yazılı olmayan kurallar
kalp kırmak sizi iyi hissettirmez.
devamını gör...
yazarların dinlediği podcastler
deniz dülgeroğlu - merdiven altı terapi
umarım annem dinlemez
nilay örnek - nasıl olunur?
beyhan budak - kendine iyi davran
bunu ben de yaparım
serdar kuzuloğlu - zihnimin kıvrımları
arada bir çerez niyetine oitheblog -gülünecek bir şey göremiyorum
umarım annem dinlemez
nilay örnek - nasıl olunur?
beyhan budak - kendine iyi davran
bunu ben de yaparım
serdar kuzuloğlu - zihnimin kıvrımları
arada bir çerez niyetine oitheblog -gülünecek bir şey göremiyorum
devamını gör...
normal sözlük’ün giderek ekşi sözlük’e dönüşmesi
her şeyden önce burası bir sözlük, önce bunu idrak etmemiz gerekiyor.
kimi yazarlarımız buraya bilgilerini tazelemek için geliyor, kimi yazarlarımız yorucu bir gün geçirip stres atmak için.
ermolettin gibi bir troll arkadaşımız var mesela, arada akıllıca eğlendiren troll başlıklar açıyor.
ve yönetim ne güzel katagorilere ayırdı, yukarıda görüyoruz işte, bilgi, kültür-sanat, gündem veya takip ettiğiniz kişiler.
sözlüğü oraya dönecek, burası gibi olacak şeklinde belli kalıplara sokmayı doğru bulmuyorum.
format dahilinde tabi cinsiyetçi ve ayrıştırıcı başlıklara vereceğim tepki saklı kalmak üzere, herkesin istediği gibi özgürce yazmasının doğru olacağını düşünüyorum.
kimi yazarlarımız buraya bilgilerini tazelemek için geliyor, kimi yazarlarımız yorucu bir gün geçirip stres atmak için.
ermolettin gibi bir troll arkadaşımız var mesela, arada akıllıca eğlendiren troll başlıklar açıyor.
ve yönetim ne güzel katagorilere ayırdı, yukarıda görüyoruz işte, bilgi, kültür-sanat, gündem veya takip ettiğiniz kişiler.
sözlüğü oraya dönecek, burası gibi olacak şeklinde belli kalıplara sokmayı doğru bulmuyorum.
format dahilinde tabi cinsiyetçi ve ayrıştırıcı başlıklara vereceğim tepki saklı kalmak üzere, herkesin istediği gibi özgürce yazmasının doğru olacağını düşünüyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının favori yara izleri
efendim daha önce favori yara izimi anlatmıştım. bu ikinci favorim ve aynı zamanda da aldığım en kötü iltifatın sebebidir.
zaman; lisans eğitimimin yine çılgın geçen bir vize haftasının son teslimi. tüm çalışmalar bitmiş sadece paspartusunu yapıp eve gidip bayılacağım.
-şimdi bundan sonrası kan görünce içi bir tuhaf olanlar için sakıncalı olabilir baştan söyleyeyim-
kağıdın kenarında pütürcükler kalmaması için falçatayı tek seferde ve hızlı şekilde çekmek gerekiyor ki kağıt jilet gibi olsun. amma ve lakin benim t cetvelim metal değil pleksi olduğu için ve daha öncesinde fark etmediğim minik bir çentik açıldığı için maket bıçağı o yola girip cetvelin ve benim sol başparmağımın üzerinden büyük bir hızla geçti. parmağımın ve tırnağımın ortadan ikiye ayrılmasına rağmen benim tek derdimin günlerdir uğraştığım çalışmanın kan lekesi olması olduğunu itiraf etmem gerekiyor ancak bu daha çok bu tarz şeyler kendi başıma geldiğinde inanılmaz bir sakinlikle karşılamamdan. yoksa ruhastası değilim. valla. neyse efendim yere iri bir ceviz büyüklüğünde kan damlalarının çok hızlı bir şekilde arka arakaya damlamasından mütevellit arkadaşlarımdan birisi koca resim kağıdını parmağıma sardı (ki bunun için daha sonrasında hemşirelerden güzel bir azar işittim) ve beni hastaneye götürmek için sürüklemeye başladı. ben parmağımda 35x50 santim bir kağıtla hastaneye sürüklenirken bir kaç metre sonra kan kaybının tahminimden fazla olduğunu hissettim çünkü gözlerim kararmaya ve kulaklarım uğuldamaya başlamıştı. daha önce bir kaç kere bayıldığım ve kafamı betona çok sağlam çarptığım için (eheh bu yüzden mi böylesin esprisi yapanın kalbini kırarım) bir de o anda pekmezi akıtmamak için yanımdaki arkadaşıma sakince birazdan bayılacağımı haber verdim. tabi kendisi bunu "sakın bayılma!" diyerek bertaraf etmeye çalıştı. ki bence de çok makul bir talep ancak yine kendisine oldukça sakin bir şekilde bunun kontrol edebileceğim bir şey olmadığını anlatmaya başladım. zaten o noktada görme yetimi tamamen kaybetmiştim. neyse sağ olsun beni kucaklayıp hastaneye kadar taşıdığı için buradan kendisine bir şey demek istemiyorum çünkü oldukça ufak tefek de olsam o kadar merdiveni kucağında birisi ile tırmanmanın hoş bir deneyim olmadığını tahmin ediyorum.
acile vardığımızda hemşireler tarafından devasa resim kağıdından söylenile söylenile kurtarıldım, sedyeye yatırıldım ayaklarım havaya kaldırıldı falan, dikiş atılması gerekli hazırlıklar yapılırken doktor bey geldi. o arada ben görme yetime tekrar kavuştuğum için büyük bir merakla neler yaptıklarını izlemeye başladım tabii. doktor sürekli "kafanı diğer tarafa çevir!" dese de ben merakıma yenik düşüp milim milim operasyonun yapıldığı tarafa dönüyordum. vallahi mazoşist değilim ya! bir daha ne zaman nasıl dikiş atıldığını bu kadar yakından izleme şansına sahip olabilirim belli değildi sonuçta! neyse sonunda doktor bey benden yılıp iki tane hemşireyi bir örtüyü önümde perde gibi tutmaları için görevlendirerek biraz beni küstürdü.
sonra sanıyorum gönlümü almak istedi ki "daha önce ellerinin çok güzel olduğunu söyleyen olmuş muydu?" diye bir soru yöneltti. operasyon esnasında beni merak edip beş dakikada bir endişe ile giren erkek arkadaşlarımı kovalayıp "benden daha popülersin haa" dediği halde bana yürümediğinden eminim ve bu tarz bir durumda iltifat beklemediğim için bi on saniye mavi ekran verdim. sonrasında erörüm devam ediyor olsa gerek ki "eeeeeöööö evet?" diyebildim sadece. "ama benim kadar emin olarak söyleyen olmamıştır çünkü ben hem dışını hem içini gördüm eheh" dedi*.
ellerin de çok güzelmiş, normal dikiş yerine estetik dikiş atalım diye beni mi yedin bilmiyorum çünkü yara izi kabak gibi görünüyor. seni unutmayayım diye yaptıysan vallahi espri yeterliydi. şimdiye kadar daha kötüsünü yapan olmadı çünkü. sevgili doktor amca yara izine baktıkça seni anıyorum.
zaman; lisans eğitimimin yine çılgın geçen bir vize haftasının son teslimi. tüm çalışmalar bitmiş sadece paspartusunu yapıp eve gidip bayılacağım.
-şimdi bundan sonrası kan görünce içi bir tuhaf olanlar için sakıncalı olabilir baştan söyleyeyim-
kağıdın kenarında pütürcükler kalmaması için falçatayı tek seferde ve hızlı şekilde çekmek gerekiyor ki kağıt jilet gibi olsun. amma ve lakin benim t cetvelim metal değil pleksi olduğu için ve daha öncesinde fark etmediğim minik bir çentik açıldığı için maket bıçağı o yola girip cetvelin ve benim sol başparmağımın üzerinden büyük bir hızla geçti. parmağımın ve tırnağımın ortadan ikiye ayrılmasına rağmen benim tek derdimin günlerdir uğraştığım çalışmanın kan lekesi olması olduğunu itiraf etmem gerekiyor ancak bu daha çok bu tarz şeyler kendi başıma geldiğinde inanılmaz bir sakinlikle karşılamamdan. yoksa ruhastası değilim. valla. neyse efendim yere iri bir ceviz büyüklüğünde kan damlalarının çok hızlı bir şekilde arka arakaya damlamasından mütevellit arkadaşlarımdan birisi koca resim kağıdını parmağıma sardı (ki bunun için daha sonrasında hemşirelerden güzel bir azar işittim) ve beni hastaneye götürmek için sürüklemeye başladı. ben parmağımda 35x50 santim bir kağıtla hastaneye sürüklenirken bir kaç metre sonra kan kaybının tahminimden fazla olduğunu hissettim çünkü gözlerim kararmaya ve kulaklarım uğuldamaya başlamıştı. daha önce bir kaç kere bayıldığım ve kafamı betona çok sağlam çarptığım için (eheh bu yüzden mi böylesin esprisi yapanın kalbini kırarım) bir de o anda pekmezi akıtmamak için yanımdaki arkadaşıma sakince birazdan bayılacağımı haber verdim. tabi kendisi bunu "sakın bayılma!" diyerek bertaraf etmeye çalıştı. ki bence de çok makul bir talep ancak yine kendisine oldukça sakin bir şekilde bunun kontrol edebileceğim bir şey olmadığını anlatmaya başladım. zaten o noktada görme yetimi tamamen kaybetmiştim. neyse sağ olsun beni kucaklayıp hastaneye kadar taşıdığı için buradan kendisine bir şey demek istemiyorum çünkü oldukça ufak tefek de olsam o kadar merdiveni kucağında birisi ile tırmanmanın hoş bir deneyim olmadığını tahmin ediyorum.
acile vardığımızda hemşireler tarafından devasa resim kağıdından söylenile söylenile kurtarıldım, sedyeye yatırıldım ayaklarım havaya kaldırıldı falan, dikiş atılması gerekli hazırlıklar yapılırken doktor bey geldi. o arada ben görme yetime tekrar kavuştuğum için büyük bir merakla neler yaptıklarını izlemeye başladım tabii. doktor sürekli "kafanı diğer tarafa çevir!" dese de ben merakıma yenik düşüp milim milim operasyonun yapıldığı tarafa dönüyordum. vallahi mazoşist değilim ya! bir daha ne zaman nasıl dikiş atıldığını bu kadar yakından izleme şansına sahip olabilirim belli değildi sonuçta! neyse sonunda doktor bey benden yılıp iki tane hemşireyi bir örtüyü önümde perde gibi tutmaları için görevlendirerek biraz beni küstürdü.
sonra sanıyorum gönlümü almak istedi ki "daha önce ellerinin çok güzel olduğunu söyleyen olmuş muydu?" diye bir soru yöneltti. operasyon esnasında beni merak edip beş dakikada bir endişe ile giren erkek arkadaşlarımı kovalayıp "benden daha popülersin haa" dediği halde bana yürümediğinden eminim ve bu tarz bir durumda iltifat beklemediğim için bi on saniye mavi ekran verdim. sonrasında erörüm devam ediyor olsa gerek ki "eeeeeöööö evet?" diyebildim sadece. "ama benim kadar emin olarak söyleyen olmamıştır çünkü ben hem dışını hem içini gördüm eheh" dedi*.
ellerin de çok güzelmiş, normal dikiş yerine estetik dikiş atalım diye beni mi yedin bilmiyorum çünkü yara izi kabak gibi görünüyor. seni unutmayayım diye yaptıysan vallahi espri yeterliydi. şimdiye kadar daha kötüsünü yapan olmadı çünkü. sevgili doktor amca yara izine baktıkça seni anıyorum.
devamını gör...
edip cansever şiirlerinden bir alıntı
olmadı, olmayacak da
işte... kırık taşlar gibi bir anlatım!
üstelik teker teker düşüyorlar yere, kayboluyorlar.
işte... kırık taşlar gibi bir anlatım!
üstelik teker teker düşüyorlar yere, kayboluyorlar.
devamını gör...
eski sevgiliden akılda kalanlar
kendisinin arı olduğunu,gerekirse çiçek çiçek dolaşabileceğini söylerdi. ben de sonunda gazeteyle onu öldürdüm.
devamını gör...
klasikleşmiş amerikan filmi replikleri
tango & cash
cash : iyi haberi mi istersin , yoksa kötüyü mü?
tango : kötüyü
cash : benzinimiz bitmek üzere...
tango :iyi haber ?
cash : benzinimiz daha bitmedi...
cash : iyi haberi mi istersin , yoksa kötüyü mü?
tango : kötüyü
cash : benzinimiz bitmek üzere...
tango :iyi haber ?
cash : benzinimiz daha bitmedi...
devamını gör...
eğer böyle giderse günde 60 binleri yine bulabiliriz
bu gidişle olacak olan bütün dünyada koronavirüs bittiği halde bizde on binlerce vakanın devam edecek olmasıdır. hiçbir soruyu düzgün çözemeyen ama yine de sınavdan en son çıkan anlamsız öğrenci misali. ve evet sözlük, bu durumda bile bizimki çıkıp "geç olsuuuuun güç olmasınn!" diyecektir.
devamını gör...
her durumda çocuğunu suçlayan ebeveyn
çocuğuna, bir ömür her şey için kendini suçlamayı miras bırakan ebeveyndir.
devamını gör...
yks 2021 tyt
2021'i bilmem fakat 2022 taş ve sopalarla yapılacak..
devamını gör...
yazarların vereceği bir bilgiyle yaşını tahmin etmek
12 eylül darbesine teğet geçtik hamdolsun.
devamını gör...
güneş enerjisi
son 3 yıldır almanya'da yapılan tüm yeni binalara hükümet şart koşmuş.
biz hala uranyumdan elektrik üretmek için uğraşıyoruz. yazık bize yazık.
biz hala uranyumdan elektrik üretmek için uğraşıyoruz. yazık bize yazık.
devamını gör...
hatırladıkça iç burkan garibanlık anıları
şampanya alamadığım bir doğum günümde, teneke biramı yere vurup delmiştim. bak yine içim burkuldu, boğazım düğümlendi.*
devamını gör...
sigarayı bırakmak
hayata yeniden başlamanın formülüdür. yıllardır oksijen değil de zehir soluduğunun farkına varmaktır.
devamını gör...
tanımlarını okuyarak bir yazara aşık olmak
birinin düşüncelerini yazdıklarını beğenebilirsiniz tamam ama dış görünüşünü bilmiyorsunuz o yüzden bu imkansızdır. he dış görünüşünü gördünüz beğendiniz düşünceleri de hoşunuza gitti diyelim yine aşık olmazsınız ama hoşlanabilirsiniz. aşk için yüz yüze görüşmek, o kişiye temas etmek ve onunla zaman geçirmek gerekiyor öyle kolay olan bir şey değil.
devamını gör...
deizm
tutucu kesim gözüyle potansiyel yakacaktır. liberal gözüyle olsun oda insandır, sosyalist gözüyle her koyun kendi bacağından asılacaktır, sürrealist gözüyle sallandıracaksın bunları taksim meydanındadır, milliyetçi gözüyle dövülmesi gerekenler listesinde top ondadır, yazar bakış açısıyla gel ne olursan ol yine gel deistte olsan gel, çağrısının yapılması gerekli olan topluluktur.
devamını gör...
güne psikolojik bir tespit bırak
bizi biz yapan, gerçekte olduğumuz ve ya başkalarına gösterdiğimiz tarafımız değil, iki farklı kişiliğimizin arasındaki farklardır.
devamını gör...
sevgili günlük
annemin ellerini hayal ederek uyuyacağım bu gece de. bazen içimdeki boşluk daha da büyüyor günlük. bazen o boşlukta bi basıma kalakalıyorum.
-annemin toprağına kar yağıyor günlük.
-annemin toprağına kar yağıyor günlük.
devamını gör...
tercüman
relax ukdesi.
sözlü olarak veya işaret dili ile dil çevirisi yapan meslek grubuna 'tercüman' denir.
mütercim tercümanlık ise yazılı metinlerin çevirisini yapan meslek grubudur.
sözlü olarak veya işaret dili ile dil çevirisi yapan meslek grubuna 'tercüman' denir.
mütercim tercümanlık ise yazılı metinlerin çevirisini yapan meslek grubudur.
devamını gör...
günün şiiri
ne içindeyim zamanın,
ne de büsbütün dışında;
yekpâre, geniş bir ânın
parçalanmaz akışında.
bir garip rüyâ rengiyle
uyuşmuş gibi her şekil,
rüzgârda uçan tüy bile
benim kadar hafif değil.
başım sükûtu öğüten
uçsuz, bucaksız değirmen;
içim muradına ermiş
abasız, postsuz bir derviş;
kökü bende bir sarmaşık
olmuş dünya sezmekteyim,
mavi, masmavi bir ışık
ortasında yüzmekteyim...
devamını gör...