41.
eksik bir insan yetiştirmek demek sen eksiksen hiç bir umudun olamaz.
devamını gör...
42.
çoğu anne babanın farkında olmadan neden olduğu felaket.
misal, ne zaman pencereyi açsam karşı komşunun çocuklarına sinirlenip bağırış seslerini duyarım. ben kötü olurum dinlerken.
bilmiyor ki ileride kendine tahammülü olmayan, belki etrafını kırıp geçiren, belki de kendisine bile sevgi göstermeyen çocuklar yetiştiriyor.
en kötüsü de bunun farkında olmamak..
misal, ne zaman pencereyi açsam karşı komşunun çocuklarına sinirlenip bağırış seslerini duyarım. ben kötü olurum dinlerken.
bilmiyor ki ileride kendine tahammülü olmayan, belki etrafını kırıp geçiren, belki de kendisine bile sevgi göstermeyen çocuklar yetiştiriyor.
en kötüsü de bunun farkında olmamak..
devamını gör...
43.
ailelerin yaşadıkları korkular yüzünden çocuklarına uyguladıkları baskılar ve yasaklardan oluşur bu durum.
devamını gör...
44.
özgüvensiz yetişen çocuklar, kendilerine güvenmemenin etkisiyle insanlara karşı saldırgan tavırlar sergilerler.
üzücü bir durum olmakla beraber, ebeveynlerin geçmişte yaşayamadıkları duygularının ortaya çıkardığı durumdur.
üzücü bir durum olmakla beraber, ebeveynlerin geçmişte yaşayamadıkları duygularının ortaya çıkardığı durumdur.
devamını gör...
45.
çocuğu nerede eleştireceğini, nerede övüp teşvik edeceğini ve bütün bunları yaparken nasıl bir tavır takınması gerektiğini bilmeyen, çocuklarına davranışta ölçüyü öğretmeyen, kısaca iyi sınırlar çizemeyen ebeveynlerden kaynaklanır. bu anlamda eleştirel bir tavır takınan ve gereksiz yergide bulunan ebeveynler ile, çocuğu sürekli övüp pohpohlayarak ona herhangi bir sınır koymayan anne babanın durumu çok da farklı değildir aslında. zira iki yetiştirme tarzında da kişinin sağlıklı bir ego geliştirmesi zorlaşır.
bireyin nerede öz eleştiri yapması gerektiğini, nerede içindeki eleştirel sesini bir kenara bırakması gerektiğini öğrenememesi yaşamı boyunca başarıp başaramayacakları hususunda temel bir iç görüye sahip olmasını zorlaştırabilir. dolayısı ile önce çocuklar ayrı bir kişi olarak tanınmalı ve başka sınırlara sahip, kendi potansiyeli, seçim şansı bulunan bir öteki halinde çevreye uyum yapma süreçleri başlatılmalıdır.
tabii ki bu süreç en başta ebeveyn bilinci ve eğitimine dayanır. lakin tüm bu bilinçli yaklaşım ve tavırlara rağmen herkesin yetiştirilme sürecinde ufak tefek hatalar, gözden kaçanlar mutlaka bulunur. bundan dolayı mühim olan çocuğun özgüvenini kalıcı bir biçimde zedeleyebilecek davranışlardan kaçınmak ve ona sorunlarıyla başa çıkabilecek, sağlıklı etkileşim kurabilecek kadar bilişsel beceriyi kazandırabilmektir.
bireyin nerede öz eleştiri yapması gerektiğini, nerede içindeki eleştirel sesini bir kenara bırakması gerektiğini öğrenememesi yaşamı boyunca başarıp başaramayacakları hususunda temel bir iç görüye sahip olmasını zorlaştırabilir. dolayısı ile önce çocuklar ayrı bir kişi olarak tanınmalı ve başka sınırlara sahip, kendi potansiyeli, seçim şansı bulunan bir öteki halinde çevreye uyum yapma süreçleri başlatılmalıdır.
tabii ki bu süreç en başta ebeveyn bilinci ve eğitimine dayanır. lakin tüm bu bilinçli yaklaşım ve tavırlara rağmen herkesin yetiştirilme sürecinde ufak tefek hatalar, gözden kaçanlar mutlaka bulunur. bundan dolayı mühim olan çocuğun özgüvenini kalıcı bir biçimde zedeleyebilecek davranışlardan kaçınmak ve ona sorunlarıyla başa çıkabilecek, sağlıklı etkileşim kurabilecek kadar bilişsel beceriyi kazandırabilmektir.
devamını gör...
46.
her hareketlerine müdahil olunursa özgüvensiz, serbest bırakırsanız da fazla özgüvenli olabiliyorlar, çocuktan çocuğa da değiştiği göz önünde bulundurularak ayarı tutturmak lazım, önemli bi konu.
devamını gör...
47.
hata yapmalarına izin vermezseniz sürekli yargılarsanız o çocuk kendini kötü ve değersiz hissedecektir ve de özgüvensiz olacaktır ve bu ciddi bir durumdur.
devamını gör...
48.
şimdi buraya ne yazarsanız yazın; çocuk büyütmek sonuçlarını uzun vadede gördüğümüz uzun bir sorumluluk ve pek çok değişkene bağlı. çocugu gözünüzden sakınırken; cocugun gözünü oymakla da sonuçlanabılır. şahken şahbaz yapmakla da. ama sundan emınım kı; siz ne iseniz çocugunuzda o olacaktır. ınkar edıp sıze kızsa bıle er yada gec donusecegı kişi sizsiniz. sahio oldugunuz erdemlerin cocugunuzunda devam etmesı kacınılmazdır.
devamını gör...
49.
türk toplumunda büyüyen her çocuk özgüvensizdir kim ne derse desin. öylesine sindirile sindirile büyütüldük ki.. mesela ben türk olmasaydım büyük ihtimal bu sıkıntıları çekmeyecektim. çünkü coğrafya kader anlatabilmişimdir umarım. kısacası bu ülkede daha fazla üremeyin.
devamını gör...
50.
ozguvensizligin altında eleştiri var bence. ee bizde elalem ne der diye bir şey maşallah aile eleştirmese konu komşu akrabanın eleştirisine maruz kalırsın. bu yüzden özgüvenli bireyler geliştiremedik hepimizin bir noktadan eksiği var.
devamını gör...
51.
en ufak hatasında dünya yıkılmış gibi davranan ailelerin yetiştirdiği çocukların özgüvenli olmasını bekleyebilir miyiz? eğer bunu başarabilen varsa tüm kalbimle tebrik etmek isterim. ben başaramadım çünkü. bu yaşıma geldim hala en ufak hatamda insanlar başıma kakacak gibi geldiği için ödüm patlıyor hata yapmaktan. sırf bu yüzden çoğu zaman heves ettiğim, yapabileceğimi düşündüğüm şeyleri bile "ya hata yaparsam" fikri yüzünden gerçekleştiremiyorum.
devamını gör...
52.
elalem için yaşayan toplumlarda sık görülür. mesela; canım ülkem. elalemin kendine hayrı yoktur ama senin hayatını nasıl yaşaman gerektiğini bilir ve hatta en iyi o bilir. sormadığın halde de sana tavsiye verir, zaten bizim toplumumuzda kaç çocuk elalemin -o her şeyin en iyisini yapan- çocuğuyla kıyaslanmamıştır ki? o yüzden hayatlarımızı başkaları ne der ile yaşarız, şekillendiririz. en umursamaz görünenimizde bile az da olsa vardır.
bana ne ve sana ne gibi kelimeleri söyleyemeyen, bunları hayatımıza uyarlayamamış insanlarız biz. bizi ilgilendirmeyen hayatlar hakkında devamlı yorumlar yaparız. bize karışıldığında da netçe sınırımızı çizemeyiz çünkü öyle yetiştirilmişizdir.
bana ne ve sana ne gibi kelimeleri söyleyemeyen, bunları hayatımıza uyarlayamamış insanlarız biz. bizi ilgilendirmeyen hayatlar hakkında devamlı yorumlar yaparız. bize karışıldığında da netçe sınırımızı çizemeyiz çünkü öyle yetiştirilmişizdir.
devamını gör...
53.
çocuğa küçük yaşlardan itibaren uygulanan davranışların neticesidir. bu davranışlardan bazıları çocuğu bir birey olarak görmekten çok bir nesne gibi görerek hiçbir konuda fikrinin sorulmaması. başka bir davranış türü ise fazla kısıtlama; bu davranış biçiminde ise çocuğun kendi dünyasını keşfetmesine izin verilmemesidir. nasıl mı? mesela çocuğa her ağladığında cep telefonu tablet vb... gibi teknolojik cihazları vererek çocukta iletişim kopukluğunun yaratılmasıdır. başka bir davranış türü ise güvensizlik; çocuğa güvensizlik duymak ta bu davranışların başında gelir. çocuk kendi içinde öyle bir baskı hisseder ki toplumdan da böyle bir güvensizlik tavrı ile karşılaşacağını düşündüğü için iletişiminde kopukluk oluşur.
devamını gör...
54.
(bkz: my mom)
devamını gör...
55.
ileriki yaşlarda çocuğun ortamlarda ezik kalmasına ve kendini ifade edememesine yol açacaktır.
devamını gör...
56.
geleceğe merhametli vicdanlı özgüvenli saygılı çocuk yetiştirmek bizim elimzde.biz ne kadar onları sayar bir birey olarak görür yaşına göre yapabileceği işler verir onu onaylarsak tebrik eder her yaptığı işte teşekkür edersek o çocuğun özgüveni oluşur.inanin çocuklar bizim kopyamiz biz ne yaparsak ne söylersek bir bakıyorum aynısını yapiyo.o yüzden hem ağzımızdan çıkana hem yaptığınız seylere dikkat edelim.gelecege merhametli özgüvenli vicdanlı saygılı çocuklar yetiştirelim.sevgiler.
devamını gör...
57.
şöyle bakıyorum da sümük gibi büyümüşüm
devamını gör...
58.
şöyle bi bakıyorum da sümük bile benden daha özgüvenli
devamını gör...
59.
çok basittir. sürekli eleştir, hakaret et, arada bir sebepsiz yere dayak at. haksız olduğun noktalarda dahi çocuğa söz hakkı verme. her kararı onun yerine sen ver. ya da şemsiye misali etrafında dört dönüp parmağına çöp batmasini bile engelleyerek aşırı korumacı ol.
bravo başardınız.
bravo başardınız.
devamını gör...
60.
yanlış tutumları övme, pekiştirme sonucu da olabileceğini düşündüğüm durumdur. şimdi pedagojik bir eğitimim yok, gözlemlerime göre yazacağım. fark etmişsinizdir birçok ebeveyn uslu çocukları över. aferin oğluma/kızıma çok uslu. misafirlikte sessiz sessiz oturuyor gıkı çıkmıyor. bunu da pek sık yaparlar. bunun minvali biraz da benim işimi zorlaştırmıyor, kendi kendine büyüyordur. şunu da bilirsiniz ailenin sürekli övdüğü davranış çocukta yapılması gereken olarak kodlanır. onu yapmak ister ki aile onu kabul etsin, sevsin. uslu çocuk nedir peki? bıraktığın yerde kalan, yaramazlık(?) yapmayan, bağırıp çağırmayan, ortalığı dağıtmayan, uysal, sessiz ve sakin çocuklar. peki bunu sürekli övmenin ileri vadede etkileri neler olabilir? çocuk dediğin düşe kalka öğrenir. gerekirse bağıra çağıra dağıtarak oyun oynar keşfeder. hep köşede uslu oturan çocuk ileri vadede nasıl öz güvenli olsun ki? ne yaşamış ne görmüş , yaptığı davranışları ve sonuçlarını uslu kalarak ne kadar öğrenebilir? girişimci, zorluklarla başa çıkmayı bilen, inisiyatif alan en önemlisi kendini tanıyabilen biri yani birey olmanın temel taşlarını çocukluktaki fazla uslu bir yaklaşım elde ettirmez. şahsi fikrim usluluk ne övülmesi ne yerilmesi gereken bir durum. övecekseniz zorlukla başa çıkabilmesini, kafasını kullanmasını, yaptığı iyilikleri vb övün. tabii çocukken hayata dair kazanımı az olan biri de ileride bunları öğrenebilir biraz daha zorlanacaktır ama birey olmak için zorundadır.
devamını gör...