kuranı kerim'in usul ve kaidesine göre okunmasıdır.
devamını gör...

devamını gör...

bugün twitter’da denk geldiğim ve çözdüğüm testtir. cevabı herkes tahmin ediyordur zaten.
devamını gör...

fizik kimya müzik alanlarında elektronikçidir. bilgi ağırlıklı tanımları vardır.
devamını gör...

en başta kadın ve çocuk istismarcılarını koruyacak olan hede. istanbul sözleşmesi’nden çekilme yanlışımdan geri dönün diye çabalarken, 4. yargı paketi’nde katalog suçlarda somut delil olmadan tutuklama olmayacağına ilişkin düzenleme adalet komisyonu’ndan geçirdiler. son derece tehlikeli bir düzenleme, çünkü; katalog suçlar arasında yer alan cinsel istismar suçunda -tıpkı diğer cinsel suçlarda da olduğu gibi- somut delil bulunmama ihtimali daima vardır, yüksektir. zaten “kadının beyanı esastır” ilkesiyle açıkça derdi olan siyasi iktidar ufak ufak uygulamayı buraya sürüklüyor. adalet kom.’dan geçen bu düzenleme cinsel suçların tamamına ve 6284’e ilişkin taleplere kıyasen uygulanabilir. böylece delil bırakmayan suçlu cezadan kolayca yırtar. şüpheli ölümlerin aşırı artmasının ana sebeplerinden biri de bu, evet; suçlular kendilerini savunmayı öğrendiler. malumunuz, 6284 sy yasa kapsamındaki koruma taleplerimiz bir süredir somut delil yokluğu sebebiyle reddediliyor. oysa, bu yasa’nın özelliği, can havliyle koruma talep eden kadınların hayatını kurtarmaktır. somut delil ararsanız 6284’ün varoluş amacını yok saymış olursunuz. siyasi iktidar ve ne yazık ki doğrudan ve dolaylı etkilediği yargı; kaşla göz arası marifetmiş gibi attığı bu gollerle şunu söylüyor; kadınlar ve hatta çocuklar her türlü şiddete, cinayete, kamusal yaşamdan soyutlanmaya rağmen evde kalmalılar, evlenmeliler, boşanmamalılar. onlara göre, daha çok evlilik = daha çok çocuk = genç nüfus =iktidarlarının bekası.
yani, kadınların, çocukların, yok saydıkları lgbt+’ların bedenlerini kendi iktidarlarının bekası için bir araç olarak görüyorlar. sonra bir bakmışsınız suçlular aramızda, hak savunucuları hapiste. bizler kabul etmiyoruz. yaşamlarımızın, bedenlerimizin, geleceğimizin, en temel haklarımızın birkaç erkeğin menfaatine kurban edilmesine göz yummayacağız. yok saydıklarınız olarak varız! genç nüfus sizi onaylamıyor! her geçen gün artıyoruz, bilinçleniyoruz! kaybedeceksiniz!

edit: düzeltme.
devamını gör...

bir hayalim var, çocuk olmak düsturuyla çıktıkları yolda kürşad ömer, annesinin deyimiyle, melek olmuştur...ailenin paylaşımı.
bi şeyler yapmalı, ama ne?
bi şeyler söylenmeli, ama ne?
öyle rezil bi hale geldik ki çocukları dahi koruyamıyoruz. toplanan miktar çok fazla, bir çocuk için o kadar para heba edilemez, diyenlere soruyorum; şu güzel çocukların halini görüp de hala konuşabiliyor olmak için ne yaşadın?
devamını gör...

çivi yazısıdır.
devamını gör...

halhaldır. estetik duruyor.
devamını gör...

benim için övülmektir.
devamını gör...

rüyamda arkadaşım, sevgilimden ayrılmam için yüz milyon dolar teklif ediyodu ama bu teklifini whatsapp üzerinden yaptığı için pek ciddiye alamadım. şimdi düşündüm de 100 milyon dolar güzel paraymış bu zamana kadar hep beleşe ayrıldık üzerine bi de alkolüydü depresyonuydu bir sürü para harcadık, iyi teklifmiş.

devamını gör...

almanca çanak, çömlek anlamına gelen kelime
devamını gör...

1068 ile 1071 arasında hüküm sürmüş olan bizans imparatoru. 1071 yılında malazgirt savaşında alparslan'a yenilmiş ve savaş devam ederken ülkesinde kendisine karşı bir darbe geçekleştirilmiştir. savaş sonra dağılan ordusu'nun bir kısmı ile tekrar bizans a dönmüş fakat ülkesinde iyi karşılanmamıştır. gözlerine mil çekilip sürgün edilmiş ve yaraların enfeksiyon kapması sonucu 1072 yılında ölmüştür.
devamını gör...

doğru bir önerme olup yine buraya tanım ve beğeni yapan yazarların yazması da kanıtlar nitelikte.
devamını gör...

hiç yemek anısı paylaşılmamış mı, benim mi gözümden kaçtı?

kızkardeşlerim beyaz peynirin üzerine fıstık ezmesi sürdüğümüzü, patates kızartmasını profiterol çikolatasına buladığımızı falan neden anlatmıyorsunuz? tüm "midesiz" eleştirilerini tek başıma mı göğüsleyeyim? peki ne diyeyim... canınız sağ olsun.

ama neyse madem vibe bu değil ben de bir duygusal anı paylaşayım. üniversitenin ilk senesi. sınav haftası. gerginim, o dönem önemsiyorum okulu, tüm dersleri vereyim diye kasıyorum. mesaj attı arkadaşım; "mikooo niyazi hoca not vermiş, 10 sayfa bir şey hem de, tüm sorular buradan demiş. haberin olsun, gel al mutlaka." peki. keşke okula daha çok gitseydim; "ya aldığın notu tarat da bana mail at yaa" diyebileceğim samimiyette arkadaş edinseydim diye söyleniyorum. hayatta gidemem. reglim. hava çok sıcak. sınav günü erken giderim desem mümkün değil adam 8:30'da yapıyor sınavı. zaten yarın gittim gittim, öbür gün sınav. yoksa kaldık. hayat çok zor yaa...

ertesi gün oluyor. tüm lanetliğim üzerimde. gitmeyeceğim not almaya falan. 2 saat otobüsle yol mol çekemem. beylikdüzü'nden laleli'ye mi gidilir zaten ya her gün? böyle saçmalık olamaz. vur kafayı yat diyorum. kalırsan kalırsın. ama önce bi' sevgilimi arayayım. açmıyor telefonu, gıcık oluyorum. yatmaya devam ediyorum. annem geliyor bir ara.

-kalk bir şeyler ye de ilaç iç.
-yok anne ya, bırak yatayım ben.

çıkıyor. bir süre sonra bir daha geliyor;

-mikoo mikoo, uyan kızım.
-ya anne bir sal beni yaa...
-kızım kalk. arkadaşın geldi, kapıda.
-ya tamam söyle gelsin, kim geldi. kalkmıcam ben.
-yavrum şeyma değil, o çocuk geldi, adı neydi?
-hangi çocuk ya? anne ne diyosun ya?
-ya kızım yok mu o çocuk. ya of neydi adı?

sessizlik... bilinçsizlik. kısa bir an sonra gelen oha anı! ya deli mi bu adam? niye geldi kapıya! kalkıyorum hemen. nabzım 130 falan. annem gülerek çıkıyor odadan. ben de peşinden. ay sonra hemen geri dönüyorum. üstüme başıma bir çeki düzen vereyim. saçlarım cadı gibi. annemin beni kaldırma çabası, benim bütün gün uyumuş halimle şişmiş yüzümü haline yoluna koyma çabam, tüm bunların aldığı zaman, temizinden bir 15 dakika beklemiş garibim kapıda. teşrif ediyorum sonunda. gitmiş notu almış. onu verip gidecekmiş. rahatsızlık verdiği için çok üzgünmüş. annem kabardıkça kabarıyor.

-ay oğlum ne rahatsızlığı, hava çok sıcak, geç serinle biraz içerde.
-yok efendim, hiç tutmayayım, benim de işlerim var biraz, onları hallederim, miko da yorulmasın.
-peki nasıl istersen evladım.

baş başa kalıyoruz kısa bir an. uzanıp öpüyor. göz kırpıp açıyor asansörün kapısını. bakakalıyorum arkasından.

geçemedim o sınavdan ertesi gün. çalışmadım nota daha doğrusu. nota hiç bakamayacak kadar mutluydum. pişman da olmadım.
devamını gör...

çişini sana ayrılan alana yapmak yerine neden benim yatağıma ve kıyafetlerime yapıyorsun?
sana misler gibi tırmalama tahtası aldım. halılardan ve koltuklardan ne istiyorsun?
devamını gör...

*haksızlık etmemesi...

bitti.
devamını gör...

bu başlık dahil olmak üzere her tanımını severek okuduğum,gerçekten çoğu yönünü kendime benzettiğim,çok tatlı,samimi,cana yakın birisi.
devamını gör...

nasıl olur da bütün enlerim tek bir radyoda sırayla çalar merak ediyorum doğrusu tepkisini verebileceğiniz radyodur.
devamını gör...

1920'li yılların ilk yarısında kaleme alınmış bir stefan zweig kitabıdır. bir çırpıda okunabilir, son derece akıcıdır. 'romantik' öykülerden çok hoşlanmayan beni bile içine çekmiştir.
mektubu yazan kadının aşkına asla karşılık bulamayacağının farkında olması ama buna rağmen sevmekten vazgeçememesi, o çaresizliği, duygularının o yoğunluğu kelimelere çok güzel dökülmüş. eğer birini karşılıksız sevdiyseniz, işte o zaman kitabı çok daha hissederek ve ruhunuzda geçmek bilmeyen bir buruklukla okursunuz.
devamını gör...

damacanadan, cansız mankenden tahrik olan yurdum insanının yanında daha masum kalan hislenme durumu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim