kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

böyle

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dalton trumbo tarafından yazılmış daha sonrada aynı yazar tarafından sinema filmi çekilmiş olan savaş karşıtı bir romandır.


johnny, 1. dünya savaşı sırasında sevdiği kızı geride bırakarak askere gider. cephede top ateşi altındayken kendini daha önce açılmış olan bir bomba çukuruna atarak bombalardan sakınmaya çalışır ancak o çukura düşen top mermisi neticesinde feci şekilde yaralanır. askerler arasında yaygın bir inanışa göre aynı yere iki defa bomba isabet etme olasılığı milyonda birdir.

patlamayla birlikte johnny’nin hayatı tam bir kâbusa dönüşür. vücudunun çok büyük bir bölümü zarar görmüş, yüzü parçalanmış, kulakları sağır, gözleri kör, çenesi, ağzı, dili yok olmuş, kolları ve bacakları kökünden kesilmiş bir şekilde yatağa mahkûm olmuştur.

doktorlar johnny’nin hiçbir şey hissedemeyen, hiçbir şeyi anlamayan bir et parçasından ibaret olduğunu düşünmektedir. başlarda rüyayla gerçeği bile ayırt edemeyecek hale gelen johnny, zaman geçtikçe iyi niyetli bir hemşirenin de yardımıyla nasıl bir durumda olduğunun farkına varır ve böyle yaşamaktansa ölmeyi ister. ancak bunu kimseye anlatamaz.


1971 yılında yazar dalton trumbo yönetmenliğinde filmi çekilir. trumbo çok iyi bir yazar ve film senaristi olmasına rağmen yönetmenlik tecrübesi olmadığı için açıkçası kitaptakı ambiyansı tam olarak filme yansıtamamıştır. daha usta bir yönetmen ile filmi çok daha iyi olabilirmiş. (trumbo roman holiday (1953) ve the brave one (1956) filmleri ile iki kere en iyi orjinal senaryo akademi ödülü sahibidir. ayrıca spartacus (1960) ve papillon (1973) gibi filmlerinde senaristidir.)

filmden bir sahne: "bu mors alfabesi" "k-i-l-l-m-e"



film, popüler kültürde en çok metallica' nın ...and justice for all albümünde one şarkısının klibi olarak gündeme gelmiştir.
devamını gör...

arkeolog. güneşin altında bir mozaik için aylarca iğneyle kuyu kazmak ama sonunda tarihin bir sayfasını daha aydınlatmak. harika bir histir eminim.
devamını gör...

şebnem ferah’ın parmak izi albümüne ait şahane bir rock şarkısıdır. an itibariyle dinliyorum da cidden şarkı on numara beş yıldız ya. başlığını açmadan duramadım.

şarkının sözleri;

bu puslu bekleyiş sona ermeden önce
olur da zamanım yetmezse
ayna, ayna, ayna söyle ona
yakarım gemileri de limanları da

hep yasla yaşamak nasıldır bilir misin
hiçbir şeyden korkmamak
ayna, ayna, ayna söyle bana
yakarım gemileri de limanları da

bana aşktan bahset, çok sevmekten
sonra vazgeçtiğinden
söz verdiğinden
sonra pişmanlığından

gemileri de limanları da
her şeyi yakarım, anıları da

bana aşktan bahset, tek gerçeğinden
belki o gün doğar kalbim yine küllerinden

bu sessiz film bitip perde inmeden önce
akan yazılar sana görünmezse
ayna, ayna, ayna söyle ona
yakarım gemileri de limanları da

hep yasta yaşamak nasıldır bilir misin
güldüğün her an biraz ağlamak
ayna, ayna, ayna söyle bana
yakarım gemileri de limanları da

bana aşktan bahset, çok sevmekten
sonra vazgeçtiğinden
söz verdiğinden
sonra pişmanlığından

gemileri de limanları da
her şeyi yakarım, anıları da

bana aşktan bahset, tek gerçeğinden
belki o gün doğar kalbim yine küllerinden.

neyse şarkı şu işte;
devamını gör...

yandaki koltukta bizim bızdıkla oyun oynadığı için bu başlığı pas geçiyorum.
şanslı mıyım ? master degree..
devamını gör...

pudra şekerlerinin efendisi
devamını gör...

vazgeçtiği halde seven insandır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ve doğa alâ yaratır..*
devamını gör...

2001 ekonomik krizinin tam olarak anlaşılması için 90'lar türkiye'sindeki yolsuzluk, rüşvet, mafya ve suikastler, faili meçhul cinayetler konjonktürünü irdelemek gerekiyor. geçmişin çöplüğünü karıştıralım biraz.



19 şubat 2001 milli güvenlik kurulu toplantısında bir hukukçu olan cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer, içerisinde başbakan yardımcısı hüsamettin özkan'a bağlı halkbank'ın da olduğu 11 bankanın dosyaları devlet denetleme kurulu tarafından incelemeye almıştı. bülent ecevit ise bu incelemeye "denetimin denetimi mi olur" diyerek karşı çıkmıştı. bülent ecevit, cumhurbaşkanının hükümetin işlerine karışmasına öfkelenmişti.
bankaların denetlenmesi konusunda dönemin iktidar partisi demokrat sol parti başbakanı bülent ecevit'e cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer "siz ya bu anayasayı (kitabı ecevit'in önüne doğru iterek) okumuyorsunuz ya da okuduğunuzu anlamıyorsunuz." dedi. bülent ecevit sessiz kalırken başbakan yardımcısı hüsamettin özkan bu eyleme tepkisini gösterdi. hüsamettin özkan, cumhurbaşkanına "seni halk seçmedi, üç lider bu konuma getirdi. başbakanla bu uslupla konuşamazsın, nankör" dedi ve anayasa kitabını cumhurbaşkanının önüne hızla geri sürüdü. kafaya kitap atmak filan yok, masanın üstünde kitabı birbirlerine sürüyorlar o kadar.

bülent ecevit ve ekibi toplantıyı terk etti. başbakanlıkta basının karşısına geçti. basına verdiği demeçte yaşananları bir "siyasi kriz" olarak anlattı. bülent ecevit dolduruşa gelmişti. kulislerde halkbank ve hüsamettin özkan konuşuluyordu. cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer "bende bankaları denetleyebilirim." dediğinde hüsamettin özkan neden karşı çıktı? demokrat sol parti neden bu tiyatroyu sergiledi? bu ülkenin ulusal ekonomisi ve halkının kaderi siyasetçilerin kaprislerine göbekten bağlıdır. yazıktır bu millete, yazıktır kurtatırılan bu vatana, yazık size, yazık bize.

türkiye borsası hep yabancı sermayeyle yüksek işlem hacimlerine ulaşmıştır. yabancı yatırımcı günümüzde hala türkiye'nin siyasi konjonktürüne göre yatırım kararları almaktadır. işte bu nedenle bülent ecevit'in yaptığı çok büyük bir cahilliktir. siyasi kriz, türkiye piyasalarında şok etkisi yarattı. zaten 1999 gölcük depremi yaralarını sarmaya çalışıyorduk ve 2000 yılında küresel bankacılık krizi yaşanıyordu. bülent ecevit işte bu yüzden büyük bir cahillik yapmıştır.

türkiye borsasından 7.6 milyar dolar para çıkışı oldu ve borsa -%14.6 değer kaybıyla çöktü. yabancı yatırımcı, bülent ecevit'e saygı duyuyordu ve onu yakından takip ediyordu. bülent ecevit, kıbrıs barış harekatı ile uluslar arası bir ün kazanmıştı. işte bu cahil davranışıyla anlık öfkesiyle, birilerinin dolduruşuyla siyasi özkıyımını gerçekleştirdi. zaten bülent ecevit tecrübeli bir siyasetçi, olsaydı anayasa kitapçığı krizini gündeme dahi getirmezdi. başbakanlıkta gözü olan ve ecevit'in kuyusunu kazan hüsamettin özkan a ve iktidar parti olarak koalisyon ortaklarına söz geçirmekte zorlanıyordu. (bülent ecevit'e kortizon tedavisi uygulayarak kemik erimesine sebep olan sözde tedaviyi kim planladı acaba? (gbkz: rahşan ecevit) doktorları ve hastaneyi değiştirince bülent ecevit sağlığına kavuşmuştu.)

ara not: hüsamettin özkan, fetullah gülen'in yurt dışına kaçması için sağlık raporu verilmesinde önemli isimnlerden biridir. kaynak1 kaynak2

türkiye %150 enflasyon gördü, %10 küçüldü. halk fakirleşti. dsp hükümetine tepkiler çığ gibi büyüdü. bülent ecevit, dünya bankası başkan yardımcısı kemal derviş'i çağırdı. kemal derviş, ekonomiden sorumlu devlet bakanı olarak dsp hüklümetine katıldı.
kemal derviş uluslar arası finans sektöründe tanınan biriydi. türkiye'de ekonomik krizin yönetilmesi için en doğru isimdi. bu da bülent ecevit'in zekası ve başarısıdır. çünkü bülent ecevit çok iyi bir diplomattır.

kemal derviş, 2001 türkiye ekonomik krizini bankacılık sektöründe üstü kapatılmış sorunlardan ortaya çıktığını söylüyordu. bu durum cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer'in öngörüsünü doğruluyordu. hükümet, var olan bankacılık sorunlarını öteliyordu ve cumhurbaşkanı görevini yapmıştı. hüsamettin özkan'ın şovu ve bülent ecevit'in cahilliği ülkeyi krize sürüklemişti.

kemal derviş bir teknokrat olarak koalisyon hükümetleri tarafından pek sevilmedi. özellikle milliyetçi hareket partisi'nin kemal derviş alerjisi tutmuştu. ilerleyen zamanda erken seçim isteyecekti zaten. mhp'nin kemal derviş alerjisi şüphesiz mafyatik ilişkilerinden kaynaklanıyordu. o dönemin faili meçhul cinayetlerle çalkalandığını hatırlatmak isterim.

international monetary fund (imf) türkiye'ye 20 milyar dolar kredi verdi. imf, kredi verdiği ülkelere müfettişlerini gönderir ve ekonomik istikrar için uyum politikalarını denetler. bu devlet memurlarının rüşvetlerini bir anda kesti. 90'lar rüşvetçi memurlarla biliniyordu. kemal sunal, şener şen, levent kırca gibi sanatçılar filmlerinde sürekli yolsuzlukları ve rüşveti eleştirirdi.

türkiye halkı her güne yeni bir zam haberiyle uyanıyordu. zamlar, ekonomik krizin gerekliliklerinden biridir. ancak halk hem cahil hem fakirdi. ekonominin bel kemiği olan orta gelirli devlet memurlarının rüşvet çarkı durmuştu. siyasetçiler kemal derviş'i zamların sorumlusu olarak gösteriyordu. yurt dışından geldiği için ve golf oynadığı için halk ona kinleniyordu. siyasi baskılar yüzünden 2002'de görevinden istifa etmek zorunda hissetti. ancak türkiye ekonomisi düzlüğe çıkamadığı için yine görevine geri döndü.

büyük şehirlerde hastane kuyrukları, çöp dağları, kışın kaçak yapılaşma, kömür sobaları sebebiyle kışın hava kirliliği, elektrik kesintileri, iski zamları, su kesintileri 90'lar türkiyesi'nin gerçekleriydi. bütün bunlar kemal derviş'in ekonomi politikalarının sonucuymuş gibi anlatılıyordu. uluslar arası piyasalarda çok saygı duyulan bir teknokrat olan kemal derviş kendi vatanında "ingiliz-amerikan uşağı" olarak görülmüştür. halbuki dünya bankası'nda görevliyken diğer vatanı olan arnavutluk cumhuriyeti'ni ekonomik krizden kurtarmış birisidir, kemal derviş. onun istikrarlı duruşu medya'da "arnavut inadı" olarak halka yediriliyordu. siyasetçilerle medya kol kola halkı arnavutlar'a karşı kinlendiriyordu.

kendisinden türkiye ekonomisi'nin kurtarması beklenen kemal derviş'in ekonomi politikaları siyasi bir güç tarafından sürekli engelleniyordu.

şimdi olayları şöyle bir hatırlayıp günümüzdeki datayla karşılaştırısak: halkbank en başından beri şüpheli işlemler yapıyormuş. ahmet necdet sezer denetlemek istediğinde siyasi kriz çıkarıldı. siyasi kriz bir anda ulusak ekonomik krize dönüştü. dünya bankası'ndan istifa edip gelen kemal derviş bankalardaki usulsüzlükleri rapor etti. bu dönem cem uzan'sız düşünülemez. amerikan şirketlerini dolandıran cem uzan ve halkbank rüşvetleri abn'nın dikkatini çekti. kemal derviş tüm türkiye'yi saran rüşvet ve yolsuzlukla mücadele etmek isterken karşısında kin ve nefret gördü. kemal derviş kendi vatanında hor görülünce mücadele ruhunu kaybetti. başbaşan olabilseydi bütün bu sorunları kökten çözebileceğine inanıyordu. bu yüzden dsp'den ayrılıp chp'ye geçti. türkiye cumhuriyeti için abd, fetullah gülen üzerinden başka bir oyun kuruyordu. bunu o dönem necip hablemitoğlu görmüştü ancak 2002'de faili meçhul cinayete kurban oldu.

kemal derviş çoktan kazanılmış bir oyunu bozamayacak kadar yalnızdı. kemal derviş'e hakaret etmek büyük bir cahilliktir çünkü türk finans sistemini umulmayacak şekilde yeniden yapılanmasını sağlayan güçlü ekonomi programı'nı hazırladı. 2002'de başbakan yardımcısı devlet bahçeli ile anlaşamadı için görevinden istifa etti. güçlü türkiye cumhuriyeti için yeni bir şans yarattı.

çok açıktır ki dış güçler türkiye'de sol iktidar istemiyor. dinci, yobaz bir türkiye yaratmak için herkes el birliğiyle çalışmıştır. kendisini sosyalist, halkçı, solcu gören kimseler kişisel hırsları ve bencilce hareketleri yüzünden birlik olamamıştır. işte türkiye'nin sorunu da budur zaten. solcuların hepsinden farklı sesler, farklı projeler çıkarken dincilerin hepsi tek paydada birleşebilmektedir.



recep tayyip erdoğan ve hüsamettin özkan ilişkisi

muhalefet partisinin konuşmasını habertürk tv kanalı canlı yayında verince recep tayyip erdoğan sinirleniyor ve fatih saraç'ı arıyor.ciner medya grubu'nu kontrol eden fatih saraç'ı arıyor



bahsi geçen ciner medya grubu'nun sahibi turgay ciner, hüsamettin özkan'ın damadıdır.

"alo fatih" olarak adlandırılan bir dizi ses kayıtlarında bu ilişkiyi recep tayyip erdoğan'ın da bildiği görülmektedir. aşağıda alo fatih 4 isimli ses kaydını ve konuşma metnini görebilirsiniz.



turgay ciner'in fetö bağlantısı: kaynak


post scriptum: hüsamettin özkan'ın fotoğrafına bakıp hangi partiden olduğunu tahmin edebilir misiniz?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

o bıyığı ben fetöcüyüm diye bağırıyorken ecevit'in onu sağ kolu yapması gerçekten akıl alır gibi değil.

türkiye cumhuriyeti'nin gerçekten böyle vahşi, mülevves, tüketici siyasete ihtiyacı yoktur. devlet kurumlarının ve bürokrasinin iyileştirilmesi tek seçenektir. yoksa partiler liderleriyle birlikte doğarlar, büyürler ve siyasini ömrünü bitirirler.

2002 yılında cumhuriyet halk partisi yabancı sermayeye karşı, batının reformlarını örnek almak gerektiğini düşünse de muhafazakar birr partiydi. o dönem adalet ve kalkınma partisi küresel sermayeye karşı değildi.

kemal derviş gibi bir fırsatı chp kullanamadı. yabancı sermaye ile yeni gabrikalar kurulabilirdi, istihdam sağlanabilirdi. almanya ile birlikte büyürdük. kemal derviş çok büyük bir fırsattı. ce-ha-pe kullanamadı.

hepsinin allah belasını versin. yazık bu ülkeye
devamını gör...

kendisi.

başka bir şeye ihtiyacım yoktu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
caddebostan sahili istanbulun bosalmasi ile beraber nispeten daha sakin ve keyifli..
devamını gör...

sabahattin ali'nin çoğu şiiridir.
devamını gör...

lego parçaları.
devamını gör...

kalbi kırık bir yazarın yapacağı şey. entry falan da girmez.
devamını gör...

canım bilir misin? ahmed arif leylâ'sına mektubu ulaşsın diye 25 kuruşluk posta pulu için hamallık yapmış, o kadar yoksulmuş arif. leylâ böyle bir aşka ikâmet ediyordu. n' için bu kadar ahmed arif dinlerim, okurum sanırsın? içimden sana akan o aşkı biraz olsun tarif etmek için ders alırım ahmed arif'ten.

böyle mukaddes bir sevdaya nail olmak.. benim aşık olduğum tek şairdir arif'im, öyle böyle değil.. arif'in leylâ'sı olmak........ ölüyorum bu sevdaya ya..... :(
devamını gör...

2012 yılına kadar hayvanların duyan, düşünen bilinçli canlılar olduğuna dair dünya genelide yapılmış çalışma sayısı 2500'den fazla.
2012 yılında cambridge declaration on consciousness ( cambridge bilinç deklarasyonu) bu alanda araştırma yapan dünyaca ünlü 16 bilim insanının imzasıyla yayınlanmıştır.
" kanıtlar, insan olmayan hayvanların bilinçli durumların nöroanatomik, nörokimyasal ve nörofizyolojik alt tabakalarına ve kasıtlı davranışlar sergileme kapasitesine sahip olduğunu gösteriyor. sonuç olarak, kanıtların ağırlığı, insanların bilinci oluşturan nörolojik alt tabakalara sahip olma konusunda benzersiz olmadığını gösteriyor. tüm memeliler ve kuşlar dahil olmak üzere insan olmayan hayvanlar ve ahtapotlar dahil diğer birçok canlı da bu nörolojik substratlara sahiptir. "
deklarasyon için buradan
bu deklarasyon evrensel bilinç deklarasyonunun temelini oluşturmuştur. hayvanların duyan, düşünen bilinçli canlılar olduğunun ifade edildiği evrensel bilinç deklarasyonu 2012 yılında kabul edilmiştir.
2012'den bu yana balıklar ve arılar üzerinde yapılan araştırmalar, balıkları ve arıları yine bilinçli duyan ve düşünen hayvanlar arasına eklemiştir. yine diğer hayvanlarla ilgili benzer çalışmaların sonunda bügün tüm hayvanların bilinçli, duyan ve düşünen canlılar olduğu kabul edilmektedir.
hayvan davranışları alanında çalışmaların bilişsel ve duyusal öğrenim (cognitive& emotional learning ) alanına yoğunlaşmasında bu çalışamaların etkisi büyük olmuştur.
bugün pek çok saygın üniversite çalışmalarını hayvanlarda bilinç ve duygular konusuna yoğunlaştırmıştır.
bugünün tartışması hayvanların duyan, düşünen bilinçli canlılar olup olmadığı değil, duyan, düşünen bilinçli canlılar olan hayvanların öğrenme, sosyal kuralların oluşması, psikoloji vb alanlardaki özel etkinliğine dairdir.
devamını gör...

bir x değildik ama biz de çok yalnız bırakıldık.*
devamını gör...

merhaba beni de ekleyin listeye, okul yüzü görmüyoruz ne okuduğumu unuttum resmen.
devamını gör...

pandemiden önce her yaz kamp yapmaya gittiğimiz bir yer vardı * yazları 3 ay çadır kurduğumuz o sahilde tekrar çadır kurmayı, mangal yapmayı, akşamları ateş yakmayı, çocuklara ateşin etrafında hikayeler anlatmayı, ormandan topladığımız çam kozalakları ile yaktığımız semaverden çam kokulu çay içmeyi, çadır komşularıyla sohbet etmeyi, ateş sönünce dalga sesleri eşliğinde yıldızları izlemeyi, kayan yıldızları saymayı, sabahın ilk ışıklarıyla uyanmayı, köyden aldığımız kahvaltılıkla kahvaltı yapmayı, denize girmeyi ve akşam ne yemek yapacağımı düşünme derdi olmadan her akşam mangal yapmayı çok özledim..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim