kleptomani
çalma hastalığı olarak bilinen bir akıl hastalığıdır. bu hastalığa sahip olan kişilere kleptoman adı verilmiştir.
kleptoman bireylere hırsız demek yanlış olur çünkü hırsızlar plan yaparak hareket ederler, kleptomanlar iste dürtüleriyle hareket edip sonrasında vicdan azabı ve yakalanma korkusuyla karşı karşıya kalırlar ve aldıkları eşyayı hemen geri verme düşüncesine kapılırlar.
çalma hastalığındaki kişiler aldıkları eşyaları çoğunlukla satın alabilecek güçte insanlardır, bunu yaparken hissettikleri şey psikolojik olarak rahatlamaktır bu da antidepresan etkisiyle eşittir.
son zamanlarda gülseren budayıcıoğlu romanlarından uyarlanan gerçek hikayeleri ele alan kırmızı oda dizisi şu an süveyda adlı kleptoman karaketerini ele alıyor, süveyda çocukken başından geçen kötü bir olay sonucunda kleptomani hastalığına yakalanmış ve bunun sonucunda kendi dünyasında bir alma-verme yani ihtiyacı olmayan değeri bulunmayan ekonomik olarak kolayca alabileceği eşyaları çalıp ihtiyacı olanlara veya sevdiği insanlara verip onları mutlu etme dürtüsüyle bir nevi kendini de rahatlatıyor, mesela birini üzdüğünde ona hediyeler vererek kendini affettireceğini düşünüyor çünkü çocukken ona böyle öğretilmiş. aslına bakarsak genetik olmayan çoğu ruh hastalığı da geçmişimize dayanıyor. süveyda’nın hikayesi de bunlardan sadece birisi.
kleptoman bireylere hırsız demek yanlış olur çünkü hırsızlar plan yaparak hareket ederler, kleptomanlar iste dürtüleriyle hareket edip sonrasında vicdan azabı ve yakalanma korkusuyla karşı karşıya kalırlar ve aldıkları eşyayı hemen geri verme düşüncesine kapılırlar.
çalma hastalığındaki kişiler aldıkları eşyaları çoğunlukla satın alabilecek güçte insanlardır, bunu yaparken hissettikleri şey psikolojik olarak rahatlamaktır bu da antidepresan etkisiyle eşittir.
son zamanlarda gülseren budayıcıoğlu romanlarından uyarlanan gerçek hikayeleri ele alan kırmızı oda dizisi şu an süveyda adlı kleptoman karaketerini ele alıyor, süveyda çocukken başından geçen kötü bir olay sonucunda kleptomani hastalığına yakalanmış ve bunun sonucunda kendi dünyasında bir alma-verme yani ihtiyacı olmayan değeri bulunmayan ekonomik olarak kolayca alabileceği eşyaları çalıp ihtiyacı olanlara veya sevdiği insanlara verip onları mutlu etme dürtüsüyle bir nevi kendini de rahatlatıyor, mesela birini üzdüğünde ona hediyeler vererek kendini affettireceğini düşünüyor çünkü çocukken ona böyle öğretilmiş. aslına bakarsak genetik olmayan çoğu ruh hastalığı da geçmişimize dayanıyor. süveyda’nın hikayesi de bunlardan sadece birisi.
devamını gör...
simone de beauvoir
böyle de bir yazı var ilgilenenler için buradan.
devamını gör...
batak kabilesi
yaşamlarını filipinlere bağlı palawan eyaletinin en büyük adası olan palawan’ da sürdürmekte olan batak kabilesi, dünya çevresinde içinde genetik farklılığın en çok olduğu kabiledir. negrito ve australoid ırkları bu toplulukla birlikte karşımıza çıkmaktadır. kendileri ve tüm insanlığın bu iki ırktan oluştuğu görüşüne inanmaktadırlar.
batak abilesi üyeleri giyim tarzı bakımından birçok topluma göre farklılıklar göstermektedir. örneğin, kadınlar sarong adı verilen kıyafeti tercih ederler, bizim bildiğimiz pareo saronga karşılık gelmektedir diyebiliriz. erkekler ise çıplak olmayı tercih ederler ama belirli uzuvlarını kapatmak için tüy gibi küçük parçalar kullanabilirler.

toplumda egalitarian özellik görülmektedir. yani topluluk içinde eşitlik söz konusudur. kadın erkek eşittir ve aralarında ayrım gözlenmemektedir. bu sebeptendir ki; avlanmaya beraber giderler, yemek hazırlıkları beraber yaparlar ve iş yükleri eşittir. avlanma sonrası elde ettikleri başarılarını ve karınlarının doymasınk kutlamak için kendi yapmış oldukları özel davullarını çalarak eğlence düzenler, dans ederler.
fakat yaşamlarını sürdürebilmek için tarım yapmaya da ihtiyaç duymaktadırlar. filipin hükümeti ise çevrecilik anlayışına göre ormanlık alanların istilasını yasaklanmıştır. bu açıdan bu topluluk son dönemlerde yok olmaya mahkum gibi görünmektedir.
ve zaten diğer birçok yerli kabile gibi onların da hastalıklar, toprak istilaları ve modern sömürüler yüzünden nüfusları azalmıştır, azalmaya da devam etmektedir.
batak abilesi üyeleri giyim tarzı bakımından birçok topluma göre farklılıklar göstermektedir. örneğin, kadınlar sarong adı verilen kıyafeti tercih ederler, bizim bildiğimiz pareo saronga karşılık gelmektedir diyebiliriz. erkekler ise çıplak olmayı tercih ederler ama belirli uzuvlarını kapatmak için tüy gibi küçük parçalar kullanabilirler.

toplumda egalitarian özellik görülmektedir. yani topluluk içinde eşitlik söz konusudur. kadın erkek eşittir ve aralarında ayrım gözlenmemektedir. bu sebeptendir ki; avlanmaya beraber giderler, yemek hazırlıkları beraber yaparlar ve iş yükleri eşittir. avlanma sonrası elde ettikleri başarılarını ve karınlarının doymasınk kutlamak için kendi yapmış oldukları özel davullarını çalarak eğlence düzenler, dans ederler.
fakat yaşamlarını sürdürebilmek için tarım yapmaya da ihtiyaç duymaktadırlar. filipin hükümeti ise çevrecilik anlayışına göre ormanlık alanların istilasını yasaklanmıştır. bu açıdan bu topluluk son dönemlerde yok olmaya mahkum gibi görünmektedir.
ve zaten diğer birçok yerli kabile gibi onların da hastalıklar, toprak istilaları ve modern sömürüler yüzünden nüfusları azalmıştır, azalmaya da devam etmektedir.
devamını gör...
shoparee
tanımlarının çoğunu çok beğendiğim çok kaliteli yazar arkadaşımızdır.
nickaltını açmak da bana nasip olmuştur.
nickaltını açmak da bana nasip olmuştur.
devamını gör...
kulak memesi
kurtlar vadisindeki zaza dayı karakterinin fetişisti olduğu bölge. cinsiyet ayırt etmiyor kendisi kulak memesi görünce mincikliyor.
devamını gör...
aynen kelimesinin en uygun alternatifi
kesinlikle.
devamını gör...
bir şehri tanımanın en iyi yolu
o şehirde kaybolmaktır.
devamını gör...
sinirlenince fırlatılan şey
kimlerle arkadaş olmamamız gerektiğini gösteren başlık.
elbette hepimizin sabır taşını çatlatan durumlar yaşanabilir. gösterilen tutum kaliteniz kadardır. içinizden birden on'a kadar sayın demiyorum. onu ben de saçma buluyorum. yine de bir şeyleri fırlatmak yerine o ortamdan uzaklaşarak yalnız kalıp, sakinleşmeyi deneyebilirsiniz. ergenlik zamanlarınızı yetişkin hayatınıza yansıtmanızı yakıştıramıyorum. daha olgun davranmayı seçebilirsiniz.
kimse sizin kahrınızı çekmek zorunda değil. kırılmış krem camının yerdeki, duvardaki, lekelerini silmek, vazo kırıklarını toplamak zorunda değil. hadi diyelim kendi pisliğinizi temizliyorsunuz, ortam da bulunan insanlar veyahut komşular sizin sinir krizlerinize şahit olanlar, emin olun ki size tiksinerek bakıyor.
elbette hepimizin sabır taşını çatlatan durumlar yaşanabilir. gösterilen tutum kaliteniz kadardır. içinizden birden on'a kadar sayın demiyorum. onu ben de saçma buluyorum. yine de bir şeyleri fırlatmak yerine o ortamdan uzaklaşarak yalnız kalıp, sakinleşmeyi deneyebilirsiniz. ergenlik zamanlarınızı yetişkin hayatınıza yansıtmanızı yakıştıramıyorum. daha olgun davranmayı seçebilirsiniz.
kimse sizin kahrınızı çekmek zorunda değil. kırılmış krem camının yerdeki, duvardaki, lekelerini silmek, vazo kırıklarını toplamak zorunda değil. hadi diyelim kendi pisliğinizi temizliyorsunuz, ortam da bulunan insanlar veyahut komşular sizin sinir krizlerinize şahit olanlar, emin olun ki size tiksinerek bakıyor.
devamını gör...
hayat nereye gidiyor
"iyi değilim ama kötü de değilim. havanın kapalı olup da yağamaması gibi. sevinemiyorsun da üzülemiyorsun da. böyle içinde bir şey eksik de anlayamıyorsun ama biliyorsun bunu. arada kalmışlık, hiçlik, nedensizlik ve nereye gittiğini bilmemezlik. bir karmaşanın içindeymiş gibi."
devamını gör...
evrendeki en soğuk yer
sevgisiz kalp.
devamını gör...
ali erbaş'ın bayram hutbesini kılıçla okuması
bayram hutbesini roketatarla okumasından daha tercih edilesidir.
devamını gör...
baş ucu eserleri
düşünce çok güzel* ama varsayılan olarak görüntülenmesi çok kötü. bu hâliyle profili açar açmaz görüntülenen "son tanımları" bölümünü tamamen kapatmış ve listeye ulaşmak da yukarıdaki bütün tanımları listeleyen "tanım: x" butonundan yapılabiliyor anca. böyle çok kullanışsız bana kalırsa.
bunun yerine aşağıdaki gibi bir geçiş butonuyla sağlansa daha hoş olurdu:

muhtemelen anlatamadım ama deneyin, garipseyeceksiniz siz de.
bunun yerine aşağıdaki gibi bir geçiş butonuyla sağlansa daha hoş olurdu:

muhtemelen anlatamadım ama deneyin, garipseyeceksiniz siz de.
devamını gör...
çok bilgili olmaktan dolayı dışlanmak
çok bilgili olmaktan değil o bilgiyi sürekli anlatmandan olabilir.
en ufak muhabbeti bile teferruatalar içinde boğmandan dolayı; karşındaki insanların seninle konuşurken yorulması yüzünden , muhabbet etmekten kaçınması olabilir.
yoksa herkes ister böyle bir arkadaş.
en ufak muhabbeti bile teferruatalar içinde boğmandan dolayı; karşındaki insanların seninle konuşurken yorulması yüzünden , muhabbet etmekten kaçınması olabilir.
yoksa herkes ister böyle bir arkadaş.
devamını gör...
seri şekilde artı oylayan yazar
şu + lardan bizlerde gelse artık bi keşfedin biz çaylakları içimizdeki cevheri görüüün.
devamını gör...
diyanet’in estetik amaçlı yağ aldırmak caiz değil demesi
h*****r be rıfat abi! denilesi durum.
devamını gör...
her şeyi açıklayan en kısa söz
az insan,çok huzur.
devamını gör...
adalet sarayı vs simit sarayı
adalet sarayları ülkemizde adalet dağıtamıyor. işlenen suç yapanın yanına kâr kalıyor. kesin hapse atılması gereken toplum zararlısı sokaklara geri salınıyor. toplumdaki huzurun tesisi için adalet sisteminde köklü değişim şart.
devamını gör...


