birahane
ne pavyon gibi yapay cennet ne bar gibi aşırı gürültülü ne de diğer lüks mekânlar gibi gereksiz pahalı ve itici. memlekette keyifle içilecek en güzide mekan. imkanları bol müşterisi çeşit çeşittir. hem yemeğini yiyebilirsin hem maçını izlersin hem de muhabbetini edersin.
üstelik birahane sahipleri genelde ağır abi oldukları için mekanda sorun neredeyse hiç çıkmaz. kavgası gürültüsü yoktur.
üstelik birahane sahipleri genelde ağır abi oldukları için mekanda sorun neredeyse hiç çıkmaz. kavgası gürültüsü yoktur.
devamını gör...
kız istemede sevgi karın doyurmuyor diyen kız babası
ertesi gun yildirim nikahiyla evlilik cuzdani onune atilacak babadir.* sevgili piremses kizi 20 bin tl'lik koltuklarda oturunca ekstra mutlu mu olacak? yada dunyanin en rahat yataginda uyusa, huzuruna huzur mu katacak? sahsen hic sanmiyorum...
devamını gör...
avukat arkadaşlar yardım
evet?
#1729749 evet, malım.
ayrıca kendimi açıklamak zorunda bırakıldığım için mecburen söylemeliyim ki avukatlık aynı zamanda bir kamu hizmetidir. ihtiyacı olan vatandaşa doğru yolu göstermek ve onun haksızlığa uğramaması için çabalamak da bu mesleğin gerekliliğidir.
#1729749 evet, malım.
ayrıca kendimi açıklamak zorunda bırakıldığım için mecburen söylemeliyim ki avukatlık aynı zamanda bir kamu hizmetidir. ihtiyacı olan vatandaşa doğru yolu göstermek ve onun haksızlığa uğramaması için çabalamak da bu mesleğin gerekliliğidir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bazı zamanlar kendime iyi davranamadığımda çok üzülüyorum. sanki minik bir kızım varmış da ona böyle bağırıyormuşum gibi hissediyorum. insana kendi yaptığını başkası yapmıyor cidden. robot olmadığımı hatırlamam gerekiyor ara ara.
devamını gör...
orhan veli kanık
meşhur olmak için değil; halktan insanların hayatını anlatmak için yazan şair. garip akımına öncülük etmesi ve halkın dilini şiirlerine yansıtması da bu yüzden.
sait faik, 7 gün mecmuaları’nda kendisinden şöyle bahsediyor:
“üzerinde en çok durulmuş, zaman zaman alaya alınmış, zaman zaman kendini kabul ettirmiş, tekrar inkar, tekrar kabul edilmiş; zamanında hem iyi hem kötü şöhrete ermiş bir şair vardır.
iki incecik bacak, kısaca bir trençkot, kanarya sarısı bir kaşkol, müselles bir yüz, şişirilmiş bir göğüse benzeyen sırt, ergenlik bozuğu bir yüz. işte görünüşte orhan veli.”
sait faik, 7 gün mecmuaları’nda kendisinden şöyle bahsediyor:
“üzerinde en çok durulmuş, zaman zaman alaya alınmış, zaman zaman kendini kabul ettirmiş, tekrar inkar, tekrar kabul edilmiş; zamanında hem iyi hem kötü şöhrete ermiş bir şair vardır.
iki incecik bacak, kısaca bir trençkot, kanarya sarısı bir kaşkol, müselles bir yüz, şişirilmiş bir göğüse benzeyen sırt, ergenlik bozuğu bir yüz. işte görünüşte orhan veli.”
devamını gör...
dışarıda koca bir dünya varken odasında takılan genç
dışarda koca bir dünya vardır ama beş kuruş para yoktur. parasız semt değiştiremezsin ne koca dünyası alüminyum!
devamını gör...
the damned united
tom hooper imzalı 2009 yapımı ingiliz sinema filmi. tabi öncelikli olarak bu filme dair söylenmesi gereken ilk şey şu olur; film futbolla ilgili. peki bu şerhi neden düştüm? efendim malumunuz olduğu üzere, futbol konuşmak, futbol üzerine bir şeyler yazmak ya da futbol müsabakaları izlemek entellere ve dahi dantellere göre değil. bu saydıklarımı yaptığınız andan itibaren entelektüel olma potansiyelinizi kaybediyorsunuz (!) isterseniz dünyadaki tüm bilgileri yalamış yutmuş olun ve bu bilgiler çerçevesinde insanlara ışık tutun, bunun hiç bir önemi yok. boş beleş adamsınız o kadar! futbol mevzubahisse o yuları çıkaracaksınız. pardon fular olacaktı. o yüzden olaya bu şekilde yaklaşan zevata önerim bu filmi izlemeyiniz olacaktır. bu film yerine amerikan sinemasının o muhteşem basketbol, beysbol, amerikan futbolu filmlerini izleyin ki, spor kültürünüz artsın (!)
işin özü şu ki; film ciddi anlamda saygı duyduğum ve karakter yapısını sevdiğim brian clough'un hayatından bir kesiti anlatıyor. bu adam bir futbol dâhisidir ve bunun gibi adamların sayısı cidden sınırlıdır. durun bir dakika ya, niye sayısı sınırlıdır diyorum ki? numerus clausus desem daha havalı olmaz mı? o f(y)ular bana yakışmaz mı? aman neyse işte bu adam da boş beleş bir adam netice de (!) düşünebiliyor musunuz? sırf bu yüzden kendisi için film çekilmiş, rezalete bakar mısınız? (!)
aslında benim için clough, nottingham forest demektir. çünkü benim kendisi ile tanışmam forest tarihini okurken gerçekleşmişti. sonrasında david peace'ın bu filme ilham olan kitabını da okuyunca, clough benim için özel bir yere sahip oldu. gerek film, gerekse kitap clough'un basamakları yeni yeni çıkmaya başladığı dönemleri anlatıyor ve işin en keyifli yanı bu dehanın basamaklardan yuvarlandığı anlara odaklanıyor. şöyle ki; clough, derby county'i ikinci ligden alıp tepe noktaya taşımıştı. işte bundan sonra leeds united ile anlaştı. leeds o dönemlerin en baba takımı. ama bu işi kemik kırarak başarıyor. sert takım anlayacağınız ve bu durum brian abimizin mantalitesine ters. iş bu yüzden leeds'in kendisinden önceki efsane teknik direktörü don revie'ye ve leeds'li topçulara resmen giydiriyor. bu filmde brian clough'un başarı getiren ama kendisinin ret ettiği bir mantalite ile savaşını izlemiş oluyorsunuz. michael sheen'in, clough'u muazzam şekilde canlandırdığını söylemem lazım. brian clough'un kendisi filmde oynasa ancak bu kadar olurdu. ingiltere futbol tarihinin en başarılı adamlarından birinin, başarısızlık öyküsünü izlemek ve buna rağmen geri adım atmadığını görerek düğmelerinizi iliklemek istiyorsanız bu filmi izlemenizde fayda var. aksi taktirde yakınından bile geçmeyin. hem f(y)ularlılar başarısızlık hikayelerini sevmezler. her ne kadar o başarısızlık hikayeleri sayesinde, başarı hikayeleri yazılıyor olsa dahi adamlar/kadınlar beğenmiyorlar işte yapacak bir şey yok.
brian clough ile tanışıp keyifli vakit geçirmeniz temennisiyle...
işin özü şu ki; film ciddi anlamda saygı duyduğum ve karakter yapısını sevdiğim brian clough'un hayatından bir kesiti anlatıyor. bu adam bir futbol dâhisidir ve bunun gibi adamların sayısı cidden sınırlıdır. durun bir dakika ya, niye sayısı sınırlıdır diyorum ki? numerus clausus desem daha havalı olmaz mı? o f(y)ular bana yakışmaz mı? aman neyse işte bu adam da boş beleş bir adam netice de (!) düşünebiliyor musunuz? sırf bu yüzden kendisi için film çekilmiş, rezalete bakar mısınız? (!)
aslında benim için clough, nottingham forest demektir. çünkü benim kendisi ile tanışmam forest tarihini okurken gerçekleşmişti. sonrasında david peace'ın bu filme ilham olan kitabını da okuyunca, clough benim için özel bir yere sahip oldu. gerek film, gerekse kitap clough'un basamakları yeni yeni çıkmaya başladığı dönemleri anlatıyor ve işin en keyifli yanı bu dehanın basamaklardan yuvarlandığı anlara odaklanıyor. şöyle ki; clough, derby county'i ikinci ligden alıp tepe noktaya taşımıştı. işte bundan sonra leeds united ile anlaştı. leeds o dönemlerin en baba takımı. ama bu işi kemik kırarak başarıyor. sert takım anlayacağınız ve bu durum brian abimizin mantalitesine ters. iş bu yüzden leeds'in kendisinden önceki efsane teknik direktörü don revie'ye ve leeds'li topçulara resmen giydiriyor. bu filmde brian clough'un başarı getiren ama kendisinin ret ettiği bir mantalite ile savaşını izlemiş oluyorsunuz. michael sheen'in, clough'u muazzam şekilde canlandırdığını söylemem lazım. brian clough'un kendisi filmde oynasa ancak bu kadar olurdu. ingiltere futbol tarihinin en başarılı adamlarından birinin, başarısızlık öyküsünü izlemek ve buna rağmen geri adım atmadığını görerek düğmelerinizi iliklemek istiyorsanız bu filmi izlemenizde fayda var. aksi taktirde yakınından bile geçmeyin. hem f(y)ularlılar başarısızlık hikayelerini sevmezler. her ne kadar o başarısızlık hikayeleri sayesinde, başarı hikayeleri yazılıyor olsa dahi adamlar/kadınlar beğenmiyorlar işte yapacak bir şey yok.
brian clough ile tanışıp keyifli vakit geçirmeniz temennisiyle...
devamını gör...
özledim mesajı
atamazsın o mesajı. atmamalısındır.
devamını gör...
iyi bir insanın acımasız bir insana dönüşmesi
çok fazla film izlemiştir ve izlediklerinden de çok çabuk etkilenen hassas bir ruhu vardır. canım benim kötü olacakmış ha? güldürmeyin.
devamını gör...
trakyalılar
sevilesi insanlardır.naptı size trakyalılar!karadenizli olarak diyorum bunu.eğitim ve kültür seviyeleri yüksek,samimi, sıcakkanlı,uyumlu insanlardı hepsi.keşke herkes trakyalı olsa!lüleburgaz,çorlu,edirne, şarköy sehayatlerimde de tek bir olumsuzluğa rastlamadım.şiveleri candır,kötü insan tanımadım.
devamını gör...
yengeç burcu
duygusal filan değiller, benciller..
erkeklerinin hepsi kız gibi, insanı göbeğinden çatlatır,
adaletsizler, net..
herkesin heryerde onlara ayrıcalık yapmasını isterler, herkesde mecbur sanırlar, öyle davranırlar, anlatamazsınızda, heryerde karın ağrısı, her yerde pürüz dür bunlar, herşey onların hakkı,
zaten non-stop size küsmüş olduklarından iletişim de kuramazsınız
ruhları zorbadır, şiddete en meyilli burç
aynı zamanda şiddete en çok kafa yoran burçtur, çünkü sadece fiziksel değil, psikolojik şiddetle en çok uğraşanlarda bunlardır,
cezaevlerindeki suçluların %90 ı
ruh hastalarının %90 ı tam hatırlamıyorum 99 da olabilir, bu hasta ruhlar hep yengeç burcudur, tesadüf değildir
tecrübeylede sabittir, verdikleri sözü tutmazlar, cimridirler, çünkü hep almak isterler, herkes hep beni düşünsün isterler..
öyle anaç filanda değildirler..
erkekleri feminen olur, karakterleri kadın gibidir..
kadını ayrı mız mız.. bir tane müdürüm vardı, 50 li yaşlarda dul, fal baktırmaya gidip gidip, falımda sen çıktın sen beni kıskanıyormuşsun derdi, benim kıyafetlerimin aynısından alıp giyerdi, bir dönem bir sevgilim olmuştu ama böyle, çiçekler filan işyerime gelirdi almaya, yakışıklıydı da, gitti reddettiği adamla görüşmeye başladı, çıkmaya başladı, getirdi benimle tanıştırırdı özellikle, bana çok aşık diye bana anlatırdı..
ömür törpüsü insanlar..
erkeklerinin hepsi kız gibi, insanı göbeğinden çatlatır,
adaletsizler, net..
herkesin heryerde onlara ayrıcalık yapmasını isterler, herkesde mecbur sanırlar, öyle davranırlar, anlatamazsınızda, heryerde karın ağrısı, her yerde pürüz dür bunlar, herşey onların hakkı,
zaten non-stop size küsmüş olduklarından iletişim de kuramazsınız
ruhları zorbadır, şiddete en meyilli burç
aynı zamanda şiddete en çok kafa yoran burçtur, çünkü sadece fiziksel değil, psikolojik şiddetle en çok uğraşanlarda bunlardır,
cezaevlerindeki suçluların %90 ı
ruh hastalarının %90 ı tam hatırlamıyorum 99 da olabilir, bu hasta ruhlar hep yengeç burcudur, tesadüf değildir
tecrübeylede sabittir, verdikleri sözü tutmazlar, cimridirler, çünkü hep almak isterler, herkes hep beni düşünsün isterler..
öyle anaç filanda değildirler..
erkekleri feminen olur, karakterleri kadın gibidir..
kadını ayrı mız mız.. bir tane müdürüm vardı, 50 li yaşlarda dul, fal baktırmaya gidip gidip, falımda sen çıktın sen beni kıskanıyormuşsun derdi, benim kıyafetlerimin aynısından alıp giyerdi, bir dönem bir sevgilim olmuştu ama böyle, çiçekler filan işyerime gelirdi almaya, yakışıklıydı da, gitti reddettiği adamla görüşmeye başladı, çıkmaya başladı, getirdi benimle tanıştırırdı özellikle, bana çok aşık diye bana anlatırdı..
ömür törpüsü insanlar..
devamını gör...
benedict cumberbatch
hayranlarına"cumberbitches" denilen aktör. 4 sezon üst üste sherlock izleyince ister istemez cumberbitch olabiliyor insan. bir arkadaşım diyor.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
şeytanmıyız can yakalım,
edebimizle atışalım,
insan gibi yazalım,
varsın pamuk seker olalım.
edebimizle atışalım,
insan gibi yazalım,
varsın pamuk seker olalım.
devamını gör...
whisper (yazar)
kesinlikle ikinci bir iletiyi hakeden takip listemde bir numara olan yazardır. 70 sayfalık ileti geçmişini korkmadan okuyun aslında bambaşka bir hayat hikayesine konuk olacaksınız.biraz yaprak dökümü biraz aşkı memnu biraz da hayat bilgisi tadında bir dizi izliyormuşsunuz gibi hissedeceksiniz. sizi kucaklamak için kollarını açmış bir yazar bekliyor iletilerin arasında hiç eskimeyen bir roman gibi. kitap önsözü gibi oldu ama "yalansa yalan de fikri".
- "doğru abi" dediğinizi duyar gibiyim.
iyi okumalar.
- "doğru abi" dediğinizi duyar gibiyim.
iyi okumalar.
devamını gör...
kafa filmler radyo yayını
güzel program. içerik harika! kalite akıyor yayında. sek’inde dediği gibi aşırı ilgimi çekti. çok hoş bi ambians.
amma ve lakin ki şunu da belirtmek isterim:
sayın coldboy, lütfen hazırladığınız metni okurken biraz duygu katın. siri’nin erkek versiyonunu dinliyormuşcasına sıkıldım. üzülerek söylüyorum, sesinizle mayıştım. uykum geldi. biraz daha canlanarak anlatın haftaya lütfen.
geniş açıdan bakıldığında gerek filmler olsun, gerekse müzikler, çok güzel harmanlanmış bi emek görüyorum. elinize sağlık.
amma ve lakin ki şunu da belirtmek isterim:
sayın coldboy, lütfen hazırladığınız metni okurken biraz duygu katın. siri’nin erkek versiyonunu dinliyormuşcasına sıkıldım. üzülerek söylüyorum, sesinizle mayıştım. uykum geldi. biraz daha canlanarak anlatın haftaya lütfen.
geniş açıdan bakıldığında gerek filmler olsun, gerekse müzikler, çok güzel harmanlanmış bi emek görüyorum. elinize sağlık.
devamını gör...
reenkarnasyon
bana göre ölümden sonraki hayatla aynı köklere sahip. bilinmezlik, bir şeye inanma ihtiyacı. ölümden sonrasının bilinmezliği korkunç değil mi?
insanların, kendilerini sakinleştirmek ya da tatmin etmek için bu tarz şeylere inandıklarını düşünüyorum.
ayrıca bana göre pragmatik açıdan hiçbir özellik taşımayan inanıştır. diyelim ki reenkarnasyona inanıyorsun bir sonraki yaşama daha özellikli üstün kademede gelmek için düzgün bir hayat yaşıyorsun inanışın gerekliliklerini yapıyorsun. ee sonra ne oluyor ? önceki yaşamından bi habersin bambaşka bir kişiliksin farklı bir benliksin. reenkarnasyon olduğunun farkında bile degilsin. ne anladım bu işten o kişi ben olmayacam ki *ikmişim öyle ruhu, bedeni afedersin.
insanların, kendilerini sakinleştirmek ya da tatmin etmek için bu tarz şeylere inandıklarını düşünüyorum.
ayrıca bana göre pragmatik açıdan hiçbir özellik taşımayan inanıştır. diyelim ki reenkarnasyona inanıyorsun bir sonraki yaşama daha özellikli üstün kademede gelmek için düzgün bir hayat yaşıyorsun inanışın gerekliliklerini yapıyorsun. ee sonra ne oluyor ? önceki yaşamından bi habersin bambaşka bir kişiliksin farklı bir benliksin. reenkarnasyon olduğunun farkında bile degilsin. ne anladım bu işten o kişi ben olmayacam ki *ikmişim öyle ruhu, bedeni afedersin.
devamını gör...



