güzel bir gelişmedir. neredeyse ilk defa bir aşılama kararına tamamen katılıyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
buradan
devamını gör...

güzel bir şehir ama önlenemeyen bir koku var.son zamanlarda nasıl bilmiyorum ama benim aklıma o koku geliyor.ha bide kediler çok sevecen ve sıcakkanlı,hemen geliyorlar yanınıza sevebiliyosunuz falan.
devamını gör...

haddini bilme özelliği.
dostlar, romalılar, vatandaşlarım lütfen haddimizi bilelim. valla çok güzel bir şey, inanın.
devamını gör...

çin atasözü olduğu iddia edilen cümle. kökenine ilişkin herhangi bir doğrulama bulamadım. daha çok biz uydurmuşuz bu sözü gibi geliyor bana.
devamını gör...

günaydın, sabah-ı şerifleriniz hayrolsun sözlük.
yine polis zoruyla yataktan alınmış gibi başladığım bir gün uykusuz,aksi, lanet.
neyse bi çay sigara içeyim azıcık ayılırım sanki. o zaman kontağı çevirip rutinimize başlayalım, vira bismillah.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

açıkçası bu başlığın sadece kilolu insanlara hitaben açılması beni üzdü..neden üzdü? çünkü bu dünyada zayıflar da var.. kendimi bildim bileli zayıflıkla savaşıyorum. ve bu zayıflığın saik olduğu belki de yüzlerce sağlık sorunu yaşadım. dışarıya çıktığım günlerde çok kez "neden bu kadar zayıfsın?yemek yemiyor musun? " sorusuna maruz kaldım, kalıyorum. ya da biri kilomu sorduğunda, ben de söylediğimde "gerçekten zayıfmışsın. doktora gittin mi? " demesi beni üzüyordu.. üzüyordu ama ben artık kendimi olduğum gibi kabul ettim. kendimi sevmeye başladım. bunu söyleyenlere gülerek "demiştim, hahahahahahaha, evet öyleyim" deyip geçiyorum. bunun için ne kadar mücadele ettiğimi ben biliyorum, genetik ulan genetik! ayrıca yemek yemeyi çok seviyorum, gece geç saatte de yemek yiyorum. evet abur cubur da yedim ama olan sıfatıma oldu. hayır, ekmek yiyorum..
yani arkadaşlar, el alemin ağzı torba değil ve sizi el alem var etmedi, boş verin. genciz, çıtırız basın kahkahayı biri fiziksel özelkikleriniz ile ilgili konuştuğunda. inanın bunu yapınca omuzlarımdan tır kalktı resmen, şiddetle tavsiye ediyorum. ayrıca var olan güzellik algısına tüküreyim. ben vücudumdaki her kusuru seviyorum, kendimle dalga da geçiyorum ve sadece ben kendimle dalga geçebilirim, ben kendime zayıf ya da çirkin diyebilirim. öpüldünüüz!
devamını gör...

ey ahali,
duyduk duymadık demeyin, başınızı öne eğmeyin... yeni gelmiş bir bektaşi
var selamınızı esirgemeyin. yalnız bir ricam olacak kendisinden fıkraları olsun en damardan fikirleri olsun içimizi en sarandan.

bende nezaketen bir bektaşi fıkrasıyla geldim:
adamın biri, sohbetlerinde gündelik yaşamdaki olumsuzluklardan örnekler vererek:
-böyle giderse kıyamet kopacak, dünyanın altı üstüne gelecek..... diyerek hiç durmadan çevresindeki insanları karamsarlığa itiyormuş. bu konuşmalardan birisini duyan bektaşi dayanamayıp cevap vermiş:
-gelsin imanım demiş, şu dünyanın haline bak, belki altı üstünden iyidir.
hoş gelmişsiniz.
devamını gör...

benimdir, ama öncü biber salçası kalitesinde salça olurum öyle boş beleş değil yani!
devamını gör...

(bkz: gülü susuz seni aşksız bırakmam)*
devamını gör...

bitkisel tedavi anlamına gelen bu terim, ilk olarak fransız hekim henri lenclerc tarafından la presce medical tıp dergisinde kullanılmıştır. tamamlayıcı, destekleyici bir tedavi şeklidir ve bitkilerden, bitkilerin belirli kısımlarından yararlanır. tıbbi çaylar, kremler, ilaçlar, şuruplar, damlalar, drajeler şeklinde tüketilecek hale getirir.

asıl amacı hastalıkları tedavi edip şiddetlenmesini önlemektir.
(bkz: sarı kantaron), (bkz: yaban mersini), (bkz: kuşburnu), (bkz: guarana), (bkz: kirpi otu),(bkz: yeşil çay),(bkz: rezene) örnek olarak verilebilecek bitki çaylarıdır.

doktora danışılmadan tercih edilmemelidir. danışılması halinde ise uygun miktar ve süre belirlenir.
devamını gör...

ortaçağ henüz bitmek üzereyken oyun, rehabilite, moral motivasyon kartları olarak ortaya çıkmıştır. genel olarak 78 karttan oluşur. 22 adet büyük arkana 56 adet küçük arkana olarak ayrılır.

zamanla bu kartlar moral motivasyonu arttırmak, psikolojiye destek olmak amaçlı kullanılmıştır.

internette araştırıldığında çok net çizgileri var gibi görünüyor. kehanet kehanet üstüne. kartlara kimse dokunamaz. yok kartlar bakanın odasında (başucunda) durmalı. yok karşılığında ücret alınmalı. va daha bir sürü bir sürü şeyler.

bendede var o kartlardan. dostlarla buluşmalarda ara ara çıkarlar bulundukları deliklerden. gırgır şamata maksatının çok dışında meze olurlar sohbetimize.

bunların inanmak ya da inanmamakla alakası olan metalar değildir hiçbir zaman. maksat hep muhabbet hep şenlik. iki karta bakarak senin secerene destan döşeyemem zaten değil mi dostum?

makara kukara eşliğinde keyifle güler eğleniriz. hee bunu baya ciddi gelir kapısına dönüştürenler yok mu? var. bayağı bayağı ciddiye alıp atacakları her adımda önce bu kartlara danışanlar yok mu? var. ama bizim konumuz onlar değil.

neyse efendim severim o kartları. anlamlarını bilmem ama küçük bir kitapçığım var. ara ara açar okurum. anlık keyifte alırım. ötesini aramayınız olur mu?
devamını gör...

uşak yolundayım, yeğenlerim için gidiyorum ama kız kardeşim de seviniyor ben geliyorum deyu deyu . ah ah onun pabucu dama atıldı. benim canım çocukları görmek ister.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tabii, siz anneleri tarafından size emanet edilen çocuklara her bakımdan yetersiz gördüğünüz bir kadının annelik etmesine şiddetle karşısınız ama...
silemiyorum hafızamdan.
devamını gör...

kalıplar kalıplar...



müziğinin sevilen isimlerinden ünlü şarkıcı kalben, bir takipçisinin yorumuna ilginç bir cevap verdi. verdiği cevapla gündem olan kalben'in yazdıkları paylaşım rekoru kırıyor.

"dilerim sen de bu neşe ve özgürlüğün tadını alabilirsin"
takipçisi kalben'e mesaj atarak, "kalben bir de zayıflasan on numara kadın olacaksın ya, seni çok seviyorum" dedi. kalben ise takipçisine "sevgili emel, senelerdir güzelliği zayıf olmak zannettiren bu baskıya boğun mu eğdin? sağlıklı ve taş gibi vücudumla ne kadar çekici ve özgür hissettiğimi görmüyor musun? bu vücut günlerde üst üste konser verebiliyor, bir yılı aşkındır pandemiye karşı duruyor, üretiyor, çalışıyor, seviyor. ahh emel ben senden seni hapseden sistem adına özür dilerim. dilerim koca memelerim, biricik göbeğim, güçlü baldırlarım ve kıllarım, çatlaklarım, selülitlerimle en seksi kadın olarak dolaştığımda emin olur ve sen de bu neşenin ve özgürlüğün tadını alabilirsin. hayat kısa emel, memeler sarkıyor" sözleriyle cevap verdi.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bulgakov'un sovyet rejimini hicvettiği eser bir sokak köpeği olan şarik'in başına gelenleri konu ediniyor. dil sade ve akıcı, eğlenceli.

--- alıntı ---

"şimdi döverim seni, ha!.. korkmayın, ısırmaz."

köpek şaşırdı:
"ısırmam mı?"

--- alıntı ---
devamını gör...

okurken kanım dondu, midem bulandı. tacizin tecavüzün önüne geçebilmek için önce bu zihniyeti ortadan kaldırmak gerekir. lakin biz daha tecavüzcüye doğru düzgün bir ceza veremiyorken bu ve bunun gibi insanlara mücadele edebilmemiz çok zor. adalet sisteminin acilen düzeltilmesi, böyle insanlara gerekli cezanın verilmesi lazım. ve bu koşullar sağlanana kadar kadın, erkek fark etmeksizin sesimizi duyurmak zorundayız. susarsak, görmemezlikten gelirsek bu durumdan yüz bularak bu iğrenç beyanlarına ve eylemlerine devam edecekler ne yazık ki.
devamını gör...

sevilmenin öylesi böylesi olmaz.
beğeni için teşekkür eden yazar kadir kıymet bilen yazardır. bardağın dolu tarafı yani. karşılıklı bir şey var yani.
elmayı seveni
elmanın da sevmesidir.
devamını gör...

sen kalbimde batan güneş, ben yollarda çilekeş…
devamını gör...

marx dedeyi bir kenara bırakırsak, toplumbilimlik açıdan yabancılaşma iki şekilde oluyor gibi. biri tamamen kendine yaklaşıp toplumdan uzaklaşma, diğeri de toplumdan da kendinden de uzaklaşma. özünde, bir nevi kopuş. hepimiz bir yerlere bağlı doğuyoruz az çok, sonra o görünmez ipler kopmaya başlıyor. birileri bu kopuş anadan fırladığımız anda başlıyor diyor, birileri kendini aramaya başladığın anda diyor. kendini aramak da sıkıntı hocam, kendini bulup da toplumla uyuşan görmedim ben. gören varsa berü gele. uyuşur bir şekilde fakat kendisi de bilir ki tırışkadan bir uyuşmadır bu, en ufak bir arızada tekrar kopar; sonra tekrar inşa tekrar kopuş, tekrar inşa tekrar kopuş. tam sınırlarımı geçtim derken bir de bakarsın ki az ötede demoklesin kılıcı sırıtıyor.

iki durumun farkı nedir?* ilki içe kapanıklığı getirir, ruhen pek bir arıza yoktur, hayati belirtilerin sürer, toplumdan sıtkı sıyrılmaktır yalnızca. ikincisi tam bir yıkımdır. bir nevi boşluk içinde kalmaktır, boşluğun altındaki boşluğu düşünmektir. öz: yokluğa varmaktır.

peki yabancılaşma tercihen mi olur yoksa toplumun sizi itmesinden kaynaklanır, hangisidir sebep? benim bakış açıma göre bireyi topluma bağlayan şeylerin bireye yararı yoktur, dolayısıyla yararı olan bir şey de toplumdan kaynaklanamaz. yabancılaşmayı da bireye yararlı bir olgu olarak gördüğüm için bunun sebebi toplum olamaz. yani demek istediğim, kimse sizi "yabancılaş ulan" diye dürtmez, siz zaten bilinçli yahut bilinçsiz yabancılaşmaya başlarsınız. eğer yaşadığınız -laşma süreci bilinçsizceyse, doğal olarak onu topluma bağlayabilirsiniz. zihin "neden" arıyor haldır huldur sonuçta, illa bir yere bağlayacak p*şt. sizin elinizde olmayabilir.

yabancılaşma boş vermişliği getirir mi ya da yabancılaştık diye gamsız mı olmalıyız? bence yabancılaşma ve gamsızlık iç içedir. öbür türlüsü -hem yabancıyım hem toplumum- riyakarlıktır. yabancılaşan birey artık toplumla ilişiğini kesmedilir. toplumla aranızdak ilişki her ne kadar metazori devam etse de tutarlılık açısından biraz önce dediğim gibi olmalıdır, diye düşünüyorum.
sürpriz son: tam anlamıyla bir yabancılaşma çok çok zordur, diyorum. tamdan kastım gidip dağ evine kapanmak, kendini doğaya atmak, evsiz olmak, bohemlik, berduşluk, dandylik, ne derseniz deyin, yine de bir şekilde topluma mecbur kalacaksınız gibi.

ee, diyelim ki hani oldu ya, topluma muhtaç değilsiniz artık yabancılaştınız bir şekilde, sonuç? en fazla dünyanız küçülür. ee, yukarıda yararlı bir olgu demiştik, ona ne oldu hocam, dünyanın küçülmesinin bireye ne yararı var ki? dostum, yabancılaşmak yoluna gönül veren kişi tam olarak bundan kaçıyor işte.

bu kavramdan bahsetmişken camus'süz olmaz:
"bugün annem öldü, belki de dün, bilmiyorum."* işte iki paragraf önce demek istediğimi adam tek cümlede anlatmış.
bir de dostoyevski'den çay edebiyatı:
"önümde, ya dünya yok olacak ya da sen çaysız kalacaksın diye iki seçenek olsa, ben çay içmeyi tercih ederim."* bravo kral.

bir de makale: yabancılaşma: kavramsal ve kuramsal bir değerlendirme tavsiye edilir.
bir de kitap: rus düşüncesi bağlamında f. m. dostoyevski’de yabancılaşma olgusu - nazan coşkun karataş
bir de alakasız bir şarkı: kino - zakroy za mnoy dver
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim