21.
en sevdiğim, "kazan doğurdu" çoğu insanın karaktersizliğine vermek istediğim tepki.
devamını gör...
22.
hiç görmememe rağmen aşırı muhabbet beslediğim hoca.
devamını gör...
23.
nasreddin hoca bir gün bakraçını yoğurt mayasıyla doldurup doğruca gölün kenarına gitmiş.
başlamış kaşık kaşık mayayı dökmeye:
– hocayı gören köylüler şaşırmış; ne yapıyorsun hocam? demişler.
– hoca nasrettin de göle yoğurt mayası çalıyorum, demiş.
– hiç olur mu hocam ya göl oruç tutuyorsa demişler.
nasreddin hoca şaşırmış ve köylülere dönerek
– göl hiç oruç tutar mı? demiş.
köylüler de durur mu yapıştırmış cevabı;
- ya tutarsa...*
başlamış kaşık kaşık mayayı dökmeye:
– hocayı gören köylüler şaşırmış; ne yapıyorsun hocam? demişler.
– hoca nasrettin de göle yoğurt mayası çalıyorum, demiş.
– hiç olur mu hocam ya göl oruç tutuyorsa demişler.
nasreddin hoca şaşırmış ve köylülere dönerek
– göl hiç oruç tutar mı? demiş.
köylüler de durur mu yapıştırmış cevabı;
- ya tutarsa...*
devamını gör...
24.
charlie chaplin'in anlattığı nasrettin hoca fıkrasını ilk sayfasına taşıdığı için vatan
gazetesi 60 gün süreyle kapatıldı.(07.12.1942)

"bir gün hoca evinde oturup kahvesini içerken, komşusu odun kesmek için ormana gideceğini ve eşeğini bir kaç saatliğine kendisine ödünç vermesini ister. hoca; "eşeğim yok, çocuk onunla pazara gitti!" cevabını verir ama tam o anda eşek ahırdan anırmaya başlar. komşunun kaşları çatılır; "bre hoca sen sakalından utanmıyor musun? ne diye yalan söyledin? eşek ahırda işte!" deyince; hoca "bana mı inanıyorsun yoksa eşeğe mi?" diye yanıt verir. o ünlü konuk öyle bir laf eder ki aslında mevzuun aslı buradadır; "
bugün bütün dünyayı aynı soru meşgul etmektedir: hepimiz insan olanlara mı inanacağız yoksa eşeklere mi?"
gazetesi 60 gün süreyle kapatıldı.(07.12.1942)

"bir gün hoca evinde oturup kahvesini içerken, komşusu odun kesmek için ormana gideceğini ve eşeğini bir kaç saatliğine kendisine ödünç vermesini ister. hoca; "eşeğim yok, çocuk onunla pazara gitti!" cevabını verir ama tam o anda eşek ahırdan anırmaya başlar. komşunun kaşları çatılır; "bre hoca sen sakalından utanmıyor musun? ne diye yalan söyledin? eşek ahırda işte!" deyince; hoca "bana mı inanıyorsun yoksa eşeğe mi?" diye yanıt verir. o ünlü konuk öyle bir laf eder ki aslında mevzuun aslı buradadır; "
bugün bütün dünyayı aynı soru meşgul etmektedir: hepimiz insan olanlara mı inanacağız yoksa eşeklere mi?"
devamını gör...
25.
26.
ahi evran'ın kurgusal karakteridir.
devamını gör...
27.
bir teoriye göre üstteki yazarın da belirttiği gibi ahi evran oldu söylenir.
ahi evran, moğollara karşı anadolu'yu işgal etmeleri sebebiyle başkaldırmıştır. hatta moğolları desteklediği için ve sarayın adamı olduğu için ki bunu halil inalcık da söyler, celaleddin rumi'ye de cephe almıştır.
rumi'nin adamı tarafından öldürülmüştür.
ahi evran, moğollara karşı anadolu'yu işgal etmeleri sebebiyle başkaldırmıştır. hatta moğolları desteklediği için ve sarayın adamı olduğu için ki bunu halil inalcık da söyler, celaleddin rumi'ye de cephe almıştır.
rumi'nin adamı tarafından öldürülmüştür.
devamını gör...
28.
fıkralar gerçekten onunsa bence ve zannımca devrine göre çok zeki bir adam olup, çevresindeki insanların cahilliğini dolaylı yoldan suratlarına vurarak dalgasını geçmiştir.
örn bkz:
ipe un serdim.
senin kazan doğurdu.
göle maya çalıyom.
dünyanın ortası burasıdır.
eşek evde yok sen anırdığına bakma.
örn bkz:
ipe un serdim.
senin kazan doğurdu.
göle maya çalıyom.
dünyanın ortası burasıdır.
eşek evde yok sen anırdığına bakma.
devamını gör...
29.

nasreddin hoca bir gün eşeğe ters binmiş neden demişler.
arkamdan konuşan önümden yesin demiş.
ee hoca demişler önünden konuşan.
o da arkamdan yesin demiş.
ee hoca kenardan konuşan demişler.
oğlum sizin mayaniz mi bozuk illa küfür yiyeceksiniz.
bir fıkra daha uydurmuştum daha önce yazdım mi onu da yazım.
nasreddin hoca birgün komsusundan tencere almış . geri verirken komşu komşu demiş senin tencere doğurdu.
komşu almış tencereyi eline. doğurur tabi hoca .
... mına koymuşsun tencerenin baksana yamuk yumuk olmuş demiş.
devamını gör...
30.
31.
devamını gör...
32.
zamanın cem yılmaz'ı ama bel üstüne merdivenle çıkıp orada kalanı.
devamını gör...
33.
devamını gör...
34.
(kullanılan ":" işaretleri kendinden önceki harfin şapkalı olduğunu belirtmek içindir.)
nasrettin hoca aslında a:hilik teşkilatının kurucusu olan ha:ce nasi:üddin mahmu:d el-hu:yi:'dir.(ahi evran yani) nasrettin hocanın fıkralarını bilimsel olarak inceleyip bunun hakkında araştıran kimseler genel olarak hoca nasrettinin felsefi konuları latife seviyesine indirgeyip halka sunduğunu, fıkhi: ve kelami: konulara oldukça vakıf; melami: meşrep bir sufi ve bilge olduğunu belirtirler. ahi evranda da bu özelliklerin hepsi var ne hikmetse misal ilk olarak filozof özelliği ahi evran da döneminin en büyük filozof kişiliklerinden biriydi. ibn-i sina ve fahreddin-i raz'i'nin takipçisidir kendisi. yezdan şınaht, letaif-i hikmet, letaif-i giyasiyye adlı felsefi: eserlere imza atmıştır.
başka bir kanıt ise isimleri,
ahi evren'in lakabı eski kaynaklarda
'nasirüddin', 'nasırüddin' ve 'nasru'd-din' biçimlerinde geçiyordu.
ahmed eflaki: ve sadreddin konevi: ondan 'nasr' ve 'nasir' şeklinde bahsederler.
bunun türk gırtlak yapısına en uygun söyleniş biçimi prof. dr. mikail bayram'a göre 'nasreddin'dir.
bu nedenle ahi evren'in lakabı halk için kaleme alınan
ahi şecerena:meleri, ahi fütüvvet-na:meleri ve
vakıfna:me'lerinde çoğunlukla 'ahi nasrü'd-din' şeklinde kaydedilmişti.
sadreddin konevi: ahi evren'e yazdığı mektuplarda ondan
'hace nasirü'd- din' olarak bahsediyordu.
bu isim halk arasında 'hoca nasreddin' olarak yaygınlaştı. (günümüzde ise nasrettin olarak kullanılması makbule geçer türk ses dili açısından daha uygun)
bir başka kanıt ise hocanın latifeleri ile ahi evran'ın letaif-i hikmet ve
letaif-i giyasiyye'deki hikmetlerinin benzerliğidir. aradaki farklar ise pek tabii halkın elinde gelişmiş ekleme/çıkarmalardan ibaret olsa gerek.
kaynaklar:
letaif-i hikmet ve giyasiyyedeki olaylar ahi ile mevlana mücadelesi
bayram, mika:il (2001), tarihin ışığında nasreddin hoca ve ahi evren, istanbul bayrak matbaası.
nasrettin hoca aslında a:hilik teşkilatının kurucusu olan ha:ce nasi:üddin mahmu:d el-hu:yi:'dir.(ahi evran yani) nasrettin hocanın fıkralarını bilimsel olarak inceleyip bunun hakkında araştıran kimseler genel olarak hoca nasrettinin felsefi konuları latife seviyesine indirgeyip halka sunduğunu, fıkhi: ve kelami: konulara oldukça vakıf; melami: meşrep bir sufi ve bilge olduğunu belirtirler. ahi evranda da bu özelliklerin hepsi var ne hikmetse misal ilk olarak filozof özelliği ahi evran da döneminin en büyük filozof kişiliklerinden biriydi. ibn-i sina ve fahreddin-i raz'i'nin takipçisidir kendisi. yezdan şınaht, letaif-i hikmet, letaif-i giyasiyye adlı felsefi: eserlere imza atmıştır.
başka bir kanıt ise isimleri,
ahi evren'in lakabı eski kaynaklarda
'nasirüddin', 'nasırüddin' ve 'nasru'd-din' biçimlerinde geçiyordu.
ahmed eflaki: ve sadreddin konevi: ondan 'nasr' ve 'nasir' şeklinde bahsederler.
bunun türk gırtlak yapısına en uygun söyleniş biçimi prof. dr. mikail bayram'a göre 'nasreddin'dir.
bu nedenle ahi evren'in lakabı halk için kaleme alınan
ahi şecerena:meleri, ahi fütüvvet-na:meleri ve
vakıfna:me'lerinde çoğunlukla 'ahi nasrü'd-din' şeklinde kaydedilmişti.
sadreddin konevi: ahi evren'e yazdığı mektuplarda ondan
'hace nasirü'd- din' olarak bahsediyordu.
bu isim halk arasında 'hoca nasreddin' olarak yaygınlaştı. (günümüzde ise nasrettin olarak kullanılması makbule geçer türk ses dili açısından daha uygun)
bir başka kanıt ise hocanın latifeleri ile ahi evran'ın letaif-i hikmet ve
letaif-i giyasiyye'deki hikmetlerinin benzerliğidir. aradaki farklar ise pek tabii halkın elinde gelişmiş ekleme/çıkarmalardan ibaret olsa gerek.
kaynaklar:
letaif-i hikmet ve giyasiyyedeki olaylar ahi ile mevlana mücadelesi
bayram, mika:il (2001), tarihin ışığında nasreddin hoca ve ahi evren, istanbul bayrak matbaası.
devamını gör...
35.
ahi evran degildir. ahi evran ile nasreddin hoca denen zat 2 ayri zattir.
devamını gör...
36.
hoca bir gün karısına :
– “hatun” demiş, “şu bizim komşu, çarıkçı, mehmet ağanın adı neydi ?”
– “kendin söyledin ya, efendi” demiş karısı, “mehmet ağa.”
– “canım, dilim sürçtü işte… ne iş yapar diyecektim.” demiş hoca.
– “a efendi” demiş karısı, “kendin çarıkçı demedin mi?”
– “anlasana işte” demiş hoca, “nerede oturuyor demek istedim.”
– “efendi, bugün sana ne oluyor?” demiş karısı “komşu” dedin ya…”
hoca birden sinirlenmiş.
– “aman be karı… seninle de bir türlü konuşulmaz ki!”
– “hatun” demiş, “şu bizim komşu, çarıkçı, mehmet ağanın adı neydi ?”
– “kendin söyledin ya, efendi” demiş karısı, “mehmet ağa.”
– “canım, dilim sürçtü işte… ne iş yapar diyecektim.” demiş hoca.
– “a efendi” demiş karısı, “kendin çarıkçı demedin mi?”
– “anlasana işte” demiş hoca, “nerede oturuyor demek istedim.”
– “efendi, bugün sana ne oluyor?” demiş karısı “komşu” dedin ya…”
hoca birden sinirlenmiş.
– “aman be karı… seninle de bir türlü konuşulmaz ki!”
devamını gör...