zaman yolculuğu mümkün olsaydı gitmek istenilen zaman dilimi
evrenin başlangıcı , orta-çağ avrupası ,ilk cağ uygarlığı, şu sümerlere de bi bakalım ,mısırlılar şu piramiti nasıl inşa etmiş görelim, çin seddini nasıl yapmışlar ya onu da öğrenelim bi , fransız ihtilali ,sanayi devri, büyük ıskenderin olduğu zaman ,1453 fatihin istanbulu nasıl fehettiğini görmezsem olmaz , aman bitmiyor ya her şeyi görmek istiyorum .
edit:bu nasıl anlatım bozuklugudur*
edit:bu nasıl anlatım bozuklugudur*
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük...
ama öyle,gecesinde 'yarın izinliyim, at gibi uyurum' diye kafayı yastığınıza küt diyerekten vurmuş, sabahın kör saatinde de sanki telefon alarmı kurmuşsunuz gibi, en yakın denizden kilometrelerce uzakta olan yatak odanızın penceresinden içeri hücum eden, içmek istemediği ilaçlarının saati gelmiş huysuz babaanne bağırışlarına benzeyen martı çığlıklarına, uyuşuk uyuşuk gözlerinizi aralamışsınız da; sabahın ilk cümlelerini, yanınızda uzanan sevdiceğinizin ipek saçlarını okşayarak kulağına fısıldamak dururken; ''lan allahsız martılar, denizden bunca uzak coğrafyada sizin ne işiniz var? size şiir yazan şairlerin allah belasını versin'' serzenişi ile mundar etmişsiniz gibi bir günaydın değil elbet...
her seferinde, sabah suyuna oltasıyla balığa çıkmadan önce, bahçesindeki domateslerini önce sulayıp sonra yapraklarını okşayarak onlarla vedalaşan, akşamdan hanımın yaptığı çıtır börekleri, termosundaki çayla balık tutarken dilim dilim götüren, öğlene doğru tuttuğu balıkları, akşam ızgarada bir güzel çevirip kendi yaptığı rakı ile afiyetle gömen bir adamın sahil kasabası rüyası gibi ihtimali yüksek bir günaydın...
az beklentili, çok mutluluklu bir günaydın...
mümkün bir günaydın...

(görsel: kötü kedi şerafettin / martı rıfkı)
ama öyle,gecesinde 'yarın izinliyim, at gibi uyurum' diye kafayı yastığınıza küt diyerekten vurmuş, sabahın kör saatinde de sanki telefon alarmı kurmuşsunuz gibi, en yakın denizden kilometrelerce uzakta olan yatak odanızın penceresinden içeri hücum eden, içmek istemediği ilaçlarının saati gelmiş huysuz babaanne bağırışlarına benzeyen martı çığlıklarına, uyuşuk uyuşuk gözlerinizi aralamışsınız da; sabahın ilk cümlelerini, yanınızda uzanan sevdiceğinizin ipek saçlarını okşayarak kulağına fısıldamak dururken; ''lan allahsız martılar, denizden bunca uzak coğrafyada sizin ne işiniz var? size şiir yazan şairlerin allah belasını versin'' serzenişi ile mundar etmişsiniz gibi bir günaydın değil elbet...
her seferinde, sabah suyuna oltasıyla balığa çıkmadan önce, bahçesindeki domateslerini önce sulayıp sonra yapraklarını okşayarak onlarla vedalaşan, akşamdan hanımın yaptığı çıtır börekleri, termosundaki çayla balık tutarken dilim dilim götüren, öğlene doğru tuttuğu balıkları, akşam ızgarada bir güzel çevirip kendi yaptığı rakı ile afiyetle gömen bir adamın sahil kasabası rüyası gibi ihtimali yüksek bir günaydın...
az beklentili, çok mutluluklu bir günaydın...
mümkün bir günaydın...

(görsel: kötü kedi şerafettin / martı rıfkı)
devamını gör...
lustral
kendisi insanları farklı alemlere götüren toplumda mutluluk hapı diye bahsedilen antidepresandır. kendisinin 50 lik olanını üç ay kullandım sonra 100 lüğe geçtim. yan etkileri aşırı derecede unutkanlık geç boşalma el titremesi intihara meyil gibi şeylerdir. size baş edemediğiniz sorunlarla baş etme gücü verir hayatı toz pembe yaşarsınız bazen durup dururken evin içinde ya şu televizyon ne güzel alet falan diye mutlu olmanıza sebep olacak kadar toz pembe bakış açısı kazandırır. hayat etrafınızda hızlı akar gider yakalayamazsınız sürekli uykulu gezersiniz hayat bir film gibidir sizin için . kendisini kullandığım süre içerisinde bir kere kavga ettim ama hiç sinirlenmeden kavga ettim sakin sakin adam dövdürür size öyle bir antidepresandır. mecbur kalmadıkça kullanmanızı tavsiye etmem doktor gözetiminde kullanılmalı. bir gün birisi bu ilaca başlayıp bu tanımı okuyorsa eğer ona iki kelam etmek isterim. üzülme güzel dostum bir şeylere göğüs geremeyen tek insan sen değilsin ben biz yanındayız umarım içinde bulunduğun durumu halledersin.
insanların dayanacak gücü bulamaması ve o gücü başka şeylerde araması son derece normaldir. bazıları olumsuz şeylerle güç bulmaya çalışıyor. bu çok yanlış bir hareket. dayanacak gücü doktorların önerdiği şekilde bulmak daha mantıklı. bazen hayat toz pembe olmuyor ama olması gerekiyor. umarım toplum olarak iyi oluruz.
insanların dayanacak gücü bulamaması ve o gücü başka şeylerde araması son derece normaldir. bazıları olumsuz şeylerle güç bulmaya çalışıyor. bu çok yanlış bir hareket. dayanacak gücü doktorların önerdiği şekilde bulmak daha mantıklı. bazen hayat toz pembe olmuyor ama olması gerekiyor. umarım toplum olarak iyi oluruz.
devamını gör...
ilkokul öğretmeni
eğer doğru bir ilkokul öğretmenine sahip olursanız hayata 1-0 önde başlarsınız o yüzden çok önemlidir .
devamını gör...
yabancı dil bilmeden yabancı müzik dinlemek
arapça bilmeden arapça dinlemek veya okumakla eş değer durum.
devamını gör...
kamondo merdivenleri

1870-1880 yılları arasında abraham salomon de kamondo tarafından yaptırılmış merdivenlerdir.
abraham kamondo merdivenleri, avusturya lisesi'nde okuyan torunlarının yokuşu daha rahat çıkabilmeleri için yaptırmış.
döner şekilde iki parça halinde tasarlanmasının nedeni de yukardan düşen birisinin en azından bir noktada durabilmesi içinmiş. ayrıca merdivenler, galata tarafında çalışan levantenlerin de pera'daki evlerine rahat ulaşabilmesini de sağlamıştır.
devamını gör...
göbek büyüdükçe aksileşmek
iki gündür benim olayım bu. kışlıklar içinde ne kadar da mutluymuşum meğer. zaten bir buçuk yıldır eşofman çıkmadı üstümden ama sweet ne kadar güzel üretilmiş bir giyecekmiş. göbeği kamufle ediyormuş. iki gün önce yazlık kışlık değişim aktivitesi sonrası tshirt giymeye başlayınca, varlığından haberim olmayan göbeğim bana gülümseyince ufak bir baygınlık geçirecektim. uzun süredir tartılmamıştım, öyle bir boş vermişlik. tartıldım tabii hemen. omg 3 kilo almışım. pahada hafif ama yukte ağır bir sayıdır bu. depresyondayım, agresifim, aksiyim, mutsuzum. bu iki günde tartıştığım kişi sayısı 3. bunu evden adım atmadan başarmamda emeği geçen göbeğime teşekkür ediyorum.
ufak çaplı bir dikkat dikkat ayarı çektim kendime. bir 5 kilo verip, göbüşü düzlersem, aksilikten yine şeker halime dönmeyi umut ediyorum. aksi takdirde çekilmem.
ufak çaplı bir dikkat dikkat ayarı çektim kendime. bir 5 kilo verip, göbüşü düzlersem, aksilikten yine şeker halime dönmeyi umut ediyorum. aksi takdirde çekilmem.
devamını gör...
80 tl'ye normal sözlük hesabını satan yazar
(bkz: sahibinden clockwork orange açılmış satılık hesap)
tanım : ivme bu şekilde devam ederse 1.nesil hesabını o fiyata sattığına pişman olabilecek yazar kişisinin ticari eylemi.
gerçi riske girmek istememiş de olabilir, borsada da böyledir bu işler. değerini gördüğünde satacaksın, sonra kağıt %250 yaptığında kafanı o duvar senin bu duvar benim vuracaksın. hayat biraz buralarda gizli *
ama bu yoldaşa da yazık bir yerde.
10 kişi satsa bismillah 800'lük olacak herif.
tanım : ivme bu şekilde devam ederse 1.nesil hesabını o fiyata sattığına pişman olabilecek yazar kişisinin ticari eylemi.
gerçi riske girmek istememiş de olabilir, borsada da böyledir bu işler. değerini gördüğünde satacaksın, sonra kağıt %250 yaptığında kafanı o duvar senin bu duvar benim vuracaksın. hayat biraz buralarda gizli *
ama bu yoldaşa da yazık bir yerde.
10 kişi satsa bismillah 800'lük olacak herif.
devamını gör...
üslup
üslup, kimliğidir insanın.
devamını gör...
nota bilmeyen müzisyen
müzisyen denilebilecek bir seviyedeyim, çaldığım enstrümanlar da var. ancak notasyon kısmında zayıf biriyim, gerek uzmanlaşmadığımdan gerek üzerine düşmediğimden. açıkçası kulağına oldukça güvenen biriyim ancak tam anlamıyla nota okumayı bilmediğim için müziği anlamıyormuşum gibi hissettiğim oluyor ara sıra.
yakın zamanda üzerine düşeceğim, umarım.
yakın zamanda üzerine düşeceğim, umarım.
devamını gör...
delik adamı
bizler dünya insanları olarak yedi milyar kişiyiz. daha fazla küsüratı var da, konu onlar değil.
bu milyarlarca insanın belki yüzlercesiyle gün içerisinde karşılaşıyoruz. bazılarımız daha fazlasıyla, bazılarımız daha azıyla. hiç dışarı çıkmayan bireyler dahi en az üç dört kişiyi görüyor. ne yalnızız, ne de tek başımızayız. etrafımız hep birileri ile dolu fakat yerli kabileler kendileri dışında hiç kimseyi görmüyorlar.
40 50 yıl öncesine kadar dünya üzerinde yaşayan birçok farklı kabile vardı. sayıları milyonlara göre azdı fakat bir şekilde yaşamaya devam ediyorlardı. şimdi ise o kabilelerden geriye 20 30 tane kaldı. 90'lı yıllarda onları korumak için birçok şey yapıldı ve funai isminde bir koruyucu daha çıktı. funai korumaya almak için kabileleri gezdiği zaman dünyanın en yalnız adamına rastladı *. diğer kabileler her ne kadar kabul görse de, açtığı 2 metre derinliği bulan deliklerle adını "delik adamı" diye duyurmuş şu kişi 7 milyar arasında tek başına.

funai 113 farklı kabileyi buldu ve korumaya aldı. himayesine alamadığı kişilerden biri ise bahsettiğim üzere delik adam. 50'li yaşlarını yaşadığı düşünülen bu adam, amazon ormanları'nın balta girmemiş derinliklerinde yaşam mücadelesi veriyor.
ne konuştuğu dil hakkında bir bilgi var ne adı ne de ailesi hakkında, yaşı bile tahminler üzerine söylenmiş.
funai yanılmıyorsa ailesi 90'lı yıllarda öldürülmüş.
••
şimdi şöyle düşünelim; bizler sandığımız kadar yalnız mıyız?
bu milyarlarca insanın belki yüzlercesiyle gün içerisinde karşılaşıyoruz. bazılarımız daha fazlasıyla, bazılarımız daha azıyla. hiç dışarı çıkmayan bireyler dahi en az üç dört kişiyi görüyor. ne yalnızız, ne de tek başımızayız. etrafımız hep birileri ile dolu fakat yerli kabileler kendileri dışında hiç kimseyi görmüyorlar.
40 50 yıl öncesine kadar dünya üzerinde yaşayan birçok farklı kabile vardı. sayıları milyonlara göre azdı fakat bir şekilde yaşamaya devam ediyorlardı. şimdi ise o kabilelerden geriye 20 30 tane kaldı. 90'lı yıllarda onları korumak için birçok şey yapıldı ve funai isminde bir koruyucu daha çıktı. funai korumaya almak için kabileleri gezdiği zaman dünyanın en yalnız adamına rastladı *. diğer kabileler her ne kadar kabul görse de, açtığı 2 metre derinliği bulan deliklerle adını "delik adamı" diye duyurmuş şu kişi 7 milyar arasında tek başına.

funai 113 farklı kabileyi buldu ve korumaya aldı. himayesine alamadığı kişilerden biri ise bahsettiğim üzere delik adam. 50'li yaşlarını yaşadığı düşünülen bu adam, amazon ormanları'nın balta girmemiş derinliklerinde yaşam mücadelesi veriyor.
ne konuştuğu dil hakkında bir bilgi var ne adı ne de ailesi hakkında, yaşı bile tahminler üzerine söylenmiş.
funai yanılmıyorsa ailesi 90'lı yıllarda öldürülmüş.
••
şimdi şöyle düşünelim; bizler sandığımız kadar yalnız mıyız?
devamını gör...
yeni dönemde yazar maaşları
umarım artar dediğim maaşlardır.
reklam falan alıcaz sonuçta.
reklam falan alıcaz sonuçta.
devamını gör...
starbucks
elit olmak adına kendini paralayan insanların huzur bulduğu yegane yer. aynı kahve evde 1 lira. çünkü üzerinde etiket yok evdeki bardağın. starfucks.
devamını gör...
kürtajın yasaklanması gerekliliği
kadının vücudu hakkında o kadın dışında hiç kimsenin söz hakkı yoktur.
haddiniz olmayan işler hakkında atıp tutmayı bırakın lütfen.
haddiniz olmayan işler hakkında atıp tutmayı bırakın lütfen.
devamını gör...
iko (yazar)
kahve bilgisiyle, önerileriyle beni mest eden yazılımcımızdır. aşırı çalışkan olup, her soruna koşar hemen çözümlemeye çalışır. cevapsız asla bırakmaz. iyi varsınız efenim! siz olmasaydınız ne yapardık?
-güncellemeleri ile gayet güzel geri dönüşler almış yazılımcımızdır ayrıca.
-güncellemeleri ile gayet güzel geri dönüşler almış yazılımcımızdır ayrıca.
devamını gör...
powwow
kökeni algonquin dilinden gelmektedir. bu sebeple sadece algonquin kabilesi için rüya öngörüsünde bulunan şamanı tanımlar. diğer kabileler için bu tarz bir anlam ihtiva etmemektedir. mesela lakotalar için bir nevi geçiş dansıdır. savaş öncesinde, eski savaşçıların ruhlarının kendilerine yardımcı olabilmesi ve onlarla savaş meydanında düşmana karşı savaşmaları için öte alemden çağrılmalarını amaçlanır. lakotalar açısından hayalet dansının bir başka versiyonu gibidir. çoğu kabile içinse kutsal yaşam çemberini tamamlamak adına yapılan bir ritüel olarak göze çarpar. bu ritüelin en önemli kavramlarından birisi ''kartalın nefesi'' tabiridir. pow-wow dansı yapan yerliler geçmişteki ruhların döngüyü tamamlamak adına kendileri ile dans ettiğine inanırlar. bu ruhları görebilmek ise öyle kolay değildir. kendileri ile dans eden ruhları görenlerin kartal nefesi sayesinde bu görüşe sahip olduğuna inanılır. tabi bunun içinde bir takım keyif verici maddeler alınır. * o esnada ruhları görenlerin kalbine ve kulağına bir ezgi fısıldandığına inanılır. bu ezgi herkes için farklılık arz eder. ömür boyu bu ezgiyi duyanın kalbinde ve kulağında kalacaktır. kimseye söylenmez ve kimseye öğretilmez. kişi bunu sadece kendisi için mırıldanır ve böylece yaratıcıya yeryüzündeki tüm nimetler için özel bir şekilde teşekkürünü sunma imkanına sahip olur.
tabi günümüzde artık pow-wow eski anlamından çok uzak bir ritüel. kültürel mirası yaşatmak adına yapılan festivaller haline bürünmüş durumda. farklı kabilelerden gelen insanların birbirleri ile temasını sağlayan aynı zamanda da ticari olarak gelir elde edilen ve yarışmaların düzenlendiği bir şölen.
davul en önemli enstrümanlardan birisidir. ve günümüzde dans harici davul yarışmaları da düzenlenir. davul grupları bu şölenlerin olmazsa olmaz unsurlarından birisidir.
tabi günümüzde artık pow-wow eski anlamından çok uzak bir ritüel. kültürel mirası yaşatmak adına yapılan festivaller haline bürünmüş durumda. farklı kabilelerden gelen insanların birbirleri ile temasını sağlayan aynı zamanda da ticari olarak gelir elde edilen ve yarışmaların düzenlendiği bir şölen.
davul en önemli enstrümanlardan birisidir. ve günümüzde dans harici davul yarışmaları da düzenlenir. davul grupları bu şölenlerin olmazsa olmaz unsurlarından birisidir.
devamını gör...
üçlü arkadaş grubu
üçlü arkadaş grubu gayet de güzeldir, ikisini de severim. dışlanma yok bu algı nereden geliyor anlamış değilim.*
devamını gör...
sevgililer günü
kerametinden sual olunmaz atsan atılmaz satsan satılmaz şubat ayının tam ortasına yapıştırılmış gün.
püh senin gibi güne.
püh senin gibi güne.
devamını gör...
