81.
zamanla kazandığım bir alışkanlık, bazı tiplerin keçi boznuzu gibi tadı gibi kırk yılda bir doğru bir şeyler söylüyor diye takip etmiyorum.
bilmediği şeyleri sallama gibi bir huyu var. bu tip insanların da doğru söylediklerini ayırmak için enerjim yok. bir de bazı konularda saplantılı.
bilmediği şeyleri sallama gibi bir huyu var. bu tip insanların da doğru söylediklerini ayırmak için enerjim yok. bir de bazı konularda saplantılı.
devamını gör...
82.
buradan uzun uzun türk mitolojisi yoktur dedikten sonra bahsedilen mitolojik karakterlerin altay türklerinde olduğunu söylüyor. sonra da "bunlar altay masallarında geçen uydurmalar, bu tanrılar ve tanrıçalar yok o yüzden türk mitolojisi de yok onlar o zamanın superman veya spiderman'i" diyor.
ülgen, kayra gibi figürler hiçbir kaynakta geçmiyor çünkü yoklar diyor. doğru zira tengricilik erken dönemlerinde şamanlık üzerine temellenen daha çok çin'de ki tian-ri kavramına benzeşen bir tengri anlayışı var. yani tengri bu nedenle hem gök için hem cennet için kullanılır ki daha cennet ile ilah kavramları birbirinden ayrılmamış tıpkı çinlilerin ikisine de tian demesi gibi türkler de tengri diyorlar. sonraki süreçte tanrı ve cennet kavramları birbirinden ayrılıyor cennet için "uçmak" terimi çıkıyor.
göktürk döneminde ve sonrasında islamiyet, budacılık, hristiyanlık ve maniheizm'den anlatılar türklere ulaştı o sebeple bunlar sonradan uyduruldu diyor. iyi de sevan mitoloji tanım olarak zaten nedir? bir toplumun din, masal, efsane ve öykülerinin bir toplamıdır. mitolojiler de tıpkı dil gibi birbirinden etkilenir. nihayetinde bu anlatılar türk mitolojisinde dahil oluyor mu olmuyor mu? mesela laz mitolojisinde tengri, trangi/t'angri olarak karşımıza çıkıyor şimdi sana göre laz mitolojisi yok mu? laz mitolojisi türklerden mi çalıntı?
son olarak evet tengrizm hakkında milattan önceki türklerden kalma yazılı kaynak yok, fakat çinlilerden ve romalılardan sonraki süreçte hem türkler hem moğollardan kalan birçok belgeden de ne olduğuna ulaşılabiliyor. bu bahsedilen karakterlerin olmaması tengricilik diye bir şeyin olmadığı anlamına da gelmiyor. zira bu inanç sisteminin orijinali hakikaten monoteisttir.
ülgen, kayra gibi figürler hiçbir kaynakta geçmiyor çünkü yoklar diyor. doğru zira tengricilik erken dönemlerinde şamanlık üzerine temellenen daha çok çin'de ki tian-ri kavramına benzeşen bir tengri anlayışı var. yani tengri bu nedenle hem gök için hem cennet için kullanılır ki daha cennet ile ilah kavramları birbirinden ayrılmamış tıpkı çinlilerin ikisine de tian demesi gibi türkler de tengri diyorlar. sonraki süreçte tanrı ve cennet kavramları birbirinden ayrılıyor cennet için "uçmak" terimi çıkıyor.
göktürk döneminde ve sonrasında islamiyet, budacılık, hristiyanlık ve maniheizm'den anlatılar türklere ulaştı o sebeple bunlar sonradan uyduruldu diyor. iyi de sevan mitoloji tanım olarak zaten nedir? bir toplumun din, masal, efsane ve öykülerinin bir toplamıdır. mitolojiler de tıpkı dil gibi birbirinden etkilenir. nihayetinde bu anlatılar türk mitolojisinde dahil oluyor mu olmuyor mu? mesela laz mitolojisinde tengri, trangi/t'angri olarak karşımıza çıkıyor şimdi sana göre laz mitolojisi yok mu? laz mitolojisi türklerden mi çalıntı?
son olarak evet tengrizm hakkında milattan önceki türklerden kalma yazılı kaynak yok, fakat çinlilerden ve romalılardan sonraki süreçte hem türkler hem moğollardan kalan birçok belgeden de ne olduğuna ulaşılabiliyor. bu bahsedilen karakterlerin olmaması tengricilik diye bir şeyin olmadığı anlamına da gelmiyor. zira bu inanç sisteminin orijinali hakikaten monoteisttir.
devamını gör...
83.
sevan sevdigina katlanir. oyle bi adamdir iste. evet.
devamını gör...
84.
bayılıyorum bu adama. bana kime zeki dersin diye sorulduğu zaman aklıma gelen nadir insanlardandır. kalıpların dışına çıkabilen abartmadan hakkını vererek analitik düşünüp analiz edebilen vicdanı hür aklı selim biri.
devamını gör...
85.
fikirlerini dobraca dile getirebilen türkiye ermenisi entelektüel. düşünceleri yüzünden zulme uğradı ve türkiye’den kaçmak zorunda kaldı.
enteresan ve zeki bir insan. bir nevi kadir mısıroğlu gibi. keşke politik görüşleri yüzünden hapis cezasına çarptırılmasaydı.
enteresan ve zeki bir insan. bir nevi kadir mısıroğlu gibi. keşke politik görüşleri yüzünden hapis cezasına çarptırılmasaydı.
devamını gör...
86.
düşünceleri yüzünden zulme uğrayıp ülkeden kaçmak zorunda kalmadı. düşünceleri nedeniyle hapis cezası falan da almadı.
orman içinde kaçak inşaat yaptı, idari tedbire uymayıp buna devam etti, bu nedenle gayet doğal olarak (herkesin başına geleceği şekilde) hapis cezası aldı. açık ceza evine alındı, orada yatarken izinle dışarı çıktığı sırada ülke dışına kaçtı. altı üstü bu.
zaten kendisi de açıkça, dünyanın her yerinde bunun cezası hapistir, diyor.
öyle bir şov yapası geldi beyfendinin, her zaman yaptığı gibi. samos’a kaçıp türkiye’ye olan kinini kusmaya karar vermişti ki, orada yunanistan’daki yer adlarını kurcalamaya kalkınca çok güvendiği yunanistan anında dehledi bunu.
türkiye’de yaptığı şovlar nedeniyle hiç böyle bir yaptırımla karşılaşmadığıdan apışıp kaldı. gerçi buradayken de beyfendinin karakolda, devlet dairesinde falan yaptığı şovlarda arkasını eski eşi topluyormuş, kadın kendi söyledi.
“benim yerim şirince” diyor hala ama yurtdışına çıkınca çok ağır hakaretler etti ülkeye. hatta elazığ vs ermenilerin malına çökmüş insanlardır, deprem olsun hepsi gebersin minvalinde konuştu, bu nedenle twitter’dan bile nefret suçu nedeniyle ceza almışlığı var. kısacası, dönüşünü imkansız hale getirmiş bulundu. bakma, itten pişman ama olan oldu artık.
orman içinde kaçak inşaat yaptı, idari tedbire uymayıp buna devam etti, bu nedenle gayet doğal olarak (herkesin başına geleceği şekilde) hapis cezası aldı. açık ceza evine alındı, orada yatarken izinle dışarı çıktığı sırada ülke dışına kaçtı. altı üstü bu.
zaten kendisi de açıkça, dünyanın her yerinde bunun cezası hapistir, diyor.
öyle bir şov yapası geldi beyfendinin, her zaman yaptığı gibi. samos’a kaçıp türkiye’ye olan kinini kusmaya karar vermişti ki, orada yunanistan’daki yer adlarını kurcalamaya kalkınca çok güvendiği yunanistan anında dehledi bunu.
türkiye’de yaptığı şovlar nedeniyle hiç böyle bir yaptırımla karşılaşmadığıdan apışıp kaldı. gerçi buradayken de beyfendinin karakolda, devlet dairesinde falan yaptığı şovlarda arkasını eski eşi topluyormuş, kadın kendi söyledi.
“benim yerim şirince” diyor hala ama yurtdışına çıkınca çok ağır hakaretler etti ülkeye. hatta elazığ vs ermenilerin malına çökmüş insanlardır, deprem olsun hepsi gebersin minvalinde konuştu, bu nedenle twitter’dan bile nefret suçu nedeniyle ceza almışlığı var. kısacası, dönüşünü imkansız hale getirmiş bulundu. bakma, itten pişman ama olan oldu artık.
devamını gör...
87.
suç işleyip yurt dışına kaçtı, yunanistanda rahat durmayıca oradan da g*tüne tekmeyi yedi, şuan ermenistanda olduğunu biliyoruz ama orada da rahat durmuyor.
kısaca ; adam karışıp bulaşmadıkça duramıyor, belki de elinde değil.
kısaca ; adam karışıp bulaşmadıkça duramıyor, belki de elinde değil.
devamını gör...
88.
kavanoza s***tığı b*ku kavga sırasında eski karısının başından boca eden ermeni kökenli türk yazar ve dilbilimci.
devamını gör...
89.
düşündeklerini korkmadan ifade edebilen, türkiye'nin yıldırıcı bürokratik kurallarını ezip geçen, türkiye'de yetişmiş en büyük entelektüeldir benim gözümde. şirince'de yaptığı işler ve ülkemizin kurucu fikirlerini geriye dönüp sorgulatması nedeniyle bence herkesin biraz da olsa yaşamına ve eserlerine göz gezdirmesi iyi olacaktır.
devamını gör...
90.
atatürk düşmanı bir ittir.
devamını gör...
91.
sürgün hayatı yaşayan muazzam entelektüel. kendisine “it” ve “vatan haini” yakıştırması yapan parazitlere rağmen fikirlerini dile getirmeye devam ediyor. çocukluk ondan nefret etmekle, erişkinlik onu anlamakla başlar.
devamını gör...
92.
türkçenin en büyük emekçisi hakkında bir yayın yaptım. izlemeniz beni çok mutlu eder.
devamını gör...
93.
94.
sevmem seveni de öveni de sevmem çevremde tutmam.
devamını gör...
95.
türkçe'nin ilk etimolojik sözlüğünün yazarıdır.
edit: dîvânu lugâti't-türk bir etimolojik sözlük değil, bir türkçe-arapça sözlüktür. yine bilginiz olmadan fikriniz var.
edit: dîvânu lugâti't-türk bir etimolojik sözlük değil, bir türkçe-arapça sözlüktür. yine bilginiz olmadan fikriniz var.
devamını gör...
96.
türkçe'nin ilk etimolojik sözlüğünün yazarı değildir.
türkçe'nin ilk etimolojik sözlüğü divan-ü lügati't türk'tür ve yazarı kaşgarlı mahmut'tur. türkçe, kaşgarlı mahmut'tan itibaren sevan nişanyana gelene kadar her ayrı yüzyılda 8 ayrı etimolojik sözlük niteliğinde esere sahiptir ve sevan nişanyana hiçbir ihtiyaç yoktur, çünkü kendisi türk ve türkçe düşmanı bir soytarıdır.
türklerin ne bir kültürü ne de bir dini olmadığı gibi saçmalamaları vardır. yusuf halaçoğlu ile çıktığı programda da resmen soytarılığın sembolü haline gelmiştir.
ek: etimoloji ne demek bilmeyen birinin bana neyin etimolojik olup olmadığını söyleyeceği yer ancak sevan nişanyan başlığının altı olabilirdi.
etimoloji köken bilimidir. divan-ü lügati't türk, türk boylarının dillerini, ağız farklılıklarını, deyimlerini, atasözlerini kaydetmiştir.
her kelimenin türkçe kökenini, hangi boyun hangi biçimi kullandığını ve anlamını vermiştir, bu yapılanlar tam olarak etimolojinin icrasıdır.
araplara türkçe öğretmek amacıyla yazıldığından arapça çevirileri de içerir. hakim olmadığınız loji lerden uzak durmanızı öneririm. #3751039
türkçe'nin ilk etimolojik sözlüğü divan-ü lügati't türk'tür ve yazarı kaşgarlı mahmut'tur. türkçe, kaşgarlı mahmut'tan itibaren sevan nişanyana gelene kadar her ayrı yüzyılda 8 ayrı etimolojik sözlük niteliğinde esere sahiptir ve sevan nişanyana hiçbir ihtiyaç yoktur, çünkü kendisi türk ve türkçe düşmanı bir soytarıdır.
türklerin ne bir kültürü ne de bir dini olmadığı gibi saçmalamaları vardır. yusuf halaçoğlu ile çıktığı programda da resmen soytarılığın sembolü haline gelmiştir.
ek: etimoloji ne demek bilmeyen birinin bana neyin etimolojik olup olmadığını söyleyeceği yer ancak sevan nişanyan başlığının altı olabilirdi.
etimoloji köken bilimidir. divan-ü lügati't türk, türk boylarının dillerini, ağız farklılıklarını, deyimlerini, atasözlerini kaydetmiştir.
her kelimenin türkçe kökenini, hangi boyun hangi biçimi kullandığını ve anlamını vermiştir, bu yapılanlar tam olarak etimolojinin icrasıdır.
araplara türkçe öğretmek amacıyla yazıldığından arapça çevirileri de içerir. hakim olmadığınız loji lerden uzak durmanızı öneririm. #3751039
devamını gör...
97.
islamcıların konu atatürk olduğunda ortak paydada buluştukları türk düşmanı ermeni.
katranı kaynatsan olur mu şeker...
katranı kaynatsan olur mu şeker...
devamını gör...
98.
çalışmalarından o kadar güzel faydalanılıyor ki. sohbeti de çok keyifli adam. şirince seven adam kalitesiz olur mu yahu? atatürk'e en başta sallayanlar malum... kendini bağlar, katılmaz - yanlış olduğunu söyler geçersin.
sevan abbıme selamlar.
sevan abbıme selamlar.
devamını gör...
99.
sinsiliği o kadar profesyonel icra ediyor ki, hakikaten takdire şayan. uzun zamandır takip ederim kendisini, entelektüel birikimini de takdir ederim.
atatürk ve atatürkçülere olan nefretini incelikle dile getirme fırsatını hiç kaçırmaz. hatta zaman zaman bunu siyasal realizm çerçevesinde gerekirse atatürk’ü överek veya kökten dinci tayfanın abidik gubidik fısıltı argümanlarını ima ederek icra eder, yeter ki bir yerden kemirebilsin.
ermeni soykırım iddialarının tartışıldığı programda yusuf halaçoğlu karşısında düştüğü halle hatırlanır ancak o programda fransızca metni göz göre göre zıt mana verecek şekilde lanse etmeye çalıştığını pek kimse hatırlamaz.
yalan ve propagandayla ikna imalinin en etkili icrası, itiraz edilmeyecek yahut belirli bağlamlarda sigaya çekilmesi makul görülecek hususların arasına hedeflediğin algıya hizmet edecek doneleri serpiştirmektir ve nişanyan bunda mahirdir.
sağ/sol ideolojik perspektiften bağımsız olarak entelektüalizme hevesli (yarım aydın) genç çocukların ortalama toplumsal görüşe aykırılık hevesi için ilgi çekici biridir. zira o yaşlardaki insanlar için genel geçer anlatıdan ayrışma adına kökten reddedicilik ve bununla gelen alaycılık çok caziptir. sevan nişanyan bu tiplerin acemiliği ve yetersizliğinden pek haz etmese de, o cenahın takdirine oynamayı da ihmal etmiyor.
gördüğüm kadarıyla akademik çevrede ‘dilbilimciği’ ile öne çıkan bir yanı yok. zaman zaman demografik haritalar falan yayınlıyor (bunlar ne kadar arşiv çalışmasına dayalı bilmediğimden bir şey diyemeyeceğim) ve konu bir şekilde “ermenilerin mülkü” perspektifine oturtuluyor. ki bu konuda zaman zaman ırkçı söylem geliştirecek kadar da agresif bir tutumu var. diğer yandan, siyasi anlamda kürtlük/kürtçülük söylemiyle ilişkisi de pragmatiktir ve bu çerçeveden bağımsız değildir.
kısacası, samos’a gittikten sonra vatandaşlık söyleminden kopuşu takiben sevan nişanyan’ın ‘ermeni personası’ zuhur etti, diyebiliriz. o günden beri, genel olarak (cumhuriyet inkılabıyla sorunlu olanı hariç) anadolu türkünden/müslümanından pek haz etmediği hissedilen, soykırım retoriğini dayatan agresif bir alt kimlik var. bunlar objektiflik sahnesinde bazen 25. kare gibi oynatılıyor, bazen de bilinçaltından gölge yansımasını andırırcasına ‘elazığlılar ermeni mülküne çöktü hepsi depremde gebersin’ gibi söylemlerle dışavuruyor.
o anadolulunun okumuş kesimi ise bütünüyle, insanların zihnindeki ‘elitist kemalist’ imgesine (ki hakikaten profil olarak aşırı antipatik ve çoğunlukla cahildir) indirgenip oradan meşruiyet devşirilerek hemen hemen her zaman yarım aydın cahilliği ve faşizanlıkla eşleştiriliyor. dişinin geçeceğine gözünün kesmediği kişileri de kurumsal söylem parantezinde dolaylı olarak o kategoriye paslıyor. halik inalcık’ı dahi böyle ele alıyor. ama mesela kadir mısıroğlu bundan azade!
ideolojik saptamaları makuldür ama (kendisinin de bir ara itiraf ettiği üzere) siyasi ve uluslararası gelişmelere dair tahminleri her daim fos çıkar. diğer yandan, özellikle doğu hristiyanlığının inanç sistematiğine dair söylemleri oldukça zengindir.
ve bunca heyulada eşinin üstüne pislik dökme muhabbetinden çektiğini hiçbir şeyden çekmemiştir herhalde.
atatürk ve atatürkçülere olan nefretini incelikle dile getirme fırsatını hiç kaçırmaz. hatta zaman zaman bunu siyasal realizm çerçevesinde gerekirse atatürk’ü överek veya kökten dinci tayfanın abidik gubidik fısıltı argümanlarını ima ederek icra eder, yeter ki bir yerden kemirebilsin.
ermeni soykırım iddialarının tartışıldığı programda yusuf halaçoğlu karşısında düştüğü halle hatırlanır ancak o programda fransızca metni göz göre göre zıt mana verecek şekilde lanse etmeye çalıştığını pek kimse hatırlamaz.
yalan ve propagandayla ikna imalinin en etkili icrası, itiraz edilmeyecek yahut belirli bağlamlarda sigaya çekilmesi makul görülecek hususların arasına hedeflediğin algıya hizmet edecek doneleri serpiştirmektir ve nişanyan bunda mahirdir.
sağ/sol ideolojik perspektiften bağımsız olarak entelektüalizme hevesli (yarım aydın) genç çocukların ortalama toplumsal görüşe aykırılık hevesi için ilgi çekici biridir. zira o yaşlardaki insanlar için genel geçer anlatıdan ayrışma adına kökten reddedicilik ve bununla gelen alaycılık çok caziptir. sevan nişanyan bu tiplerin acemiliği ve yetersizliğinden pek haz etmese de, o cenahın takdirine oynamayı da ihmal etmiyor.
gördüğüm kadarıyla akademik çevrede ‘dilbilimciği’ ile öne çıkan bir yanı yok. zaman zaman demografik haritalar falan yayınlıyor (bunlar ne kadar arşiv çalışmasına dayalı bilmediğimden bir şey diyemeyeceğim) ve konu bir şekilde “ermenilerin mülkü” perspektifine oturtuluyor. ki bu konuda zaman zaman ırkçı söylem geliştirecek kadar da agresif bir tutumu var. diğer yandan, siyasi anlamda kürtlük/kürtçülük söylemiyle ilişkisi de pragmatiktir ve bu çerçeveden bağımsız değildir.
kısacası, samos’a gittikten sonra vatandaşlık söyleminden kopuşu takiben sevan nişanyan’ın ‘ermeni personası’ zuhur etti, diyebiliriz. o günden beri, genel olarak (cumhuriyet inkılabıyla sorunlu olanı hariç) anadolu türkünden/müslümanından pek haz etmediği hissedilen, soykırım retoriğini dayatan agresif bir alt kimlik var. bunlar objektiflik sahnesinde bazen 25. kare gibi oynatılıyor, bazen de bilinçaltından gölge yansımasını andırırcasına ‘elazığlılar ermeni mülküne çöktü hepsi depremde gebersin’ gibi söylemlerle dışavuruyor.
o anadolulunun okumuş kesimi ise bütünüyle, insanların zihnindeki ‘elitist kemalist’ imgesine (ki hakikaten profil olarak aşırı antipatik ve çoğunlukla cahildir) indirgenip oradan meşruiyet devşirilerek hemen hemen her zaman yarım aydın cahilliği ve faşizanlıkla eşleştiriliyor. dişinin geçeceğine gözünün kesmediği kişileri de kurumsal söylem parantezinde dolaylı olarak o kategoriye paslıyor. halik inalcık’ı dahi böyle ele alıyor. ama mesela kadir mısıroğlu bundan azade!
ideolojik saptamaları makuldür ama (kendisinin de bir ara itiraf ettiği üzere) siyasi ve uluslararası gelişmelere dair tahminleri her daim fos çıkar. diğer yandan, özellikle doğu hristiyanlığının inanç sistematiğine dair söylemleri oldukça zengindir.
ve bunca heyulada eşinin üstüne pislik dökme muhabbetinden çektiğini hiçbir şeyden çekmemiştir herhalde.
devamını gör...
100.
sözlük ilk kuruldugunda ağırlıklı sjw, woke, pkk sempatizanı vardı demiştim son entrylerimde. aha şu deliye girilen 2021 tarihli entrylere bakarsanız o karanlık günlerden bugünlere nasıl gelindiğine de şahit olabilirsiniz.
bir de başlıkta gezinirken bir donemler sürekli kafama sıkıcam, köprüden atlayacağım diye ilgi toplayan laleye denk geldim. en son girdiği entrylerden birinde iş ilanı vermiş. hocam al nişanyan'ı yanına işte. adamın diploması bile yok dilbilimci diye övmüşsün.
ah şu sanat sepet tayfa. ülkeye gram faydanız yok a..q..
bu arada tüm atatürk ve türk düşmanlarına boydan gireyim çok güzel bir akşam.
bir de başlıkta gezinirken bir donemler sürekli kafama sıkıcam, köprüden atlayacağım diye ilgi toplayan laleye denk geldim. en son girdiği entrylerden birinde iş ilanı vermiş. hocam al nişanyan'ı yanına işte. adamın diploması bile yok dilbilimci diye övmüşsün.
ah şu sanat sepet tayfa. ülkeye gram faydanız yok a..q..
bu arada tüm atatürk ve türk düşmanlarına boydan gireyim çok güzel bir akşam.
devamını gör...
"sevan nişanyan" ile benzer başlıklar
nişanyan
1
