cumhuriyet dönemi türk edebiyatının en sevdiğim kadın yazarı. kendisiyle fosforlu cevriye sayesinde tanışmıştım, üslubunu akıcılığı ve betimlemelerinin canlılığı ile ona dair daha çok şey öğrenmek için liz behmouras'ın yazdığı suat derviş biyografisini okumuştum daha sonra. bazı eserleri 1940'ların gazetelerinde tefrika olarak yayınlanmış. aynı dönemde resimli ay gibi dergilerin devamlılığı, kadın hareketleri hep onun sayesinde gerçekleşmiş. ilginçtir ki bugün bir ya da iki yayınevinin bireysel çabasıyla bilinmeyen eserleri yeni yeni günümüz okuyucusuyla buluşuyor.
devamını gör...

ptt'nin kuruluş ve işleyiş amacını kaybettiğini gösteren durumlardan birisidir. her geçen gün ülkedeki herbokolog sayısının artmasıyla birlikte kurumlar da bu yolda ilerleyebiliyorlar.
devamını gör...

izmir karataş lisesi için:
(bkz: bodyguard)
(bkz: gardiyan)
ve her türlü (bkz: kolluk kuvvetleri)

swh.
devamını gör...

çay içmeyince başım ağrıyor.
devamını gör...

kediden ne istedin be şerefsizin evladı. kedi ulan bu kedi. neyin cinsel saldırısı hayvan herif.

nefes ziyanlığı onun bunun evladı ya.
devamını gör...

bir zamanların efsanevi üniversite gençlik dizisi. her bölüm tuğçe kazaz hanımefendiyi farklı tarz bi güzellikte görmekteydik.
devamını gör...

korkunun egemenliğinde yaşamamıza karşın halk ola­rak çok gülerdik. bir mizah anlayışımız vardı. cümbüşümüz muazzamdı. dizginlenmesi mümkün değildi. yarım kalması söz konusu değildi. bir şey komikse onu katıla katıla gülerek takdir ederdik ve en basit, en kaba şeyler bile bize komik gelirdi. gerçekten de çok gülerdik, bunu söyleyebilirim.

adem'den önce/jack london
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

- açık havalar, aylı gecenin soğuğu.
- kuru soğuk.

eski türkçede “berrak, aydınlık” anlamındaki ayās sözcüğünden.
devamını gör...

çıkıldı mı dönülmesi, dönüldüğünde ise tekrar çıkılması zor olan insan hayatının nirengi noktalarından birisi.
devamını gör...

cehennem kapısı, ilahi komedya olarak bilinen, orijinal adı commedia veya daha popüler olarak la divina commedia, dante alighieri tarafından yazılmış, tüm edebi metinler içerisinde en bilinenlerden ve kendisinden sonra edebiyat, sinema, resim, heykel gibi birçok alanı etkilemiş şaheserin sahip olduğu en etkileyici tasvirlerinden birisi.

zaten tasvir konusunda muazzam olan kitap, adeta cehennemin soluk, soğuk (!), umutsuz, alacakaranlık hissini her aşamada yaşatmakta.

ancak öyle bir anlatım kısmı var ki, cehennemin kapısı, insanı önünde çaresizce dikiliyormuş gibi hissettirmekte.

uzatmadan sadede gelelim:

eserin başkahramanı kendisi olan dante; cehennem, araf ve cennetten oluşan gezisinin cehennem ayağında iken, cehennemin kapılarına geldiğinde şu ifadelerin yazılı olduğunu görür:

buradan gidilir acılar kentine,
buradan gidilir bitmek bilmeyen acıya,
buradan gidilir yitmiş insanlar arasına.
adalet yol gösterdi ulu rabbime,
kutsal güç, yüce bilgelik, ilk sevgi yarattı beni.
benden önce her şey sonsuzdu;
sonsuza dek süreceğim ben de.

içeri girenler, dışarıda bırakın her umudu.


yeri gelmişken ileteyim, burada da görüldüğü üzere zekice laf oyunları nedeni ile eserin adı olan ilahi komedya’yı “ilahi hiciv” olarak da yorumlamak mümkün.

—-

peki ölmeden de görebilir miyiz bu cehennemin kapısını?

sanat zaten bunun için değil mi?

elbette çok fazla sanatsal çalışma var, ancak benim en sevdiğim bu:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bir de cehennemin kapısından bahsedince akla ilk gelen eser var. sağolsun fransız sanatçı auguste rodin kitaptaki ilgili sahneyi (kapıyı) ustaca ete kemiğe büründürmüştür:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

görsel kaynak

eser 6 metre yüksekliğe, 4 metre genişliğe ve 1 metre derinliğe sahiptir.

—-

eğer konu ilginizi çekiyor ve daha derinlemesine dalmak isterseniz dücane cündioğlu’nun şu üçlemesi izlenesidir:

cehennemin ağzında felsefe: limbus (1)

cehennemin ağzında felsefe: limbus (2)

cehennemin ağzında felsefe: limbus (3)
devamını gör...

olduğu halde yok saydığım kişi.davranışları sayesinde yetim oldum sanki. ne ekersen onu biçersin!
devamını gör...

bir ihsan oktay anar öyküsüdür.
1989 yılında bir arkadaşının dergisine vermiş olduğu pek bilinmeyen öyküdür.
arkadaşı öykü hakkında şöyle diyor. --- alıntı ---

fi tarihinde bu dergiyi çıkarıyorduk bir grup genç. oyun kavramı üzerine bir özel sayı hazırlamaya karar verdik. ihsan oktay anar, üniversiteden sınıf arkadaşımdır. bu hikâyesini biliyordum. istedim verdi. kitaplarıyla bunun arasında hayli uzun zaman vardır. ama kitaplarının ilk ikisi de aslında taslak olarak o sıralar mevcuttu. hâlâ yayınlanmamış olan üç taslağını biliyorum; bakalım ne zaman çıkaracak? biz o sıralarda yoğun bir şekilde dil ve dünya arasında bağlar kuran tarikatları araştırıyorduk. hurufilik ve kabala bunların başında geliyordu. bu hikâye de o araştırmalardan esinlendi herhalde.

--- alıntı ---

öyküyü okumak isteyen arkadaşlar olacaktır mutlaka şöyle bırakayım. gerçekten ilginç bir öykü.
resimag.com/p1/cc4b8a1eff25.jpeg resimag.com/p1/4e20f8b5a80f.jpeg resimag.com/p1/1aba089b40ae.jpeg
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

boşverin efendim keyif çayınızı için*.

düşünün ki böyle basit bir işlemde bile 15 dolar para yok oluyor.

geçilmeyen köprülerin, gidilmeyen hastanelerin borcu hep döviz üzerinden ödeniyor.

ne kadar çok kayıptayız.
devamını gör...

kullanmayan var mı ki? kullanmayanların kim olduğunu merak ettiğim yazarlardır. kör olursunuz yahu yapmayın etmeyin.
devamını gör...

ben medeni bir insan değilmişim onu fark ettim. ben bu adamların baştan indirilmesini falan değil, acı çekmesini istiyorum. yeter ulan yurt dışına teşvik versen bu kadar genç çıkmaz, ailesini kessen bu kadar insan intihar etmez.
utanmadan bir de ateistlere
"allah yoksa sorun yok ama varsa ben her türlü garantideyim." diyorlar ya. ulan... değil ateist 40 ömür ateist yaşasa senin 1 günde yaşadığın günahı işleyemez be ahlak yoksunları.
bunlara oy veren kim varsa oy sandığında elleri kırılsın. her kim bunların müslüman olduğunu düşünüyorsa allah onun bir türlü belasını versin. dininize tüküreyim sizin arap köpekleri. bir gün mutlu uyanamayacak mıyız ulan biz?
devamını gör...

noel baba denilmesini istemiyormuş artık noel birey diyecekmişiz, trip atıyor kendince.
devamını gör...

ikisinin de gerçekten kaliteli insanlara sahip olduğunu söyleyebilirim. ekşi sözlük'ün ortamı bana bir tık daha samimi geliyor ne yazık ki. sanırım küfürden dolayı ve orada daha çok siyaset , gündem ve günümüzde insanlarımızın yaşadığı sıkıntılar daha net bir biçimde tartışılıyor diye düşünüyorum. burada genelde ya bilgi ya goygoy amaçlı başlıklar. kafa'nın inanılmaz kötü olduğunu asla savunmuyorum ancak youtube tayfayı buraya toplamanın anlamsız olduğunu düşünüyorum. atıyorum önemli bir olay olur ülke yankılanır ama ben burayı açacağıma ekşi'yi açıp orada ki tanımları okurum zira burada ciddi anlamda çok derin analiz yapılmıyor gündemle alakalı. hatta hiç yapılmıyor insanlar sadece "üzüldüm , keşke olmasaydı." gibi şeyler söylüyorlar burada.
devamını gör...

bir iddia.

ben cansu dere'nin gazabına uğradım. boş boş bakan ünlüler başlığında adını yazmıştım, şimdi başlıklara boş boş bakıyorum. vallahi bir şey yaptığım yok!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim