en güzel günlerin yaşandığı yer kıymetini bilirsen
devamını gör...
örgün eğitim sisteminin en üst eğitim seviyesi olup bir toplumun bilgi üretme merkezleri olması gereken kürüm ve olgu . ılk üniversite yapısı ve sistemi mardin de kurulmuştur. üniversite meslek edinme merkezleri olmayıp bilgi üretme ve bilgiyi kullanma merkezlerdir . hocalar bir bilim insanı olup sadece bilim insanı yani bilgi insanlarını yetiştirir . ülkemizde üniversiteler bu vasfından uzaklaşıp sadece meslek erbabı yetiştirme yeri olmuştur hani yetiştirsede o da yok . türkiye cumhuriyetinde 200 aşkın üniversite bulunup yarısında çoğu rant kasmak için kurulmuştur. batmanda üniversite olmasına, denizlide üniversite olmasına gerek yoktur hakkaride üniversiteye hacet yoktur . niceliksel olarak olaya baktığımız her an kaybedeceğiz. üniversitelerin niteliği geliştirilmeli . daha okulunda prof . doç (yani bu unvanlarda türkiye cumhuriyetinde tartışmaya açık konular da neyse) yok , kaynak , malzeme , konum bu özellikler gözetilmeden kurulan üniversiteler var . her yerde eğitim fakültesi var bu çok yanlış, mühendislik fakültesi aşırı derecede yanlış yani egee sayı artarsa ülkenin çoğu üniversite okur ya da sisteminizi herkesin üniversite okuması gerekliliği üzerine kurarsınız. tabiki üniversiteler burjuvazinin tekelinde olan bir yer olsun demiyorum ama elit ve ulaşıldığında değerli hissettiren kurumlar olmalı oraya yerleşenler bazı konularda ayrıcalıklı olmalı (uzmanlık, işe alınışlarda) ama türkiyede ve 3. dünya ülkelerinde böyle olmamaktadır. hemen düzeltilmesi gerekir , yoksa kaybederiz .
devamını gör...
bir arabayla neler yaşanabilirse üniversitede de aynı şeyler yaşanabilir gözüyle bakmak lazım.

devamını gör...
bu güz dönemi ve bahar dönemi * açılacağı kanaatinde olduğum; sosyal ve kültürel olarak kişinin gelişimine pozitif etkisi olan kurum, hayatı öğrenmeye yarayan aşama.

ne değildir peki? meslek fabrikası değildir. kişiler buraya salt meslek edinmek için gelmez, gelmemelidir.
devamını gör...
hocanın derste sohbet ettiğini sandığımız ama 2 haftalık konu bitirdiği derslerin olduğu yer
devamını gör...
ölüm gibi bişey ama kimse ölmüyor.
devamını gör...
ben böyle bir üniversite hayatı hayal etmedim ya. bok gibi bir ortam lise 5 gibi sanki.
devamını gör...
türkiye de daha çok seks yapmak ve gezmek için gidilir. okulu bitirip diploma alayım kafasında olan az insan var.
devamını gör...
sadece ismini bilip doğru düzgün tanıma fırsatım olmadığı insanlarla düzenli olarak hergun selamlasiyordum bu da benim çılgın üniversite anilarimdan bir tanesi :))
devamını gör...
hiç gidemeyeceğim bir yer gibi gelmeye başladı.

lanet pandemi.
devamını gör...
dersin hocası 15-20 dakika içinde gelmezse ders düşüyormuş. yayalım.*
devamını gör...
hayattaki en güzel yıllar
devamını gör...
çok güzel anılarım var, hayatımın en güzel dönemini yaşadım üniversite yıllarımda.
devamını gör...
yıldıram şey.
devamını gör...
yükseköğrenim görülen, çeşitli derecelerde akademik eğitim ve araştırmaların yapıldığı öğrenim görme yeridir.



üniversite, normal şartlarda önce ilköğretim, sonra ortaöğretim, sonra da lise eğitiminin düzgün temellere bağlı olarak alınması, en sonunda da en üst seviyede bilgi üretme, bilgiye ulaşma için eğitim alınması gereken yerdir.

fakat bizim ülkemizde bir üst satırdaki 3 sac ayağından mutlaka en az birisinin eksik olması dolayısıyla düzgün şekilde alınamayan, çarpık öğrenim görülen, insanların vade doldurmak için havasını teneffüs ettiği yerdir. çünkü ülkemizde sadece bu dönemde değil, genel anlamda 1940'lardan, belki de 1950'lerde beri metodik eğitim eksik kalmış, çarpık nesiller, temelsiz eğitimden çıkmış milyonlarca insan yetişmiş, bunun sonucunda da eğitimsiz bir ülke haline gelmişizdir.

benim, kendi ülkemdeki eğitim ile çok büyük dertlerim var. bu dertler yıllardır benim için bir çığ gibi büyümüş olup; yavaş yavaş aklımın yerine oturması, yavaş yavaş dünyayı bir nebze de olsa düzgün ve eleştirel şekilde görmeye başlamam ile beraber de insanlara anlatmamı beraberinde getirdi. benim de aldığım eğitim eksik, çünkü temelim zayıf. metodoliji nedir, dilim döndüğünce, insanların bana anlattıklarını, ne dediklerini anlamaya başladıkça öğrenmeye başladım ama yetmedi. 4 yıllık eğitim hiçbir şeye yetmedi.

ben de dahil birçoğumuzun eğitim hayatı, sadece bir sınav günü değil, bir bütün olarak komple "son gün çalışayım. aklıma girdiği kadarını hallederim." dediğimiz hayatlar. yani koskoca 20 yıla yakın eğitim hayatımız aslında bir kovalamaca, bir yerlere yetişmece, sürekli bir koşuşturmaca üzerine kurulu. eğitim hayatımız bittiğinde de bu yüzden beklentilerimiz karşısında okullarımız bittiğinde karşılaştıklarımız arasında dağlar kadar, dağlar kadar fark var.

"allah'ım ne olur bugün, ne olur bugün ders boş olsun" lardan tütün, "çocuklar serbestsiniz"lere kadar bütün bunların hepsi mezarlarımıza birer kürek daha topraktı. en sonunda gerçeklerle öyle bir yüzleştik ki, kısayoldan hayatı kurtarma peşine, yine yeniden "eyvah yarın sınav var" telaşına düştük.

david hume, kişisel olarak eğitimden önce öğrenimin çok daha önemli olduğunu, eğitimin önemli olmayabileceğini ve hayatta öğrenmek fiilinin çok daha önemli olduğunu savunuyor. yani öğrenmeyi öğrenebilirseniz, devamında eğitim arkaplanda kalabilir. ancak çarpık eğitim sisteminde en başından öğrenmeyi öğrenemiyorsunuz, öğretmiyorlar ki eğitimi arkaplana atabilin... ben de zaten tam da bu yüzden eğitim hayatımla dert halindeyim. çünkü eğitim denilen şey "2 kere 2=4" üzerine kurulu hayatlarımızda bizi hem eksik bıraktı hem de öğrenmeyi öğrenmeyi ancak ve ancak 20'li yaşlarımızın başlarında, aramızdaki şanslı arkadaşların yurtdışına kaçması ile fark ettik. kalanlarımız bunun farkına başkalarının tecrübeleri üzerinden şahit olurken, gidenlerimiz ise "ben aslında bu hayatta hiç eğitim almamışım. allah bu düzeni kahretsin"ler eşliğinde "ne olur biraz suuuuuu" diyen çöl mahkumu minvalinde o 4-5 yılın yetmediğini, bitirdikten sonra ise yaşımızın artık ilerlediğini, bu sefer de hayata geç kalacağımızı, o çöldeki vaha etkisi yapan 4-5 yıllık eğitimle ağzımıza bir parça şu çalındığını fark ettik. sonrası zaten hayat, rest is history.

her bir üniversiteye meslek yüksekokulu gibi davranan insanlarla karşılaşıyorum "iş imkanı yüksek olan üniversiteye git" diyen. e meslek garantisi, iş garantisi arayan ve kaybedecek bir dakikası bile olmayan bireyin zaten hemen meslek yüksekokuluna gitmesi gerekiyor. onun yeri üniversite değil. zaten sorun da milyonlarca gencin, on yıllardır (yukarıda dediğim gibi 1940-50'lerden beri belki de) 4-5 yıllık sözde eğitim sonucunda niteliksiz eleman olduğu bir süreç olan "liste boş kalmasın. şu bölümü, üniversiteyi yazayım bari" demesinde yatıyor.

babadan oğula nesiliz, babalarımız çoğumuzun düzgün eğitim almadığı için, nesillerimiz adeta domino etkisi yaşayarak sadece devrilmek için sırasını bekleyen o basit taşlarız. sıramız gelince öğrenilmiş çaresizlik sonucu olarak hayatlarımızın 40-50'li yaşlarına kadar vade dolduruyor, sonrasında da hayata geç kalan insanlar olarak hüzün dolu, bomboş yaşamlara ilerliyoruz.

normal şartlarda robert kolej gibi okullarda okuyanlar ve bu doğrultuda hayat yolunu, yolun ortalarında düzgün seçebilmiş kişilere gıpta edilir ancak, ben şöyle bir baktığımda o insanların da her ne kadar çok hissetmeseler de nasıl maddi külfet ile eğitim hayatlarını geçirdiklerini ve karşılığını yıllar sonra anca aldıklarını bilenler düzgün eğitimin ne kadar pahalı olduğunu da fark ederler.

neresinden tutsan elinde kalıyor...

öte yandan taşrada üniveriste okumak başlığı sebepli bu temel başlığa geldiğim için oraya da bir şeyler söylemek istiyorum.

üniversite , öğrenmeyi öğrenme yeridir. bilgiye doğru şekilde ulaşmayı öğrenirsiniz. hukuk tıp ve mühendislik dışında(bunlar aynı zamanda okuduğunuz okulun adeta bir meslek lisesi olmasını sağlar) hiçbir bölüm aslında size mesleki yetkinlik katmaz.

üniversite size meslek kazandırmaz. akıllı olan her insan bunu söyler zaten ve üniversite zaman kaybıdır. eğer zaman kaybedecek kadar gücün varsa - örneğin benim vardı - öğrenmeyi öğrenmek için 4 yılını verebilirsin. sonrasında iş bulmak tamamen senin şansına, torpil bulma kabiliyetine bağlıdır.

neden "burada doktor olmak yerine amerika'da pompacı olurum" diyor milyonlarca insan? çünkü aldığı eğitim boş. eğitim sonucunda hayatının o doğrultuda düzgün bir şekilde ilerlemeyeceğini biliyor. aldığın eğitim dolu olsa ve senin asli amacı sadece okumak olsa para kazanma gayreti ile üniversite seçmesen dahi sonrasında yine patlıyorsun çünkü ekonomik olarak düzgün bir ailede değilsin. al bir de burdan yak...

sanıyorum 2010'lu yıllarda oluşan bir algı bu, hatta 94 doğumlu benim jenerasyonum da dahil buna; üniversitenin elinize ekmek verip karnınızı doyuran bir şey olduğunu zannediyor(sun)uz.

üniversite öğrenim görme yeridir. mesleki eğitim yeri değildir. üniversiteye "4 yılda bitirip çalışma masam ve işim hazır olsun" denilerek girilmez.

bu yüzdendir ki hayatta karşılaştığınız insanların çok çok azı eğitim aldıkları üniversite doğrultusunda değil farklı doğrultuda - ki bu da en başından beri vurguladığım üzere hayat mücadelesini kazanmak için- yaşamına devam ediyor. bu yüzden "kamu yönetimi okudum ama köşe yazarı oldum" diyen, "güzel sanatlar okudum ama reklamcı oldum" diyen vs. v.s insanla karşılaşmalarınız, diğer insanlarla karşılaşma ihtimalinizden görece daha düşük.

bu söylediğim şey kişisel bir görüş değil, gerçekliktir. tıp, hukuk, mühendislik zaten birer meslek eğitim grubudur. bu yüzden bu üçünü ve aralarına alabileceğim bir iki meslek grubunu ve onların eğitimini de dışarıda tutuyorum...

yazımı bitirirken size hatırladıkça içimin gittiği bir şeyle bitireyim. ben aşağıdaki ilk satırdaki kitledeyim:

"ne şanslıdır; üniversitesinde bira içerken sosyalleşen, kampüs bahçesine sahip olan, eğitim süresi boyunca çok güzel anılara sahip olacağı bir üniversite ortamına, geniiiiiş alanları olan bir üniversite ortamına sahip olanlar...

ve ne kadar şanssızdır; üniversite diye derme çatma yerlerde eğitim almış olan, o 4-5 yılı cehennem azabı ile geçirenler... "
devamını gör...
insana vizyon veren
iletişim yeteneğini geliştiren
okul.
sadece mesleki donanım diye bakmayın.
devamını gör...
eskiden kaliteli olan yer. türkiye'de tabii.
devamını gör...
bu kadar aptal insanın nasıl bir arada olabildiğini anlamadığım yer.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
şunu sınıf grubuna atmamak için zor duruyorum.
devamını gör...
girmesi zor, çıkması daha zor olan eğitim kurumu.
devamını gör...
girmesi kolay, çıkması, mezun olması zor olan yüksek öğrenim kurumu.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"üniversite" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim