açık ve net konuşan insan
yanlış anlaşılmaya açık durumlarda olunması gereken insan tipi. simdi karşınızdaki düşünsün.
devamını gör...
canlı yayın açılış programı
her cümlesine başlık açılan yayın. herkes dinliyor demek ki.
devamını gör...
kopya çekerken yaşanan talihsizlikler
bir arkadaşımın, anneannesini kaybettiği günün ertesinde girdiğimiz sınava çalışamadığı için yanındaki arkadaşından kopya çekerken, ad-soyad kısmına da kopya çektiği kişinin adını-soyadını yazmasını hatırlatan başlık.
devamını gör...
şarkılarda geçen etkileyici sözler
saatim yok tam olarak bilemem
biraz bira biraz şarap önceydi
nasıl oluyor vakit bir türlü geçmezken
yıllar hayatlar geçiyor...
kayıp bir bavul gibiyim havaalanında
ya da boş bir yüzme havuzu sonbaharda
çok mu ayıp hala mutluluk istemek
neyse zaten hiç halim yok.
bugün benim doğum günüm
hem sarhoşum hem yastayım
bir bar taburesi üstünde
babamın öldüğü yaştayım....
biraz bira biraz şarap önceydi
nasıl oluyor vakit bir türlü geçmezken
yıllar hayatlar geçiyor...
kayıp bir bavul gibiyim havaalanında
ya da boş bir yüzme havuzu sonbaharda
çok mu ayıp hala mutluluk istemek
neyse zaten hiç halim yok.
bugün benim doğum günüm
hem sarhoşum hem yastayım
bir bar taburesi üstünde
babamın öldüğü yaştayım....
devamını gör...
kitap kazanmak için kendini kasmayan yazar
halihazırda 100 den fazla okumayı bekleyen kitabım olduğundan benimdir. ha kazara kazansaydım bile bir yazara hediye etmek isterdim.
devamını gör...
hayatını evden işe işten eve şeklinde yaşayan insan
size daima, çalışmanın bir lanet ve emeğinse kötü bir talih olduğu söylendi... fakat siz acı içindeyken doğumunuzu bir ıstırap,bedeninizi taşımayı alanınıza yazılmış bir lanet olarak adlandırıyorsanız, ben ancak şöyle yanıtlarım: orada yazılanları sadece ama sadece alınteriniz yıkayıp götürecektir... bir de size, hayatın bir karanlık olduğu söylendi ve siz de kendi bıkkınlığınızda ancak bıkmışların size söylediğini tekrarlarsınız.
halil cibran/ ermiş
halil cibran/ ermiş
devamını gör...
ağlayan bebeğin toplu taşımada verdiği rahatsızlık
ağlayan bebeğin toplu taşımada "ebeveynine" verdiği rahatsızlıktır. çünkü bebek ağladığında çevresindeki insanların bakışları o ebeveyni deler geçer, ne yapacağını bilemez halde bebeği sakinleştirmeye çalışır, uğraştıkça bebek daha çok ağlar, bebek ağladıkça insanlar homurdanmaya başlar, sesleri duydukça ebeveyni daha fazla telaş ederek yaşadığı rahatsızlık daha da artar. bu bir kısır döngüdür, maalesef.
bebektir bu, ihtiyacını başka türlü ifade edemez. biz ise onun tek yapabildiğini yargılarız, sanki biz hiç ağlamamışız gibi.
ah ablası, ah abisi... daha konuşmayı öğrenecek bu bebek; harflerden kelime, kelimelerde cümle dizecek. homurdanmamayı öğrenecek daha ablası abisi.
bebektir bu, ihtiyacını başka türlü ifade edemez. biz ise onun tek yapabildiğini yargılarız, sanki biz hiç ağlamamışız gibi.
ah ablası, ah abisi... daha konuşmayı öğrenecek bu bebek; harflerden kelime, kelimelerde cümle dizecek. homurdanmamayı öğrenecek daha ablası abisi.
devamını gör...
4 kutsal kitap
tevrat-zebur-incil arasında sürekli birbirine göndermeler vardır. peygamberler sürekli isa hakkında peygamberlik eder. uyum içindedirler. tahrif edilmemiştir ve edilmesi mümkün değildir. milyonların inandığı bir şeyin tahrif edildiğine inanmak komik. üstelik elimizde bir sürü el yazması bulunurken hâlâ bunları iddia etmek komik bile değil artık.
tevrat-zebur-incil'in uyumuna karşın kuran bunlarla çelişir.
aşağıda gördüğüm bir tanımın üzerine ek: milyonların okuduğu ve inandığı bir kitap pat diye değiştirilebilir mi anlamında söylemiştim. takdir edersiniz ki ben şimdi kalkıp kuranı değiştirmeye kalksam savaş çıkar. kutsal kitap da aynı şekilde, biri değiştirmeye kalksaydı bu mümkün olamazdı elbette. üstelik inançlı kişiler için söylüyorum, tanrı kendi sözünü koruyamaz mı? böyle bir tanrı'ya mı inanıyorsunuz? müslüman olanlar için özellikle eklemek istediğim bir şey daha var, kuran'da incil değişti yazmaz. aksine kuran'ı okumuş biri şu ayetleri görmüş ve dikkat etmiş olmalıdır. fark etmeden inandığınız kitap ile çelişiyorsunuz sevgili dostlar...
nisa 4:136, ali imran 3:11, yunus 10:94-95, maide 5:43, maide 5:47, enbiya 21:7, ali imran 3:93
elimizdeki el yazmaları da değiştirilmediğini kanıtlıyor zaten...
nuh'un şarap içip sarhoş olması, çıplak uzanması niye bu kadar tepki gördü anlamadım. peygamberler günah işleyebilir, sarhoş olabilir, hata yapabilir. kutsal kitap bunları bizden saklamaz çünkü onların da hata yapabildiğini ve tanrı tarafından cezalandırıldığını görmemizi ister. ancak tanrı'ya döndüklerinde, tövbe ettiklerinde bağışlanırlar. tıpkı bizim gibi. çünkü onlar insandır. bütün insanlar gibi günah işleyebilirler: "çünkü herkes günah işledi ve tanrı'nın yüceliğinden yoksun kaldı." romalılar 3:23
tanrı'nın "gönlüme uygun buldum, ne istersem yapar" diye tanıklıkta bulunduğu kral davut bile günah işledi! nuh ya da kutsal kitap'ta geçen başka bir insan neden günah işleyemesin? lütfen üzerine düşünerek okuyalım...
2. ek:
sevgili müslüman dostumun girdiği konulara ben pek girmeyi sevmiyorum. bunların getirisi tartışmadan başka bir şey değildir çünkü. benim inandığım tanrı kendi sözünü koruyan tanrı'dır. ancak bu gibi konularla ilgili bilgi edinmek isteyenler için marc madrigal ve evrensel kilise kanallarını öneriyorum.
ben iman ettiğimde aşırı bilgim yoktu, tarihsel kanıtları da bilmiyordum. ama istediğim tanrı'yı bulmaktı. onu yürekten aradım ve o kendini bana gösterdi. sonra bu konuların da tartışma çıkardığını gördüm. tanrı'nın kulu kavgacı olmamalı. bu yüzden sevgili dostum, eğer kutsal kitap'ın değişmezliğiyle ilgili araştırmak istersen "hüküm gerektiren yeni kanıtlar" isimli harika bir kitabı sana önerebilirim. ama asıl aradığın tanrı'yla bir ilişki değilse yuhannada takılıp kalırsın... esen kal.
tevrat-zebur-incil'in uyumuna karşın kuran bunlarla çelişir.
aşağıda gördüğüm bir tanımın üzerine ek: milyonların okuduğu ve inandığı bir kitap pat diye değiştirilebilir mi anlamında söylemiştim. takdir edersiniz ki ben şimdi kalkıp kuranı değiştirmeye kalksam savaş çıkar. kutsal kitap da aynı şekilde, biri değiştirmeye kalksaydı bu mümkün olamazdı elbette. üstelik inançlı kişiler için söylüyorum, tanrı kendi sözünü koruyamaz mı? böyle bir tanrı'ya mı inanıyorsunuz? müslüman olanlar için özellikle eklemek istediğim bir şey daha var, kuran'da incil değişti yazmaz. aksine kuran'ı okumuş biri şu ayetleri görmüş ve dikkat etmiş olmalıdır. fark etmeden inandığınız kitap ile çelişiyorsunuz sevgili dostlar...
nisa 4:136, ali imran 3:11, yunus 10:94-95, maide 5:43, maide 5:47, enbiya 21:7, ali imran 3:93
elimizdeki el yazmaları da değiştirilmediğini kanıtlıyor zaten...
nuh'un şarap içip sarhoş olması, çıplak uzanması niye bu kadar tepki gördü anlamadım. peygamberler günah işleyebilir, sarhoş olabilir, hata yapabilir. kutsal kitap bunları bizden saklamaz çünkü onların da hata yapabildiğini ve tanrı tarafından cezalandırıldığını görmemizi ister. ancak tanrı'ya döndüklerinde, tövbe ettiklerinde bağışlanırlar. tıpkı bizim gibi. çünkü onlar insandır. bütün insanlar gibi günah işleyebilirler: "çünkü herkes günah işledi ve tanrı'nın yüceliğinden yoksun kaldı." romalılar 3:23
tanrı'nın "gönlüme uygun buldum, ne istersem yapar" diye tanıklıkta bulunduğu kral davut bile günah işledi! nuh ya da kutsal kitap'ta geçen başka bir insan neden günah işleyemesin? lütfen üzerine düşünerek okuyalım...
2. ek:
sevgili müslüman dostumun girdiği konulara ben pek girmeyi sevmiyorum. bunların getirisi tartışmadan başka bir şey değildir çünkü. benim inandığım tanrı kendi sözünü koruyan tanrı'dır. ancak bu gibi konularla ilgili bilgi edinmek isteyenler için marc madrigal ve evrensel kilise kanallarını öneriyorum.
ben iman ettiğimde aşırı bilgim yoktu, tarihsel kanıtları da bilmiyordum. ama istediğim tanrı'yı bulmaktı. onu yürekten aradım ve o kendini bana gösterdi. sonra bu konuların da tartışma çıkardığını gördüm. tanrı'nın kulu kavgacı olmamalı. bu yüzden sevgili dostum, eğer kutsal kitap'ın değişmezliğiyle ilgili araştırmak istersen "hüküm gerektiren yeni kanıtlar" isimli harika bir kitabı sana önerebilirim. ama asıl aradığın tanrı'yla bir ilişki değilse yuhannada takılıp kalırsın... esen kal.
devamını gör...
hay kafanıza kadın kadar taş düşsün
sözlükte kadınların her hareketine başlık açan gereksizler adına ben bu başlığı her gün hortlatmaya razıyım.
devamını gör...
normalmisin
sözlüğe yeni katılan dostumun adıdır. kendisi çok sıkı arkadaşımdır. entelektüel bir insandır girdiği tanımları hoşlukla takip ediyorum sözlüğe çağırdığımda hemen geldi hoşgeldi.
devamını gör...
narsist kişilerle baş etme yolları
narsizim aslında bir savunma mekanizmasıdır, bu kişiler kendi aşağılık komplekslerini narsizim ile bastırırlar.
devamını gör...
ilginç etimolojik bağlantılar
bir köken bilimi takıntılısı olarak bu başlığı görmek beni çok sevindirdi. bir düşünüşte anımsayabildiğim iki güzel örneği sizlerle paylaşmak istedim. önceden bu başlık altında sözü edilmemiş olanlardan da söz etmeye çalışacağım ileride.
iran'da bulunan horasan şehri, "güneşin doğduğu yer" anlamına gelir ve buradan antik yunancaya, oradan latinceye, oradan da eski fransızcaya ve en sonunda da ingilizceye "horizon**" olarak geçmiştir. büyük olasılıkla antik yunanların antik perslerle uzun bir süre aynı imparatorluk altında yaşamış olduğu dönemlerde ilk geçiş gerçekleşmiştir (bkz: ahameniş imparatorluğu).
eski türk dillerinden ve moğolcadan bu yana varlığını sürdürmüş olan "ordu" sözcüğü de, ingilizceye "horde" olarak geçmiştir.
iran'da bulunan horasan şehri, "güneşin doğduğu yer" anlamına gelir ve buradan antik yunancaya, oradan latinceye, oradan da eski fransızcaya ve en sonunda da ingilizceye "horizon**" olarak geçmiştir. büyük olasılıkla antik yunanların antik perslerle uzun bir süre aynı imparatorluk altında yaşamış olduğu dönemlerde ilk geçiş gerçekleşmiştir (bkz: ahameniş imparatorluğu).
eski türk dillerinden ve moğolcadan bu yana varlığını sürdürmüş olan "ordu" sözcüğü de, ingilizceye "horde" olarak geçmiştir.
devamını gör...
stola
antik roma'da basit bir giysi veya iç çamaşırı olarak görülen tunik'lerin (kısaca alt giysi işlevi görüyor) üzerine giyilen geleneksel bir giysidir. erkekler toga giyerken kadınlar stola giymiştir. tabii başta her iki cinsiyet de stola giymiş olsa da sonrasında hoş karşılanmadığından (nedenini bilmiyorum fakat stola giyen kadınlara hoş bakılmadığını okumuştum) daha sonrasında stola giymeye başlamışlardır.
toga, sosyal statüyü yansıtırken stola medenî hâli yansıtmıştır. bu yüzden antik roma döneminde stola evli kadınların temel giysisiydi. evlenmemiş veya boşanmış kadınların stola giymesi yasaktı. toga ise tamamıyla sosyal statüyü yansıttığından belli bir kesimdeki erkekler giyerdi. roma yurttaşı olmayanların toga giymesi yasaktı.
stola genellikle kolsuz, kadınların ayaklarına kadar uzanan uzun bir kıyafettir. kişilerin isteğine göre renkli olabilir. fibula adı verilen küçük tokalarla bağlanır. genelde yün veya pamuktan yapılsa da zengin kadınlar ipekten yapılmış stolaları tercih ediyordu.
görselde göstermiş olduğum gibi yeşil kıyafet, sarı tunik'in üzerine giyilen stola'dır. kıyafetlerin en üstünde, omuza atılan mavi kıyafet ise palla'dır.

kaynak: 5 kişilik bir grup slayt ödevimiz. ilgili arkadaşlardan habersiz ne yazık ki isimleri ve ödevi paylaşamıyorum. kendi kısmımı paylaştım.
toga, sosyal statüyü yansıtırken stola medenî hâli yansıtmıştır. bu yüzden antik roma döneminde stola evli kadınların temel giysisiydi. evlenmemiş veya boşanmış kadınların stola giymesi yasaktı. toga ise tamamıyla sosyal statüyü yansıttığından belli bir kesimdeki erkekler giyerdi. roma yurttaşı olmayanların toga giymesi yasaktı.
stola genellikle kolsuz, kadınların ayaklarına kadar uzanan uzun bir kıyafettir. kişilerin isteğine göre renkli olabilir. fibula adı verilen küçük tokalarla bağlanır. genelde yün veya pamuktan yapılsa da zengin kadınlar ipekten yapılmış stolaları tercih ediyordu.
görselde göstermiş olduğum gibi yeşil kıyafet, sarı tunik'in üzerine giyilen stola'dır. kıyafetlerin en üstünde, omuza atılan mavi kıyafet ise palla'dır.

kaynak: 5 kişilik bir grup slayt ödevimiz. ilgili arkadaşlardan habersiz ne yazık ki isimleri ve ödevi paylaşamıyorum. kendi kısmımı paylaştım.
devamını gör...
intihar etmemek için sebepler
korkuyorum la sonrasından yaşamanın tek sebebi bu. zaten bu korku olmasa sen o zaman gör dünya düzenini.
ayrıca ekonomik düzende sömüren ve sömürülen var. bu nedenle tüm dinler intiharı yasaklamış,çünkü sömürülmek var iken ölmek; izin verilecek davranış değil.
ayrıca ekonomik düzende sömüren ve sömürülen var. bu nedenle tüm dinler intiharı yasaklamış,çünkü sömürülmek var iken ölmek; izin verilecek davranış değil.
devamını gör...
tension a smyrne
attilâ ilhan'ın kendi sesinden dinleyince daha bir güzel olan şiiri. şiir, attilâ ilhan'ın ben sana mecburum isimli şiir derlemesinin bir bölümüne de adını vermiştir. buradaki smyrne kullanımı aslında yunanistan'a kadar dayanıyor. smýrni* ve/veya smirni bizim bildiğimiz izmir. kelimenin latincesi ise smyrna ve fransızcaya yansıması smyrne olmuş bu kelimenin. attilâ ilhan neden izmir yerine smyrne kullandığını ise alaylı bir biçimde evrensel olmak için diye yanıtlamış zamanında. şiir hakkında bir yüksek lisans tezinde denk geldiğim güzel bir incelemeyi de not düşeyim:
tension a smyrne adlı şiir, bachelardcı yol arketipi üzerinden kurgulanmıştır. şair, mitik bir mekân olarak tahayyül ettiği paris’e ulaşma isteğini, çeşitli imajlar vasıtasıyla aktarır. mısralarda kodlanan yol düşlemi, campbellcı kahramanlık mitosu bağlamında da okunabilir. campbell’ın kahramanın sonsuz yolculuğu paralelinde kurguladığı formülasyon, bu şiirde, kahramanın yola dair kurduğu mitik düşlemle paris şehrine kanalize edilir.
onur tınkır - attilâ ilhan’ın şiirlerinde mitik unsurlar
tension à smyrne
kasım'da bir çarşamba çatladı
yarısını çaldılar yarısını ben çaldım
on üç gün dudak dudak yaşadım
dün gece kayboldu beni bıraktı
bir cıgara yaktım telefon ettim
ekipler on bir buçukta geldiler
gemisi on bir yirmi beşte kalktı
gözbebeklerine mızrak gibi saplı
çığlıklar götürüp getiren bir tren
dokuz gün yolculuk dedik durduk
o eksik bir çarşamba ben yolsul bir salı
armstrong'un delik deşik sesinden
otuz altı saat hayal dokuduk
çekirdekli ve mürekkep kanatlı
bir yağmur üstümüze yıkılırken
yolculuk dedik durduk yolculuk
sonra aşk sıyrılmış dört gün bir gece
iki bıçak hızıyla yaşadığımız
ateş ve barut gibi sımsıkı içiçe
birbirimizin avuçlarına kapanışımız
sabırsız dudaklarımıza değdikçe
rüzgarın sünger gibi köpürmesi
aklımıza dakar limanı geldikçe
zehirli gözlerimizin yaşarması
kaybettiğimiz kaybolduğumuz vs
yarın şafakla bir konsolosluğun kapısındayım
dakar için fransız vizesi isteyeceğim
-... pardon monsieur! je vais vous demander
un visa, si c'est possible, pour dakar
attilâ ilhan’ın kendi sesinden:
tension a smyrne adlı şiir, bachelardcı yol arketipi üzerinden kurgulanmıştır. şair, mitik bir mekân olarak tahayyül ettiği paris’e ulaşma isteğini, çeşitli imajlar vasıtasıyla aktarır. mısralarda kodlanan yol düşlemi, campbellcı kahramanlık mitosu bağlamında da okunabilir. campbell’ın kahramanın sonsuz yolculuğu paralelinde kurguladığı formülasyon, bu şiirde, kahramanın yola dair kurduğu mitik düşlemle paris şehrine kanalize edilir.
onur tınkır - attilâ ilhan’ın şiirlerinde mitik unsurlar
tension à smyrne
kasım'da bir çarşamba çatladı
yarısını çaldılar yarısını ben çaldım
on üç gün dudak dudak yaşadım
dün gece kayboldu beni bıraktı
bir cıgara yaktım telefon ettim
ekipler on bir buçukta geldiler
gemisi on bir yirmi beşte kalktı
gözbebeklerine mızrak gibi saplı
çığlıklar götürüp getiren bir tren
dokuz gün yolculuk dedik durduk
o eksik bir çarşamba ben yolsul bir salı
armstrong'un delik deşik sesinden
otuz altı saat hayal dokuduk
çekirdekli ve mürekkep kanatlı
bir yağmur üstümüze yıkılırken
yolculuk dedik durduk yolculuk
sonra aşk sıyrılmış dört gün bir gece
iki bıçak hızıyla yaşadığımız
ateş ve barut gibi sımsıkı içiçe
birbirimizin avuçlarına kapanışımız
sabırsız dudaklarımıza değdikçe
rüzgarın sünger gibi köpürmesi
aklımıza dakar limanı geldikçe
zehirli gözlerimizin yaşarması
kaybettiğimiz kaybolduğumuz vs
yarın şafakla bir konsolosluğun kapısındayım
dakar için fransız vizesi isteyeceğim
-... pardon monsieur! je vais vous demander
un visa, si c'est possible, pour dakar
attilâ ilhan’ın kendi sesinden:
devamını gör...
sözlük radyosu toplantısı
keşke bende sunuculuğunu yapabilsem dediğim fakat şimdilik sadece dinleyici olarak kalmakla yetinebileceğim, kurulma aşamasında olan, hevesle beklenilen sözlüğümüzün radyo toplantısı. nice güzel başarılara imza atmanız dileğiyle. canı gönülden tebrik ediyorum.
devamını gör...
hayatı kolaylaştıracak web siteleri
ingilizce makale/metin yazan arkadaşlar/ genç akademisyenler veya akademisyen adayları için önerim ludwig
bir cümle yazdınızda anlam ve/veya gramer olarak doğru olduğundan emin değilseniz cümleyi buraya yazın ve size aynı ya da benzer cümleleri gösterir.
ek olarak, iki kelime, kelime öbeği ya da cümlenin ne sıklıkla internette kullanıldığını da gösteriyor. böylece hangisini kullanmak daha uygun olur onu görebilirsiniz
tekrardan kaçmak için paraphrase kısmında size uygun çözümler mevcut...
bir cümle yazdınızda anlam ve/veya gramer olarak doğru olduğundan emin değilseniz cümleyi buraya yazın ve size aynı ya da benzer cümleleri gösterir.
ek olarak, iki kelime, kelime öbeği ya da cümlenin ne sıklıkla internette kullanıldığını da gösteriyor. böylece hangisini kullanmak daha uygun olur onu görebilirsiniz
tekrardan kaçmak için paraphrase kısmında size uygun çözümler mevcut...
devamını gör...
ludwig van beethoven
“klasik müziğin devrimcisi, huysuz ve dahi”
2020 yılı dünyada beethoven’nın 250. doğum günü sebebiyle “maestro yılı” olarak kutlandı. benim biraz geç ele aldığım konudur. gelin birlikte bakalım senfoniler kralının hayatına.
klasik müzik dinlemeseniz bile, eserlerini mutlaka duymuşsunuzdur.
“ ta ta ta taaaaam”
5 numaralı senfonisi o kadar çok reklam, film ve dizilerde kullanıldı ki, adam yaşasa teliften köşeyi dönmüştü.
1770 almanya bonn doğumludur. müzisyen bir aileden gelir. ünlü besteci joseph haydn “bu hergeleyi bana gönderin” demesiyle hayatı değişir. 21 yaşında klasik müziğin merkezi viyana’ya gelir. tam bir mozart hayranıdır.
sağır bestekar diye tanınır. ancak yanlış bir bilgi vermemek gerekir. doğuştan sağır değildir. zamanla duyma yetisini yavaş yavaş kaybeder. son eseri 9. senfoniyi yazdığı dönem ki, ömrünün son yıllarıdır. pianosu üzerine rezonans tahtası konulur ve sesleri titreşimler olarak duyar.
ay ışığı sonatı; (bkz: moonlight)
bestakarın yaptığı en ünlü eser olarak bilinir. bu sonat ile büyük ün kazanır. öyle ki, o dönem saray saray dolaşır ve bu eseri icra eder. ama sonunda patlar “benim bundan daha iyi bestelerim var. yeter ulen” der. ve bir daha bu eseri çalmaz.
kişiliği son derece geçimsiz, aksi ve biraz da küstahtır. yani “abe evlat olsa sevilmez”
peki neden devrimci denir;
klasik müzik üç döneme ayrılır; barok, klasik ve romantik dönem. işte beethoven romantik dönemin hem başlangıcını yapan, hem de bana göre tartışmasız en iyi bestekarıdır. zaten yaşadığı dönemde viyana’nın 1 numaralı bestekarıdır. senfoni denilince akla haydn ve mozart gelir. ancak bu iki bestekar, senfoniler için belli kalıplar kullanırlar. dört bölüm yazarlar. beethoven’a kadar senfoniler bu şekildeydi, ancak bizim huysuz bunu değiştirir. 7 bölüm, 9 bölüm işler yapar, süre olarak da mozart’a göre 3-4 kat daha uzundur senfonileri. devrimciliği buradadır.
kısa kısa; evet. tam bir napolyon hayranıdır. eroica olarak bilinen 3. senfonisi, napolyana itafendir. çok sık doğa yürüyüşü yapar ve eserlerinin melodilerini kuş seslerinden alır. oda müzigi, sonatlar, konçertolar yazmıştır. sadece bir operası vardır. “fidelio”
1827 yılında ölür. viyana şehir mezarlığına defin edilir.
hadi ispanya sokaklarına gidelim. bir kız çocuğunun ateşlediği bir meydan müziği ziyafetine göz kulak verelim. 9. senfoninin son kısmıdır. hepiniz hatırlayacaksınız.
kaynak: bilgilerin bir kısmı yazar jan caeyers kitabı “beethoven der einsame revolutionar” (yalnız bir devrimci) kitabından çevrilmiştir. çeviren (bkz: şahsım)
müzik sokakta.
2020 yılı dünyada beethoven’nın 250. doğum günü sebebiyle “maestro yılı” olarak kutlandı. benim biraz geç ele aldığım konudur. gelin birlikte bakalım senfoniler kralının hayatına.
klasik müzik dinlemeseniz bile, eserlerini mutlaka duymuşsunuzdur.
“ ta ta ta taaaaam”
5 numaralı senfonisi o kadar çok reklam, film ve dizilerde kullanıldı ki, adam yaşasa teliften köşeyi dönmüştü.
1770 almanya bonn doğumludur. müzisyen bir aileden gelir. ünlü besteci joseph haydn “bu hergeleyi bana gönderin” demesiyle hayatı değişir. 21 yaşında klasik müziğin merkezi viyana’ya gelir. tam bir mozart hayranıdır.
sağır bestekar diye tanınır. ancak yanlış bir bilgi vermemek gerekir. doğuştan sağır değildir. zamanla duyma yetisini yavaş yavaş kaybeder. son eseri 9. senfoniyi yazdığı dönem ki, ömrünün son yıllarıdır. pianosu üzerine rezonans tahtası konulur ve sesleri titreşimler olarak duyar.
ay ışığı sonatı; (bkz: moonlight)
bestakarın yaptığı en ünlü eser olarak bilinir. bu sonat ile büyük ün kazanır. öyle ki, o dönem saray saray dolaşır ve bu eseri icra eder. ama sonunda patlar “benim bundan daha iyi bestelerim var. yeter ulen” der. ve bir daha bu eseri çalmaz.
kişiliği son derece geçimsiz, aksi ve biraz da küstahtır. yani “abe evlat olsa sevilmez”
peki neden devrimci denir;
klasik müzik üç döneme ayrılır; barok, klasik ve romantik dönem. işte beethoven romantik dönemin hem başlangıcını yapan, hem de bana göre tartışmasız en iyi bestekarıdır. zaten yaşadığı dönemde viyana’nın 1 numaralı bestekarıdır. senfoni denilince akla haydn ve mozart gelir. ancak bu iki bestekar, senfoniler için belli kalıplar kullanırlar. dört bölüm yazarlar. beethoven’a kadar senfoniler bu şekildeydi, ancak bizim huysuz bunu değiştirir. 7 bölüm, 9 bölüm işler yapar, süre olarak da mozart’a göre 3-4 kat daha uzundur senfonileri. devrimciliği buradadır.
kısa kısa; evet. tam bir napolyon hayranıdır. eroica olarak bilinen 3. senfonisi, napolyana itafendir. çok sık doğa yürüyüşü yapar ve eserlerinin melodilerini kuş seslerinden alır. oda müzigi, sonatlar, konçertolar yazmıştır. sadece bir operası vardır. “fidelio”
1827 yılında ölür. viyana şehir mezarlığına defin edilir.
hadi ispanya sokaklarına gidelim. bir kız çocuğunun ateşlediği bir meydan müziği ziyafetine göz kulak verelim. 9. senfoninin son kısmıdır. hepiniz hatırlayacaksınız.
kaynak: bilgilerin bir kısmı yazar jan caeyers kitabı “beethoven der einsame revolutionar” (yalnız bir devrimci) kitabından çevrilmiştir. çeviren (bkz: şahsım)
müzik sokakta.
devamını gör...
sevgili edinme konusunda hiçbir şey yapmayan insan
22 yaşıma kadar böyleydim, geçen sene flört dünyasına giriş yaptım. birileriyle flört ettiğim ve insanlara şans tanıdığım bir buçuk sene gerçekten hayal kırıklıklarıyla dolu.
sevgili olmak istiyor gibi davranıp ghosting yapan insanlar çıktı karşıma hep, en son bir buçuk ay önce yaşadım aynı şeyi. duygusal anlamda sürekli hayal kırıklığına uğramanın ne kadar yıprattığını fark ettim beni.
hayatın akışı içinde olursa olur diye düşünüyorum artık, ben bir çabaya giremem bu saatten sonra. muhtemelen karşıma güvenilir, normal bir insan çıksa da bu ne zaman ortadan kaybolacak acaba diye bekleyeceğim, güven duygum yok oldu ilişkiler konusunda insanlara karşı.
24 yaşımızda da yalnızız bu gidişle, kendimle datelere çıkmaya devam.
sevgili olmak istiyor gibi davranıp ghosting yapan insanlar çıktı karşıma hep, en son bir buçuk ay önce yaşadım aynı şeyi. duygusal anlamda sürekli hayal kırıklığına uğramanın ne kadar yıprattığını fark ettim beni.
hayatın akışı içinde olursa olur diye düşünüyorum artık, ben bir çabaya giremem bu saatten sonra. muhtemelen karşıma güvenilir, normal bir insan çıksa da bu ne zaman ortadan kaybolacak acaba diye bekleyeceğim, güven duygum yok oldu ilişkiler konusunda insanlara karşı.
24 yaşımızda da yalnızız bu gidişle, kendimle datelere çıkmaya devam.
devamını gör...
