daha önce mobilya satan bir yerde çalışıyordum (mobilya dediğim anaokulu mobilyaları vs.). teşhir ürünü olarak koyduğumuz ürünler gayet sağlamdı, teşhir olarak koyulmasının amacı ise üretime geçmemizdi. dükkanımız da dürüst yönetici ve çalışanlara sahip olduğu için hiç şikayet olmadı.

yani mobilya gibi ürünlerde çoğunlukla risk teşkil etmeyen eylemdir.

ama elektronik ürünler için aynı şeyi söyleyemem. yine de satıcıya bağlıdır.
devamını gör...

fiziğini değil yüzünü merak ediyoruz yoldaş'ın.yine göremedik.
devamını gör...

kraldan çok kralcı
birinin davasını ondan çok savunmak. çünkü kendisine ait elle tutulur bir davası yoktur. ortada bariz olan gücün bir tarafından tutunmayı tercih ederek tapınmasını gerçekleştirir. kontrolü yok, kafası yok her türlü yönlendirilebilinir. benim örneğim iş hayatından gelsin; patron ne derse o diyen bir insanın yanında hakkını aramanın çok zor olduğunu tahmin edebilirsiniz. boğmak istersiniz bu insanları ama acırsınız. karaktersizliğine, güçsüzlüğüne üzülürsünüz.
devamını gör...

değer verilmediği için 1.sezonda final yapan,türk dizi tarihinin en iyi fantastik dizisi olduğunu düşündüğüm başyapıt. aslen los protegidos dizisinden uyarlansa da bu çok iyi bir dizi olduğu gerçeğini değiştirmez.


tam hatırlamasam da bir tane manyak bilim adamı bazı çocuklar üzerinde deney yağıyordu diye aklımda kalmış. nedeni kendi kızının dokunduğu her şeyi çürütmesine çare bulmak. bu çocuklar arasında sanırım şöyle süper güçleri olan çocuklar vardı: elektirik kız,metalleri kontrol eden çocuk,insanlara istediğini yaptırabilen genç,bi de görünmez genç adam vardı sanırsam.


ahh ulan tilki. sevdiğine dokunamak çok kötü bir şey olmalı.
devamını gör...

çay kaşığıyla yapılan kurtarma operasyonu vasıtasıyla alınıp itinayla gömülmektedir.*

bir de çiçeği burnunda bir yazarımızmış kendisi. hoşgeldiniz diyoruz kendisine efem.

adettendir:*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çok kısa bir süre önce mobil uygulamasını gelen şikayetler doğrultusunda düzelterek çok doğru bir iş yapmış olan kitap satış mağazasıdır.

hem internet üzerinde hem de fiziksel ortamda kitap satıyorlar.

4 adet fiziksel mağazaları var. hepsi de bursa sınırları içerisinde.

biri fatih sultan mehmet bulvarı'nda, biri istanbul caddesi'nde, biri sönmez iş merkezi içinde biri de özlüce'de. özlüce'deki şubeleri, avrupa'nın en büyük kitabevi unvanını elinde bulunduruyor.

neyse bu kadar bilgilendirme yeter, şimdi gelelim benim yorumuma:

dediğim gibi kısa bir süre önce mobil uygulamalarını yenilediler ve daha rahat bir kullanım sundular. öncesinde gerçekten rezil bir mobil uygulamaları vardı, her yer her yerdeydi ve gerçekten kullanımı oldukça zordu.

ara ara güzel kampanyalar yapıyorlar ve birçok kitabı oldukça uygun fiyatlara satın alabiliyorsunuz. tabii ki ucuz kitap alacağım diye yayınevine bakmayı da ihmal etmeyin bence, her yayınevi aynı kalitede kitap sunmuyor çünkü.

ayrıca 30 tl ve üzeri kargo bedavaydı sanırsam, bu da kitap alırken gereksiz yere kargo parası vermenizin önüne geçiyor.

lakin şöyle bir sorunları var: ürünün stoklarda olup olmadığını göremiyorsunuz. atıyorum mobil uygulamadan veya internet mağazalarından sipariş verdiniz ve ürünlerden birinin stoklarda var olup olmadığını bilmiyorsunuz, ürünlerin hepsi toplu olarak elinize ulaştırıldığı için o ürünün tedarik edilmesini beklemeniz gerekiyor. bu da gerçekten zaman kaybına neden oluyor. ayrıca bu stok mevzusunu da ancak müşteri hizmetlerini arayarak öğrenebiliyorsunuz, başka yolu yok. onlar sizi aramıyor yani...
devamını gör...

topla şu saçlarını evin her yeri saç oluyor.
devamını gör...

izmir'in ara sokaklardan çıkıp bugün hala çizgisini bozmayan, kırmızı halıların üzerinde çamurlu ayakkabılarıyla dolaşmaktan çekinmeyen gurur duyulası türkçe rap müzik sanatçısı.
devamını gör...

sabah gazetesinin enstantaneler köşesini çizdiği zamandan beri takip ettiğim tespitlerin üstadı çizerdir(2000li yılların başları). bir köşesinde kazma sol bek tespiti vardı (adam saha boyu topu sürmüş kazma gibi bir orta yapmış, sonra ben daha napıyım yaa bakışıyla geri koşuyordu. ismail köybaşı'nı daha futbola başlamadan çizmiş eleman). hatta en son köşesinde kendi gidişini çizmişti diye hatırlıyorum.
çeşitli konularda çizimden çok kargacık burgacık küçük yazıları okurduk.
bu köşede çizdiklerinin derlendiği "hayatı erteleyen adam" kitabı çıkmıştı.

daha sonra servet gürbüz'le beraber hazırladıkları "genco'nun yalan dünyası" penguen dergisinde çıkmaya başladı. sonra servet gürbüz'le yolları ayırdılar. genco'nun son haftalardaki çiziminden ve biraz üstün körü apar topar konuyu bağlamasından belli oluyordu.

bir kaç hafta bağımsız tespitler yapmaya devam etti, sonradan "ortam, dünyanın en telmaşa adamı"nı tamamen kendisi çizmeye başladı ve halen devam ediyor. sanırım 10 sene filan olacak. (penguen kapandıktan sonra uykusuz'da devam etti çizmeye)

bana göre genco'nun hikayesi, ortam'dan daha iyiydi gibi. tabii bu, ortam'ın kötü olduğu anlamına gelmiyor. iki hikaye de bol bol tespit barındırdığı için okurken tadından yenmiyorlar.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

türkçe çevirisi müfreze olan en iyi film oscar ödülünü kazanan vietnam savaşı'nı belki de en iyi anlatan bir oliver stone saheseridir. * savaş nedir, savaş psikolojisi, savaş etiği gibi konularda bilgi sahibi olmamızı sağlayan ve belki de savaşın bu denli çıplaklıkla anlatıldığı tek eser.

--! spoiler !--

filmin sonunda helikopterde askerin kendiyle hesaplaşması inanılmazdır.

--! spoiler !--
devamını gör...

onu hayata hazırlamayı değil ona hayat hazırlamayı görev edinmek. ömürlerimiz sonsuz değil...
devamını gör...

betty friedan kitabıdır.bu kitabında; kadınlara toplum tarafından yüklenen kısıtlamalardan çok,kadının birey olarak tercih özgürlüğünün arttırılmasını üzerine eğilmiştir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne kadar çok bilgi;o kadar düşük ego, ne kadar az bilgi;o kadar yüksek ego/ einstein
tabi buradaki bilginin asıl kaynağı insanın kendini eğitmesi, kişiliğini geliştirmesidir.insan'nın iç zenginliği olmazsa durduğu yerin ne anlamı kalır ne de diğerlerinde bir farkı.
devamını gör...

sözlüğü bilmem de yazarları arasından dünyanın en yalakası falan çıkabilir.
devamını gör...

zweig'ın telaffuzu pek bilinmez. herkesin ağzından "sıtefan zıvayg" dökülür. lakin bu telaffuz çok yanlış. ortamlarda "abi zıvayg ne kadar büyük yazarmış ya la" - "kızım zıvayg çok romantik yazıyor ayol" *, gibi sözlere lütfen aldanmayınız. bu kişiler ellerine pek kitap alan kişiler olmasa gerek. veya alıyorlardır ama telaffuzunu bilmiyorlardır en basit haliyle ve öğrenmemişlerdir. o yüzden biz insanlar napıyoruz, yabancı isimleri söylemek için telaffuzlarını öğreniyoruz. veya dil öğrenmek de bir çözüm.

zıvayg demek nietzsche'yi ni - (y)- et-zı-çe gibi okumaya benzer. (hızlıca okumayı deneyin, tökezleyeceksiniz.) *
tabii diyebilirsiniz, "ben yabancı kelimeleri de yazıldığı gibi okuyorum." o zaman sizi alkışlarım. ayakta hem de. çünkü gerçekten de güzel bir prensip fakat yetersiz olduğunu düşünüyorum o ayrı. stefan zveig diye okursunuz böylece olur biter.

peki, o soruya geldik. peki be adam nasıl okuyalım bu kadar çıktın tepemize!(caps lock açık) est. canım... şitefan siveyg olarak okuyabilirsiniz. veyahut sıtefan siveyg olarak da olur. sivayg olarak da olur. farklı sürümleri mevcuttur efendime söyleyeyim. kombine edebilirsiniz kendi zweig'ınızı. zweig'ını kombin et, zweig'ını giydir. zweig'ını yarat! ama z harfi... o z harfi olmamalı...

z'ye hayır, s'ye evet.
devamını gör...

geçenlerde e-devletten bir belge almam gerekti. o da ne kayıtlı olduğu yer bilgisinde kocamın doğduğu yer yazıyor. yani evlendik diye niye kaç yüz yıllık ana yurdumdan ettiniz beni çok içerledim bu konuya.
devamını gör...

tanışmaktan memnun olduğum röportaj oldu. ben de anonimliğin baki kalmasından yanayım. hatta linke girerken herhangi sabit bir görüntünün olduğu sadece sesi duyacağımız röportaj bekliyordum. nedense hiç görüntü vereceklerini düşünmedim. *

bir de şunu söylemek istiyorum. ben sözlükte herkesin kendini gayet rahat (hatta beni rahatsız eden konular olmasına rağmen) ifade ettiğini görüyorum. ama sürekli memnuniyetsiz bir kitle var. bu insanlar bir sözlükten ne bekliyor gerçekten anlamıyorum. *

moderasyon ekibine memnuniyetsizlikler, iğneli başlıklar vs. oluyor. ben yazıp, okuyup çıkıyorum. ilk geldiğim dönemdeki karşılama durumu hariç modlarla bir bağım etkileşimler harici olmadı. niye sürekli bu insanları dürtükleme, bir şeyler yaptırtma, neden öyle, niye böyle değil çılgınlığı var anlamıyorum.
gereksiz isyan geliyor bana, neyse..

emek verilmiş, zaman ayırılmış. teşekkürler, güzel röportaj.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim