orta şut karışımı bir vuruş
türk futbol spikerlerinin artık gına getiren anlatım cümlelerinden biridir.
türkiye’de kendini yenilemeyi beceremeyen iki alandan biri çamaşır suyu ve deterjan reklamlarının metin yazarları ile futbol spikerleri olabilir.
bunun farkında oldukları için de bazen orijinal bir cümle kurmaya çalışırken rezil rüsva olmaları da kaçınılmazdır elbette. tafarel’in gözlerinden öpülmesinin bir üstüne çıkmak isterken kendini rüştü’nün her yerini öperken bulan spikeri unutmadık, unutmayacağız.
orta şut karışımı vuruş ise şöyle bir şey oluyor: orta yapmaya çalışan futbolcu topu ya olması gerekenden daha sert ya daha yüksek atıyor ya da ceza sahası içine değil doğrudan kalenin üzerinden dışarı gönderiyor. bu aslında berbat bir orta ama biz onu şutla karıştırıp servis ediyoruz.
ikinci durumda ise iyi bir şut çıkartamayan futbolcu topu kaleye değil de ceza sahasına yolluyor ya da dengesiz bir vuruş yaparak topu arkadaşına gönderiyor ve yahut da şut olması gerekenden daha yavaş gidip kalecinin eldivenlerinde eriyor. bu da kötü bir şut ama biz onu orta sosuna bandırmayı tercih ediyoruz.
iyi niyetli ama zayıf türkçesi olan spikerlerimiz için sabri reyizden muz bir orta rica ediyorum.
türkiye’de kendini yenilemeyi beceremeyen iki alandan biri çamaşır suyu ve deterjan reklamlarının metin yazarları ile futbol spikerleri olabilir.
bunun farkında oldukları için de bazen orijinal bir cümle kurmaya çalışırken rezil rüsva olmaları da kaçınılmazdır elbette. tafarel’in gözlerinden öpülmesinin bir üstüne çıkmak isterken kendini rüştü’nün her yerini öperken bulan spikeri unutmadık, unutmayacağız.
orta şut karışımı vuruş ise şöyle bir şey oluyor: orta yapmaya çalışan futbolcu topu ya olması gerekenden daha sert ya daha yüksek atıyor ya da ceza sahası içine değil doğrudan kalenin üzerinden dışarı gönderiyor. bu aslında berbat bir orta ama biz onu şutla karıştırıp servis ediyoruz.
ikinci durumda ise iyi bir şut çıkartamayan futbolcu topu kaleye değil de ceza sahasına yolluyor ya da dengesiz bir vuruş yaparak topu arkadaşına gönderiyor ve yahut da şut olması gerekenden daha yavaş gidip kalecinin eldivenlerinde eriyor. bu da kötü bir şut ama biz onu orta sosuna bandırmayı tercih ediyoruz.
iyi niyetli ama zayıf türkçesi olan spikerlerimiz için sabri reyizden muz bir orta rica ediyorum.
devamını gör...
yazarların engellediği ilk yazar
ılk zamanlar sürekli mesaj atan birisini engellemiştim. meğer kendisi moderetörmüş ve onlar engellemezmiş. engelleme girişimi olarak kaldı, başka kimseyi engellemedim.
devamını gör...
her ortamda sakinliğini korumak
bu kişi benimdir. karşımdaki delirsin , ağlasın, kendini yerlere atsın umrumda olmaz. umrumda olduğu anlarda da içimde yaşarım asla göstermem. kendimden biliyorum bu kişiler aslında kaygı düzeyi yüksek kişilerdir. sabırlı olmazlarsa kötü şeyler olacağını düşünüp böyle kalmayı tercih ederler.
devamını gör...
aksi ve nalet
herkese merhabalar, iyi geceler.
doğrudur, sözlük gececisidir kendileri.
mümkün mertebe sözlükte geceleri nöbet bırakır, tanımsız bırakmaz.
doğrudur, sözlük gececisidir kendileri.
mümkün mertebe sözlükte geceleri nöbet bırakır, tanımsız bırakmaz.
devamını gör...
sivas katliamı
33 aydının diri diri yakıldığı ve dönemin başbakanı tansu çillerin “ vatandaşlarımız zarar görmemiştir” açıklaması yaparak nasıl bir insan olduğunu açıkça beyan ettiği katliamdır.
her 2 temmuzda aklıma hep aynı fotoğraf düşer. behçet aysan, uğur kaynar ve benim için türk dilinin en büyük şairi olan metin altıok’un merdivende ölümü bekledikleri o kare:

türkiye’nin üç büyük şairi o merdivende yakıldı. yazmak bile bu kadar can yakarken, yakmak nasıl bir vicdansızlık gerektirir siz düşünün. bu katliamı savunup ama onlar da şöyle yaptı, böyle yaptı diyen insanların vicdanı da o ateşi tutuşturanlarınki kadardır.
bir ülke şairlerini yakarsa geleceğini karartır elbette. bu günler o yangınlardan miras bize.
orda çıkan dumanlar yüzünden göz gözü görmüyor yalnız ve güzel ülkemde. ülkem elinde kibritle dolaşan adamlara kaldı çünkü.
ama biz biliyoruz ve herkes bilsin istiyoruz ki sizin ateşleriniz bu toprağın türkülerini, şiirlerini yakıp kül etmeye yetmeyecek. biz yine metin abiyi, behçet aysan’ı, uğur kaynar’ı okumaya, canım hasret gültekin’i dinlemeye devam edeceğiz çünkü “ düştüğün yerde, derman sendedir.”
her 2 temmuzda aklıma hep aynı fotoğraf düşer. behçet aysan, uğur kaynar ve benim için türk dilinin en büyük şairi olan metin altıok’un merdivende ölümü bekledikleri o kare:

türkiye’nin üç büyük şairi o merdivende yakıldı. yazmak bile bu kadar can yakarken, yakmak nasıl bir vicdansızlık gerektirir siz düşünün. bu katliamı savunup ama onlar da şöyle yaptı, böyle yaptı diyen insanların vicdanı da o ateşi tutuşturanlarınki kadardır.
bir ülke şairlerini yakarsa geleceğini karartır elbette. bu günler o yangınlardan miras bize.
orda çıkan dumanlar yüzünden göz gözü görmüyor yalnız ve güzel ülkemde. ülkem elinde kibritle dolaşan adamlara kaldı çünkü.
ama biz biliyoruz ve herkes bilsin istiyoruz ki sizin ateşleriniz bu toprağın türkülerini, şiirlerini yakıp kül etmeye yetmeyecek. biz yine metin abiyi, behçet aysan’ı, uğur kaynar’ı okumaya, canım hasret gültekin’i dinlemeye devam edeceğiz çünkü “ düştüğün yerde, derman sendedir.”
devamını gör...
bir ailenin çocuğuna yapacağı en büyük kötülük
onu baskı altında büyütmektir.
ona şefkat göstermemek kötü davranmaktır.
ve kısıtlamaktır.
ona şefkat göstermemek kötü davranmaktır.
ve kısıtlamaktır.
devamını gör...
nikola tesla
"nefretiniz elektriğe dönüştürülebilseydi bütün dünyayı aydınlatmaya yeterdi."
(nikola tesla)
(nikola tesla)
devamını gör...
açıklama ve anlama
açıklama ve anlama, tüm bilimler için önem arz eden ve iç içe olan faaliyetlerdir. insan, doğası gereği tabiatıyla bilmek, anlamak ister. bunun bir adım sonrası da açıklamadır. anlama ve açıklama eylemleri, asırlardır insanları meşgul eden ve diğer canlılardan keskin bir şekilde ayıran sayılı olgulardan birisi olmuştur. bu iki faaliyetin benzer olduğu yönleri kolayca görebiliriz. mesela, ikisi de insanî merakın bir ürünüdür. aristoteles’in sözünde belirttiği gibi “bütün insanlar doğal olarak bilmek ister.” iki faaliyet de birbiri olmadan çok şey ifade etmez. çünkü anlayıp açıklayamayan insan, bilgiyi yayamayacak ve lokal bir aydınlanma ile sınırlı kalınacaktır. bir diğer yandan açıklama zaten anlamadan yapılamayacağı için tezat olacak örneği düşünemeyiz bile. çağlar ilerledikçe ve bilim de artık günümüzdeki haline bürünmeye başladıkça artık bu iki eylem farklı manalar kazanmıştır. çünkü bilimler artık dallanıp budaklanmaya ve metotları da ayrışmaya başlamıştır. örnek olarak doğa bilimleri ve sosyal bilimleri vermemiz mümkündür. sosyal bilimlerin metotları, doğa bilimlerinden ayrıştığı için “bilim” kavramı da tartışılabilir olmuştur ve benim okuduğum kaynaklara göre sosyal bilimlerden bilim unvanının alınmasını yeğleyen pozitivist bir kitle de oluşmuştur. fakat yüzyıllar önce böyle bir ayrım yoktu ve açıklama, anlama faaliyetleri de yüzeysel bir şekilde değerlendirilebilirdi. ancak şu an bilimlere göre bu tür bir ayrım yapmamız mümkündür ve yapılıyor. açıklama, daha çok doğa bilimleri ile özdeşleştirilirken; anlama faaliyeti ise sosyal bilimlerle özdeşleştirilmektedir. bunun sebebi bu bilimlerin ortaya çıkış sebepleridir. sosyal bilimlerin var olma sebebinin anlamak, doğa bilimlerinin ise olan olayları açıklamak olduğunu görebiliyoruz. bu keskin ayrım, açıklama ve anlamanın eskiye nazaran modern dünyada yapılmakta olan ayrımını gözler önüne seren bir ayrımdır. yani kısaca günümüzde açıklama ve anlamanın ayrıştığı nokta, bilimlerin ve bilim yapanların motivasyonları ve var olma nedenleridir. elbette ki bu sadece benim açımdan ve çok küçük bir pencereden bakılarak yapılmış bir yorumdur. ancak yapılan farklı yorumların oluşturacağı senteze bir katkı da bizi doğruya bir basamak daha yaklaştıracaktır.
devamını gör...
1 mayıs 2021 beşiktaş hatayspor maçı
şampiyon belli 2. kim ? *
devamını gör...
yusuf atılgan
sustu. konuşmak gereksizdi. bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. biliyordu; anlamazlardı.
aylak adam kitabında böyle demiş yazardır. nefis.
aylak adam kitabında böyle demiş yazardır. nefis.
devamını gör...
40 yaşında evi ve arabası olmayan insan
40 yasindan sonra zengin olanı da gördüm. 40 yaşında dibe vuranı da. inançlı insanlar için su sözü unutmasınlar:*
devamını gör...
çikolatalı pasta vs meyveli pasta
çikolatalı pasta ile tarafımı seçiyorum. ama ailecek bir doğum günü kutlaması ise kesin meyveli pasta gelir çünkü söz konusu annem yani emir büyük yerden.kendi doğum günü pastamı çikolatalı istediğim için tavır yapan ve benim meyveli pasta sevdiğimi bilmiyor musun diyende kendisidir. sonuç olarak beni doğurduğu için seçme hakkı o'na aittir.
herhangi kriz yaşamamak adına ortak fikir meyveli olsada benim kalbim hep çikolatadan yana..
herhangi kriz yaşamamak adına ortak fikir meyveli olsada benim kalbim hep çikolatadan yana..
devamını gör...
zeki olmanın dezavantajları
zeki olmayıp kendine zekiyim diyen insanlara maruz kalmak en büyük dezavantajı.
tanımları okuyunca ''maşallah bu ülkede ne kadar da çok zeki insan varmış'' dediğim başlık.
tanımları okuyunca ''maşallah bu ülkede ne kadar da çok zeki insan varmış'' dediğim başlık.
devamını gör...
makarna salatası
bol turşulu buzdolabında iyice soğumuş halde yaz aylarında evde balkonda dizi izlerken kola ile gömülmesi gereken yiyecektir. hastasıyım.
devamını gör...
simurg
ilk örneklerine iran edebiyatında rastlanan, zümrüdüanka kuşu olarak da bilinen efsanevi kuş.
devamını gör...
duymaya tahammül edilemeyen sesler
horlama sesi, yakınlarda horlayan bir birey uykunuzu mafeder.
devamını gör...
yedi numara dizisi replikleri
armağan’ın aşk, sevda bunların benim gözümde değeri sıfır demesi üzerine haydar dehasıyla aşkı tanımlamıştır:
“sıfır bir değer değildir. bir sayı bile degildir. ancak başka bir sayının yanına gelince değer yaratır, tıpkı sevda gibi. sevdanın da tek başına değeri yok. ille de biri olmalı. sıfır ne kadar çoksa sayı o kadar çoğalır. sevda ne kadar çoksa insan o kadar çoğalır, büyür.
sana dese ki biri, "sevdamı al, kendine ekle, bir ömür ile çarp, sonra sonsuza eşitle". yine değeri sıfır mı olur senin için?
“sıfır bir değer değildir. bir sayı bile degildir. ancak başka bir sayının yanına gelince değer yaratır, tıpkı sevda gibi. sevdanın da tek başına değeri yok. ille de biri olmalı. sıfır ne kadar çoksa sayı o kadar çoğalır. sevda ne kadar çoksa insan o kadar çoğalır, büyür.
sana dese ki biri, "sevdamı al, kendine ekle, bir ömür ile çarp, sonra sonsuza eşitle". yine değeri sıfır mı olur senin için?
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çizimleri
devamını gör...


