121.
tam tersi şekilde yetiştirelim derken de saygısızlığı terbiyesizliği özgüven zanneden çocuklar yetişti. ortasını tutturamadık maalesef.
devamını gör...
122.
kendiniz de ozguvensizsiniz demekki de size benzemis. evet.
devamını gör...
123.
ailelerin suçudur. ebeveynlerin çocuklarına içgüdüsel olarak yaklaşmak yerine bilinçli bir şekilde yaklaşmasının sonucu.

mesela sokakta veya ormanda yaşayan bir hayvanı örnek alalım. anne doğum yapar ve içgüdüsel olarak onu sahiplenir. ama bu sahiplenme durumu sadece koruma/sahip çıkma üzerine olur. çünkü yavrunun yaşaması gerektiği koskoca ve zorlu bir hayat var, ve bunu en optimal şekilde yaşamak zorunda. siz mesela bir kedinin veya köpeğin belli bir olgunluğa ulaştıktan sonra annesiyle birlikte olduğunu gördünüz mü? sanmam. görseniz bile çok yüzeysel olur. anne çoktan o yavruyu gözden çıkartıp yeni eş arayışına ve ondan gelen yeni yavrulara odağını çevirmiştir. kaldı ki yavrular da belli bir olgunluğa gelirken hayatı öğrendiği için, kendileri ayrılır annelerinin yanından. çünkü doğanın verdiği hayat böyledir yani. biyolojik olarak annenin babanın olması bu zorlu hayatta seni yalnızlıktan kurtarmaz. hayvanlar bu durumun içgüdüsel olarak farkında olduğu için, tüm üreme döngüsü ve nesil yetiştirme evrelerinde aynı tutumu sergilerler. böylelikle de yavrular tek başına hayat sürebilir, sonra onlar da farklı eşlerle ürerler ve bu seleksiyon böyle devam eder.

insanlarda da durum pek farklı değil. 250 bin yıllık devasa türümüzün ilk örnekleri (homo sapiens) ormanlarda hayat sürerken bu bahsini geçirdiğim hayvanlardan bir farkımız yoktu. ne demiştik, üreme döngüsü. bu döngü aynen insanlarda da bu şekilde nesillerce devam etti. dolayısıyla 7'den 70'e günümüzdeki insanlar dahil her birimiz bu insanların genlerini, bu insanların içgüdülerini, bu insanların hayat tarzlarını ve prensiplerini aynen taşımaya devam ediyoruz. 18. yılda pik yapmış olan medeniyetimiz, ve öve öve bizi diğer hayvanlardan zekâ konusunda ayıran müthiş konuşma yetimiz bu içgüdüleri yokedememiş. edemez de zaten. çünkü hiçbir medeniyet, hiçbir modernite doğa anaya karşı gelemez. zira onun üzerine kurulu bu saydığımız şeyler.

ne demiştik, insanlar sadece içgüdüsel olarak hareket etmiyor. işte film de burada kopuyor zaten. doğan çocuklara içgüdüsel olarak değil de bilinçli bir şekilde yaklaşınca ortaya duygular giriyor. anne zaten sahiplenme içgüdüsünü taşıyor, ama sonsuz ve genellikle bilinçli duygularla birleşince bu sahiplenme durumu verimsiz bir hale geliyor. çocukların üzerine gereğinden fazla titriyorlar, onların bu hayatın yükünü aslında tek başlarına alması gerekirken sırf bu duygulanımlar sebebiyle çocukların sorumluluğunu ebeveynler alıyor. bu da neye sebebiyet veriyor? öz irade ve öz güvenin baltalanmasına. çünkü bu çocuk şahsi olarak kendi hayatının sorumluluğunu almamış ki. ot gibi büyümüş yıllarca.

biraz daha modern hayattan gidersek, bu konuda da maalesef türk aile yapısı yerlerde. sorun sadece içgüdüsel yaklaşmamak değil. bir çocuk doğduğunda ebeveynler o çocuğu sanki tescilli malıymış gibi sahipleniyor. elbette medeniyette kâğıt üstünde bu durum geçerli, ama insan doğasına aykırı bir şey bu da. bu tescilli mal olma durumu da çocuğa bir belirsizlik getiriyor. çocuk neyi neden yaptığını, ne yapması gerektiğini, ya da neyi neden istediğini bilemiyor. ebeveyn belli bir yaşın üstünde olduğu için ve ne istediklerini bildiği için çocuklarına da bunları dayatıyorlar devamlı. sen benim malımsın, sen de benim gibi olmalısın. ben ne stiyorsam, sen de istemelisin. ben ne yapıyorsam, sen de yapmalısın. çünkü sen benim çocuğumsun! (aslında çocuk değil, tescilli mal) gibi gibi.

zaten çocuk içgüdüsel olarak hiçbir sorumluluk almayıp hayatı öğrenememiş gibi, bir de bu belirsizlik çocuğun hayatını hepten uçuruma sürükler. bu durum da işte bu başlıkta bahsi geçen "öz güvensiz çocuklar yetiştirmek" neticesine ulaştırıyor. nispeten daha iyi ailelerde büyümüş çocuklar bu hayatta at koştururken, boktan ailelerde yetişen çocuk dabufak bir fareden korkar hale geliyor. insanlardan da korkar. ilkokul da ezilir, büzülür, dışlanır, hor görülür. sürüden dışlanır. çünkü güçsüzlerin yaşam hakkı yoktur. bu ormanda da böyledir. çocuk başarısız olur. yaşı büyür, ergenliğe gelir ve durum daha da kötü olur. üreme özelliği kazanır, boyu uzar, vücudu gelişir. ama işte öz güvensiz yetiştiği için ilkokulda ne yaşıyorsa, lise zamanlarında da aynı şeyi yaşar. ezilir, art niyetli insanlar tarafından kullanılırlar, erkekse belki de dayak yerler. başarısızdır. hem sosyal çevrede, hem de okul hayatında yerin dibine girer. böyle güçsüz bir erkeği de hiçbir dişi tercih etmez. bu da üreyemeyeceği anlamına gelir falan filan.
(bkz: prenses erkek)

bir de bunlar dışında çocuklara 7-24 şiddet göstermek, sürekli aşağılamak, en ufak bir şeyde hıncını çocuktan çıkartmaları, sürekli başka ailelerin çocuklarıyla (sanki eşitlermiş gibi) sürekli karşılaştırmaları, ve bu karşılaştırmaların sonucu çocuğun yapamadığı şeyler yüzünden başarısız olması örneklerini de verebiliriz. sanki kendiniz çok iyi bir boksunuz da, tohumunuzun sizden daha faydalı olmasını bekliyorsunuz. de get!


aslında cinsiyete göre ileri evreler daha fazla incelenebilir, ama bu kadar yeterli sanırım. olay tamamen bundan ibaret yani. aileler çocuklarına %100 içgüdüsel yaklaşamıyorsa, ki bu günümüzde mümkün değil zaten. en azından bilinçli olarak yaklaşsalar da topluma faydalı bireyler verebilseler. tabi bu durumun yetersiz, otoritersiz baba figürü tarafı da var. yani çocuk içgüdüsel olarak güçlü bir ebeveyni rol model almak isteyecektir. bu çocuğu hayata getiren aile kendine bile yetemiyorsa, çocuklara yetebileceğini hiç beklemesin.

türkiye'nin en büyük kanayan yarası ekonomi değil, ailelerin aşırı kusurlu olması zannımca.
devamını gör...
124.
çocuğun karşılaştığı hiçbir problemi kendisinin çözmesine izin vermemek.
helikopter ebeveynlik yapmak.
çocuğu hiç takdir etmemek (dozu önemli; fazlası narsisizme yol açabilir), aşağılamak öz güvensiz çocuklar yetişmesine sebep olabilir.
devamını gör...
125.
(bkz: mononym arayan pinnacle point insanı (yazar)) )

kazık kadar olup kaçak güreşe, yazdıklarının arkasında duramayan insanlar yetiştirmektir.

edit: aşağıdaki de atlamış gene. sen sanal zorbalık yaparken yada yaptırırken sorun yok ama sana yapılınca ağlıyorsun.
devamını gör...
126.
sanalda, kimsenin onu görmediği yerde kaplan kesilen sanal zorba çocuklar yetiştirmektir.
sanal zorbalara ya da hackerlara bakın anlarsınız.
devamını gör...
127.
dayak, azar, baskı ve şiddetle büyümüş bir nesiliz netice itibariyle...
özgüvenli büyümeyi bırak, daima sindirilmeye çalışılan, canı sıkıldıkça çocuğa patlayan, ne zaman nerede neye sinirleneceği belli olmayan dengesiz yetişkinlerin dünyasında büyüdük.
ülke akıl hastanesi anasını satayım.

bizden sonraki kuşakların bizim kadar şiddet gördüklerini düşünmüyorum.
devamını gör...
128.
çocuğuna sevgi göstermemek ve onu adeta bir eşya gibi görme zihniyetiyle oluşan durumdur *
devamını gör...
129.
mikro yönetici ebeveynlerin becerdiği iş.

çocuğun her ihtiyacını karşılamak gerekir evet, ama sorumluluk vermeyip, her zorlukta onun yerine yapması gerekenleri yaparsan o çocuk ilerde büyük sıkıntı çeker.
devamını gör...
130.
luayikçi eğitim sisteminin başarısı.

"okumazsan sürünürsün, ekmek aslanın ağzında, okumazsan köyde davar yayarsın" diyen muallimlerin okuttuğundan ne ola?
devamını gör...
131.
sistem, daha çocuk yaşta kızılcık sopası, falaka zoruyla bile olsa, sorgusuz itaatle yükümlü, kişiliksiz tip yetiştiriyor, aksi halde aforoz edip cezalandırılacağını işliyor çocuk beyinlere.. öcüler, korkular, yasak ve günahlarla..
ne özgüveni..
sistemin kişiliğe değil kişi(!)lere ihtiyacı var çünkü. kurşun askerlere.. çünkü düşüncelerinin, ancak savunmasız çocuklara gücü yetebilecek iğrençlikte olduğunun bal gibi farkında..
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"öz güvensiz çocuklar yetiştirmek" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim