101.
e be adam, ne alıp veremediğin var senin bu varvara petrovna ablamızla?
devamını gör...
102.
herkesin bir yarası vardır
gece kadar karanlık
okyanus kadar derin...
gece kadar karanlık
okyanus kadar derin...
devamını gör...
103.
abimdir.
devamını gör...
104.
slav milliyetçiliği yapmış, yazılarında kılıçla hamile kadınların karnını deşerek, bebekleri süngüye takarak dolaştıran barbar bir osmanlı imajı oluşturarak, halkı kin ve nefrete yöneltmeyi amaçlamıştır. hatta o'na göre konstantiniyye ( istanbul) şehri, osmanlı barbarlarının elinden kurtarılmalı, bizans'ın da olmamalıdır. bu büyük şehrin sahibi olmaya layık halk, ruslar olmalıdır. halbuki diğer rus edebiyat devleri puşkin ile tolstoy da bilakis barbar değil, olumlu ve insancıl bir türk ve osmanlı imajından söz etmişlerdir.
devamını gör...
105.
muazzam bir analizci, satırlarında kendimi bulduğum yazar özellikle yer altında notlar'da
devamını gör...
106.
benim yaratıcımdır.
devamını gör...
107.
ince ruhlu, iyi niyetli bir yazar. her eseri dünya klasikleri serisinde yer almış. rus edebiyatının öncülerindendir. harika bir anlatımı olan dostoyevski eserlerinde okuyucuyu alıp sürükleyen, okuyucunun romanın içinde hayat bulmasını sağlayan çok yetenekli bir yazardır.
devamını gör...
108.
bir yaz tatilinde suç ve ceza'yı okumuştum ve o günden sonra asla iyi olamadım.
devamını gör...
109.
kitaplarını aşkla okuduğun yazar. iyi ki geçmişsin bu dünyadan.
devamını gör...
110.
karamazov kardeşlerin yazarı. bakın bu çok önemli. nasıl yazılır lan o kitap. ayrıca suç ve ceza da ' beklenmedik bir felaket anında, bu felaketin dışında kalan bütün insanlarda görülen ve bu insanların dile getirdikleri en içten acıma, acılarını paylaşma duygularına rağmen, kendilerini alamadıkları tuhaf bir sevinç duygusu içindeydiler. ' cümlesini yazarak bana, acaba diğerlerinin dediği gibi 'her duygu kelimelere aktarılmaz' cümlesi doğru değil mi lan diye düşündürttüren, kumarbaz ve sevmediği insanlara yalakalık yaparak para isteyen yazar. offff ya çok ilginç çoookkk!!
devamını gör...
111.
ölüm eşiğinde eşine şu cümlelerli söyleyen yazar
"annâ, en üzüntülü ve sevinçli anılarımı seninle bölüştüm. tek başıma aşamayacağım zorlukları seninle aştım. ve şunu unutma ki seni büyük bir tutkuyla sevdim. bir kere bile aldatmadım. düşüncede bile."
"annâ, en üzüntülü ve sevinçli anılarımı seninle bölüştüm. tek başıma aşamayacağım zorlukları seninle aştım. ve şunu unutma ki seni büyük bir tutkuyla sevdim. bir kere bile aldatmadım. düşüncede bile."
devamını gör...
112.
dostoyevski'nin bu denli sevilmesinin esaslarından birinin "karakter" ya da karakter kurulumu olduğu oldukça aşikardır.
bir karakter imgesinin yaratılması, bir karakterin kuruluşu yeni bir yazar görüşünü, yeni bir yazar konumunu da gerektirmektedir. dostoyevski'nin yaptığı da, yeni karakterler, kişilikler ve kurulumlar yaratmaktan ziyade, bu kişilere, toplumdaki portrelere yeni ve bütünlüklü bir bakış açısı getirmekti.
biraz daha açmak gerekirse, dostoyevski'nin yaptığı salt yeni baştan karakterler yaratıp bunları sunmak değildi ; onun yaptığı daha ziyade "çoklu" - monolojik olmayan - bir bakış açısı ile karakter içerisindeki ya da kişi içerisindeki kişiyi açığa çıkarmaktı. yani, yeni bir yazar ve yeni bir bakış açısı yaratmaktı.
yine de bu karakter tahlilleri ile yazarı yanlış değerlendirmemek gerek zira dostoyevski şöyle der:
"tam bir gerçekçilikle insandaki insanı bulmak... psikolog diyorlar bana; bu doğru değil. daha yüksek bir anlamda gerçekçiyim sadece, yani insan ruhunun derinliklerini resmediyorum."
devamını gör...
113.
rus bacım afedersin.
devamını gör...
114.
nuri pakdil kendisi için "okumayana ehliyet bile verilmemeli!" demiştir. *
devamını gör...
115.
güzel genç bir anne ve katı kuralları olan cimri bir askeri cerrah babadan oluşan ailenin 2. çocuğu olarak 1821 yılında moskova'da dünyaya gelir dostoyevski. bu genel bilgileri zaten internette kolayca bulabilirsiniz. bugün dostoyevski'nin hayatını ve eserlerini, sigmund freud'un psikodinamik bakış açısı ve kuramları bağlamında inceleyeceğim.
odaklanmamız gereken ilk nokta, dostoyevski'nin çocukluğunda daha sonrasında kendisini sara nöbetlerine bırakan, ölüm nöbetine benzer nöbetler geçirmesidir. bu nöbetler, babasını pek sevmemesinden ve hatta oedipus kompleksi'nden ileri gelen, babaya duyulan nefretten ötürü gerçekleşir. babasına nefret duyup onu öldürmek ister ve bunun yanlış olduğunu bildiğinden kendisini bu tarz nöbetlerle cezalandırır. nitekim bilinçsiz bir şekilde bunu eserlerine de yansıtır. yazımın ilerleyen bölümlerinde bu kısımlara da değineceğim.
freud, kişiliğin üç temel yapısı olarak id, ego ve süperego kavramlarını öne sürer. id, bilinçsiz olduğumuz kısımdır. ilkel duygularımız ve arzularımız id tarafından karşılanır. süperego, çocuklukta ailemizden ve çevremizden öğrendiğimiz kurallar ve normlar olarak karşımıza çıkar. ego; id ve süperego arasındaki çatışmayı dengelemeye çalışan rasyonel kısımdır (schultz and schultz, 2017). bu bilgiler ışığında:
dostoyevski'nin 1866'da yayınlanan suç ve ceza kitabı, üniversite öğrencisi rodya raskolnikov'un bir kadını öldürmesi, yani bir suç işlemesi, ardından kendisiyle yüzleşmesi ve kendi iç hesaplaşmasını konu alır. kadını, id'nin karşı konulamaz istekleri yüzünden öldürür. yolda kadını öldürmeyip geri dönmek istemesi ego'nun dileğidir. lakin kadını ilkel bir eşya olan baltayla öldürmesinden anlıyoruz ki, id fazlasıyla güçlü ve baskın olabilmektedir. raskolnikov'un bu cinayetten sonra sara nöbetleri artar. sara nöbeti anahtar kelimemiz. raskolnikov kendisini sara nöbeti ile cezalandırır. tıpkı dostoyevski'nin kendisini bu nöbetlerle cezalandırması gibi. üstelik dostoyevski'nin sara nöbetleri, babası öldüğünde daha da artıp şiddetlenir. çünkü babasının ölümünden kendisini sorumlu tutar.
rivayete göre petersburg savcısı kitabı okuduktan sonra ''bir caninin ruhsal durumunu bu kadar gerçekçi ve ayrıntılı anlatan bir kişinin geçmişinde kesinlikle bir cinayet saklıdır.'' şeklinde açıklama yapar. dostoyevski geçmişte birini öldürdü mü bilinmez lakin babasının ölümünü büyük bir istekle diler, böylece mükemmel bir cinayet hikayesi yaratır. işte tam burada, freud'un savunma mekanizması olarak adlandırdığı sublimation başlığına uğramanızı öneririm.
karamazov kardeşler, ilgisiz, cimri ve katı bir baba olan fyodor pavlovich ile 4 çocuğunun ilişkisini konu alır. kitaptaki baba figürünün adının yabancı olmamasının nedeni, dostoyevski'nin bu kitaptaki baba figürüne kendi adını, fyodor'u vermiş olmasıdır. babasına benzeyen bir karaktere, ya babası gibi olduğunu düşündüğü için kendi adını verdi ya da böyle bir karaktere kendi adını vererek babasına olan nefretini cezalandırmak istedi. kitaptaki karakterler dostoyevski'nin hayatı ve kişiliğiyle büyük bir paralellik gösteriyor lakin burada bahsetmeyeceğim. üzerinde durmamız gereken nokta, babasını öldürmek isteyen çocuğun sara nöbetleri geçirmesi. id'nin karşı konulamaz dürtüleriyle babasını öldürmeyi düşünmüştür ve içinde duyduğu suçluluğu, sara nöbetleri ile geçiştirmeye çalışmıştır.
ayrıca dostoyevski, kitaptaki karakterler aracılığıyla birinin ölümünü istemenin o kişiyi suçlu yapıp yapmadığını ve kötü bir insanı öldürmeye hakkımız olup olmadığını sorgular. tüm bu bilgiler ışığında dostoyevski'nin karakterini, düşüncelerini ve babasını öldürme arzusunu görebilmek için karamazov kardeşler önemli bir kitaptır.
sözün kısası, freud'a göre dostoyevski'nin ölüm nöbetleri ve sara nöbetleri geçirmesinin sebebi, annesine duyduğu arzulardan ötürü ilgisiz ve katı babasının kendisini hadım edeceğini düşündüğünden oluştuğu ''babasını öldürme'' isteğini cezalandırma biçimidir. ölüm nöbetlerinin ceza olarak seçilmesinin nedeni dostoyevski'nin ölmesini istediği birinin varlığıdır (freud, 1928, as cited in psikanaliz açısından edebiyat, 1981). bu görüş, şu çıkarımı yapmamı sağlıyor: dostoyevski babasının ölmesini o kadar çok istedi ki artık onu ölü kabul etti ve belki de bir bakıma ölüm nöbetleri ile onu kopyaladı. çünkü oedipus kompleksi ile birlikte ''babayı idealize etme'' kavramının da bir noktada gerçekleşmesi gerekiyordu.
kaynaklar:
hilav, s. (ed.). (1981). freud-jung-adler: psikanaliz açısından edebiyat (2nd ed.). dost kitabevi yayınları.
kupfersmid, joel. (1995). does the oedipus complex exist? psychotherapy, 32(4), 535-547.
schultz, d. p., & schultz, s. e. (2017). theories of personality (11th ed.). cengage learning.
odaklanmamız gereken ilk nokta, dostoyevski'nin çocukluğunda daha sonrasında kendisini sara nöbetlerine bırakan, ölüm nöbetine benzer nöbetler geçirmesidir. bu nöbetler, babasını pek sevmemesinden ve hatta oedipus kompleksi'nden ileri gelen, babaya duyulan nefretten ötürü gerçekleşir. babasına nefret duyup onu öldürmek ister ve bunun yanlış olduğunu bildiğinden kendisini bu tarz nöbetlerle cezalandırır. nitekim bilinçsiz bir şekilde bunu eserlerine de yansıtır. yazımın ilerleyen bölümlerinde bu kısımlara da değineceğim.
freud, kişiliğin üç temel yapısı olarak id, ego ve süperego kavramlarını öne sürer. id, bilinçsiz olduğumuz kısımdır. ilkel duygularımız ve arzularımız id tarafından karşılanır. süperego, çocuklukta ailemizden ve çevremizden öğrendiğimiz kurallar ve normlar olarak karşımıza çıkar. ego; id ve süperego arasındaki çatışmayı dengelemeye çalışan rasyonel kısımdır (schultz and schultz, 2017). bu bilgiler ışığında:
dostoyevski'nin 1866'da yayınlanan suç ve ceza kitabı, üniversite öğrencisi rodya raskolnikov'un bir kadını öldürmesi, yani bir suç işlemesi, ardından kendisiyle yüzleşmesi ve kendi iç hesaplaşmasını konu alır. kadını, id'nin karşı konulamaz istekleri yüzünden öldürür. yolda kadını öldürmeyip geri dönmek istemesi ego'nun dileğidir. lakin kadını ilkel bir eşya olan baltayla öldürmesinden anlıyoruz ki, id fazlasıyla güçlü ve baskın olabilmektedir. raskolnikov'un bu cinayetten sonra sara nöbetleri artar. sara nöbeti anahtar kelimemiz. raskolnikov kendisini sara nöbeti ile cezalandırır. tıpkı dostoyevski'nin kendisini bu nöbetlerle cezalandırması gibi. üstelik dostoyevski'nin sara nöbetleri, babası öldüğünde daha da artıp şiddetlenir. çünkü babasının ölümünden kendisini sorumlu tutar.
rivayete göre petersburg savcısı kitabı okuduktan sonra ''bir caninin ruhsal durumunu bu kadar gerçekçi ve ayrıntılı anlatan bir kişinin geçmişinde kesinlikle bir cinayet saklıdır.'' şeklinde açıklama yapar. dostoyevski geçmişte birini öldürdü mü bilinmez lakin babasının ölümünü büyük bir istekle diler, böylece mükemmel bir cinayet hikayesi yaratır. işte tam burada, freud'un savunma mekanizması olarak adlandırdığı sublimation başlığına uğramanızı öneririm.
karamazov kardeşler, ilgisiz, cimri ve katı bir baba olan fyodor pavlovich ile 4 çocuğunun ilişkisini konu alır. kitaptaki baba figürünün adının yabancı olmamasının nedeni, dostoyevski'nin bu kitaptaki baba figürüne kendi adını, fyodor'u vermiş olmasıdır. babasına benzeyen bir karaktere, ya babası gibi olduğunu düşündüğü için kendi adını verdi ya da böyle bir karaktere kendi adını vererek babasına olan nefretini cezalandırmak istedi. kitaptaki karakterler dostoyevski'nin hayatı ve kişiliğiyle büyük bir paralellik gösteriyor lakin burada bahsetmeyeceğim. üzerinde durmamız gereken nokta, babasını öldürmek isteyen çocuğun sara nöbetleri geçirmesi. id'nin karşı konulamaz dürtüleriyle babasını öldürmeyi düşünmüştür ve içinde duyduğu suçluluğu, sara nöbetleri ile geçiştirmeye çalışmıştır.
ayrıca dostoyevski, kitaptaki karakterler aracılığıyla birinin ölümünü istemenin o kişiyi suçlu yapıp yapmadığını ve kötü bir insanı öldürmeye hakkımız olup olmadığını sorgular. tüm bu bilgiler ışığında dostoyevski'nin karakterini, düşüncelerini ve babasını öldürme arzusunu görebilmek için karamazov kardeşler önemli bir kitaptır.
sözün kısası, freud'a göre dostoyevski'nin ölüm nöbetleri ve sara nöbetleri geçirmesinin sebebi, annesine duyduğu arzulardan ötürü ilgisiz ve katı babasının kendisini hadım edeceğini düşündüğünden oluştuğu ''babasını öldürme'' isteğini cezalandırma biçimidir. ölüm nöbetlerinin ceza olarak seçilmesinin nedeni dostoyevski'nin ölmesini istediği birinin varlığıdır (freud, 1928, as cited in psikanaliz açısından edebiyat, 1981). bu görüş, şu çıkarımı yapmamı sağlıyor: dostoyevski babasının ölmesini o kadar çok istedi ki artık onu ölü kabul etti ve belki de bir bakıma ölüm nöbetleri ile onu kopyaladı. çünkü oedipus kompleksi ile birlikte ''babayı idealize etme'' kavramının da bir noktada gerçekleşmesi gerekiyordu.
kaynaklar:
hilav, s. (ed.). (1981). freud-jung-adler: psikanaliz açısından edebiyat (2nd ed.). dost kitabevi yayınları.
kupfersmid, joel. (1995). does the oedipus complex exist? psychotherapy, 32(4), 535-547.
schultz, d. p., & schultz, s. e. (2017). theories of personality (11th ed.). cengage learning.
devamını gör...
116.
ukrayna'nın işgaline ses çıkarmayarak putin'in safını tutmuştur adam falan değildir
devamını gör...
117.
rusların yüksek sesle, muhafazakarın kısık sesle, nato'nun gizlice okuduğu efsane.
devamını gör...
118.
kitapları acilen imha edilmesi gereken yazarımsıdır. elindeki kitapları imha etmek isteyenler bana yollayabilir, gerekli işlemleri ben yaparım.
devamını gör...
119.
120.


