161.
kelime-i sehadet getirerek dine girilebildigini kim soyledi olm dedirten din.

yok oyle 1 sey. herif daha dini bilmiyor gelmis suc atiyor.
devamını gör...
162.
kelime-i şehadetle; allah'ın varlığı ve tekliği, elçi muhammedin peygamberliği kabul edilerek girilen din.
elbette kelime-i şehadetle girilecek, allah'ın varlığını ve tekliğini, elçi muhammed'in peygamberliğini kabul etmeden diğer ibadetleri yapması saçma olurdu. düşünün, oruç tutuyor ama allah'ın varlığını ve tekliğini kabul etmemiş. böyle müslüman mı olur?! kelime-i şehadet, islama atılan ilk adımdır. bu, islamın kelime-i şehadetten ibaret olduğu anlamına gelmez.
devamını gör...
163.
-- çeviri --


birkaç kişi bana dünyamızda neler olacağını düşündüğümü sordu...

dünyayı fethetmek isteyen ve bunun için hiçbir şeyden kaçınmayan bir grup insan var, bu da geriye çok sınırlı sayıda sonuç bırakıyor - ve bunların hiçbiri iyi değil.

seçeneklerden biri gezegeni paylaşmak. bırakın islami rejim şeriat hukuku için, birbirini taşlamak, öldürmek ve işkence etmek için bir parçaya sahip olsun, bırakın demokrasi ve özgürlük isteyenler de bir parçaya sahip olsun. bu seçeneği denedik. islami rejim için yeterli olmadı. onlar dünyanın bir parçasını istemiyorlar. tüm gezegeni istiyorlar. kendi kurallarını istiyorlar. kanunlarını. halifeliklerini. bu seçenek işe yaramıyor.

bir sonraki seçenek, onlara boyun eğmektir. islam'a geçmeyi kabul etmek. şeriat kanunları altında yaşamayı kabul etmek. kadınların örtünmek zorunda olduğu yerde. ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördükleri yerde. kadınların saçlarını düzgün örtmedikleri için dövüldükleri ve öldürüldükleri yerde. halka açık taşlamalar. evrimimizde 1400 yıl geriye gidiyoruz. bu asla olmayacak.

bu da bizi üçüncü ve ne yazık ki tek seçeneğe getiriyor. bir savaş olacak. boyutunu görmediğimiz ve hazırlıklı olmadığımız bir savaş. dünyanın dört bir yanında, sahada savaşılacak. askerler ya da ordular tarafından değil, vatandaşlar tarafından - herkes tarafından.

özgürlüğe karşı köleleştirme.

demokrasiye karşı şeriat.

iyiliğe karşı islam.

bunu istemiyorum ve bunu umut etmiyorum, ancak gittiğimiz yerin bu olduğuna inanıyorum. her birimiz kelimenin tam anlamıyla hayatlarımız için savaşmak zorunda kalacağız. hükümetlerimiz tehlikeye atıldı. yetkililerimiz tehlikeye atıldı. ordularımız ele geçirildi. kimse bizi kurtarmaya gelmiyor. kimse bunu durduramayacak. bazı ülkelerde işleri yavaşlatmak için ellerinden geleni yapacak seçilmiş yetkililerimiz olacak ama biz bunun çok ötesindeyiz. pandora'nın kutusu açıldı. ve dışarı çıkan şey geri konulamaz ya da kontrol altına alınamaz.

her şey basit bir kavrama indirgenecek.

öldür ya da öl.



rich toronto
devamını gör...
164.
hak din
devamını gör...
165.
islam'da cihad kavramının anlayış ve yorumuna bağlı olarak değerlendirilebilecek bir konu. cihad'ı, tanrı adına hareket ettiği ve bu uğurda yaptığı her şeyin mübah olduğunu iddia eden bir anlayış var; bunlar dünyayı bir savaş alanı, kendilerini tanrının savaşçıları olarak görüyorlar ve kendi dışındakileri ya kendi buyrukları altına almak ya da öldürmekten başka yol olmadığı ve islamın bu savaş hali olduğunu savunuyorlar. yani islam, dünyanın tamamına hükmolana dek sürdürülecek bir savaş çağrısı, müslüman olmak demekte bu savaşın mücahidi olmak demek. bu kutsal bir savaş ve bu uğurda yapılan "her şey mübah", ahlaki, insani, hukuki hiç bir ölçüt cihattan daha önce ve değerli değil.. bu yolda ölüm de öncelikli bir cennet bileti.
kuşkusuz böyle düşünmeyen müslümanlar ve böyle olmadığına inanılan islami anlayışlar da var. ancak, baskın ve etkin olan anlayış ilk gurup.
islami taban, kendi içindeki bu anlayışı dışlayıp, farklı bir islam anlayışına kavuşmadıkça -ki bir umut da görülmüyor- topyekun dünyayı karşılarında bulup, islam'ın legal bir din anlayışı olarak görülmesi ve kabul edilmesini de giderek imkansız hale getirmeye malzeme oluyorlar..
devamını gör...
166.
geride bırakanlar tarafından tanınan, hala içinde olan insanlar tarafından ise neredeyse hiç tanınmayan inancın adı
devamını gör...
167.
çok güzel maddi getirisi olan din.
devamını gör...
168.
bağnaz yahudi ve arap geleneklerinden oluşan, ayak bastığı yeri her anlamda çöle çeviren bedevi dini.
devamını gör...
169.
islâmiyet ve müslümanlık olarak da bilinir. bazı kaynaklarda ise muhammedîlik veya muhammedizm olarak da geçer, ancak bu tanım müslümanlar tarafından kabul edilmez. neden edilmez anlamış değilim.
devamını gör...
170.
#3414644, müslümanlara göre muhammed'den önceki bütün peygamberler de müslüman ve özellikle musa ile isa'nın dinleri zaman içerisinde tahrif edilmiş olarak sayıldığı için muhammedilik tanımı kabul edilmez çünkü islam, semavi dinlerin sonuncusudur.
devamını gör...
171.
roma dini hıristiyanlığın aksine, en büyük ve gerçek yahudi mezhebidir: youtube.com/shorts/Xnkt_KyieLo
devamını gör...
172.

hristiyanlık israel tarihini hiçbir zaman gasp etmemiştir.

yahudileri asla silmemiştir. hiçbir zaman ibrahim'in hristiyan olduğunu ya da musa'nın bir kilise inşa ettiğini iddia etmemiştir. hristiyanlık kendisini yahudi hikayesinin yeniden yazılması değil, ortaya çıkarılması olarak görür.

siyasi ya da etnik bir değişim değil, kurtuluşçu bir tamamlanma iddiasındadır.

isa'nın yahudi kutsal yazılarında önceden bildirilen mesih olduğuna, ilahi bir bağdaştırıcılığın zirvesi olduğuna inanıyoruz. bu hırsızlık değildir. bu devamlılıktır.

bu, yahudiliğin godfather 1, hristiyanlığın godfather 2 olduğunu söylemek gibi bir şeydir. hristiyanlar robert de niro'nun genç marlon brando olduğuna inanır. yahudiler aynı fikirde değildir ve bu sorun değildir.

ancak kimse marlon brando'nun başlangıçta orada olduğunu inkar etmiyor.

islam “saygıyla ayrılıyoruz” demez. der ki:

“bizden önceki tüm hikaye bozulmuştur. sizin peygamberleriniz aslında bizimkilerdi ve müslümandı. kutsal yazılarınız yalandı, tahrip edildi. ibadethaneleriniz ve topraklarınız bizimdir."

"kendi isteklerine uygun bir dönemde yaşayıp vahiyler alan 7. yüzyıldan kalma bir arap diktatörüne inanmadığınız sürece, ne ibrahim'e, ne tanrı'ya ne de kendi kimliğinize dair hiçbir hak iddia edemezsiniz.”

evlat edindiği oğlunun karısıyla evlenen bir adam.
yetişkin olmayan yeğeniyle evlenen bir adam.
kutsal kitabı kızgın bir narsisistin günlüğü gibi olan bir adam.

bu adam incil geleneğinin doruk noktası değil. bu adam israel'in tanrısının bir peygamberi değil.

sizin “allah" dediğiniz yahve değil.
sizin “vahyiniz” kutsal kitap değil.
sizin “peygamberiniz” ibrahim'in soyundan gelmiyor.

allah, yahudilere boyun eğdirmek, hristiyanları ortadan kaldırmak ve dünyayı korku, itaat ve tahakkümden oluşan siyasi bir teoloji altında köleleştirmek için yeniden paketlenmiş ve silahlandırılmış bir arap putudur.


dan burmawi
devamını gör...
173.
islam kitabı kuranda israiloğullarının ahlaksızlıklarından çokça bahsedilir. yeryüzünde iki kez bozgunculuk çıkaracaklarından bahsedilir. ikincisi günümüzde yaşanıyor besbelli. vadedilen o ki bu bozguncu kavim ettiklerini bulacak ve çetin bir azabı bu dünyada tadacaklar. ahirette tadacakları ise daha fena.
devamını gör...
174.
peygamberinin ve kitabının müjdelediği bir çok olayın gerçekleştiği ve gerçekleşmeye devam edeceği din.

hz. muhammed (sav) 7. yüzyılda şunu söylemişti: hz. ömer (r.a.) şöyle anlatıyor:

bir gün allah resûlü’nün (s.a.v.) yanında oturuyorduk. yanımıza, elbiseleri bembeyaz, saçları simsiyah, üzerinde yolculuk belirtisi olmayan, içimizden kimsenin tanımadığı bir adam geldi. peygamber’in (s.a.v.) yanına oturdu. dizlerini peygamber’in dizlerine dayadı, ellerini onun dizlerinin üzerine koydu ve şöyle sordu:

– “ey muhammed, bana islam’ı anlat.”
peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
– “islam, allah’tan başka ilah olmadığına ve muhammed’in allah’ın elçisi olduğuna şahitlik etmen, namazı kılman, zekâtı vermen, ramazan orucunu tutman ve hacca gitmendir –eğer gücün yeterse–.”

adam: “doğru söyledin.” dedi.
biz hayret ettik, hem soruyor hem de doğruluyordu.

sonra tekrar sordu:
– “bana iman nedir, anlat.”
peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
– “allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve kaderin hayır ve şerrin allah’tan olduğuna inanmandır.”

yine dedi ki: “doğru söyledin. peki ihsan nedir?”
peygamber (s.a.v.):
– “allah’ı görüyormuş gibi ibadet etmendir. sen o’nu görmesen de o seni görmektedir.”

adam: “kıyamet ne zaman kopacak?” dedi.
peygamber (s.a.v.):
– “bu konuda sorulan, sorandan daha bilgili değildir.”

adam tekrar sordu:
– “peki kıyametin alametleri nelerdir?”
peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
– “cariyenin efendisini doğurması, çıplak ayaklı, yoksul koyun çobanlarının (bedevilerin) yüksek binalarda (inşa etmekte) birbirleriyle yarıştığını görmendir.”

sonra adam çıktı gitti.
bir süre sonra peygamber (s.a.v.) bana:
– “ey ömer, o soruyu soran kişi kimdi biliyor musun?” dedi.
– “allah ve resûlü daha iyi bilir.” dedim.
buyurdu ki:
– “o, cebrâil’di. size dininizi öğretmek için geldi.”
devamını gör...
175.
islamın temel iddiası, tanrının tek olduğu ve islamın da bu tek "tanrının dini" olduğu yönünde. islam bu iddiasına argüman olarakta, islamdan önceki iki dinin ruhbanlarınca tahrif olunduğu için, yeni bir peygamber ve tanrıya ait bir kitapla ve islam olarak 'son kez' gönderilmesine ihtiyaç duyulduğunu ileri sürmektedir. doğrudan orjinal tanrı kitabı, ruhbanlara ihtiyaç bırakmamak için vardır, daha önceki din ve inanç sahipleri artık ruhbanları ve tahrif edilmiş önceki din buyruklarını değil, kuranı izleyerek tanrı yolunu seçmelidirler.
sorular ve bu mantıktaki çelişki şurada:
tanrı din değiştirmediyse, tahrif edildiği bildirilen buyrukların hangileri olduğunu önceki kitapları işaret ederek belirtebileceği halde bunu neden yapmamıştır. islam daha peygamberinin vefatını takip eden günden itibaren ruhbanların çatışmasını yaşamaya başlamış ve doğrudan kendi içindeki bu çatışmayı asla aşamamışken, tüm insanlık için bunu nasıl başarabileceği düşünülür.bir mucize olduğuna inanılan aynı kuran, nasıl olurda birbirini düşman görenlerin ortak kitabı olabilir. sonsuz güç ve kudret sahibi kusursuz tanrının "son kez" de böylesi bir durumu öngöremediği söylenebilir mi..daha da ilginci günümüzde "sadece kuran yetmez, sadece kuranla yetinen dinden çıkmış sayılır" diyen bir islam, kuranın mucize barındırmadığını, ruhbanlara ihtiyaç bulunduğunu söylerken, islamın diğer dinlere getirdiği eleştiri ve kendi varlık argümanını kaldırmış olmuyor mu.
124bin peygamber gönderen tanrı, dünya ve islan gerçeklıği bu ise, insanlığa din göndermek çabasını sonlamakla ne amaçlamıştır. ve başarısızlık nasıl izah olunacaktır...
devamını gör...
176.
la olum zina yaparsanız yok recm yaparız yok sopa vururuz gibi şeyler deyip sonra çocuklara "heeeğğ bakir erğeeeğ" diye dalga geçiyorsunuz.

hoşgörü var çok şükür ha.
devamını gör...
177.
"ali bardakoğlu hoca örnek olarak ele aldığı ticaret sahasında kur’an ve sünnet’te mekke ve medine döneminde yaşanılan olay ve olgulara karşı irad edilmiş nas ve hadislerden somut veya soyut beyanlardan çıkarılacak sonuçların “ilkeler” ve amaçlar” başlıkları altında toplanabileceğini ifade etmektedir (s.218). ilkeler; “doğruluk ve dürüstlük” (s.218), “ahde vefa” (s.219), “karşılıklı rıza” (s.220), “asli ibaha ve serbestlik” (s.220), “açıklık ve şeffaflık” (s.221), “zararı önleme ve giderme” (s.221), “hakkaniyet ve erdemli davranış” (s.222), “örf ve adet” (s.223), “ticarete teşvik” (s.223), “helal kazanç” (s.224)’tan oluşmaktadır. ali bardakoğlu bu ilkeleri sayarken bize yeni durumlara karşı fıkhi bir yeni hüküm ortaya koyacaksak gerekçesi bu ilkeler olabilir çünkü bu ilkeler ayet ve hadislerin içinde mündemiç ilkelerdir. allah ve resulü bu gerekçelerle söz konusu ayetleri vahyetmiş ve hadisleri söylemiştir, demektedir. amaçların da; “adaleti gerçekleştirmek” (s.225), “ticaret ahlakını yerleştirmek” (s.226), “bütüncül bakış” (s.226), “güven ve istikrar ortamını sağlama” (s.228), “ma’rufu gözetme” (s.228), “temel insan haklarını ve insan onurunu koruma” (s.229), “toplumun ortak yararını ve kamu düzenini koruma” (s.230) olduğunu ifade etmektedir. yani ali bardakoğlu hoca yeni durumlara karşı yeni hükümler ihdas ederken amacımızın bunlar olması gerekir. bunlar ayet ve hadislerin içinde mündemiç amaçlardır. allah ayetlerini nazil ederken resulü de hadislerini söylerken bu amaçları gerçekleştirmeyi hedeflemişlerdi, demektedir."
devamını gör...
178.

şeriat neden işe yaramıyor?

ilkeler toplumun dogmasıdır; bir medeniyetin hakikat, güç, ahlak ve insan değeri hakkında inandıklarının kodlanmış ifadesidir.

size bir toplumun neyi koruduğunu, neyi cezalandırdığını, neye öncelik verdiğini ve nihayetinde neye taptığını söylerler.

batı'nın ilkeleri yüzyıllar boyunca yahudi-hristiyan etiği, aydınlanma rasyonalizmi ve liberal demokratik değerler üzerinden şekillenmiştir.

batılı temel ilkeler her insanın doğuştan gelen bir değere sahip olduğu ve yönetimin özgürlüğü, onuru ve kanun önünde eşit muameleyi koruması gerektiği inancına dayanmaktadır.

bu fikirler gökten inmedi; ibrani peygamberlerden incil'e, locke'tan lincoln'e kadar derin felsefi ve teolojik mücadelelerden doğdular.

prensiplerinize şekil veren nedir? etik mi? adalet, insani gelişim ve kamu yararı arayışı mı?

yoksa bir ırkın, bir dinin ya da bir siyasi ideolojinin üstünlüğü mü?

eğer yasalarınız evrensel haysiyet ve özgürlük temeline dayanıyorsa, kusurlu da olsa özgürlük, eşitlik ve yeniliğe yönelirsiniz.

eğer yasalarınız bir grubun doğası gereği diğerlerinden üstün olduğu ya da dini doktrinin sivil hayata hakim olması gerektiği inancıyla şekilleniyorsa, otoriterliğe, mezhepçiliğe ve baskıya doğru sürüklenirsiniz.

işte tam da bu nedenle islam modern ve çoğulcu bir toplumda kamu düzenini sağlayamaz.

islam tarafsız ahlaki değerler üreten manevi bir sistem değildir. dünyayı mümin ve kafir, kutsal ve dindışı, teslimiyet ve itaatsizlik olarak ikiye ayıran kapsamlı bir yasal-teolojik sistemdir.

şeriat temel haklarla ilgili değil, düzen, hiyerarşi ve itaatle ilgilidir. çeşitliliği korumak için değil, ilahi yasa altında tek tipliği dayatmak için tasarlanmıştır.

islami yönetimde din ve devlet arasında hiçbir ayrım yoktur. vicdana yer yoktur, muhalefet hakkı yoktur, 7. yüzyılda kutsal ilan edilenleri gözden geçirecek bir mekanizma yoktur.

islami bağlamda temel hak ve ilkeler kamusal-kolektif akıl yürütülerek türetilmez, vahyedilir, değişmez ve uygulanır.

bu nedenle islamın kamu politikalarını şekillendirdiği her yerde, gelişen demokrasiler görmüyoruz; dine hakaret yasaları, dinden dönme infazları, cinsiyet ayrımı, dini polislik ve sivil özgürlüklerin sistematik olarak erozyona uğratıldığını görüyoruz.

bunun nedeni müslümanların özgür toplumlar inşa etmekten aciz olmaları değildir. bunun nedeni ilahiyat çerçevesinin, politikanın vahyin ve din adamlarının yorumlarının dar sınırlarının ötesine geçmesine izin vermemesidir.

bugün batı'da, temelde uyumsuz olsalar bile, tüm kültürleri ve değer sistemlerini eşit derecede geçerli sayma eğilimi giderek artmaktadır. ancak bu ahlaki görecelilik tehlikelidir.

batı medeniyeti mükemmel değildir, ancak ahlaki açıdan farklıdır.

vicdan özgürlüğü, bireyin saygınlığı ve muhalefet etme hakkından beslenen bir politika çerçevesi inşa etmiştir.

bu değerler mekke, kahire ya da tahran'da doğmamıştır. kudüs, atina ve roma'da doğdular ve daha sonra kan, kitaplar ve devrimlerle geliştirildiler.

batı bu miras için özür dilemeyi bırakmalı ve onu savunmaya başlamalıdır.



dan burmawi
devamını gör...
179.
aslında bir ahlak öğretisi olması gerekirken, haçlı istilalarıyla yerleşen hıristiyan hurafelerini tarikatlar aracılığıyla yaşatmaya devam ettirenler yüzünden artık çıkış ilkelerinin esamesi okunmayan din. islam ülkeleri, bu haçlı dogmalarını ehli sünnet diyerek benimseyip ortaçağ avrupasına dönmüştür.
devamını gör...
180.
arap yarımadasında doğmuş araplara ait dindir. türklerin tek gerçek dini orta asya'da doğmuş tengriciliktir.

devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"islam" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim