vişneizm
insan bir sözlükte tanışıp ne kadar sevip iyi ki diyebilirse karşılığıdır kendisi. yazdıkları okunur,
sohbeti hoştur,
esprileri güldürür,
magazinseverdir *,
sesi ısıtır,
samimidir hep var olsun. *
sohbeti hoştur,
esprileri güldürür,
magazinseverdir *,
sesi ısıtır,
samimidir hep var olsun. *
devamını gör...
çamaşır suyu ile tuz ruhunu karıştırmak
gelin anlatıyorum. çamaşır suyundaki sodyum hipoklorit (naocl), sulu ortamda esasında hipkloröz asite (hocl)denge tepkimesiyle dönüşür. siz çamaşır suyunu , yani içindeki hocl çözeltisini tuz ruhuyla, yani hidro klorik asit (hcl) ile karıştırdığınızda hocl+hcl--> h20 + cl2 tepkimesi oluşur. yani o zehirli, 1.dünya savaşında dahi kullanılan klor gazı açığa çıkar ve alveollerinizden size sevgi dolu uğurlama mesajları gönderilerek dakikalar içinde bilinçsizliğin sonsuzluğuna erişirsiniz. siz yine de denemeyin.
devamını gör...
dim çayı
alanya merkezden yaklaşık 6 km uzaklıkta bulunan çay. çay içinde benzer konsepte mekanlar bulunmaktadır.

yazın biraz olsun serinlemek için en çok tercih edilen yeridir alanya'nın.

yazın biraz olsun serinlemek için en çok tercih edilen yeridir alanya'nın.
devamını gör...
gülünmemesi gereken durumda gelen gülme isteği
yanağını ısırırsın, dudaklarını bastırırsın gülmemek için ya da mimiklerinle bir şekilde örtpas etmeye çalışırsın gülme isteğini ama bazen o kadar çok gülesin gelir ki engel olamazsın. bakmışsın gülmüşsün ortalık buz kesmiş bir bakmışsın herkes senin gülmene gülmüş.
devamını gör...
biz çocukken
nasıldı dünya siz çocukken sayın dinleyen?
neleri özlüyoruz çocukluk günlerimize dair?
neler değişti o günlerden bu günlere ya ne kaldı değişmeyen?
yazın bize konuşalım 23’te kafa sözlük radyo'dayız bekleriz efenim…
neleri özlüyoruz çocukluk günlerimize dair?
neler değişti o günlerden bu günlere ya ne kaldı değişmeyen?
yazın bize konuşalım 23’te kafa sözlük radyo'dayız bekleriz efenim…
devamını gör...
yaşam nedir
(bkz: yaşam nedir) nobel ödüllü fizikçi erwin schrödinger’in 1944 yılında basılan kitabıdır. genelde atom altı parçacıklar üzerine yaptığı çalışmalar ve schrödinger denklemi ile bilinir. kuantum mekaniği söz konusu olduğunda akla gelen ilk isimlerdendir. eserden önce yazarından biraz bahsetmemin sebeplerine gelince ilk olarak bu konuyu bir fizikçi olarak ele alması, ikincisi ise konuya hakim olmayan kişiler için biraz kafa karıştırıcı olabileceğini düşünmem. yazıldığı dönemi göz önüne aldığımızda ise güncel bir alt yapı oluşturmadan başlangıç seviyesinde bir kitap olarak okunmaması kanaatindeyim.
"bir canlı organizmanın uzamsal sınırları içinde meydana gelen olaylar fizik ve kimya disiplinleri ile açıklanabilir mi?" kitabın temel sorusudur. yaşamı ve evrim mekanizmasını istatistiksel fizik yasalarına bağlı bir şekilde yorumlayarak açıklamaya çalışmıştır. canlı organizmaların davranışlarını, daha özel olarak canlı hücrelerinin davranışlarını dönemin fizik kuralları üzerinden yorumlar. sonuçta; her canlı organizma, termodinamik bir sistemde çalışan ve onu bir bütün olarak hayata geçiren organize bir atom sistemidir. hücreler sistemini istatistiksel bir sistem olarak ele alır. atomları ayrı ayrı ele alarak bu sistemi açıklamak olanaksız olsa da, ortalama olasılıklara dayanarak bu yapılar hakkında fikir yürütebileceğimizi iddia eder. entropiye rağmen bir sistemin nasıl canlı kalabileceğini "negatif entropi" kavramını kullanarak açıklamaya çalışır. yine sy 50 ve 70 arasında mutasyonların, kuantum sıçramaları ile karşılaştırılması ve benzerlikleri üzerine durur. küçük bir molekül belki bir çeşit " katı tohumu" olarak adlandırılabilir. böyle küçük bir katı tohumundan yola çıkıldığında, giderek daha büyük atom ortaklıkları kurmanın iki farklı yolu varmış gibi görünüyor. görece daha tekdüze olan bir yol, aynı yapıyı üç yönde de defalarca tekrarlamaktadır. kristalleri büyütürken izlenen yol budur. periyodiklik sağlandığında, oluşturulan yığının boyutu için kesin bir sınır yoktur. öteki yol ise, tekdüze tekrarlama mekanizmasına başvurmadan, her bir aşamada daha da gelişen bir yığın inşa etmektir. her bir atom ve atom grubunun diğerlerinkine bütünüyle eşdeğer olmadığı ( periyodik yapıda ise eşdeğerdirler) ve bireysel bir rol üstlendiği giderek karmaşıklaşan organik moleküllerde durum budur. buna aperiyodik kristal ya da katı diyebilir ve hipotezimizi şöyle ifade edebiliriz: genin, belki de bütün kromozom ipliğinin aperiyodik bir katı olduğuna inanıyoruz. sy 87
kitabın benim için en ilgi çeken kısmı burasıydı. burada bahsedilen "aperiyodik katı" dna ya çok benzer
hatta neredeyse aynı işlevde bir yapıdır. (kitap yayımlandığında henüz dna keşfedilmemişti)
"bir canlı organizmanın uzamsal sınırları içinde meydana gelen olaylar fizik ve kimya disiplinleri ile açıklanabilir mi?" kitabın temel sorusudur. yaşamı ve evrim mekanizmasını istatistiksel fizik yasalarına bağlı bir şekilde yorumlayarak açıklamaya çalışmıştır. canlı organizmaların davranışlarını, daha özel olarak canlı hücrelerinin davranışlarını dönemin fizik kuralları üzerinden yorumlar. sonuçta; her canlı organizma, termodinamik bir sistemde çalışan ve onu bir bütün olarak hayata geçiren organize bir atom sistemidir. hücreler sistemini istatistiksel bir sistem olarak ele alır. atomları ayrı ayrı ele alarak bu sistemi açıklamak olanaksız olsa da, ortalama olasılıklara dayanarak bu yapılar hakkında fikir yürütebileceğimizi iddia eder. entropiye rağmen bir sistemin nasıl canlı kalabileceğini "negatif entropi" kavramını kullanarak açıklamaya çalışır. yine sy 50 ve 70 arasında mutasyonların, kuantum sıçramaları ile karşılaştırılması ve benzerlikleri üzerine durur. küçük bir molekül belki bir çeşit " katı tohumu" olarak adlandırılabilir. böyle küçük bir katı tohumundan yola çıkıldığında, giderek daha büyük atom ortaklıkları kurmanın iki farklı yolu varmış gibi görünüyor. görece daha tekdüze olan bir yol, aynı yapıyı üç yönde de defalarca tekrarlamaktadır. kristalleri büyütürken izlenen yol budur. periyodiklik sağlandığında, oluşturulan yığının boyutu için kesin bir sınır yoktur. öteki yol ise, tekdüze tekrarlama mekanizmasına başvurmadan, her bir aşamada daha da gelişen bir yığın inşa etmektir. her bir atom ve atom grubunun diğerlerinkine bütünüyle eşdeğer olmadığı ( periyodik yapıda ise eşdeğerdirler) ve bireysel bir rol üstlendiği giderek karmaşıklaşan organik moleküllerde durum budur. buna aperiyodik kristal ya da katı diyebilir ve hipotezimizi şöyle ifade edebiliriz: genin, belki de bütün kromozom ipliğinin aperiyodik bir katı olduğuna inanıyoruz. sy 87
kitabın benim için en ilgi çeken kısmı burasıydı. burada bahsedilen "aperiyodik katı" dna ya çok benzer
hatta neredeyse aynı işlevde bir yapıdır. (kitap yayımlandığında henüz dna keşfedilmemişti)
devamını gör...
40 yaşında adamsın sözlükte ne işin var sözü
ağır içerledim.
edit: bu sondaki ''sözü'' gibi ayrıştırıcı kelimeyi ben eklemedim moderasyon ekledi. bilinmesini isterim dostlar.
edit: bu sondaki ''sözü'' gibi ayrıştırıcı kelimeyi ben eklemedim moderasyon ekledi. bilinmesini isterim dostlar.
devamını gör...
intihar edenlere ergen denilmesi
sizin yapmayacağınız bir davranış diye ergen sıfatı yapıştırmak çok kırıcı ve kabayken, hayatını sonlandırma kararı vermiş insanlara nasıl böyle denilebilir anlayamıyorum. kolay mı kendi canına kıymak?
devamını gör...
full house
ailevi değerlere yönelik konsepte sahip komik, sıcak ve dayanışma dolu güzel bir diziydi.
zevkle izlerdik.
zevkle izlerdik.
devamını gör...
ev işi yapan erkek
sek erkektir. eşinin yorulmamasını isteyen erkektir. işin bir tarafından tutayım diyen erkektir. bir çantayı yorulunca partnerinin sırtından alıp biraz da kendisi takan erkektir.
devamını gör...
akp gençlik kolları'nın koordinasyon merkezine saldırması
seçim zamanında yaşadığım bir anıyı paylaşmak istiyorum. buradaki gençlik kavramı; kanımız kaynıyor varsa bir durum indiririz aşağıya mantığıdır. bu gençlerin ulvi görevi bıçkınlıklarıyla korku salmaktır. kendi partileri'nin tek tük çıktığı bir sandıktaydım. sayım esnasında bana ve diğer görevlilere laf atmaları sonucu bir ara yeter diye bağırdım. takdir edersiniz ki sakinliğimi bir yere kadar koruyabildim. o esnada benimde gözüm kimseyi görmedi. sözlü saldırı arttıkça da cevap vermeye devam ettim. tabii annem'in o an etekleri tutuştu. bir ara yüzüne baktım ve yavrusunu tehlikeden korumaya çalışan bir anne ifadesi gördüm.orada sustum. hakkım yoktu onu üzmeye. kendi sandığımızı kazasız belasız sonlandırdik. bu aynı gençler diğer sandıkta şiddete varan bir olaya karıştı. polisler geldi. her tarafta cüsseli bıçkın delikanlılar. karışan sandıkta herkes dayak yedi. onlarda tabii. torba tesliminde birinin hırsından hüngür hüngür ağladığını gördük. dayak yemiş, dayak atmış. aslinda mesele parti değil kazanamayı yediremeyen savaşcı ruhtu. o an ona da üzüldük. annem o gence, değdi mi peki ağlamana o kadar üzülme.ben ağlamanı istemiyorum sil o gözünün yaşını dedi. genc afallamış bir şekilde bize baktı. neticede o da insandı. fakat kullanılmış, ruhu ele geçirilmiş bir insan.
bu ülkede en çok gençler kullanıyor. yaşlı ve para düşkünü siyasetçiler tarafından. işte bunu yediremiyorum. kaynayan kanı, gençliğini kendi hayatını güzelleştirmek için kullanmak varken, birilerinin esiri olmak ve bunu farketmemesi onun kederi aslında.
yinede hepsini baz almıyorum vardır illaki saldırgan olmayanları, karşılaştıklarımı baz anlatarak anlattım başımdan geçenleri.
bu ülkede en çok gençler kullanıyor. yaşlı ve para düşkünü siyasetçiler tarafından. işte bunu yediremiyorum. kaynayan kanı, gençliğini kendi hayatını güzelleştirmek için kullanmak varken, birilerinin esiri olmak ve bunu farketmemesi onun kederi aslında.
yinede hepsini baz almıyorum vardır illaki saldırgan olmayanları, karşılaştıklarımı baz anlatarak anlattım başımdan geçenleri.
devamını gör...
memleket partisine oy vermek için 5 neden
bilindiği üzere muharrem ince "memleket" isimli bir parti kurdu ve çalışmalarına tam gaz devam etmekte. sık sık televizyonlara çıkıyor, chp'yi eleştirme fırsatlarını güzelce değerlendiriyor. dünya yansa bunu haber yapmayan, onun yerine "ekonomimiz süper, uçuyoruz kaçıyoruz" gibi haberler yapan a haber bir güzellik yapıyor ve haberlerinde sık sık kendisine yer veriyor.
açıkçası "muharrem ince" deyince benim aklıma 24 haziran gecesi seçmen kitlesini saatlerce habersiz bırakması, seçimi kaybettiğinin haberini bir televizyon sunucusuna whatsapp tan yazarak haber vermesi geliyor.
şahsen ben diğer tüm partilere oy vermek için geçerli sebepler bulabiliyorum ancak memleket partisi için bulamıyorum. bulan birileri varsa buyurunuz efendim.
açıkçası "muharrem ince" deyince benim aklıma 24 haziran gecesi seçmen kitlesini saatlerce habersiz bırakması, seçimi kaybettiğinin haberini bir televizyon sunucusuna whatsapp tan yazarak haber vermesi geliyor.
şahsen ben diğer tüm partilere oy vermek için geçerli sebepler bulabiliyorum ancak memleket partisi için bulamıyorum. bulan birileri varsa buyurunuz efendim.
devamını gör...
üfü
bu yazarın nickaltını açmak benim için bir onurdur dostlar. daha sözlüğe yeni gelmis bu dostumuz. ona rağmen akışta oldukca karşılaştım kendisi ile ve çoğu tanımı da dikkatimi çekti. kendisi ile daha tanışmiyoruz ama sözlükte güzel bir şekilde ilerleyecegini biliyor ve hissediyorum. kendisine iyi sözlükler diliyor, tanimlarini bekliyorum.
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
allahım bu kadın nasıl tatlı bir kadın, nasıl güzel bir yazar? girdiği tanimları, samimiyeti ve güzelligi ile sözlüğün vazgeçilmez, biricik yazarı. daha sözlüğe girdiğim ilk andan beri bana kız kardeşi gözüyle bakan, tatlı mı tatlı, güzel mi güzel yazar. sen hep yaz, hep var ol.
devamını gör...
gitar çalmak
huzur verendir. yaklaşık 7-8 yıldır amatör olarak gitar çalıyorum. mutlu, mutsuz, umutsuz, depresif veya heyecanlı hallerimde ilk yardımıma bu enstrüman koşuyor. biri akustik gitar biri elektro gitar olmak üzere iki gitarım var şu an. behzat ve sevim. onlar olmasa ne yapardım bilemiyorum.
devamını gör...
aynaya bakınca yaşlandığını anlamak
fena üzen durumdur. herkes söyleyince bir şey olmaz da kendin bu durumu fark edince biraz tuhaf olur. kendinin kendine yalan söylemeyeceğini bilirsin çünkü.
devamını gör...
güzellik ondur dokuzu dondur
içten ziyade dış görünümün mühim olduğunu ifade eden atalar sözü. [don: eski türkçede libas, kılık kıyafet.]
devamını gör...
küfür etkisi yaratan ama küfür olmayan sözler
çok sevdiğim bir şeyin acımasızca eleştirilip gömülmesi. o kadar mutsuz oluyorum ki... sevmiyorsan git ötede sevme sanki bana sevmiyor hıh.
devamını gör...
komşunun verdiği aşureyi çöpe atmak
çok aşırı şüphelerim olmaz ise kesinlikle yapmayacağım harekettir.
devamını gör...