bir zamanlar anadolu'da
"en güzel et kuzu eti, biz başka et yemeyiz" diyen muhtar sayesinde en güzel etin kuzu eti olduğunu bana öğretmiş olan film.
teşekkürler mıhtar emmi.*
teşekkürler mıhtar emmi.*
devamını gör...
türkçe konuşan erkeklerin çok seksi olması
'nefes alsın yeter'in bir tık altı.
devamını gör...
kendini ispatlayan genç iş bulur
peki kendini ispatlayan para da bizi bulacak mı?
devamını gör...
kraken
kraken, iskandinav mitolojisinde bulunan ve iskandinav balıkçıların baş belası olan efsanevi deniz canavarıdır. denizciler arasındaki efsaneye göre bir ada kadar büyüktür ve gemiyi uzanan kollarıyla kolaylıkla devirebilir.
devamını gör...
bedelli askerlik yapıp erkeğim diye dolaşmak
enteresan tespitimsi gerçekten.
günlük hayatta "erkeğim diye dolaşmak" gibi garip bir çaba sarfettiğimi zaten hatırlamıyorum da bundan sonra daha dikkat ederim ayol.
günlük hayatta "erkeğim diye dolaşmak" gibi garip bir çaba sarfettiğimi zaten hatırlamıyorum da bundan sonra daha dikkat ederim ayol.
devamını gör...
baştan çıkarmak
denilene göre ben çok baştan çıkarıcıymışım. her zaman kendimi karşı cinse karşı; soğuk ve durağan hissetmiş ve öyle de davranmış biriyimdir. hiç bir şey yapmadan bir insan nasıl baştan çıkarıcı olabilir ki?!?
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
bedava yazarlık eğitimi almak gibi bir şey.. çünkü ancak yazdıkça yazma kabiliyeti gelişiyor, zihin berraklaşıyor, daha net düşünebilir hale geliyorsun.. yazmak, terapi etkisi yapıyor. yazıyorum, iyileşiyorum, çok şükür..
edit: (bkz: ziegarnik etkisi)nden kurtulmaya yardımcı oluyor çünkü yarım kalan, tamamlanmamış olayları yazınca olay zihinde tamamlanmış oluyor, artık eskisi kadar rahatsız etmiyor. mesela kızgın olduğunuz, affedemediğiniz kişileri, olayları vb. yazın, zamanla o duyguların hafiflediğini fark edeceksiniz..
edit: (bkz: ziegarnik etkisi)nden kurtulmaya yardımcı oluyor çünkü yarım kalan, tamamlanmamış olayları yazınca olay zihinde tamamlanmış oluyor, artık eskisi kadar rahatsız etmiyor. mesela kızgın olduğunuz, affedemediğiniz kişileri, olayları vb. yazın, zamanla o duyguların hafiflediğini fark edeceksiniz..
devamını gör...
zülfü livaneli
bir türk aydını. yazar, müzisyen, siyasetçi tanımları, yaptığı işlerin üç ana başlığı dersek yanlış olmaz zannımca. 1993 yazında nerden duyduysam yeni çıkan 'saat 4...yoksun' albümünü almıştım. sesini ve müzikte dile getirdiklerini ilk o albümle keşfetmiştim. uzun yıllar boyunca vatan gazetesinde yazılarını okudum. albümlerini ve kitaplarını aldım. 1994 yerel seçimlerinde istanbul'da shp'nin belediye başkan adayı olurken sol partiler karşısına bir halt edeceklermiş gibi dünyanın belki de en onursuz duruşunu sergileyerek her biri birer aday çıkarıp zülfü livaneli'nin oylarını kuşa çevirmişti. oyları bölerek toplamda kendilerinden çok daha geride olan refah partisi'nin adayı rte'nin siyaset sahnesine çıkışını sağladılar. özellikle uzan medyasının ipe sapa gelmez iftiraları, yıldırma politikaları ile o dönem livaneli'yi karalamaya çalıştılar. elleriyle yaptıklarının sonucu olarak; türkiye'nin 30 yıllık kaderi sağ ve solun ortak ahmaklıkları neticesinde belirlenmiş oldu. acaba 1994 istanbul büyükşehir seçimlerinde zülfü livaneli seçilmiş olsaydı türkiye'nin yazgısı bugün daha farklı olur muydu? bence yüzde yüz olurdu.
kendisi hakiki bir sanatçı olarak siyasetle doğmamıştı; kaybedince de sadece türkiye adına üzüldü ama sonuçta makam ve mevki peşinde değildi ve sevdiği işlere, uğraşlara geri döndü ve birbirinden güzel şarkılar ve kitaplar yazdı. müziklerini ve sohbetlerini dinlemekten; yazılarını okumaktan her devirde büyük haz duydum. türkiye'nin yaşayan en değerli sanatçılarından biridir. umarım bu aydın aklından ve sanatçı vicdanından türkiye hakkıyla yararlanabilsin.
kendisi hakiki bir sanatçı olarak siyasetle doğmamıştı; kaybedince de sadece türkiye adına üzüldü ama sonuçta makam ve mevki peşinde değildi ve sevdiği işlere, uğraşlara geri döndü ve birbirinden güzel şarkılar ve kitaplar yazdı. müziklerini ve sohbetlerini dinlemekten; yazılarını okumaktan her devirde büyük haz duydum. türkiye'nin yaşayan en değerli sanatçılarından biridir. umarım bu aydın aklından ve sanatçı vicdanından türkiye hakkıyla yararlanabilsin.
devamını gör...
makinist ile son istasyon radyo yayını
her salı olduğu gibi, bu gecede sizlerle.
makinist ile son istasyon 23:00 sözlük radyosunda.
bugün riyakarlıklardan konuşacağız.
komik şeylerden de bahsedeceğiz ama herkes gülmeyebilir.
müzikleri de sevebilirsiniz.
burdan;
radyo.kafasozluk.com/
makinist ile son istasyon 23:00 sözlük radyosunda.
bugün riyakarlıklardan konuşacağız.
komik şeylerden de bahsedeceğiz ama herkes gülmeyebilir.
müzikleri de sevebilirsiniz.
burdan;
radyo.kafasozluk.com/
devamını gör...
facebook'un facebook olduğu zamanlar
facebook ile tanışmam 2009 yılı idi, nasıl kayıt oluşturduysam öyle'de kaldı, sonraları birkaç defa üyelik oluşturmuş olsamda , hiçbir zaman aktif kullanamadım sevmedim, sevemedim, sevmiyorum.
devamını gör...
kemal sunal
çok ama çok büyük bir isimdir. kemal sunalı sadece komik biri zannetmek çok yanlıştır.
bu adam sanatçıdır bir kere büyük bir sanatçıdır hiç bir zaman hak ettiğini alamamıştır. filmleri televizyonda dolaşırken çıkıp bir şey dememiştir. (hala televizyonlarda dört dönüyor)
güldürü nedir ne değildir bütün meselelere hakim bir ustadır.
sinemada kemal sunal güldürüsü adlı makaleyi okuduktan sonra kendisine bakışım ve yaklaşımım değişti.
kendisini sadece komik biri zannedip izliyordum ama öyle değilmiş.
bir düşünmek lazım neden bu halk kemal sunal filmlerini sürekli izliyor yani bildiğin bir filmi neden sürekli izler bir insan? levent kırca bu konu hakkında şöyle diyor.
orada çok önemli bir şey var kemal sunal filmlerinde bizim halkımızın tavır ve davranışına yakın çok önemli geleneksel bir yapı var. kendi halkımızın bir parçası o bir demet yeşil soğan ,bir tencere kuru fasulye ,o bir dilim ekmek
bu aslında yıllardır sorduğumuz soruya bir cevap niteliğinde.
peki müjdat gezen kendisi hakkında neler diyor bir bakalım bu çok ayrı bir bakış açısı ve çok önemli.
bir kere kemal sunalın dünya çapında bir sinema suratı olduğu atlanıyor görmezlikten geliniyor. kemal sunal dünyanın neresinde olursa olsun ne kadar kötü film yaparsa yapsın tutar. çünkü sinemanın bir illüzyonu vardır. bütün mesele suratla ilgilidir.
kesinlikle çok büyük ve çok önemli bir söylem.
kendisinin filmlerinde komedi güldürü hep vardır ama izleriz çünkü dramatik bir tarafı da vardır bekleriz o dramatik tarafı.
yüzünü hep gülerken gördüğümüz kişinin dramatik bir şekilde üzülmesi veya kötü bir harekete maruz kalması seyirciyi çok derinden etkiler çünkü onu sahipleniriz.
kemal sunal hakkında bir sürü yorum var bir sürü söylem var ama bu iki söylemi ele almamın sebebi çok farklı.
herkes kendisinin iyi bir komedyen olduğunu biliyor ama suratını dramatik tarafını kaçırıyoruz.
not: alıntılar kemal sunal yüksek lisans tezinden alınmıştır.
bu adam sanatçıdır bir kere büyük bir sanatçıdır hiç bir zaman hak ettiğini alamamıştır. filmleri televizyonda dolaşırken çıkıp bir şey dememiştir. (hala televizyonlarda dört dönüyor)
güldürü nedir ne değildir bütün meselelere hakim bir ustadır.
sinemada kemal sunal güldürüsü adlı makaleyi okuduktan sonra kendisine bakışım ve yaklaşımım değişti.
kendisini sadece komik biri zannedip izliyordum ama öyle değilmiş.
bir düşünmek lazım neden bu halk kemal sunal filmlerini sürekli izliyor yani bildiğin bir filmi neden sürekli izler bir insan? levent kırca bu konu hakkında şöyle diyor.
orada çok önemli bir şey var kemal sunal filmlerinde bizim halkımızın tavır ve davranışına yakın çok önemli geleneksel bir yapı var. kendi halkımızın bir parçası o bir demet yeşil soğan ,bir tencere kuru fasulye ,o bir dilim ekmek
bu aslında yıllardır sorduğumuz soruya bir cevap niteliğinde.
peki müjdat gezen kendisi hakkında neler diyor bir bakalım bu çok ayrı bir bakış açısı ve çok önemli.
bir kere kemal sunalın dünya çapında bir sinema suratı olduğu atlanıyor görmezlikten geliniyor. kemal sunal dünyanın neresinde olursa olsun ne kadar kötü film yaparsa yapsın tutar. çünkü sinemanın bir illüzyonu vardır. bütün mesele suratla ilgilidir.
kesinlikle çok büyük ve çok önemli bir söylem.
kendisinin filmlerinde komedi güldürü hep vardır ama izleriz çünkü dramatik bir tarafı da vardır bekleriz o dramatik tarafı.
yüzünü hep gülerken gördüğümüz kişinin dramatik bir şekilde üzülmesi veya kötü bir harekete maruz kalması seyirciyi çok derinden etkiler çünkü onu sahipleniriz.
kemal sunal hakkında bir sürü yorum var bir sürü söylem var ama bu iki söylemi ele almamın sebebi çok farklı.
herkes kendisinin iyi bir komedyen olduğunu biliyor ama suratını dramatik tarafını kaçırıyoruz.
not: alıntılar kemal sunal yüksek lisans tezinden alınmıştır.
devamını gör...
her lafın altında bir şey aramak
alışkanlıktır.
ben de uzun cümleler arasında bir şeyler ararım genelde.
bulduklarım:
* * * *
ben de uzun cümleler arasında bir şeyler ararım genelde.
bulduklarım:
* * * *
devamını gör...
sedatif
sakinleştirici etkisi olan ilaçlardır.
devamını gör...
geceye cevabı olmayan bir soru bırak
tanrı nasıl var oldu?
devamını gör...
otobiyografinize yazacağınız son cümle
ışıkları kapatın, sessiz ve karanlık bir yolculuğa çıkıyorum.
devamını gör...
sözlük radyosu
acilen yayına girmesi gerekenler
aşağıdakilerin herhangi birine destek verebilrim..
1- kafa metal (az laf çok müzik)
2- kafa deep house (hiç laf bol set ver seti girsin saat 00.00 da gerisi bizde)
3- kafa spor (haftalık analizler yorumlalamar)
4- kafa ile gel de coşma (90 lar pop)
5- kafa tribute (ülkede belli grupların tribute kayıtları çalınsın)
6- kafa diyalog (2 kişinin genel konular üzerine ***şak muhabbet ç.evirdiği bizimde eğlendiğimiz içerik)
7- kafası fesat ( yastık altı sohbetleri)
8- kafa kadın (sadece 2 kadının erkeklere ilgi uyandıran ama kadın konuları üzerine genel sohbeti)
9- kafarazi (1 kadın ve 1 erkek tarafından, karşılıklı ilişkiler ve diğer konular üzerine sohbetleri)
10- kafasız kafa ( yazarların yaptığı mallıklar üzerine dönen sohbet ağır ***şak içeriri)
11- kafası karışık (sözlükğün ilişki koçu) (aklım kaşınmak gereksizinden daha iyi olacağı kesin)
12- kafa sesi (düşün ki o burayı dinliyor - düşün ki o bunu okuyorun sesli hali)
edit = kendime iş yaratıyorum ne var yani.
aşağıdakilerin herhangi birine destek verebilrim..
1- kafa metal (az laf çok müzik)
2- kafa deep house (hiç laf bol set ver seti girsin saat 00.00 da gerisi bizde)
3- kafa spor (haftalık analizler yorumlalamar)
4- kafa ile gel de coşma (90 lar pop)
5- kafa tribute (ülkede belli grupların tribute kayıtları çalınsın)
6- kafa diyalog (2 kişinin genel konular üzerine ***şak muhabbet ç.evirdiği bizimde eğlendiğimiz içerik)
7- kafası fesat ( yastık altı sohbetleri)
8- kafa kadın (sadece 2 kadının erkeklere ilgi uyandıran ama kadın konuları üzerine genel sohbeti)
9- kafarazi (1 kadın ve 1 erkek tarafından, karşılıklı ilişkiler ve diğer konular üzerine sohbetleri)
10- kafasız kafa ( yazarların yaptığı mallıklar üzerine dönen sohbet ağır ***şak içeriri)
11- kafası karışık (sözlükğün ilişki koçu) (aklım kaşınmak gereksizinden daha iyi olacağı kesin)
12- kafa sesi (düşün ki o burayı dinliyor - düşün ki o bunu okuyorun sesli hali)
edit = kendime iş yaratıyorum ne var yani.
devamını gör...
pazara diye çıkıp aynı adama kaçan 2 kadın
bakkala diye çıkıp sana gelesim var sözünü ete kemiğe bürümüş olaydır.
esra erol'un programında akıllara durgunluk veren bir olay yaşandı. isimleri hamide duran olan iki elti, eşlerini bırakıp muammer ay isimli bir adama açtı. olay kadınlardan birinin eşinin canlı yayına çıkıp yardım istemesiyle ortaya çıktı.
buradan
esra erol'un programında akıllara durgunluk veren bir olay yaşandı. isimleri hamide duran olan iki elti, eşlerini bırakıp muammer ay isimli bir adama açtı. olay kadınlardan birinin eşinin canlı yayına çıkıp yardım istemesiyle ortaya çıktı.
buradan
devamını gör...
bir ev kedisinin günlüğü
sevgili günlük
bu satırları uşağımdan gizlice yazıyorum. malum kendine insan diyen ilkel primatlar, türümüzün başka bir gezegenden geldiğini asla öğrenmemeli. hayatım fena değil. bir evim ve uşağım var. uşak dışarıda avlanıp bana yemek getiriyor, sağlığım bozulursa beni büyücü primata götürüyor, iyileştiriyor.
bir tane camlı çerçeve var. onun içinde özel hayatı kayda alınan kardeşlerime bakıp gülüyor, sinir oluyorum. şartlar iyi gibi ama keyfim yok. uşak dilediği gibi geziyor, çiftleşiyorken beni hep evde tutuyor. neymiş dışarı çıkarsam başıma kötü şeyler gelirmiş.
evde bir sürü boş yer olduğu halde sokakta yatıp kalkan kardeşlerimi eve almıyor. bazen camdan, balkondan onlara bakıyorum. hiç iyi görünmüyorlar. demir bir kutunun içinde yiyecek arıyorlar. keşke onların da benim gibi evi olsa.
uykudan kalan zamanlarımda kitap okuyor, klasik müzik dinliyorum. karnım acıktı. yarın devam edeyim.
bu satırları uşağımdan gizlice yazıyorum. malum kendine insan diyen ilkel primatlar, türümüzün başka bir gezegenden geldiğini asla öğrenmemeli. hayatım fena değil. bir evim ve uşağım var. uşak dışarıda avlanıp bana yemek getiriyor, sağlığım bozulursa beni büyücü primata götürüyor, iyileştiriyor.
bir tane camlı çerçeve var. onun içinde özel hayatı kayda alınan kardeşlerime bakıp gülüyor, sinir oluyorum. şartlar iyi gibi ama keyfim yok. uşak dilediği gibi geziyor, çiftleşiyorken beni hep evde tutuyor. neymiş dışarı çıkarsam başıma kötü şeyler gelirmiş.
evde bir sürü boş yer olduğu halde sokakta yatıp kalkan kardeşlerimi eve almıyor. bazen camdan, balkondan onlara bakıyorum. hiç iyi görünmüyorlar. demir bir kutunun içinde yiyecek arıyorlar. keşke onların da benim gibi evi olsa.
uykudan kalan zamanlarımda kitap okuyor, klasik müzik dinliyorum. karnım acıktı. yarın devam edeyim.
devamını gör...
ezginin günlüğü
yeni türkü ile birlikte türkiye’de bir döneme damgasını vuran, özellikle 80 sonrası sol bilinci şarkılarında dile getiren gruptur. kişisel olarak ezginin günlüğü’nü istanbul ile, yeni türkü’yü ise ankara ile özdeşleştirmişimdir eskiden beri.
devamını gör...
aşkın için vazgeçeceğin en büyük şey ne olurdu sorunsalı
ruhum. ruhumu verirsem ne kalır ki benden geriye?
devamını gör...