sabaha bir ayet bırak
başlık "köylü yazardan ironiler" tarafından 16.06.2021 09:07 tarihinde açılmıştır.
241.
allah affetsin sobaya diye okudum. o derece yani.
devamını gör...
242.
vaiz 1:1-18
her şey bomboş
[1] bunlar yeruşalim'de krallık yapan davut oğlu vaiz'in sözleridir: [2] “her şey boş, bomboş, bomboş!” diyor vaiz. [3] ne kazancı var insanın güneşin altında harcadığı onca emekten? [4] kuşaklar gelir, kuşaklar geçer, ama dünya sonsuza dek kalır. [5] güneş doğar, güneş batar, hep doğduğu yere koşar. [6] rüzgar güneye gider, kuzeye döner, döne döne eserek hep aynı yolu izler. [7] bütün ırmaklar denize akar, yine de deniz dolmaz. ırmaklar hep çıktıkları yere döner. [8] her şey yorucu, sözcüklerle anlatılamayacak kadar. göz görmekle doymuyor, kulak işitmekle dolmuyor. [9] önce ne olduysa, yine olacak. önce ne yapıldıysa, yine yapılacak. güneşin altında yeni bir şey yok. [10] var mı kimsenin, “bak bu yeni!” diyebileceği bir şey? her şey çoktan, bizden yıllar önce de vardı. [11] geçmiş kuşaklar anımsanmıyor, gelecek kuşaklar da kendilerinden sonra gelenlerce anımsanmayacak. [12] ben vaiz, yeruşalim'de israil kralıyken [13] kendimi göklerin altında yapılan her şeyi bilgece araştırıp incelemeye adadım. tanrı'nın uğraşsınlar diye insanlara verdiği çetin bir zahmettir bu. [14] güneşin altında yapılan bütün işleri gördüm; hepsi boştur, rüzgarı kovalamaya kalkışmaktır! [15] eğri olan doğrultulamaz, eksik olan sayılamaz. [16] kendi kendime, “işte, bilgeliğimi benden önce yeruşalim'de krallık yapan herkesten çok artırdım” dedim, “alabildiğine bilgi ve bilgelik edindim.” [17] kendimi, bilgi ve bilgeliği, deliliği ve akılsızlığı anlamaya adadım. gördüm ki, bu da yalnızca rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış. [18] çünkü çok bilgelik çok keder doğurur, bilgi arttıkça acı da artar.
vaiz 2:1-26
zevklerin anlamsızlığı
[1] kendi kendime, “gel, zevki tat. iyi mi, değil mi, gör” dedim. ama gördüm ki, o da boş. [2] gülmeye, “delilik”, zevke, “ne işe yarar?” dedim. [3] insanların göklerin altında geçirdiği birkaç günlük ömürleri boyunca, yapacakları iyi bir şey olup olmadığını görünceye dek, bilgeliğimin önderliğinde, bedenimi şarapla nasıl canlandırayım, akılsızlığı nasıl ele alayım diye düşündüm durdum. [4] büyük işlere girdim. kendime evler inşa ettim, bağlar diktim. [5] bahçeler, parklar yaptım, oralara türlü türlü meyve ağaçları diktim. [6] dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım. [7] kadın, erkek köleler satın aldım; evimde doğan kölelerim de vardı. ayrıca benden önce yeruşalim'de yaşayan herkesten çok sığıra, davara sahip oldum. [8] altın, gümüş biriktirdim; kralların, illerin hazinelerini topladım. kadın, erkek şarkıcılar ve erkeklerin özlemi olan bir harem edindim. [9] böylece büyük üne kavuştum, benden önce yeruşalim'de yaşayanların hepsini aştım. bilgeliğimden de bir şey yitirmedim. [10] gözümün dilediği hiçbir şeyi kendimden esirgemedim. gönlümü hiçbir zevkten alıkoymadım. yaptığım her işten zevk aldı gönlüm. bütün emeğimin ödülü bu oldu. [11] yaptığım bütün işlere, çektiğim bütün emeklere bakınca, gördüm ki, hepsi boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış. güneşin altında hiçbir kazanç yokmuş. [12] sonra bilgelik, delilik, akılsızlık nedir diye baktım; çünkü kralın yerine geçecek kişi zaten yapılanın ötesinde ne yapabilir ki? [13] ışığın karanlıktan üstün olduğu gibi bilgeliğin de akılsızlıktan üstün olduğunu gördüm. [14] bilge nereye gittiğini görür, ama akılsız karanlıkta yürür. ikisinin de aynı sonu paylaştığını gördüm. [15] “akılsızın başına gelen, benim de başıma gelecek” dedim kendi kendime, “öyleyse kazancım ne bilgelikten?” “bu da boş” dedim içimden. [16] çünkü akılsız gibi, bilge de uzun süre anılmaz, gelecekte ikisi de unutulur. nitekim bilge de akılsız gibi ölür! [17] böylece hayattan nefret ettim. çünkü güneşin altında yapılan iş çetindi bence. her şey boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış. [18] güneşin altında harcadığım bütün emekten nefret ettim. çünkü her şeyi benden sonra gelecek olana bırakmak zorundayım. [19] kim bilir, bilge mi olacak, akılsız mı? güneşin altında bilgeliğimi kullanarak harcadığım bütün emek üzerinde saltanat sürecek. bu da boş. [20] bu yüzden güneşin altında harcadığım onca emeğe üzülmeye başladım. [21] çünkü biri bilgelik, bilgi ve beceriyle çalışır, sonunda her şeyini hiç emek vermemiş başka birine bırakmak zorunda kalır. bu da boş ve büyük bir hüsrandır. [22] çünkü ne kazancı var adamın, güneşin altında harcadığı bunca emekten, bunca kafa yormaktan? [23] günler boyunca çektiği zahmet acı ve dert doğurur. gece bile içi rahat etmez. bu da boş. [24] insan için yemekten, içmekten ve yaptığı işten zevk almaktan daha iyi bir şey yoktur. gördüm ki, bu da tanrı'dandır. [25] o'nsuz kim yiyebilir, kim zevk alabilir? [26] çünkü tanrı bilgiyi, bilgeliği, sevinci hoşnut kaldığı insana verir. günahkâra ise, yığma, biriktirme zahmeti verir; biriktirdiklerini tanrı'nın hoşnut kaldığı insanlara bıraksın diye. bu da boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış.
vaiz güzel insanmış. vesselam.
her şey bomboş
[1] bunlar yeruşalim'de krallık yapan davut oğlu vaiz'in sözleridir: [2] “her şey boş, bomboş, bomboş!” diyor vaiz. [3] ne kazancı var insanın güneşin altında harcadığı onca emekten? [4] kuşaklar gelir, kuşaklar geçer, ama dünya sonsuza dek kalır. [5] güneş doğar, güneş batar, hep doğduğu yere koşar. [6] rüzgar güneye gider, kuzeye döner, döne döne eserek hep aynı yolu izler. [7] bütün ırmaklar denize akar, yine de deniz dolmaz. ırmaklar hep çıktıkları yere döner. [8] her şey yorucu, sözcüklerle anlatılamayacak kadar. göz görmekle doymuyor, kulak işitmekle dolmuyor. [9] önce ne olduysa, yine olacak. önce ne yapıldıysa, yine yapılacak. güneşin altında yeni bir şey yok. [10] var mı kimsenin, “bak bu yeni!” diyebileceği bir şey? her şey çoktan, bizden yıllar önce de vardı. [11] geçmiş kuşaklar anımsanmıyor, gelecek kuşaklar da kendilerinden sonra gelenlerce anımsanmayacak. [12] ben vaiz, yeruşalim'de israil kralıyken [13] kendimi göklerin altında yapılan her şeyi bilgece araştırıp incelemeye adadım. tanrı'nın uğraşsınlar diye insanlara verdiği çetin bir zahmettir bu. [14] güneşin altında yapılan bütün işleri gördüm; hepsi boştur, rüzgarı kovalamaya kalkışmaktır! [15] eğri olan doğrultulamaz, eksik olan sayılamaz. [16] kendi kendime, “işte, bilgeliğimi benden önce yeruşalim'de krallık yapan herkesten çok artırdım” dedim, “alabildiğine bilgi ve bilgelik edindim.” [17] kendimi, bilgi ve bilgeliği, deliliği ve akılsızlığı anlamaya adadım. gördüm ki, bu da yalnızca rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış. [18] çünkü çok bilgelik çok keder doğurur, bilgi arttıkça acı da artar.
vaiz 2:1-26
zevklerin anlamsızlığı
[1] kendi kendime, “gel, zevki tat. iyi mi, değil mi, gör” dedim. ama gördüm ki, o da boş. [2] gülmeye, “delilik”, zevke, “ne işe yarar?” dedim. [3] insanların göklerin altında geçirdiği birkaç günlük ömürleri boyunca, yapacakları iyi bir şey olup olmadığını görünceye dek, bilgeliğimin önderliğinde, bedenimi şarapla nasıl canlandırayım, akılsızlığı nasıl ele alayım diye düşündüm durdum. [4] büyük işlere girdim. kendime evler inşa ettim, bağlar diktim. [5] bahçeler, parklar yaptım, oralara türlü türlü meyve ağaçları diktim. [6] dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım. [7] kadın, erkek köleler satın aldım; evimde doğan kölelerim de vardı. ayrıca benden önce yeruşalim'de yaşayan herkesten çok sığıra, davara sahip oldum. [8] altın, gümüş biriktirdim; kralların, illerin hazinelerini topladım. kadın, erkek şarkıcılar ve erkeklerin özlemi olan bir harem edindim. [9] böylece büyük üne kavuştum, benden önce yeruşalim'de yaşayanların hepsini aştım. bilgeliğimden de bir şey yitirmedim. [10] gözümün dilediği hiçbir şeyi kendimden esirgemedim. gönlümü hiçbir zevkten alıkoymadım. yaptığım her işten zevk aldı gönlüm. bütün emeğimin ödülü bu oldu. [11] yaptığım bütün işlere, çektiğim bütün emeklere bakınca, gördüm ki, hepsi boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış. güneşin altında hiçbir kazanç yokmuş. [12] sonra bilgelik, delilik, akılsızlık nedir diye baktım; çünkü kralın yerine geçecek kişi zaten yapılanın ötesinde ne yapabilir ki? [13] ışığın karanlıktan üstün olduğu gibi bilgeliğin de akılsızlıktan üstün olduğunu gördüm. [14] bilge nereye gittiğini görür, ama akılsız karanlıkta yürür. ikisinin de aynı sonu paylaştığını gördüm. [15] “akılsızın başına gelen, benim de başıma gelecek” dedim kendi kendime, “öyleyse kazancım ne bilgelikten?” “bu da boş” dedim içimden. [16] çünkü akılsız gibi, bilge de uzun süre anılmaz, gelecekte ikisi de unutulur. nitekim bilge de akılsız gibi ölür! [17] böylece hayattan nefret ettim. çünkü güneşin altında yapılan iş çetindi bence. her şey boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış. [18] güneşin altında harcadığım bütün emekten nefret ettim. çünkü her şeyi benden sonra gelecek olana bırakmak zorundayım. [19] kim bilir, bilge mi olacak, akılsız mı? güneşin altında bilgeliğimi kullanarak harcadığım bütün emek üzerinde saltanat sürecek. bu da boş. [20] bu yüzden güneşin altında harcadığım onca emeğe üzülmeye başladım. [21] çünkü biri bilgelik, bilgi ve beceriyle çalışır, sonunda her şeyini hiç emek vermemiş başka birine bırakmak zorunda kalır. bu da boş ve büyük bir hüsrandır. [22] çünkü ne kazancı var adamın, güneşin altında harcadığı bunca emekten, bunca kafa yormaktan? [23] günler boyunca çektiği zahmet acı ve dert doğurur. gece bile içi rahat etmez. bu da boş. [24] insan için yemekten, içmekten ve yaptığı işten zevk almaktan daha iyi bir şey yoktur. gördüm ki, bu da tanrı'dandır. [25] o'nsuz kim yiyebilir, kim zevk alabilir? [26] çünkü tanrı bilgiyi, bilgeliği, sevinci hoşnut kaldığı insana verir. günahkâra ise, yığma, biriktirme zahmeti verir; biriktirdiklerini tanrı'nın hoşnut kaldığı insanlara bıraksın diye. bu da boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış.
vaiz güzel insanmış. vesselam.
devamını gör...
243.
araf 164. içlerinden bir topluluk şöyle dedi: "allah'ın helak edeceği yahut şiddetli bir azapla azaplandıracağı bir topluma ne diye öğüt verip duruyorsunuz? dediler ki: "rabbinize karşı bir mazeret olsun diye ve bir de korunup sakınırlar ümidiyle."
emre1974tr.blogspot.com/201...
emre1974tr.blogspot.com/201...
devamını gör...