ayşegül aldinç
başlığının hâlâ açılmamış gördüğümde şaşırdığım 1957 doğumlu, türkiye'nin en güzel kadınlarından biri, şarkıcı, oyuncu.

bir sonraki kuşağın en güzeli için;
(bkz: sibel tüzün)

bir sonraki kuşağın en güzeli için;
(bkz: sibel tüzün)
devamını gör...
soğuk ve yağışlı hava şartlarında terk edilmek
kedi veya köpekseniz eğer zor bir durumdur.. buz gibi havada çaresiz bir başına
devamını gör...
nefesim nefesine
aşkı en güzel anlatan karacaoğlan şiiri ,zülfü livaneli'nin sesinden de efsanevi bir türkü. o kadar huzurlu ve duygulu ki..
'nesine yar nesine..'
--- alıntı ---
yatar gül harmanı gibi
canımın dermanı gibi
her yanında çiçek açmış
binboğa ormanı gibi
nesine yar nesine
ölürüm ben sesine
bir daha vursa idi
nefesin nefesime
saçın yüzüne perde
yüreğim düştü derde
ayak üstü duramam
seni gördüğüm yerde
--- alıntı ---
dinlemek isteyenler için buradan
'nesine yar nesine..'
--- alıntı ---
yatar gül harmanı gibi
canımın dermanı gibi
her yanında çiçek açmış
binboğa ormanı gibi
nesine yar nesine
ölürüm ben sesine
bir daha vursa idi
nefesin nefesime
saçın yüzüne perde
yüreğim düştü derde
ayak üstü duramam
seni gördüğüm yerde
--- alıntı ---
dinlemek isteyenler için buradan
devamını gör...
sanat eserinin analizi
sanat eserini yorumlamakta önem arz eden şey, bence sanat tüketicisinin kendisidir. duygusal etki kuramı bağlamında bir eseri yorumlamak nasıl olmalı ?
bu fotoğrafta en önemli imge, kuşkusuz, yere saçılan hamburger ve patates cipsleri.
ikinci önemli unsur ise cadde ve yağmur suyu ızgarası.
kadrajın ortasına, bağrı açık, baygın halde yatan bir erkek ve ona yatak odasında uyuyormuşçasına sarılan bir kadın koyarak, kompozisyonu başarıyla tamamlamış sanatçı.
tam olarak sanat tüketicisine hitap eden bir eser bu.
fast food yaşam tarzının insan ilişkilerindeki rolü, diye bir başlık açıp değerlendirebiliriz bu eseri.
ınsanların insanlarla olan ilişkisi,
vucutların vucutlarla olan ilişkisi,
kadın erkek ilişkilerindeki; partnerini tüketme arzusu,
ılişkilerdeki saplantılı eğilimler,
herşeyin maddiyata endeksli olduğu toplumsal yaşamda, yalnızca cinsellikle karşılanan haz alma paradigması,
samimiyet ve bağlılık mı? yoksa simbiyotik ilişkiler ve eğlence mi?
gibi alt başlıklar açarak değerlendirmeler yapılabilir. ayrıca kadrajdaki imgeler arasında farklı metaforlarda kurgulanabilir.
bu fotoğrafta en önemli imge, kuşkusuz, yere saçılan hamburger ve patates cipsleri.
ikinci önemli unsur ise cadde ve yağmur suyu ızgarası.
kadrajın ortasına, bağrı açık, baygın halde yatan bir erkek ve ona yatak odasında uyuyormuşçasına sarılan bir kadın koyarak, kompozisyonu başarıyla tamamlamış sanatçı.
tam olarak sanat tüketicisine hitap eden bir eser bu.
fast food yaşam tarzının insan ilişkilerindeki rolü, diye bir başlık açıp değerlendirebiliriz bu eseri.
ınsanların insanlarla olan ilişkisi,
vucutların vucutlarla olan ilişkisi,
kadın erkek ilişkilerindeki; partnerini tüketme arzusu,
ılişkilerdeki saplantılı eğilimler,
herşeyin maddiyata endeksli olduğu toplumsal yaşamda, yalnızca cinsellikle karşılanan haz alma paradigması,
samimiyet ve bağlılık mı? yoksa simbiyotik ilişkiler ve eğlence mi?
gibi alt başlıklar açarak değerlendirmeler yapılabilir. ayrıca kadrajdaki imgeler arasında farklı metaforlarda kurgulanabilir.
devamını gör...
tez canlı
'iki şey aklı ve tedbiri bozar. biri acele etmek, biri de olmayacak şeyi istemek' demiş
hz. ali.
'ey tez canlı, aceleci, ham kişi! bir dama bile basamak basamak bir merdivenle çıkılır.' demiş mevlana. tabii hayat bir yolculuk hamdım piştim yandım derken geçer alelacele. acelenin içinde bu kadar telaş niye?
(araya acelecileride kattım) belki kendimde feyz alırım diye.
hz. ali.
'ey tez canlı, aceleci, ham kişi! bir dama bile basamak basamak bir merdivenle çıkılır.' demiş mevlana. tabii hayat bir yolculuk hamdım piştim yandım derken geçer alelacele. acelenin içinde bu kadar telaş niye?
(araya acelecileride kattım) belki kendimde feyz alırım diye.
devamını gör...
sevdiğim başka sevenim başka
hayat bazen böyledir. neyi isterseniz o sizden uzaktır. sizi isteyenlerden de siz uzaksınızdır.. herkesin kendini seveni sevmesi mümkün olsaydı herkes bir kaç kişiyi sevmek zorunda kalırdı. ve ben ortada kalırdım bomboş..
devamını gör...
masallardaki ulaşım araçları
bal kabağından yapılan fayton.
devamını gör...
araba ile uzun yolculuğu bir seviye yukarı taşıyan detaylar
hafif kapalı bir hava, iyi müzikler, sakin bir yol.
olursa sağı solu ormansa o yolun öff diyorum.
olursa sağı solu ormansa o yolun öff diyorum.
devamını gör...
rektörü cumhurbaşkanının atamasının mantığı
1981 üniversite reformundan önceki yıllarda, türk yükseköğretim sistemi beş tür kurumdan oluşmaktaydı:
(1) üniversiteler,
(2) milli eğitim bakanlığı'na bağlı akademiler,
(3) bir kısmı diğer bakanlıklara, çoğu milli eğitim bakanlığı'na bağlı iki yıllık meslek yüksekokulları ile konservatuvarlar,
(4) milli eğitim bakanlığı'na bağlı üç yıllık eğitim enstitüleri,
(5) mektupla öğretim yapan yaykur
yükseköğretimin tüm düzeyleri için etkili ve koordineli bir merkezi plânlamanın olmaması, özellikle de altmışlı ve yetmişli yıllarda yükseköğretim kurumlarının sayısı, çeşidi ve öğrenci sayıları ile başka bir çok hususta gözlenen hızlı artış nedeniyle yukarıda belirtilen yükseköğretim sistemi bir süre sonra başarısızlık ve yozlaşma işaretleri vermeye başlamıştır. bunlara ek olarak 1960-80 arasında ortaya çıkan siyasi, sosyal ve ekonomik sorunlar, yükseköğretimdeki kötüye gidişi daha da artırmıştır. bu nedenle yetmişli yılların sonunda köklü bir reform kaçınılmaz hale gelmiş ve sonunda 1981 reformu yürürlüğe konmuştur.
yükseköğretim, 1981'de çıkarılan 2547 sayılı yükseköğretim kanunu ile akademik, kurumsal ve idari yönden yeniden yapılanma sürecine girmiştir. bu kanunla ülkemizdeki tüm yükseköğretim kurumları yükseköğretim kurulu (yök) çatısı altında toplanmış, akademiler üniversitelere, eğitim enstitüleri eğitim fakültelerine dönüştürülmüş ve konservatuvarlar ile meslek yüksekokulları üniversitelere bağlanmıştır. böylece, söz konusu kanun hükümleri ve anayasa'nın 130. ve 131. maddeleriyle kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluş olan yükseköğretim kurulu, tüm yükseköğretimden sorumlu tek kuruluş haline gelmiştir.
türk yükseköğretim sistemi 1982 yılı itibarıyla yirmiyedi üniversite ile bunlara bağlı fakülte, enstitü, yüksekokul, konservatuvar ve yüksekokullarından oluşan birleşik bir yapıya dönüştürülmüştür. bu meyanda, yaykur'un işlevleri anadolu üniversitesi'ne devredilmiştir.
ezcümle, üniversite meselesi 1960'lı yıllarda başlayan ve 1980 askeri darbesine kadar 20 yıl boyunca süren öğrenci hareketleri, akademinin siyasallaşması vb nedenlerle 1980 darbesinden sonra üniversitelerin raptı zapt altına alınması amacıyla çıkarılan 2547 sayılı kanunun cumhurbaşkanına verdiği yetkiye dayanır. (2547 sayılı kanunda defalarca değişiklik yapılmış ancak rektörlerin atanması konusunda herhangi bir değişiklik olmamıştır.)
rivayet odur ki, dönemin devlet başkanı kenan evren, rektörlerin atanması işinin cumhurbaşkanınca yapılmasını istememiş ancak etrafındaki "kraldan çok kralcı" olan tayfa, bu yetkinin cumhurbaşkanına ait olmasının uygun olacağını söyleyerek kendisini ikna etmiştir.
o gün bugündür türkiye'de rektörleri cumhurbaşkanı atamıştır. kanunun değişmediği sürece de rektörler bu şekilde atanmaya devam edecek, her (yeni) rektör atamasında (cumhurbaşkanı kim olursa olsun) siyasal biat/akademik liyakat tartışmaları olacaktır.
(1) üniversiteler,
(2) milli eğitim bakanlığı'na bağlı akademiler,
(3) bir kısmı diğer bakanlıklara, çoğu milli eğitim bakanlığı'na bağlı iki yıllık meslek yüksekokulları ile konservatuvarlar,
(4) milli eğitim bakanlığı'na bağlı üç yıllık eğitim enstitüleri,
(5) mektupla öğretim yapan yaykur
yükseköğretimin tüm düzeyleri için etkili ve koordineli bir merkezi plânlamanın olmaması, özellikle de altmışlı ve yetmişli yıllarda yükseköğretim kurumlarının sayısı, çeşidi ve öğrenci sayıları ile başka bir çok hususta gözlenen hızlı artış nedeniyle yukarıda belirtilen yükseköğretim sistemi bir süre sonra başarısızlık ve yozlaşma işaretleri vermeye başlamıştır. bunlara ek olarak 1960-80 arasında ortaya çıkan siyasi, sosyal ve ekonomik sorunlar, yükseköğretimdeki kötüye gidişi daha da artırmıştır. bu nedenle yetmişli yılların sonunda köklü bir reform kaçınılmaz hale gelmiş ve sonunda 1981 reformu yürürlüğe konmuştur.
yükseköğretim, 1981'de çıkarılan 2547 sayılı yükseköğretim kanunu ile akademik, kurumsal ve idari yönden yeniden yapılanma sürecine girmiştir. bu kanunla ülkemizdeki tüm yükseköğretim kurumları yükseköğretim kurulu (yök) çatısı altında toplanmış, akademiler üniversitelere, eğitim enstitüleri eğitim fakültelerine dönüştürülmüş ve konservatuvarlar ile meslek yüksekokulları üniversitelere bağlanmıştır. böylece, söz konusu kanun hükümleri ve anayasa'nın 130. ve 131. maddeleriyle kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluş olan yükseköğretim kurulu, tüm yükseköğretimden sorumlu tek kuruluş haline gelmiştir.
türk yükseköğretim sistemi 1982 yılı itibarıyla yirmiyedi üniversite ile bunlara bağlı fakülte, enstitü, yüksekokul, konservatuvar ve yüksekokullarından oluşan birleşik bir yapıya dönüştürülmüştür. bu meyanda, yaykur'un işlevleri anadolu üniversitesi'ne devredilmiştir.
ezcümle, üniversite meselesi 1960'lı yıllarda başlayan ve 1980 askeri darbesine kadar 20 yıl boyunca süren öğrenci hareketleri, akademinin siyasallaşması vb nedenlerle 1980 darbesinden sonra üniversitelerin raptı zapt altına alınması amacıyla çıkarılan 2547 sayılı kanunun cumhurbaşkanına verdiği yetkiye dayanır. (2547 sayılı kanunda defalarca değişiklik yapılmış ancak rektörlerin atanması konusunda herhangi bir değişiklik olmamıştır.)
rivayet odur ki, dönemin devlet başkanı kenan evren, rektörlerin atanması işinin cumhurbaşkanınca yapılmasını istememiş ancak etrafındaki "kraldan çok kralcı" olan tayfa, bu yetkinin cumhurbaşkanına ait olmasının uygun olacağını söyleyerek kendisini ikna etmiştir.
o gün bugündür türkiye'de rektörleri cumhurbaşkanı atamıştır. kanunun değişmediği sürece de rektörler bu şekilde atanmaya devam edecek, her (yeni) rektör atamasında (cumhurbaşkanı kim olursa olsun) siyasal biat/akademik liyakat tartışmaları olacaktır.
devamını gör...
to bid you farewell
harika bir opeth parçasıdır. hafif karamsar havası ve huzur verici melodisiyle dinleyiciye yüksek bir enstrümantal keyif verir, parçayı sözsüz sandığınız anda kudretli bir vokal bu altyapıya eşlik eder. 11 dakikaya yakın bir uzunlukta olduğunu bu tanımı girerken öğrendim. hiçbir zaman bu kadar uzun gelmedi.
devamını gör...
odak
önemli yer, merkez anlamındadır.
ayrıca bir ışık veya ısı kaynağından yayılan ışınların toplandığı yer anlamına da gelir.
ayrıca bir ışık veya ısı kaynağından yayılan ışınların toplandığı yer anlamına da gelir.
devamını gör...
porno izleyen kadın
izleyebilirler sorun yokta , hem izleyip hem hayır ya izlemiyorum iğrenç diyen hatunları anlamıyorum. bir keresinde "hayır , izlemiyorum." diyen bir kadının internet geçmişinde "(bkz: anal) , ameteur , turkish" ve hamsterli logolar görmüştüm.
devamını gör...
yerli amerikalı
ingilizcesi native american... aynı zamanda american ındians, first americans, ındigenous americans olarak geçer.
amerika kıtasının gerçek sahipleridir. amerikanın batı tarafından keşfi ve kolonizasyondan önce orada yaşayan kişilerdir.
yerli amerikalı sözlü samoa, havai yerlileri, navajo , inuit gibi amerika kıtasının yerli halklarını tanımlar.
redskin yani kızılderili terimi ise apache, cheyenne gibi etnik grupları ve kabileleri tanımlamakta kullanılan argo kelimedir.
eskimo yine aşağılayıcı bir terimdir. çiğ et yiyen anlamına gelir. avrupalı yerleşimcilerin yerlilere yakıştırdıkları addır. halbuki bu grup yaşadıkları bölgeye ve bağlı oldukları sosyal kültüre göre kendilerini inuit, ınupiat, yupik ve alutiit gibi isimlerle anar.
kanada, amerika ve avrupada eskimo ve kızılderili tanımlamaları aşağılayıcı, hakaret niteliğindeki tanımlamalar olarak kabul edilmektedir.
türkçede hala kızılderili ve eskimo tanımlamaları yaygın olarak kullanılmakla birlikte kültürel hassasiyetlerin artmasıyla değişeceğini ummaktayım. bu gruplardan bahsederken ya grubun orijinal adını kullanınız samao, apache gibi ya da yerli amerikalı, ilk amerikalı gibi tanımlamaları kullanınız.
unutmayın türklerde bir dönem avrupalılar tarafından barbar olarak tanımlanmışlardır. bu kişileri ait oldukları etnik grup ya da kendi tanımlamaları yerine başkalarının verdikleriyle tanımlamak, bugün birinin sizi türk ya da türkiyeli yerine barbar olarak tanımlamasıyla aynıdır.
amerika kıtasının gerçek sahipleridir. amerikanın batı tarafından keşfi ve kolonizasyondan önce orada yaşayan kişilerdir.
yerli amerikalı sözlü samoa, havai yerlileri, navajo , inuit gibi amerika kıtasının yerli halklarını tanımlar.
redskin yani kızılderili terimi ise apache, cheyenne gibi etnik grupları ve kabileleri tanımlamakta kullanılan argo kelimedir.
eskimo yine aşağılayıcı bir terimdir. çiğ et yiyen anlamına gelir. avrupalı yerleşimcilerin yerlilere yakıştırdıkları addır. halbuki bu grup yaşadıkları bölgeye ve bağlı oldukları sosyal kültüre göre kendilerini inuit, ınupiat, yupik ve alutiit gibi isimlerle anar.
kanada, amerika ve avrupada eskimo ve kızılderili tanımlamaları aşağılayıcı, hakaret niteliğindeki tanımlamalar olarak kabul edilmektedir.
türkçede hala kızılderili ve eskimo tanımlamaları yaygın olarak kullanılmakla birlikte kültürel hassasiyetlerin artmasıyla değişeceğini ummaktayım. bu gruplardan bahsederken ya grubun orijinal adını kullanınız samao, apache gibi ya da yerli amerikalı, ilk amerikalı gibi tanımlamaları kullanınız.
unutmayın türklerde bir dönem avrupalılar tarafından barbar olarak tanımlanmışlardır. bu kişileri ait oldukları etnik grup ya da kendi tanımlamaları yerine başkalarının verdikleriyle tanımlamak, bugün birinin sizi türk ya da türkiyeli yerine barbar olarak tanımlamasıyla aynıdır.
devamını gör...
yazarların en sıkıcı özelliği
aşırı dakik olmam, eleştirel ve fazla detaycı davranmam.
devamını gör...
sedanter
sedanter yaşam tarzı, düzensiz fiziksel aktivitenin olduğu ya da fiziksel aktivitenin olmadığı bir yaşam tarzıdır. sedanter yaşam tarzı yaşayan bir kişi halk dilinde "sersem" ya da "tembel" olarak bilinir. yaygın olarak gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde bulunurlar. sedanterlerin güçlü fiziksel aktiviteleri çok azdır veya hiç yoktur. genelde okuma, televizyon seyrederken oturma, video oyunları oynama ve bilgisayar kullanma gibi faaliyetlerde bulunurlar. sedanter yaşsm tarzı, ölümün önlenebilir sebepleri arasındadır. aşırı ekran süresi olumsuz sağlık sonuçlarına neden olur. günde 5 saatten fazla oturanlar için bu risk daha fazladır. hareketsizlik arttıkça kronik hastalıklara yakalanma riski artar.
devamını gör...
rte’nin daha neler olacak neler bunlar iyi günler demesi
dolar 47 lira olabilir.
devamını gör...
annesini telefonuna annem diye kaydeden kadın
(bkz: ne diyem mahmut mu diyem)
devamını gör...
laktofenol pamuk mavisi
kültürde üreyen küf mantarlarını tanımaya yarayan özel boyama yöntemidir.
devamını gör...

