gelmiş yine gerçek mümin dedirten başlık.
düdüt: silip kaçmış ahahahah
devamını gör...

büyükşehir nitelemesi hafif kalır. megakent nitelemesi yapılıyor, hatta başlı başına bir ülke. bir uçtan bir uca başlayıp bitmesi bir gece sürüyor. tekirdağ il tabelasını görene kadar seferi sayılırsınız.

türkiye'nin kalbinin attığı yerdir. türkiye'nin bütün vilayeti,ilçesi, kasabası, köyünden ve dünyanın da hemen hemen bütün ülkelerinden insanların da bulunduğu kozmopolit bir yapısı vardır.
insanlar, bu devasa şehirde yaşamaktan çok bir mücadele ve koşturmaca içindedirler. sabah başlar başlamaz sokaktaki her kişi telaşlıdır. derse yetişenler, vapura yetişenler, işe yetişenler, otobüsler tıklım tıkış, esnaf kepenklerini açar, herkesin acelesi var, kimse kimsenin yüzüne bakmaz, birbirinden bihaber insanların zihninden fırlayan binlerce düşünce havada birbiriyle çarpışır.

bütün bunlara karşın da unutmamak gerekir ki kendisi en yeni, en lüks, en pahalı binalarıyla değil, tarihi ve kültürel yapılarıyla ön planda olmuştur. 2000'li yılların başında new york timesve financial times gibi saygın ve etkin yayın organları, ziyaret edilmesi gerekli şehirler listesinde istanbul'a üst sıralarda yer verirlerdi. bu sebeptendir ki beyoğlu sokakları'nda türkçe'den başka diller de yankılanır oldu.
devamını gör...

akşam üzeri bir 'an'dan.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
huzurun tanımı gibi bir fotoğraf oldu benim için.
bir yandanda geçmişe götürdü beni.

sahi nerede kaldı o güzel yaz akşamları? ayaklarımızı denize sokarken şakalaştığımız günler?

abim anlatacak bir hikaye hep bulurdu.
olmadı bir müzik açar derinlere daldırırdı beni.

kamp çadırımızdan biraz uzakta denizin huzur veren sakinliğiyle harmanlanan müziği dinler umuda dalardık.

güneşin batışı heyecan verirdi. yine ateş yakacağız yine şarkılar söyleyip eğleneceğiz... 'acaba bu gece ne gibi hikayeler dinleyeceğim?' diye merak ederdim.

bu akşam bu tablo beni aldı o zamanlara götürdü...
denizi, güneşi, kamp yapmayı ve abimi özlemişim...
hepsini bir arada, hepsini birlikte...

özlemle ve sevgiyle...
devamını gör...

küçükken sibel can'a benzetirlerdi. hey gidi günler hey. yaşlandık be sözlük!
devamını gör...

balık....
özgürce masmavi denizlerde tüm dünyayı gezerdim.
devamını gör...

ilk, tek ve son liderimiz mustafa kemal atatürk'ü saygıyla anıyorum.
devamını gör...

ingiliz yazar quida'nın 1872 tarihli romanıdır.

nello ile kaderini bireştirip dost olan patrasche adlı köpeğin hüzünlü hikayesi anlatılmaktadır. hikayenin sonunda karlı ve soğuk bir gecede birlikte donarak can verirler.

anıtları belçika'nın lady antwerp katedralinin önündedir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ayrıca çizgi film ve film olarak da yayınlanmıştır.
devamını gör...

kadirciyi bilmeyenler var hayret. türk sinemasına ne kadar yabancısınız. al yazmalım selvi boylum da mı izlemediniz?
devamını gör...

nasıl kimse şiirin tamamını paylaşmaz, nasılll ?


üvercinka

böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
en uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu
kesmemeye
laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
bütün kara parçalarında
afrika dahil

aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
yatakta yatmayı bildiğin kadar
sayın tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
bütün kara parçaları için
afrika dahil
senin bir havan var beni asıl saran o
onunla daha bir değere biniyor soluk almak
sabahları acıktığı için haklı
gününü kazanıp kurtardı diye güzel
birçok çiçek adları gibi güzel
en tanınmış kırmızılarla açan
bütün kara parçalarında
afrika dahil

birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
boynun diyorum boynunu benim kadar kimse
değerlendiremez
bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
iki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna
diziyorlar
bütün kara parçalarında
afrika dahil

burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
aklıma kadeh tutuşların geliyor
çiçek pasajında akşamüstleri
asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
bütün kara parçalarında
afrika hariç değil
devamını gör...

sporda, politikada, iş dünyasında kısacası yaşamın her alanında rekabet halinde olanları insanlar avantajlı ve dezavantajlı olarak kategorize eder. bazen insanlar dezavantajlı olanların tarafını tutar. ve onların bu rekabette başarılı olmasını ister. buna underdog etkisi adı verililir. güçsüzün çekiciliği, mazlumun yükselişi olarak değerlendirilir. en bilinen örneği ise tarafsız olduğumuz bir spor müsabakasında zayıf olan takımı desteklememiz ve onun kazanmasını istememiz olarak gösterilebilir. bu etkinin nedeni birçok çalışmaya konu olmuş.sonuç olarak zayıf olanı kendimize yakın hissetmemiz ve onunla ittifak kurmamız etkinin nedenleri arasında gösterilmiş. ayrıca bu etki bandwagon etkisinin tam tersi olarak bilinir.
devamını gör...

jose rodrigues dos santos'un, türkçe'ye kodeks 632 ismiyle pegasus bünyesinde çıkmış romanı.

romanın içeriğine geçmeden önce birkaç şey kelam etmek istiyorum, şöyle ki, bu romanı çekici kılan çok fazla şey mevcut, öncelikle ilk kısımdan başlamak istiyorum; anlattıklarının gerçek olması..
evet, anlattıklarının hepsinin gerçek olması çok hoş bir detay, yazarın da ayrıca güven veren farklı bir geçmişi mevcut, ağabeyimiz harika bir gazetecilik kariyer var geçmişinde, aynı zamanda portekiz'in trt'si olan rádio e televisão de portugal'de yıllardır programlar yapmaya devam ediyor.

neyse, yazarı övmeyi bir kenara bırakır isek, kitaplarındaki gerçek olan kısımlar haricinde, nasıl okutması gerektiğini de biliyor olmalı ki okuduğumuz her kısım için *tabi çeviri kısmı daha da önemli bu kısımda* bize müthiş bir merak duygusu aşılamış.

şimdi kitabın içeriğine gelelim, kitap, bir otel odasında, özellikle amerika'nın keşfi ile ilgilenen bir tarihçinin öldürülmesi ve arkasında bıraktığı moloc ninundia omastoos yazan belge ile başlar.
geri kalan kısım ise, dan brown'ın yarattığı robert langdon karakterinden oldukça kopyalar çekmiş... gerçi kopya demek çok yanlış hayır, esinlenmiş diyeceğim, esinlendiği tomas noronha karakteriden yardım istenmesi ile devam eder ve bir anda amerika'nın keşfine kadar olan serüven de hız kaybetmeden okuyucuyu yükseltir.

kristof kolomb'un kim olduğu, gerçekten bize anlatılan bir insan olduğu mu yoksa arkasında çok farklı işlerin mevcut olacağı mı gibi soru işaretleri ile bizi alır götürür ve bana kalırsa gazeteci kimliği ile yaptığı araştırmalar neticesi ile bizi en azından kolomb konusunda oldukça doyurur, ama romanı bütün olarak ele alır isek hikaye kısmı ile biraz sınıfta kalacak kadar* tatmin etmez.

nedeni de bana kalırsa şudur ki, abimiz gazeteci kimliği ile araştırmalarını bizim önümüze adeta kusarcasına dökmüş ve bu araştırma kısmı neticesiyle de hikaye bir tık geri planda kalmış.
devamını gör...

öyle birini sevin ki ;
yüreğinin solda attığını hissettirsin,kavgada yiğit olsun, devrimci olsun…
ekmeğini eşitçe bölüşebilsin yok olanlarla…
öyle birini sevin ki ;
geride duracağına, elini tutup en öne çıksın senin ile kalabalıklarda.
tv başında yorum yapacağına,orada olmalıyız desin…
öyle birini sevin ki ;
umudu iki kişilik olsun, acıdığı için değil yardım etmek istediği için diz çöksün başkasının önünde.
suyunu, ekmeğini paylaşsın
öyle birini sevin ki ;
direnmelisin desin, kavgadayız desin, umuduz biz, geleceğiz desin…
öyle birini sevin ki;
nazım'ın piraye'sini kıskandırsın severken… severken bütün devrimleri anımsatsın göğüs kafesinde!
öyle birini sevin ki;
sosyalizm koksun her sözü, henüz yazılmamış bir kitap gibi baksın gözleri…
öyle birini sevin ki ;
sigarasını içerken bütün ölü şairler utansın yazdıklarından,
öyle birini sevin ki ;
sen devrimcisin, yoldaşın olsun ömür boyunca! her direnişte, her kavgada, yanı başında…
*

aklıma direkt bu sözler geldi. üstüne laf söylenmez ama ben de bir şey demek isterim: siz öyle birine aşık olun, öyle birini sevin ki içinizde onu yaşatmak bir lütuf olsun...
devamını gör...

çok sevdim ben bu yazarı. çok güzel yazım yanlışları yapıyor. ama bu şekilde onu buralarda yerler* biraz stalkladım kendisini az önce, ınstagram'da da noktalama işaretleri yok ama yazılar daha türkçe. elleşmeyin ona bence yaa.
devamını gör...

arkadaşlarınızda, tanımadığınız insanlarda, hikayelerde, masallarda, belki en yakınınızda gördüğünüz, belki de sizin yaptığınız riyakarlık örnekleridir.

*yayında kullanacağım başlıktır*

muhakkak tanık oluruz böyle davranışlara.

sağda solda insan hakları naraları atarken, gitti kafe de çalışanları azarlayan,

en çok sevgiden dem vurup da ilk kendisi aldatan,

saygıdan bahsedip arkadan konuşan,

yaşamadığı halde yargılayan,

bilmediği halde konuşan,

yapma deyip yapan,

muhakkak vardır bir örnek aklınıza kazılan.
devamını gör...

(bkz: sen yenisin galiba)*
devamını gör...

kişiyi kafasındaki sorularla ve kaygılarla belirsizlik içinde bırakmaktır.

çünkü belirsizlik çoğu zaman en kötü sonuçtan bile daha kötüdür. sürecin ne şekilde sonuçlanacağına dair bekleyişin yarattığı kaygı dolu gerginlik kişinin direnme gücünün en büyük düşmanı olur. sağlıklı düşünme yetisi kaybolduğundan karar mekanizması üzerindeki kontrolünü yitirir insan.
devamını gör...

babam saçımı okşarken sozlukte takip ettigim yazarların yazilarini okuyorum. gozlerim kapaniyo ama ufaktan..
devamını gör...

bence bir deli. akıllı kafadan böyle işler çıkmaz, çıkamaz.
devamını gör...

gözünde sorun varsa bir de terramycin göz merhemi, sihir gibi kedilerde, sayısız kedinin gözlerini kurtarmışımdır. önce temizleyin sonra gözüme merhemi sürün. *
devamını gör...

kendini gelistirmede sarfettigi cabasi bence. bir kisinin kisisel gelisimi icin ugrasip didinmesi, kendisine olan saygisinin en buyuk gostergesidir. hicbir ugrasa luzum gormeden yasamayi tercih etmek yerine, tasin altina elini koyuyorsa, bence kendisini onemsiyordur, seviyordur. cevresinden de ayni etkiyi gordugunden eminim...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim