6 kelimelik hikayeler
son kibritini çaktı, sonsuz uykuya hazırdı.
-ernest hemingway.
-ernest hemingway.
devamını gör...
nazlı ılıcak
demokrat parti döneminde nafia (bayındırlık) sonra da münakalat (ulaştırma) bakanlıkları yapmış olan muammer çavuşoğlu'nun kızıdır. notre dame de sion fransız lisesi (1963) ve lozan üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi'nde (ecole de sciences sociales et politiques, 1967) eğitim gördü.
tercüman gazetesinde başyazar oldu. 1988'e kadar tercüman grubunun ikinci gazetesi olan bulvar gazetesinin imtiyaz sahipliğini üstlendi. 1992 ile 1994 arasında trt'de söz meclisten içeri adlı programı yaptı.
1999 türkiye genel seçimleri'nde fazilet partisi'nden istanbul milletvekili seçildi.
nazlı ılıcak 1991 yılında yazdığı bir köşe yazısında, dönemin cumhurbaşkanı turgut özal’ın anap’ı kontrol ettiğini ve anap’lı milletvekillerinin mecliste özal ne derse onu yaptığını eleştirmek için “pavlov'un köpekleri” ifadesini kullandı. bunun üzerine özal, anap’lı 102 milletvekiline tek tek hakaret davası açtırdı. ılıcak, açılan tazminat davalarında faiziyle birlikte anap'lılara 500 milyon lira tazminat ödemeye mahkûm edildi. ılıcak, tazminat kararlarının bozulması için yargıtay'a başvurdu ancak karar yargıtay tarafından da onandı.
tercüman gazetesinde başyazar oldu. 1988'e kadar tercüman grubunun ikinci gazetesi olan bulvar gazetesinin imtiyaz sahipliğini üstlendi. 1992 ile 1994 arasında trt'de söz meclisten içeri adlı programı yaptı.
1999 türkiye genel seçimleri'nde fazilet partisi'nden istanbul milletvekili seçildi.
nazlı ılıcak 1991 yılında yazdığı bir köşe yazısında, dönemin cumhurbaşkanı turgut özal’ın anap’ı kontrol ettiğini ve anap’lı milletvekillerinin mecliste özal ne derse onu yaptığını eleştirmek için “pavlov'un köpekleri” ifadesini kullandı. bunun üzerine özal, anap’lı 102 milletvekiline tek tek hakaret davası açtırdı. ılıcak, açılan tazminat davalarında faiziyle birlikte anap'lılara 500 milyon lira tazminat ödemeye mahkûm edildi. ılıcak, tazminat kararlarının bozulması için yargıtay'a başvurdu ancak karar yargıtay tarafından da onandı.
devamını gör...
karantina nedeniyle kediler insanlardan bıktı
karantinada peluş oyuncak muamelesi görmekten bıkan kedilerle ilgili haber.
www.google.com/url?sa=t&...
www.google.com/url?sa=t&...
devamını gör...
sözlük yazarlarının kendilerine ait sözleri
“seni söylemenin ayıplandığı bir coğrafyaya direnirken kadraja yakalanan asil bir gülümsemedir, çehreme upuzun ve ısrarla astığım.”
devamını gör...
akp'ye oy vermeme nedenleri
vermek için tek bir sebep olmaması.
devamını gör...
beyaz sapot
turunçgillere uzaktan akraba olan meksika, orta amerika, kosta rika civarlarında yetişen tropikal bir ağaç türüdür.

bilimsel adı casimiroa edulis olarak geçiyor. santa domingo şeftalisi olarak da bilinir. bir diğer adlandırması ise "mamey sapote" dir.
mamey ismin tarihi ise şöyle gelmektedir; dünyanın en güzel ağaçlarından, dallarının şeklinden ve dallarının tepesinde bulunan güzel yeşil yapraklar nedeniyle "kokusu ve tadı ile kralların meyvesi" anlamında bu isim verilmiştir.mamey isminin kaynağı
yetişkin bir ağacın boyu 5-16 metreye kadar ulaşmaktadır. ve yıl boyunca yaprakları yeşil olarak kalıyor.
ağacın meyvesi yaklaşık 20 cm uzunluğunda ve 700 gram ağırlığındadır. meyvenin dörtte biri kadar büyüklükte olan çekirdeği tek parça halinde meyvenin merkezinde bulunur. bu ağacın meyvesi ilk olgunlaşmadan önceki süreçte yeşil renktedir. zaman geçtikçe dış kabuğu sararır ve olgunlaşır. sararan kabuğunun altında muz, armut, vanilya aromasına benzer etimsi bir yapı bulunur.

mamey meyvesinin hasat vakti yani en uygun toplanma zamanı şubat ve temmuz ayları arasındadır. bu meyve direk kabuğu temizlenip yenilebilir veya restaurantlarda kullanılarak çeşitli yemekler yapılabilir. aynı zamanda bu meyve eski zamanlarda meyvenin çekirdeği ve kabuğu toz haline getirilip böcek ilacı olarak kullanılmış. aynı zamanda geleneksel tıpta ishal, enfeksiyon hastalıkları veya göz hastalıklarında kullanılıyor. isterseniz de bu meyveyi dondurma ve tatlı yapımında da kullanabilirsiniz.
mamey meyvesi sadece tadı için değil besin değerleri için de tüketilen bir meyvedir.
tüketilen her 100 gram mamey 124 kalori için, 0,5 gram doymuş yağ, 0.2 gram çoklu doymamış yağ, 0.1 gram tekli doymamış yağ ve 0.1 gram trans yağda dağıtılan 0.1 toplam yağ. 7 mg sodyum, 454 miligram potasyum, 25 gram lif ve 5 gram şeker içinde dağıtılan 20 gram karbonhidrat, a vitamini ile b1.5 vitamini arasında 12 gram protein, kalsiyum (18 mg), b6 vitamini (0.7 mg), c vitamini (23 mg), demir (0.8 mg) ve magnezyum (11 mg).

bilimsel adı casimiroa edulis olarak geçiyor. santa domingo şeftalisi olarak da bilinir. bir diğer adlandırması ise "mamey sapote" dir.
mamey ismin tarihi ise şöyle gelmektedir; dünyanın en güzel ağaçlarından, dallarının şeklinden ve dallarının tepesinde bulunan güzel yeşil yapraklar nedeniyle "kokusu ve tadı ile kralların meyvesi" anlamında bu isim verilmiştir.mamey isminin kaynağı
yetişkin bir ağacın boyu 5-16 metreye kadar ulaşmaktadır. ve yıl boyunca yaprakları yeşil olarak kalıyor.
ağacın meyvesi yaklaşık 20 cm uzunluğunda ve 700 gram ağırlığındadır. meyvenin dörtte biri kadar büyüklükte olan çekirdeği tek parça halinde meyvenin merkezinde bulunur. bu ağacın meyvesi ilk olgunlaşmadan önceki süreçte yeşil renktedir. zaman geçtikçe dış kabuğu sararır ve olgunlaşır. sararan kabuğunun altında muz, armut, vanilya aromasına benzer etimsi bir yapı bulunur.

mamey meyvesinin hasat vakti yani en uygun toplanma zamanı şubat ve temmuz ayları arasındadır. bu meyve direk kabuğu temizlenip yenilebilir veya restaurantlarda kullanılarak çeşitli yemekler yapılabilir. aynı zamanda bu meyve eski zamanlarda meyvenin çekirdeği ve kabuğu toz haline getirilip böcek ilacı olarak kullanılmış. aynı zamanda geleneksel tıpta ishal, enfeksiyon hastalıkları veya göz hastalıklarında kullanılıyor. isterseniz de bu meyveyi dondurma ve tatlı yapımında da kullanabilirsiniz.
mamey meyvesi sadece tadı için değil besin değerleri için de tüketilen bir meyvedir.
tüketilen her 100 gram mamey 124 kalori için, 0,5 gram doymuş yağ, 0.2 gram çoklu doymamış yağ, 0.1 gram tekli doymamış yağ ve 0.1 gram trans yağda dağıtılan 0.1 toplam yağ. 7 mg sodyum, 454 miligram potasyum, 25 gram lif ve 5 gram şeker içinde dağıtılan 20 gram karbonhidrat, a vitamini ile b1.5 vitamini arasında 12 gram protein, kalsiyum (18 mg), b6 vitamini (0.7 mg), c vitamini (23 mg), demir (0.8 mg) ve magnezyum (11 mg).
devamını gör...
yazarların sempati duyduğu kötü karakter
bu adamdır sempati duyduğum kötü karakter:

görselin kaynağı
da vinci'nin şeytanları adlı dizideki kont girolamo riario...
nedense çok da çekici geliyor...
edit: bozuk görsel linki düzeltildi.

görselin kaynağı
da vinci'nin şeytanları adlı dizideki kont girolamo riario...
nedense çok da çekici geliyor...
edit: bozuk görsel linki düzeltildi.
devamını gör...
intihar etmek
yıllar yıllar önce insanlara ve kendime olan inancımı kaybettiğimde gercekleştirdiğim eylemdir.
psikoloğuma 'ama ben bu hayatı yaşayabilecek kadar cesur hissetmiyorum' dediğimde. 'kendini öldürmeye kalkmak daha büyük bir cesaret' demişti. 'yaşarsan ne olacak biliyorsun en en kötülerini yaşadın ama öldüğünde karanlık ne olacak, ne bekliyorsun?'
zihnim, ruhum, duygularım, umutlarım hep karanlıktı zaten benim için makuldu.
sonra bir gün artık dayanamadığımı fark ettim. ve koştum o karanlığa.
sonrası komedidir.
günlerce can çekişmem, insanların sahte vicdan ve merhamet gösterileri, hayatımda olan bir güruh insanın bu eylemi gerçekleştirdiğim için benden dahada uzaklaşması (çünkü mantıklı davranmıyormuşum, mantık?), bana destek olamaya çalışan beni anlamaya çalışan bir iki insan (annem ve babam, hiç unutmam onların tavırlarını. ben beni öldüresiye suçlarlar sanıyorken onlar bana sonsuz merhametlerini bir kez daha hissettirmisti.) bilen duyan insanların garip tavırları falanlar filanlar...
sonrası o kadar berraktır ki.
bir anda bir aydınlanma oldu.
hayata insanlara en önemlisi de kendime bakışım değişti.
kendime saygıda dibi gören ben hayatta ki en kıymetli varlığın en saygı duyulası insanın kendim olduğunu anladım.
şimdi banu sen çok güçlü bir kadınsın diyenler ne yaşadığımı neler atlattığımı bilmiyor. ben bu hayatta en dibi gördüm. kendi öz saygımı, sevgimi kaybettim. o kadar dibe çöktüm ki oradan çıkmanın imkanı yoktu. ama çıktım. öyle ya da böyle o karanlığı geride bıraktım.
şimdi hiç bir şey yıkamaz beni. çünkü ben bu hayatta her şeyin en en zoruna talip oldum ve hep zor olanı yaşadım. savaşmayı gerekirse yenilgiyi kabul etmeyi öğrendim. tek başıma başladığım bu serüveni tek sonlandıracağımı tüm yapı taşlarımla hissettim. kimse için hiçbir şey için kendime olan saygımı ve sevgimi kaybetmemem gerektiğini anladım. ben tektim bu hayatta. ben yoksam ne bir insan vardı nede bu çetrefilli dünya. kimse için yaşamamayı her koşulda sadece kendimi düşünmem gerektiğini de o zamanlar öğrendim. çünkü ben her konuda kendimi ön plana koyarsam kendimi sever kendimi sayar önce kendimi düşünürsem (bu üstün empati gücüyle tabi) hiç kimsenin zarar görmediğine en karlı kendimin çıktığına şahit oldum. her cümlenin zihinde önce benle başlarsa en az bana zarar verdiğini gördüm. şimdi olmuyor mu beni üzen, kıran, sarsan şeyler? tabi ki oluyor ama etkisi en fazla 2 gün sürüyor. bir silkelenmeme bakıyor yeniden kendime gelmem. ben kendimi yangın ya da afet halinde kurtarılacaklar lisetesinde en ön sıraya koydum eskiden 1256. sırada falandım hoş çokta bir fark yokmuş sanki.*
artık şunu çok iyi biliyorum ben bu hayatın iplerini elime almassam o ipler benim ayağıma hatta boğazıma dolanıyor. beni ya deviriyor ya da nefessiz bırakıyor. bu süreçte çok kaybım oldu. ama kazandıklarım hepsinden daha kıymetliydi. ben kendimi kazandım. kendimi sevmeyi saygı duymayı öğrendim. ben beni çok çok çok sevdim.
bu noktalara, bu yılgınlığa, bu karanlığa gelmeden kendinizi fark edip kurtulmanız dileğiyle.
unutma en önce 'ben' bu hayatın ilk kuralıdır.
not: ömrü boyunca bu eşiğe gelmemiş insanların atıp tuttuğu bir başlık olmuş burası. yaşamadığınız bir konuda hüküm ve akıl vermek kolay olur arkadaşlar.
umarım asla o kıyıya vurmazsınız.
saygılar, sevgiler...
psikoloğuma 'ama ben bu hayatı yaşayabilecek kadar cesur hissetmiyorum' dediğimde. 'kendini öldürmeye kalkmak daha büyük bir cesaret' demişti. 'yaşarsan ne olacak biliyorsun en en kötülerini yaşadın ama öldüğünde karanlık ne olacak, ne bekliyorsun?'
zihnim, ruhum, duygularım, umutlarım hep karanlıktı zaten benim için makuldu.
sonra bir gün artık dayanamadığımı fark ettim. ve koştum o karanlığa.
sonrası komedidir.
günlerce can çekişmem, insanların sahte vicdan ve merhamet gösterileri, hayatımda olan bir güruh insanın bu eylemi gerçekleştirdiğim için benden dahada uzaklaşması (çünkü mantıklı davranmıyormuşum, mantık?), bana destek olamaya çalışan beni anlamaya çalışan bir iki insan (annem ve babam, hiç unutmam onların tavırlarını. ben beni öldüresiye suçlarlar sanıyorken onlar bana sonsuz merhametlerini bir kez daha hissettirmisti.) bilen duyan insanların garip tavırları falanlar filanlar...
sonrası o kadar berraktır ki.
bir anda bir aydınlanma oldu.
hayata insanlara en önemlisi de kendime bakışım değişti.
kendime saygıda dibi gören ben hayatta ki en kıymetli varlığın en saygı duyulası insanın kendim olduğunu anladım.
şimdi banu sen çok güçlü bir kadınsın diyenler ne yaşadığımı neler atlattığımı bilmiyor. ben bu hayatta en dibi gördüm. kendi öz saygımı, sevgimi kaybettim. o kadar dibe çöktüm ki oradan çıkmanın imkanı yoktu. ama çıktım. öyle ya da böyle o karanlığı geride bıraktım.
şimdi hiç bir şey yıkamaz beni. çünkü ben bu hayatta her şeyin en en zoruna talip oldum ve hep zor olanı yaşadım. savaşmayı gerekirse yenilgiyi kabul etmeyi öğrendim. tek başıma başladığım bu serüveni tek sonlandıracağımı tüm yapı taşlarımla hissettim. kimse için hiçbir şey için kendime olan saygımı ve sevgimi kaybetmemem gerektiğini anladım. ben tektim bu hayatta. ben yoksam ne bir insan vardı nede bu çetrefilli dünya. kimse için yaşamamayı her koşulda sadece kendimi düşünmem gerektiğini de o zamanlar öğrendim. çünkü ben her konuda kendimi ön plana koyarsam kendimi sever kendimi sayar önce kendimi düşünürsem (bu üstün empati gücüyle tabi) hiç kimsenin zarar görmediğine en karlı kendimin çıktığına şahit oldum. her cümlenin zihinde önce benle başlarsa en az bana zarar verdiğini gördüm. şimdi olmuyor mu beni üzen, kıran, sarsan şeyler? tabi ki oluyor ama etkisi en fazla 2 gün sürüyor. bir silkelenmeme bakıyor yeniden kendime gelmem. ben kendimi yangın ya da afet halinde kurtarılacaklar lisetesinde en ön sıraya koydum eskiden 1256. sırada falandım hoş çokta bir fark yokmuş sanki.*
artık şunu çok iyi biliyorum ben bu hayatın iplerini elime almassam o ipler benim ayağıma hatta boğazıma dolanıyor. beni ya deviriyor ya da nefessiz bırakıyor. bu süreçte çok kaybım oldu. ama kazandıklarım hepsinden daha kıymetliydi. ben kendimi kazandım. kendimi sevmeyi saygı duymayı öğrendim. ben beni çok çok çok sevdim.
bu noktalara, bu yılgınlığa, bu karanlığa gelmeden kendinizi fark edip kurtulmanız dileğiyle.
unutma en önce 'ben' bu hayatın ilk kuralıdır.
not: ömrü boyunca bu eşiğe gelmemiş insanların atıp tuttuğu bir başlık olmuş burası. yaşamadığınız bir konuda hüküm ve akıl vermek kolay olur arkadaşlar.
umarım asla o kıyıya vurmazsınız.
saygılar, sevgiler...
devamını gör...
canlı ders esnasında yaşanan trajikomik olaylar
ilk canlı dersimde bir öğrencim "ooo öğretmenim, kamerayı dolandır bakam da evini gezelim görelim." demişti.*
bir başka canlı dersimde başka bir öğrencim çoraplarını çıkarıp kamera karşısında koklamış ve " öğretmenim ben bugün banyo yapayım." dedi.* çorabı koklayarak banyo zamanının geldiğini bilmeyen de ne bileyim.*
bir başka canlı dersimde başka bir öğrencim çoraplarını çıkarıp kamera karşısında koklamış ve " öğretmenim ben bugün banyo yapayım." dedi.* çorabı koklayarak banyo zamanının geldiğini bilmeyen de ne bileyim.*
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hobileri
spor yapmak... genellikle antermanlardan saglam kondisyonla cikarim. arazi araclarina karsi da zaafim var, iyi de kullanirim bu arada. kitaplara olan askimdan bahsetmeyeyim bir de.
devamını gör...
fildişi rengi
hafiften sararmış diş rengi.
filler dişlerini fırçalamış olsa süt gibi beyaz dişler ortaya çıkardı.
filler dişlerini fırçalamış olsa süt gibi beyaz dişler ortaya çıkardı.
devamını gör...
yazarların yalan söyleme nedenleri
eğer söylemeseydim bana bağlanacaktı, belki de çok daha sevecekti. belki bir gelecek için hayatını paylaşmak isteyecekti. bunu ona yaşatmaya hakkım yoktu. ona '' benim bir geleceğim yok '' diyemezdim, çok üzülebilirdi. üzülmesin diye yalan söyledim ve kendimi kopardım o daldan.
durmam gereken çizgide durdum sadece, yapmam gerekeni yaptım, içim kan ağlasa da, yüreğimden parçalar kopsa da...
durmam gereken çizgide durdum sadece, yapmam gerekeni yaptım, içim kan ağlasa da, yüreğimden parçalar kopsa da...
devamını gör...
bilinçaltı
bilim insanları artık bu kavram yerine bilinç dışı ifadesini tercih etmektedirler.
devamını gör...
aşk
zamanında bir arkadaşım şöyle söylemişti;
“evvela kendimize aşık olalım , sonra başkalarıyla sevişiriz.”
tanım: temelinde cinsel birleşme olan süslü duygular karmaşası.
“evvela kendimize aşık olalım , sonra başkalarıyla sevişiriz.”
tanım: temelinde cinsel birleşme olan süslü duygular karmaşası.
devamını gör...
hobaaa3434
zamanında çok iş yapar bu sözlükte demiştim kendisi için. sevileceğin zaten belliydi ama bu kadar kısa sürede bizi ikiye katlamak ne demek acabaaa ?*
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydınlar herkeslere,
bizi zaten hep bu kişisel algılamalar mahvetmedi mi?
bana nasıl bunu yapar, bu neden böyle oldu vs. vs.
bugün elimizden geleni yapıp yaşanan hiçbir şeyi kişisel algılamayalım..
kimseciklerin moralimizi bozmasına izin vermeyelim...
düşmanlarımızı sevindirmeyelim a dostlar,
bizim mutlu olduğumuzu gördükçe kendi kendilerine kudursunlar...
en büyük intikam, umursamamak, kendi hayatına odaklanarak küçük mutluluklar yaratmaktır..
geleni solumuza, gideni yoluna gönderelim..
hadi bakalım, bu gazla yeni güne hazırız, başlasın mı güzel bir gün.*
bizi zaten hep bu kişisel algılamalar mahvetmedi mi?
bana nasıl bunu yapar, bu neden böyle oldu vs. vs.
bugün elimizden geleni yapıp yaşanan hiçbir şeyi kişisel algılamayalım..
kimseciklerin moralimizi bozmasına izin vermeyelim...
düşmanlarımızı sevindirmeyelim a dostlar,
bizim mutlu olduğumuzu gördükçe kendi kendilerine kudursunlar...
en büyük intikam, umursamamak, kendi hayatına odaklanarak küçük mutluluklar yaratmaktır..
geleni solumuza, gideni yoluna gönderelim..
hadi bakalım, bu gazla yeni güne hazırız, başlasın mı güzel bir gün.*
devamını gör...
ülkemizde matematiğin sevilmeme nedeni
sınav sistemlerinden kaynaklı diye düşünüyorum. derslerde alamadığımız verimi sınavlarda geri istiyorlar.
devamını gör...
çocukken tacize uğramak
hayatınız boyunca çocuk gibi ürkek yaşamanıza sebep olacak travmadır. yaradır.
devamını gör...
aşk
bir elif şafak kitabıdır.
sadece “ çiçek abbas” ve “ komser şekspir” filmleri sayesinde yönetmen olarak görebildiğim, kendisinden kesinlikle hoşlanmadığım, saçma sapan bir yönetmen olan ve reklam yönetmenliğinde bile elinden bir iş gelmeyen sinan çetin, mevlana ile ilgili bir film yapmaya karar verir ve bunun için de elif şafak ile anlaşır. elif şafak hikayeyi yazar ama sinan çetin yazılan hikayeyi hiç beğenmez.
proje rafa kalkar. elif şafak bu hikayeyi bir roman yapar. ama romandan başka her şeye benzer. yine de tam bir pazarlama harikası çıkar ortaya. çok satsın diye de pembe ve gri olmak üzere iki kapak yaptırır. istediği gibi de olur. böylelikle kadınlar pembe erkekler gri kapaklı kitabı alabilecektir. edebi inceliğe bakar mısınız? (!) hiç cinsiyetçi bir yaklaşım da değil!
az yetenekli bir yönetmenin bile sinemaya aktarmaya değer bulmadığı bu romanımsı oluşum türkiye okurları tarafından çok sevilir, bir anda çok satan olur. her yerde reklamları döner, billboardlar elif şafak’ın aşkından geçilmez. edebiyat tarihinde yeri olur mu bilemem ama pop kültürümüzün vaz geçilmezi olacağı kesindir.
acaba elif şafak mı daha kötü yazar sinan çetin mi daha kötü yönetmen karar veremedim. bence berabere!
sadece “ çiçek abbas” ve “ komser şekspir” filmleri sayesinde yönetmen olarak görebildiğim, kendisinden kesinlikle hoşlanmadığım, saçma sapan bir yönetmen olan ve reklam yönetmenliğinde bile elinden bir iş gelmeyen sinan çetin, mevlana ile ilgili bir film yapmaya karar verir ve bunun için de elif şafak ile anlaşır. elif şafak hikayeyi yazar ama sinan çetin yazılan hikayeyi hiç beğenmez.
proje rafa kalkar. elif şafak bu hikayeyi bir roman yapar. ama romandan başka her şeye benzer. yine de tam bir pazarlama harikası çıkar ortaya. çok satsın diye de pembe ve gri olmak üzere iki kapak yaptırır. istediği gibi de olur. böylelikle kadınlar pembe erkekler gri kapaklı kitabı alabilecektir. edebi inceliğe bakar mısınız? (!) hiç cinsiyetçi bir yaklaşım da değil!
az yetenekli bir yönetmenin bile sinemaya aktarmaya değer bulmadığı bu romanımsı oluşum türkiye okurları tarafından çok sevilir, bir anda çok satan olur. her yerde reklamları döner, billboardlar elif şafak’ın aşkından geçilmez. edebiyat tarihinde yeri olur mu bilemem ama pop kültürümüzün vaz geçilmezi olacağı kesindir.
acaba elif şafak mı daha kötü yazar sinan çetin mi daha kötü yönetmen karar veremedim. bence berabere!
devamını gör...