141.
anlayan da paylaşıyor anlamayan da.
devamını gör...
142.
aşırı müzik tutkunu ve usta bir piyanist....
devamını gör...
143.

(...)ben ile kendim hararetle görüşürüz her zaman: nasıl tahammül edilir hayata, bir dost olmasa?

bir münzevi için dost, daima üçüncü şahıstır: üçüncü şahıs, iki kişi arasındaki konuşmanın derinleşmesini önleyen bir mantardır.
devamını gör...
144.
siyasetin temelinde kin ve intikam duygularını görmüş apolitik bir dahidir. bütün siyasette sağ veya sol fark etmeden, hep bir kurban ve mağdur psikolojisi ve buna dayanan öç alma arzusu vardır. darbelerle hesaplaşma, başörtüsü meselesi, özür diliyoruz kampanyaları, ikinci cumhuriyet tartışmaları, sağcıların sığınmacı mülteci söylemleri, solcuların genelde kürt, alevi, ermeni vs. olmaları, imamoğlu mağdur oldu diye sevinenler sdshd.. örnekleri isteyen çoğaltsın, hepsinin altında yatan psikolojik sebep aynı. niçe şunu diyor, nasıl ki hristiyanlık kölelerin aşağı sınıfların ahlakını evrensel doğrular olarak savunmuşsa sol da aynı şekilde liberalizm, demokrasi, sosyalizm fikirlerini birer maske olarak takıyor yine aynı alt tabaka insanın özgürlüğünü, eşitliğini istiyor ve bu fikirler hristiyan köle ahlakının bir tür seküler devamıdır.. maskeyi kaldırırsan hınç, öfke, kin, intikam hisleri.. işte insan psikolojisine ışık tutan iyinin ve kötünün ötesinde bir zeka..
devamını gör...
145.
nietzsche'nin böyle buyurdu zerdüşt isimli kült eserini okuduğumda kendisinin anarşist olabileceğini düşünmüştüm.
meğer adam apolitikmiş. vay alüminyum vay.
devamını gör...
146.
popüler kültüre kurban giden bi diğer filozof
devamını gör...
147.

en yaşlı, en bıyıklı, en sakallı halleriyle ve sahip oldukları tek bir kimlikle hatırlanmak çoğu sanatçının ve düşünürün ortak kaderi. oysa nietzsche, o ünlü bıyıklarını uzatmadan önce kafası karışık bir ergen ve tanrıyı öldürmeden önce hiç de fena sayılmayacak bir şairdi. 1844 yılında doğan nietzsche, bilinen ilk şiirlerini on dört yaşındayken yazmaya başladı. bilinen diyoruz çünkü çocukluğunda yazıp özenle sakladığı şiirlerinden bazılarını sonradan yaktı. ve yaktığı şiirlerin ardından yıllar sonra şöyle dedi: “bir delikanlının kendini artık tanıdığı anı, şiirlerini sobaya atmasıyla belirlerim. ve ben leipzig’de bu görüşüme uygun davrandım. o küllere de huzur dilerim”. işte kimi zaman aşık, kimi zaman kafası karışık genç nietzsche’nin yirmi yaşına kadar olan döneminde yazdığı şiirlerin en çarpıcı bölümleri…*



tersdergi.com/biyiktan-once...
devamını gör...
148.
bi bakıma fakir olduğu için ilim irfana bulaşmış kişidir.
devamını gör...
149.
yazar.

'l homme repugnant' tabiri kendinden cıkmadır.
-tiksindirici insan-
devamını gör...
150.
-aaaağhhhhhkk bu benim babamm
+nası senin baban recep friedrich nietzsche o alman filozof gibi bi şey
-tamam benim babam da filozoftu

yaşanmış olaydır favlayalım
devamını gör...
151.
nietzsche hayatını farklı şehirlerde sürdürmüştür. pforta sonrası öğrencilik yıllarının bir kısmını geçirdiği bonn kentinde ilahiyat bölümüne kayıt yaptırdıktan sonra teolojik okumalara başlamış ve isa'nın hayatı eseri sayesinde david strauss'un fikirleriyle tanışmıştır. strauss, kitabın önsözünde "hristiyanlığın bir mucize olması son bulursa din adamları artık kendilerini, hizmetinde bulundukları mucizenin temsilcileri olarak sunamayacaklardır, bunu görmek gerek" diyerek kilisenin ve ruhban sınıfının otoritesinin mucize anlatılarına dayandığını savunmuştur. nietzsche, bu dönemde henüz dindar bir protestan aile yapısına ve kültürel bağlara sahip olsa da strauss'un bu radikal, rasyonel eleştirilerinden derinden etkilenmiştir.
aslında yardımsever ve hristiyan ailesinin kendisine sağladığı emniyet ve sıcaklığı içtenlikle kabul etmektedir. nitekim 1864 noel'inde kız kardeşi ve annesine yazdığı mektuplarda nietzsche'nin duygusal bakımdan henüz bir hristiyan gibi hissettiği görülmektedir. ancak bonn'da geçirdiği bir yıl boyunca evden gelen mektuplarda nietzsche'nin manevi yönelimine dair endişeler artmıştır. kardeşi elisabeth'in 1865 mayıs'ında nietzsche'ye yazdığı mektupta onun yeni görüşlerine atıfta bulunarak şöyle diyordu: "...ama şurası kesin: inanmamak çok daha kolay ve asıl güçlük doğru yolu bulmakta... her halükarda, uğursuz strauss'u tatilde getirmen, onun hakkında senden pek çok şey duymam gerçekten üzücüydü. çünkü en azametli şeylerden şüphe etmenin ve onları eleştirmenin mümkün olduğunu duymak yeni bir inanca ya da inançsızlığa doğru ilk adımı atmak demek. bu adımı attıktan sonra, bana göre adeta sağlam bir koruyucu duvar yıkıldı; artık engin, haritasız, kafa karıştırıcı, sisler içinde bir çölde duruluyor ve sağlam hiçbir şey yok, geriye sadece zavallı, çilekeş ve sıklıkla yanılan ruhumuzun rehberliği kaldı."
bu mektubun nietzsche üzerinde etkili olduğu açıktır; zira o, tanrısızlığın ıssızlığını tanımlamak için ilerleyen yıllarda eserlerinde sık sık 'çöl' imgesini kullanacaktır. nietzsche'nin kız kardeşi elisabeth'e cevabı ise entelektüel kopuşunun ilanı niteliğindedir:
"....temel prensibine, yani hakikatin daima daha zor olanın tarafında olduğu prensibine ise ancak kısmen katılabilirim. gelgelelim, iki çarpı ikinin dört etmediğine inanmak güçtür. bu durum onu daha doğru yapar mı?
diğer yandan, bize öğretilen, tedricen içimizde sağlam kökler salan, akrabalarımızın ve daha pek çok iyi insanın bize doğru olduğunu söylediği, üstelik gerçekten insanlara teselli ve yücelme duygusu veren her şeyi doğru kabul edivermek gerçekten çok mu zordur? adetlerle çatışan yeni yollara girmekten, bağımsızlığa eşlik eden emniyetsizlik hissinden, pek çok ruhsal gidiş geliş ve hatta vicdan azabı yaşamaktan, çoğunlukla teselli bulamamaktan ama daima doğruyu, güzeli ve iyiyi hedeflemekten daha mı zordur gerçekten?
bizi en çok avutan görüşe, yani tanrı, dünya ve bunları uzlaştırma görüşüne ulaşmak en önemli şey midir? gerçek bir araştırmacının araştırmalarının sonucunun ne olacağına tamamen kayıtsız olması gerekmez mi? bir şeyi araştırıp soruştururken huzur, barış ve mutluluk peşinde miyiz? öyle değil işte; en yüksek dereceden çirkinlik ve iğrençlik içerse bile sadece doğruyu ararız.
son bir soru daha: kendi gençliğimizden itibaren bütün kurtuluşun isa'da değil de mesela muhammed'de olduğuna inansaydık, aynı kutsallığı yaşayacağımız kesin değil midir? kutsallık hissini yaratan, imanın ardında yatan nesnel gerçeklik değil imanın kendisidir. sana bunları yazmamın sebebi, sevgili lizbeth, imanlarının sarsılmazlığını göstermek üzere içsel deneyimlerine başvuran dindar insanların genellikle benimsediği ispatlama çizgisini karşılamak sadece. her hakiki iman sarsılmazdır, insanın imanda bulmayı umduğu şeyi verir ama nesnel doğruluğuna kanıt olarak en ufak bir destek sunmaz.
insanların seçeceği yollar burada ayrılır: ruhsal huzur ve mutluluk peşindeysen inanırsın, doğrunun havarisi olmak istersen sorgularsın.
"
nietzsche'nin bu mektupta gerçeğin çölüyle yüzleşmesi kendisi için de tatsız bir durumdur. yine de straussçu bilimin yıkıcı etkisini bir kez kavradıktan sonra öğrendiği şeyi unutması mümkün değildir; cin şişeden bir kere çıkmıştır artık. bu bağlamda nietzsche'nin teolojiden filolojiye geçişi salt akademik bir seçimden ibaret değildir.

julian young, nietzsche-bir filozofun ve felsefenin biyografisi, türkiye iş bankası kültür yayınları, s.75-92
--
devamını gör...
152.
adamın hiçlik filozofu ya da nihilist filozof olarak bilinmesi kadar saçma bir şey yok bu dünyada.

nietzsche nihilist he! yooaamauagoyim!!

nietzsche bu dünyayı hiçleyen bir adam olmadığı gibi bu dünyayı hiçleyen tüm düşünceleri de hiclemistir.
devamını gör...
153.
valla şimdi bu sözlükte yazanlarla herhangi bi şekilde kavga etmek istemem. anlaşıldığı kadarıyla alman düşünürü tanımadan fikir oluşturmușlar - ki zaten türkler "tembel" bir millettir ve "kestirmeden gitmeye " çalışırlar, meşakkatli işlere girmezler. giremezler, çünkü genellikle bilgileri yetmez.

nietzsche çok büyük düşünürlerden biridir ve insanlığa bugün bile tartışılan sorular sormuştur.

kitapları harikuladedir, almancası çok üstündür nietzsche' nin. sırf almancanızı geliştirmek için bile okuyabilirsiniz. bi papaz demişti bana, düşünceleri bana çok ters ama harika kitaplar yazmış, demişti. tabii din konusunu değerlendirmesi dindar katolikler açısından da oldukça sıkıntılıdır. hatta neden öyle düşündüğünü de açıklar nietzsche, şimdi bu entry çok uzatmamak için o konuya girmiyorum.

siz onun gibi düşünmeseniz bile nietzsche okuyunuz. hele biraz konuşabiliyosanız, almanca okuyunuz. çok yarar sağlar size.
devamını gör...
154.
alman ahmaklığının eline kalem verilmiş hali. dünyada hiç kimse bir alman kadar ahmak olamaz. bunlar iki dünya savaşında da ispatlı olduğu üzere ahmaklar. ikisini de stratejik hedef belirleme kabiliyetsizliklerinden dolayı kaybettiler. koca asya'ya blitzkrieg yapmak nedir lan? kafayı yemişler. hem de peynir ekmekle.

almanlar o kadar ahmak ki disiplinsiz bir hayatta helak olup giderlerdi. doğaçlama denen o olağanüstü yetenek bunlara uğramamış.

aşağılık kompleksi dağları aşmış. yetersizliğinin farkında. aha bu eleman da tarihteki ilk kişisel gelişim zırvalarını ortalığa saçan alman. üstinsan sayıklamasıyla geziyor ortalıkta. bu geyik buna özgü değil elbette, bütün almanların paylaştığı, o protestanlık sonrası bunların beynini sulandıran geyikler. sonra küçük bıyıklı bir cüce avrupa'nın içinden geçti, bütün dünya hep beraber almanların içinden geçtiler. o kadar da üstün ırk değillermiş meğerse. mükemmelliyetçilik takıntısından adam bir türlü seri üretime geçiremedi projeleri. hep daha iyisi, daha üstünü, daha güçlüsü. nietszche'nim güç takıntısı, al sana aynısı.

bütün kutsalları yıkarken izlemek hoştu ama sonra ne oldu? halbuki onları kendisini, yani daha tırt olanı oraya, kutsal yerine koymak için yıkıyormuş. ben şahsen tanrının kutsallığını anlayabilirim ama insanın kutsallığı tam bir komedi, yani, tuvalete oturup sıçan kutsal mı olur lan? komik olur. en azından bütün o zırvalarının arasında sıçmayı nasıl bırakacağımız üzerine de kafa yorsaydı. yok. değinmiyor bile. geçiniz. oraya değinirse işler karışacak. kendisi de biliyor.

güç istenci safsatasına ne demeli? güçlü olmak için yaşıyormuşuz. bana kalırsa yaşamak için güçlü olmalıyız gibi geldi ama schopenhauer'dan daha iyi bilir tabii. evrim falan da bilmiyor ki bu salak. öyle olsa uyum istenci falan zırvalardı en azından, çünkü evrime göre en büyük güç uyum, uyum sağlayan yaşar falan.

bütün tapınılacakları yıktıktan sonra, geldi yine güce taptı la herif. kimse de demiyor ki, hacı biz bu boku niye yedik? ağzı açık avelleri bulmuş gazlıyor. üstinsansın olum, şöylesin olum, böylesin olum.

tarihteki ilk redpillci de bu ha. kendine yatırım yap, kadınlar kendiliğinden düşerler, gökten yağarlar falan, kadınlar için yapma, kendin için yap, istemem yan cepçi rezil tayfa.

ha bu herif gerçek hayatta da duygusal öküzün teki. sen git o kadar sayıkla, sonra kırbaçlanan ata sarıl, ağla, felç geçir. minnoşum benim. tarihteki en büyük kolpacılardan.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"friedrich nietzsche" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim