fuckbuddy'e aşık olmak
bu salaklığı bir ben yapardım zaten dediğim durumdur.
devamını gör...
acaba bir simülasyonun içinde miyiz sorunsalı
aslında yeniymiş gibi görünen fakat düşünüldüğü vakit pek de yeni olmayan bir konudur. en basit tabirle, en azından ben bu referansı kullanacağım, mevlana’nın ya da doğunun mistik öğretilerinde bunları görebiliyoruz. “gerçek sandığımız şeyler bir yanılsama, aslında biz yoğuz, hepsi illüzyon” minvalindeki görüşler bunu doğruluyor. fakat neyin bilim, neyin bilim olmadığı konusunda hemfikir olmamız gerekiyor ki bu teorinin bilimselliği yoktur. uzun bir yazı olacak bu arada. yok ya vazgeçtim, yazmıyorum. bu kadarı hepimize yeter. mis gibi tanım girdim bence.
devamını gör...
sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur
yavuz sultan selim'in şah ismail'e yazdığı şiirdir.
"sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyar olur
sadıkane belki ol alemde serdar olur
yar olur ağyar olur serdar olur didar olur" şiirin özelliği; soldan sağa ve yukarıdan aşağı okunduğunda mısraların aynı olmasıdır. yani dizelerin ilk kelimeleri birinci dizeyi, ikinci kelimeleri ikinci dizeyi verir.
"sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyar olur
sadıkane belki ol alemde serdar olur
yar olur ağyar olur serdar olur didar olur" şiirin özelliği; soldan sağa ve yukarıdan aşağı okunduğunda mısraların aynı olmasıdır. yani dizelerin ilk kelimeleri birinci dizeyi, ikinci kelimeleri ikinci dizeyi verir.
devamını gör...
29 aralık 2020 dsö’den covid-19'dan daha şiddetli olabilecek salgın uyarısı
kötü günler geride kaldı, sırada daha kötü günler var demek isteyen dsö uyarısı.
covid-19 salgınındaki ölüm oranlarının ortaya çıkan diğer hastalıklara kıyasla düşük olduğunu vurgulayan dsö acil durumlar programı direktörü ryan, "gelecekte daha da şiddetli olabilecek bir salgına karşı hazırlanmalıyız" dedi.
--- alıntı ---
basın toplantısında soruları cevaplayan dsö acil durumlar programı direktörü mike ryan, günümüz dünyasının bilim ve aşılar konusunda ileri bir safhada olduğunu vurguladı.
ryan, covid-19 salgınının şiddetli olduğunu ve küresel çapta hızla yayıldığını belirterek "muhakkak ki bu salgın en büyük olanı değil. bu virüs çok bulaşıcı, insanları öldürüyor ve pek çok kişiyi sevdiklerinden mahrum ediyor" ifadelerini kullandı.
covid-19 vaka sayısının dikkate alındığında salgındaki ölüm oranlarının ortaya çıkan diğer hastalıklara kıyasla düşük olduğunu vurgulayan ryan, "bu bir uyarı alarmıdır. gelecekte daha da şiddetli olabilecek bir şeye (salgına) karşı hazırlanmalıyız" uyarısında bulundu.
--- alıntı ---
kaynak
covid-19 salgınındaki ölüm oranlarının ortaya çıkan diğer hastalıklara kıyasla düşük olduğunu vurgulayan dsö acil durumlar programı direktörü ryan, "gelecekte daha da şiddetli olabilecek bir salgına karşı hazırlanmalıyız" dedi.
--- alıntı ---
basın toplantısında soruları cevaplayan dsö acil durumlar programı direktörü mike ryan, günümüz dünyasının bilim ve aşılar konusunda ileri bir safhada olduğunu vurguladı.
ryan, covid-19 salgınının şiddetli olduğunu ve küresel çapta hızla yayıldığını belirterek "muhakkak ki bu salgın en büyük olanı değil. bu virüs çok bulaşıcı, insanları öldürüyor ve pek çok kişiyi sevdiklerinden mahrum ediyor" ifadelerini kullandı.
covid-19 vaka sayısının dikkate alındığında salgındaki ölüm oranlarının ortaya çıkan diğer hastalıklara kıyasla düşük olduğunu vurgulayan ryan, "bu bir uyarı alarmıdır. gelecekte daha da şiddetli olabilecek bir şeye (salgına) karşı hazırlanmalıyız" uyarısında bulundu.
--- alıntı ---
kaynak
devamını gör...
keşke anlatacak kelime olsa
kelimelerin kifayetsiz kalma durumudur. benim için kötü bir şeydir genelde. insanlara bir şey anlatmaya mecalim kalmadığında ya da anlatmakla bir şey olmayacağını fark ettiğimde kullanırım.
devamını gör...
ahmed arif
-hasretinden prangalar eskittim-
“seni, anlatabilmek seni.
iyi çocuklara, kahramanlara.
seni anlatabilmek seni,
namussuza, halden bilmeze,
kahpe yalana.
ard arda kaç zemheri,
kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
dışarda gürül- gürül akan bir dünya…
bir ben uyumadım,
kaç leylim bahar,
hasretinden prangalar eskittim.
saçlarına kan gülleri takayım,
bir o yana
bir bu yana…”
ahmet kaya, cem karaca gibi sanatçılar tarafından birçok şiiri bestelenen şair.
“seni, anlatabilmek seni.
iyi çocuklara, kahramanlara.
seni anlatabilmek seni,
namussuza, halden bilmeze,
kahpe yalana.
ard arda kaç zemheri,
kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
dışarda gürül- gürül akan bir dünya…
bir ben uyumadım,
kaç leylim bahar,
hasretinden prangalar eskittim.
saçlarına kan gülleri takayım,
bir o yana
bir bu yana…”
ahmet kaya, cem karaca gibi sanatçılar tarafından birçok şiiri bestelenen şair.
devamını gör...
yolu uzatmaya sebep olan şeyler
eve girmeden yakılan yolluk sigarası. bazen de evde ki istenmeyen misafirlerin varlığı.
devamını gör...
karanlık
"aydınlığı fark edemiyorsak karanlık nedir ki?" diye sordu adam, önünde nesiller boyu sürecek bir insan karanlığı vardı, onlara ve onlarla konuşuyordu. "uzaklara gideceksiniz bugün, razı olmamak üzere" diye ilave etti sesini daha da yükseltip. "razı gelmediğimiz her şey bizi olmamız gereken yere, karanlığa daha da çabuk götürecek" dedi sonra, kalabalıktaki onay mırıltılarının yerini daha yüksek perdeden çıkan sloganlar almaya başlamıştı. onlara göre uğrunda ölecekleri adamın dediği her şey doğruydu, katıksız bir itaat eğitiminden geçmiş karanlık sürü izlerini ardında bırakarak oldukları yerden ayrıldı. rastladıkları diğer tüm insanlarla karanlık uğruna savaşıp yollarına sayıları nerdeyse hiç kalana kadar devam ettikler, öyle bir an geldi ki karanlık uğruna savaşan kocaman ordudan sadece iki kişi kaldı geriye, o ikiden biri diğerine döndü.
"aynıydık, karanlıktık zaten, şimdi aydınlığı ve kendimizi de sonsuza kadar öldürmenin vakti" dedi ve elindeki hançeri önce ordudaşının sonra da kendi kalbine saplayarak dünyada mutlak karanlığı başlattı.
"aynıydık, karanlıktık zaten, şimdi aydınlığı ve kendimizi de sonsuza kadar öldürmenin vakti" dedi ve elindeki hançeri önce ordudaşının sonra da kendi kalbine saplayarak dünyada mutlak karanlığı başlattı.
devamını gör...
türklerin sanatla olan ilişkisi
türklerin geçmişte sanatla olan ilişkisinden bahsetmeyeceğim çünkü ben de türklerin sanatçı olduklarına inanıyorum. günümüzde sanata bakış açısındaki yozlaşma ve özellikle tahribatla ilgili bir şeyler karalamak isterim.
tarihin istisnasız her döneminde uygarlıkların gelip geçtiği ve kültürlerinden parçalar bıraktığı başka bir ülke var mıdır eserlerini yok etmek için özenle çaba sarfeden? sanmıyorum. günümüzde eserler restorasyonda mahvediliyor bir kere.* insanlar tarihi eserlere ismini yazıyor ya. kaç yüzyıllık eserin üzerine sprey boya alıp adını yazacak kadar kendini nasıl önemli görebilirsin? anlayamıyorum.
yukarıdaki tanımda da söylenmiş zaten, sanatın herhangi bir dalıyla uğraşmak ya da sergi, müze gezmek insanlara gereksiz geliyor. resim çekmek için gezilmiyorsa eğer. bu alanlarla uğraşan insanların da şevki kırılıyor doğal olarak.
tarih okudum duramadım üzerine müzecilik okuyorum şimdi. sanatın hiç bir dalında yetenekli değilim* ama bir sanat sevdalısıyım. bu sığ bakış açısı beni çok üzüyor ama düzeleceğini düşünmüyorum. çok şeyin değişmesi lazım.
tarihin istisnasız her döneminde uygarlıkların gelip geçtiği ve kültürlerinden parçalar bıraktığı başka bir ülke var mıdır eserlerini yok etmek için özenle çaba sarfeden? sanmıyorum. günümüzde eserler restorasyonda mahvediliyor bir kere.* insanlar tarihi eserlere ismini yazıyor ya. kaç yüzyıllık eserin üzerine sprey boya alıp adını yazacak kadar kendini nasıl önemli görebilirsin? anlayamıyorum.
yukarıdaki tanımda da söylenmiş zaten, sanatın herhangi bir dalıyla uğraşmak ya da sergi, müze gezmek insanlara gereksiz geliyor. resim çekmek için gezilmiyorsa eğer. bu alanlarla uğraşan insanların da şevki kırılıyor doğal olarak.
tarih okudum duramadım üzerine müzecilik okuyorum şimdi. sanatın hiç bir dalında yetenekli değilim* ama bir sanat sevdalısıyım. bu sığ bakış açısı beni çok üzüyor ama düzeleceğini düşünmüyorum. çok şeyin değişmesi lazım.
devamını gör...
palermo
godfather’in memleketidir. hemen hemen her yere yuruyerek gidebileceginiz kucuk bir sehirdir. her adimda polis arabalarin olmasi, gitmeden onceki “mafya sehridir” onyargisini destekleyen his uyandiriyor. bazi sokaklari hem sirin hem de biraz urkutucuydu.
kendi cektigim birkac fotografi da eklemek isterim. (subat, 2020).




yerli pizzalari hamsili pizzadir ve dikdortgen dilim olarak servis ederler.
kendi cektigim birkac fotografi da eklemek isterim. (subat, 2020).




yerli pizzalari hamsili pizzadir ve dikdortgen dilim olarak servis ederler.
devamını gör...
this war of mine
saraybosna kuşatmasından esinlenerek yaratılan oyundur. kuşatma altındaki sivillerin yaşamını oyuncuya neredeyse birebir aktarır.
oyunda aç kalmamak, hastalanmamak, ısınabilmek ve kendini savunabilmek için binbir takla atmanız gerekir. sıradan sivillerle yıkıntılar arasında tekinsiz dolaşırken içiniz daralabilir.
oyun tamamen sizin vicdanınızı sınıyor, zor bir durumda aç kalmamak için çalar mısınız? hasta birinin daha çok ihtiyacı olduğunu bile bile ilaçları kendinize saklar mısınız? savunmak için bile olsa birisini öldürebilir misiniz? bir çocuğun çok istediği bir oyuncağı yiyecek için takasla feda edebilir misiniz?
(örneğin; yaşlı bir çiftin evinden çok ihtiyacınız olan bir ilacı zorla aldığınızda, bir kaç gün sonra o çiftin evine tekrar giderseniz orayı terk ettiklerini ya da öldüklerini görebiliyorsunuz. eğer o ilacı almasanız evinizi paylaştığınız kişi ölebilirdi. sürekli bu şekilde ikilemlerde bırakıyor oyun sizi.)
oyun sonunda tüm kararlarınızı ve sonuçlarını bir rapor halinde size sunuyor.. her ne kadar sanal bir gerçeklik olsa da sonuçta aldığınız kararlar vicdanınızı rahatsız edebilir.
özellikle kışın soğuk günlerinde içinizin daha da ürpermesine neden olabilir.
oyunda aç kalmamak, hastalanmamak, ısınabilmek ve kendini savunabilmek için binbir takla atmanız gerekir. sıradan sivillerle yıkıntılar arasında tekinsiz dolaşırken içiniz daralabilir.
oyun tamamen sizin vicdanınızı sınıyor, zor bir durumda aç kalmamak için çalar mısınız? hasta birinin daha çok ihtiyacı olduğunu bile bile ilaçları kendinize saklar mısınız? savunmak için bile olsa birisini öldürebilir misiniz? bir çocuğun çok istediği bir oyuncağı yiyecek için takasla feda edebilir misiniz?
(örneğin; yaşlı bir çiftin evinden çok ihtiyacınız olan bir ilacı zorla aldığınızda, bir kaç gün sonra o çiftin evine tekrar giderseniz orayı terk ettiklerini ya da öldüklerini görebiliyorsunuz. eğer o ilacı almasanız evinizi paylaştığınız kişi ölebilirdi. sürekli bu şekilde ikilemlerde bırakıyor oyun sizi.)
oyun sonunda tüm kararlarınızı ve sonuçlarını bir rapor halinde size sunuyor.. her ne kadar sanal bir gerçeklik olsa da sonuçta aldığınız kararlar vicdanınızı rahatsız edebilir.
özellikle kışın soğuk günlerinde içinizin daha da ürpermesine neden olabilir.
devamını gör...
okuduğun bir kitabı pudra şekerine uyarla
beyoğlu'nun en güzel pudra şekeri.
devamını gör...
sürekli atatürk düşmanlığı yapan klavye dincisi
işi gücü bırakıp 7/24 rıza nur denilen morfinmanın deli saçması iddialarını tekrarlayan bağnaz bir tiptir. din maskesi altında yapılan hırsızlıklara, adam kayırmacılığa, haksızlığa dair tek kelam edecek yüreği yoktur. 800 girdisi varsa 700'ü o yobaz kafasından üfürdüğü mesnetsiz atatürk iftiralarıdır. ya geçimini bizim vergilerimizle sağlayan tipik bir aktroldür ya da o veya bu cemaatin, tarikatın sosyal medyada görevlendirilmiş müritidir. ekseriyeti badem bıyıklarını korkudan yeni kesmiştir.
devamını gör...
aşık veysel şatıroğlu
çay var içersen ben var seversen ile başlayan şiirin kendisine ait olmadığı ve kaçan karısının ayakkabısının altına para yerleştirdiği hikayesinin de gerçek olmadığı bizzat torunu tarafından açıklığa kavuşturulmuş.
devamını gör...
dizi film ve şarkı başlıkları başıboşlara taşınsın kampanyası
bir sözlükte diziler, filmler ve şarkılar konuşulmayacaksa ne konuşulacak sorusunu akıllara getiren kampanya. ne gözüksün sol frame'de, kadınların şöyle olması, erkeklerin şunu giyinmesi, seks yaparken yatağın ritmik gıcırdaması falan mı?
devamını gör...
senin klavyenden çıkanı gözün görüyor mu
bir de senin klavyenden çıkanla monitörde gördüğünün aynı olmadığının farkında değil misin acaba? şekli vardır.
ismail abinin meşhur "senin ağzından çıkanla kulağının duyduğunun aynı olmadığının farkında değil misin acaba?" sözünün sözlükçesidir.
ismail abinin meşhur "senin ağzından çıkanla kulağının duyduğunun aynı olmadığının farkında değil misin acaba?" sözünün sözlükçesidir.
devamını gör...
turgut uyar
" sizin alınız al inandım
sizin morunuz mor inandım
tanrınız büyük amenna
şiiriniz adamakıllı şiir
dumanı da caba . "
sizin morunuz mor inandım
tanrınız büyük amenna
şiiriniz adamakıllı şiir
dumanı da caba . "
devamını gör...
ayak divanı
olağan üstü hallerde padişahın başkanlığında kubbealtı dışında toplanan ve padişah hariç diğer katılanların ayakta durmalarından dolayı bu adla anılan divan. 16. yüzyılda kanuni sultan süleyman döneminde görülmeye başlanmasıyla birlikte daha çok 17. yüzyılda görülmüştür ayak divanları. ve osmanlı tarihinde çok önemli bir yer kapsar.
16.yüzyılda bariz bir noktaya ulaşmış tutarsızlıklarda yapılan ayak divanları, 17.yüzyılda özellikle sultan 1. ahmed'in saltanatından sonra doruk noktasına ulaşmıştır. devletin içindeki karışıklıklar, kapıkulu sipahileri ve yeniçerilerin sayılarının inanılmaz artışları, yeteneksiz devlet adamlarının ekonomiyi iyi yönetememesi sonucu paranın ayarının düşmesi gibi sebeplerden defalarca kez ayak divanı yapılmıştır.
bu ayak divanlarının en kanlı geçtiği dönem ise 4.murad dönemidir diye rahatlıkla söylemek mümkün. çocuk yaşta tahta geçen padişah devlet işlerinde etkin olamadığı için her istediklerini bir şekilde alan asiler, yeri gelmiş bir veziri dahi meydanda parçalamış, istediklerini almayı başarmışlar.
tabi bu tutumları sultan muradın zaten sert olan mizacını iyice tetiklemiş, ve dizginleri eline aldığında kendisinden her istediklerini alan bu asilerin hiçbirine acımamıştır.
16.yüzyılda bariz bir noktaya ulaşmış tutarsızlıklarda yapılan ayak divanları, 17.yüzyılda özellikle sultan 1. ahmed'in saltanatından sonra doruk noktasına ulaşmıştır. devletin içindeki karışıklıklar, kapıkulu sipahileri ve yeniçerilerin sayılarının inanılmaz artışları, yeteneksiz devlet adamlarının ekonomiyi iyi yönetememesi sonucu paranın ayarının düşmesi gibi sebeplerden defalarca kez ayak divanı yapılmıştır.
bu ayak divanlarının en kanlı geçtiği dönem ise 4.murad dönemidir diye rahatlıkla söylemek mümkün. çocuk yaşta tahta geçen padişah devlet işlerinde etkin olamadığı için her istediklerini bir şekilde alan asiler, yeri gelmiş bir veziri dahi meydanda parçalamış, istediklerini almayı başarmışlar.
tabi bu tutumları sultan muradın zaten sert olan mizacını iyice tetiklemiş, ve dizginleri eline aldığında kendisinden her istediklerini alan bu asilerin hiçbirine acımamıştır.
devamını gör...
