call me by your name
şahsen, kitabı okuduktan sonra filminin çıkacağını duyduğumda kitabın vereceği etkiyi vereceğini düşünmüyordum çünkü kitaptan uyarlanan filmler genelde etkisini kaybeder düşüncesindeydim. ama beni yanılttı. film en az kitap kadar güzeldi -elbet kitap kadar ayrıntılı değildi- izlediğim en iyi kitaptan uyarlanan filmler arasında diyebilirim. ve son olarak bir alıntı yapmak istiyorum "call me by your name and i'll call you by mine."
devamını gör...
sıkça söylenen yalanlar
telefonu değiştirdim numaralar silinmiş.
devamını gör...
yazarların yaşadığı paranormal olaylar
paranormal olup olmadığını bilmediğim bir hikayemi anlatayım bende o zaman. çünkü delinin tekiyim gerçek olup olmadığı konusunda emin değilim. neyse.
bir gün gece 4 buçuk 5 gibi uyanmıştım. su içtim geri yattım. yarım saat sonra felan kulağımda karışık garip sesler çınlamaya başladı. çok kısık bir şekilde erkek sesi geliyor bir kadın sesi ise onu bilerek bastırıyormuş gibi çok hırçındı. defalarca kalk diye tekrarladı sanki bir an önce uyanmamı ister gibi. sol kulağımda bir acıyla açtım gözlerimi. ağlayarak uyanmıştım, elim ise direkt sol kulağıma gitmişti. hafif bir kırmızılık gördüğümde çok korkmuştum. tabi ben feryat figan bağırırken annem odama çoktan dalmıştı. kulağımın arkasının çizildiğini söylediğinde iyice tırsan ben hava iyice aydınlanana kadar gözümü kırpmamıştım. garipti.
bir gün gece 4 buçuk 5 gibi uyanmıştım. su içtim geri yattım. yarım saat sonra felan kulağımda karışık garip sesler çınlamaya başladı. çok kısık bir şekilde erkek sesi geliyor bir kadın sesi ise onu bilerek bastırıyormuş gibi çok hırçındı. defalarca kalk diye tekrarladı sanki bir an önce uyanmamı ister gibi. sol kulağımda bir acıyla açtım gözlerimi. ağlayarak uyanmıştım, elim ise direkt sol kulağıma gitmişti. hafif bir kırmızılık gördüğümde çok korkmuştum. tabi ben feryat figan bağırırken annem odama çoktan dalmıştı. kulağımın arkasının çizildiğini söylediğinde iyice tırsan ben hava iyice aydınlanana kadar gözümü kırpmamıştım. garipti.
devamını gör...
kaiken
jean-christophe grange tarafından yazılan, 2012 yılında ilk baskısı yapılan, polisiye-gerilim türündeki roman. başkomiser olivier passan, japon karısı naoko'yla boşanmanın eşiğindedir. bu arada fransa'nın seine-saint-denis ilinde vahşi cinayetler işlenmektedir. katil, hamile kadınların karınlarını yarıp, çıkardığı fetüsleri yakmaktadır. grange bu kez fransa da başlayan bir hikayeyi japonya da bitirerek tüm okuyucuları yine ustalıkla ters köşe yapmayı başarıyor.
devamını gör...
evrim hakkında hiçbir şey bilmeden evrim vardır diyen tip
evrim teorisi karşıtı dincilerden daha tehlikelidir.**
bunların en güzel örneği şu, dezavantajlı ve azınlık gruplar hakkında* evrimsel olarak şöyleler, genetik olarak bu konuda başarısızlar, doğaları böyle* bik bik diye öten, kaynağı göt olan iddiaları ortaya atan tiplerdir.
hatta geçenlerde sözlükte bence evrimsel olarak kadınlar rererö diyen bir pekin ördeği vardı yanlış hatırlamıyorsam.
şu cümleye iyi bakın: "bence evrimsel olarak", "bence" ve "evrimsel olarak"...
bu ikisini akademik bir ortamda dile getirse t...k oğlanı olacak halbuki haberi yok.*
şunu iyi idrak etmek gerekiyor: evrim dediğiniz şey öyle, tanrı gibi her şeye kılıf ve kaynak olarak gösterebileceğiniz belirsiz, ucu açık bir kavram değil. evrim bilimsel bir olgu ve kaynaklık ettiği iddialar da en az kendisi kadar bilimsel olmak zorunda.
bu konuda hatırı sayılır bir eğitim almamış hiç kimse bu konu hakkında kıçından tespit uydurmamalı ve uyduramaz da zaten; her şeyden önce etik değil bu.
"bence" diye söze başlayıp milyonlarca yıllık biyolojik süreçler hakkında yardıran arkadaşın da odtü'de profesör olmadığı herkesin tahmin edebileceği bir şey.*
(küçük bir not: burada bahsettiğim şey, yorum yapmamak değil. elbette ki insan okuduğu, gördüğü şeyler hakkında yorum yapacak ama önemli olan bunu uzman olmadığı konularda işin gurusuymuş gibi yapmaması. hele ki ayrımcı fikirlerle.)*
yalnız o değil de, dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama bu, evrimsel süreci kendi saçma inanç ve düşüncelerini meşrulaştırmak için kullanan güruh yüzünden evrim ve genetik yeni bir din olmak üzere ki bunun ucu çok pis yerlere çıkabilir. zamanında bilim adı altında kafa tası ölçümlerinden veya beyin büyüklüğünden üstün ırk, cins, millet bilmem ne tespiti gibi akla ziyan uygulamalar vasıtasıyla ne boklar yendiği hepimizin malumu.
son olarak şunu belirteyim: eğer gerçek bir uzmanın bu tür mecralardaki kahvehane teorisyenlerinden ne kadar farklı olduğunu merak ediyorsanız gidip iyi bir üniversitenin ilgili bölümlerinden birinde bir derse konuk olabilirsiniz. *
bunların en güzel örneği şu, dezavantajlı ve azınlık gruplar hakkında* evrimsel olarak şöyleler, genetik olarak bu konuda başarısızlar, doğaları böyle* bik bik diye öten, kaynağı göt olan iddiaları ortaya atan tiplerdir.
hatta geçenlerde sözlükte bence evrimsel olarak kadınlar rererö diyen bir pekin ördeği vardı yanlış hatırlamıyorsam.
şu cümleye iyi bakın: "bence evrimsel olarak", "bence" ve "evrimsel olarak"...
bu ikisini akademik bir ortamda dile getirse t...k oğlanı olacak halbuki haberi yok.*
şunu iyi idrak etmek gerekiyor: evrim dediğiniz şey öyle, tanrı gibi her şeye kılıf ve kaynak olarak gösterebileceğiniz belirsiz, ucu açık bir kavram değil. evrim bilimsel bir olgu ve kaynaklık ettiği iddialar da en az kendisi kadar bilimsel olmak zorunda.
bu konuda hatırı sayılır bir eğitim almamış hiç kimse bu konu hakkında kıçından tespit uydurmamalı ve uyduramaz da zaten; her şeyden önce etik değil bu.
"bence" diye söze başlayıp milyonlarca yıllık biyolojik süreçler hakkında yardıran arkadaşın da odtü'de profesör olmadığı herkesin tahmin edebileceği bir şey.*
(küçük bir not: burada bahsettiğim şey, yorum yapmamak değil. elbette ki insan okuduğu, gördüğü şeyler hakkında yorum yapacak ama önemli olan bunu uzman olmadığı konularda işin gurusuymuş gibi yapmaması. hele ki ayrımcı fikirlerle.)*
yalnız o değil de, dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama bu, evrimsel süreci kendi saçma inanç ve düşüncelerini meşrulaştırmak için kullanan güruh yüzünden evrim ve genetik yeni bir din olmak üzere ki bunun ucu çok pis yerlere çıkabilir. zamanında bilim adı altında kafa tası ölçümlerinden veya beyin büyüklüğünden üstün ırk, cins, millet bilmem ne tespiti gibi akla ziyan uygulamalar vasıtasıyla ne boklar yendiği hepimizin malumu.
son olarak şunu belirteyim: eğer gerçek bir uzmanın bu tür mecralardaki kahvehane teorisyenlerinden ne kadar farklı olduğunu merak ediyorsanız gidip iyi bir üniversitenin ilgili bölümlerinden birinde bir derse konuk olabilirsiniz. *
devamını gör...
her şeyi açıklayan en kısa söz
hayırlısı böyleymiş.
devamını gör...
inek bağımlılığı
öğretmenliğe başladığım ilk yıllarda bir öğrencimde rast geldiğim tuhaf ve üzücü bir altyapısı olan takıntıdır.
yeni bir öğretmen olduğum için dev bir okulda sadece dokuzuncu sınavlara derse girerek bir sene geçirdim. on tane dokuzuncu sınıf okuturken karşılaştığım en ilginç hikayelerden biridir inek bağımlılığı.
ilk kompozisyon dersinde öğrencilerin yazdıklarını sıkılarak okurken aslında hiçbir tuhaflık çarpmadı gözüme ama dönem ilerledikçe yazdırdığım her konu başlığına inekler ile ilgili bir kompozisyon yazan öğrenci dikkatimi çekti.
konu başlığı ne olursa olsun öğrencim sadece ineklerle ilgili bir yazı yazıyordu. mesela teknoloji başlığını verdiğim zaman ahırın kapısına taktırdıkları sensörden bahseden öğrencim konu başlığı trekking olunca otlatmaya çıkardığı inekleri anlatıyordu. temizlikten dem vursak ineklerin ve ahırın temizliğinden, kişisel gelişimden bahsetsek ineklerle konuşmanın yararından parçalar okuyordum öğrencimin kaleminden.
rehber öğretmen arkadaşımla konuşmaya gittiğimde şöyle bir hikaye ile karşılaştım. bu öğrencimin anne ve babası bir trafik kazasında hayatını kaybedince çocuk köyde babaanne ve dedesi ile yaşamaya başlar. dedesi ve babaannesi çok yaşlı insanlar olduğu ve çocuk da pek arkadaş edinemediği için öğrencimin tek dünyası bakımını üstlendiği ve arkadaş olarak gördüğü inekler olur.
dört sene boyunca her yazısında ineklerden bahsetmeye devam etti öğrencim. inek bağımlığı bitmese de daha eğlenceli bir yöne evrildi. sınıf arkadaşları bu sefer ne yazdı diye merak etmeye başladı zamanla ve inek bağımlılığı sayesinde arkadaş edinmeye başladı öğrencim.
hala inekleri var meslektaşımın ve artık sınıfta öğrencilerine ineklerinden bahsediyor.
yeni bir öğretmen olduğum için dev bir okulda sadece dokuzuncu sınavlara derse girerek bir sene geçirdim. on tane dokuzuncu sınıf okuturken karşılaştığım en ilginç hikayelerden biridir inek bağımlılığı.
ilk kompozisyon dersinde öğrencilerin yazdıklarını sıkılarak okurken aslında hiçbir tuhaflık çarpmadı gözüme ama dönem ilerledikçe yazdırdığım her konu başlığına inekler ile ilgili bir kompozisyon yazan öğrenci dikkatimi çekti.
konu başlığı ne olursa olsun öğrencim sadece ineklerle ilgili bir yazı yazıyordu. mesela teknoloji başlığını verdiğim zaman ahırın kapısına taktırdıkları sensörden bahseden öğrencim konu başlığı trekking olunca otlatmaya çıkardığı inekleri anlatıyordu. temizlikten dem vursak ineklerin ve ahırın temizliğinden, kişisel gelişimden bahsetsek ineklerle konuşmanın yararından parçalar okuyordum öğrencimin kaleminden.
rehber öğretmen arkadaşımla konuşmaya gittiğimde şöyle bir hikaye ile karşılaştım. bu öğrencimin anne ve babası bir trafik kazasında hayatını kaybedince çocuk köyde babaanne ve dedesi ile yaşamaya başlar. dedesi ve babaannesi çok yaşlı insanlar olduğu ve çocuk da pek arkadaş edinemediği için öğrencimin tek dünyası bakımını üstlendiği ve arkadaş olarak gördüğü inekler olur.
dört sene boyunca her yazısında ineklerden bahsetmeye devam etti öğrencim. inek bağımlığı bitmese de daha eğlenceli bir yöne evrildi. sınıf arkadaşları bu sefer ne yazdı diye merak etmeye başladı zamanla ve inek bağımlılığı sayesinde arkadaş edinmeye başladı öğrencim.
hala inekleri var meslektaşımın ve artık sınıfta öğrencilerine ineklerinden bahsediyor.
devamını gör...
edür
edebiyatsever ve her tanımı ayrı güzel olan, takip edilesi yazarımız.
yeni yılda her şey gönlünce olsun güzel insan.
yeni yılda her şey gönlünce olsun güzel insan.
devamını gör...
birine söylenecek en kötü söz
sen anlamazsın.
devamını gör...
ağlamıyoruz diye derdimiz yok sanıyorlar
bir sorun olduğunda zaten çözer diye düşünülür kolay kolay kimse yardım eli uzatmaz bu insanlara. gerçi uzatan olursa da ben hallederim derler genellikle. dünya başlarına yıkılsa en iyi şekilde hazırlanır hiçbir şey olmamış gibi işe giderler bir gün sonra. dünya’da en az hacmi kaplayan insanlar olduklarını düşünüyorum.
devamını gör...
satın alınan veya sahiplenilen hayvanı umursamamak
küfür etmemek elde değil böyle insanlara.
yaklaşık birkaç ay önce gözünde enfeksiyon olan bir kedi buldum. tedavisini yaptırdım, iyileştirdim ve bir yakınımıza sahiplendirdim. bugün aldığım mesajda köpek sahiplendiklerinden ve kedinin "çok tüy dökmesinden" dolayı kediyi geri vermek istediklerini söylediler. 2. kedilerini de sokağa atmışlar. işleri güçleri şov. 2 fotoğraf çekinip sosyal medyada paylaşmak için hayvan sahipleniyorlar.
benim aklım almıyor. o hayvan sana alıştı seni evi yaptı. senin ne hakkın var hayvanın psikolojisiyle oynamaya?
yaklaşık birkaç ay önce gözünde enfeksiyon olan bir kedi buldum. tedavisini yaptırdım, iyileştirdim ve bir yakınımıza sahiplendirdim. bugün aldığım mesajda köpek sahiplendiklerinden ve kedinin "çok tüy dökmesinden" dolayı kediyi geri vermek istediklerini söylediler. 2. kedilerini de sokağa atmışlar. işleri güçleri şov. 2 fotoğraf çekinip sosyal medyada paylaşmak için hayvan sahipleniyorlar.
benim aklım almıyor. o hayvan sana alıştı seni evi yaptı. senin ne hakkın var hayvanın psikolojisiyle oynamaya?
devamını gör...
yaprak dökümü
hayriye hanım karakterini oynayan güven hokna'nın yerel seçimlerde dsp' den"aman ağzımızın tadı kaçmasın üsküdar" sloganıyla belediye başkanı adayı olması olayını hala aşamıyorumdur.
devamını gör...
kullanıcı adın bir cevap olsaydı sorusu ne olurdu sorunsalı
- nikin var mı?
nikimyok: nikim yok
nikimyok: nikim yok
devamını gör...
küçük şeylerin tanrısı
bir arundhati roy kitabıdır.
2007 yılında man booker ödülünü kazanan bu roman kazandığı tüm ödüllerden bağımsız olarak her türlü övgüye ve saygıya sonuna kadar layıktır benim gözümde. hem de yazarın edebi yeteneğine, kurgusuna ve anlatım becerilerine bile bakmaya gerek görmeden. abartı gibi gelebilir bu yazdıklarım ama bu kitap sadece yazıldığı için bile saygıyı hak ediyor.
böyle bir romanı ancak hintli bir yazar yazabilirdi dersem kimseye haksızlık yapmış olmam sanırım. küçük şeylerin tanrısı. kitabın sadece ismi bile insanı kitabı satın alıp okumaya ikna etmek için yeterli. isimleri güzel olan kitapları seviyorum.
aslında klasik bir fakir oğlan zengin kız konusu üzerinde dönüyor kitap ama yazar o kadar kendine has, o kadar büyüleyici bir şekilde anlatmış ki bu dinleye dinleye bıktığımız hikayeyi sayfalar ilerledikçe sanki her şeyi ilk kez duyuyormuş gibi hissediyor okur.
yasak bir aşkın bir aileyi yer ile yeksan etmesini anlatırken yazar sanki okurun yanına oturup bu hikayeyi bir ninni söyler gibi sadece o an kitabı elinde tutan kişiye aktarıyor.
sanki arundhati roy küçük şeylerin tanrısı.
2007 yılında man booker ödülünü kazanan bu roman kazandığı tüm ödüllerden bağımsız olarak her türlü övgüye ve saygıya sonuna kadar layıktır benim gözümde. hem de yazarın edebi yeteneğine, kurgusuna ve anlatım becerilerine bile bakmaya gerek görmeden. abartı gibi gelebilir bu yazdıklarım ama bu kitap sadece yazıldığı için bile saygıyı hak ediyor.
böyle bir romanı ancak hintli bir yazar yazabilirdi dersem kimseye haksızlık yapmış olmam sanırım. küçük şeylerin tanrısı. kitabın sadece ismi bile insanı kitabı satın alıp okumaya ikna etmek için yeterli. isimleri güzel olan kitapları seviyorum.
aslında klasik bir fakir oğlan zengin kız konusu üzerinde dönüyor kitap ama yazar o kadar kendine has, o kadar büyüleyici bir şekilde anlatmış ki bu dinleye dinleye bıktığımız hikayeyi sayfalar ilerledikçe sanki her şeyi ilk kez duyuyormuş gibi hissediyor okur.
yasak bir aşkın bir aileyi yer ile yeksan etmesini anlatırken yazar sanki okurun yanına oturup bu hikayeyi bir ninni söyler gibi sadece o an kitabı elinde tutan kişiye aktarıyor.
sanki arundhati roy küçük şeylerin tanrısı.
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
sözlük rozetlerine, yazarların istedikleri şekilde değerlendirebileceği boş bir rozet eklenebilir ya da onun yerine rozet bölümüne istediğimiz şeyi koyabileceğimiz bir seçenek mesela.
tanım: dikkate alınıp alınmadığını merak ettiğim öneriler.
tanım: dikkate alınıp alınmadığını merak ettiğim öneriler.
devamını gör...


