normal sözlük yazarlarının garip rüyaları
başlık "gereksiz gergin" tarafından 05.02.2021 23:19 tarihinde açılmıştır.
41.
bugün rüyamda askeri ücret açıklanıyordu. %51 zam yapılmıştı askeri ücrete. kumandanlar yaşadı yine.
asgari ile ilgili bilgi alamadım bilinçaltımdan kusura bakmayın.
asgari ile ilgili bilgi alamadım bilinçaltımdan kusura bakmayın.
devamını gör...
42.
iki genç kadın kollarımdan tutup beni taş bir şapele soktular. burası senin mezarın dediler. şapelin ortasındaki taş yatağa yatırmaya çalıştılar. itiraz etmek istiyorum ama kollaırm uyuşuk. çok korkunç karanlık. tek ışık kapıdan ve kapının yanındaki dar pencereden giren soğuk ay ışığı. bir de çok soğuk ve ben üşüyorum.
itiraz edip uyandım. önce uyanıp uyanmadığımı anlayamdadım. hareket ettirdikçe kolumu hep ilk yerinde hem hareketin bittiği yerde hem de arada belki on yerde görüyordum. koyu karanlıktı. ama nasıl karanlık. tek ışık ilerideki millet bahçesinin soğuk ışıklarıydı.
tüm şehrin elektrikleri kesilmiş meğer. genetik karanlıkta uyuyamama sendromum beni uyandırmış. gidip mum aldım. yaktım. sonra gökte sıçtın mavisini görünceye kadar yatakta debelendim.
itiraz edip uyandım. önce uyanıp uyanmadığımı anlayamdadım. hareket ettirdikçe kolumu hep ilk yerinde hem hareketin bittiği yerde hem de arada belki on yerde görüyordum. koyu karanlıktı. ama nasıl karanlık. tek ışık ilerideki millet bahçesinin soğuk ışıklarıydı.
tüm şehrin elektrikleri kesilmiş meğer. genetik karanlıkta uyuyamama sendromum beni uyandırmış. gidip mum aldım. yaktım. sonra gökte sıçtın mavisini görünceye kadar yatakta debelendim.
devamını gör...
43.
hayatımdaki tek cinsel ve iğrenç* rüyam. lisede sınıf arası yazında görmüştüm, okul tuvaletinde deniz çakır ile yiyişeceğiz*. girdik tuvalete, normalde iğne atsan yere düşmeyecek tuvalet de bomboş ve tertemiz*. girdik birine üstümüzü çıkarıyoruz falan, karı birden turgut özal'a dönüştü*. nutkum tutuldu fakat neyse ki çok uzun sürmedi de bir devlet krizine sebebiyet vermeden kendimi tuvaletten atıp kaçmaya başladım. özal beni kovalıyorken** kan ter içinde uyandım, gecenin bir saatiydi.
allah kahretsin böyle ergenliği. bilinçaltı gerçekten çok ilginç.
allah kahretsin böyle ergenliği. bilinçaltı gerçekten çok ilginç.
devamını gör...
44.
sedat peker’i gördüm. ve birden fazla kez.
o zamanlar tripod falan da kurmamıştı.
o zamanlar tripod falan da kurmamıştı.
devamını gör...
45.
46.
recep tayyip erdoğan'a sen cumhurbaşkanı değilsin diye bağırıyordum rüyamda. allah allah neden böyle bir şey gördüm acaba?
devamını gör...
47.
sagopa konserindeydim ve şarkıları ben seçiyordum. ama istediğim şarkıların hiçbirini bulamıyordum.. üzücü
devamını gör...
48.
1987 yılındaki o meşhur karlı kış gibi bir gün. göz gözü görmüyor. çocukluğumun geçtiği evdeyim. balkondan aşağı atlıyorum. karlar arasında kayboluyorum. uzun bir tünel, dipsiz bir kuyu. gidiyorum. doksanlı yılların ortasında çıkıyorum. cadde-i kebirdeyim. şimdiki kadar kalabalık görünmüyor. ağaçlar sökülmemiş. o eski sinemada cesur yürek oynuyor. bilet almadan salona giriyorum. içeride film yerine birkaç küçük çocuğun dans gösterisi var. çocuklardan biri pantolonu indirip sahneye kakasını yapıyor. insanlar bu yaptığını alkışlıyor. kalkıp tuvalete gidiyorum. feci çişim geliyor. tuvalette bir çift sevişiyor. beni görünce çekinmek bir yana daha da coşuyorlar. kabinlerden birinin içine giriyorum. bir anda asansörde buluyorum kendimi. onlarca kat çıkıyorum. çatıdayım. aşağısı uçsuz bucaksız bir alan. askeri alan burası, koca bir tugay. oyuncak askerler var her yerde. hepsi donmuş gerçek bir insan gibi. uzanmaya çalışıyorum. sanki avuçlarımın içindeler. uzanırken düşüyorum. kolumu yatağımın yanındaki komodinin kenarına çarparak uyanıyorum. gözlerimi açtığımda batman figürü burnumun dibinde sallanıyor fakat devrilmiyor.
devamını gör...
49.
geçen sene ağustos ayıydı. gece rüyamda bir yolun ortasında dikiliyorum. tanımadığım bir kadın bana gel diyordu. sesi çok etkileyiciydi. çok da güzel bir kadındı ama tanımıyordum.
ben de bakıp durmuştum sadece. öyle bitti.*
ben de bakıp durmuştum sadece. öyle bitti.*
devamını gör...
50.
genelde çıkıyor benim rüyalar.
devamını gör...
51.
keşke düş olsaydı..buna yakın bir durumun gerçek yaşam olarak içinde değil miyiz..iyi düşünün..!
devamını gör...
52.
döküntü görünümlü yeşil bir masadayım. üzerinde birkaç kağıt parçası var. içlerinden sadece birinde bir şeyler yazıyor ve ne olduğunu anlayamıyorum. kadim zamanlardan kalma bilinmeyen bir dil sanki. yazılarını okuyamadığım bu kağıdı katlayıp uçak yapıyorum. kendi kendine büyümeye başlıyor ve üzerine binip pencereden dışarıya süzülüyorum... istanbul ile bulutlar arasındayım. her şey tanıdık gibi ama bir o kadar da yabancı. boğazın üzerinden geçerken şaşırıyorum. şehrin avrupa yakası aynıyken diğer taraf frisco'ya dönüşmüş! başım dönüyor, dengemi kaybediyorum ve sarmaşıklarla kaplanmış bacaksız köprünün üzerine düşüyorum. çırılçıplak bir kadın yanıma geliyor ve sırtımı soymaya başlıyor. tişörtümü parçalayıp tüm derimi kağıt gibi yüzerken ayağa kalkıp deli gibi koşmaya başlıyorum. sanki hiç bitmeyecekmiş gibi geliyor bu kaçış. eski bir ahşap köşkün bahçesine geliyorum. tam karşısında asırlık dikilitaşlardan biri var... bahçede, elinde boş bir bardak olan yaşlı bir kadın duruyor; belki yüz yaşında vardır. beni bekliyormuş gibi görünüyor. içeri davet ediyor. evin üst katına, kız kulesine bakan terasa çıkıyoruz. kan kusmaya başlıyor kadın. bardak dolup taşıyor. bana veriyor ve kuşlara uzatmamı istiyor. elimde kan dolu bardakla beklerken bir martı omuzuma konuyor ve bardaktaki kanı içmeye başlıyor. tüm o iğrenç şeyi içtikten sonra uçup turuncu bir vosvos'un üzerine iniyor. ona bakmak için başımı uzattığımda yaşlı kadın beni itiyor ve aşağı düşüyorum. tam asfalta çakılmak üzereyken martıların sesiyle uyanıyorum. dudaklarımda bir ıslaklık ve ağzımda kan tadı var. lavaboya gidip aynaya baktığımda bir önceki gün çektirdiğim yirmi yaş dişimin yerinin uyurken kanamış olduğunu görüyorum. ve o martı da aynı yerinde duruyor; sağ alt ikinci sıra...
devamını gör...
53.
çocukluğumun geçtiği semtlerden birindeyim. etrafta yıkık dökük metruk evler var. ortalık savaş sonrasına dönmüş. geziniyorum. çocukluk arkadaşlarımı görüyorum, yıkıntıların arasında top oynuyorlar. yanlarına gidip beni de aralarına almalarını söylediğimde korkuyorlar. amca diye seslenmelerine şaşırıyorum. kim olduğumu anlatmaya çalışsam da inanmıyorlar. bir grup çocuk taş ve sopalarla bana saldırmaya başlıyor. duvarlara tırmanıyorum. uçsuz bucaksız yıkık duvarların üzerinde yürüyerek kaçıyorum oradan. beni gören insanlar büyük bir kabahat işlemişim gibi yüzlerini buruşturarak hakaretler ediyor. midem bulanıyor. bir sürü saç tükürmeye başlıyorum. başım dönmeye başlıyor. son bir saç teli daha kalmış ağzımda. onu çıkartmaya çalışıyorum. çekiyorum, çekiyorum, çekiyorum... çektikçe geliyor, içim parçalanmış, erimiş gibi oluyor. giderek zayıflıyorum. ve saçın tamamını çıkarttığımda bir deri bir kemik oluyorum. saçlarım da neredeyse yerlere değecek kadar uzamış. başım dönüyor ve duvardan düşüyorum. öylesine zayıflamışım ki üzerimdeki kıyafetlerin hepsi bol gelip çıkmış. çırılçıplak yürüyorum. bir çeşme buluyorum. içinden rengarenk sular akıyor. içtikçe şişmeye ve kendime gelmeye başlıyorum. çıplak bir kadın yanıma gelip çeşmenin suyu ile beni yıkamaya başlıyor. elinde cam bir tas var. tası düşürüp kırıyor. ve eli kanıyor. kanı emmeye başlıyorum. yara kapanıyor. saçlarımı düzeltip dudaklarını dudaklarıma değdirirken dilimde bir saç teli ile uyanıyorum.
devamını gör...
54.
doğu karadeniz köylerinden birindeyim. yaylalara doğru uzun uzun yürüyorum. sonra bir anda her taraf çöle dönüyor. devasa bir piramidin içine giriyorum. içerisi hobbit evleri gibi ve karşımda mikael akerfeldt, çay demleyip kahvaltı hazırlıyor! masa dehşet güzel. afiyetle sofraya kuruluyoruz ve anlatıyor. gel beraber grup kuralım, uzun zamandır seni bekliyordum diyor. opeth'i ne yapacaksın diye sorduğumda "salla, sıkıldım o heriflerden, artık daha farklı şeyler denemek istiyorum" cevabını alınca, naz yapıp "opeth’i yok edersen beni unut, üçüncü gitarcı olarak beni de al" diyorum. lan oğlum kamil misin bu ne trip diye çıkışınca herifi tokatlıyorum. üstüne bir daha da parçalarını asla dinlemeyeceğim dediğimde yüzü gözü şişmiş bir şekilde ağlayıp ayaklarıma kapanıyor. ömrünün sonuna kadar müzikten kopmayacağına dair söz veriyor. en deneysel işlerini bile opeth adı altında yapacağını söyleyince sevinsem mi üzülsem mi bilemiyorum. o esnada öylesine kötü oluyorum ki bütün bunlar bir kabus olsun diye boğulurcasına haykırıyorum.
uyanıyorum. neyse ki çok kötü bir rüyaymış.
bana bak mikael! seni çok severim, biliyorsun. grubu dağıtırsan toplarını sıkar, sana istiklal marşını ezberletirim! biritiş metalciler gibi cikcik vokal yaparsın sonra. eski işlerinle alakası olmasa da opeth'ten vazgeçmek yok. adamın asabını bozma, pişman olursun yoksa...
uyanıyorum. neyse ki çok kötü bir rüyaymış.
bana bak mikael! seni çok severim, biliyorsun. grubu dağıtırsan toplarını sıkar, sana istiklal marşını ezberletirim! biritiş metalciler gibi cikcik vokal yaparsın sonra. eski işlerinle alakası olmasa da opeth'ten vazgeçmek yok. adamın asabını bozma, pişman olursun yoksa...
devamını gör...
55.
benim garip olmayan rüyam yok. hangisini anlatayım?
devamını gör...
56.
kaykılarak oturduğum koltukta bir anda doğruluyorum. karnımda devasa bir şişlik var. sanki hamile gibiyim. üzerimdeki gömlek yırtılacak gibi görünüyor. durumun şaşkınlığı ile ne yapacağımı şaşırıyorum. odadan çıkıyorum. geniş bir holdeyim. dört bir yanı kapılarla dolu. tek tek bütün kapılara girmeye başlıyorum. ilk girdiğim kapıda karşıma lisedeki kimya hocam çıkıyor. devasa bir kütleye dönüşen karnımı gösteriyorum. "ne kadar ekmek o kadar köfte!" diyor. işinin başına dönüyor. çıkıyorum. bir sonraki odada abim var. ona durumu anlattığımda beni tanımamazlıktan geliyor. üçüncü kapıyı araladığımda karşımda eski kız arkadaşım var. hamile. karnıma dokunup "kızın olursa benim adımı koy, ben de oğluma senin adını vereceğim" diyor. ardından girdiğim odada en yakın arkadaşlarımdan biri var. resim yapıyor. gelip gömleğimin düğmelerini çözüyor ve karnımı boyamaya başlıyor. dua edip, "her şey ondan gelir, elbet en doğrusunu o bilir" diyor. son girdiğim odada ise doktor arkadaşım bir ameliyatın ortasında, elinde neşter ile yanıma geliyor. karnımdaki şeyin ne olduğunu anlayabilmek için açıp içine bakması gerektiğini söylüyor. ve bir anda neşter ile karnımı yarmaya başlıyor...
başım yastıkların arasında sıkışmış vaziyette uyanıyorum; karnımda şişkinlik ve berbat bir sancıyla.
başım yastıkların arasında sıkışmış vaziyette uyanıyorum; karnımda şişkinlik ve berbat bir sancıyla.
devamını gör...
57.
yıllardır bunları derleyip hikayeler yazma niyetim var ama bir türlü detaylı hatırlayıp kağıda dökemiyorum. geçen gece yine ulan tam oscarlık film senaryosu dediğim bir rüya gördüm sabaha mavş ekran oldu.
devamını gör...
58.
bir kötü adam vardı şehre böcek salgını mı ne yapıyodu beni de yanına çırak olarak alıyodu.. salgını yaparken böceeeek böceeek böceeeek diyodu.
devamını gör...
59.
bodrum katında yavru ayı besliyormuşum. küçücük bir boydayken yavaş yavaş büyüyerek gittikçe orta boy bir ayıya dönüşmeye başlıyor. bu ayı üstelik utangaç bir ayı. bol bol uyuyor, ara sıra bodruma inip postunu okşuyorum. ortalığa çıkmayı da pek sevmiyor. insan içine çıkarsa, insanlar bizden de uzaklaşır endişesi var. hele yarın kocaman bir ayıya dönüştüğünde ne yapacağımız konusunda iyice sıkıntıya düşüyoruz. kedimiz varken bir de ayı çıktı başımıza diye söylenip duruyoruz.
devamını gör...
60.
ruyamda bu uykudan uyaniyodum.
devamını gör...
