dünya klasikleri / roman / edebiyat
8.4 / 10
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar

her zaman savaşmıştır insanın içinde iyi ile kötü ve maalesef bu savaşların galibi büyük bir oranda kötülük olmuştur. çünkü insan türü kötüdür; cennetten kovulduğu için değil hala içinde yaşadığı cenneti cehenneme çevirdiği için.

dünya öyle ya da böyle er ya da geç kıyamet sonrası bir döneme düşecek ve her şeye yeniden başlamaya çalışacak. yeni bir toplum düzeni, yeni bir teknoloji, yeni bir yönetim biçimi benimsemek zorunda kalacak. yani insanlığa elindekini yok ettikten sonra yeni bir dünya inşa etmek için bir şans daha verilecek ve bu yeni inşaatın yüklenicisi olmaya talipli olanlar elbette ki çocuklar olacak.

peki ne değişecek o zaman? çocuklar yeni ve adil bir düzen kurabilecek mi? her şey daha mı iyi olacak? yoksa daha kötü mü? yoksa bire bir aynı mı kalacak?

fikrinizi belirtmek isterseniz bu konuda şu deniz kabuğunu elinize alın lütfen.
devamını gör...
distopik kitapları sevdiğim için okumuştum. kitabın neredeyse yüzde 70'i ilerlemiyor, sıkıla sıkıla okudum. ve düşündüm , insanlar neden bu kitabı övüp duruyor? adaya düşen çocuklar ve onların hayatta kalmak için uğraşları...çok bilindik şeylerdi. çocuk olmalarına rağmen aslında onlar toplumdaki bazı kişileri yansıtmaktaydı. ralph eşitlikten yana, iyi insanları ; jack ise şiddete meyilli ,zalim insanları temsil etmekteydi. kitabın son kısımlarında bu ikisinin çatışmasını görmekteyiz. son sayfalara geldiğimde okuyup sıkıldığım kısımlara değdiğini anladım. çocuklar üzerinden güzel mesajlar veren bir kitap. her insanın içinde iyilik ve kötülük vardır . toplumdan uzaklaştıkları adada hepsi gerçek kişiliğini ortaya koydu.
devamını gör...
yazarın okuduğum ilk kitabıdır. nobel ödülü almayı son derece hak etmiş farklı bir kitap. 1954 tarihinde kaleme alınmış bir kitaba göre şuan ki gündelik dilimize yakın bir dil ile kaleme alınmış. william golding bu kitapta asıl anlatmak istenen konuyu büyük bir ustalıkla gizlemiş, bir çocuk macera kitabı olarak göstermiş ve olaydan çıkarım yapmayı okura bırakmıştır.
kitapta altı ile on iki yaş aralığındaki ingiliz çocukların gelecekteki atom savaşı sırasında, güvenilir bir yere götürülmek üzere bindikleri uçak bir saldırı sonucu mercan adası'na düşer. yalnızca çoçuklar vardır, büyükler yoktur. çocuklar ralph'ı kendilerine şef seçerler. ralph doğuştan liderlik vasfına sahip bir çocuktur. lakin onun gibi liderlik vasfına sahip olan bir kişi daha var... o da jack. fakat jack'in sahip olduğu liderlik faşist bir liderlik. öldürmeye, zarar vermeye dayanan bir liderliği benimsiyor jack. bu hengamede asıl zeki olan fakat köy şivesi ile konuşan, kilolu ve astım hastası aynı zamanda yüksek miyop olan domuzcuk, herkesin dalga konusu olmuştur. domuzcuk, ralph'a zaman zaman fikirlerini söylemiş, ona fikir vermiştir. sonunda pek çok olaydan sonra ada farkedilir ve yardıma gelirler.
kitaba ismini veren sineklerin tanrısı, insanların içindeki kötülüğü simgelemektedir. kitapta bu olayı anlayan iki kişi domuzcuk ve simon'dur. ikisi de aydınlık zihinleri yüzünden katledilmiştir. kitapta anlatılmak isteneni sonsöz kısmını okuyana kadar tam anlamıyla kavradığımı söyleyemem, sonunda anlatılmak istenilen şeyi de anlayınca parçalar yerine oturuyor.
devamını gör...
lisede sınıf hocamın "bu kitaptaki domuzcuk karakteri sana benziyor bak kesin oku", anneannemin "tek tanrı vardır yavrum sineklerinki farklı mı sanki okuma şöyle kitaplar" yorumuna maruz kalmış çok güzel bir kitaptır. farklı bireylerin sosyal hayattaki rollerinin biçimlenmesini güzelce işliyor.
devamını gör...
aslında insanlığı her yönüyle anlatan güzel bir kitap. bana göre insanlığın birbirine bağlılığı , güveni, insanlığın birbirine olan sevgisini anlatan ama aynı zamanda insanlığın rekabeti, hırsı, aç gözlülüğünü anlatan güzel bir kitap herkesin okumasını tavsiye ederim. bazen bazılarımız kendini feda etmesi için mecbur bırakılıyor başkaları için...
devamını gör...
bir (bkz: william golding) kitabıdır.

bu kitapla ilgili değinmek istediğim birkaç nokta var. öncelikle rahmetli (bkz: mina urgan) … bugüne kadar okuduğum çeviri kitaplar arasındaki en güzel çeviriydi diyebilirim. hatta, rahmetli mina hanım öyle bir sonsöz yazmış ki kitaba, yani kitap ne anlatıyor, alt metin olarak içinde ne gizlemişse ‘şaaaaaak!’ diye koymuş önünüze… o yüzden kitabı okurken tahayyül ettiğiniz şeyleri unutmadan, kitap biter bitmez sonsözü de sıcağı sıcağına okumayı sakın ha atlamayın… kitabın birçok yerine bakış açınızı değiştirecektir ve sorguladığınız bazı şeylerin cevabını bulacaksınızdır…

bu kitapta bir uçak var... bir kaza sonucu bu uçak ıssız bir adaya düşmüş ve uçaktan sadece çocuklar sağ çıkabilmiştir. bu çocuklar, yasaların ve kuralların olmadığı ıssız bir adada, ilkel bir yaşamla hayatta kalmaya çalışırken masumiyetlerini ne kadar koruyabiliyorlar bunu okuyoruz…

insanın içinde iyilik mi vardır, kötülük mü vardır?
bunlar doğumla birlikte içimizde olan şeyler midir yoksa sonradan öğrenip tercih ettiğimiz kavramlar mıdır?
en saf, en temiz saydığımız çocukların doğasında da şiddet, vahşilik, kan dökme arzusu gibi dürtüler var mıdır?
gibi soruları okur zihninde uyandırıp, okura cevap aratan bir kitap…

abartıldığı kadar var mı demeyin, az bile söyleniyor bence…
15 yaşına giren her çocuğa okutulmalı da bence… siz de okuyun… çocuklarınıza da okutun. oturun sonra kitabı konuşun birkaç akşam… öyle bir kitap…

tavsiyemdir…
devamını gör...
çocukların düşündüğümüz kadar masum olmayarak aslında gayet normal bir şekilde içgüdülere, ön yargılara, ayrımcılığa sahip olduğunu bana göstermiş kitaptır. evet sınırları bir yetişkin kadar ciddi çizmeyebilirler ama insanın doğuşundan gelen bazı özellikleri yüzünüze çarpar bu kitap. hem çocuk hem yetişkin her yaş grubu okuyarak farklı anlamlar çıkarabilir bence. okunması tavsiye edilir
devamını gör...
edebiyat tarihinin en iyi romanlarından biri olduğunu düşündüğüm william golding eseri. bir dinozorun anıları ve bir dinozorun gezileri hatıratlarını beğenerek okuduğum mina urgan'ın çevirisi ve son sözü* ile taçlanmıştır. yazıldığı dönemdeki (1950'ler) karanlık atmosferi kurgusuna yansıtan roman, soğuk savaş yıllarında çıkması beklenen nükleer felaket korkusundan beslenir. nitekim sineklerin tanrısı bu felaketin gerçekleşmesi varsayımından hareket etmektedir. farklı ideolojiler (demokrasi, sosyalizm, faşizm) jack, ralph, domuzcuk, roger karakterleri üzerinden alegorik olarak anlatılırken; dini-mitolojik (hz. isa, prometheus) göndermeler simon karakteri aracılığıyla dile getirilir. bunun yanı sıra kötülük kavramının çevresel etkenlerle mi, yoksa insanın özünden mi kaynaklandığı irdelenmektedir. kitabın bana göre tek kusuru, dehşet verici bir konuyu zaman zaman geri plana düşürecek kadar tabiat betimlemelerine boğulmasıdır. iyi niyetli bakarsam "google görsellere tıklamak" gibi bir imkanın olmadığı yıllarda okurlara tropik adalar ve sahip olduğu cengel ortamı daha iyi aktarmak istenmiş olabilir. neticede bir cennet parçasının çocuklar tarafından nasıl cehenneme dönüştüğü ayrıntılarıyla anlatılıyor.

orijinal adıyla lord of the flies'ın etkileyici bir görseli:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

not: siyah beyaz ve renkli olmak üzere 2 farklı sinema uyarlaması mevcuttur.
devamını gör...
kitap okuduğunuz zaman gözlerinizle okumanız gerektiğinin ıspatı niteliğinde golding romanı.

türkçeye mina urgan çevirmiştir.

peki neden gözlerimizle okumalıyız? efendim bir defa sineklerin tanrısı'na sürükleyicilikten uzak derseniz çarpılırsınız. kitabın hem ingilizce orijinalini, hem de türkçesini okudum ve bu konudaki görüşüm nettir. ziyadesiyle sürükleyici, üç boyutlu karakterlere sahip bir kitaptır sineklerin tanrısı.

kitaba kurgu yoksunu da elbette ki diyebilirsiniz ancak bu sizin sadece edebiyat kuramı bilmediğinizi ıspatlar. kitap, toplumsal düzenin olmadığı -daha doğrusu yeniden inşa edilmeye çalışıldığı- bir adada mahsur kalan çocukların işbu düzeni inşa çabasını ustalıkla anlatır; kurgunun belkemiği olarak kabul edilebilecek alt-metin açısından da ziyadesiyle zengindir, insan doğasının temeline dair rousseau'cu ya da hobbes'çu bir okumasını, hatta ve hatta marquis de sade merkezli bir okumasını dahi yapabilirsiniz.

vahşileşen insanın bir kısmının düzene, diğer bir kısmının ise kana susamışlığa ve düzensizliğe yönelmesi üzerinden, apollon-dionysos odaklı nietzsche'ci bir okuması da yapılabilir bu romanın. kaç farklı kuram saydığımı saydınız değil mi? güzel. zira bu kadar çok kuramla okunabilecek bir roman, iddia edildiği gibi kurgusuz olsa böylesine zengin bir hinterland'ı okuyucuya sunamazdı.

"adı duyulduğu için çok satanlar listesine girmesi" meselesine gelince; külliyen yalan. türkiye'deki baskısını iş bankası yayınları yapmıştır bu kitabın, doğal olarak da iyi satmıştır. zira iş bankası yayınları kötü kitaba kolay kolay yatırım yapmaz. kitabın özelliği "adı duyulduğu için çok satması" olsaydı, edebiyat bölümlerinin postmodern edebiyat kuramı dersinde okutulmazdı diye düşünüyorum.

ha bir de tabii, "çok satan kitap kötü kitaptır" mentalitesini artık bir kenara bırakalım yahu.

bir kitabın çok satmasıyla onun iyi ya da kötü olmasının alakası her zaman yok. ancak gidip de jane eyre'e "adı duyulduğu için çok satıyor" derseniz, rezil olmanız işten bile değildir. gerçi bi' saniye. ha. neyse, tamam.

iyi okumalar. ingiliz edebiyatının başyapıtlarındandır diyemem bu kitap için, ancak iyidir.

sosyologlar, psikologlar okurken bayağı eğlenebilir.

gerçi ben nereden bileceğim ya, uzman mıyım ben? keh keh. *
devamını gör...
ilk başlarda bu nasıl kitap yahu masal gibi diyerek başarım fakat sonrasında öyle olmadığını gördüm. içinden çıkarılabilecek bir sürü ders mevcut. hayatta ki zorlukların insanlara neler yaptırabiliceğini gösteren bir eser. okunmasını tavsiye ederim.
devamını gör...
"civilization is only skin-deep" ana teması ile yazılmış ve çocukluğun / çocuk olmanın verdiği o güzel hissin aslında beynin bir illüzyonu olduğunu, canavar yanımızın sürekli örtük öğrenim ile bastırıldığını salık veren golding romanı. masum değiliz, hiçbirimiz demiş bir de sezen aksu. ikisi bir yerlerde dost olabilirlerdi pekala.

golding'i farklı kılan bizi pasif bir okuyucu rolünden çekip alması ve okuma sürecinde kendi içimize ayna tutarak bize aktif bir katılım sağlatmasıdır bence. her ne kadar bu roman ile tanınmış olsa da yazarın serbest düşüş eseri çok daha lezzetlidir. romanın ana karakteri ile eş zamanlı olarak geçmişte verdiğiniz o zor kararlar için durup içinize bakarak hep acaba kırılma noktam burası mı, burada mı başladı benim serbest düşüşüm diye sorabilirsiniz.
devamını gör...
üniversitede bölüm başkanımın ısrarla önerdiği sözde çocuk romanı. ilk yirmi sayfayı falan okudum. sonrasında 'nefes alamıyorum' nidalarıyla kütüphanenin köşesine tıktım. hâlâ da aynı yerde duruyor.
devamını gör...
nobel edebiyat ödüllü ingiliz romancı ve şair william golding’in yazdığı ıssız adaya düşen çocukların hayatta kalma, adadan kurtulma ve korkularını anlatan sürükleyici bir hikaye.
çevirmen mina urgan’ın yazdığı ‘son söz’de olayların altında yatan alt metinlere ışık tutuyor. böyle bir son söz beklemiyordum.

simon ve domuzcuk üzdü. yazar bu şekilde sonuçlanacağının mesajını inceden veriyordu.
devamını gör...
sonu ile ingiliz hegemonyasını gözler önüne serer bir yerde bir olay olur bir savaş çıkar ingilizler müdahil olur iş biter.kitabın orjinal adı olan lord of the flies ibranice tevrat'ta baalzebub demektir şeytan demektir sineklerin tanrısı olarak.bir bakıma şeytanlaşan insanları anlatır kitap ve insanlığın kurtarıcısı ingilizler olur.
devamını gör...
deneyi de yapılmış bir kitaptır. yalnız deneyi kitaptan önce mi yapıldı ve kitaba ilham kaynağı oldu yoksa kitaptan sonra mı bilmiyorum. içimizdeki kötülüğün doğuştan mı var olduğu yoksa belli şartlar neticesinde mi ortaya çıktığı konusuna değinir. devletin olmadigi yerde iyi ve kötünün izafiyetine değinir.ahlaki değerlerden ve kurallardan yoksun olma ve bunun yol açtığı sorunlardan bahseder. her çocuk farklı bir karakteri temsil eder ,ellerinde bir deniz kabuğu vardır ,bu deniz kabuğunu eline alan kişi söz sahibi olur ve herkes onu dinler. bu bir güç simgesidir. olaylar bu şekilde gelişir, distopik bir alegoridir kitap.
devamını gör...
sözlükten bir yazarın tavsiyesi ile okuduğum bir kitap.
betimlemelerden çok diyaloglar var.
bir çok isim var.
oturup 3 günde bitirme niyeti ile okumalarında fayda var, diğer türlü insan hikayeden kopabiliyor.
allah'tan en sonunda, çevirici olan mina urgan olayı konuşmasız bir şekilde tekrar anlatmış.
insanın fıtratını anlatan bir kitap.
iyilik, kötülük, zayıflık, güç, açlık gibi haller çocuklar üzerinden anlatılıyor.
her çocuk aslında prototip birer birey.
okuduğuma değdi mi diye muhasebe yapmıycam çünkü o arada bir çok kitap okudum.
benim yaş gurubum gibi hayatı yaşayarak öğrenmiş yaş gurubu için öğrenilenlerin altını çizmek gibi br şey oldu.
devamını gör...
tüm karakterlerin erkek olduğu eser. kadınların olmadığı bir dünyada haliniz neçe olur okuyun ki anlayın dişilerin kıymetini. bir yerde kadın yoksa orada kimse ama kimse iyi olmaya, uygar olmaya ve bu yolla kabul görmeye çalışmaz. varsa yoksa vuralım, indirelim, ayağını kaydıralım, alt edelim.
devamını gör...
"kadının olmadığı yerde bile" ile başlayan bir cümle kurularak erkeğin ne kadar "vahşi" bir yaratık olduğuna dikkat çekebileceğimiz bir hikaye olabilir.
zira, aynı hikayenin içinde "kadın" da olsaydı işler çoktan çok daha başka olurdu.


zaten, "avlanma" meselesi, "domuz" meselesi, "ateş" meselesi hep bir üstünlük kurma savaşının tetikleyicisi olmuşken ortamda kadınların varlığı olayları daha da hararetlendirirdi. aynı şey, kadınların hikayesinde erkek varlığı açısından düşünüldüğünde de sonuç çok değişmeyecektir.


hepimiz insanız, hepimiz kötüyüz.
bazılarınız daha kötüsünüz.

evet.
devamını gör...
sineklerin tanrısı, birtakım olaylar sonrasında adaya düşen çocukları anlatan bir kitap. iyilik ve kötülüğün yaradılıştan geldiğini savunan bu kitap esasında , yine hatırlamadığım olaylar sonunda adaya düşen başka bir çocuk sürüsünü işleyen bir kitaba tepki olarak yazılmıştır.
bu kitap robert michael ballantyne'nin yazdığı mercan adası'dır.
sineklerin tanrısı yetişkinlere yönelik bir kitapken ve sonunda bizi bir felaketler yığını ve bolca şiddet unsuru beklerken, mercan adası'ndaki çocukların maceranın sonunda, türk filmi tadında mutlu sona eriştiği görülür.
*
devamını gör...
üzerinde fazlaca konuşulmuş, yazılmış, çizilmiş bir kitap. benim yorumuma göre kaba tabirle çocukların yetiştiği koşullara göre nitelikli bireyler haline gelebileceğini anlatır. çünkü insanın içindeki o vahşilik duyusu törpülenmezse domuzcuğun öldürüldüğü o an gibi sebepsiz şekilde gücünü güçsüzler üzerinde kullanırsın. kesinlikle keyifle okunabilecek bir modern eser.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sineklerin tanrısı" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim