köylü yazardan ironiler
#1399919 şu tanımını görünce beynime kan sıçradı, #1400669.
birde buralarda hükmü geçiyor herhalde, bi dünya nick altı falan yazmışsınız.
nasıl iyi mi böyle? hem fetö imamına atıf yap hem burada millete mavi boncuk dağıt. hadi ona eyvallahta siz ne içip ne yiyiyorsunuz? hangi kafayla o kadar güzelleme yaptınız. neyse bana ne yahu alan memnun satan memnun!
ama kalkıp biz atatürkçüyüz palavraları atmayın bu ortamda yeminlen üzerim. bu kafadaki yazarlarla al gülüm ver gülüm yap sonra ben atatürkçüyüm
bla bla bla.
yazar kişisi ''ben filmi hiç anlamamışım'' cevabı yazmasın. izlediğini, okuduğunu anlamayan yazar olmasın.
hayırlı forumlar cemaatçi yazar.
birde buralarda hükmü geçiyor herhalde, bi dünya nick altı falan yazmışsınız.
nasıl iyi mi böyle? hem fetö imamına atıf yap hem burada millete mavi boncuk dağıt. hadi ona eyvallahta siz ne içip ne yiyiyorsunuz? hangi kafayla o kadar güzelleme yaptınız. neyse bana ne yahu alan memnun satan memnun!
ama kalkıp biz atatürkçüyüz palavraları atmayın bu ortamda yeminlen üzerim. bu kafadaki yazarlarla al gülüm ver gülüm yap sonra ben atatürkçüyüm
bla bla bla.
yazar kişisi ''ben filmi hiç anlamamışım'' cevabı yazmasın. izlediğini, okuduğunu anlamayan yazar olmasın.
hayırlı forumlar cemaatçi yazar.
devamını gör...
kelle koltukta yaşamak
küçük bir koltuksa sıkıntı olacak durum. bir de hangi kel olduğuna bağlı. mazallah johnny sins denk gelir evlerden ırak.
devamını gör...
şeytanın solcu olması
eskiden sağcıydı.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
öğrenci 1: bak ben siyah bulutlar çizdim.
öğrenci 2 : ona kara bulut da deniyor.
öğrenci 1: yaaa, sen nerden biliyorsun?
öğrenci 2: ben de babamdan öğrendim. annem babama kusunce babam annemin peşinde dolaşıp "kara bulutları kaldır aradan diye türkü söylüyor. ben de sordum o anlattı.
öğrenci 1 : benim annem hiç küsmez, hep bağırır.
öğrenci 2 : ona kara bulut da deniyor.
öğrenci 1: yaaa, sen nerden biliyorsun?
öğrenci 2: ben de babamdan öğrendim. annem babama kusunce babam annemin peşinde dolaşıp "kara bulutları kaldır aradan diye türkü söylüyor. ben de sordum o anlattı.
öğrenci 1 : benim annem hiç küsmez, hep bağırır.
devamını gör...
why'd you only call me when you're high
çok sevdiğim bir indie rock grubu olan arctic monkeys şarkısıdır.
devamını gör...
kişinin kendine sorduğu sorular
acaba kaç fotoğrafta arkadaki salakça gülen, yada yüz ifadesi saçma sapan çıkmış kadın olmuşumdur?
devamını gör...
ayasofya
tarihte 3 kez yıkılıp tekrardan inşa edilmiş, yapımında 10.000 işçi ile 5 yılda tamamlanmış günümüzdeki yani 3. ayasfoyanın 537 yılında yapıldığı ı. justinyanin ''seni geçtim süleyman'' tabirleriyle hikayeleşmiş ,yer altında sayısız dehlize sahip bunlar ile mucizelerin bağdaştırıldığı 7 kutsal emanetten birinin burda olduğu inanışının günümüzde de devam ettiği mimar sinan zamanında sofianın kubbe çökme sorunun payandalarla desteklendiği ve kubbenin pencere açıklıkları ile zayıflatıldığı bilinse de kimi kaynaklara göre payandaların yapı statiğine hiçbir katkısı olmadığı incelenmektedir. ayasofya ,istanbulun fethi sonrasında sembolik olarak cami tipolojine en yakın yapılardan biri olması sebebiyle camileştirilen ,bu süreçte yapının ''kıble'' yönüne göre tasarlanmadığı için içerisine girdiğinizde bir camiden farklı olarak açılı bir imam makamı konumunun yer aldığı , içerisindeki akustik düzenin islam inancındaki ibadet biçimiyle olan uyuşmazlığı sonucunda müezzin mahvelini sayısınında bu sebeple cemaat kavramında işitilebilme sorununun önüne geçmek amacı ile çoğlatığını görürüz .içerisinde ve çevresinde bir çok eğitim sağlık vb kurumlara ev sahipliği yapmış ayasofya zamanında ücretli olması ve o ücreti karşılayamıyacak bir çok türk gencimiz tarafından ziyaret edilememiş kültürel bir değerimizdir .
devamını gör...
vietnam taşlamaları
ataol behramoğlu ve özdemir ince'nin rusya'dan brezilya'ya kadar uzanan, pek çok şair'in şiirlerini derlediği iki ciltlik dünya şiir antolojisinin ilk cildinde yer alan başyapıt. alman şair ve müzisyen karl wolf biermann'ın birbirini tamamlayan 3 kısa şiirinin yer aldığı vietnam taşlamaları'nın orijinal metinlerini bulabilirsem tanıma edit geçeceğim ama çevirileri ilk cildin* 141. sayfasında yer alıyor. general ky'nin her sabah söylediği, general ky'nin düşü ve saldırının sınırlı etkisi isimli üç şiir de yüksel pazarkaya tarafından dilimize kazandırılmıştır. özellikle general ky'nin düşü isimli şiir guerra sucia zamanlarında baskıcı yönetimin politikalarını o kadar anımsatır cinstendir ki ne zaman okusam sevimsiz bir gülümseme beliriyor suratımda. farklı zamanlar, farklı isimler ve farklı ülkeler... hiç önemli değil. diktatörler savaşı körüklerken şairler kalemlerinin en keskin ucu ile bu çığırtkanlığı eleştirmeye devam ettiler. wolf biermann'a ilk defa rudi dutschke hakkında okurken rastlamış daha sonra bertolt brecht' e saygı duruşu niteliğinde yazılmış olan realismus bei brecht'ini okuma fırsatı bulmuştum ama bana kalırsa en etkileyici işlerinden birini bu şiirlerinde çıkarmış biermann. düşünülerek okunursa vietnam taşlamalarında çıkarılacak pek çok ders var.
vietnam taşlamaları
general ky'nin her sabah söylediği
halktan başka
korkusu olmayan bir hükümet
çok yaşar, çok
hükümetten başka
korkusu olmadıkça halkın
general ky'nin düşü
ve sonunda bir yasa çıkardı hükümet
bütün insanlar mutludur
diye
karşı koymalar
ölümle cezalandırıldı
hemen ardından
gerçekten yalnızca
mutlu insanlar vardı
saldırının sınırlı etkisi
zorbalık yeterince büyükse
çokları susar
zorbalık ama en büyük ise
gene
yalnızca
çokları susar.
vietnam taşlamaları
general ky'nin her sabah söylediği
halktan başka
korkusu olmayan bir hükümet
çok yaşar, çok
hükümetten başka
korkusu olmadıkça halkın
general ky'nin düşü
ve sonunda bir yasa çıkardı hükümet
bütün insanlar mutludur
diye
karşı koymalar
ölümle cezalandırıldı
hemen ardından
gerçekten yalnızca
mutlu insanlar vardı
saldırının sınırlı etkisi
zorbalık yeterince büyükse
çokları susar
zorbalık ama en büyük ise
gene
yalnızca
çokları susar.
devamını gör...
estetik ameliyatla birbirine benzeyen kadınlar
eskiden çocuk dergilerinde bir bölüm yer alırdı.
iki resim arasındaki yedi farkı bulun diye. şöyle bir göz gezdirdik mi , tak diye buluverirdik o farkları.
sıkıntı şu ki; bu mevzuda o yedi farkı bulmak mümkün değil.
iki resim arasındaki yedi farkı bulun diye. şöyle bir göz gezdirdik mi , tak diye buluverirdik o farkları.
sıkıntı şu ki; bu mevzuda o yedi farkı bulmak mümkün değil.
devamını gör...
tom bombadil
oxford'daki boldlean kütüphanesi'nde bulunan, tolkien belgeleri arasında, tom bombadil başlıklı, muhtemelen 1920'lerde yazılmış bir hikaye parçası bulunmaktadır. ne yazık ki, yalnızca üç paragraf sonra bu metin son bulur ya tolkien yazmayı bırakmıştır ya da geriye kalan müsveddeler eksiktir. bu sebeple tom bombadil orta dünyadaki gizemini korumaya devam ediyor. belki tolkien bu karalamalarını tamamlamış olsaydı veyahut kayıp nüshalar elimizde olsaydı, tom amca ile ilgili kafamızda hiç bir soru işareti kalmayacaktı. lakin geçmişini çok fazla bilmesek dahi yüzüklerin efendisinde kendisi ile karşılaştığımız kısım romanın en keyifli bölümlerinden birisidir. kendisinin okuyucuya verdiği bu keyifte doğal olarak insanda hatta tobağa da bile merak uyandıran bir hale gelir.
kimdir, nedir, necidir? diye soruları ardı arkasında sıralarız. kendimizce cevaplar bulmaya çalışırız.
elf'ler tarafından hem "yaşlı" hem de "babası olmayan" anlamlarına gelen iarwain ben-adar adıyla anılan -ki bunu elrond'da dile getiriyor- tom amca'nın bir ''maia'' olduğunu savunanlar var. olabilir mi? elbette olabilir.
ama asıl mevzu ''yüzüklerin efendisi''nde frodo'nun tom bombadil'e sorduğu soru ile başlar;
''siz kimsiniz efendim ?''
“hı ne?” dedi tom doğrularak ve gözleri kasvetin içinde parıldayarak. “daha benim adımı öğrenmedin mi? tek cevap o. sen bana söyle, sen kimsin, böyle tek başına sen olarak, isimsiz? ama sen gençsin, ben ise yaşlıyım. ben neyim biliyor musun, en yaşlı olanım. lafıma mim koyun dostlarım: tom, nehir ile ağaçlar henüz yokken buradaydı; tom ilk yağmur damlasıyla ilk meşe palamudunu hatırlıyor. o büyük ahali’den önce patikalar açtı ve küçük ahali’nin gelişini gördü. o, krallardan, mezarlardan ve höyüklü kişiler’den önce de buradaydı. denizler eğrilmeden elfler batıya geçtiklerinde, tom çoktan burada vardı. yıldızlar altındaki karanlığı, korkunun bilinmediği zamanları gördü o. karanlıklar efendisi dışarı’dan gelmeden önceki zamanları”
tom amca'nın cevabını okuduğumuzda ''en yaşlı olanım'' sözlerine ve devamına takılmamak mümkün değil. bu sözleri ile kast ettiği şey valar'dan önce orta dünya'ya geldiği şeklinde yorumlanabilir. o zaman asıl soru şu; valar'dan önce orta dünya'ya gelebilecek niteliğe sahip kişi kim?
arkasından malumunuz olduğu üzere yüzük meselesi geliyor. tom amca, bakmak için yüzüğü frodo'dan istiyor. frodo yüzüğü gayet rahat bir şekilde kendisine veriyor. ne bir gerginlik, ne bir kuşku, ne de üzerinde bir baskı hissetmiyor.
“derken tom yüzük’ü serçe parmağının ucuna taktı ve mum ışığına doğru tuttu. hobbitler önce bunda bir tuhaflık göremediler. sonra birden nefesleri tıkandı. tom’un ortadan kaybolduğu falan yoktu!''
yüzük tom amca'yı etkilememektedir. frodo'yu bir telaş kaplar. yüzüğün kendi yüzüğü/aynı yüzük olup olmadığı konusunda endişeye kapılır. denemek için yüzüğü takar ve hooop görünmez olmuştur. tam rahatlamıştır ve kapıya doğru yürümeye başlamıştır ki, tom amca'nın sesi ile irkilir;
“hop kardeş!” diye seslendi tom, parlak gözlerini gayet keskin bir bakışla ona çevirerek. “hop, frodo kardeş! uğur ola? ihtiyar bombadil daha o kadar körleşmedi. altın yüzüğünü çıkar parmağından!”
hoppala güç yüzüğünü takanı da görebiliyor. işte yüzüğün karşısında bu kadar nötr ve her şeyden azade oluşu muammanın çifte kavrulmuş haline dönüşmesine yol açıyor.
evvela en yaşlı. sonrasında ise yanında yüzüğün esamesi dahi okunmuyor. işte bu noktayı şöyle değerlendirenler var; tom bombadil eru'dur. tek olandır. oysa yanıldıkları nokta şu; eru asla arda'ya inmedi. ayrıca tom amca kendi çöplüğünün horozu. güçleri yaşlı orman ile sınırlı. eru olmadığına göre geriye iki seçenek kalıyor;
ya bağımsız bir maia veyahut da tolkien'in kendisi...
burada, frodo'nun ona ''siz kimsiniz efendim?'' sorusuna verdiği yanıtın sonuna dönelim. ne diyor orada? ''karanlıklar efendisi dışarı’dan gelmeden önceki zamanları.'' yani ''melkor''dan önce orta dünya'ya gelmiş olduğunu anlıyoruz.
arda'ya inen valar sayısı belli. maia'lar konusunda ise bir açıklık yok. bu sebeple kahir ekseriyet tom bombadil'in valar olamayacağını maia olduğunu savunuyor ki mantık çerçevesinden baktığımızda bu doğru olabilir. kendisi valar'dan emir almayan ve orta dünyada kalmış bir maia olabilir.
ama ''karanlıklar efendisi dışarıdan gelmeden önceki zamanları'' sözü de burada kafayı bulandıran nokta. onu da bir yere oturtmak lazım. işte burada benim naçizane düşüncem diğer tezlerden farklı olarak şu;
tom amca; tolkien'in orta dünyadaki yansımalarından birisidir. lakin bazılarının öne sürdüğü gibi tek yansıması değildir. kendisinin romantik yansıması beren'dir ki, karısı ile mezar taşlarında beren ve luthien yazar.
tom amca ise tolkien'in muzip karakterini ortaya koyarak mizahi açıdan kendisini orta dünya'ya entegre ettiği karakteridir.
her şeyden evvel oradadır. yüzük onu etkilemez. kendisini romanın bir bölümüne hapsedecek bir ormanın içerisinde güvenli bir alana çekmiş ve akışın dışında kalmıştır. ama her şeyin tanığı ve yaratıcısıdır. frodo ve hobbitler'le sohbeti bu yüzden hepimize çok sevimli, sıcak ve samimi geliyor olabilir. belki de bu yüzden, kendi yarattığı karakterlerle sohbetinde en tepe noktayı yakalıyor. kim bilir?
herkes tom amca hakkında bir şeyler söyleyecek, düşünecek ve yazacak. benim düşüncem ise bu ve değişmeyecek. zira senelerdir bu mevzuya kafa yorar ve tartışırız. geldiğim son nokta burası. benden daha fazlası çıkmaz. düşüncemi değiştirebilecek sağlam argüman ise yok gibi.
o zaman ne diyoruz;
lay lom! lay la lom!
gongu çal da gel! gongu çal!
zıpla gel! söğütler içinden!
tom bom, şen tom, tom bombadil!
kimdir, nedir, necidir? diye soruları ardı arkasında sıralarız. kendimizce cevaplar bulmaya çalışırız.
elf'ler tarafından hem "yaşlı" hem de "babası olmayan" anlamlarına gelen iarwain ben-adar adıyla anılan -ki bunu elrond'da dile getiriyor- tom amca'nın bir ''maia'' olduğunu savunanlar var. olabilir mi? elbette olabilir.
ama asıl mevzu ''yüzüklerin efendisi''nde frodo'nun tom bombadil'e sorduğu soru ile başlar;
''siz kimsiniz efendim ?''
“hı ne?” dedi tom doğrularak ve gözleri kasvetin içinde parıldayarak. “daha benim adımı öğrenmedin mi? tek cevap o. sen bana söyle, sen kimsin, böyle tek başına sen olarak, isimsiz? ama sen gençsin, ben ise yaşlıyım. ben neyim biliyor musun, en yaşlı olanım. lafıma mim koyun dostlarım: tom, nehir ile ağaçlar henüz yokken buradaydı; tom ilk yağmur damlasıyla ilk meşe palamudunu hatırlıyor. o büyük ahali’den önce patikalar açtı ve küçük ahali’nin gelişini gördü. o, krallardan, mezarlardan ve höyüklü kişiler’den önce de buradaydı. denizler eğrilmeden elfler batıya geçtiklerinde, tom çoktan burada vardı. yıldızlar altındaki karanlığı, korkunun bilinmediği zamanları gördü o. karanlıklar efendisi dışarı’dan gelmeden önceki zamanları”
tom amca'nın cevabını okuduğumuzda ''en yaşlı olanım'' sözlerine ve devamına takılmamak mümkün değil. bu sözleri ile kast ettiği şey valar'dan önce orta dünya'ya geldiği şeklinde yorumlanabilir. o zaman asıl soru şu; valar'dan önce orta dünya'ya gelebilecek niteliğe sahip kişi kim?
arkasından malumunuz olduğu üzere yüzük meselesi geliyor. tom amca, bakmak için yüzüğü frodo'dan istiyor. frodo yüzüğü gayet rahat bir şekilde kendisine veriyor. ne bir gerginlik, ne bir kuşku, ne de üzerinde bir baskı hissetmiyor.
“derken tom yüzük’ü serçe parmağının ucuna taktı ve mum ışığına doğru tuttu. hobbitler önce bunda bir tuhaflık göremediler. sonra birden nefesleri tıkandı. tom’un ortadan kaybolduğu falan yoktu!''
yüzük tom amca'yı etkilememektedir. frodo'yu bir telaş kaplar. yüzüğün kendi yüzüğü/aynı yüzük olup olmadığı konusunda endişeye kapılır. denemek için yüzüğü takar ve hooop görünmez olmuştur. tam rahatlamıştır ve kapıya doğru yürümeye başlamıştır ki, tom amca'nın sesi ile irkilir;
“hop kardeş!” diye seslendi tom, parlak gözlerini gayet keskin bir bakışla ona çevirerek. “hop, frodo kardeş! uğur ola? ihtiyar bombadil daha o kadar körleşmedi. altın yüzüğünü çıkar parmağından!”
hoppala güç yüzüğünü takanı da görebiliyor. işte yüzüğün karşısında bu kadar nötr ve her şeyden azade oluşu muammanın çifte kavrulmuş haline dönüşmesine yol açıyor.
evvela en yaşlı. sonrasında ise yanında yüzüğün esamesi dahi okunmuyor. işte bu noktayı şöyle değerlendirenler var; tom bombadil eru'dur. tek olandır. oysa yanıldıkları nokta şu; eru asla arda'ya inmedi. ayrıca tom amca kendi çöplüğünün horozu. güçleri yaşlı orman ile sınırlı. eru olmadığına göre geriye iki seçenek kalıyor;
ya bağımsız bir maia veyahut da tolkien'in kendisi...
burada, frodo'nun ona ''siz kimsiniz efendim?'' sorusuna verdiği yanıtın sonuna dönelim. ne diyor orada? ''karanlıklar efendisi dışarı’dan gelmeden önceki zamanları.'' yani ''melkor''dan önce orta dünya'ya gelmiş olduğunu anlıyoruz.
arda'ya inen valar sayısı belli. maia'lar konusunda ise bir açıklık yok. bu sebeple kahir ekseriyet tom bombadil'in valar olamayacağını maia olduğunu savunuyor ki mantık çerçevesinden baktığımızda bu doğru olabilir. kendisi valar'dan emir almayan ve orta dünyada kalmış bir maia olabilir.
ama ''karanlıklar efendisi dışarıdan gelmeden önceki zamanları'' sözü de burada kafayı bulandıran nokta. onu da bir yere oturtmak lazım. işte burada benim naçizane düşüncem diğer tezlerden farklı olarak şu;
tom amca; tolkien'in orta dünyadaki yansımalarından birisidir. lakin bazılarının öne sürdüğü gibi tek yansıması değildir. kendisinin romantik yansıması beren'dir ki, karısı ile mezar taşlarında beren ve luthien yazar.
tom amca ise tolkien'in muzip karakterini ortaya koyarak mizahi açıdan kendisini orta dünya'ya entegre ettiği karakteridir.
her şeyden evvel oradadır. yüzük onu etkilemez. kendisini romanın bir bölümüne hapsedecek bir ormanın içerisinde güvenli bir alana çekmiş ve akışın dışında kalmıştır. ama her şeyin tanığı ve yaratıcısıdır. frodo ve hobbitler'le sohbeti bu yüzden hepimize çok sevimli, sıcak ve samimi geliyor olabilir. belki de bu yüzden, kendi yarattığı karakterlerle sohbetinde en tepe noktayı yakalıyor. kim bilir?
herkes tom amca hakkında bir şeyler söyleyecek, düşünecek ve yazacak. benim düşüncem ise bu ve değişmeyecek. zira senelerdir bu mevzuya kafa yorar ve tartışırız. geldiğim son nokta burası. benden daha fazlası çıkmaz. düşüncemi değiştirebilecek sağlam argüman ise yok gibi.
o zaman ne diyoruz;
lay lom! lay la lom!
gongu çal da gel! gongu çal!
zıpla gel! söğütler içinden!
tom bom, şen tom, tom bombadil!
devamını gör...
beden eğitimi dersinde kasadan takla atan efsane nesil
lisede en başarısız olduğum iki dersten biri beden biri müzik olduğu için, o efsane nesil kim, ben kim olanlardan ben.
devamını gör...
bolu
ulkedeki asci kontenjanini dolduran, piyasaya surekli asci pompalayan sehir.
ayrica sehirler arasi otobuslerin mola duraklarindan biridir, sogugu keser. (bkz: dinlenme tesisi soğuğu)
ayrica sehirler arasi otobuslerin mola duraklarindan biridir, sogugu keser. (bkz: dinlenme tesisi soğuğu)
devamını gör...
martı jonathan livingston
richard bach'ın "jonathan" isimli, özgürlüğü arayan bir martının hikayesini anlattığı kitabıdır. diğer martılar gibi yemeyi, içmeyi değil uçmayı seven, gerektiğinde yalnız kalarak öğrenen bir martının hayat hikayesi paylaşılmaktadır.*
devamını gör...
nyks
canım rütbem. tanımını yapıyor olmaktan bile gurur duyuyorum, öyle bir şey.
yunan mitolojisindeki ilk tanrıçalardan olan nyks gecenin vücut bulmuş hali olarak kabul edilir.
ilk yunan tanrısı kaos‘tan doğan nyks gece tanrıçasıdır. niks veya nyx olarak da bilinir.
sembolü ay ve yıldızdır. ayrıca niks’in çok güzel olduğu söylenir.
en önemli yeteneği insan ırkına uyku ve ölüm getirebilmesidir.
niks tam olarak kötülüğün simgesi olmamıştır. yine de karanlık ve gizemli doğası nedeniyle kötü bir figür olarak görülmektedir.

çünkü biz insanlar karanlığı hep kötü algıladık. en büyük huzurun ve güzelliğin orada saklı olduğunu bilmeden..
yunan mitolojisindeki ilk tanrıçalardan olan nyks gecenin vücut bulmuş hali olarak kabul edilir.
ilk yunan tanrısı kaos‘tan doğan nyks gece tanrıçasıdır. niks veya nyx olarak da bilinir.
sembolü ay ve yıldızdır. ayrıca niks’in çok güzel olduğu söylenir.
en önemli yeteneği insan ırkına uyku ve ölüm getirebilmesidir.
niks tam olarak kötülüğün simgesi olmamıştır. yine de karanlık ve gizemli doğası nedeniyle kötü bir figür olarak görülmektedir.

çünkü biz insanlar karanlığı hep kötü algıladık. en büyük huzurun ve güzelliğin orada saklı olduğunu bilmeden..
devamını gör...
sevgiliye bok diye hitap etmek
devamını gör...
insanın saçını ağartan şeyler
aşırı üzüntü.
herkesin derdi sıkıntısı vardır ama ne kadar üzüldüğünüz önemli.
herkesin derdi sıkıntısı vardır ama ne kadar üzüldüğünüz önemli.
devamını gör...
annenin ölmesi
anne ölünce yuva dağılıyor. o gerçeği anlamak için hiç beklemiyorsunuz. şefkat meleğinin sıcaklığının yerini buz gibi gerçeklik alıyor. hem çok acıtıyor ve atlatılması zor bir travmaya dönüşüyor.
devamını gör...
borç vermeyen insan
bir tanıdığım kredi kartımı istemişti.evine ses sistemi alacakmış.derhal reddettim. sıkışınca ek hesabımdan nakit çeker maaş yatınca öderdim.ağız kokusu çekmedim.sadece öğrenciyken cüzi miktar alıp gününde öderdik.kimsenin parası kimsede kalmazdı.
bakıyorum insanlarda yüz de kalmamış.durumu gayet iyi olan eski iş arkadaşım 10 lira dileniyordu.bu kadar mı aşağılıksın.
bakıyorum insanlarda yüz de kalmamış.durumu gayet iyi olan eski iş arkadaşım 10 lira dileniyordu.bu kadar mı aşağılıksın.
devamını gör...


