381.
2 demlik çay bitirdim. 3.yü koymak üzereyim. ruchy çok acayip bir insan. tahmin edemiyorsun yani. bu güzel birşey bence.
devamını gör...
382.
yaşama yanılgısı, hayat içerisinde bize sunulan roller ve buna uygun personaları oynuyor olmamızı göz ardı etmekten ibaret. bir nevi rolüne kendini fazla kaptıran metot oyuncularıyız hepimiz. bir diyalogda, çizdiğimiz karakter doğrultusunda vereceğimiz cevaplar üç aşağı beş yukarı belli. insandan ziyade stereotipleştirilmiş yaşam formlarıyız artık.
bahsettiğiniz "varoluşsal farkındalık", bir boşluktan ziyade doluluk hissi. varlığın içine taşmak ve sığmak için kendini yemek. kabın içerisine sığdıramadığın her kısmı kangren bir uzuv misali koparıp atmak. bu boşluk değil, yok oluş. bir tür ouroboros tasviri.
yaşadığımızı sanmak, bir anlığına kendimize ve bulunduğumuz ana üçüncü gözden bakmakla son bulur. bir daha tekrar ilk gözden okuyamayız hikayeyi. kim bilir, belki böylesi daha iyidir. kendi yarattığı illüzyonun bir anlığına sihir olduğuna inanan illüzyonist gibiyiz öteki türlü.
sahte ve samimiyetsiz bir varoluşa karşı; dik, sahici bir yok oluş. hepsi bu.
bahsettiğiniz "varoluşsal farkındalık", bir boşluktan ziyade doluluk hissi. varlığın içine taşmak ve sığmak için kendini yemek. kabın içerisine sığdıramadığın her kısmı kangren bir uzuv misali koparıp atmak. bu boşluk değil, yok oluş. bir tür ouroboros tasviri.
yaşadığımızı sanmak, bir anlığına kendimize ve bulunduğumuz ana üçüncü gözden bakmakla son bulur. bir daha tekrar ilk gözden okuyamayız hikayeyi. kim bilir, belki böylesi daha iyidir. kendi yarattığı illüzyonun bir anlığına sihir olduğuna inanan illüzyonist gibiyiz öteki türlü.
sahte ve samimiyetsiz bir varoluşa karşı; dik, sahici bir yok oluş. hepsi bu.
devamını gör...
383.
bağdatı almak bağdatın kendinden güzel mi acaba dense de, bağdat çok güzel olmasa neden uğruna savaşılsın çıkmazı.ashgfd.
devamını gör...
384.
var olma hali ya da boşluğu ile ilgili william dayının hamlet oyununda olmak ya da olmamak tiradı geliyor aklıma. tirad çok uzun isteyenler okuyabilir.
olmak ya da olmamak, mesele bunda. kör talihin sapanlarına, oklarına zihninde tahammül göstermek mi daha mertçe olur, yoksa kaygıların ummanına karşı silâhlanıp onları yok etmek mi? ölmek: uyumak. o kadar! bir uykuyla kalp üzüntüsünü, tabiatın bedene miras olarak verdiği bin bir acıyı sona erdiriyoruz diyebilmek, candan gönülden istenecek bir son olur, ölmek, uyumak: belki de rüya görmek! ya, dert orada: çünkü, bu fâni kalıbı üstümüzden sıyırıp attıktan sonra, o ölüm uykusunda kim bilir ne rüyalar görürüz düşüncesi bizi durmaya mecbur ediyor. yaşamak felâketini uzatan, işte bu düşünce. yoksa — insan bir hançerle kendi işini kendi halledebilirken — zamanın sillesine hakaretlerine, zalimin haksızlıklarına, kendini beğenmişin küstahlıklarına, karşılıksız kalan aşkın ıstırabına, kanunun ihmaline, mevki sahibinin kibrine, sabırla gösterilen liyakatin değersizlerce hor görülmesine kim tahammül ederdi? meşakkatli bir hayatın yükü altında inleyip ter dökmeye kim razı olurdu? ne çare ki, ölüm sınırlarını aşan yolculardan hiçbirinin geri gelmediği o bilinmez ülke — ardında da belki bir şey vardır korkusu, zihnimizi şaşkın ederek bizi, bilmediğimiz musibetlere düşmektense içinde olduklarımıza tahammül ettiriyor. düşünmek, işte hepimizi böyle korkak ediyor; azmin gürbüz rengi tereddüdün soluk gölgesiyle hasta bir renk alıyor. en büyük en mühim teşebbüsler, bu düşünce yüzünden, mecralarını değiştiriyor; bir fiil adını almaktan çıkıyorlar.
olmak ya da olmamak, mesele bunda. kör talihin sapanlarına, oklarına zihninde tahammül göstermek mi daha mertçe olur, yoksa kaygıların ummanına karşı silâhlanıp onları yok etmek mi? ölmek: uyumak. o kadar! bir uykuyla kalp üzüntüsünü, tabiatın bedene miras olarak verdiği bin bir acıyı sona erdiriyoruz diyebilmek, candan gönülden istenecek bir son olur, ölmek, uyumak: belki de rüya görmek! ya, dert orada: çünkü, bu fâni kalıbı üstümüzden sıyırıp attıktan sonra, o ölüm uykusunda kim bilir ne rüyalar görürüz düşüncesi bizi durmaya mecbur ediyor. yaşamak felâketini uzatan, işte bu düşünce. yoksa — insan bir hançerle kendi işini kendi halledebilirken — zamanın sillesine hakaretlerine, zalimin haksızlıklarına, kendini beğenmişin küstahlıklarına, karşılıksız kalan aşkın ıstırabına, kanunun ihmaline, mevki sahibinin kibrine, sabırla gösterilen liyakatin değersizlerce hor görülmesine kim tahammül ederdi? meşakkatli bir hayatın yükü altında inleyip ter dökmeye kim razı olurdu? ne çare ki, ölüm sınırlarını aşan yolculardan hiçbirinin geri gelmediği o bilinmez ülke — ardında da belki bir şey vardır korkusu, zihnimizi şaşkın ederek bizi, bilmediğimiz musibetlere düşmektense içinde olduklarımıza tahammül ettiriyor. düşünmek, işte hepimizi böyle korkak ediyor; azmin gürbüz rengi tereddüdün soluk gölgesiyle hasta bir renk alıyor. en büyük en mühim teşebbüsler, bu düşünce yüzünden, mecralarını değiştiriyor; bir fiil adını almaktan çıkıyorlar.
devamını gör...
385.
alman felsefesinin uzak doğuda mistisizmle harmanlanmış bir karşılığı var bildiğiniz üzere. orada da öz farkındalık hakkında söylendiği gibi;
"var oluş, cefa çekmektir."
bir insan kaç kişi oluyor ömrü boyu? sahne karakteri dediğimiz bir unsur vardır bilirsiniz. binlerce insanın karşısındaki bir sanatçının tutumları günlük hayatında çok farklı olabilir. iyi de, hepimiz böyle değil miyiz? bu hepimizi sahnede yapmaz mı?
iş yerinde başka bir sen, arkadaşların arasında başka, romantik ilişkilerde başka, ailenle başka, yalnızken *bambaşka*. kim olduğumuzu bilememek değil de, bilmek sorun değil midir büründüğümüz bunca suret içerisinde?
"var oluş, cefa çekmektir."
bir insan kaç kişi oluyor ömrü boyu? sahne karakteri dediğimiz bir unsur vardır bilirsiniz. binlerce insanın karşısındaki bir sanatçının tutumları günlük hayatında çok farklı olabilir. iyi de, hepimiz böyle değil miyiz? bu hepimizi sahnede yapmaz mı?
iş yerinde başka bir sen, arkadaşların arasında başka, romantik ilişkilerde başka, ailenle başka, yalnızken *bambaşka*. kim olduğumuzu bilememek değil de, bilmek sorun değil midir büründüğümüz bunca suret içerisinde?
devamını gör...
386.
ünlü düşünür sayın serdar ortaç 'ın dediği gibi;
binlerce dansöz var.
daha da ünlü düşünür gotcha da der ki;
başkası olma kendin ol.
binlerce dansöz var.
daha da ünlü düşünür gotcha da der ki;
başkası olma kendin ol.
devamını gör...
387.
belkide varoluş çabasıdır bizi biz yapan. o arayışta karşılaştıklarımız bizi biz yapıyor.
devamını gör...
388.
dilinize emeğinize sağlk sevgili yayıncı yazarlar. akıcı bir yayındı. tebriks.
devamını gör...
389.
elinize dilinize sağlık. özel bir yayın oldu.
devamını gör...
390.
bu geceki yayın için siz değerli dinleyicilerimizin ve puura'nın seçmiş olduğu parçalar;
open.spotify.com/playlist/6...
open.spotify.com/playlist/6...
devamını gör...
391.
puura ile aykırı sohbetler, bu gece 23:30'da sözlük radyosu'nda yayında.
bu geceki yayınımızda sizlerle potansiyel kavramı üzerine konuşacağız.
potansiyel kavramını, hem kişiler üzerinden hem de psikoloji bağlamında ele alacağız;
-potansiyel nedir,
-açığa çıkarılmadığı vakit dahi varlığını koruyan bir "cevher" midir,
-yoksa çılgın bir çağlayan misali bir şekilde taşmayı bilir mi?

alacak olduğum konuklarla, sizlerin yazacak olduğunuz fikirlerinizle ve hissettiklerinizle, içimizde var olan potansiyeli açığa çıkartarak onu inceleyip tartışacağız.
oldukça verimli bir program olacak.
şimdiden alarmları kurun,
zihninizi dinlendirin, çünkü oldukça dolu bir program olacak..
dinlemek için;
normaller.com/radyo/
bu geceki yayınımızda sizlerle potansiyel kavramı üzerine konuşacağız.
potansiyel kavramını, hem kişiler üzerinden hem de psikoloji bağlamında ele alacağız;
-potansiyel nedir,
-açığa çıkarılmadığı vakit dahi varlığını koruyan bir "cevher" midir,
-yoksa çılgın bir çağlayan misali bir şekilde taşmayı bilir mi?

alacak olduğum konuklarla, sizlerin yazacak olduğunuz fikirlerinizle ve hissettiklerinizle, içimizde var olan potansiyeli açığa çıkartarak onu inceleyip tartışacağız.
oldukça verimli bir program olacak.
şimdiden alarmları kurun,
zihninizi dinlendirin, çünkü oldukça dolu bir program olacak..
dinlemek için;
normaller.com/radyo/
devamını gör...
392.
e tabi çay koymak şart olur.
devamını gör...
393.
devamını gör...
394.
yayınımız başlamıştır.
buyrunuz.
buyrunuz.
devamını gör...
395.
potansiyel kavramı irdelenecekmiş güzel konu. o zaman potansiyel kötülüğü anmamak olmaz. cinnet ve delilik potansiyeli taşıyan insanlar, bu hiç yapmaz böyle birşey bundan asla beklemem diye düşündüğün insanların bir tetiklenmeyle ortaya çıkan psikopatlıkları. stanford hapishane deneyi mesela, yada askerde rütbe verilen gül yüzlü çocuğun diktatör generale bağlaması. iyi yayınlar.
devamını gör...
396.
kendimde bu gece de esaslısından bir uyumama potansiyeli görüyorum. melting, patagonyalı , trevor da diğer potansiyeli olanlar.
biz böyle gözler pörtlemiş gezinirken , puura'nın uykum geldi hadi bana bayyy demesi de tam bomba potansiyeli.
biz böyle gözler pörtlemiş gezinirken , puura'nın uykum geldi hadi bana bayyy demesi de tam bomba potansiyeli.
devamını gör...
397.
(bkz: kontrolsüz güç güç değildir)
devamını gör...
398.
#579824 bu sözlükten bir link vereyim ki artılar favlar yabancıya gitmesin. stanford hapishane deneyi ile ilgili yazılmış güzel entryler var okumak isteyenler için.
devamını gör...
399.
mükemmel bir şarkı çalıyor şu anda...
dağlar dağladı beni, kören ağladı beni..
gitti yarim gelmedi, derde bağladı beni...
hey gidi heyy...
peki öncesindeki, ortasındaki ve en nihayetinde de sonundaki sololar?
muazzam..
bu gece senleyim puura..
dağlar dağladı beni, kören ağladı beni..
gitti yarim gelmedi, derde bağladı beni...
hey gidi heyy...
peki öncesindeki, ortasındaki ve en nihayetinde de sonundaki sololar?
muazzam..
bu gece senleyim puura..
devamını gör...
400.
her bebek muhteşem potansiyellerle doğar. yetişkinler bebeği alır ve demirin tavında dövüldüğü gibi döver döver ve ona bir şekil verir. sonuç; bir tane gerçekleşmiş potansiyel ve binlerce gerçekleşmemiş ihtimaller bütünü. hitler iyi bir ressam olabilirdi, potansiyeli engellenmeseydi.
devamını gör...