yusuf atılgan
ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü,sahteliğini,gülünçlüğünü göreli beri,gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum;gerçek sevgiyi.*
devamını gör...
eurovision saati radyo yayını
heyecanla beklediğimiz programdır. tam da eurovision'un bu yıl gerçekleşecek yarışmasına bir hafta kalmışken hafızamızı tazeleyecek, dinleyenleri keyifle yarışma moduna getirecektir. takipteyiz.*
devamını gör...
sean connery
sinemanın ilk james bondu, karizmatik, seksi adam, koyu bir iskoç milliyetçisi yakın zamanda 90 yaşında terk-i diyar eyledi..
ufak tefek rollerle başladığı sinema hayatında 1962 de ilk kez dr. no filmi ile sinemada bond karakterini canlandırmıştır, kanaatimce gelmiş geçmiş en iyi james bond' dur.(ikinci sırada da roger moore gelir, geri kalan hepsi çöp, kimi tipsiz, kimi velet, kimi de cüce)
1963 de from russia with love filmi ile ikinci kez bu rolü oynamıştır, filmin bir kısmı istanbul'da geçer. artık james bond filmleri seriye bağlanmıştır her sene bir film çekilir.
1964 de goldfinger çekilir bunu 1965 de thunderball izler. 1962 den 1965 e kadar dört yılda peşpeşe dört bond filmi çekilir. sonra bir sene ara verilir 1967 de you only live twice çekilir. 1971 de diamonds are forever da son kez oynar 007 yi. bu filmde 6. kez bond rolünde oynamış ve “bundan sonra asla bond rolü oynamayacağım” demiştir. ama hayatta hiçbir şey hakkında kesin konuşmamak lazım. rolü bir diğer efsane roger moore a devreder.
1983 yılına gelindiğinde never say never again ile gene son kez bond olur. yukarıda belirttiğim gibi “bundan sonra asla bond rolü oynamayacağım” demiştir; öyle mi der yapımcılar filmin adını never say never again yani "asla, asla deme" koyarlar.
bond denilince ; kültürlü, centilmen, sürekli "çalkala ama karıştırma" ile votka-martini içen , kadınları baştan çıkarmayı beceren, kumar masasında her zaman kazanan, boylu poslu yiğit bir delikanlı yani sean connery aklımıza gelir.
bond ile ilgili son not : rahmetli, 21 yaşında kelleşmeye başladığı için oynadığı tüm james bond filmlerinde peruk takmıştır.
iskoç milliyetçisi olduğu için braveheart filminde nasıl oynamadığı ya da oynatılmadığı benim için tam bir hayal kırıklığıdır. ayrıca lotr serisinde gandalf rolü önce sean connery'e teklif edilmiş ama sonra "fantezi hikayelerden pek anlamam" diye rolü reddetmiştir. ( 1986 ve 1991 de iki kez oynadığı highlander filmleri fantastik değil miydi ?) ian mc kellen da fena oynamadı gandalfı ama ne bileyim "you shall not pass" repliğini rahmetliden dinlemek daha iyi olurdu gibime geliyor.
genelde herkes onu bond filmleri ile tanır ama aşağıda belirteceğim seyrettiğim filmlerde oyunculuğu ve karizması ile öne çıkmayı başarmış, 1988 akademi ödüllerinde the untouchables ile en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülü almıştır.
akılda kalan diğer iyi filmleri:
marnie (1964)
the hill (1965)
murder on the orient express (1974)
a bridge too far (1977)
der name der rose (1986)
indiana jones and the last crusade (1989)
the hunt for red october (1990)
ufak tefek rollerle başladığı sinema hayatında 1962 de ilk kez dr. no filmi ile sinemada bond karakterini canlandırmıştır, kanaatimce gelmiş geçmiş en iyi james bond' dur.(ikinci sırada da roger moore gelir, geri kalan hepsi çöp, kimi tipsiz, kimi velet, kimi de cüce)
1963 de from russia with love filmi ile ikinci kez bu rolü oynamıştır, filmin bir kısmı istanbul'da geçer. artık james bond filmleri seriye bağlanmıştır her sene bir film çekilir.
1964 de goldfinger çekilir bunu 1965 de thunderball izler. 1962 den 1965 e kadar dört yılda peşpeşe dört bond filmi çekilir. sonra bir sene ara verilir 1967 de you only live twice çekilir. 1971 de diamonds are forever da son kez oynar 007 yi. bu filmde 6. kez bond rolünde oynamış ve “bundan sonra asla bond rolü oynamayacağım” demiştir. ama hayatta hiçbir şey hakkında kesin konuşmamak lazım. rolü bir diğer efsane roger moore a devreder.
1983 yılına gelindiğinde never say never again ile gene son kez bond olur. yukarıda belirttiğim gibi “bundan sonra asla bond rolü oynamayacağım” demiştir; öyle mi der yapımcılar filmin adını never say never again yani "asla, asla deme" koyarlar.
bond denilince ; kültürlü, centilmen, sürekli "çalkala ama karıştırma" ile votka-martini içen , kadınları baştan çıkarmayı beceren, kumar masasında her zaman kazanan, boylu poslu yiğit bir delikanlı yani sean connery aklımıza gelir.
bond ile ilgili son not : rahmetli, 21 yaşında kelleşmeye başladığı için oynadığı tüm james bond filmlerinde peruk takmıştır.
iskoç milliyetçisi olduğu için braveheart filminde nasıl oynamadığı ya da oynatılmadığı benim için tam bir hayal kırıklığıdır. ayrıca lotr serisinde gandalf rolü önce sean connery'e teklif edilmiş ama sonra "fantezi hikayelerden pek anlamam" diye rolü reddetmiştir. ( 1986 ve 1991 de iki kez oynadığı highlander filmleri fantastik değil miydi ?) ian mc kellen da fena oynamadı gandalfı ama ne bileyim "you shall not pass" repliğini rahmetliden dinlemek daha iyi olurdu gibime geliyor.
genelde herkes onu bond filmleri ile tanır ama aşağıda belirteceğim seyrettiğim filmlerde oyunculuğu ve karizması ile öne çıkmayı başarmış, 1988 akademi ödüllerinde the untouchables ile en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülü almıştır.
akılda kalan diğer iyi filmleri:
marnie (1964)
the hill (1965)
murder on the orient express (1974)
a bridge too far (1977)
der name der rose (1986)
indiana jones and the last crusade (1989)
the hunt for red october (1990)
devamını gör...
madalyan kadar konuş diyen entel dantel yazar
beni en zayıf yerimden vurmuştur.
ne olmuş yani madalyam yoksa entrylerimi kopyalayıp yapıştırmadım ya.
ne olmuş yani madalyam yoksa entrylerimi kopyalayıp yapıştırmadım ya.
devamını gör...
türk halkının cahil kalma nedeni
her söylenene inanması, bir şeye körü körüne bağlanması, araştırmayı gerekli görmemesi.
devamını gör...
eş cinsellerden nefret etme hakkı
hoşlanmayabilirsin tamam ama insanın ben eşcinsel olacağım/olmayacağım deme lüksü yok ki. doğuştan gelen bir durum için neden şahsın kendisine nefret besleyesin ki?
devamını gör...
ichigyo-zammai
birden çok işi aynı anda yapmaya çalışmak yerine tüm konsantrasyonu sadece tek iş üzerinde yoğunlaştırarak verimin daha da artacağını ifade eden tekniktir. ilk olarak japon zen ustası sunryu suzuki "acemi zihin" isimli kitabında bahsetmiştir. ancak daha önce de benzer bakış açısını bir çok yerde de okumuştum.
sıkça rastladığım dikkat dağılmalarına ve verimsiz geçen zaman yönetimi problemine karşı başarılı olabileceğini düşündüğüm yöntemdir.
sınırlı türkçe kaynaktan biri
sıkça rastladığım dikkat dağılmalarına ve verimsiz geçen zaman yönetimi problemine karşı başarılı olabileceğini düşündüğüm yöntemdir.
sınırlı türkçe kaynaktan biri
devamını gör...
nediondede
çok eğlenceli ve samimi tanımlara sahip tatlı bir yazar. severek okudum tanımlarını, daha çok tanım yazar umarım*.
en kısa zamanda keşfedilmesi dileğiyle*.
en kısa zamanda keşfedilmesi dileğiyle*.
devamını gör...
saniyelik salaklıklar
bir ara karanlıkta telefonumun feneriyle telefonumu aramıştım. itiraf ediyorum, sarhoş değildim.
devamını gör...
ziggurat
sadece tapınak olarak kullanılmayan yapılardır.
okul, rasathane ve soğuk hava deposu olarak da kullanılmışlardır.
okul, rasathane ve soğuk hava deposu olarak da kullanılmışlardır.
devamını gör...
23 aralık 2020 t24 normal sözlük röportajı
ironiyi anlamayacak büyük bir kesim hesaba katılmadığından ilk paragrafı nedeniyle zihinlerde bu şekilde yer edecek ve mimlenecektir. bu şekilde bakınca biraz talihsiz röportaj olarak gördüm.
birde çok kısa tutulmuş gibi geldi ama yine de yazılı basında yer almak güzel, devamını dileriz benjamin
birde çok kısa tutulmuş gibi geldi ama yine de yazılı basında yer almak güzel, devamını dileriz benjamin
devamını gör...
ak parti'nin z kuşağının aileleriyle iletişime geçmesi
sen malı hamuduyla sırtlarken, playstation 5'in 12 bin lira, iphone'un 10 bin lira olduğu ülkede bu gençlere tee arabistan'ın bilmem neresinin çöl bedevilerinin mütevazi hayatını, hırkayı, lokmayı vs. anlatamazsın.
(bkz: yolun sonu görünüyor)
(bkz: yolun sonu görünüyor)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çizimleri
vay canına! çizimler süper. ilk defa bir başlığı takibe aldım. başka resimler de görmek isterim. bu başlık hep aktif olsun.
devamını gör...
yaş gruplarına göre seçmen tercihleri
gençler, millet ittifakını seçerken yaş arttıkça cumhur ittifakı tercihinin çoğaldığını gösteren anket çalışmasıdır.

odatv4.com/z-kusagi-anketin...

odatv4.com/z-kusagi-anketin...
devamını gör...
birini çok sevmek
sonu hüsranla biten şeylerden biridir, hiç gerek yok.
devamını gör...
kahya yahya
(bkz: cem karaca)'nın sonradan konserlerinde tamirci çırağı yerine söylediği ve
çırak büyüdü, artık kahyalık yapıyor, adını o zaman sormamıştım yahya'ymış
diye bahsettiği şarkısı.
çırak büyüdü, artık kahyalık yapıyor, adını o zaman sormamıştım yahya'ymış
diye bahsettiği şarkısı.
devamını gör...
insanları küçümsemek
birçok yerde karşımıza çıkan berbat bir davranıştır.
k-pop dinler aptal olur, camiye gider yobaz olur, okur çok bilmiş olur daha nice örnekleri vardır.
(bkz: insanları rahat bırakın)
k-pop dinler aptal olur, camiye gider yobaz olur, okur çok bilmiş olur daha nice örnekleri vardır.
(bkz: insanları rahat bırakın)
devamını gör...
eltilerin savaşı
2020 yılı çıkışlı yönetmenliğini onur bilgetay'ın senaristliğini gupse özay'ın
yapımcılığını muzaffer yıldırım'ın yaptığı komedi, aile filmidir.
oyuncular
gupse özay
merve dizdar
ferit aktuğ
uraz kaygılaroğlu
sultan (gubse özay) kıskanç, haset, fesat bir kadın filmde. ne ailesini ne kayınvalidesini ne mahallesini ne komşularını yeni gelin gizem'le (merve dizdar) paylaşamayacak kadar ruh hastası. işin garibi gizem öyle bir kadın olmamasına rağmen içinden biranda başka biri çıkıyor. sultan'la yarışmaya başlıyor ve bir rekabete koyuluyorlar. herkes şaşkın tabi kocaları başta olmak üzere.
an an belki güldürebilir. ne bileyim diyaloglar vs işte ama açıkçası komik mi emin olamadım. yani bilmiyorum. sinir bozucu karakterler var gibi. özellikle sultan.
ben gubse özay'ın deliha ve bir iki filmini de izlemiştim. (özellikle kendi içimde şans vermeye çalıştım. çünkü ben komedi filmlerini gerçekten bayağı bayağı severim. çok bir beklentim de yoktur.) onlarda da aynı hisse kapıldım. yani evet bizde istiyoruz memlekette kadın komedyenler olsun ama sanki gubse'de bir şey eksik ya da fazla zorlama bazı sahneler. belki zamanla daha iyi olur diyor ve iyi seyirler diliyorum.
yapımcılığını muzaffer yıldırım'ın yaptığı komedi, aile filmidir.
oyuncular
gupse özay
merve dizdar
ferit aktuğ
uraz kaygılaroğlu
sultan (gubse özay) kıskanç, haset, fesat bir kadın filmde. ne ailesini ne kayınvalidesini ne mahallesini ne komşularını yeni gelin gizem'le (merve dizdar) paylaşamayacak kadar ruh hastası. işin garibi gizem öyle bir kadın olmamasına rağmen içinden biranda başka biri çıkıyor. sultan'la yarışmaya başlıyor ve bir rekabete koyuluyorlar. herkes şaşkın tabi kocaları başta olmak üzere.
an an belki güldürebilir. ne bileyim diyaloglar vs işte ama açıkçası komik mi emin olamadım. yani bilmiyorum. sinir bozucu karakterler var gibi. özellikle sultan.
ben gubse özay'ın deliha ve bir iki filmini de izlemiştim. (özellikle kendi içimde şans vermeye çalıştım. çünkü ben komedi filmlerini gerçekten bayağı bayağı severim. çok bir beklentim de yoktur.) onlarda da aynı hisse kapıldım. yani evet bizde istiyoruz memlekette kadın komedyenler olsun ama sanki gubse'de bir şey eksik ya da fazla zorlama bazı sahneler. belki zamanla daha iyi olur diyor ve iyi seyirler diliyorum.
devamını gör...



