekkir-i serkeş,
bir âşık-ı hikmet,
bir âvâre-i fikir,
bir meczûb-ı kalemdir.* *
kaleme alan: târîh-i hikemiyât mütâlaacısı, hâce-i fikriyât dervîşi
vakt-i evvelde, germen taifesinin mu’temed beldelerinden biri olan röcken nam kasabada, sene-i milâdî 1844’te, bir şehzâde-i fikir dünyâya nâzır oldu ki ismine friedrich nietzsche derler, biz osmanlı tezkirelerinde “nîçet bin friedrich efendi” diye kaydederiz.
bu zât-ı muhteşem, sîretçe meczûb, sûretçe mütefekkir, hal ve hareketçe münzevî bir şahsiyettir. bâbâsı din adamı, mânevî meşgalesi kilise, lâkin nîçet efendi ruhen ne kiliseye sığmış, ne de cemiyetin kat’î kaidelerine.
terbiye-i ilk ve medrese-i hikmet:
ibtidâî tahsilini ibtidâî usûlle, sonrasında feyz-i hikmetini leipzig ve basel havzalarında tahsil eylemişdir.
henüz 24 yaşında iken basel darülfünûnu’nda hikmet-i yunan muallimi olmuş, lakin yüreğindeki alev-i fikriye, talebe dersinden ziyâde kendi nefsine hitâb ederdi.
zamanla ilm-i felsefeyi, şark usûlü meczûbâne bir vecd ile işleyip, kalemini kılıç, defterini meydan edinmiştir.
ahlâk-ı şahsî ve meşreb-i ruhî:
nîçet efendi, hılye-i şerîfesinde daîmâ süzgün gözler, celâl ile mütenâsib bıyıklar, mütefekkirâne bir vakar taşır.
lâkin gönlü gamzededir, kalbi me’yûs, sohbeti dahi pek nâdir ve müşkil-fahmdir.
müselsel bir maraz-ı baş ile mübtelâ, perişan bir zihin ve mütebeddil bir hâlet-i ruhiyeye mâliktir.
kadîm dostluklar kuramaz, muhâbereden hoşlanmaz; kâh dağlara çekilir, kâh kitaplara dalar.
bir hanımefendiye, lou salomé nâm câzibe-i akliyeye, gönül vermişse de, cevâb-ı red ile kalbi muzdarip olmuştur.
kitâbât-ı hakîmâne ve beyânât-ı galîze:
kaleme aldığı eserlerde kelâm-ı kudret ve şe’niyet-i serkeşhâne mevcuddur.
“böyle buyurdu zerdüşt”, “putların alacakaranlığı”, “ahlâkın soykütüğü” gibi mecmûalarda, beşeriyetin müzmin zaaflarını, terbiye-i köleceyi, tanrı tasavvurunu ve hakikat idrâkini serh edegelmiştir.
en meşhur kelâmı olan:
“tanrı öldü.”
bir mecâz-ı felsefî olup, hakîkatte cemiyetin mânevî eksenini kaybettiğini beyan eden bir nidâ-yı ihtarîdir.
bu söz, bâzı zevâtı kudsiyye tarafından küfr-ü beyân addedilmişse de, işbu lâfzın mâhiyeti mecazın şemşîrinden neş’et eder.
vefât ve hâl-i pürmelâl:
ahvâl-i fikriyyesi nihâyetinde akl u şuurdan ferâgat etmiş, tecerrüd içinde torino sokaklarında bir ata sarılarak rûhî inkisârının nişânesini arz eylemiştir.
müteâkiben akıl dârü’s-salâhına alınmış, orada senelerce sessiz, lâkin kalemi hâlâ gür bir sedâ ile konuşur hâlde yaşamışdır.
1326 senesi (milâdî 1900) târîhinde, ruhunu ebediyyete teslîm eylemişdir.
netîce-i merâm:
nîçet efendi, akıl ile delilik arasında sâlik olmuş, nefsin kudretini ulvî bir menzile taşımak isterken, aklın câmid hudûdlarını zorlaya zorlaya kendini dahi zîr ü zeber etmişdir.
sözü kahr ile, kalemi sabr ile yoğrulmuş; ne kâmil anlamış, ne cahil kabullenmiştir.
zâtı:
bir mütefekkir-i serkeş,
bir âşık-ı hikmet,
bir âvâre-i fikir,
bir meczûb-ı kalemdir.* *
devamını gör...
140.
uzun yürüyüşleri , yaşadiği hayal kirikliklari , rilke ile arkadasligi ve salome a olan askiyla akillara gelen filolog..
devamını gör...
