ilk akla gelenler beyoğlu, kuzguncuk, galata, kanlıca, balat misali ahşap ve tarihi cumbalı evlerin bulunduğu, arnavut kaldırımlı, gizemli ve eski istanbul ruhu taşıyan dar sokakların olduğu semtlerdir. sanki o sokaklarda böyle eski istanbul beyefendisinin bastonu, eski istanbul hanımefendisinin topuklu ayakkabısının sesi yankılanıyor.
devamını gör...

dona sıçmaya başlamadan üç ay öncesi.
devamını gör...

verilebilecek en önemli tavsiyenin kullanım şeklinin haricinde yüz şekline ve hatlarına uygun olan bir gözlüğün seçilmesinin olduğu tavsiyeler bütünü.

tabii uygunluktan kastım kullanıcının kendisine uygun bulduğu gözlük çeşidi.

bunun dışında mümkün mertebe organik ve ışığa karşı koruyucu filtreleri bulunan camların tercih edilmesi gerektiğini düşünüyorum. kırılmaya ve buna bağlı olarak gözde oluşabilecek hasarlara karşı daha dayanıklı ve inceltilebilme gibi özellikleri sebebiyle kullanımı oldukça rahat.

not: iş bu tavsiyeler genel olarak numaralı gözlük alacaklar için geçerli olup numaralı güneş gözlükleri için de aynen geçerlidir. ek olarak numaralı güneş gözlüğü kullanmanız gerekiyorsa gözleriniz halihazırda ışığa karşı hassas olduğundan ötürü gözü mümkün olduğunca kapatan ve kenarlardan ışık girmesi gibi problemlerle fazla karşılaşmayacağınız gözlükleri tercih edin mümkünse.

onun dışında aksesuar olarak alacaksınız keyfinize göre yardırın.*
devamını gör...

asla yapamadığımdır. böylelerine artık resmen imreniyorum. bende istiyorum banene bendee..
devamını gör...

her şey hakkında bir fikrin oluşacağı düşüncesidir.
devamını gör...

psikanalizde aktarım olgusu üstteki yazarın dediği gibi bir şey maalesef değildir.
aslında aktarım terimi freud'la birlikte başlamıştır, karşı-aktarım hakkında da ferenczi'nin yazıları, çalışmaları vardır.
aktarımı kabaca şöyle tanımlarız, bir kişinin geçmişteki bir figürüyle, nesnesiyle bu annesi olabilir, bakım veren kişilerden biri olabilir sahnelediği yaşadığı bir olayı, şimdi ve bu zamanda terapistiyle veya çevresindeki diğer kişilerle de yaşıyor olması demektir.
misal geçmişte annesi tarafından yeterli bakımı alamamış, evde dinlenmemiş, sözü yok sayılmış biri terapistinin bu minvaldeki yaptığı en ufak bir hareketi "terapistim beni dinlemiyor, beni yeterince sahiplenmiyor" olarak algılayabilir ancak o düşüncesi aslında geçmiştek annesiyle kurduğu ilişkideki davranışın tekrarlanmasıdır, yani aktarımdır. "transferans" da denir.
biz bunu yorumlarken şöyle düşünürüz, hasta bir şey söyledi, acaba bu durum geçmişinde nereye dayanıyor, bu olguda onun geçmişindeki hangi anı tekrar sahneleniyor?
psikanalizde gel zaman git zaman aktarım olgusu terapinin ana konusu haline gelmiş, aktarımda terapist aldığı rolle birlikte eski meseleleri gündeme alıp bilinçdışı süreçleri bilince aktarmayı ve burada çözmeyi hedeflemiştir.
uzun lafın kısası umarım herkes kendi aktarımını bulup çözümleyebilir ve iyi hisseder.
sağlıklı günler, saygılarımla.
devamını gör...

ilgiyi çok sever açık açık isterim ne yani ilgisiz mi kalayım?
devamını gör...

eskisi gibi yazasım gelmiyor, sevdiğim yazarlar gidiyor. kalite gittikçe düşüyor. hepsinin toplamı; sözlük istediğim gibi bir yer olmaktan uzaklaşıyor.

evet burayı güzelleştirmek bizim elimizde fakat artık ben yoruldum müsait olanlara el veriyorum.

saniyesinde bir sürü beğeni aldığına göre böyle düşünen insanlar var. ciddiye alır mısınız bilmem.
devamını gör...

(bkz: quinn)
devamını gör...

merhaba okan. nasılsın?

ya geçen hafta bakım ürünleri satan bi mağazadaydım. fransızlara ait. aşırı güzel ürünleri var, inanmazsın. bi ürünleri var mesela, ıslak makyaj öncesi kullanıyorsun, cilde ışıltı verip pürüzsüzleştiriyor. fiyatı 1400 lira ama bence fiyatını hak ediyor. bi serumları var, bir mantar türü ile son teknoloji hazırlanıyormuş, cildin savunma mekanizmasını güçlendiriyor. bana sorarsan bu ürünü bir tür askeri savunma sistemi olarak bile kullanmak mümkün. askerler mesela sürecek yüzüne, ciltlerinde savunma mekanizması güçlenecek, sonra kurşun isabet ederse falan koruyabilir diye düşünüyorum. böyle güzel ürünlerin sadece kadınlar için reklamını yapıyorlar, yanlış yapıyorlar. erkeklerin ihtiyacı yok mu? erkeklerin ciltleri önemi hak etmiyor mu?

yine de siz şanslısınız ya. mesela biz kadınlar günlük 21 farklı ürün sürüyoruz ama bebek poposu kıvamına gelmemiz zor. siz banyodan banyoya cildinizi temizliyorsunuz ama ciltleriniz genel anlamda müthiş görünüyor. sahiden inanılmaz varlıklarsınız. ya ne dicektim sana, o mağazadan çıkarken alarm çaldı tamam mı? çantamı aramak istediler, kabul etmedim, polis çağırdılar. sonra nasıl oldu hiç bilmiyorum, onları oraya kim koydu yemin ediyorum bilgim yok ama birkaç farklı ürün çıktı çantamdan. 8 ürün. ikisini cebime sokmuşlar oha. hâlâ şaşırıyorum aklıma geldikçe.

bir ara da biliyorsun yaşlı amcaları evlenme vaadi ile dolandıran biri zannetmişti müge anlı beni de programa çıkarmışlardı zorla. birkaç amca evet bu diyip yayına bağlanmıştı. o zamanlar ilişkimizi bu yanlış anlamayı sorgulamadan bitirmiştin. bu mağazanın yaptığı yanlış konusunda da arkamda duracağını düşünmüyorum. çünkü kimim ben? kimmmm. vur bana. al bu silahı sık topuklarıma. bir değerimin önemimin olmadığını biliyorum.

yine de iyi bir avukat olduğun için sana güvenerek mesaj yolluyorum. hakkımda dava açılmış, bu sefer kesin hapse girersin denildi. konuyla ilgili biraz konuşmak için sana geleyim mi? evde misin? aradım açmadın. haber bekliyorum. öpücük. mucuk mucuk.
devamını gör...

hayatta aslında yapayalnız olduğumu anladığım andır.
devamını gör...

kendisi yardım istediğinde asla geri çevirmediğim bir arkadaşım* vardı, yardım etmenin öneminden bahseden biriydi. bir kere çalışırken ona ihtiyacım olmuştu. zor bir andaydım, ve istediğim tek şey ben 5 dakika müşteriyle konuşurken yanımda durmasıydı. ve iş yerinde bana yardım edebilecek tek kişi oydu, çünkü tercüme yapacağım dili konuşan sadece ikimiz vardık. kendisine güzelce açıklamama rağmen oturduğu yerden kalkıp iki dakika yanıma gelmedi yahu. hayır yardımlaşma konusunda daha önce bir yorum yapmasa ya da o an meşgul olsa yine bir beklentim olmazdı ama durum bu olunca kendimi biraz kötü hissetmiştim sağ olsun.
devamını gör...

(bkz: en ünlü etkileşiminiz) sanırım burada epey bir şey anlatılmış..

tanım: benim yok. ben hiç ünlü görmedim.*
devamını gör...

seviyoduk, moderatör etmişler, üzüldüm. şimdi kaç bin tane manyakla uğraşmak zorunda kalacak kim bilir.
devamını gör...

güneş sisteminin bilinen en cüce gezegeni olan plüton, 2006 yılına kadar gezegen olarak sayılıyordu, daha sonra cüce gezegen sınıflandırmasına geçti.

boyutunun küçük olması* ve özellikle yörüngesinin güneş'e değil de neptün'e* bağlı olması cüce gezegen olarak sınıflandırılmasına sebep oldu. ayrıca yörüngesindeki küçük gök cisimlerinden oluşan enkazı temizlememesi* de gezegenlikten çıkarılmasına sebep olmuştur.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hala daha başı önünde insan güzellemesi yapıldığı için, utanmanın mucizevi olduğundan dem vurulduğu için şaşırmamak gerek bu tarz şeylere. geleceğe umutla bakmak varken, geçmişi günümüze taşımak isteyen, 'ayıp' adı altında zincire vurduğu ruhları günümüzde de görmek isteyen güzide toplumumuzun diğer adıyla elalemin rüyasıdır. baksana ne kadar da edepli insanlar, sevişemiyorlar. utanıyorlar. bravo.
devamını gör...

latince'de 'arka, geri, geriye doğru' anlamına gelen sözcüktür.

aynı zamanda bir tarzdır:
devamını gör...

cumhuriyet halk partisinin anasını ağlatmış, partinin vatansever seçmenini uzaklaştırmak ve partiyi iktidara taşımamak için özellikle uğraşsa bu denli başarılı olacağını düşünmediğim koltuk sevdalısı güzide bir genel başkanımızdır.
devamını gör...

(bkz: ejderhanı nasıl eğitirsin)
devamını gör...

yürüyüş yaparım ben. ya da minnak ev arkadaşlarımla uğraşırım. o yana bu yana koştururuz.

şimdi fark ettim uzun zamandır üzülmüyorum ben yahu. yani şöyle hani yüreğini sıkım sıkım eden bir üzüntü olur ya heh işte tam olarak ondan bahsediyorum.

zamanında çok üzüldük. o kadar üzüldük ki vay ki vay. öyle pamuklara sarılmış bir hayatımız olmadı. çok dert çektik ohooo... şimdi bir şey olduğunda canımı sıkan beni üzen falan önce az biraz 'vay bee' diyorum. sonra 'aman banucan sen neler gördün bunlar seni yıkar mı?' diyor ve 'amannn püfff üç günlük dünya aç bir roman havası kendine gel' diyorum.

hee bak ara ara da oynarım. açarım güzel bir oyun havası göbecikler göbecikler. çok büyük bir sıkıntı yoksa ölüm kalım gibi 'bir daha mı geleceğiz dünyaya?' mode açılış.
huzurlu, mutlu ömürler canlar. kasmayın hahahahah. öpüldünüz mucukss.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim