insana hep kötü bir şey yapmış izlenimi uyandıran, açıklasan da asla karşındakinin inandığına dair izlenime ulaşamayacağın, her türlü versiyonu olan ileti türüdür.

o telefona niye bakılmıyor?
neredesin sen?
kim var yanında?
az önce telefonuna ulaşılamıyordu?
..
bu anda fonda gerilim müziği çalmaktadır.
devamını gör...

fakir baykurt'un romanı.

kantarma köyünün, susuzluk ile olan hikayesini ve bu hikayenin tam orta yerindeki köygöçüren bitkisinin orta anadolu halkı ile olan ilişkisini anlatır.
devamını gör...

puhahah. amca delirmiş. kimlerle aynı oksijeni paylaşıyoruz. amcaya biri sigara uzataydı, susardı.
devamını gör...


bi' memleket gibidir gemi.
her şey düzenli ve kontrol altında olmalıdır.
kaidelere uyulmalıdır; kanunlara, nizamlara...

ben de bu memleketin başşeyi gibiyim; başbakanı gibiyim mesela.
her şey benden sorulur.
denize çıktın mıydı bu küçücük gemi bi' memleket oluverir...

aslında bi' başbakandan daha çok görevim var;
çünkü onun bakanları var, adamları var, falanı var filanı var.
benim yok.

bu gemide güvenlik de eğitim de sağlık da eğlence de benden sorulur.
kamil de başbakanın en kıyak yardımcısı;
siz de vatandaş, aynı zamanda memur gibisiniz.
bu yüzden çok kıyak, çok disiplinli ve çakı gibi olmalıyız.
sürekli kendimizi ve birbirimizi kollamalıyız...


tiradı ile başlayan türk sinemasının efsane filmi. yeni sinemacılar akımının bayrak filmi sayılabilir, kardeş filmi laleli'de bir azize de mutlaka izlenmelidir.
devamını gör...

bir iki haftadır sözlükteki bazı başlık ve tanımları anlamak için ciddi bir çaba sarf ediyorum.
türkçe-ingilizce karışık cümleleri okurken başım dönüyor. tabii ki türkçede bulunan sözcüklerin yeterli gelmediği durumlarda başka dillere zaman zaman hepimiz başvuruyoruz lakin bahsettiğim cümleler %51 türkçe %49 ingilizce. böyle bir dil yok, üstelik anlaşılmıyor. anlaşılıyorsa da sanırım sadece kullanıcıları anlıyor çünkü bende tık yok. ortada doğru düzgün bir cümle yok, karman çorman bir kelime yığını.
devamını gör...

hoca ali rıza-çengelköy 1908.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kişinin olabilecek olanı öngörmesine rağmen o etki alanının dışına çıkmamayı tercih etmesi durumudur.
etki öyle güçlüdür ki kişi yaşayacakları uğruna sonuca en başından razıdır.
devamını gör...

benimdir o. en büyük hayalim kpss'den 85'i çakıp vergi müfettişi olup 7000 tl maaşı cukkalamaktır. derece arttıkça maaş da artacak. lisansüstü ve yabancı dil de maaşını doğru orantılı olarak arttırıyor ama şahsen yükseklerde gözüm yok, birinci dereceden müfettiş olarak kapağımı atayım sonra kısmet ise ev kredisi çekeceğim. gerçi ldp vergi dairelerini ahır yapacak ama olsun 657'ye tabi olduğumuz için devlet bizi aynı kulvarda başka bir yere atamak zorunda.

sözün özü devlet memurluğu çok da kötü bir şey değil. bilakis her ayın 15'inde yatan düzenli maaşın, güvencen, izin günlerin, tatilin ve harcırahların var. kalemde bütün gün solitaire oynamadığın sürece istediğin kadar kurum içinde yükselebilirsin. işten atılma gibi bir dezavantajın da yok. bence haftasonu tatilsiz, izinsiz, günde 10 saat çalışıp 2500 lira maaşı zar zor alan özel sektör çalışanları başını dizlerinin arasına koyup tek ayağı havada düşünmeye başlasalar iyi olur (haha bu son cümleyi cegevara'dan çaldım ama tam da bu duruma uygun).
devamını gör...

küba' da 1960 yıllarında cehalet %60 lardaydı. fidel castro öğrencilerden oluşturduğu ekiple birlikte halkın çoğunluğunu okur yazar hale getirmiş, daha sonra okumayı öğrenen çoğunluğu çiftçilerden oluşan yardım severlerin yaptığı bağışlarla bu öğrencilere burs vermiştir. ayrıca küba' daki genelevleri kapattırıp, yerlerine çocuklar için rehabilitasyon merkezleri açtırmıştır. devrim gibi devrim açıkçası. komünist, sosyalist, sakallı bilmem ne... yaptığı takdire şayan işlerle takdirleri kazanmıştır.
devamını gör...

musevi inancına bağlı ve kürtçe'nin soranca dilini konuşan bir halk. bildiğimiz kürt'ün musevi versiyonudur, başka hiçbir farkları yoktur. asurluların israil'i işgali sonrasında mezopotamya'ya sürgün edilen israiloğullarının bölgedeki kürtlerin arasına karışması ve iç içe geçmesiyle oluşmuşlardır. eskiden ırak'ın erbil, kerkük, zaho, duhok gibi şehirlerde ve çevrelerinde köylerde yaşarlarmış. şimdi hepsi israil'de yaşamakta. böylece 300 bin kürtle israil önemli bir kürt popülasyonuna sahiptir
devamını gör...

düzenli olarak hastaneye gitmek ve birden fazla ilaç kullanmak.
devamını gör...

akışkan konuşabilme , kullanılan kelimeler,
ve sakince gerçekten dinleyip mevzuyu anlayabilme.
devamını gör...

(bkz: kalbimiz seninle)
devamını gör...

büyük büyük atası george frideric handel'in "1727'de büyük britanya ve irlanda krallığı kralı, brunswick-lüneburg dükü ve kutsal roma imparatorluğu elektörü 2. george'un taç giyme töreni için bestelediği"* zadok the priest adlı eserdir.
marş, 1992 yılında ingiliz besteci tony britten tarafından bestelenir.
britten, handel'in bestesinde değişiklikler yaparak esere son şeklini vermiştir.
sözleri ise uefa'nın resmi dilleri olan ingilizce, fransızca ve almanca dillerinde yazılmıştır.

marşın hikayesi şöyle;
bir reklam ajansında çalışan britten'dan coşkulu bir marş yazması istenir. britten da marşı bestelemek için birçok müzik türünde parçalar dinler fakat bir türlü aradığını bulamaz.
bunun üzerine elindeki klasik müzik plaklarını dinlemeye başlar. zadok the priest'ın çalmaya başlaması ile büyük bir coşkuyla 'işte bu!' der, aradığını bulmuştur.
uefa yetkililerinin de beğenmesiyle marş ingiltere kraliyet filarmoni orkestrası tarafından çalınır ve st. martin akademisi korosu tarafından seslendirilir.

çoğu futbolsever tarafından tüyler ürpertici olarak nitelendirilen marşın sözleri şöyledir:

"ceux sont les meilleures equipes - onlar en iyi takımlar (fransızca)
sie sind die allerbesten mannschaften - onlar en iyi takımlar (almanca)
the main event!- büyük etkinlik (ingilizce)

die meister - futbolun efendileri (almanca)
die besten - futbolun en iyileri (almanca)
les meilleurs équipes - en büyük takımlar (fransızca)
the champions! - onlar birer şampiyon (ingilizce)

une grande réunion - büyük bir topluluk (fransızca)
eine große sportliche veranstaltung - büyük bir spor olayı (almanca)
the main event! - büyük etkinlik (ingilizce)

ıls sont les meilleurs - onlar en iyisi (fransızca)
sie sind die besten - onlar en iyiler (almanca)
these are the champions! - bunlar şampiyonlar! (ingilizce)"



marşın büyük büyük atası olan zadok the priest:

internet kaynağı için buradan, * işaretli alıntı için buradan.
devamını gör...

senaryolarında, dergi köşelerinde yazdıklarında, kitaplarında anlattıklarında, kullandığı dilde, ettiği beddua ve küfürlerde, aktarmak istediklerini anlatırken yaptığı şakalarda buram buram 90’lar kokusu aldığım ve çok fazla sevdiğim bir kalem burak aksak...

bu kitap da içinde yukarıda saydıklarımı fazlasıyla barındıran, onlarca mini öykü ve denemelerden oluşan bir öykü kitabı...

yermek için söylemiyorum fakat çıkaracağı işlerin hemen arefesinde; anlamsız bir ‘popüler kültür uğrunda yitirir miyiz’ endişesi taşıyorum.

nitekim, bu kitabında da endişelerimin yersiz olmadığını gördüğümü üzülerek belirtmek isterim.

burak aksak’ın mizahını seviyorum. gerçekten çok seviyorum.

dolandırmadan bodoslama konuya dalışını da seviyorum, absürt ve alışılagelenin çok dışında kurgusunu da...

lakin bu kitap biraz şey koktu burnuma okurken:

yazmış olmak için yazmış..

içinde çok beğendiğim hikayeler de var elbet. sizlerin de beğeneceğini öngörüyorum. lakin bazıları gerçekten okurken; “keşke yazmasaydın be abicim...” dedirtmedi desem yalan olur.

kitap kötü değil.

ama iyi de değil.

kitabın kalınlığına aldanmayın çünkü gayet büyük puntolarla basılmış.

illa ki yüreğinizde bir kaç yere dokunacak bir kaç satır barındırıyor içinde. bunu rahatlıkla söyleyebilirim ama;

kurban olayım burak hoca,

zorlamayla olmuyor işte sen de farkındasın, biliyorum.

yazasın yoksa yazma n’olur.

çünkü çok belli oluyor...

yine de meraklıları okuduğuna pişman olmayacaktır.
devamını gör...

gözlerinin güzel olması. yalnız bundan kastım mavi, yeşil, turkuvazla karışık fosforlu pembe gibi renkli göz diye tabir edilen gözler değil.

gözlerinin parlaması, mutluluk içinde fırıl fırıl dönmesi. gerektiğinde de mahsun mahsun bakması.
devamını gör...

lonely man ünvanını taşıyan amerikalı astronot. tarih 20 temmuz 1969'u gösterdiğinde neil armstrong ve buzz aldrin ay'ın yüzeyine indi fakat michael collins kumanda modülünü opere etmekle görevliydi ve her defasında tam 48 dakika boyunca iletişimsiz bir şekilde ay'ın etrafında apollo 11 columbia komuta modülü'nü -ki isminin jules verne'den esinlenilmiş olması gibi şık bir detay var- uçurmak durumunda kaldı. o tekrar eden 48 dakika boyunca collins dünyanın ve belki de evrenin en yalnız adamıydı muhtemelen ama işin ilginç yanı onun böyle hissetmediğini ifade etmesi. tek endişesinin aldrin ve armstrong'un orada ölme ihtimali olduğunu dile getirmesidir ki dünyaya görevden sağ çıkmış o 'işaretlenmiş adam' adam olarak tek başına dönmek istememiştir kendi ifade edişine göre.
devamını gör...

ortaçağı yaşıyoruz resmen ya, ne hastalıklı bir toplum bu böyle.
devamını gör...

"istanbul" diyen yazar olmuş #789878">#789878

sultanahmet köftesi
ortaköy kumpiri
sarıyer börek
eminönü balık ekmek
sütlüce uykuluk
süleymaniye kuru fasulyesi
vefa bozası
kanlıca yoğurdu
ve kendisi...
devamını gör...

kısacık dahi olsa yüzünü gördüğüm birini asla unutmuyor, karşılaştığım yerde tanıyorum. üstelik maskeyle bile. gerçekten korkunç, keşke daha unutkan olsaydım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim