101.
halsey'nin öldüğünü gördüm rüyamda. ne alaka hiçbir fikrim yok. *
devamını gör...
102.
geçen gün salonda uyurken, cin partisi döndü etrafımda. bildiğin tabak çanak bardak sesleri. uğultulu konuşmalar. takriben bir 20-30 kişi vardı. uyuyoruz orada az saygı. gürültüden uyandım.

gözümü açtığımda salonda tektim. etrafta da hiç ses yoktu. olur öyle şeyler diyerek kalktım, balkona gittim. sigara içip geri yattım. ama teessüf de ederim de yani. hiç uyuyor bu kız partimizi başka yerde yapalım demek yok. üzdünüz.
devamını gör...
103.
ruyamda ıkı telefon bırden bıre yanımda belırıyodu ve sonra kımsenın gormedıgı nesneler gormeye baslıyodum. kımseyı de ınandıramıyodum ve aglıyodum. sesim de cıkmıyodu. her sey o telefonlar yuzunden olmustu. telefondan musallat olan cin dıye bısey olur mu. bunlar hep sızın cinlerle anılarınız baslıgı yuzunden
devamını gör...
104.
rüyalarımda hep alternatif bir evrende hayatta kalma mücadelesi veriyorum. dün gecekinde hunger games evreni gibi bir yerde, başkalarını öldürmeli bir şeyler gördüm. hatta nasıl bir özentilikse bendeki elime bir sürü ok ve yay veriyorlar. diyorum ki “aa ben ok atmayı biliyorum, çok iyi oldu bu.”

evet katniss. sensin. evet.
devamını gör...
105.
geçen aylarda gördüğüm bir rüyaydı ve birkaç sene evvel yaşanılan çeşitli olaylar bağlamında nefret ettiğim birini rüyamda dövmüştüm. ellerime sağlık. az bile yaptım. çok geçti üstünden ama umarım ben değil de hayat döver seni allahın belası.
devamını gör...
106.
bu gece toplam bir saat falan uyudum ve ne zaman az uyusam böyle garip rüyalar görüyorum.

şimdi başlıyorum efenim.
tanıdık gelen birkaç yolun birleşimi gibi olan geniş bir sokakta yürüyorum.
köşede ilk evimizin oradaki pastane var, karşısında şu an kaldığım yurdun karşısındaki eczane var, biraz ilerisinde şu an bulunduğum evin yakınlarındaki bir tekel var...
böyle hepsinin birleşimi bir yol.

bir süre yürüdükten sonra karşıma hayatımın bir döneminde gördüğüme emin olduğum iki insan çıkıyor.
bir tanesi ünlüydü hatta sanırım, neyse işte kadın olan kişi birinci kattaki camından telefonda birisiyle konuşuyor.
ama çok heyecanlı, bayağı bıcır bıcır anlatıyor bir şeyler.
kadının göremeyeceği, benim görebildiğim kısımda da o ünlü olduğunu düşündüğüm erkek kişisi elinde çiçekle , diğer elinde telefonla o kadınla konuşuyor.
anlıyoruz ki tatlı bir sürpriz falan yapılacak.

upuzun yola devam ederken de karşıma lisede laf dalaşına giriştiğim bir kız çıkıyor.
kamyon gibi bir şeyin arkasında böyle ama bir şeye çok sinirlenmiş, bayağı. atlayıp birilerini dövmeye gidecek yani.
sonra gerçekten de onun ve tanımadığım birkaç kişinin kavgasına şahit oluyorum rüyamda.
işin daha da garibi tam o an sokaktaki kediler de dövüşe tutuştular.

o arada bir şeyler daha oldu ama ne olduğunu hiç hatırlamıyorum şu an, o kısmı atlıyorum.
yol bitmiyor, ben biraz daha yürüdüm.
bu sefer de ilk başta gördüğüm o tatlı çiftin kavgasına şahit oldum.
yine hararetli bir kavgaydı ama kavganın orta kısımlarında uyandım ne yazık ki.

şu şekil bana dokunmayan rüyaları seviyorum.
sadece izleyici kalmak, özellikle de döğüşlü rüyalarda daha da eğlenceli oluyor.
ki daha önce rüyamda dayak yemişliğim bile vardır, çok çaresiz hissettiriyor açıkçası.

bir de daha önce rüyama giren tanımadığım karakterler mutlaka başka bir gün yine rüyama giriyorlar.
o unuttuğum kısımdaki olayları unutsam da karakterleri çok net hatırlıyorum çünkü.

şükür bugün de dayak yemedim.
ama keşke rüyanın devamını da görebilseydim çünkü giriş var, gelişme ve sonuç yok.
gerçi rüyalarım birbirleriyle bağlantılı olduğu için birkaç aya hikayenin devamını öğrenirim ama merakta bırakıyor insanı yine de.
devamını gör...
107.
sabahında
-dün gece seni rüyamda gördüm
mesajı atılan rüyalar değildir.
onlar çok seks ya, öf işte bunlar hep sabah direksiyonu.
devamını gör...
108.
haritayı çevirip kısa yoldan güneye indim. şaşırtıcı ,bir adım ile çok farklı bir yere ayak bastım.
rüyalar çok eğlenceli alarm çalmasaydı eğer kısa yoldan evliya çelebi olacaktım.
bilinçaltım şu sıralar çok iyisin aferin.. yarın nereye gideyim acaba?
devamını gör...
109.
rüyamda ben, hitler, david beckham ve stalin poker oynuyorduk.

masanın üstünde puro külü, votka şişesi ve bir adet manchester united 2003 takvim defteri duruyordu. tam karşımda hitler solumda stalin sağımda beckham vardı.

karşımda oturan hitler bıyığını tararken mein bluff diye mırıldandı.
stalin, piposunu yakıp kartları devletleştirelim, herkes eşit dağılsın yoldaşlar dedi.
diğer köşede ise david beckham saçını düzeltiyor, her elden önce kartlarına değil kameraya bakıyordu.

totom açıkta değildi ama.
devamını gör...
110.
bugün rüyamda kendimi mg3 söküp takarken gördüm. işin garip tarafı balkonda söküp takıyordum. tam hatırlamıyorum ama sanırım üzerimde atlet vardı. seferberlik emrim de var. hayırlara vesile olsun.
devamını gör...
111.
ne zaman erken uyusam absürt rüyalar görür oldum. günden güne daha da garipleşiyor bu rüyalar. bundan kelli gece 5’ten önce uyumak yok.
devamını gör...
112.
bu gece kendimi ortaokulda yazdığım kompozisyon yüzünden okul tarafından linç edildiğimi gördüm. dünyanın en saçma rüyası olabilir. karabasan gibi bir şeydi.
devamını gör...
113.
muhtemelen dün akşam izlediğim dört saat kırk bir dakika üç saniyelik ikinci dünya savaşı belgeselinin etkisinden olsa gerek, gece çok acayip bir rüya gördüm.

seferberlik nedeniyle beni de savaşa alıyorlar ama olay türkiye'de geçmiyor. nerede geçiyor bilmiyorum. beni neden alıyorlar onu hiç bilmiyorum. aşikar olan tek şey ordunun bana çok ihtiyacı olduğu...

öyle ki, hiçbir şey sormaya ve üstümü değiştirmeye fırsat vermeden apar topar alıp götürüyorlar ve savaşın orta yerine helikopterden halat sarkıtarak indiriyorlar beni. ''benim üst komşum daha genç, onu alın, beni neden aldınız, o daha vatanseverdir; 23 nisanı facebook'ta bir-iki gün önceden kutlayıp, camına astığı bayrağı 19 mayıs'a kadar indirmez. geri götürün beni. ben nöbette dayanamaz uyurum'' falan desem de helikopterin gürültüsünden anlaşılmıyor. anlaşılsaydı beni geri götürüp üst komşumu alacaklarına emin olmamın verdiği üzüntüyle darkthrone tişörtüm, eşofmandan kesme şortum ve teki olmayan kahverengi cami terliğimle savaş alanında kahramanca gizlenebileceğim bir delik, bir çalılık veya bir çukur arıyorum. bir yere güzelce saklanabilsem, gerisi kolay. orada günlerce, gerekirse savaş bitene dek aç biilaç, tam bir kahraman gibi gizlenebilir, savaştan sonra ortamlarda bin bir türlü hikayeler anlatarak caka satabilirdim. ama yok, dümdüz bir ovada, sağımda solumda mermiler uçuşurken çılgın taylar gibi koşuyorum.

kimlerle, niye savaşıyoruz, biz kimiz, vurulan çıkıyor mu, kaç canım var falan, hiçbir şeyden haberim yok. misal, şu keklik gibi koşan göbekli adamı vursam vururum ama ya bizdense? ayrıca neyle vuracağım? terlik mi fırlatmamı bekliyorlar benden? benim silahım niye yok lan? madem silah vermeyecektiniz beni buraya ne b.k yemeye getirdiniz diye içerleyip 'taş yok mu taş' bari taş atayım diye gözlerimle etrafımı tararken "go! go! go!" sesiyle irkiliyorum. bir asker koluma yapışıp beni yanında koşturmaya başlıyor. karargaha gittiğimizi düşünüyorum. herhalde beni giydirip kuşandırıp rambo'ya dönüştürecekler diyorum içimden. teyit etmek üzere ağzımı açtığım anda "sakın soru sorma" diyor bana hayırsızın evladı. bozuntuya vermemek için esner gibi yapıyorum. “illa bir şey söyleyeceksen, bir şafak söyle de serinleyelim” deyip pis pis gülüyor. "ne şafağı yahu, benim askerliğim çoktan bitti" diyorum. ''o tezkere rüyalarda geçmez, burada şafak hep karanlıktır aslanım'' diyor, gittiğimiz yerde bana da verilmesini umduğum havalı özel harekat gözlüklerinin üzerinden bakarken.

dört saat kırk bir dakika üç saniye boyunca it gibi koşturduktan sonra bir korulukta duruyoruz. burada yer altına konuşlandırdıkları karargahın gizli bir giriş kapısı olmalı diye düşünürken herif uzun bir dut ağacının dalında sallanan terliğimin tekini gösterip "işte terliğin burada. helikopterden aşağı indirdikleri anda 'beni geri götürün laaan' diye ağlayıp çırpınırken ayağından düştüğünü gördüm. yaptığım bu iyiliğin karşılığını ordumuza olan sadakatinle ödeyeceksin" diyor ve hızla uzaklaşıyor yanımdan. peşinden koşmak istiyorum, koşamıyorum. "tertip! hişşş! terliğine tüküreyim ya. ordumuzdan kıymetli mi? beni burada bırakma. nereye gidiyorsun?" demeye çalışıyorum, daha doğrusu diyorum ama sesim çıkmıyor. adam bir an durup, “höst! ne tertibi lan. benimle mi bot bağladın, it” deyip tekrar koşmaya devam ediyor. ulan sesim de çıkmıyordu, nasıl duydu hayırsızın evladı diye düşünüyor, envaiçeşit silah ve teçhizatla donatılmayı beklerken terliğimin kaybolan tekini kuşanmaya razı oluyorum.

terliği şükrü saracoğlu stadının altındaki migros'tan -ayağıma giyerek dışarı çıkmaya çalışırken yakalanıp bozuntuya vermeden yüz yirmi beş lira ödeyerek- almıştım. hani böyle markette dolaşıp da kola içip çıkarken kasada boş kutuyu okutturarak parasını ödeyen insanlar gibi olayım bari dedim. kasaya gelince barkod cihazına ayağımı uzatarak ürünü okutturdum. saygısızlık olsun diye değil; stres, heyecan ve mahcubiyet duygularının bende yarattığı hezeyandan dolayı...

yüz yirmi beş lira bu devirde iyi para diye düşündüm. sağımdan solumdan kör kurşunlar, füzeler geçiyor. çıkıp ağaçtan alsam bir dert, almasam bir dert. çıksam, iyice hedef olacağım. kabus gereği zaten koşmak isteyip koşamayan, bağırmak isteyip bağıramayan bir haldeyim, kesin ağaca da çıkmak isteyip çıkamayacağımdır diye düşünerek hiç denemeye kalkmadan yüz on iki buçuk lirayı ağacın dalında bırakmaya karar verip kaplumbağa hızıyla da olsa bir şekilde oradan uzaklaşmayı başarıyorum.

kalbimin yarısını, aklımın tamamını ve emekli maaşımın yüz on iki buçuk lirasını dut ağacında bırakıp, kendime kahramanca gizleneceğim bir yer aramaya devam ediyorum.
devamını gör...
114.
gerçekten bu aralar hiç düzgün rüyalar görmüyorum. çok alakasız ve karmaşık rüyalar oluyorlar hep. illa ki hepsinin bir anlamı vardır tabi.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının garip rüyaları" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim