ben genelde sevdiğim şarkıların kliplerini beğenmem kafamda başka bir senoryayla kendim için tekrar çekerim klibi. işin daha çok yönetmenlik kısmındayım.bu şarkıya bu klip olmuş mu be kardeşim şöyle ormanlık alanda eski bir ev koyalım çamaşır ipi olsun ortada odun parçaları...
devamını gör...


depresyon sadece mutsuz, umutsuz ya da çaresiz hissetmek değildir. depresyonu tecrübe etmekte olan kişilerin düşünsel yetileri de bozulmaya başlar. dikkat, hafıza ve karar verme becerileri gibi birtakım zihinsel beceriler sekteye uğrar. eğer depresyondaysanız zihinsel becerilerinizi sınırlanmış halde bulabilir, bu yüzden de sorunlara yaklaşma biçiminizde bazı problemler yaşadığınızı gözlemleyebilirsiniz.

dikkat: depresyonda olan insanların dikkat problemleri yaşaması, depresyonda olmayan insanlara göre daha olasıdır. depresyondaki bireylerde neyin dikkat problemlerine yol açtığını henüz tam olarak bilinmese de bu iki durum arasında bir bağlantı bulunduğu kesindir.

hafıza: depresyonu ileri düzeyde tecrübe etmekte olan kişiler aynı zamanda kahvaltıda ne yediğini unutma ya da önemli bir olayın ayrıntılarını hatırlamama gibi kısa süreli hafıza kayıpları da yaşayabilir.

karar verme: depresyon karar verme becerilerini olumsuz yönde etkilediği için, kahvaltıda ne yiyeceğinize karar vermek ya da akşam yemeği için nereye gideceğinizi belirlemek gibi oldukça basit ve neredeyse önemsiz kararları almakta bile sorunlar yaşayabilirsiniz.

yönetsel fonksiyonlar: depresyon, bilgiyi işleme becerilerini etkileyen yönetsel fonksiyonlar üzerinde de olumsuz etkiye sebep olur. yönetsel fonksiyon bozuklukları, fatura ödemeyi ya da cevapsız bir telefon çağrısına geri dönmeyi hatırlamak gibi basit görevler için engelleyici olabilir. neyse ki yönetsel fonksiyon sorunları genellikle akuttur; stresli, üzgün ya da uykusuz kalındığında ortaya çıkma ihtimali daha yüksektir.
devamını gör...

az önce, ikinci kez başıma gelen berbat olay. çok üzgünüm. ilk akla gelen, gördüğümde ve duyduğumda en çok üzüldüğüm şey; "nihayetinde bir kuş, bu kadar üzülecek ne var" yaklaşımı. çok üzülüyorsunuz, bildiğiniz eliniz ayağınız tutmuyor. şu an o kadar üzgünüm ki nefes bile almak zor geliyor bana.

çok yakın bir dostumdu kendisi. kıpır kıpırdı, heyecanlıydı. kuşlar, kediler, köpekler insan hayatında, bizim bildiğimiz insan ilişkilerinden; arkadaşlık, dostluk, sevgililikten farklı bir yerde konumlanıyorlar. güçlü değiller, seni kayıtsız şartsız seviyorlar. sabah uyandığınızda kafesinden kafalarını aşağı eğip ya da yukarı kaldırıp sana bakıyorlar. "hadi beni çıkar şuradan da azıcık oynayalım" diyorlar. güç sende, kudret sende.

işte bu kudret, her insana gelmiyor. ben bu hayvanlara sahiplik yapmanın ağırlığını taşıyamıyorum şahsen. kuşlarım hasta olma emaresi gösterdiği an veterinere koşarım; "bana yardım edin" diye. bu kuşumda da dört defa gittik, dört ayrı ilaç kullandık. olmuyor, hassas bir insansanız "elimizden geleni yaptık ne yapalım artık" diye içinizi soğutamıyorsunuz. "ne vardı da aldın, senin neyine ya" diyorsunuz. bir canlının sorumluluğunu almak demek, onun babası, annesi, kardeşi, her şeyi olmanız demek. sizin her şeyleri olduğunuzu da her an gösterdikleri için, bu ağır sevginin altında eziliyorsunuz.

bir hayvan beslemek isteyenler, bu ne olursa olsun, onun yokluğunun sizde büyük bir boşluk oluşturacağını unutmasınlar. hasta olmaya başladığından ölene kadar süren tüm süreçte uykusuzluklar, ağır üzüntü halleri, dibe batmalar yaşıyorsunuz. insanız biz, zayıfız, o hayvanların bize yüklediği kadar kudretli değiliz. canı alan da canı veren de değiliz. eğer bu yükün altında ezilmeyeceğinizi düşünüyorsanız ki bunu için taş kalpli bir ruh hastası olmanız lazım, beslemeye karar verirken iki kere düşünün.

çok üzgünüm can dostum, çok.

not: aşağıda gördüğüm "ölüm gerçek, antrenman yapmalı, alışın buna" yaklaşımı da yanlış değil ancak geçersiz bir yaklaşım. ben babamı kaybettim. ölümü bilmek, yenilerine olan üzüntünüzü hafifletmiyor. her kaybın hüznü, acısı, sızısı farklı.
devamını gör...

bir kere "al şunu" demek, iki kere "ben vereceğim" demekten iyidir.
devamını gör...

yeni, mutlu, huzurlu, dolu bir gün olur umarım. günaydın sözlük.
devamını gör...

geldik çok az kişinin bildiği 1984 yapımı fantastik türk filmi klasiğimize izlemeden söyleyeyim bu filmin yanında dünyayı kurtaran adam bir the shawshank redemption'dan 100 kat kaliteli kalıyor. yönetmenler yavuz yalınkılıç ve giovanni scognamillo nasıl bir iş çıkarmış diye soruyorsanız? dünyayı kurtaran adamı yöneten çetin inanç yavuz yalınkılıç ve giovanni scognamillo isimlerinin yanında bir tarantino gibi parıl parıl parlıyor derim size.
konuya gelince;
bıyıklı süpermenler , alakasız çinliler, geçmişe dönmeler alakası olmayan absürt sahneler ,mezdeke dansı ile dua eden abla ,sürekli bir veliefendi hipodrom'a dönmeler ,ku klux klan tipinde tipler, bol dekolteli ablalar, antik yunanda olan kara yağız bıyıklı abiler, sigara içen süpermen abimiz (yılmaz köksal) , sapır saçma bir feminst ayaklanma sahnesi, herkesi sürekli döven süpermenler ve unutmadan dünyayı kurtaran adama rahmet okutacak robot.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu nedir yahu?

bir de türk-italyan yapımı film bence ne italyanlar ne de bizimkiler biz ne çekiyoruz aga dememiştir hatta film çektiklerini bile bilmiyorlardır. ya da bunu çekerken kesin bir madde etkisi altındadırlar.

kısacası kötü film izlemeyi seven yazar arkadaşlarıma bile önermeyeceğim derece de filmimsi bir video oluşumu.

edit: o çıkan beyazlı imam abimiz senide unutmadım.
devamını gör...

genel olarak trolleri tanımlamak için kullanırım bu tabiri.

öyledirler çünkü, sevesi gelmez insanın.
devamını gör...

radyoda en sevdiğin şarkıya denk gelmek.
devamını gör...

ben yokken açılmış başlıktır. artık ben buradayım. *
devamını gör...

aa bizim ülkemizde de var bunlardan. *
devamını gör...

dindar ya da ateist bir nesil yetiştirmiyor korkusundansa aklı başında, insanı değerleri olan, düşünen, araştıran bir nesil yetişmiyor korkusuna kapılmak gerekir bence.
devamını gör...

cevabı kurtuluş savaşı'nda fazlasıyla verilmiş ve sorulması bile türk tarihindeki binlerce kadına saygısızlık sorunsal.

ayrıca, norveç ve israil başta olmak üzere onlarca ülkede kadınlar aktif olarak askerlik yaptığından aynı zamanda son derece mantıksız olan sorunsaldır.

edit: ayrıca benim anlamadığım, neden dünya genelindeki erkeklerin kafayı kadınların ne yapıp yapamadığıyla bozmuş olduğu. askerlik yapan kadınların bilmem ama bunu yapan kadın görmezsiniz mesela. adamlar ekonomi söz konusu olunca ekonomist, bilim söz konusu olunca bilim insanı, siyaset söz konusu olunca kırk yıllık politikacı oluveriyor birden.
devamını gör...

mutluyum. aslında büyük bir sınav stresi yaşıyorum, pandemi yüzünden herkesin olduğu gibi benim de sağlığım tehlikede, her insan gibi dert ettiğim şeylerim de var kendimce ama ben her şeye rağmen mutluyum . hem mutlu olduğunuza inanmazsanız nasıl geçer bu hayat? herkes mutluluğu arıyor hayatında, haklılar da ama bu kadar çok istiyorsak eğer bi şekilde mutlu olmalıyız. çevrenizdeki insanlar sizi sevmiyor olabilir, çok ciddi sağlık sorunlarınız olabilir, aileniz akrabalarınız tarafından bile sevilmiyor olabilirsiniz ama her şeye rağmen yaşıyorsunuz ve yaşayacaksınız da bu hayatı o yüzden madem yaşıyorum madem her gün bana yeni bir şans, yeni bir nefes hakkı veriliyor o zaman ben de onu hak etmeyelim diyin kendinize. mutlu olun, mutluluğu siz yaratın.
devamını gör...

birkaç tel beyaz saçım var. niye bilmiyorum çok seviyorum onları. sürekli diğer saçlar arasından bulup sevesim geliyor.
devamını gör...

"bitti diye üzülme, yaşandı diye sevin"

"birlikte gülüyorsanız mutluluktur
birlikte ağlıyorsanız dostluktur
ama birlikte susuyorsanız, bu aşktır."


"benden nefret edenlerden nefret edecek vaktim yok. çünkü ben bana değer verenleri sevmekle meşgulüm."

bu adamın sevdiğim daha birçok sözü var. ayrıca kendisi nobel ödüllü bir yazardır. kırmızı pazartesi kitabı çok güzeldi sonunu bildiğiniz bir cinayetin oluşumu gerçekten çok iyi işlenmişti özellikle sondaki "beni vurdular hala" cümlesi beni ağlatmıştı. ama albay'a mektup yok kitabının sonunu beğenemedim çünkü bitmemişti yani çok muallakta bitti. horoza ne oldu, albay'ın mektubu ne oldu, ne yiyip ne içtiler, oğulları yaşıyor mu yani aklımda çok soru var o kitapla ilgili yine de kendisi çok sevdiğim yazarlardandır.
devamını gör...

yaşayamayanlardandır. kendisi gençliğini yaşayamadığından kin doludur, herkese titreyerek mana bulur.
devamını gör...

gittikleri bir restoranda gelen hesabı öderken türk lirası ile burnunu silerek dalga geçen turistlerdir.
kendilerince türk lirasının onlar için ne kadar değerli olduğunu anlatmaya çalışmışlar.
devamını gör...

bu çocuklarda hep ortalık karışıkken birinci oluyor.(bkz: swh)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sürekli kısmını bilemesem de fikirlerimizin değişmesi oldukça normal ve hatta gayet olumlu bir durumdur. fikirleri değişmeyen birisi dogmatik ve fanatiktir. yeniliğe kapalıdır. fikirleri değişen, aslında böyle de olabilir diyen kişiler gelişime ayak uyduran, kendini geliştirebilen kimselerdir.
devamını gör...

sıklıkla kitle bulunmayan, cilt enfeksiyonlarıyla karışabildiği için bu ismi almış olan meme kanseridir.
en agresif meme kanseridir.
• klinik olarak eritem, sıcaklık artşı, portakalımsı görüntü ve deri kalınlaşması ile bir enfeksiyöz patoloji düşündürür.
• tanı cilt ve cilt alt doku biyopsisi ile konabilir.
• hızlı gelişen bir hastalıktır ve hastaların % 75’inde ilk başvuruda aksiller metastaz mevcuttur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim