o kişi ben oluyorum. merak eden vardır.
ben epsilon. o tanımdaki kişi.sizi daha önce engellemiş miydim? hayır mi? al sana engel?

not:dert etme sayin yazar. ciddiye alma beni.saygilarimla
devamını gör...

kişiye göre değişen durum.
bazı öğrenci duvar gibi duruyor, almıyor.
bazı öğretmende taş gibi gaddar oluyor, vermiyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
orijinal adı a christmas carol olup, yazarı charles dickens'ın "küçük bir noel kitabı" diye tanımladığı eserdir. konusuna gelecek olursak... görüp görebileceğiniz en ruhsuz adam scrooge ile tanışsaydınız muhtemelen içiniz ürperirdi ve hava ne kadar sıcak olursa olsun üşürdünüz... hali vakti yerinde olan, nihilist ve kendinden başkasını umursamayan bu kalpsiz ihtiyar, noel zamanında hayatını değiştirecek bir gece geçirir. çünkü scrooge; geçmişin, şimdinin ve geleceğin hayaletleriyle hayatını kökten değiştirecek bir yolculuğa çıkar. charles dickens bu eseriyle bizlere, yılın soğuk günlerinde içimizi ısıtacak, ders niteliğinde bir hikaye sunmakta. vincent van gogh'un da dediği gibi, 'bir noel şarkısı' insanı hayata bağlayan nadir eserlerden biri...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kitabı okurken bir yandan da kafa yorduğum bir şey vardı. insanoğlunun iyiye yönelmesi için korkuyla kamçılanmayı beklemesi ne kadar da acınasıydı! halbuki içimizden yükselerek gelen o iyi niyetli çağrıya ayak uydursak dünya ne güzel bir yer olurdu. scrooge bencilliği ve taş yüreği yüzünden kendi elleriyle ördüğü dikenli yollara sürükleniyordu. aslında hepimiz kendimize nasıl bir gelecek hazırladığımızın farkındayız, hayatımızı seçimlerimiz şekillendiriyor. kendi ellerimizle hazırladığımız geleceğin gözlerimizi açması için geleceğin hayaletine ihtiyacımız olmadığını düşünüyorum. içimizden yükselen iyi niyetli o çağrılara kulak vermemiz bile yeterlidir.
devamını gör...

öldürüldüğünde 40 yaşındaymış. beatles'i kurmuş, sonra solo bir kariyer inşa etmiş. savaş karşıtı hareketlerin öncülüğünü üstlenmiş. tarihin akışına katkı sağlamış ve bütün bunları 40 senelik ömrüne sığdırmış. bize sorsalar 50 ya da 60 yaşında öldü diye düşünürdük.
devamını gör...

denilecek söz kalmadı. ifade özgürlüğünü bu denli kışkırtmak artık tahammül edilcek seviyede değil. gencecik çocuklara göz dağı vererek korkutma çabaları... yazıklar olsun sessiz kalan herkese.

kaynak 1

kaynak 2

tutuklanma sebebi ise telefon numarasının sonunun 12 ile bitmesi. inanılır gibi değil.
buradan
devamını gör...

ne söylediğinizi, biraz da nasıl söylediğiniz belirler.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

incesaz 1997 yılında murat aydemir (tanbur), derya türkan (kemençe) ve cengiz onural (gitar) tarafından kurulan, şarkıları ile ruhumuzu doyuran, dizi müzikleri ile hafızamıza kazınan adı kadar naif müzikler yapan güzide grubumuz.
"çok aşığın var diyorlar" şarkısı ile tanınırlar daha çok.
benimse bu aralar dinlemekten bıkmadığım:

amme hizmeti olarak sözleri de yazalım.

tıkırdar eski saat, duvarda yankılar
bir nefes, bir ses, tükendi heves
tahta bavulda kalan
ne tuhaf uzaktan seyre dalıp maziye son kez el sallamak
hayat kimi zaman bir sigara yakıp sonra yarım bırakmak
yolların günahı mı var
suçlu boş kalan o koltuklar
ellerin yalnızken titrerse
tutacak elbet biri çıkar
kızamam ki deli rüzgara
şimdi sen kokar dışarısı
ne kadar unuturum desemde
geçmiyor ilk göz ağrısı
doldu yüreğime gam
nasıl istiyorsan öyle yap
bir yan eflatun, öbür yanım kara bir imtihan
bir bir boşaldı garlar
ıssız, sessiz sokaklar
şimdi yalnız o adam
bir nefes, bir ses, tükendi heves
tahta bavulda kalan
yolların günahı mı var
suçlu boş kalan o koltuklar
ellerin yalnızken titrerse
tutacak elbet biri çıkar
kızamam ki deli rüzgara
şimdi sen kokar dışarısı
ne kadar unuturum desemde
geçmiyor ilk göz ağrısı.
devamını gör...

sayfa yönünden kucuk ama olusturdugu hissiyatlar yonunden devasa bir dostoyevski eseri. kitabin finalinde, tek bir cumle ile kitabi ozetlemem gerekirse "tadi damagimda kaldi" derim sanirim.

kitabi bir kere okumadim bu arada. saniyorum bir dort-bes kere elimden cok rahat gecmistir. bu kadar fazla elimden gecmesinin nedeni de kitabin moduna giremememdi... en son okuyusumdaysa deyim yerindeyse kendimi kitabin icine hapsettim. okuyacaklara da benden dip not; zihninizin bos oldugu bir donem icerinde kitabi okuyun derim, esere odaklandiginiz an, alacaginiz lezzet bambaska olacak.

kitap 180 sayfalik. son sayfasindaki son paragrafa gore dostoyevski yazmaya devam etmis lakin esere eklememis. keske devamini ekleseymis.
eser bilindigi uzere kurgusal. toplum tarafindan dislanmis, dogal olarak kendini soyutlamis cok daha onemlisi, kendiyle kavgali bir kahramanin ic dunyasi ele alinmis. kendiyle kavgali insanlarin hissiyatlari ve dusunceleri ayni olurmus, bu kitaptan bunu anladim.

bazi insanlar vardir ya, icerisinde cok buyuk bir hazine yatar, insani yonu cok geliseklidir lakin gizler ya da bastirir. kitabin kahramani da tam olarak boyleydi. ozellikle liza'ya yardim etmek icin (evine hür- başı dik olarak) yanip tutusurken, kendini ondan uzaklastirmasiyla bu cok net hissediliyor-du. nefret ettiklerinden, daha dogrusu kendisini soyutladigi insanlari da seviyordu. bu da su sozlerinden anlasiliyor-du.

kayıtsız tavırlar takınarak, benimle ilk olarak onların konuşmasını sabırsızlıkla bekliyordum. yazık ki konuşan olmadı. halbuki o anda barışmayı ne kadar istiyordum.

hayat tarafindan zorla huysuzlastirilmis insanlarin hikayesi bu kitap. yani kismen hepimizin hikayesi.


bütün bu yazdıklarımın tatsız bir etki yaratacağına da eminim, zira hepimiz yaşamla bağını az ya da çok kaybetmiş, kör topal idare eden insanlarız. hatta yaşamdan öylesine kopuğuz ki, gerçek "canlı hayata" karşı adeta tiksinti duyuyor, bize hatırlatılmasına dahi katlanamıyoruz. öyle bir hale gelmişiz ki, gerçek "canlı hayat" bize adeta bir iş, bir ödev gibi görünüyor, onu kitaptan öğrenmeyi yeğliyoruz.
devamını gör...

fit kalmak.
eskiden yürüyorduk hareket ediyorduk fit kalabiliyorduk şimdi göbek yaptık.
devamını gör...

karşısındakini aşağılayıcı konuşması ve küçük düşürmesi.
devamını gör...

hala tamam bu o duygu denen, olmadığını aradan geçen süreyle farkettiğimiz, hacmi olmayan, ele alıp kavrayamadığımız için bizden çok uzakta olan hisdir.
devamını gör...

ne zaman balkona sigara içmeye çıksam, o çöp kamyonunun saatine denk geliyorum, köşede beni bekliyor sanki, haldır haldır bir saat gürültüsünü dinlemek zorunda kalıyorum, üstelik eve girince bile rahatsız edici derecede sinir bozucu, başka ülkelerde de böylemi çok merak ediyorum, bu iş gürültüsüz olmuyormu acaba ya..

birde oturduğumuz bölge kentsel dönüşümle yenilendiği için, bizim bulunduğumuz sokak, komple 80 hane iken, şimdi kaba bir hesapla 800 hane filan olduğundan, gökyüzüne doğru istiflendik, kent değil kamp olduk resmen, ve bu yüzden anormal bir paket servis motorsiklet trafiği var, camı açmak balkonda oturmak filan, fonda hep bir motor sesi ile yaşıyoruz, maalesef dönüştüğümüz değil, eski halimiz kentmiş asıl.
devamını gör...

herhalde bu set up'ı da bu hafta boyunca full dinleyeceğim.

tanım : masterpiece ağabeyimizin ikinci yayını.
devamını gör...

derisi aslında siyah olan hayvan.

kutup ayıları siyah derili ve şeffaf tüylüdür. güneşten gelen beyaz ışığın içindeki tüm renkleri hemen hemen tamamen yansıtan tüyleri nedeniyle beyaz görünürler. bu tüyler ışığı her yöne doğru yansıtırken doğrudan deriye de odaklamış olurlar. derinin siyah olmasının nedeni de üzerine odaklanan ışığı daha iyi emerek hayvanın daha iyi ısınmasını sağlamaktır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

--- alıntı ---

türkiye açık adresten kodlu adres sistemine geçiyor. bundan böyle adresler 9 haneli numaradan oluşacak. nüfus ve vatandaşlık işleri genel müdürlüğü adres daire başkanı levent yazıcı, “vatandaşlar tc kimlik numarası ve açık adresini söylerken tedirgin oluyor. bu projeyle 20-66-80-308 diyecek, dokuz rakam bu kadar, ‘adres kodu' başka hiçbir şeye ihtiyacınız yok” dedi.

--- alıntı ---

kaynak
devamını gör...

ben : "ay noluyo noluyooo!"
diyerek gidiyorum nickaltıma..
bir de güzel bir şey yazılmışsa "senii buu dünyadaaa en çook kim severr, ben tabii ki" diyorum. küçük mutlulukların hastasıyım..
devamını gör...

kibir doğadan gelen bir uyuşturucudur.
devamını gör...

gelmiş geçmiş gelecek tüm değerlerine sövmek istiyorum ama sözlük izin vermiyor.

ayrıca annenin de allah belasını versin internetten tanıştığın kronun tekine iki yaşında çocuk mu bırakılır kafasına soktuğumun kadını seni.

cidden evlilik için insanların testten geçmesi gerektiğini düşünüyorum artık.
devamını gör...

insanların temel gıdaya erişemediği bir ülkede oldukça normal olan durumdur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim