bilim
günümüzde zenginlerin daha uzun süreler yaşayabilmesini sağlamak adına fonlanan olgular bütünüdür.
bir bilim insanı olarak kabullenmekte zorlansam da durum tartışmasız budur. arada yine iyilikler, güzellikler getiren insanlar vardır ama hepsinin çıkış noktası aynıdır.
örneğin kuantum bilgisayarların en büyük fonlanma sebebi, kişiye özel ilaç üretimini sağlayacak olmasıdır. normal bilişimle bunu sadece belli yaklaşıklık şartları altında yapabilirsiniz. şu an içinde bulunduğumuz 2. kuantum devriminin sonuçlarından dünyanın nüfusunun belki de milyarda 1'i yararlanabilecek uzun süre boyunca.
bir bilim insanı olarak kabullenmekte zorlansam da durum tartışmasız budur. arada yine iyilikler, güzellikler getiren insanlar vardır ama hepsinin çıkış noktası aynıdır.
örneğin kuantum bilgisayarların en büyük fonlanma sebebi, kişiye özel ilaç üretimini sağlayacak olmasıdır. normal bilişimle bunu sadece belli yaklaşıklık şartları altında yapabilirsiniz. şu an içinde bulunduğumuz 2. kuantum devriminin sonuçlarından dünyanın nüfusunun belki de milyarda 1'i yararlanabilecek uzun süre boyunca.
devamını gör...
düğün yapmak istemeyen gelin
söz nişan düğün yapmadım diye bütün akrabalarımdan linç yemişliğim vardır insanların amann insan bi kere evleniyor kisvesi altında gösteriş yapma uğruna para saçmalarına ,sonra yıllarca borç ödeyip "allah allah biz evlenince neden mutsuz olduk yahu"algısına ayar oluyorum
devamını gör...
eş cinsel oğlunu zorla evlendiren ebeveynler
maalesef çokça var bu tip insanlar bahaneleride hazır evlendikten sonra düzelir canım ne olacak,ulan böyle sığ böyle cahil bir düşünce olabilir mi.
devamını gör...
protetik diş tedavisi
diş hekimliğinin alt bilim dalı. adından da anlaşılacağı gibi, diş protezlerinin yapımı ve kullanımıyla ilgilidir.
devamını gör...
iz bırakan kitap cümleleri
yemek, uyumak ve çıplak dolaşmamak için insanın yapmak zorunda olduğu şeyler ürkütücüydü. ben de yatakta kalıp içiyordum. içtiğin zaman dünya yine ordaydı, kaybolmuyordu ama boğazına sarılmıyordu en azından.
charles bukowski
charles bukowski
devamını gör...
pastirmalicorek
çok kısa zaman önce tanıma fırsatı bulduğum, tanıdığım kadarıyla da sadece yazarlıkta değil yemek alanında da uzman bir yazar arkadaşım. pastırmayı çok sevmezmiş, ben bayılırım..
bas çemeni çörekciğim; yazdıklarından ilham almaya karnımızı doyurmaya geldik. buraya bolca ekşi ve c vitamini bırakıp, sevgilerimle kucaklıyorum seni. sevgiyle kal..
bas çemeni çörekciğim; yazdıklarından ilham almaya karnımızı doyurmaya geldik. buraya bolca ekşi ve c vitamini bırakıp, sevgilerimle kucaklıyorum seni. sevgiyle kal..
devamını gör...
en çok doğum yapan kadın
1725-1765 yıllarını rekorlar kitabına girecek kadar verimli geçiren kadın.
kadınların (bkz: medar-ı iftihar)ı.
kadınların (bkz: medar-ı iftihar)ı.
devamını gör...
evlenmek
niyetimin bu yönde olduğu uygun bir insan denk geldiği anda değerlendireceğim, kişinin kendi ailesini kurma yolunda attığı önemli adım. birlikte çalıştığım 30 larinin sonuna gelmiş elemanlar var bu adamlar bekâr hala ergen veletler gibi elde telefon karı kız düşürme peşinde..bir erkek olarak ne ağırlığı var ne insan saygı duyuyor. tam bir berduş.
bekarlık sultanlıktir tatavasini yapan, sorumluluk alamayacak korkak tiplemelerdir. bir erkek evlenmeden gerçek manada adam da olamaz. çevremde bu toksiklerden pek çok var ve konuşmaya başladığı zaman daha insanın kusasi geliyor.
bekarlık sultanlıktir tatavasini yapan, sorumluluk alamayacak korkak tiplemelerdir. bir erkek evlenmeden gerçek manada adam da olamaz. çevremde bu toksiklerden pek çok var ve konuşmaya başladığı zaman daha insanın kusasi geliyor.
devamını gör...
cadı avı
cadılık mı kötü yoksa insanlık mı?
14. yüzyılda bütün avrupa, kara ölüm denen veba ile boğuşmaktaydı. salgın hastalık bütün kıtaya yayılırken köylerdeki bütün insanlar özellikle çocuklar ölmektedir. kara ölümle ile birlikte korkuya dayalı histeriye bağlı büyük ve kudretli şeytanın yeryüzüne geldiğine dair söylentiler yayılmıştı. yaşanan kötü kaderin şeytanın işi olduğuna inandılar. kilise durumdan faydalandı engizisyon mahkemeleri kurdu. kilise her zaman feodal sistemin devamlılığına katkı vermiştir. bu mahkemelerin görevi şeytanın günahkarlarını yeryüzünde yok etmekti. 14. yüzyılın sonunda, büyü, günahlar içerisinde en kötüsü olarak görüldü. çünkü ruhunuzu şeytana sattığınızın bir işareti idi. öyle ki yaratılan korku cadıların uçabildiği inancını yaygınlaştırdı. 16. yüzyılda yaşayan hollanda'lı doktor, okültist ve şeytanolog johann weyer, cadıların kullandığı natura adlı bir ilacın insanlarda halüsinasyonlara neden olduğunu iddia etmiştir. cadıların uçtuğu inancı böylece yaygın söylenti olarak yayıldı.

johann weyer
cadıların şeytanla bir anlaşma yaptıkları, geceleri büyülü toplantılarda şeytana taptıkları düşünülürdü. uçarak gittikleri bu toplantılarda ahlak dışı olaylarda gerçekleşmekteydi. ahlaksız, gizemli bir topluluktan bahsedilirdi. bu sebeple günlerinde ölü bebeklerden korkunç ziyafet düzenlendiğine inanılırdı. bu toplantılara karanlığın prensi şeytanın katılmasıyla doruk noktasına ulaşılır ve şeytan cadılarla cinsel ilişkide bulunurdu.

illüstrasyon, martin van maële 1911
1486 yılında cadıların belirlenmesi ve yok edilmesinde cadı avcılarına yardımcı olacak bir kitap yazıldı. kitaba “cadı baltası” (malleus maleficarum – hammer of witches) adı verildi. dominikan tarikatından iki alman keşiş (heinrich kramer and jacob sprenger) tarafından yazılan kitap o devrin en yaygın inanışını yansıtıyordu. bu kitaba göre kadınlar, şeytan için kolay bir avdı. kadının bedeni, şehvet ve büyü birlikte ilişkilendirildi. cadıların nasıl tanınacağı ve nasıl yakalanacağı anlatılıyordu. bu kitapta yazılanlar iki yüzyıl boyunca cadı avcılarına rehberlik etti. acımasızlık ve zulüm içeren bu kitap incil’den sonra en çok okunan kitapdı.

aslında kurbanlar o kötü günlerde topluma yardımcı olmaya çalışan kadınlardı. köylüler başlarına gelen felaketlerin sorumlusu olarak büyüyü ve kendilerine zarar veren cadının kadın olduğuna inandırıldı. yemeği pişiren, ebelik yapan, hastalıkta şifalı otlarla insanları tedavi eden kadınlar ve geliştirdikleri beceriler onlardan daha çok kuşku duyulmasına neden oldu. kadınlar neden kilise tarafından hedef tahtasına oturtuldu? kilise bilge kadınlardan neden korktu?
kaynağını derin bir korku ve nefretten alan engizisyonun alevleri asla sönmeyecek gibiydi. ilerleyen zamanlarda binlerce kadın korku ve ihanetle tuzağa düşürülecekti. cadı olmak ile suçlanan bir kadın yakalandığında dehşet başlıyordu. 1600’lü yılların sonunda binlerce insan yargılanmak üzere engizisyon mahkemelerine çıkarılıyordu. suçlananlar çırılçıplak soyulup inceleniyordu. şeytana ait izler bulmak üzere uzun iğneler ile acımasızca işkence ediliyordu. gariplik olarak ben ya da doğum lekesi yeterli olmaktaydı. delil bulunduktan sonra itirafta bulunması gerekiyordu, aksi takdirde öldürülemezdi. en korkunç en gelişmiş işkence metotları suçlarını itiraf ettirmek amacıyla tapınak şövalyeleri için geliştirilmişti.
tapınak şövalyelerinin 14.yüzyılda ortadan kaybolmasıyla, büyücü bilge kadınlara yönelik yeniden benzer işkenceler kilise tarafından başlatılmıştır. bu işkencelerin üç ayrı seviyesi vardı ve üçüncü seviye insanlara ölümü getiren işkenceleri içeriyordu. parmak ve bacakları döndürmek için yapılan aletler, baş için kullanılan mengeneler, çivili koltuk gibi dayanılmaz acı veren pek çok korkunç, vahşi işkence aletleri o yıllarda geliştirilmiştir. hatta işkence altında olan cadıların çok tehlikeli olduğu düşünülürdü. cadıların gözlerine bakılmazdı, sahip oldukları şeytani güçlerden korkulurdu. onların gözüne bakarsanız acıya bilirdiniz. getirilen açıklama ise cadının sizi büyülediği biçimindeydi. gerçek ise acıma ve merhamet etme ihtimalini ortadan kaldırmaktı.
işkence acımasızca artarak devam ettirildiğinde, en sonunda ne istenirse söylendi. bu gittikçe büyüyen bir girdabı andırıyordu. cadı olduğuna inanılan birkaç kadın ile başlıyor, sonunda düzinelerce kadının yok edildiği bir vahşete dönüşüyordu. mahkeme tarafından uydurulan iğrenç fantazilere dayalı acı dolu ve korkunç işkencelerden korkanların itiraf edeceği umuluyordu. kader günü geldiğinde suçlu bir vagona konuyor, dar sokaklardan geçirilerek köy meydanına getiriliyordu. burada bir kazığa bağlanıyordu. avrupa’da binlerce kadın yakılarak öldürüldü. nedeni ise içindeki şeytan ancak ve ancak yakılarak yok edilebilirdi. cadı dönemi denen iki yüz yıl boyunca fransa ve almanya’nın köylerinde çok korkunç katliamlar gerçekleşti.
ingilizler cadıyı yüzdürmek denen bir yöntem geliştirmişlerdi. suçlunun iki eli ve ayakları göbeği üzerinde bağlanıp su üzerine bırakılıyordu, eğer sanık su üzerinde kalmayı becerirse onun bir cadı olduğuna inanıp öldürüyorlardı, batar ve boğulursa suçsuz olduğuna inanıyorlardı. ancak her iki durumda da kadın ölüyordu. 16. yüzyılda kendilerini dehşete kaptırmış en tehlikeli olan yer almanya’nın wurzburg şehridir. hakimler en sonunda neredeyse tüm şehir halkının şeytana hizmet ettiğine karar verdi. 600 kişiyi ölümle cezalandırdılar. bunların 19'u rahip 41 ise çocuktu. geriye hiç kadın kalmamıştı. toplamda tüm avrupa’da 60.000 ile 300.000 kişinin yok edildiği iddia edilmektedir.
14. yüzyılda bütün avrupa, kara ölüm denen veba ile boğuşmaktaydı. salgın hastalık bütün kıtaya yayılırken köylerdeki bütün insanlar özellikle çocuklar ölmektedir. kara ölümle ile birlikte korkuya dayalı histeriye bağlı büyük ve kudretli şeytanın yeryüzüne geldiğine dair söylentiler yayılmıştı. yaşanan kötü kaderin şeytanın işi olduğuna inandılar. kilise durumdan faydalandı engizisyon mahkemeleri kurdu. kilise her zaman feodal sistemin devamlılığına katkı vermiştir. bu mahkemelerin görevi şeytanın günahkarlarını yeryüzünde yok etmekti. 14. yüzyılın sonunda, büyü, günahlar içerisinde en kötüsü olarak görüldü. çünkü ruhunuzu şeytana sattığınızın bir işareti idi. öyle ki yaratılan korku cadıların uçabildiği inancını yaygınlaştırdı. 16. yüzyılda yaşayan hollanda'lı doktor, okültist ve şeytanolog johann weyer, cadıların kullandığı natura adlı bir ilacın insanlarda halüsinasyonlara neden olduğunu iddia etmiştir. cadıların uçtuğu inancı böylece yaygın söylenti olarak yayıldı.
johann weyer
cadıların şeytanla bir anlaşma yaptıkları, geceleri büyülü toplantılarda şeytana taptıkları düşünülürdü. uçarak gittikleri bu toplantılarda ahlak dışı olaylarda gerçekleşmekteydi. ahlaksız, gizemli bir topluluktan bahsedilirdi. bu sebeple günlerinde ölü bebeklerden korkunç ziyafet düzenlendiğine inanılırdı. bu toplantılara karanlığın prensi şeytanın katılmasıyla doruk noktasına ulaşılır ve şeytan cadılarla cinsel ilişkide bulunurdu.

illüstrasyon, martin van maële 1911
1486 yılında cadıların belirlenmesi ve yok edilmesinde cadı avcılarına yardımcı olacak bir kitap yazıldı. kitaba “cadı baltası” (malleus maleficarum – hammer of witches) adı verildi. dominikan tarikatından iki alman keşiş (heinrich kramer and jacob sprenger) tarafından yazılan kitap o devrin en yaygın inanışını yansıtıyordu. bu kitaba göre kadınlar, şeytan için kolay bir avdı. kadının bedeni, şehvet ve büyü birlikte ilişkilendirildi. cadıların nasıl tanınacağı ve nasıl yakalanacağı anlatılıyordu. bu kitapta yazılanlar iki yüzyıl boyunca cadı avcılarına rehberlik etti. acımasızlık ve zulüm içeren bu kitap incil’den sonra en çok okunan kitapdı.
aslında kurbanlar o kötü günlerde topluma yardımcı olmaya çalışan kadınlardı. köylüler başlarına gelen felaketlerin sorumlusu olarak büyüyü ve kendilerine zarar veren cadının kadın olduğuna inandırıldı. yemeği pişiren, ebelik yapan, hastalıkta şifalı otlarla insanları tedavi eden kadınlar ve geliştirdikleri beceriler onlardan daha çok kuşku duyulmasına neden oldu. kadınlar neden kilise tarafından hedef tahtasına oturtuldu? kilise bilge kadınlardan neden korktu?
kaynağını derin bir korku ve nefretten alan engizisyonun alevleri asla sönmeyecek gibiydi. ilerleyen zamanlarda binlerce kadın korku ve ihanetle tuzağa düşürülecekti. cadı olmak ile suçlanan bir kadın yakalandığında dehşet başlıyordu. 1600’lü yılların sonunda binlerce insan yargılanmak üzere engizisyon mahkemelerine çıkarılıyordu. suçlananlar çırılçıplak soyulup inceleniyordu. şeytana ait izler bulmak üzere uzun iğneler ile acımasızca işkence ediliyordu. gariplik olarak ben ya da doğum lekesi yeterli olmaktaydı. delil bulunduktan sonra itirafta bulunması gerekiyordu, aksi takdirde öldürülemezdi. en korkunç en gelişmiş işkence metotları suçlarını itiraf ettirmek amacıyla tapınak şövalyeleri için geliştirilmişti.
tapınak şövalyelerinin 14.yüzyılda ortadan kaybolmasıyla, büyücü bilge kadınlara yönelik yeniden benzer işkenceler kilise tarafından başlatılmıştır. bu işkencelerin üç ayrı seviyesi vardı ve üçüncü seviye insanlara ölümü getiren işkenceleri içeriyordu. parmak ve bacakları döndürmek için yapılan aletler, baş için kullanılan mengeneler, çivili koltuk gibi dayanılmaz acı veren pek çok korkunç, vahşi işkence aletleri o yıllarda geliştirilmiştir. hatta işkence altında olan cadıların çok tehlikeli olduğu düşünülürdü. cadıların gözlerine bakılmazdı, sahip oldukları şeytani güçlerden korkulurdu. onların gözüne bakarsanız acıya bilirdiniz. getirilen açıklama ise cadının sizi büyülediği biçimindeydi. gerçek ise acıma ve merhamet etme ihtimalini ortadan kaldırmaktı.
işkence acımasızca artarak devam ettirildiğinde, en sonunda ne istenirse söylendi. bu gittikçe büyüyen bir girdabı andırıyordu. cadı olduğuna inanılan birkaç kadın ile başlıyor, sonunda düzinelerce kadının yok edildiği bir vahşete dönüşüyordu. mahkeme tarafından uydurulan iğrenç fantazilere dayalı acı dolu ve korkunç işkencelerden korkanların itiraf edeceği umuluyordu. kader günü geldiğinde suçlu bir vagona konuyor, dar sokaklardan geçirilerek köy meydanına getiriliyordu. burada bir kazığa bağlanıyordu. avrupa’da binlerce kadın yakılarak öldürüldü. nedeni ise içindeki şeytan ancak ve ancak yakılarak yok edilebilirdi. cadı dönemi denen iki yüz yıl boyunca fransa ve almanya’nın köylerinde çok korkunç katliamlar gerçekleşti.
ingilizler cadıyı yüzdürmek denen bir yöntem geliştirmişlerdi. suçlunun iki eli ve ayakları göbeği üzerinde bağlanıp su üzerine bırakılıyordu, eğer sanık su üzerinde kalmayı becerirse onun bir cadı olduğuna inanıp öldürüyorlardı, batar ve boğulursa suçsuz olduğuna inanıyorlardı. ancak her iki durumda da kadın ölüyordu. 16. yüzyılda kendilerini dehşete kaptırmış en tehlikeli olan yer almanya’nın wurzburg şehridir. hakimler en sonunda neredeyse tüm şehir halkının şeytana hizmet ettiğine karar verdi. 600 kişiyi ölümle cezalandırdılar. bunların 19'u rahip 41 ise çocuktu. geriye hiç kadın kalmamıştı. toplamda tüm avrupa’da 60.000 ile 300.000 kişinin yok edildiği iddia edilmektedir.
devamını gör...
yüksek bir kattaki balkondan yere bakarken düşünülenler
"böyle tutunduk ama balkon demirleri yeterince sağlam mı? bakayım.. sallanıyor gibi. neyse ben dizlerimle balkon duvarından destek alayım en iyisi. ama sanki geçenlerde balkon duvarı yıkılmıştı da biri yere düşmüştü. düşmemiş miydi yoksa? böyle de yaşanmaz ki ya, içeri gidiyorum ben!"
devamını gör...
0rh(-) negatif trombosit aranıyor
up.
en kısa sürede bulunması dileğiyle.
en kısa sürede bulunması dileğiyle.
devamını gör...
bir ailenin çocuğuna yapacağı en büyük kötülük
anne ve babanın birbirini sevmemesi. buna rağmen evliliklerini sürdürüp , ‘amann çocuklar için boşanmıyoruz’ demeleri. bence boşansalar çok daha mutlu ve refah dolu bir hayatları olur hem anne -babanın hem de çocuğun.
devamını gör...
sineğin gözü
yaratılış mucizesi olarak harikulade kompleks binlerce merceğe sahip gözlerdir. bir sineğin kafasının sağ ve sol yanında 4 bin ayrı bölmeye sahip toplam 8 bin bölmeli petek gözleri vardır. bu 8 bin bölmenin her birinde görüntüyü değişik açılardan gören birer mercek bulunur. bir karasinekteki her bir göz ayrı bir mucizedir. bu sayede her yönü görebilirler.
sinekler, ommatidia denen, binlerce görsel reseptöre sahip iki bileşik göze sahiplerdir. ommatidiaların her biri optik sinire bağlı sinir lifi ile ayrı çalışan bir göz olarak görev yapar. biz insanlar saniyede 60 kare görürken, sineklerde bu 200 kare. sinekler bu gözleri oynatma becerisine sahiptir. gözlerin her birinde sekiz tane duyu hücresi bulunur. her göz, kendine gelen ışığı yakalar ve ışığı kendi mercekleri ile hücrelerine iletir. gözün yüzü faklı yönlere dönük olduğundan önünü de, arkasını da, sağını da, solunu da, altını da, üstünü de görebilir.
siz, sinekliği tam kaldırıp vuracakken, o sizin hareketlerinizi baştan fark eder ve sizi izlemeye başlar. tabi hedefte bu yüzden kaçar.
sinekler, ommatidia denen, binlerce görsel reseptöre sahip iki bileşik göze sahiplerdir. ommatidiaların her biri optik sinire bağlı sinir lifi ile ayrı çalışan bir göz olarak görev yapar. biz insanlar saniyede 60 kare görürken, sineklerde bu 200 kare. sinekler bu gözleri oynatma becerisine sahiptir. gözlerin her birinde sekiz tane duyu hücresi bulunur. her göz, kendine gelen ışığı yakalar ve ışığı kendi mercekleri ile hücrelerine iletir. gözün yüzü faklı yönlere dönük olduğundan önünü de, arkasını da, sağını da, solunu da, altını da, üstünü de görebilir.
siz, sinekliği tam kaldırıp vuracakken, o sizin hareketlerinizi baştan fark eder ve sizi izlemeye başlar. tabi hedefte bu yüzden kaçar.
devamını gör...
sözlük yazarlarının öğrencilik dönemleri
ben sınıfın sessiziydim genelde. köşede oturur kitap okurdum.
ha bide sınıfın resimcisiydim.
gerçi hala böyleyim ama galiba artık sınıfın en çok uyuyan tipiyim.*
ha bide sınıfın resimcisiydim.
gerçi hala böyleyim ama galiba artık sınıfın en çok uyuyan tipiyim.*
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
yaldızlı yenilgilerle süslenmiş bir hayatta acı artık bir rutin olur. rutin olan şeye ise ruh alışmıştır. o ruhun mutluluk gibi bir hayali hiç olmamıştır. bu yüzden en az, zaman zaman zafer kazanan ruhlar kadar mutludur.
devamını gör...
benim adım cafer
boyum 1 10
devamını gör...
insanı yoran şeyler
genelleyici olursak ınsani yoran yine insandir. hal ve tavirlariyla,bencilligiyle,kotulukleriyle,kibir ve onyargisiyla. adaletsizligi ve kiskancligina hic girmiyorum bile...
devamını gör...
ukde sayısının 6 bine ulaşması
hadi gelin hep birlikte bu mücadeleyi verelim. dünyanın selameti ve insanlığın selaseti için bütün ukdeleri dolduralım. artık kimsenin içinde ukde kalmasın. *
devamını gör...
kadınlar yazmasa hiçbir erkek sözlüklerde durmazdı
kendi bakış açınla bizleri uyardığın icin çok teşekkür ederim. yalnız şöyle bir durum var.
benim sosyal medyadan, hatta isim vereyim facebook karikatür grubundan tanışıp arkadaş olduğum biri vardı. sosyal medyada sanki çok çapkın kolpa biri gibi takılmasına rağmen; gerçek hayatta annesine çay demleyip kahvaltı hazırlayan, akşama ne pişirsem diye fikir alan, kız kardeşine çok zayıf yorulur diye temizliğe yardıma giden, sevgilisi ile kurabiye yapan aşırı naif biriydi.
senin de altından böyle biri çıkacak ya dur bakalım.*
benim sosyal medyadan, hatta isim vereyim facebook karikatür grubundan tanışıp arkadaş olduğum biri vardı. sosyal medyada sanki çok çapkın kolpa biri gibi takılmasına rağmen; gerçek hayatta annesine çay demleyip kahvaltı hazırlayan, akşama ne pişirsem diye fikir alan, kız kardeşine çok zayıf yorulur diye temizliğe yardıma giden, sevgilisi ile kurabiye yapan aşırı naif biriydi.
senin de altından böyle biri çıkacak ya dur bakalım.*
devamını gör...
