derdi nedir bilinmez. hiçbir tanımı beğenmez. üst varlık. taktikçi.

bu arada bu başlığı on defa denedim, açamadım. üstteki arkadaşa helal olsun.
devamını gör...

(bkz: ömür iklim demir) 'in yapı kredi yayınları tarafından 2020 yılında yayınlanan romanı.
kitap bir ilk romana göre gerçekten çok başarılı.romanda karakterlerin çoğunluğu erkek. kadınların hepsi ölüyor. kadınlarin hepsi seviliyor. çok ütopik gerçekten. öyle çok akıcı çok sade günlük genel geçer bir kitap olduğunu söyleyemem. çok katmanlı ama bıktırmayan, okurunu safdışı bırakmayan, okura seslenen bir kitap. dizisi filmi yapılır yani...
kitabın en beğendiğim bölümü biraz bencillik olacak ama yazarın hocası murat gülsoy 'a yani benim en sevdiğim yazara teşekkür ettiği cümle oldu.
1000kitap için daha detaylı yazdığım inceleme için ; buradan

[[alıntı]]
ne faşizm ne kapitalizm ne terörizm, insanlığı konformizm bitirecek.
devamını gör...

daha önce kamu kurumu niteliğinde kit (kamu iktisadi teşebbüsü) iken, özelleştirme yoluyla satılan ve büyük ortağı iş bankası olan, petrol ve akaryakıt ürünleri satış, pazarlama ve dağıtımına ek olarak rafineri işletmeciliği ve petrol arama çalışmaları da yapan, ülke ekonomisinin büyük kuruluşlarından biri.
devamını gör...

fransızca’da “felakete neden olan kadın” anlamına gelmektedir. bu türde bir çok film yapılmıştır. (bkz: basic instinct) (bkz: dream lover)
devamını gör...

izmir

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

içsel çatışma ya da iç çatışma da denilebilinir; id, ego, süperego arasındaki uyuşmazlıktır. bir nevi benlik kavgası. yaşamımızın sonuna kadar edeceğimiz benim kavgam diyebileceğimiz bir sorunsal.
ne istiyorum?
ne söylüyorum?
ne yapıyorum?
eğer bu soruların cevapları birbirine uymuyor ve tutarsızlık yaşanıyorsa içsel çatışmanın kapısına dayandınız demektir. her zaman o kapının önündeyiz gerçi o da ayrı bir konu.

şöyle örneklendirelim;
patronunuza kızdınız. istifa edip üzerinede ağzınıza geleni söyleyeceksiniz. ama paraya ihtiyacınız var, çalışmanız gerekiyor. hadi o gün patlamadınız ama bir gün bunu yapacağınıza eminsiniz. ego'nuz başka bir iş bul sonra istediğini yap der. ama öfke nöbetleri buna engel olur. çok tanıdık geldi bu hikaye değil mi? söylediniz gitti. e ne oldu içinizle yaptınız hesap çarşıya uymadı. işsiz kalıp zor durumda kaldınız. o zaman şöyle yapalım. bir yandan iş arayıp bir yandan patronu idare edelim off böyle uzayıp gidiyor işte bu düşüncelerin hepsi bir iç çatışma örneği oldu bize. bir olay karşısında ne istiyorumu iyi analiz etmek ve doğru hareket etmek. verilen ani kararı kestirememek bazen ahlaki normları yıkar vicdan azabı çektirir. evett bende az sövmedim o patrona ne fena adam.

id sol taraftaki melek, süperego sağ taraftaki ikiside omuzunda fısır fısır konuşuyor seslerini duyuyorsunuz değil mi?
ilk akla gelen dürtü'nün ağır sonuçları göz önüne alınarak, bilinçdışına bastırılarak gönderilmesi gerekliliğinin altı çizilir. bastırılma iyi yapıldığında dürtü ortadan kaybolur. tabii bu her zaman iyi sonuç vermez. içine ata ata ne hâle geldin öyle denilir sonra. offf burada da ben çatışmaya girdim iyi mi?
devamını gör...

her kuşu öptük bir leylek kaldı zaten.
devamını gör...

allah bile samimi tövbe etmesi halinde kulunu affediyor, siz kimsiniz de çocuğunuzu affetmiyorsunuz? böyle nobran, despot anne-babalara uzmanlar tanrı anne-baba diyorlar. tanrı mısınız hayırdır?
çocuğunuz zor şeyler yaşadığından yanlış şeyler yapmıştır ki zaten en çok böyle dönemlerde anne-babaya ihtiyaç duyar. size en çok ihtiyacı olan zamanlarda onu yalnız mı bırakacaksınız? ben bir anne olarak her koşulda çocuklarımın yanında olurum/olacağım, ömrüm yettiğince...
devamını gör...

gömleğin üstten üç düğmesini açması, sandalyeye gerilerek oturması ve masaya telefon, sigara, anahtar üçlüsünü artistçe koyması.
devamını gör...

bazı şeylere gereğinden fazla önem veriyorsunuz arkadaşlar. bu da onlardan biri. 2 gündür bu sözlükte takılıyorum. sözlük özellikleri ile alakalı gördüğüm 5. başlık falan olabilir. örnekler: bana laf sokulan entry'i beğenen yazar, oy verenlerin nickinin görünmesi, sözlüğe bilmem kaç tane yeni yazar gelmesi... uzar gider böyle.
ne yapacaksınız bunları? mis gibi yeni bir sözlükte ilk nesil yazarlarsınız. ortam da iyi gibi. ne bileyim fazla gereksiz şeylere takıyorsunuz.

gelin size bir hikaye anlatayım;

bundan yaklaşık 12 sene kadar evvel, ekşi sözlük'te çaylakken ki o zamanlar ekşi sözlük ekşi sözlük'tü yani. neyse bir sürü klon sözlük girişimi oldu o yıllarda. ben de girdim bunlardan birine yazıyorum. kendi yağımızda kavruluyoruz. ama eğlenceli de bir yandan. neyse sözlüğü ilk nesiller olarak baya sahiplendik. sonra aynı buradaki gibi sözlük içindeki özelliklere, kurallara ya da genel olarak kuralsızlığa çok takılmaya başladık. örneğin ekşi sözlük'teki troll girişimler, daha küçük çaplı sözlüklerde çok daha büyük sorun yaratıyor. tartışmalar, küfürleşmeler, bazen ırkçılık boyutundaki ayrışmalar yaşandı. bunlar sözlüğü yıprattı tabii. sonra zamanla yazar sayısı azaldı, insanlar küsüp gitti, yeni gelenler ortamı beğenmedi... çünkü özellikle yeni gelenler sözlükte bir kankacılık akımı seziyordu. ilk nesil olup da bu akıma girmeyenler de aynı şeyden şikayetçiydi. sonra sözlük azalarak bitti. en sonunda da kapanıp tarihe karıştı. içeride yazılan binlerce entry de internet çöplüğüne atıldı. onca emek ve yaşanmışlık yanlış tercihler ve öncelikler yüzünden hiç oldu.

benim burada nasihat vermek gibi bir olayım yok. ayıp da olur. ama tavsiye vermek isterim. sözlüğü elbette sahiplenin ama bir yandan da sıradan bir yazar olarak takılın. elbette burası sizin emeklerinizle bu duruma gelmiştir ama sadece siz yetmezsiniz.
ekşi sözlük ile yarışmayın. ekşi sözlük'ten farklı olması burayı cazip kılan. oradaki troll başlıkları, anket başlıkları, nick altı entryleri burada sakil görünür.
sözlük'teki yapıyı eleştirin tabii ama buna çok da önem vermeyin. yok nickimi görürler, yok bana laf sokulan entryi beğenirler falan gerçekten dert etmeyin :)
devamını gör...

gözler hariç yıldız tilbe

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

içinden genelde "abi yarıldım şu tanımına yav" çıkan belirteç. yarıl kardeşim yarıl da, biraz da hanımlar mı yarılsa???

not: şaka.
ikinci not: belki de değil.
devamını gör...

gerçek adı bob ross'tur. resimden nefret etmeme rağmen tv karşısına oturup da izlediğim çok olmuştur. kendisi 29 ekim 1942 doğumlu, 4 temmuz 1995'te kanserden ölmüştür.
devamını gör...

16. yüzyılda ı. elizabeth'in danışmanı ve aynı zamanda matematikçi, astrolog ve yazar dr.john dee ve yardımcısı sir edward kelly'nin kendilerine meleklerin öğrettiğini iddia ettiği dil ve alfabedir.

bu lisanı belki iblis dili olarak duymuş olabilirsiniz, birçok yerde bunun kullanımının günah olduğu ve geri dönüşü olmayan kapılar açtığı geçse de aslına bakarsak iblis dili olduğuna dair dişe dokunur birşeyler bulamadım.

bu alfabe günümüzde karşımıza birinin rüyasına girmek, birini bağlamak gibi saçma sapan safsatalarla karşımıza çıksa da esasen çok güçlü etkilere sahip olduğu söylenen ve maji uygulamalarında üstad kişiler tarafından kullanılan tılsımlı harflerdir.

enokyan dilinin her bir harfinin kendine has bir okunuşu olduğu ve harflerinde her birinin karşılığı olduğu söylenir.
bu dili bilmeden, yanlış kullanan kişilerin öbür dünyaya kapılar açtığı, bazı varlıkları kendilerine musallat ettiği, her büyüde ödenen bedeli ağır bir şekilde ödediği söyleniyor.

psişik güç kazanmak, meleklerle iletişim kurmak, ak maji yada kara maji uygulamalarında bu dille büyünün etkisini arttırmak amacıyla kullanılıyor.

aayrıca dr. john dee'nin el yazmaları yıllar içerisinde kaybolduğu için bu dil hakkında fazla bilgi sahibi kimseler yok. new age büyücüler enokyan lisanıyla maji çalışmalarını kendileri oluşturuyor.
devamını gör...

1973'te tanımlanan kraliçe arı sendromu, otorite pozisyonundaki kadınların, kendi altında çalışan diğer kadınlara karşı daha eleştirel tutumlarda bulunması olarak tanımlanmıştır. bu sendroma sahip kişiler genellikle kariyerinde başarılı ve sosyal ilişkileri kuvvetli insanlardır. çevrelerindeki diğer kadınların eşit derecede başarılı olmalarını istemezler. bunun en önemli nedeni "rekabet" duygusudur. birazcık kıskançlıklar birazcık çekemezlilik de denebilir.
devamını gör...

tuvalet kağıdına saygım arttı ve sıvı yağın yeni adı altın suyu
evde 1 çorap üstüne 1 pofuduk ayakkabı * ve ayakkabının üstüne 1 tane kalın çorap daha çünkü o ayakkabılar çabuk yıpranıyor.
devamını gör...

bulutlu bir gökyüzü. hafif hafif çiseleyen yağmur. çıplak ayaklarımda hissettiğim dal parçaları. dev ağaçlar... yaprakları düşen yağmur damlalarıyla titreşir. bir rüzgar eser hafifçe ve bana yaşadığımı hissettirir. yeri incitmekten korkarcasına attığım adımlar. ey tanrı derim, beni sever misin? evet diye bir cevap gelir içeriden. diğer insanlar robot gibi değil mi, gerçek olan benim sadece. evet der gene bir ses belli belirsiz. inanırım, o ses nereden bilmem cevap ta mantıklı gelmez ama inanırım. diğer insanlarla bile paylaşamam o'nu. bir zırh belirdi üzerimde. bütün bedenimi kaplar. gümüş rengi metalden. elimde dev bir kılıç tutuyorum ne ola ki bu? artık adım attıkça o metalik sesi duyarım. elimdeki dev kılıcı iki elimle güçlükle taşırım. ona rağmen ben yürürken ucu toprakta derin bir çizgi oluşturur. ilerideki oyuktan bir el çıktı birden oyuğun etrafına tutundu bedenini yavaşça dışarı taşıdı. benim iki katım büyüklüğünde dev bir yaratık. gözleri yok, zırhlı benim gibi. korku kaplıyor bedenimi ne yapmalı. tanrı ne yapmalıyım? ses gelmez. üstüme atılır kendimi çalıların arasına atarım. ezecek misin beni dev yaratık? kaçmaya başlarım arkama bile bakmıyorum. ayak seslerini duyuyorum. kaslarım acırken durmuyorum hiç. durmak ölüm demek korkuyorum. zırhlar yavaşlatır beni neyse ki o da zırhlı. yorulmuyor ki hiç? nefesini hissetmeye başlarken arkama döndüğüm gibi bir yumruk gelir yüzüme uzağa doğru savrulurum. sersemlerim. bana bakıyor durmuş. öfkeleniyorum. kanım kaynıyor. kaçmıyorum artık. boyutun bile beni korkutmuyor. iki elle zor kaldırdığım kılıç hafifledi adeta, bir anda yerimden fırladığım gibi zıplıyor ve kılıcı yaratığın boynuna sokuyorum. kan fışkırıyor üzerime. ardından yok oluyor.

artık yorgun bir savaşçıyım. savaşçıyım ama neydi ki savaştığım? hatırlayamam. ıslık sesine benzer bir ses duyarken hızla bir ok gelir zırhı deldiği gibi göğüs kafesime saplanır. nefesim kesilir bir anda. dizlerimin üstüne çökerim.güçlükle alıp verdiğim birkaç nefesin ardından içten bir haykırış koparırım. bütün ormanı inletir. yağmur durur rüzgar hızlanır. hayvanlar toplanır etrafımda gözlerim kararırken. birkaç ceylan, birkaç kapibara ve antilop. avlanan hayvanlar hepsi de. nerede avcılar diye düşünürüm, yırtıcılar? bana bakarlar gözlerini dikerek. nefes alışım güçleşirken etrafımda halka oluştururlar. kafamı güçlükle oynatır ve her birine teker teker bakarım. fazla zamanım yok diye fısıldarım. irice olan antilop konuşur ne yapacaksın? cevap veremem bir an. ne yapacağım? sonra ilhamı alırım, bilirim ne olacağını artık. ben sizin efendinizim derim. ve öldüğümde... bu ormanın koruyucu ruhu olacağım... bir iye. antilop hafifçe kafa sallar. titrer bedenim artık mecalim yoktur ne konuşacak ne de hareket edecek. aniden bir hissiyat doğar içime dalga dalga büyüyor. sıçrayıveririm havaya. zırh parçalanırken, bedenim küle dönüşüp rüzgara karışırken, ruhumu görürüm. dev gibi gri renkte. aniden ruh ben olurum, bütün göğü kaplarım. yukarıdan bakarım hayvanlara gözüm yoktur, onların kalp atışlarını duyarım kulağım yoktur. ardından ormanın her yanına dağılıveririm yerden göğe kadar. ağaçların yapraklarından, kayaların oyuklarına kadar. artık ben ormanımdır, orman ise ben.
devamını gör...

asıl ismi the haines shoe house olan bu ev,abd'li milyoner albay mahlon haines tarafından 1948 yılında inşa edilmiştir. 'york ayakkabı sihirbazı" olarak bilinen haines, bu evle ününe ün katmış ve adeta kendi reklamını yapmıştır. 45 metre uzunluğunda, 25 metre yüksekliğinde ve 17 metre genişliğinde olan bu ev günümüzde haines'ın anısına bir müze olarak faaliyet gösteriyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çocuktur, çocukluktur. jeux interdits filmindeki paulette'nin bakışlarıdır. büyüdükçe, kin ve nefret duygusunu tattıkça yüreğimiz, uzaklaşır bizden masumiyetimiz. hayat pençe vurdukça ruhumuza, sızar dışarı yaralarımızdan masumiyetimiz. gün gelir, tümüyle terk eder bizi…
devamını gör...

kaç yaşındasın
hiç evlendin mi
neden evlenmedin
*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim