121.
ölüm eşiğinde eşine şu cümlelerli söyleyen yazar
"annâ, en üzüntülü ve sevinçli anılarımı seninle bölüştüm. tek başıma aşamayacağım zorlukları seninle aştım. ve şunu unutma ki seni büyük bir tutkuyla sevdim. bir kere bile aldatmadım. düşüncede bile."
"annâ, en üzüntülü ve sevinçli anılarımı seninle bölüştüm. tek başıma aşamayacağım zorlukları seninle aştım. ve şunu unutma ki seni büyük bir tutkuyla sevdim. bir kere bile aldatmadım. düşüncede bile."
devamını gör...
122.
"dostoyevski ölümsüzdür!"
devamını gör...
123.
dostoyevski'nin bu denli sevilmesinin esaslarından birinin "karakter" ya da karakter kurulumu olduğu oldukça aşikardır.
bir karakter imgesinin yaratılması, bir karakterin kuruluşu yeni bir yazar görüşünü, yeni bir yazar konumunu da gerektirmektedir. dostoyevski'nin yaptığı da, yeni karakterler, kişilikler ve kurulumlar yaratmaktan ziyade, bu kişilere, toplumdaki portrelere yeni ve bütünlüklü bir bakış açısı getirmekti.
biraz daha açmak gerekirse, dostoyevski'nin yaptığı salt yeni baştan karakterler yaratıp bunları sunmak değildi ; onun yaptığı daha ziyade "çoklu" - monolojik olmayan - bir bakış açısı ile karakter içerisindeki ya da kişi içerisindeki kişiyi açığa çıkarmaktı. yani, yeni bir yazar ve yeni bir bakış açısı yaratmaktı.
yine de bu karakter tahlilleri ile yazarı yanlış değerlendirmemek gerek zira dostoyevski şöyle der:
"tam bir gerçekçilikle insandaki insanı bulmak... psikolog diyorlar bana; bu doğru değil. daha yüksek bir anlamda gerçekçiyim sadece, yani insan ruhunun derinliklerini resmediyorum."
devamını gör...
124.
rus bacım afedersin.
devamını gör...
125.
nuri pakdil kendisi için "okumayana ehliyet bile verilmemeli!" demiştir. *
devamını gör...
126.
güzel genç bir anne ve katı kuralları olan cimri bir askeri cerrah babadan oluşan ailenin 2. çocuğu olarak 1821 yılında moskova'da dünyaya gelir dostoyevski. bu genel bilgileri zaten internette kolayca bulabilirsiniz. bugün dostoyevski'nin hayatını ve eserlerini, sigmund freud'un psikodinamik bakış açısı ve kuramları bağlamında inceleyeceğim.
odaklanmamız gereken ilk nokta, dostoyevski'nin çocukluğunda daha sonrasında kendisini sara nöbetlerine bırakan, ölüm nöbetine benzer nöbetler geçirmesidir. bu nöbetler, babasını pek sevmemesinden ve hatta oedipus kompleksi'nden ileri gelen, babaya duyulan nefretten ötürü gerçekleşir. babasına nefret duyup onu öldürmek ister ve bunun yanlış olduğunu bildiğinden kendisini bu tarz nöbetlerle cezalandırır. nitekim bilinçsiz bir şekilde bunu eserlerine de yansıtır. yazımın ilerleyen bölümlerinde bu kısımlara da değineceğim.
freud, kişiliğin üç temel yapısı olarak id, ego ve süperego kavramlarını öne sürer. id, bilinçsiz olduğumuz kısımdır. ilkel duygularımız ve arzularımız id tarafından karşılanır. süperego, çocuklukta ailemizden ve çevremizden öğrendiğimiz kurallar ve normlar olarak karşımıza çıkar. ego; id ve süperego arasındaki çatışmayı dengelemeye çalışan rasyonel kısımdır (schultz and schultz, 2017). bu bilgiler ışığında:
dostoyevski'nin 1866'da yayınlanan suç ve ceza kitabı, üniversite öğrencisi rodya raskolnikov'un bir kadını öldürmesi, yani bir suç işlemesi, ardından kendisiyle yüzleşmesi ve kendi iç hesaplaşmasını konu alır. kadını, id'nin karşı konulamaz istekleri yüzünden öldürür. yolda kadını öldürmeyip geri dönmek istemesi ego'nun dileğidir. lakin kadını ilkel bir eşya olan baltayla öldürmesinden anlıyoruz ki, id fazlasıyla güçlü ve baskın olabilmektedir. raskolnikov'un bu cinayetten sonra sara nöbetleri artar. sara nöbeti anahtar kelimemiz. raskolnikov kendisini sara nöbeti ile cezalandırır. tıpkı dostoyevski'nin kendisini bu nöbetlerle cezalandırması gibi. üstelik dostoyevski'nin sara nöbetleri, babası öldüğünde daha da artıp şiddetlenir. çünkü babasının ölümünden kendisini sorumlu tutar.
rivayete göre petersburg savcısı kitabı okuduktan sonra ''bir caninin ruhsal durumunu bu kadar gerçekçi ve ayrıntılı anlatan bir kişinin geçmişinde kesinlikle bir cinayet saklıdır.'' şeklinde açıklama yapar. dostoyevski geçmişte birini öldürdü mü bilinmez lakin babasının ölümünü büyük bir istekle diler, böylece mükemmel bir cinayet hikayesi yaratır. işte tam burada, freud'un savunma mekanizması olarak adlandırdığı sublimation başlığına uğramanızı öneririm.
karamazov kardeşler, ilgisiz, cimri ve katı bir baba olan fyodor pavlovich ile 4 çocuğunun ilişkisini konu alır. kitaptaki baba figürünün adının yabancı olmamasının nedeni, dostoyevski'nin bu kitaptaki baba figürüne kendi adını, fyodor'u vermiş olmasıdır. babasına benzeyen bir karaktere, ya babası gibi olduğunu düşündüğü için kendi adını verdi ya da böyle bir karaktere kendi adını vererek babasına olan nefretini cezalandırmak istedi. kitaptaki karakterler dostoyevski'nin hayatı ve kişiliğiyle büyük bir paralellik gösteriyor lakin burada bahsetmeyeceğim. üzerinde durmamız gereken nokta, babasını öldürmek isteyen çocuğun sara nöbetleri geçirmesi. id'nin karşı konulamaz dürtüleriyle babasını öldürmeyi düşünmüştür ve içinde duyduğu suçluluğu, sara nöbetleri ile geçiştirmeye çalışmıştır.
ayrıca dostoyevski, kitaptaki karakterler aracılığıyla birinin ölümünü istemenin o kişiyi suçlu yapıp yapmadığını ve kötü bir insanı öldürmeye hakkımız olup olmadığını sorgular. tüm bu bilgiler ışığında dostoyevski'nin karakterini, düşüncelerini ve babasını öldürme arzusunu görebilmek için karamazov kardeşler önemli bir kitaptır.
sözün kısası, freud'a göre dostoyevski'nin ölüm nöbetleri ve sara nöbetleri geçirmesinin sebebi, annesine duyduğu arzulardan ötürü ilgisiz ve katı babasının kendisini hadım edeceğini düşündüğünden oluştuğu ''babasını öldürme'' isteğini cezalandırma biçimidir. ölüm nöbetlerinin ceza olarak seçilmesinin nedeni dostoyevski'nin ölmesini istediği birinin varlığıdır (freud, 1928, as cited in psikanaliz açısından edebiyat, 1981). bu görüş, şu çıkarımı yapmamı sağlıyor: dostoyevski babasının ölmesini o kadar çok istedi ki artık onu ölü kabul etti ve belki de bir bakıma ölüm nöbetleri ile onu kopyaladı. çünkü oedipus kompleksi ile birlikte ''babayı idealize etme'' kavramının da bir noktada gerçekleşmesi gerekiyordu.
kaynaklar:
hilav, s. (ed.). (1981). freud-jung-adler: psikanaliz açısından edebiyat (2nd ed.). dost kitabevi yayınları.
kupfersmid, joel. (1995). does the oedipus complex exist? psychotherapy, 32(4), 535-547.
schultz, d. p., & schultz, s. e. (2017). theories of personality (11th ed.). cengage learning.
odaklanmamız gereken ilk nokta, dostoyevski'nin çocukluğunda daha sonrasında kendisini sara nöbetlerine bırakan, ölüm nöbetine benzer nöbetler geçirmesidir. bu nöbetler, babasını pek sevmemesinden ve hatta oedipus kompleksi'nden ileri gelen, babaya duyulan nefretten ötürü gerçekleşir. babasına nefret duyup onu öldürmek ister ve bunun yanlış olduğunu bildiğinden kendisini bu tarz nöbetlerle cezalandırır. nitekim bilinçsiz bir şekilde bunu eserlerine de yansıtır. yazımın ilerleyen bölümlerinde bu kısımlara da değineceğim.
freud, kişiliğin üç temel yapısı olarak id, ego ve süperego kavramlarını öne sürer. id, bilinçsiz olduğumuz kısımdır. ilkel duygularımız ve arzularımız id tarafından karşılanır. süperego, çocuklukta ailemizden ve çevremizden öğrendiğimiz kurallar ve normlar olarak karşımıza çıkar. ego; id ve süperego arasındaki çatışmayı dengelemeye çalışan rasyonel kısımdır (schultz and schultz, 2017). bu bilgiler ışığında:
dostoyevski'nin 1866'da yayınlanan suç ve ceza kitabı, üniversite öğrencisi rodya raskolnikov'un bir kadını öldürmesi, yani bir suç işlemesi, ardından kendisiyle yüzleşmesi ve kendi iç hesaplaşmasını konu alır. kadını, id'nin karşı konulamaz istekleri yüzünden öldürür. yolda kadını öldürmeyip geri dönmek istemesi ego'nun dileğidir. lakin kadını ilkel bir eşya olan baltayla öldürmesinden anlıyoruz ki, id fazlasıyla güçlü ve baskın olabilmektedir. raskolnikov'un bu cinayetten sonra sara nöbetleri artar. sara nöbeti anahtar kelimemiz. raskolnikov kendisini sara nöbeti ile cezalandırır. tıpkı dostoyevski'nin kendisini bu nöbetlerle cezalandırması gibi. üstelik dostoyevski'nin sara nöbetleri, babası öldüğünde daha da artıp şiddetlenir. çünkü babasının ölümünden kendisini sorumlu tutar.
rivayete göre petersburg savcısı kitabı okuduktan sonra ''bir caninin ruhsal durumunu bu kadar gerçekçi ve ayrıntılı anlatan bir kişinin geçmişinde kesinlikle bir cinayet saklıdır.'' şeklinde açıklama yapar. dostoyevski geçmişte birini öldürdü mü bilinmez lakin babasının ölümünü büyük bir istekle diler, böylece mükemmel bir cinayet hikayesi yaratır. işte tam burada, freud'un savunma mekanizması olarak adlandırdığı sublimation başlığına uğramanızı öneririm.
karamazov kardeşler, ilgisiz, cimri ve katı bir baba olan fyodor pavlovich ile 4 çocuğunun ilişkisini konu alır. kitaptaki baba figürünün adının yabancı olmamasının nedeni, dostoyevski'nin bu kitaptaki baba figürüne kendi adını, fyodor'u vermiş olmasıdır. babasına benzeyen bir karaktere, ya babası gibi olduğunu düşündüğü için kendi adını verdi ya da böyle bir karaktere kendi adını vererek babasına olan nefretini cezalandırmak istedi. kitaptaki karakterler dostoyevski'nin hayatı ve kişiliğiyle büyük bir paralellik gösteriyor lakin burada bahsetmeyeceğim. üzerinde durmamız gereken nokta, babasını öldürmek isteyen çocuğun sara nöbetleri geçirmesi. id'nin karşı konulamaz dürtüleriyle babasını öldürmeyi düşünmüştür ve içinde duyduğu suçluluğu, sara nöbetleri ile geçiştirmeye çalışmıştır.
ayrıca dostoyevski, kitaptaki karakterler aracılığıyla birinin ölümünü istemenin o kişiyi suçlu yapıp yapmadığını ve kötü bir insanı öldürmeye hakkımız olup olmadığını sorgular. tüm bu bilgiler ışığında dostoyevski'nin karakterini, düşüncelerini ve babasını öldürme arzusunu görebilmek için karamazov kardeşler önemli bir kitaptır.
sözün kısası, freud'a göre dostoyevski'nin ölüm nöbetleri ve sara nöbetleri geçirmesinin sebebi, annesine duyduğu arzulardan ötürü ilgisiz ve katı babasının kendisini hadım edeceğini düşündüğünden oluştuğu ''babasını öldürme'' isteğini cezalandırma biçimidir. ölüm nöbetlerinin ceza olarak seçilmesinin nedeni dostoyevski'nin ölmesini istediği birinin varlığıdır (freud, 1928, as cited in psikanaliz açısından edebiyat, 1981). bu görüş, şu çıkarımı yapmamı sağlıyor: dostoyevski babasının ölmesini o kadar çok istedi ki artık onu ölü kabul etti ve belki de bir bakıma ölüm nöbetleri ile onu kopyaladı. çünkü oedipus kompleksi ile birlikte ''babayı idealize etme'' kavramının da bir noktada gerçekleşmesi gerekiyordu.
kaynaklar:
hilav, s. (ed.). (1981). freud-jung-adler: psikanaliz açısından edebiyat (2nd ed.). dost kitabevi yayınları.
kupfersmid, joel. (1995). does the oedipus complex exist? psychotherapy, 32(4), 535-547.
schultz, d. p., & schultz, s. e. (2017). theories of personality (11th ed.). cengage learning.
devamını gör...
127.
ukrayna'nın işgaline ses çıkarmayarak putin'in safını tutmuştur adam falan değildir
devamını gör...
128.
rusların yüksek sesle, muhafazakarın kısık sesle, nato'nun gizlice okuduğu efsane.
devamını gör...
129.
kitapları acilen imha edilmesi gereken yazarımsıdır. elindeki kitapları imha etmek isteyenler bana yollayabilir, gerekli işlemleri ben yaparım.
devamını gör...
130.
131.
132.
bir bu adama bir de salih mirzabeyoğluna bitiyorum ya.
bu kadar popüler ama kaç kişi suç ve ceza yı baştan sona okumuştur acaba. dostoyovski ağbi ben de çok severim falan filan.
büyük deha. evet.
bu kadar popüler ama kaç kişi suç ve ceza yı baştan sona okumuştur acaba. dostoyovski ağbi ben de çok severim falan filan.
büyük deha. evet.
devamını gör...
133.
roman tarihinin bütün ustalarını bir odaya koyun, dostoyesvkiyi tek başına başka bir odaya; bir oda dolusu usta yazar onun suç ve ceza'da yaptığını yapamaz ama o tek başına, yine ve yeniden: sonya - raskolnikov, raskolnikov - porfiriy petroviç, raskolnikov - svidrigaylov yazar.
saf zeka gerçekten çok başka bir meziyet.
saf zeka gerçekten çok başka bir meziyet.
devamını gör...
134.
bu devir, sıradan insanın en parlak zamanı, duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir. kimse bir şeyin üzerinde durup düşünmüyor. kendisine bir ülkü edinen çok az. umutlu birisi çıkıp iki ağaç dikse herkes gülüyor: yahu bu ağaç büyüyünceye kadar yaşayacak mısın sen? öte yanda iyilik isteyenler, insanlığın bin yıl sonraki geleceğini kendilerine dert ediniyorlar.
insanları birbirine bağlayan ülkü tümden yitti, kayıplara karıştı. herkes, yarın sabah çekip gidecekleri bir handaymış gibi yaşıyor. herkes kendini düşünüyor, kendisi kapabileceği kadar kapsın, geride kalanlar isterse açlıktan, soğuktan ölsün, vız geliyor..
insanları birbirine bağlayan ülkü tümden yitti, kayıplara karıştı. herkes, yarın sabah çekip gidecekleri bir handaymış gibi yaşıyor. herkes kendini düşünüyor, kendisi kapabileceği kadar kapsın, geride kalanlar isterse açlıktan, soğuktan ölsün, vız geliyor..
devamını gör...
135.
" öyle göz alıcı bir güzelliğim yoktu , ne özel bir yeteneğim ne de sıradışı bir zekam vardı , düz bir eğitim almıştım. buna karşın ; zeki , üstün yeteneklere sahip bir erkekten büyük saygı görüyor , neredeyse tapılıyordum.."
14 yıllık evliliğin sonunda dostoyevski , ölürken ona şöyle dedi :
" seni şimdiye kadar hep tutkuyla sevdim. hiç aldatmadım , düşüncede bile..."
14 yıllık evliliğin sonunda dostoyevski , ölürken ona şöyle dedi :
" seni şimdiye kadar hep tutkuyla sevdim. hiç aldatmadım , düşüncede bile..."
devamını gör...
136.
fyodor dostoyevski'nin ölüm döşeğindeyken eşine son sözleri: "anna, en üzüntülü ve sevinçli anlarımı seninle bölüştüm. tek başıma aşamayacağım zorlukları seninle aştım. ve şunu unutma ki seni büyük bir tutkuyla sevdim. bir kere bile aldatmadım, düşüncede bile."
devamını gör...
137.
ilk eşi ve ölen eşinden sonra hiçbir şekilde evlenmeyi düşünmeyen dostoyevski'nin, yukarıdaki tanımda görüldüğü üzere karısına bu kadar bağlı olma sebebi, yardımcısı olarak aldığı zayıf ve güçsüz bu kadının yavaş yavaş onun eli ayağı olması ve sonra ona çok bağlanmasıdır. dostoyevski'nin ağır travmatik yılları dolayısıyla özellikle 40 yaş sonrası unuttuğu ve kaybettiği metinler olduğu biliniyor. 2. eşi anna ise müthiş başarılı bir kadın olarak yardımcısı oluyor. bu çok önemli bir olay çünkü zannedildiği gibi dostoyevski erken yaşta en iyi metinlerini yazan değil 40 yaş sonrası yazan birisi. ağır, kaldırılamaza çocukluğu, hapis yılları bilindiği üzere onu çok erken yaşta yaşlandırdığı için çok erken yaşta çöken dostoyevski'nin özellikle kumarbaz kitabını o kadar kısa sürede yazması ve geç kalsa bütün telif haklarını kaybedeceği gerçeği düşünüldüğünde, yazarlığını kurtaran kişi, başta belirttiğim üzere eli ayağı olan ikinci karısı. iki tane yarı otobiyografik roman - ki ikisinin de ondan çok ağır izler taşısa da tam olarak böyle olduğunu kabul etmez - 40'lı yaşlardan sonra tam metin olarak elimize ulaştıysa sebebi ikinci karısıdır. yani ölüm döşeğinde karısına söylediği o sözler sadece aşk sözleri değil, onun dehasına hayran kalıp en başından beri yanında olan ve onun hayatını kurtaran yardımcısına duyduğu büyük saygı duruşudur. bazı günler yazı yazmaktan yemek yemeyi bile unutan anna, dostoyevski'nin herşeyidir. kocası kumarda herşeyi kaybederken, kariyeri tehlikeye girmesin diye ona ses bile çıkarmayan kişi melektir. kumarbaz demişken başlığında yazacağım kumarbaz'daki femme fatale karakteri anna'yı düşünerek onu şeytanlaştırıp yazdığını düşünüyorum.
devamını gör...
138.
dostoyevski'den ne öğrendim...
- suçlu doğduğumuzu.
- en karanlık odamızda gizlendiğimizi.
- varlığımızın, en ağır cezamız olduğunu.
- kül, kil ve acıdan yaratıldığımızı.
- tüm genetik suçların, son nesil taşıyıcıları olduğumuzu.
- kan bağının en karanlık yazgı olduğunu.
- hepimizin birer cinayet aleti olduğunu.
- kendimizi, ancak cezalandırarak affedebildiğimizi.
- tanrıları, günah keçilerimiz sandığımızı.
- genetik suçluluğun, bize kalan tek miras olduğunu.
- tanrının gayrimeşru çocukları olduğumuzu.
- her evin, bir cinayet mahalli olduğunu.
- tüm insanlık suçlarının ortağı olduğumuzu
- affetmeden önce, itiraf etmemiz gerektiğini.
- yok etmenin, bağışlamaktan daha kolay olduğunu.
- bütün insanlığın, gerçekte tek bir insan olduğunu.
- kendi yalnızlığımızdan ürediğimizi.
- suçluluğumuzdan, ötekileri yargılayarak kurtulduğumuzu.
- vicdanımızın, müebbet tutukluları olduğumuzu.
- masumiyetimizi, kendi ellerimizle öldürdüğümüzü.
- her yaşamın, uzun bir intihar süreci olduğunu.
- kendimize düşmanlığın sonunda başkalarına kıydığını.
- her yolculuğun, bir uçurum aramak olduğunu.
- sanatın, umarsız bir arınma süreci olduğunu.
- yer altının, yer yüzünden daha gerçek ve dürüst olduğunu.
- her eylemin, hem cürüm, hem aklanma olduğunu.
- yalnızlığın tanrıya, değil insana mahsus olduğunu.
- en adil mürekkebin kan olduğunu.
- her bağımlılığın, bir suç ortaklığı olduğunu.
- insanın, kendi sonunu yaratmak için yaşadığını.
- müebbet suçluların, yargıç olamayacağını.
- babalığın, nesiller eliyle büyütülen bir gölge olduğunu.
- varlığımızı, başkalarının yokluğuna borçlu olduğumuzu.
- yaşamın, kazananı olmayan bir kumar olduğunu.
- aklımızın yalnız, onu yitirdiğimiz anlarda başımıza geldiğini.
- deliliğin, acıyla kazanılmış bir bilgelik olduğunu.
- gerçek sanatçının, ancak karanlıkta görebildiğini.
devamını gör...
139.
çağımızın en büyük realist rus romancılarından biridir. kumar bağımlılığı ve yaşca küçük kızlara sarkıntılık yapmasıyla bilinir.
hatta kumar borcunu ödemek için kitap yazdığını bile söylemiştir. borcunu ödedikten sonra yine borç batağına düşer. onun için bir hastalıktan ziyana yazmak için bir sebep aramaktır.
o dönemde sayfa başına para alındığı için, bol bol kitap, dergilere metin yazmıştır.
hatta kumar borcunu ödemek için kitap yazdığını bile söylemiştir. borcunu ödedikten sonra yine borç batağına düşer. onun için bir hastalıktan ziyana yazmak için bir sebep aramaktır.
o dönemde sayfa başına para alındığı için, bol bol kitap, dergilere metin yazmıştır.
devamını gör...
140.
bence iyi ve kötünün ötesindeydi. yazdıklarına bakılırsa durum bu..
devamını gör...