her başlığın zaten açılmış olması
(bkz: alternatif bkz)
devamını gör...
bâcıyân-ı rûm
ahi evran'ın eşi fatma bacı tarafından kurulan bir teşkilattır. anlamı ''anadolu kadınlar birliği''dir.
devamını gör...
bir şehir bir kütüphane
(bkz: angelica kütüphanesi)(bkz: biblioteca angelica)
italya'nın roma şehrinde bulunan angelica kütüphanesi 1604 yılında kurulmuş ve 1609 yılında halkın hizmetine açılmıştır.bir piskopos(katoliklerde papazlığın en yüksek aşamasına ulaşmış olan, belli bir bölgenin din işlerini yürüten papazlara verilen ünvan) olan angelo rocca tarafından kurulan kütüphane yine italya'nın milan şehrinde bulunan ambrosiana kütüphanesinden sonra avrupa'nın en eski ikinci kütüphanesi konumunda yer alır.
angelica kütüphanesi, reform ve sayaç reformu ile ilgili en önemli belgeler ve edebiyattan bilimin bütün alanlarına, zihinsel anlaşmazlıklara kadar varan geniş bir koleksiyondan oluşan kütüphane bünyesinde 200.000'den fazla kitap barındırmaktadır.kütüphane ayrıca dünyaca ünlü dante, boccaccio ve petrarch'ın eserlerinden ve paha biçilemez nadir eserlerinden oluşan geniş koleksiyonlarıyla da ünlüdür ayrıca 15. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar uzanan italyan tiyatrosu arşivi ve edebiyat eserleri de kütüphane koleksiyonu içerisinde bulunmaktadır.1940 yılından itibaren arcadia akademisinin(1690 yılında roma'da kurulan italyan edebiyat akademisi,eserlerinde klasiklere ve özellikle yunan-roma pastoral şiirine dayanan daha doğal, basit bir şiirsel üslup aramışlardır.) arşivlerini de barındıran kütüphane,1975 yılından bu yana italya kültür bakanlığı denetimindedir.


italya'nın roma şehrinde bulunan angelica kütüphanesi 1604 yılında kurulmuş ve 1609 yılında halkın hizmetine açılmıştır.bir piskopos(katoliklerde papazlığın en yüksek aşamasına ulaşmış olan, belli bir bölgenin din işlerini yürüten papazlara verilen ünvan) olan angelo rocca tarafından kurulan kütüphane yine italya'nın milan şehrinde bulunan ambrosiana kütüphanesinden sonra avrupa'nın en eski ikinci kütüphanesi konumunda yer alır.
angelica kütüphanesi, reform ve sayaç reformu ile ilgili en önemli belgeler ve edebiyattan bilimin bütün alanlarına, zihinsel anlaşmazlıklara kadar varan geniş bir koleksiyondan oluşan kütüphane bünyesinde 200.000'den fazla kitap barındırmaktadır.kütüphane ayrıca dünyaca ünlü dante, boccaccio ve petrarch'ın eserlerinden ve paha biçilemez nadir eserlerinden oluşan geniş koleksiyonlarıyla da ünlüdür ayrıca 15. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar uzanan italyan tiyatrosu arşivi ve edebiyat eserleri de kütüphane koleksiyonu içerisinde bulunmaktadır.1940 yılından itibaren arcadia akademisinin(1690 yılında roma'da kurulan italyan edebiyat akademisi,eserlerinde klasiklere ve özellikle yunan-roma pastoral şiirine dayanan daha doğal, basit bir şiirsel üslup aramışlardır.) arşivlerini de barındıran kütüphane,1975 yılından bu yana italya kültür bakanlığı denetimindedir.


devamını gör...
arz ederim vs rica ederim
sanılanın aksine "rica ederim" cümlesi emir anlamına gelir. karşıdan onay beklenilmez yapılması istenir.
arz etmek ise karşı tarafa bir şeyin yapılabilirliğini sunmaktır.
bu nedenlerden dolayı resmi kurumlara gönderilen dilekçelerde arz ederim demek zorunludur.
üst, asta rica eder. ast, üste arz eder.
arz etmek ise karşı tarafa bir şeyin yapılabilirliğini sunmaktır.
bu nedenlerden dolayı resmi kurumlara gönderilen dilekçelerde arz ederim demek zorunludur.
üst, asta rica eder. ast, üste arz eder.
devamını gör...
bocalamak
aslen bir yelkencilik terimidir. rüzgarda sürüklenmek, yalpalamak anlamına gelir. insani boyutta 'kafası karışmış' anlamında da kullanılabilmektedir.
devamını gör...
30 yıl önce donan su ayısının yeniden canlanması
bilim insanlarının 30 yıl sonra donmuş bir hayvanı hayata döndürmeyi başardığı bildirildi. minik hayvan 1983'te antarktika'daki yosun tabakasından alınmış, 2014'te buzu çözülmüştü.
japonya ulusal kutup araştırmaları enstitüsü, bilim insanlarının antarktika'dan getirdikleri "tardigrad"ı yeniden canlandırmayı başardığını belirtti.
"su ayısı" veya "yosun domuz yavrusu" olarak bilinen bu canlılar, çok minik ve suda yaşayan 1 milimetreden küçük, ekstrem ve düşmanca koşullarda bulunan "ekstremofiller".
metabolizma faaliyetlerini kayda değer süreler boyunca yavaşlatabiliyor veya durdurabiliyorlar.
cryobiology adlı bilimsel dergide yayımlanan araştırmaya göre 1983'te antarktika'daki yosun bitkileri arasında tardigradlara rastlandı. bulundukları yerden çıkarılan canlılar eksi 20 santigrat derecede saklandı. mayıs 2014'te buzları başarıyla çözüldü.
bir yumurta ve yaşayan bir hayvan yeniden canlandırıldı. canlı hayvan iki haftanın ardından hareket edip yiyecek tüketmeye başladı. yumurtaysa 14'ü başarıyla çatlayan toplam 19 yumurta bıraktı. yumurtadan çıkan yeni doğmuş hayvanlarda herhangi bir kusur veya anormallik bildirilmedi.
buradan
devamını gör...
yüksek lisans
türkiye'de çoğu bölüm için ayağa düşmüş hadise. literatür taramayı bilmeyen, alıntı, kaynakça nedir bilmeyen, iki kelimeyi bir araya getirip cümle kuramayan ne kadar insan varsa bakıyorum yüksek lisans yapıyor. ancak çok subjektif bir tanım olduğu için bu dediklerim içerisinde bulunduğum sosyal bilimler ile alakalı. en azından böyle bir daraltma yapmalıyım.
yök'ün kullanıma sunduğu ulusal tez merkezinden bihaber birçok yüksek lisans öğrencisi gördüm. sen burayı bilmiyorsan çalışacağın alanda ne yazılmış, ne çalışılmış nasıl bildin de tez konusu belirledin? burayı taramadan nasıl literatür taramasını tam yapmış olacaksın?
bir yazar arkadaşın yukarıda da belirttiği üzere danışman da bu konuda çok önemlidir. ilgisiz ya da size bir şey kat(a)mayacak bir danışman ile yola çıkarsanız o yol bitmez.
yök'ün kullanıma sunduğu ulusal tez merkezinden bihaber birçok yüksek lisans öğrencisi gördüm. sen burayı bilmiyorsan çalışacağın alanda ne yazılmış, ne çalışılmış nasıl bildin de tez konusu belirledin? burayı taramadan nasıl literatür taramasını tam yapmış olacaksın?
bir yazar arkadaşın yukarıda da belirttiği üzere danışman da bu konuda çok önemlidir. ilgisiz ya da size bir şey kat(a)mayacak bir danışman ile yola çıkarsanız o yol bitmez.
devamını gör...
mayonez
eğer gerçekten kalitelisi alınırsa veya yapılırsa tadı çok güzel olan sostur.
bimden, şoktan 2-3 liraya alınan mayonez, mayonez değildir.
bimden, şoktan 2-3 liraya alınan mayonez, mayonez değildir.
devamını gör...
geceye bir 45'lik bırak
you’ll never walk alone - frank sinatra
devamını gör...
geceye bir 90'lar şarkısı bırak
zeynep-inadı bırak.
devamını gör...
bir insanın zeki olduğunu gösteren detaylar
“birinin zekası katlanabildiği belirsizliklerin çokluğuyla ölçülebilir.”– ımmanuel kant
devamını gör...
hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor sorusu
yine kimsenin hayallerini süsleyen olamamışız.
devamını gör...
kızıl nelson'un her entrysini şikayet eden insan
zaman zaman gündeme getirilen 'eksi butonu ' geldiğinde ki umarım gelmez, buranın ne hale geleceğini kestirmek için oldukça güzel bir örnek.
ben senin siyasi fikrini beğenmedim , sen muhalifsin, sıradan bas eksiyi tüm tanımlara,
senin bu tanımında gençlere saldırı vardı, yaşlılara saldırı vardı, kadına saldırı erkeğe saldırı vs.vs.
'demokrasi cahil toplumlarda çok tehlikeli bir silaha dönüşebilir ' gibi çok beğendiğim bir söz var,
gerçekten bu sözü çok iyi analiz etmek gerek dediğim durum.
ben senin siyasi fikrini beğenmedim , sen muhalifsin, sıradan bas eksiyi tüm tanımlara,
senin bu tanımında gençlere saldırı vardı, yaşlılara saldırı vardı, kadına saldırı erkeğe saldırı vs.vs.
'demokrasi cahil toplumlarda çok tehlikeli bir silaha dönüşebilir ' gibi çok beğendiğim bir söz var,
gerçekten bu sözü çok iyi analiz etmek gerek dediğim durum.
devamını gör...
çocuğunun olamayacağını öğrenmek
doktorla ufak bir konuşmadan sonra ihtimal dahilinde olduğunu öğrenip aylarca bok gibi bir ruh haliyle gezdiğimi bilirim. yeğenlerime ondan biraz evlat muamelesi de yapıyordum herhalde.
kimseye kafanı bozmaya gerek yok diyemem hele benim gibi çocuk seven, aile kurma ihtimali kafasında bir yerde 'birini gerçekten sevebilirsem neden olmasın ya' diye duran bir adamsanız ufak bir a. koyayım böyle işin farkındalığı oluşuyor. ona çare yok yani.
önümüzdeki maçlara bakmak lazım. partnerlerinize belli bir aşamadan sonra söyleyin bu durumu ama hocam. gerekli yani. ha sonra senin çocuğun olmama ihtimali varmış ben seni ondan boynuzladım gibi s***k bahanelerle ortada kalabilirsiniz o ayrı. bir arkadaşım ekolünden* neyse abi, a. koyayım onların çok ayıp ediyorlar bazen.
kimseye kafanı bozmaya gerek yok diyemem hele benim gibi çocuk seven, aile kurma ihtimali kafasında bir yerde 'birini gerçekten sevebilirsem neden olmasın ya' diye duran bir adamsanız ufak bir a. koyayım böyle işin farkındalığı oluşuyor. ona çare yok yani.
önümüzdeki maçlara bakmak lazım. partnerlerinize belli bir aşamadan sonra söyleyin bu durumu ama hocam. gerekli yani. ha sonra senin çocuğun olmama ihtimali varmış ben seni ondan boynuzladım gibi s***k bahanelerle ortada kalabilirsiniz o ayrı. bir arkadaşım ekolünden* neyse abi, a. koyayım onların çok ayıp ediyorlar bazen.
devamını gör...
neşeliymiş gibi görünen hüzünlü şarkılar
rengin-aldatıldık.
devamını gör...
susamam
ben bilmem hiç kendimi korumak zorunda kalmadım
bilmem ben bi' çocuğu düşünmek zorunda olmadım
hiç evlendirilmedim
evde dayak görmedim
kendi evimde kendi odama zorla hapsedilmedim
sözlerinizi kusmadım
yurdumdan edilmedim
nefretinizle yanmadım
yakılarak can vermedim
hiç kardeşim olmadı
hiç abimden korkmadım
okuldan alınmadım
ben hiç öldürülmedim
bilmem ben bi' çocuğu düşünmek zorunda olmadım
hiç evlendirilmedim
evde dayak görmedim
kendi evimde kendi odama zorla hapsedilmedim
sözlerinizi kusmadım
yurdumdan edilmedim
nefretinizle yanmadım
yakılarak can vermedim
hiç kardeşim olmadı
hiç abimden korkmadım
okuldan alınmadım
ben hiç öldürülmedim
devamını gör...
otobüs yolculuğu
üniversite yıllarımın kimi zaman çilesi, kimi zaman dinlencesi olan, insanı bazen illallah ettiren, bazen durduk yerde bir gece çiğköfteye aşermiş gibi canının çektiği bir seyahat biçimi.
üniversite istanbulda. aile bir ilçesinde taşrada bir şehrin. iki şehrin ortasında bir ilçe, en yakın hava alanı üç saat falan. baktım dört beş aktarmayla 8-9 saatte gidiyorum uçakla, tek atar temiz atar 15 saat bi şekil akar, diyerek bir kez yolculuk yaptıktan sonra bir daha da uçağa binmedim zaten. sonrası sana dair uzayıp giden bir sürü düşünce.*
ilk sigaramı ödüllü* bir dinlenme tesisinde içtim, bana şimdilerde gülünç gelen bir sebepten. öyle işte, bağrımıza bir hançeri batırır gibi olan ve bitimsizcesine sancıdıkça sancıyan melaneti nasıl da yıllar sonra buruk bir gülümseme ile hatırlayıveriyoruz?
başlarda telefonun ekranına asla bakamazdım. hemen başım ağrıyıverirdi. benim için hayatın en derin sorgulamaları anlamına gelirdi bu. yalan yok iyi de uyurdum. uyumadığım vakitler hayatım film şeridi gibi geçerdi gözlerimin önünden. ilk aşk, ilk kavga, ölümün sıcaklığı karşısındaki ilk sessizlik, ilk intikam ve dahası. nedense her şeyin ilkini hatırlamaya çalışır, bir çoğunu bulandığı griden çıkarır, tozunu alır parlatırdım. hangi his, hangi tepki, hangi insani durum idiyse, üzerinden kaç yıl geçmiş olursa olsun artık benimleydi o ilk.
dahası onca yaşanmışı farklı alternatifleriyle yeniden yeniden yaşardım. bilgi yarışmalarında son soruyu doğru yapar kendimi kürsüde bulurdum birinci olarak. futbol turnuvasında o son penaltıyı gole çevirmiş olurdum ve ellerimin arasında havalanan kupaya gururla bakardım. uzaktan izlemezdim o selvi boylu güzeli, ellerini ellerimin arasına...*
sonra üniversite üçüncü sınıfta kurtlar vadisini izleyeyim dedim öyle birden. yani o kadar birden oldu ki fena sardı, çok fena. işte o zaman ilk defa otobüs yolculuğunda doğru düzgün elime telefonu alıp o yolculuk boyunca dört bölüm izledim. hatta dinlenme tesisinde mercimek çorbasına racon kesen bir polat alemdar olmuştum, öyle keskin bakmaya başlamıştım falan. tabi bu dört bölümü izlemek, artık otobüs yolculuğunda telefon ekranına bakabileceğim anlamına da geliyordu. öyle ki dönüş yolculuğunda en çok sevdiğim şiirimi yazdım. o kadar ki o şiirden önceki tüm şiirlerimi de yırttım attım. o şiir halen canım ciğerim. bana gaza gelip de şair diyenlere; bir gün sahiden o şiirden daha iyisini yazdığımı hissedersem bu meseleyi yeniden konuşuruz dediğim canım şiir*.
ve daha neler. doğrudur, otobüs yolculuğunun çirkinlikleri de çoktur. güzellikleri hatırlayıp, güzellikleri perçinleyip, güzellikleri büyütmeli. bizi başka ne paklar bunca çirkinlikten?*
üniversite istanbulda. aile bir ilçesinde taşrada bir şehrin. iki şehrin ortasında bir ilçe, en yakın hava alanı üç saat falan. baktım dört beş aktarmayla 8-9 saatte gidiyorum uçakla, tek atar temiz atar 15 saat bi şekil akar, diyerek bir kez yolculuk yaptıktan sonra bir daha da uçağa binmedim zaten. sonrası sana dair uzayıp giden bir sürü düşünce.*
ilk sigaramı ödüllü* bir dinlenme tesisinde içtim, bana şimdilerde gülünç gelen bir sebepten. öyle işte, bağrımıza bir hançeri batırır gibi olan ve bitimsizcesine sancıdıkça sancıyan melaneti nasıl da yıllar sonra buruk bir gülümseme ile hatırlayıveriyoruz?
başlarda telefonun ekranına asla bakamazdım. hemen başım ağrıyıverirdi. benim için hayatın en derin sorgulamaları anlamına gelirdi bu. yalan yok iyi de uyurdum. uyumadığım vakitler hayatım film şeridi gibi geçerdi gözlerimin önünden. ilk aşk, ilk kavga, ölümün sıcaklığı karşısındaki ilk sessizlik, ilk intikam ve dahası. nedense her şeyin ilkini hatırlamaya çalışır, bir çoğunu bulandığı griden çıkarır, tozunu alır parlatırdım. hangi his, hangi tepki, hangi insani durum idiyse, üzerinden kaç yıl geçmiş olursa olsun artık benimleydi o ilk.
dahası onca yaşanmışı farklı alternatifleriyle yeniden yeniden yaşardım. bilgi yarışmalarında son soruyu doğru yapar kendimi kürsüde bulurdum birinci olarak. futbol turnuvasında o son penaltıyı gole çevirmiş olurdum ve ellerimin arasında havalanan kupaya gururla bakardım. uzaktan izlemezdim o selvi boylu güzeli, ellerini ellerimin arasına...*
sonra üniversite üçüncü sınıfta kurtlar vadisini izleyeyim dedim öyle birden. yani o kadar birden oldu ki fena sardı, çok fena. işte o zaman ilk defa otobüs yolculuğunda doğru düzgün elime telefonu alıp o yolculuk boyunca dört bölüm izledim. hatta dinlenme tesisinde mercimek çorbasına racon kesen bir polat alemdar olmuştum, öyle keskin bakmaya başlamıştım falan. tabi bu dört bölümü izlemek, artık otobüs yolculuğunda telefon ekranına bakabileceğim anlamına da geliyordu. öyle ki dönüş yolculuğunda en çok sevdiğim şiirimi yazdım. o kadar ki o şiirden önceki tüm şiirlerimi de yırttım attım. o şiir halen canım ciğerim. bana gaza gelip de şair diyenlere; bir gün sahiden o şiirden daha iyisini yazdığımı hissedersem bu meseleyi yeniden konuşuruz dediğim canım şiir*.
ve daha neler. doğrudur, otobüs yolculuğunun çirkinlikleri de çoktur. güzellikleri hatırlayıp, güzellikleri perçinleyip, güzellikleri büyütmeli. bizi başka ne paklar bunca çirkinlikten?*
devamını gör...
normal sözlük karma toplama başlığı
vergi kacirmak icin vergi dairesi onunde naylon fatura satmaya benzeyen bir baslik olmus. ne desem bilemedim. karma kasmak o kadar da zor degil yani icinizden geldigi gibi yazın, karma sizi bulur diyorum.
devamını gör...
takipçilerini göremeyen yazarlar
benim. özellikle dolara endeksli olmasıyla da görme ihtimalim gittikçe azalıyor. "sen zaten niye bakasın ki çok mu var sanki" diyecek olursanız bir şey diyemem ama merak işte. özelliğin açılması için gereken puanın sürekli artmasıyla kendimi oyuncak fare ile oynatılan kedi gibi hissediyorum, tam yakalayacağım kaçıyor.
devamını gör...
bir meriç ile karşılaşıldığında yapılması gerekenler
bir meriç ile karşılaştığınızda, ermolettin'i arayın.
alo ermolettin acil yardım hattı, 444 0 672 (meriç)
alo ermolettin acil yardım hattı, 444 0 672 (meriç)
devamını gör...