gülseren budayıcıoğlu
hastalarının hikayelerini dizi sektörüne sunmaktan aşırı gurur (?) duyan psikiyatrist. illa ki izin almıştır şahıslardan ancak buna yeltenilmesi ne kadar etik? kitaplarının yorumlarına bakınca herkes gülseren hanım’ın yersiz egosundan bahsediyor. ben okumadım ancak kendisini övmesiyle ilgili çok olumsuz eleştiri okudum. yukarıda insanların bu diziler ve kitaplar sayesinde yanlışlarını fark ettiğini belirten bir tanım var. gerçekten korkunç bir cümle. iyi madem herkes müge anlı izleyerek aydınlansın sonuçta o program sıfır kurgu doğrudan hayatın içinden. popüler medya ne zamandan beri tedavi etme aracı olarak görülmeye başlandı yapmayın allah aşkına.
edit: tahsin hasoğlu konuyu nasıl da güzel özetlemiş. harika!
buradan
edit: tahsin hasoğlu konuyu nasıl da güzel özetlemiş. harika!
buradan
devamını gör...
kırk yaş üstü sözlük yazarları
dayıları olarak katıldığım yaş grubu.
(bkz: yaş sadece bir sayı dostum)
(bkz: yaş sadece bir sayı dostum)
devamını gör...
arkadaşının arkadaşın olmadığını anladığın an
benim aylardır iş aradığım ve zor durumda olduğum dönemde, sadece aldığı zammı ve ikramiyeyi ballandıra ballandıra anlatmak için aradığı an. swh
eline geçen totali söyleyip telefonu kapatmıştır canım arkadaşım. ben de kendisini canı gönülden hayırlı ederken ne mal olduğunu anlamış oldum. (bkz: görgüsüzlük)
eline geçen totali söyleyip telefonu kapatmıştır canım arkadaşım. ben de kendisini canı gönülden hayırlı ederken ne mal olduğunu anlamış oldum. (bkz: görgüsüzlük)
devamını gör...
başörtüsüyle okumak isteyenler arabistan'a gitsin
üniversiteye girdiğim sene başörtüsü yasağı kalkmak üzereydi. biz de arkadaşlarımıza destek vermiştik. çünkü bana göre haksızlığa uğrayanı savunmak görevdi. salt iyi amaçlarla hareket etmiştik. nereden bilelim bu arkadaşların her meselede bir komplo aradığını, kendileri hariç herkesi ahlaksız gördüklerini, aynı şeyleri hissetmediğimizi, aynı dili konuşmadığımızı...
yıllar geçti ve artık başörtülü hakimler, öğretmenler, polisler ve askerler var. çalıştığım alkollü içkiler sektörünü bile denetlemeye gelen arkadaşlar başörtülü. asla tokalaşmıyorlar. haram saydıkları içkiyi bırakın tatmayı, şişesini bile tutmamaya çalışarak denetlemeye çalışıyorlar. artık ne kadar denetleyebildiklerini size bırakıyorum. işin gerektirdiği hiçbir niteliğe sahip olmayan, erkeklerle tokalaşmayı dahi reddeden bir kafaya gıda sektörünün denetlenmesi emanet edilmiş.
danıştay, sabah akşam reislerini öven twitler giren tesettürlü yargıç bacılarımızla doldurulmuş. okullarımız ve hastanelerimiz cemaat çıkışlı, 7. yüzyıldan kalma kafalara emanet.
daha geçenlerde özlem zengin'i gördünüz. artık seviye işkencenin normalleştirilmesine kadar geldi. üstelik kendileri gibi başörtülü bacılarına da zulmediyorlar. zulüm konusuna master yaptılar. ellerinden gelse kendi inançlarına aykırı olan her şeyi yasaklayacaklarına, ülkeyi islam devletine çevireceklerine hiç şüpheniz olmasın. aynı mahallelerde yaşadığımıza bakmayın, biz çoktan bölünmüşüz. bunların zihinlerinde ve kalplerinde zaten zındıkmışız da haberimiz yokmuş. yüzlerinize gülen komşularınız en ufak kıvılcımda sizi boğazlamaya gelecek. bunu yapacaklarını defalarca ulusal televizyonlardan ilan ettiler. camide içki içtilerle, yalancı gelinlerle, 15 temmuzlarla bunun provalarını yaptılar. bizler onlar için karıları, kızları, malları ve canları helal olan gayrimüslimleriz.
ben pişmanım, pek çok arkadaşımız pişman, milyonlar pişman. fakat devran döndüğünde ne atamız mustafa kemal gibi yumuşak davranacağız, ne de cumhuriyeti bir grup şeyhe teslim eden babalarımız gibi saf olacağız.
yıllar geçti ve artık başörtülü hakimler, öğretmenler, polisler ve askerler var. çalıştığım alkollü içkiler sektörünü bile denetlemeye gelen arkadaşlar başörtülü. asla tokalaşmıyorlar. haram saydıkları içkiyi bırakın tatmayı, şişesini bile tutmamaya çalışarak denetlemeye çalışıyorlar. artık ne kadar denetleyebildiklerini size bırakıyorum. işin gerektirdiği hiçbir niteliğe sahip olmayan, erkeklerle tokalaşmayı dahi reddeden bir kafaya gıda sektörünün denetlenmesi emanet edilmiş.
danıştay, sabah akşam reislerini öven twitler giren tesettürlü yargıç bacılarımızla doldurulmuş. okullarımız ve hastanelerimiz cemaat çıkışlı, 7. yüzyıldan kalma kafalara emanet.
daha geçenlerde özlem zengin'i gördünüz. artık seviye işkencenin normalleştirilmesine kadar geldi. üstelik kendileri gibi başörtülü bacılarına da zulmediyorlar. zulüm konusuna master yaptılar. ellerinden gelse kendi inançlarına aykırı olan her şeyi yasaklayacaklarına, ülkeyi islam devletine çevireceklerine hiç şüpheniz olmasın. aynı mahallelerde yaşadığımıza bakmayın, biz çoktan bölünmüşüz. bunların zihinlerinde ve kalplerinde zaten zındıkmışız da haberimiz yokmuş. yüzlerinize gülen komşularınız en ufak kıvılcımda sizi boğazlamaya gelecek. bunu yapacaklarını defalarca ulusal televizyonlardan ilan ettiler. camide içki içtilerle, yalancı gelinlerle, 15 temmuzlarla bunun provalarını yaptılar. bizler onlar için karıları, kızları, malları ve canları helal olan gayrimüslimleriz.
ben pişmanım, pek çok arkadaşımız pişman, milyonlar pişman. fakat devran döndüğünde ne atamız mustafa kemal gibi yumuşak davranacağız, ne de cumhuriyeti bir grup şeyhe teslim eden babalarımız gibi saf olacağız.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hobileri
fotoğraflı ajandamsı günlük tutmak...
okumayı hobi olarak görmüyorum fakat sabahtan akşama kadar kitap okumak bir hobi sayılabilir bence. tabii gerçekleştirmek çok zor artık...
okumayı hobi olarak görmüyorum fakat sabahtan akşama kadar kitap okumak bir hobi sayılabilir bence. tabii gerçekleştirmek çok zor artık...
devamını gör...
kişinin büyüdüğünü fark ettiği anlar
daha önceden 'ben bunu yapamam' dediğin şeyleri, mecbur kaldıktan sonra öğrenmek ve yapmaya başlamak.
devamını gör...
anneler günü
kutlamayı çok sevdiğim ama hiçbir zaman afişe etmediğim gündür. bir söz var ya birilerine boşluk yaratan günler diye ha bu günler o günler. annelerin ellerinden öperim, kutlayalım ama reklam etmeyelim. kutlu olsun *
devamını gör...
kullanılmayan eşyalar veri tabanı
kitaplığımdan bazı kitaplar diyerek desteklediğim başlık.
edit: kitaplar gitti*
edit: kitaplar gitti*
devamını gör...
bu pandemi artık aşılanmamışların pandemisi
insanları kobay fare gibi gören bir adet mürekkep yalamış beyanı.
ben olmuyorum. biri bana bunu dikte edene kadar da olmayacağım. dikte edildiği takdirde de orada bir dalavere çevireceğim kesin. bir kez korona oldum benim için soğuk algınlığından tek farkı uyku hali ve t bölgesi ağrısıydı. yine geçiririm sorun değil. neymiş korona geçirenleri 3 sene sonra imamın kayığı bekliyormuş. ulan sen şuna biz bi bok yedik milleti damgalı eşşek gibi aşıladık ama ilerde nolur bilmiyoz en olmadı bunlar korona geçirdi deyip aşılananlar ölünce korona geçirmişlerdi deriz demiyor da böyle diyorlar. enteresan. vücudu dirençli olup koronayı atlatan kimsenin şiddetli akut enfeksiyonu geçirdi diye bilmem kaç yıl sonra öleceğine inanmıyorum.
ben olmuyorum. biri bana bunu dikte edene kadar da olmayacağım. dikte edildiği takdirde de orada bir dalavere çevireceğim kesin. bir kez korona oldum benim için soğuk algınlığından tek farkı uyku hali ve t bölgesi ağrısıydı. yine geçiririm sorun değil. neymiş korona geçirenleri 3 sene sonra imamın kayığı bekliyormuş. ulan sen şuna biz bi bok yedik milleti damgalı eşşek gibi aşıladık ama ilerde nolur bilmiyoz en olmadı bunlar korona geçirdi deyip aşılananlar ölünce korona geçirmişlerdi deriz demiyor da böyle diyorlar. enteresan. vücudu dirençli olup koronayı atlatan kimsenin şiddetli akut enfeksiyonu geçirdi diye bilmem kaç yıl sonra öleceğine inanmıyorum.
devamını gör...
benjamin'i takip etmemek
edit: yola geldi imansız (beni uçurursalar kendinize iyi bakın yoldaşlar)
kendimi tanrıyı görüp iman etmeyen ateist gibi hissetmeme sebep olan şey. nedense seni hiç sevemedim sayın çok sayın *benjamin.
kendimi tanrıyı görüp iman etmeyen ateist gibi hissetmeme sebep olan şey. nedense seni hiç sevemedim sayın çok sayın *benjamin.
devamını gör...
beğenime beğeni atar mısın
lütfen bu hale gelmeyelim. ben okuyup beğenmediğim tanıma beğeni basmam kimse de yapmasın. beğenmediyseniz geçin. hatta böylesi daha eğlenceli oluyor. hangi yazarın hangi görüşüme katılıp hangisine katılmadığını beğenilerinden ve favorilerinden takip edebiliyorum. yoksa yalan mıydı, ha?! çıkar ilişkisi istemiyorum sözlük ahalisi! duydunuz mu? istemiyorum!
ne demiş malum şarkısında malum şarkıcı,
beni böyle sev seveceksen, olduğum gibi göreceksen*.
ne demiş malum şarkısında malum şarkıcı,
beni böyle sev seveceksen, olduğum gibi göreceksen*.
devamını gör...
pompei
* pompei’deki antik genelev duvar resimleri yerel dili bilmeyen, farklı ülkelerden gelen denizciler için yapılmıştı. denizciler, kadınlarla aynı dili konuşamadıkları için istedikleri pozisyonları duvardaki resimleri göstererek belirtirler ve jetonla ödeme yaparlardı.
pompeii’de merkeze yakın bir yerde 19. yüzyılda lupanar denilen bir genelev keşfedildi ve 2006 yılında ziyarete açıldı.
detaylar için kaynak



pompeii’de merkeze yakın bir yerde 19. yüzyılda lupanar denilen bir genelev keşfedildi ve 2006 yılında ziyarete açıldı.
detaylar için kaynak



devamını gör...
saçma şarkı sözleri
bu fasula yedibuçuk lira
hem kaynasın hem oynasın
yandan halimem yandan
severim seni candan
seviyorsan candan
boşan gel kocandan
neydi bu şimdi.
hem kaynasın hem oynasın
yandan halimem yandan
severim seni candan
seviyorsan candan
boşan gel kocandan
neydi bu şimdi.
devamını gör...
onomastik
isim bilimi.
filolojinin, özel isimleri inceleyen dalına denir.
şahıs isimlerini inceleyen onomastiğe; antroponomi,
deniz, nehir, göl isimlerini inceleyen onomastiğe; hidronomi,
yerleşim birimlerinin isimlerini inceleyen onomastiğe; toponomi denir.
filolojinin, özel isimleri inceleyen dalına denir.
şahıs isimlerini inceleyen onomastiğe; antroponomi,
deniz, nehir, göl isimlerini inceleyen onomastiğe; hidronomi,
yerleşim birimlerinin isimlerini inceleyen onomastiğe; toponomi denir.
devamını gör...
viking satrancı
öğrenmek ve oynamak lazım. severim böyle değişik oyunları.
devamını gör...
eladar the dark
kullanıcı adını deli gibi kıskandığım başka bir yazar. bana da bir tane bulsa keşke diye içimden geçirmiyor değilim.
kaza da yapmış, neyse ki iyi ve harika tanımlarıyla sözlüğe kalite katmaya devam edecek. umarım ki çabucak iyileşir ve bir daha da böyle acı tecrübeler yaşamaz.
hoş geldiniz sayın güzel nickli yazar, keyifli sözlükler.
kaza da yapmış, neyse ki iyi ve harika tanımlarıyla sözlüğe kalite katmaya devam edecek. umarım ki çabucak iyileşir ve bir daha da böyle acı tecrübeler yaşamaz.
hoş geldiniz sayın güzel nickli yazar, keyifli sözlükler.
devamını gör...
pandeminin iyi sonuçlarından biri
bazıları temizlik nedir öğrendi.
ben ise düzenli ders çalışmayı ve yemek yapmayı ilerlettim.
ben ise düzenli ders çalışmayı ve yemek yapmayı ilerlettim.
devamını gör...
çocuğa kitap okuma alışkanlığı kazandırmak
çocuklara kitap okumaya 9 aylık olduğunda başlayabilirsiniz.
kucağınıza oturan bir bebeğe kalın kartonlu bir kitaptan resimler göstermek ve bunu düzenli olarak tekrarlamak çocuğa beslenme,uyku, oyun gibi rutin ihtiyaçların yanında kitap okuma ihtiyacını da aşılar. ilk okul dönemine kadar çocuğun her akşam ebeveyninden bir hikaye kitabı dinlemesi demek;
#1000booksbeforekindergarten projesine dahil olmanız ve cocugunuzun kitapları hayatının bir parçası haline getirmesi demek.
işler ilkokulda okuma yazma öğretimi sırasında biraz değişebilir, çocuk bir anda kitaplardan soguyabilir ama ilk 6 yilda atilan bu temel sonrasında kitaplardan tamamen uzaklaşmasını engeller.
ilkokul düzeyinde bir çocuğa kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için izlediğim yollar şunlardır;
ebeveynin de okuması, okumaya önem vermesi. kitabı ve kitaplığı olmayan bir ebeveynin günümüzde kitap sevgisini kazandırması çok zor.
evde okuduğu kitaplar için bir kitaplık oluşturmak. kitap sayısı arttıkça motive olacaktır.
düzenli okuma zamanı oluşturmak ve başka bir iş için feda etmemek. bulunduğumuz ilçede "saat 20.00'de 20 dk kitap okuyoruz." diye bir kampanya vardı ve etkili olmuştu.
kısa öyküler, bol resimli ve ince kitaplar ile başlamak, zamanla sayfa sayısı artarken yazı miktarını artırmak.
kitabın ilk iki sayfasını yetişkin olarak cocuga okumak sonrasında çocuğun yüksek sesle yetişkine kitabı okumasını istemek.
okuduğu kitap hakkında mutlaka sohbet etmek,olay ve kişileri öğrenmek, kitap hakkındaki duygu ve düşüncelerini ifade etmesini sağlamak.
daha önce okuduğu kitaplar ve yazarlar arasında karşılaştırma yapmasını istemek.boylece kendi favori yazar ve kitapevlerini oluşturabilir.
ilgi alanına yönelik kitaplar ile başlamak. bazı çocuk tarih bazısı coğrafya bazısı bilim okumak isteyebilir.
arkadaşı ile değişim yapmasıni sağlamak. sonrasında arkadaşı ile kitap hakkında sohbet etmesi motive edici olacaktır.
kütüphane üyeliği ile pek çok kütüphanede yapılan etkinliklere katılmak.
para biriktirip kitap alması için harçlık vermek.
belli sayıda kitap okuduğunda bir etkinlik ile ödüllendirmek. ( bu ay 3 kitap okuyabilirsen sinemaya gideceğiz vb.)
günlük okuma miktarını önceden belirlemiş olmak.cocugun yaşı ve kitabın sayfa sayısına, yazı büyüklüğüne göre "hergun 20 sayfa okuyalım. " gibi bir hedef belirlemek olabilir.
hergun okuma saati sonunda motive edici ve gururlandırıcı sözler söylemek.
konu ile ilgili güzel bir video ile tanımı sonlandiralim. hamburger örneği gerçekten anlamlı.*
kucağınıza oturan bir bebeğe kalın kartonlu bir kitaptan resimler göstermek ve bunu düzenli olarak tekrarlamak çocuğa beslenme,uyku, oyun gibi rutin ihtiyaçların yanında kitap okuma ihtiyacını da aşılar. ilk okul dönemine kadar çocuğun her akşam ebeveyninden bir hikaye kitabı dinlemesi demek;
#1000booksbeforekindergarten projesine dahil olmanız ve cocugunuzun kitapları hayatının bir parçası haline getirmesi demek.
işler ilkokulda okuma yazma öğretimi sırasında biraz değişebilir, çocuk bir anda kitaplardan soguyabilir ama ilk 6 yilda atilan bu temel sonrasında kitaplardan tamamen uzaklaşmasını engeller.
ilkokul düzeyinde bir çocuğa kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için izlediğim yollar şunlardır;
ebeveynin de okuması, okumaya önem vermesi. kitabı ve kitaplığı olmayan bir ebeveynin günümüzde kitap sevgisini kazandırması çok zor.
evde okuduğu kitaplar için bir kitaplık oluşturmak. kitap sayısı arttıkça motive olacaktır.
düzenli okuma zamanı oluşturmak ve başka bir iş için feda etmemek. bulunduğumuz ilçede "saat 20.00'de 20 dk kitap okuyoruz." diye bir kampanya vardı ve etkili olmuştu.
kısa öyküler, bol resimli ve ince kitaplar ile başlamak, zamanla sayfa sayısı artarken yazı miktarını artırmak.
kitabın ilk iki sayfasını yetişkin olarak cocuga okumak sonrasında çocuğun yüksek sesle yetişkine kitabı okumasını istemek.
okuduğu kitap hakkında mutlaka sohbet etmek,olay ve kişileri öğrenmek, kitap hakkındaki duygu ve düşüncelerini ifade etmesini sağlamak.
daha önce okuduğu kitaplar ve yazarlar arasında karşılaştırma yapmasını istemek.boylece kendi favori yazar ve kitapevlerini oluşturabilir.
ilgi alanına yönelik kitaplar ile başlamak. bazı çocuk tarih bazısı coğrafya bazısı bilim okumak isteyebilir.
arkadaşı ile değişim yapmasıni sağlamak. sonrasında arkadaşı ile kitap hakkında sohbet etmesi motive edici olacaktır.
kütüphane üyeliği ile pek çok kütüphanede yapılan etkinliklere katılmak.
para biriktirip kitap alması için harçlık vermek.
belli sayıda kitap okuduğunda bir etkinlik ile ödüllendirmek. ( bu ay 3 kitap okuyabilirsen sinemaya gideceğiz vb.)
günlük okuma miktarını önceden belirlemiş olmak.cocugun yaşı ve kitabın sayfa sayısına, yazı büyüklüğüne göre "hergun 20 sayfa okuyalım. " gibi bir hedef belirlemek olabilir.
hergun okuma saati sonunda motive edici ve gururlandırıcı sözler söylemek.
konu ile ilgili güzel bir video ile tanımı sonlandiralim. hamburger örneği gerçekten anlamlı.*
devamını gör...
herkes kendi seçtiği hayatı mı yaşar sorunu
insanı ikileme düşüren bir sorudur.
aslında herkes tercihleri doğrultusunda bir şeyler yaşıyor. yaptığımız tercihlerin sonuçları iyi ya da kötü olsada bir şekilde tercihimizin sonucunu yaşıyoruz.
diğer yandan bakıldığında insan doğduğu evi, yaşam standardını, doğduğu memleketini seçemiyor. burda birnevi kader söz konusu diyebiliriz.
üzerine düşünüldüğünde kafa karıştırıcı olsada, değiştiremeyeceğimiz şeyler hayat tarafından bize dayatılan şeylerdir. diğerleri ise yaşam içerisinde yaptığımız tercihler doğrultusunda yasadığımız güzel veya kötü şeylerdir. örneğin, kumar oynayıp herşeyini kaybetmek gibi.
aslında herkes tercihleri doğrultusunda bir şeyler yaşıyor. yaptığımız tercihlerin sonuçları iyi ya da kötü olsada bir şekilde tercihimizin sonucunu yaşıyoruz.
diğer yandan bakıldığında insan doğduğu evi, yaşam standardını, doğduğu memleketini seçemiyor. burda birnevi kader söz konusu diyebiliriz.
üzerine düşünüldüğünde kafa karıştırıcı olsada, değiştiremeyeceğimiz şeyler hayat tarafından bize dayatılan şeylerdir. diğerleri ise yaşam içerisinde yaptığımız tercihler doğrultusunda yasadığımız güzel veya kötü şeylerdir. örneğin, kumar oynayıp herşeyini kaybetmek gibi.
devamını gör...
