261.
konser alanından kaçıp bira içmeye geldim. iki parlattım yine dönücem simdi. sen de yaz merakta birakma kuşum
devamını gör...
262.
bu sıcakta mangal yakıyorum şu an. bi ter atayım.
devamını gör...
263.
264.
yorgun, uykusuz, susamış, sıcaklamış, mutlu, tatlı, sevimli… her zamanki gibi yani.
devamını gör...
265.
edebiyat yapılabilecek bir hava değil.
şiir falan da yazılmaz bu havada.
tek yazabileceğim şey,bu havada akşam işe gidecek olmanın verdiği küfürlü mırıldanışlar.
şiir falan da yazılmaz bu havada.
tek yazabileceğim şey,bu havada akşam işe gidecek olmanın verdiği küfürlü mırıldanışlar.
devamını gör...
266.
267.
pazar günü.. evdesin.. sabah normal bir şekilde uyanmışsın.. kahvaltını yaparken filmini izlemişsin.. kahveni içmişsin.. kızınla muhabbet etmiş, kedilerinle oynaşmışsın.. gülmüşsün şarkılar söylemişsin.. herşey normal.. rutin..
derken ütü yapmaya başlamışsın.. bir.. iki.. üç..
kulaklıkla müzik dinlerken hayatı ve kendini sorgulamak nerenden geldi acaba? ya bi sus diyorum.. duymadığı yetmiyor gibi bu beyindeki snapslar hiç akılda olmayanlarıda getirip koyuyor insanın önüne.. o neden öyle olmuştu.. neden bunu söylemişti.. aaa bak kaç sene geçmiş..
sus..
sus...diyorum..
daha beter geliyorlar.. lemm ütü yapıyorsun ütü.. kırışıklıklara odaklansana.. ütüyü kumaşta gezdirdikçe sanki beynimin içindeki herşeyi açtım.. herşey hortladı..
sonuç mu?
sonuç kediler de dahil oturduk ailece ağlıyoruz..
derken ütü yapmaya başlamışsın.. bir.. iki.. üç..
kulaklıkla müzik dinlerken hayatı ve kendini sorgulamak nerenden geldi acaba? ya bi sus diyorum.. duymadığı yetmiyor gibi bu beyindeki snapslar hiç akılda olmayanlarıda getirip koyuyor insanın önüne.. o neden öyle olmuştu.. neden bunu söylemişti.. aaa bak kaç sene geçmiş..
sus..
sus...diyorum..
daha beter geliyorlar.. lemm ütü yapıyorsun ütü.. kırışıklıklara odaklansana.. ütüyü kumaşta gezdirdikçe sanki beynimin içindeki herşeyi açtım.. herşey hortladı..
sonuç mu?
sonuç kediler de dahil oturduk ailece ağlıyoruz..
devamını gör...
268.
rakı saati yaklaşmakta.. dostlarım az önce aradı.. bugün sayısını unuttuğum duşlardan artık sonuncusunu alıp, rakı burcunda rutin günbatımı ayinimize katılacağım.
devamını gör...
269.
270.
271.
sıcaktan buharlaştı buharlaşacak. o kadar terledim ki, 10 dakika içinde litrelik pet şişe içine sıvı formda sığacak duruma gelirim. birinden rica edeyim de, şişeyi bizim kapının önüne bıraksınlar.
ha, lafı açılmışken, kendimi yazar olarak görmüyorum ama son durumum bu.
ha, lafı açılmışken, kendimi yazar olarak görmüyorum ama son durumum bu.
devamını gör...
272.
bence vantilatörün motoru bu gün yanar.
son durumum: 'ben yanacağıma o yansın' bencilliği ile pervaneye bakıyom.
son durumum: 'ben yanacağıma o yansın' bencilliği ile pervaneye bakıyom.
devamını gör...
273.
274.
kendimi ö
devamını gör...
275.
rakıya çeyrek var vaziyetinde.. evli, mutlu, temmuzdan müşteki..
devamını gör...
276.
yatıyom.
gideyim de biraz deniz kahve vapur yol kedi kuş anlık vs foto çekeyim.
gideyim de biraz deniz kahve vapur yol kedi kuş anlık vs foto çekeyim.
devamını gör...
277.
bugün uzun süredir yapmaya korktuğum şeyi yaparak sonunda bir psikiyatri randevusu alabildim.
dünya için küçük, benim için büyük bir başarı.
gittiğimde birçok şeyi anlatmakta zorlanacağımı bildiğim için direkt yazılı hâle bile getirdim az önce.
gereğinden çok çok fazla detay verdim. bu iyi bir şey mi , kötü bir şey mi bilmiyorum.
ve gittiğim doktor bazı konuları yazarak anlatmamı kabul eder mi onu da bilmiyorum.
ve dünya için küçük ama benim için büyük bir başarı olan bu girişimimi dondurma ile kutluyorum, tam şu an.
aslında asıl önemli olan konu randevu günü aşırı stres sonucu gitmekten vazgeçme olasılığımın olup olmayacağı.
daha da asıl konu tedavi konusunda süreklilik sağlayıp sağlamayacağım konusu.
sanki kendimden bir parça bırakacakmış gibi hissediyorum.
yüzyüze iletişimde bir şeyler anlatmanın benim için bu kadar zor olmaması gerekiyordu.
aklıma 18 yaşlarında bir ergenken ve doktoruma bir şeyler anlatırken zırlamaya başladığım için doktorumun bunu görmesinden korkup topuklaya topuklaya odadan kaçışım ve kendimi tuvalete kilitlediğim o gün geldi.
sakinleştikten sonra gülerek odaya girerek selam vermiştim ve hiçbir şey olmamış gibi bir şeyler anlatma çabasına devam etmiştim.
sonuç; anlatamadan seans süresi bitmişti.
şu an deli gibi komik gelse de o gün zulüm gibi bir şeydi benim için.
şu an yaşadığım ve hissettiğim şeylerin de yıllar sonra sadece komedi unsuru olacağını biliyorum aslında ama insanın kafasındaki düşünceler bazen insanı kendi gerçekliğinden uzaklaştırıyor. bir şeyin ne olduğunu bilsen bile öyleymiş gibi hissetmediğin sürece pekte bir şeyi kalmıyor.
yazana kadar dondurmam eridi sizin yüzünüzden.
dünya için küçük, benim için büyük bir başarı.
gittiğimde birçok şeyi anlatmakta zorlanacağımı bildiğim için direkt yazılı hâle bile getirdim az önce.
gereğinden çok çok fazla detay verdim. bu iyi bir şey mi , kötü bir şey mi bilmiyorum.
ve gittiğim doktor bazı konuları yazarak anlatmamı kabul eder mi onu da bilmiyorum.
ve dünya için küçük ama benim için büyük bir başarı olan bu girişimimi dondurma ile kutluyorum, tam şu an.
aslında asıl önemli olan konu randevu günü aşırı stres sonucu gitmekten vazgeçme olasılığımın olup olmayacağı.
daha da asıl konu tedavi konusunda süreklilik sağlayıp sağlamayacağım konusu.
sanki kendimden bir parça bırakacakmış gibi hissediyorum.
yüzyüze iletişimde bir şeyler anlatmanın benim için bu kadar zor olmaması gerekiyordu.
aklıma 18 yaşlarında bir ergenken ve doktoruma bir şeyler anlatırken zırlamaya başladığım için doktorumun bunu görmesinden korkup topuklaya topuklaya odadan kaçışım ve kendimi tuvalete kilitlediğim o gün geldi.
sakinleştikten sonra gülerek odaya girerek selam vermiştim ve hiçbir şey olmamış gibi bir şeyler anlatma çabasına devam etmiştim.
sonuç; anlatamadan seans süresi bitmişti.
şu an deli gibi komik gelse de o gün zulüm gibi bir şeydi benim için.
şu an yaşadığım ve hissettiğim şeylerin de yıllar sonra sadece komedi unsuru olacağını biliyorum aslında ama insanın kafasındaki düşünceler bazen insanı kendi gerçekliğinden uzaklaştırıyor. bir şeyin ne olduğunu bilsen bile öyleymiş gibi hissetmediğin sürece pekte bir şeyi kalmıyor.
yazana kadar dondurmam eridi sizin yüzünüzden.
devamını gör...
278.
iki ayda nasıl bu kadar borç yapabildim, hayret ediyorum.
devamını gör...
279.
başım o kadar ağrıyordu ki iki tane ağrı kesici atıp, üstüne de iki bira yuvarladım. sabaha çıkamazsam diye belirtmek istiyorum ki ''yaptığım ve söylediğim her konuda haklıydım, siz anlamadınız'' ve evet ''pişman değilim''
devamını gör...
280.
film bile izleyemiyorum. berbat.
devamını gör...




