saglık bakanı cıkar münferit bir olay der sonra aşılarınızı olun diye söze devam eder. saplantılı bir manyak da olsa, öfkeli bir hasta yakını da olsa kimse sağlık kuruluslarına silahla girememeli. kim sifa bulmak icin geldigi yere silahıyla gelirki. niye yanında pala satır taşır, jilet taşır, silah taşır.
kadını koruyamıyorlar, cocukları koruyamıyorlar, sağlıkta siddetin önüne gecemiyorlar hekimler tek tek istifa ediyor. cılgınca cemaat evlerinden proje doktor, hakim, savcı olacak gencleri sahaya sürmek gibi bir planları var. ulkenin kurtulusunu böyle görüyorlar. kadıncagız belki cok defa sikayet etti, belki tedavi icin geldigi zaman kadına kafayı taktı, cok üzücü ama ilk olmadığı gibi son olmayacagı da aşikar.
devamını gör...

nobel ödülünü kazandığını kendisi arayan muhabirlerden öğrenen, önce bu duruma inanmayan yazardır. kendisinin dilimize çevrilmiş eserleri oldukça fazladır. okuması keyiflidir. her romanında bir derdi vardır aslında. fakat bunu öyle okuyucuyu yorarak değil, kurguladığı çevreye doğal olarak yedirir ki bu sizi hiç rahatsız etmek.

(bkz: gömülü dev) gibi bir kitapta mitolojik ögeleri kullanarak bir olay kurgulayabilirken, aynı zamanda bir distopya denebilecek kadar derin, katmanlı örülmüş (bkz: beni asla bırakma) kitaplarını yazabilecek kabiliyettedir.
devamını gör...

ben hiç görmedim böyle bir şey. varsa buyursun söylesin. türkiyedeki etnik yapıları düşününce çerkeslere laf edebilme cüretini hangisi gördü acaba kendisinde söylesin bilelim. dışarı çıktığında etrafına bir bak,sokak röportajlarına bir bak sonra da bir çerkes köyüne git oralara bak. eziklik,cehalet, görgüsüzlük neymiş anlarsın o zaman. ya hayatında çerkes görmemiş ya da cami duvarına işeyesi gelmiş.
devamını gör...

bir insanın hayatında vereceği en zor kararı anlatan ifadedir.
sophie’nin eva ve jan isminde iki çocuğu vardır. nazi subayı, anneye çocuklarından birisini seçmesini söyler.
annenin seçtiği biricik yavrusu çalışma kampına gönderilecek ve sonuçta ölecektir. öbür çocuğu ise kurtulacaktır.
bir anne çok sevdiği iki evladından hangisini ölüme göndermeye razı olabilir ki… acıya katlanabilir ama bu kadarı çok fazla...
merly streep 'in en iyi kadın oyuncu oscar'ını aldığı bu filmde insan kendisini ister istemez o seçim sahnesinde sophie'nin yerine koyar.
sophie'nin seçimi
william styron’un sinemaya uyarlanan başyapıtı "sophie’nin seçimi - sophie's choice” insanlığın içindeki kötülüğün doğasına bakan bir eserdir.
devamını gör...

2020 tabii ki. ne dostluklarım kaldı, ne sevdiğim insan kaldı, ne psikoloji kaldı.
devamını gör...

bu müseddes şiiri üstat mustafa doğan dikmen her pazartesi akşamı saat 22.00'de trt nağme'de yayınlanan klasik türk müziği saati programında icra ederken kendisi için şöyle yorumladığını ifade etmiştir;

çaresiz zaman denilen bu sürede sürüp giden hayatta her şey geçer gider.
en geçmeyecek sanılan gönülden ve sevgiliden dahi vazgeçilir de, onlar da geçer gider.
sadece günübirlik çağırılır bir kapıdan, ve bu davetin bir devamı olmaz.
akşam olunca, yol üzerinde kimi hayattan bitkin kimi hayata küskün geçer
pek tabidir ki harman yeri, yani hasat zamanı buğdayın sapıyla tanesinin birbirinden ayırıldığı çalışma yeri var ya,
o da hep durduğu gibi durmaz, er geç dağılır. mevsimi gelince bağlar da bozulur.
hatta, bülbülde güle aşkını söylemek için nefes kalsa ve hala şakıyor olsa bile, yazık ki son bahar gelir ve gül bahçeleri solar.
bülbülün aşkı için şakıdığı güller var ya, onların da mevsimi geçer...

eserin güftesini ve güzel bir icrasını buraya bırakıyorum


her şey bu zamân evinde nâçâr geçer
en geçmeyecek gönül geçer yâr geçer

yalnız günübirlik çağırır bir kapıdan
akşam kimi bitkin kimi bîzâr geçer

harman yeri er geç dağılır bağ bozulur
bülbülde nefes kalsa da gülzâr geçer

güfte : cemal ethem yeşil
beste : suphi ziya özbekkan
usul : aksak
makam : uşşak
devamını gör...

işte sıkıldığım bir gün yapmıştım,sevimli de oldu yalnız:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sevindirici bir haberdir. sağol ikocuğum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

baby boomerların biri.
devamını gör...

gayet normal bir tiptir.

bildiğim kadarıyla gözlüğün adı “güneş gözlüğü”,
“yaz gözlüğü” falan değil.*
devamını gör...

siz napıyorsunuz sayın yıldızlar, bu kadar güzel anons yapılmaz ki.
son hız devam eden program. emeği geçen herkese teşekkürler. *
devamını gör...

youtuberlık virüsü her geçen gün çevremizi daha da sarıyor.

anaokuluna girmeyin bari, 4 yaşındaki çocuğu alet etmeyin görüntülenme sayılarınıza.

orkun ışıtmak, son videosunda anaokulunda bir günlük öğretmenlik konusunu işlemeye karar vermiş.
bunun için de bir anaokuluna gidip çocuklara öğretmenlik! yapmış.

çocuklar bu durumdan pek memnun değiller, ki pediatri ile alakalı kimseler bilirler, çocukların bir otorite varken (gerçek öğretmen), ikinci bir otoriteye alışmaları, benimsemeleri çok zordur.

çocuklar da orkun ışıtmak'a hali ile ısınamayıp, uzak durmuşlar.
içerik çıkmayacak korkusundan mıdır nedir bilinmez, orkun ışıtmak da öğretmenlik! dozajını arttırmış da arttırmış.

videoda ilk 5 dakika giriş, abone ol vs.
5.dakikadan sonra rezalet görülebilir.

devamını gör...

yüzün alev almasını sağlayan hadise.
görünce çok eskilerden bir anı geldi aklıma.
şimdi, ortaokuldayken voleybol takımındaydım antrenmanlarda da erkek takımı ile eşleşip maç yapıyorduk sert toplara olan direncimiz artsın diye. karşı takımda da bir arkadaşım vardı. 1.90 boyunda lakabı fiziksel görünümü sebebiyle "deve" olan. gücü kuvveti yerinde olan, hücumda da iyi bir arkadaştı. attığı smaçları karşıladığımızda çoğu zaman kollarda morarmaya neden olurdu.
maç esnasında - hala oyun devam ederken- bir arkadaşımın sesi ile sağa döndüm. yüzüm de karşı takımın solunda kalıyordu. o esnada yüzüme bir şey çarptı - top diyemem, benzetme olsa olsa füzeye tekabül eder- işte o an ayaklarım yerden kesildi ve ben küt diye tırtıklı, sert zemine kafa üstü çakıldım. yüzümün sol yanı kıpkırmızı, başıma aldığım darbe ile aklım karışmış bir şekilde tüm gün oturdum. hangisi daha çok acıttı emin değilim. fiziksel acı çok olmakla birlikte tüm okulun önünde yere bir sinek gibi yapışmam yüzünden * yaşadığım ruhsal acı da çok büyüktü.
devamını gör...

daha başlığı yazarken fenalık geçirdim. ben artık sözlükte gezinirken geldiğim ilk günden daha yabancı hissediyorum. takip ettiğim yazarlara bile bakamıyorum dünden beri...
n'olur eski haline dönsün. çok daralıyorum gündüz moduna aldım yine de daralıyorum.
offff!!!
bastığım her yerden bir şey fışkırıyor. bana ne kim aktif? ben tanım okumak istiyorum. *
devamını gör...

'aşkla aynı değil' isimli şarkısını keyifle dinlediğim aynı zamanda hemşehrim de olan oyuncu ve müzisyendir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sadece kızı anna freud'a yaptığı eziyetlerle bile yerin dibine sokulması gereken psikanalizin kurucusu şahsiyet.
kadınların penis hassedi yaşadıklarını yazan ve kadınların doğaları gereği nevrotik olduğunu iddia eden avusturyalı nörolog.

evlat olsa sevilmez.
devamını gör...

tehdit mi bu?
devamını gör...

15 dakika erken yakmış olduğum sigaradır. tüh...
devamını gör...

niye geç olsun ki ? yani geç olma mevzusunu kim belirliyo ? kim diyo ki bu yaş bu durum için geç bu durum için erken ? hayat sizin , alacağınız kararlar sizin , çizip yürüyeceğiz yol sizin ee bi zahmet er ya da geç kararını da siz verin.
27'sinde tıp kazanıp işinden istifa edip birçok şeye yeniden başlayan tanıdığım için herkes aynı şeyi söyledi. yaşın çok ilerledi , yeniden başlamak için çok geç , ne zaman bitirip ne zaman işe başlayıp ne zaman evlencen falan filan.. şuan 6. sınıf öğrencisi ve sınıf arkadaşıyla nişanlı. yaza düğünümüz var.
bi akrabamız 28 yaşındaydı , bütün sülale geç kaldın evlen de evlen diye tutturdu sanki evlenince başı göğe erecekmiş gibi. evlendi. 32 yaşında boşandı. 35 yaşında yeniden evlendi ve şuan 38 yaşında , 2 tane bal tanesi bebişi ve gayet mutlu olduğu bi yuvası var.
18 yaşındaydım mezuna kalcam dedim yaşın ilerliyo dediler 20 yaşında mezuna kalcam dedim yaşıtların aldı başlarını gidiyo dediler. 23 yaşındayım hala mezun kafasındayım beni aptaldan farksız görüyolar. ama ben bi kere dahi pişman olmadım bi kere dahi keşke demedim.
geç kalıyomuşuz. tamam da neye geç kalıyoruz ? okul mu , iş mi , evlilik mi ? kim belirliyo bu süreçleri ve bu kriterleri ?
bi şeyin geç ya da erken olması tamamen sizinle alakalıdır. bi insan 21'inde hazırdır evliliğe , bi insan 33'ünde bile hazır değildir. saçma sapan dayatmaların sizde oluşturduğu psikolojik baskı bu. hiçbir şeye geç kaldığınız yok.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim