mizantropi
insanlardan nefret etmek, kaçmak,ürkmek veya insanları sevmemek anlamlarına gelir. yani hümanist kelimesinin karşıtıdır. bu tür dülüncelere sahip kişilere de "mizantropist" denir.
--- alıntı ---
insanın doğası itibarıyla kötü olduğunu düşünen mizantropistlere göre; bir canlı istemsiz de olsa kötülük yapar, yaptırır veya yapılan kötülüklere göz yumar. bunu kendi çıkarları ya da korkuları nedeniyle yapar.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
insanın doğası itibarıyla kötü olduğunu düşünen mizantropistlere göre; bir canlı istemsiz de olsa kötülük yapar, yaptırır veya yapılan kötülüklere göz yumar. bunu kendi çıkarları ya da korkuları nedeniyle yapar.
--- alıntı ---
devamını gör...
sözlük yazarlarını şaşırtan şeyler
- türkiye cumhuriyeti
devamını gör...
beyza ile tatlı sert
önce takip edip geri takibi görünce takipten çıkan bir yazar. ne gerek var böyle ergen tavırlara anlam veremedim.3-5 takipçiniz de az oluversin.
devamını gör...
göbeklitepe
şanlıurfa'da bulunan dünyanın bilinen en eski kült yapısıdır.2011'de unesco dünya mirası geçici listesine alındı ve 2018'de kalıcı listeye girdi.buradan çıkarılan heykel ve taşlar şanlıurfa müzesinde sergilenmektedir ayrıca göbeklitepenin neolitik dönemde kültürel etkileşimin merkezi olduğu ileri sürülmektedir.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
san marinolu eurovisiondaki serhat mısın?
almışsın mikrofonu eline caz yaparsın
operada daha çok iş varmış oraya koşturasın
kuzguncuğa gelme ha coplanırsın.
almışsın mikrofonu eline caz yaparsın
operada daha çok iş varmış oraya koşturasın
kuzguncuğa gelme ha coplanırsın.
devamını gör...
hermann'la dorothea
johann wolfgang von goethe tarafından yazılmış eser. dilimize hermann ile dorothea olarak çevrilmiştir. her bölüm ismini yunan ilham perilerinden alıyor. goethe, dönemin şartlarını bir aşk hikayesini merkeze alarak aktarıyor. hermann karakterinin babası tarafından yalnızca istediklerini gerçekleştirecek ve kendisinin hayal ettiği gibi yaşaması gereken bir figür olarak görülmesi bana günümüzdeki aile yapısını anımsattı. yetişkinler çocukları için doğru olduğunu umdukları bir yol çiziyor ve hayatları boyunca bu yolda yürümeleri için onları zorluyorlar. peki ya ne faydası var bunun? kendi hatalarını yapmadıktan sonra başkalarının doğruları ne denli mutlu edebilir insanı? okurken sorguladığımız şeylerden yalnızca biri bu.
dönemin olaylarını ve toplum yapısını ustaca kaleme almış goethe, burjuvazinin kült eseri bile diyebiliriz hatta. klasik bir zengin-fakir ilişkisini konu aldığı düşünülse bile ve üzerine inşa edildiği konu ne kadar basit duruyor olsada; karakterlerin iç dünyası, dönemin güncel olayları ve büyüleyici bir anlatım ile üst düzey bir eser. goethe kelimelerle adeta dans etmiş, dil konusundaki tüm ustalığını konuşturmuş. bu eseri ortaya koyarken goethe'nin niyeti, eski destanı ve eski yunan altılık ölçüsünü alman şiiri için verimli kılmaktı özünde. schiller, wilhelm von humboldt ve hegel bu eserin edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden biri olduğunu dile getirmiştir.recai bilgin çevirisini önerebilirim, elbette o büyülü anlatım tam olarak çevrilemez ama yine de mümkün olan en iyi işi çıkarmış recai bilgin.
--- alıntı ---
"ja, mir hat es der geist gesagt, und im innersten busen / regt sich mut und begier, dem vaterlande zu leben / und zu sterben und andern ein würdiges beispiel zu geben.“ (hermann, s. 27)
--- alıntı ---
dönemin olaylarını ve toplum yapısını ustaca kaleme almış goethe, burjuvazinin kült eseri bile diyebiliriz hatta. klasik bir zengin-fakir ilişkisini konu aldığı düşünülse bile ve üzerine inşa edildiği konu ne kadar basit duruyor olsada; karakterlerin iç dünyası, dönemin güncel olayları ve büyüleyici bir anlatım ile üst düzey bir eser. goethe kelimelerle adeta dans etmiş, dil konusundaki tüm ustalığını konuşturmuş. bu eseri ortaya koyarken goethe'nin niyeti, eski destanı ve eski yunan altılık ölçüsünü alman şiiri için verimli kılmaktı özünde. schiller, wilhelm von humboldt ve hegel bu eserin edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden biri olduğunu dile getirmiştir.recai bilgin çevirisini önerebilirim, elbette o büyülü anlatım tam olarak çevrilemez ama yine de mümkün olan en iyi işi çıkarmış recai bilgin.
--- alıntı ---
"ja, mir hat es der geist gesagt, und im innersten busen / regt sich mut und begier, dem vaterlande zu leben / und zu sterben und andern ein würdiges beispiel zu geben.“ (hermann, s. 27)
--- alıntı ---
devamını gör...
türkiye’de 2020 yılında dünyaya gelen bebeklere en çok verilen isimler
ebubekir sıddık.
devamını gör...
köpeklerin kemiği löp ete yeğlemesi
köpek için diş sağlığı, beslenme ve savunma konusunda hayati önem taşıdığı içindir. köpekler diş temizliğini ve bakımını kemiklerle uğraşarak sağlar. löp et dişinin arasında kalınca ne yapsın hayvancağız, kocaman kocaman kemikler bulun uğraşsın.
devamını gör...
melodi23
sen sor yazar cevaplasın programına hoş geldiniz. sıradaki soruyu alalım.
devamını gör...
ilker kaleli
türk dizi ve sinema oyuncusudur. poyraz karayel’de oyunculuğu üst düzeydir. aynı zamanda değişik bir karizması vardır yakışıklı desen değil, çirkin desen değil ilginçtir.
devamını gör...
terazi burcu
zodyak’ın 12 burcunun yedincisi terazi burcudur. 23 eylül – 23 ekim tarihleri arasında doğanlar bu burca mensuptur.
--- alıntı ---
sembolü: adalet terazisi
elementi: hava
olumlu özellikleri: çekici, sevimli, adil, cana yakın, paylaşımcı, romantik,
olumsuz özellikleri: faydasız, kararsız, aşırı duygusal, manipülatif, şımarık, kuruntulu
en sevdiği şeyler: büyük konserler, şiir, pahalı mücevherler, tasarım giysiler, iyi yemek, uyum, nezaket, gezmek
nefret ettiği şeyler: donuk ya da pratik insanlar, zorbalık, bir karar vermeye zorlanmak, “belki”ler, şiddet, adaletsizlik, gevezelik, şekilcilik
gizli tutkuları: sevmek ve sevilmek
güçlü yanları: dayanışmacı, diplomat, zarif, tarafsız, sosyal olmaları
zayıf yanları: kararsız olmaları, çatışmadan kaçmaları, kendilerine acımaları
--- alıntı ---
--- alıntı ---
sembolü: adalet terazisi
elementi: hava
olumlu özellikleri: çekici, sevimli, adil, cana yakın, paylaşımcı, romantik,
olumsuz özellikleri: faydasız, kararsız, aşırı duygusal, manipülatif, şımarık, kuruntulu
en sevdiği şeyler: büyük konserler, şiir, pahalı mücevherler, tasarım giysiler, iyi yemek, uyum, nezaket, gezmek
nefret ettiği şeyler: donuk ya da pratik insanlar, zorbalık, bir karar vermeye zorlanmak, “belki”ler, şiddet, adaletsizlik, gevezelik, şekilcilik
gizli tutkuları: sevmek ve sevilmek
güçlü yanları: dayanışmacı, diplomat, zarif, tarafsız, sosyal olmaları
zayıf yanları: kararsız olmaları, çatışmadan kaçmaları, kendilerine acımaları
--- alıntı ---
devamını gör...
lazanya
garfield'ın hayata olan inancını arttıran yegane yiyecek. kedi maması gibi bir şey zannediyordum açıkçası.
devamını gör...
takipçileri görmek
göremiyorum, görmek de istemiyorum. bir şekilde büyüsü bozulsun istemiyorum. böyle bilinmezlik güzel...
devamını gör...
sahibinin sesiyle okunan cümleler
aslı yiiiiruummmm
devamını gör...
bir adın kalmalı
ahmet hamdi'ye ait olduğu iddiasını ilk kimin ortaya attığını ve bu karışıklığın nasıl ortaya çıktığını çok merak ettiren şiirdir. şiirde yer yer iç bayan klasik cümleler olsa da, şiir pek beğenmediğim serbest tarzla yazılmış olsa da, sadece 'sen say ki yerin dibine geçti geçmeyesi sevdam' kısmı için bile defalarca okutur kendini. şiirin tam hali şöyledir:
bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere önü menekşelerinde her akşam
dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen say ki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
kaybetmek için erken, sevmek için çok geç.
bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere önü menekşelerinde her akşam
dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen say ki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
kaybetmek için erken, sevmek için çok geç.
devamını gör...
radyografi
şimdi efenim, sintigrafi ile ilgili meja mahlaslı yazar güzel bir yazı yazmış. ona da bir göz atmanızı öneririm. belki o başlığa da bir iki kelime daha sonra yazarız ama fizik ile ilgili bugün ikinci girdim olacağı için, fizik girdileri bünyemde gama etkisi yaratıyor. evet radyasyon almış gibiyim.
,,,,,,,,,,,,,
radyoaktivite bugün birçok alanda kullanılıyor. tıp, endüstri, fizik, madencilik, metalurji, biyoloji, jeoloji, tarım, çevre, kimya v.s.
mesela tıpta kullanım alanlarından en yaygınıanjiodur. yine onkolojide radyasyon ile hasta tedavisinde kullanılmaktadır.
daha da enteresan olan ise medikal cihazlarda kullanılması...örneğin röntgen cihazları.
şimdi arkadaşlar röntgen cihazları; x ve gama ışınları kullanarak kemiğimizin resmini gösterir. ancak bu cihazlardaki herhangi bir sızıntı olup olmadığını, boruların, kazanların vs herhangi bir hata içerip içermediğini anlamak için bazı cihazlar geliştirilmiştir.
x ışınları için ; x ışını grafi
gama için; gama grafidir.
her ikisini birden ''radyografi'' olarak anılır.
bu cihazlar sadece sızıntı saptaması için kullanılmaz. bizati ışın atımları yaparak; örneğin tıpla ilgili malzemelerin sterilizasyonu sağlanır. ortamdaki mikroorganizmaları öldürerek yapar bunu.
tohum geliştirmek için de kullanılır. tohumlar ışımaya maruz bırakılır ve mutasyona uğratılır. böylelikle daha verimli ve dayanıklı tohumlar elde edilir.( tartışılır bu)
jeolojide, radyoaktif maddeler kayaların yaşlarının tespiti, bulunan bir kemiğin kaç milyon yıl önce bulunduğunun bilinmesi amacıylad arkeolojide kullanılır.
kısacası gama grafi yada x ışını grafi, tüm bu endüstrilerde kullanılan bu sistemlerinin kazan, boru, depo, her türlü makine aksamlarının gama ışınlarının ve x ışınlarının dışarıya sızıntı yapmadığını anlamak, yada tehlikeli boyutlara ulaşıp ulaşmadığını öğrenmek amacıyla kullanılan cihazlardır.
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
,,,,,,,,,,,,,
radyoaktivite bugün birçok alanda kullanılıyor. tıp, endüstri, fizik, madencilik, metalurji, biyoloji, jeoloji, tarım, çevre, kimya v.s.
mesela tıpta kullanım alanlarından en yaygınıanjiodur. yine onkolojide radyasyon ile hasta tedavisinde kullanılmaktadır.
daha da enteresan olan ise medikal cihazlarda kullanılması...örneğin röntgen cihazları.
şimdi arkadaşlar röntgen cihazları; x ve gama ışınları kullanarak kemiğimizin resmini gösterir. ancak bu cihazlardaki herhangi bir sızıntı olup olmadığını, boruların, kazanların vs herhangi bir hata içerip içermediğini anlamak için bazı cihazlar geliştirilmiştir.
x ışınları için ; x ışını grafi
gama için; gama grafidir.
her ikisini birden ''radyografi'' olarak anılır.
bu cihazlar sadece sızıntı saptaması için kullanılmaz. bizati ışın atımları yaparak; örneğin tıpla ilgili malzemelerin sterilizasyonu sağlanır. ortamdaki mikroorganizmaları öldürerek yapar bunu.
tohum geliştirmek için de kullanılır. tohumlar ışımaya maruz bırakılır ve mutasyona uğratılır. böylelikle daha verimli ve dayanıklı tohumlar elde edilir.( tartışılır bu)
jeolojide, radyoaktif maddeler kayaların yaşlarının tespiti, bulunan bir kemiğin kaç milyon yıl önce bulunduğunun bilinmesi amacıylad arkeolojide kullanılır.
kısacası gama grafi yada x ışını grafi, tüm bu endüstrilerde kullanılan bu sistemlerinin kazan, boru, depo, her türlü makine aksamlarının gama ışınlarının ve x ışınlarının dışarıya sızıntı yapmadığını anlamak, yada tehlikeli boyutlara ulaşıp ulaşmadığını öğrenmek amacıyla kullanılan cihazlardır.
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
devamını gör...
iskelede bir çırak
başlığının açılmasını sonuna kadar hak eden bir birhan keskin şiiri.
ne diyeyim allahım
ben sana biraz platoniğimdir biliyorsun
ben bu şüpheyi sırtıma yük edindim, öyle yürüdüm,
gocunmam da yükümden beni bilirsin.
ama bunlar çok iştahlı allahım ve görüyorsun nasıl da dünyevi.
bunlarmış senin kulların öyle diyorlar biz de kürenin üveyi.
öyle mi?
oysa allahım bilirsin ben en çok yeryüzünü,
ve başımı yatırınca toprağa, gökteki yıldızları da,
işte böyle bilirsin çok güzel yapmıştın bu yeryüzünü.
bizim köydeki gibi.
allahım bunlar tokileri seviyor, betonları, hızlı trenleri.
oysa ne acelemiz var, ben ki bunca agnostiğim yine de biliyorum
ordaysan nasılsa geleceğiz yanına geri.
diyor ki, yasalar getirdim, gıcır gıcır, delik deşikti eskisi
anlıyoruz ki yasalar dümdüz ediyor ciğerimizi
diyor ki, yasaklar getirdim ama senin iyiliğine canımın içi
diyor ki, üç beş ağacı kesmişim, indir bindir bütün yaz boyu,
keseriz tabii bunda ne var diyor,
insan önce bir minnet duyar.
oysa allahım toprağa bassın ayaklarımız fena mı olur,
istiyoruz ki sokağımızda bir ağaç gölgesi.
diyor ki, boynuzlu köprü yaptırdım gelip geçmeye
haliçin ortasına bak nası’ seksi.
allahım sen bunlara akıl fikir ver diyeceğim ama
vardır senin bir bildiğin illa ki.
allahım işte görüyorsun bunları, eyübün sabrı nedir,
rızanın fazladan şeftalisi ne?
bilmiyor. bilmiyor nedendir zeynebin yakarışı.
ben ki sana bunca platoniğim ama canıma yetti artık
valla bak biz mi düşeceğiz hep iskelelerden
başlarına yık şunların bu metropolleri.
ne diyeyim allahım
ben sana biraz platoniğimdir biliyorsun
ben bu şüpheyi sırtıma yük edindim, öyle yürüdüm,
gocunmam da yükümden beni bilirsin.
ama bunlar çok iştahlı allahım ve görüyorsun nasıl da dünyevi.
bunlarmış senin kulların öyle diyorlar biz de kürenin üveyi.
öyle mi?
oysa allahım bilirsin ben en çok yeryüzünü,
ve başımı yatırınca toprağa, gökteki yıldızları da,
işte böyle bilirsin çok güzel yapmıştın bu yeryüzünü.
bizim köydeki gibi.
allahım bunlar tokileri seviyor, betonları, hızlı trenleri.
oysa ne acelemiz var, ben ki bunca agnostiğim yine de biliyorum
ordaysan nasılsa geleceğiz yanına geri.
diyor ki, yasalar getirdim, gıcır gıcır, delik deşikti eskisi
anlıyoruz ki yasalar dümdüz ediyor ciğerimizi
diyor ki, yasaklar getirdim ama senin iyiliğine canımın içi
diyor ki, üç beş ağacı kesmişim, indir bindir bütün yaz boyu,
keseriz tabii bunda ne var diyor,
insan önce bir minnet duyar.
oysa allahım toprağa bassın ayaklarımız fena mı olur,
istiyoruz ki sokağımızda bir ağaç gölgesi.
diyor ki, boynuzlu köprü yaptırdım gelip geçmeye
haliçin ortasına bak nası’ seksi.
allahım sen bunlara akıl fikir ver diyeceğim ama
vardır senin bir bildiğin illa ki.
allahım işte görüyorsun bunları, eyübün sabrı nedir,
rızanın fazladan şeftalisi ne?
bilmiyor. bilmiyor nedendir zeynebin yakarışı.
ben ki sana bunca platoniğim ama canıma yetti artık
valla bak biz mi düşeceğiz hep iskelelerden
başlarına yık şunların bu metropolleri.
devamını gör...
kendinle sevgili olur musun sorunsalı
olurum tabii. kaçırır mıyım?
devamını gör...
öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler
bir ara araştırıp edindiğim birkaç bilgi vardı, özellikle roma'nın cenazelerine takmıştım. öğrendiklerimden sonra daha da ilgim arttı.
şöyle ki, antik roma'da, ölmeden önce can vermek üzere olan bi insan evladının son nefesini içine çekmek büyük şans getirir gibi bir inanç varmış. insanlar, ölmekte olan akrabalarının üzerine üşüşür, içine çekebilmek için neredeyse diğer aile üyeleriyle kavga ederlermiş... düşünsenize, bugün aynı şeyin olduğunu... dahası da, ölen insanlar bir hafta boyunca hareketsiz bir şekilde kalmak zorundaydı öldüğü evlerde, ne biçim leş gibi kokuyordur...
sonrası da ilginç, gömülmeden/yakılmadan önce, aile üyeleri, ölen yakınlarının yüzlerini temsil eden masklar takarlarmış cenazelerde ve cenaze ile birlikte yürürlermiş.
son olarak, ilginç bir olay ile girdimi noktalamak isterim.
roma imparatoru, impratorumuz septimus severus ne yazık ki york'ta ölüyor. roma'daki cenazesi için de balmumundan heykeli yaptırılıyor, buraya kadar yine bi nebze normal ama ilginç olan kısım, bütün hekimler, bu balmumu heykelin başında, sanki ölmek üzereymiş gibi tedavi etmeye uğraşmaya başlıyor, olağanüstü bi çaba harcıyorlar balmumu ölmesin diye... ama allah'ın işi işte, imparatorun balmumu heykeli ölüyor, bizim hekimler de üzülerek imparatorun öldüğünü bildiriyorlar.
bu balmumu heykelini odun yığını üzerine koyuyorlar, bu arada bu odun yığını da birkaç kattan oluşuyor, pasta gibi. odunları yakıp balmumu heykelini eriterek cenaze merasimini düzenliyorlar ve en son olarak odun yığınının üzerinden bir kartal uçuruyor ve imparatorun ruhunu cennete postalıyorlar.
daha böyle edindiğim çok bilgi var aslında, ara ara paylaşabilirim.
şöyle ki, antik roma'da, ölmeden önce can vermek üzere olan bi insan evladının son nefesini içine çekmek büyük şans getirir gibi bir inanç varmış. insanlar, ölmekte olan akrabalarının üzerine üşüşür, içine çekebilmek için neredeyse diğer aile üyeleriyle kavga ederlermiş... düşünsenize, bugün aynı şeyin olduğunu... dahası da, ölen insanlar bir hafta boyunca hareketsiz bir şekilde kalmak zorundaydı öldüğü evlerde, ne biçim leş gibi kokuyordur...
sonrası da ilginç, gömülmeden/yakılmadan önce, aile üyeleri, ölen yakınlarının yüzlerini temsil eden masklar takarlarmış cenazelerde ve cenaze ile birlikte yürürlermiş.
son olarak, ilginç bir olay ile girdimi noktalamak isterim.
roma imparatoru, impratorumuz septimus severus ne yazık ki york'ta ölüyor. roma'daki cenazesi için de balmumundan heykeli yaptırılıyor, buraya kadar yine bi nebze normal ama ilginç olan kısım, bütün hekimler, bu balmumu heykelin başında, sanki ölmek üzereymiş gibi tedavi etmeye uğraşmaya başlıyor, olağanüstü bi çaba harcıyorlar balmumu ölmesin diye... ama allah'ın işi işte, imparatorun balmumu heykeli ölüyor, bizim hekimler de üzülerek imparatorun öldüğünü bildiriyorlar.
bu balmumu heykelini odun yığını üzerine koyuyorlar, bu arada bu odun yığını da birkaç kattan oluşuyor, pasta gibi. odunları yakıp balmumu heykelini eriterek cenaze merasimini düzenliyorlar ve en son olarak odun yığınının üzerinden bir kartal uçuruyor ve imparatorun ruhunu cennete postalıyorlar.
daha böyle edindiğim çok bilgi var aslında, ara ara paylaşabilirim.
devamını gör...
