301.
teknolojinin merkez noktasından üst katına çıkınca karşınıza yazı çıkıyor! 1960 yıllarında gösterilen sanat, sanayi devrimlerin etkisi ile kendisini yazı ile ifade etti. sanatta; emek vermek, yetenek, beceri ve duygular yerine fikir ve düşünce ön plana çıktı. bir hazır nesnenin sanat galerisinde sergilenip altına alt metinler döşendi. teknolojinin de ilerlemesi ile insan yerine makineler ve becerileri ön planda olarak yapay zekayı sanatın içine yerleştirdik.
eski düşünürler yazmış, okumuş bizler de hala yazıp okuyoruz. herkes yazmasın, yazıyorsa gitsin defterine yazsın, herkesin aynı anda yazıp bildiği şeyleri kalabalık ekranlarda çöp tenekesine dönüşüyor.
yazı yazarak insan olmayı unutuyoruz. insan bir ekranın karşısında kelime, harf, satır, tipografi değildir.
eski düşünürler yazmış, okumuş bizler de hala yazıp okuyoruz. herkes yazmasın, yazıyorsa gitsin defterine yazsın, herkesin aynı anda yazıp bildiği şeyleri kalabalık ekranlarda çöp tenekesine dönüşüyor.
yazı yazarak insan olmayı unutuyoruz. insan bir ekranın karşısında kelime, harf, satır, tipografi değildir.
devamını gör...
302.
radyocu bizi küçümsüyor. başına erol egemen kesileyim sen de gör gününü
devamını gör...
303.
(muhtemelen benim beceriksizliğimdir ama) sözlükte kalıp okumak/yazmak'la aynı anda kullanmayı beceremiyorum. ve ne zaman ulaşsam her ne hikmetse bir müzik yayını buluyorum. bu nedenle bugünkü konu ilgimi çektiği halde izleyemedim, izleyemiyorum.
iyi yayınlar puura..
iyi yayınlar puura..
devamını gör...
304.
erol egemeni düşünüyordu narrator. kimdi lan bu? isanın babasımıydı? hayır olamazdı, erol egemen isadan yıllar sonra intihar etmişti, bir kaşık suda.
takside 3 kişiydiler. erol egemen, narrator, isa ve puura
ve mutluluk hapları çıkmıyordu, valiumlar da yalanmış. herkes kendi mutululuğunu kendisi bulmak zorundaydı. herhangi bir yerde olabilirdi, bir mağarada, bir fünikülerde, andromeda'da ya da üçe dört resimlerde olabilirdi.
merhaba pollyanna
neden bana yazmıyorsun?
sen ki…
az uyku gördüğüm için hayatımı karıştırmışım. düğümleri çözebilir misin?
pantolonumun arka cebinde iki yazım var, hepsini sana vereceğim.
ben senin bildiğin erkeklerden değilim. translardan da olabilir, 2024-teyiz, ne olduğu belli olmaz.
üşüyünce hep terk etmek istediğim istediğim eve koştum. deniz manzaralı pencereleri olup da sevgisi olmayan o eve.
dudak çizgileri, gamzeli yanaklar yoktu, stop shot yoktu. stop kadr oyuncunun makyajından yansıyordu. direk kendisiydi.
lütfen yan masaya iki fincan çay ve rulet koyun. ama rus ruleti olsun.
ahh tükendim.
al aptal, daha beter ol!
takside dördümüz varız ve dördüncünün kız arkadaşı çıkmış.
tabuyu yıkanlar, hafızayı yıkanlar, nereye bakarsanız bakın asla ulaşamayacakları kültür kırıntılarıydılar.
madaki'nin 128 ilmeklik şiirlerinde, n ile biten bir ismim var. kahveli fincan masada yuvarlak bir surat bırakıyor. kitabın yanma sıcaklığı 451f olmalı, bütün kitaplar yansın.
onlar adamı…
polyanna...
sen ki…
10'a kadar sayıyorum, kimse kitaplara ön sözleri yazan, bir adım öne çıksın. kafasına yumurta fırlatacağım!
maestro, bence rahip veya pianissimo'dan sonra zatürreye yakalanmalısınız. insan sözleriyle kırdığını elleriyle onaramaz.
bir yazı öyle başlayıp ve böyle noktalanmaz(bu nedenle ünlem işareti)
.
takside 3 kişiydiler. erol egemen, narrator, isa ve puura
ve mutluluk hapları çıkmıyordu, valiumlar da yalanmış. herkes kendi mutululuğunu kendisi bulmak zorundaydı. herhangi bir yerde olabilirdi, bir mağarada, bir fünikülerde, andromeda'da ya da üçe dört resimlerde olabilirdi.
merhaba pollyanna
neden bana yazmıyorsun?
sen ki…
az uyku gördüğüm için hayatımı karıştırmışım. düğümleri çözebilir misin?
pantolonumun arka cebinde iki yazım var, hepsini sana vereceğim.
ben senin bildiğin erkeklerden değilim. translardan da olabilir, 2024-teyiz, ne olduğu belli olmaz.
üşüyünce hep terk etmek istediğim istediğim eve koştum. deniz manzaralı pencereleri olup da sevgisi olmayan o eve.
dudak çizgileri, gamzeli yanaklar yoktu, stop shot yoktu. stop kadr oyuncunun makyajından yansıyordu. direk kendisiydi.
lütfen yan masaya iki fincan çay ve rulet koyun. ama rus ruleti olsun.
ahh tükendim.
al aptal, daha beter ol!
takside dördümüz varız ve dördüncünün kız arkadaşı çıkmış.
tabuyu yıkanlar, hafızayı yıkanlar, nereye bakarsanız bakın asla ulaşamayacakları kültür kırıntılarıydılar.
madaki'nin 128 ilmeklik şiirlerinde, n ile biten bir ismim var. kahveli fincan masada yuvarlak bir surat bırakıyor. kitabın yanma sıcaklığı 451f olmalı, bütün kitaplar yansın.
onlar adamı…
polyanna...
sen ki…
10'a kadar sayıyorum, kimse kitaplara ön sözleri yazan, bir adım öne çıksın. kafasına yumurta fırlatacağım!
maestro, bence rahip veya pianissimo'dan sonra zatürreye yakalanmalısınız. insan sözleriyle kırdığını elleriyle onaramaz.
bir yazı öyle başlayıp ve böyle noktalanmaz(bu nedenle ünlem işareti)
.
devamını gör...
305.
beş aşk şiiri yazdım ve kendimden daha da nefret ettim.kıbleye doğru diz çöküp kafasını kaldırıp yalvaranların kafa kesmesinden kork.
metamorfoz...
eş kenarlı dörtgen üzerinde bir oyun oluşturacağım. taşların isimleri ben ve siz olacak. ya sen beni mat edeceksin, ya da ben seni. şimdilik kazanan sensin. şampanyanı sonda sonuna kadar son kaldığın yerden fondiplersin.
düşünmek midemi bulandırıyor, sadece fotosentez yapmam gerekiyor.
tanrı yukardan bana bakıyorsa utanmalı, utanmıyorsa oynayabilir.
ben kelimeleri iletiyorum, radyo da mastürbasyon dalgalarını. voyb-nu48 adlı robotun "insan hatası" kitabındaki tüm örneklerde ben varım. biliyorsanuz yapın. bilmediğinizde yapınız lütfen. girişin hemen sol tarafında!
jean sebergi rüyamda gördüm, senin saçın benimkinden uzun, dedi. biz birlikte yapamaz mışız. eğer ki saçın kısa ise, rüyanda da göreceksen, belki bir şeyler yapabiliriz, diye şikayet etti.
nero romanı yakmak yerine keşke altını üstüne getirseydi;
amor, diye aşk tanrısı mı olur lan. mor aşkın rengi değildi. aşk kırmızıydı, sevgi pembeydi diye yazdılar. ama sallayan kim?!
himler'in elini sıkacağım ve ss'e katılacağım, tıraşlı kafayla.
lone star'ın son yudumunu içeceğim ve sweet aftonu dudaklarıma direyip susacağım.
tutunacak yerim kalmadı, bildiğin hayatımı dikmişsiniz.
ben derinim.
dip
enter the void.
electra,what is your ultimate fantasy?!
metamorfoz...
eş kenarlı dörtgen üzerinde bir oyun oluşturacağım. taşların isimleri ben ve siz olacak. ya sen beni mat edeceksin, ya da ben seni. şimdilik kazanan sensin. şampanyanı sonda sonuna kadar son kaldığın yerden fondiplersin.
düşünmek midemi bulandırıyor, sadece fotosentez yapmam gerekiyor.
tanrı yukardan bana bakıyorsa utanmalı, utanmıyorsa oynayabilir.
ben kelimeleri iletiyorum, radyo da mastürbasyon dalgalarını. voyb-nu48 adlı robotun "insan hatası" kitabındaki tüm örneklerde ben varım. biliyorsanuz yapın. bilmediğinizde yapınız lütfen. girişin hemen sol tarafında!
jean sebergi rüyamda gördüm, senin saçın benimkinden uzun, dedi. biz birlikte yapamaz mışız. eğer ki saçın kısa ise, rüyanda da göreceksen, belki bir şeyler yapabiliriz, diye şikayet etti.
nero romanı yakmak yerine keşke altını üstüne getirseydi;
amor, diye aşk tanrısı mı olur lan. mor aşkın rengi değildi. aşk kırmızıydı, sevgi pembeydi diye yazdılar. ama sallayan kim?!
himler'in elini sıkacağım ve ss'e katılacağım, tıraşlı kafayla.
lone star'ın son yudumunu içeceğim ve sweet aftonu dudaklarıma direyip susacağım.
tutunacak yerim kalmadı, bildiğin hayatımı dikmişsiniz.
ben derinim.
dip
enter the void.
electra,what is your ultimate fantasy?!
devamını gör...
306.
ve yeni konuk geldi. o, zamanın ötesinden gelmiş gibiydi, varlığı bir sırdı. odanın içine adım attığında, atmosfer değişti. duvardaki saat durdu, gökyüzündeki yıldızlar yer değiştirdi. diğer konuklar, bu gizemli varlığın etrafında toplandı, merak ve hayranlıkla ona bakarak.
yeni gelen, adını söylemeden önce şu sözleri söyledi: "yazı, düşüncelerin dans ettiği bir sahnedir. harfler, bilinçaltının yankılarıdır. hep birlikte, bu sonsuz anın içinde kaybolalım." sözleri, odadakileri derin bir düşünceye sürükledi.
konuk, geçmişi ve geleceği aynı anda yaşayan bir varlık gibi görünüyordu. aniden, herkesin zihnine geçmiş anıları ve gelecek hayallerini gösterdi. her bir kişi, kendi yaşamının karmaşık dokusunu, geçmişteki hataları ve gelecekteki umutları bir arada deneyimledi.
o an, odadaki herkesin birbirine daha derin bir bağla bağlı olduğu bir dönem gibiydi. zamanın sınırlarının ötesinde bir birlik duygusuyla, herkes bir arada kayboldu. konuşulan kelimeler, birer sembol haline geldi, anlamları derinleşti.
bu arada puura konuk kim a*k
yeni gelen, adını söylemeden önce şu sözleri söyledi: "yazı, düşüncelerin dans ettiği bir sahnedir. harfler, bilinçaltının yankılarıdır. hep birlikte, bu sonsuz anın içinde kaybolalım." sözleri, odadakileri derin bir düşünceye sürükledi.
konuk, geçmişi ve geleceği aynı anda yaşayan bir varlık gibi görünüyordu. aniden, herkesin zihnine geçmiş anıları ve gelecek hayallerini gösterdi. her bir kişi, kendi yaşamının karmaşık dokusunu, geçmişteki hataları ve gelecekteki umutları bir arada deneyimledi.
o an, odadaki herkesin birbirine daha derin bir bağla bağlı olduğu bir dönem gibiydi. zamanın sınırlarının ötesinde bir birlik duygusuyla, herkes bir arada kayboldu. konuşulan kelimeler, birer sembol haline geldi, anlamları derinleşti.
bu arada puura konuk kim a*k
devamını gör...
307.
virginia woolf aynı zamanda bir kadının iyi yazması için cebinde paranın ve güzel bir odası olmasını da savunuyordu zamanında. ve leonarda yazdığı mektubunun sanırım şimdiki kadınların konumlarıyla alakası yok. burdan yine pozitiv ayrımcılığa mı dönüyoruz, cafer?! hayır dostum, sen o değilsin.
kendi soyadını bile kocasından alması aslında bazılarının kafasını bir çok kez karıştırdı. ama haklı bir isyandı. çünkü türk ruletinden habersizdi sanırım. iyi demiştiler "dead man's hand"
kargalar da güzel leş yerdi. benim leşimi yediğin gibi
kendi soyadını bile kocasından alması aslında bazılarının kafasını bir çok kez karıştırdı. ama haklı bir isyandı. çünkü türk ruletinden habersizdi sanırım. iyi demiştiler "dead man's hand"
kargalar da güzel leş yerdi. benim leşimi yediğin gibi
devamını gör...
308.
baker streette yaşayan holmes aslında ekmek yapmayı beceremeyen bir çiftin evladıydı. sonra birleşip zenci pardon 3 siyahiyle birlikte tecavüz ediyolardı enolaya
devamını gör...
309.
nesi vardı kerimcan durmazın, yani vuramaz mıydı sana. vurduranlar için bir dakikalık saygı duruşu.
saygı duruşu zamanı da vurdurmamak aslında durmaza en büyük saygısızlık duruşuydu
saygı duruşu zamanı da vurdurmamak aslında durmaza en büyük saygısızlık duruşuydu
devamını gör...
310.
bu yayının bir arbiyefi eksik, nerde uçak uçuruyor acaba yine. en son belgraddaydı
devamını gör...
311.
kuchiyose no jutsu
önce alkol alıp sonra puuranın yayınına girmek. azer bülbülün alternativi bülbüldü, bizim orda
bülbülden bir şarkı atayım, azeri azer bülbülü adamı tanıyın. istek parça değil, ama güzeldir bak
önce alkol alıp sonra puuranın yayınına girmek. azer bülbülün alternativi bülbüldü, bizim orda
bülbülden bir şarkı atayım, azeri azer bülbülü adamı tanıyın. istek parça değil, ama güzeldir bak
devamını gör...
312.
minaredeki ikibaşlı ayı baal boynuzu olarak gördükten sonra benim haller
devamını gör...
313.
221b ne lan 216v gibi
devamını gör...
314.
yayın kalitesini o kadar düşürdüm ki radyo adam benim yazdıklarımı artık okumayı bıraktı oaksakds
devamını gör...
315.
aynen ondan bahsediyorum, adam yazın dedi, yazdık iplemez oldu
devamını gör...
316.
seni yazmaya itiyorum. bazen yazınca y ile u yanyana olduğu için uazmak diye çıkıyor, uaz çıkıyor. en sevdiğim otomobildir arkadaşlar, uzun yıllar beraber olduk. sonra bir yavrumuz oldu lada niva diye, onu da vurdular
devamını gör...
317.
aga ben ne içerlerim, öyle durum yok aga. radyocu adamla uğraşmak aşırı keyif veriyor
devamını gör...
318.
insana öğretilebilecek veya öğrenilebilecek en güzel şey. her insan hayatında en az bir kez karalamış, düşüncelerini yazmış ya da içini dökmüştür. benim gözümde yazmak konuşmaktan daha önemli. konuşarak kendini iyi ifade edebilen insanlar olduğu gibi yazarak da kendini iyi ifade edebilen insanlar var. konuşmanın aksine yazmak bizim için daha samimidir. söylediklerimi birçok kişi duyacak ama yazdıklarımı istemezsek kimseye göstermeyeceğiz.
konuşurken bir kere düşünürüz, yazarken iki kere düşünürüz. konuştuğumuzda her konuyu konuşamayız ama yazarken en özel duygularımızı da yazarız. bu yüzden birçok insan günlük tutar, söyleyemediklerini, yüreklerinden taşanları yazar. başkalarının onun gerçek duygularını bilmesini istemediği için o günlüğü saklıyor.
bütün dünyanın tarihini yazılanlardan öğreniyoruz. insanlar taş devrinden itibaren yazma ihtiyacı hissetmiş, duygu ve düşüncelerini taşlara yansıtmışlardır. düşünün, yazmak diye bir şey olmasaydı, genel olarak yaşadığımız dünyanın tarihini, felsefesini, edebiyatını, bizden önce yaşayanların neler hissettiğini, nelere ilgi duyduğunu asla bilemezdik.
yazarak kendimizi daha iyi tanırız. yazmak aynı zamanda hayatımızın hangi dönemini, nasıl yaşadığımızı, dünyaya nasıl baktığımızı hatırlamamıza da iyi gelir. eğer ne söyleyeceğiniz konusunda gerginseniz ve birinin kalbini kıracaksanız, önce oturup ne söyleyeceğinizi yazmanızı öneririm. yazdıktan sonra insan tedirgin oluyor ve boş gözlerle bakıyor o duruma. aslında birinin kalbini kırmak yerine tüm öfkeni bir kağıt parçasına dökmek daha iyidir. ve sonuç olarak eğer birini daha iyi tanımak istiyorsanız, konuştuklarından çok yazdıklarıyla ilgilenilmeli.
bu adeta, bir bağımlılık gibidir, öyle ki yazmaya başladınız mı hiç bitmez. kimi konuşarak, kimi yazarak, kimi oturarak, kimi de içerek içindeki düşünce yığınından kurtulmaya çalışır.
benimki not defterine yazmaktan yana.
okuldaki fizik dersinde bunu tahtaya çıkarır ve soruyu soran öğretmene her zaman "verileri yazın" derdi. yani her şeyin özü böyle yazmakta, ben şöyle uyarladım: verilen konu bizim hayatımızı temsil ediyor, konu baştan incelenip sunuluyor, yani sorunlarımızı ortaya koyuyoruz ve sonra bulmamız gerekiyordu. uygun formül, sanki sorunlar önümüze konmuş gibi. çözüm arıyoruz, çözme kısmını tamamladıktan sonra sonuç 2 türlü olabiliyor: başarılı ya da başarısız. sonuç başarısızsa analiz etmemiz gerekiyor. problemi iyi çöz, çözümü kesin olarak tekrar tanımla veya uygulamada gözden kaçan nüanslar varsa da, kaç deneme yapılır bilmiyorum ama bunun sadece fizik kitabındaki bir soru olduğunun da farkına varmalıyız. bunun en güzel yanı da üzerinde vakit geçirip "tamam sorun yanlışmış sanırım" dememiz veya herkesin 5 bulduğu cevabın aksine 225 cevap bulduğunuz sorular olacak. ve tekrardan.
konuşurken bir kere düşünürüz, yazarken iki kere düşünürüz. konuştuğumuzda her konuyu konuşamayız ama yazarken en özel duygularımızı da yazarız. bu yüzden birçok insan günlük tutar, söyleyemediklerini, yüreklerinden taşanları yazar. başkalarının onun gerçek duygularını bilmesini istemediği için o günlüğü saklıyor.
bütün dünyanın tarihini yazılanlardan öğreniyoruz. insanlar taş devrinden itibaren yazma ihtiyacı hissetmiş, duygu ve düşüncelerini taşlara yansıtmışlardır. düşünün, yazmak diye bir şey olmasaydı, genel olarak yaşadığımız dünyanın tarihini, felsefesini, edebiyatını, bizden önce yaşayanların neler hissettiğini, nelere ilgi duyduğunu asla bilemezdik.
yazarak kendimizi daha iyi tanırız. yazmak aynı zamanda hayatımızın hangi dönemini, nasıl yaşadığımızı, dünyaya nasıl baktığımızı hatırlamamıza da iyi gelir. eğer ne söyleyeceğiniz konusunda gerginseniz ve birinin kalbini kıracaksanız, önce oturup ne söyleyeceğinizi yazmanızı öneririm. yazdıktan sonra insan tedirgin oluyor ve boş gözlerle bakıyor o duruma. aslında birinin kalbini kırmak yerine tüm öfkeni bir kağıt parçasına dökmek daha iyidir. ve sonuç olarak eğer birini daha iyi tanımak istiyorsanız, konuştuklarından çok yazdıklarıyla ilgilenilmeli.
bu adeta, bir bağımlılık gibidir, öyle ki yazmaya başladınız mı hiç bitmez. kimi konuşarak, kimi yazarak, kimi oturarak, kimi de içerek içindeki düşünce yığınından kurtulmaya çalışır.
benimki not defterine yazmaktan yana.
okuldaki fizik dersinde bunu tahtaya çıkarır ve soruyu soran öğretmene her zaman "verileri yazın" derdi. yani her şeyin özü böyle yazmakta, ben şöyle uyarladım: verilen konu bizim hayatımızı temsil ediyor, konu baştan incelenip sunuluyor, yani sorunlarımızı ortaya koyuyoruz ve sonra bulmamız gerekiyordu. uygun formül, sanki sorunlar önümüze konmuş gibi. çözüm arıyoruz, çözme kısmını tamamladıktan sonra sonuç 2 türlü olabiliyor: başarılı ya da başarısız. sonuç başarısızsa analiz etmemiz gerekiyor. problemi iyi çöz, çözümü kesin olarak tekrar tanımla veya uygulamada gözden kaçan nüanslar varsa da, kaç deneme yapılır bilmiyorum ama bunun sadece fizik kitabındaki bir soru olduğunun da farkına varmalıyız. bunun en güzel yanı da üzerinde vakit geçirip "tamam sorun yanlışmış sanırım" dememiz veya herkesin 5 bulduğu cevabın aksine 225 cevap bulduğunuz sorular olacak. ve tekrardan.
devamını gör...
319.
kopup yalnızlığımdan
kopup sonsuzluğumdan
gurbete kaçacağım
gurbete tükenmeye
(bkz: gurbete kaçacağım)
(bkz: zerrin atakan)
halbuki kendinden kaçamaz insan.
yazmak, kendinden kaçma çabasıdır.
kopup sonsuzluğumdan
gurbete kaçacağım
gurbete tükenmeye
(bkz: gurbete kaçacağım)
(bkz: zerrin atakan)
halbuki kendinden kaçamaz insan.
yazmak, kendinden kaçma çabasıdır.
devamını gör...
320.
devamını gör...