yadigar ejder
özellikle kemal sunal ile beraber birçok filmde rol almış oyuncu.
(bkz: mazlumu getirin bana)
(bkz: mazlumu getirin bana)
devamını gör...
kur'an-ı kerim
incil ve tevratla birlikte en sevdiğim fantastik kitap :)
üçü de aynı, 1001 gece arap masalları.
üçü de aynı, 1001 gece arap masalları.
devamını gör...
her şeyi kaybettiğini nasıl anlarsın
pers imparatoru mısır'ı almak için savaşa girer.istediğini yapmıştır ama daha fazla can yakmak ister.
otağda dururlarken pers kralı başlar planına.
ilk önce mısır prensesi sefil halde geçer otağ önünden. mısır kralı tepki vermez.
sonra veliaht prens gelir ve gözü önünde idam ederler.
sonra hizmetçisi gelir pers askerleri elinde.mısır kralı yerle bir olmuş,ağlar,dövünür.
pers kralı memnundur ama şaşırmıştır 'ordusunu,kızını,oğlunu kaybeden kral soğuk kanlılıkla dururken neden önemsiz bir kişinin,hizmetçisinin perişanlığını görünce böylesine yıkılır?'.
neden?
insan en değersiz şeyini kaybettiğinde her şeyi kaybettiğini anlar.
hangi türk aydınına sorarsanız 'toprak kaybettik' cevabını alırsınız. ama aynı soruya cemil meriç şu cevabı verir.
türkiye ruhunu kaybetti.toprak mı? en değersiz şeyimizdir belki de..belki de en değersiz şeyimizi kaybedince her şeyimizi kaybettiğimizi anladık.
ruhumuzu.
otağda dururlarken pers kralı başlar planına.
ilk önce mısır prensesi sefil halde geçer otağ önünden. mısır kralı tepki vermez.
sonra veliaht prens gelir ve gözü önünde idam ederler.
sonra hizmetçisi gelir pers askerleri elinde.mısır kralı yerle bir olmuş,ağlar,dövünür.
pers kralı memnundur ama şaşırmıştır 'ordusunu,kızını,oğlunu kaybeden kral soğuk kanlılıkla dururken neden önemsiz bir kişinin,hizmetçisinin perişanlığını görünce böylesine yıkılır?'.
neden?
insan en değersiz şeyini kaybettiğinde her şeyi kaybettiğini anlar.
hangi türk aydınına sorarsanız 'toprak kaybettik' cevabını alırsınız. ama aynı soruya cemil meriç şu cevabı verir.
türkiye ruhunu kaybetti.toprak mı? en değersiz şeyimizdir belki de..belki de en değersiz şeyimizi kaybedince her şeyimizi kaybettiğimizi anladık.
ruhumuzu.
devamını gör...
merdumlar baskında radyo yayını
dikkat dikkat!
duyduk ki, birileri bizim hakkımızda bazı iddialarda bulunmuş. dosyalar, hem de gizli dosyalar** açılmış. kulislerde bizimle ilgili entrikalar**, dedikodular** döner olmuş. ve daha neler neler…
işte bu “neler neler” kısmını konuşmak, bağğğzı gerçekleri gün yüzüne çıkarmak; en önemlisi baskın basanındır mottosunu düstur edinip radyoyu basmak için bu gece buralarda (bkz: sözlük radyosu) olacağız.
baskın yapılacağı önceden mi haber verilirmiş? diye düşünebilirsiniz. haklısınız da. amaaa biz insaflı insanlarız, ay pardon tarikatız. biz hazırlıklıyız. her şeyimiz tam. gerekli teçhizatlar edinildi. gerçi hiçbir şeyimiz olmasa bile çenelerimiz var… o yüzden acıdık. istedik ki kolayca kazanmayalım, biz de biraz zorlanalım. bakalım neler olacak?
önden ufak bir sızıntı bilgi vereyim. aşağıda gördüğünüz afişimiz, ki kendisini çok kısa sürede olay yöneticimiz gomercan yaptı, teşekkürler teşekkürler, yayınımızda çalacak bir şarkıyla* bağlantılı ve sürprizlidir. öyle bir sürpriz ki, tarikat müritlerinin dahi bundan haberi yoktur*.

neyse sayın yazarlar. söylenecek söz çok ama yayında*. gece yarısı radyodayız. haberiniz ola.
kendinize iyi bakın. havalar ısındı diye soğuk suyu öylece fondiplemeyin, hasta olursunuz. böyle bi durumda tarikat şeyhi olarak okur üflerim elbet ama ne kadar tutar bilemem*.
merdumlar tarikatı şeyhi merdumkaptan
duyduk ki, birileri bizim hakkımızda bazı iddialarda bulunmuş. dosyalar, hem de gizli dosyalar** açılmış. kulislerde bizimle ilgili entrikalar**, dedikodular** döner olmuş. ve daha neler neler…
işte bu “neler neler” kısmını konuşmak, bağğğzı gerçekleri gün yüzüne çıkarmak; en önemlisi baskın basanındır mottosunu düstur edinip radyoyu basmak için bu gece buralarda (bkz: sözlük radyosu) olacağız.
baskın yapılacağı önceden mi haber verilirmiş? diye düşünebilirsiniz. haklısınız da. amaaa biz insaflı insanlarız, ay pardon tarikatız. biz hazırlıklıyız. her şeyimiz tam. gerekli teçhizatlar edinildi. gerçi hiçbir şeyimiz olmasa bile çenelerimiz var… o yüzden acıdık. istedik ki kolayca kazanmayalım, biz de biraz zorlanalım. bakalım neler olacak?
önden ufak bir sızıntı bilgi vereyim. aşağıda gördüğünüz afişimiz, ki kendisini çok kısa sürede olay yöneticimiz gomercan yaptı, teşekkürler teşekkürler, yayınımızda çalacak bir şarkıyla* bağlantılı ve sürprizlidir. öyle bir sürpriz ki, tarikat müritlerinin dahi bundan haberi yoktur*.

neyse sayın yazarlar. söylenecek söz çok ama yayında*. gece yarısı radyodayız. haberiniz ola.
kendinize iyi bakın. havalar ısındı diye soğuk suyu öylece fondiplemeyin, hasta olursunuz. böyle bi durumda tarikat şeyhi olarak okur üflerim elbet ama ne kadar tutar bilemem*.
merdumlar tarikatı şeyhi merdumkaptan
devamını gör...
nefret edilen küçük ama önemsiz şeyler
ıslak mendil paketinden bir tane mendil çekmek isterken bütün mendillerin gelmeye başlaması.
devamını gör...
ölümün en iyi tanımı
"yeni yaşam kapısı" diyeceğim başlık.
devamını gör...
bir kadının en güzel yanı doğurabilmesi
ne? erkeklerden farklı olan özellik vs. dense anlardım da kadınları kuluçka makinası falan mı sanıyorsunuz? bu nasıl bir mantık?
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
yazdığım öykü, editör tarafından onaylandı. ilk defa bir kitapta öyküm yayınlanacak, çok mutluyum, çok heyecanlıyım.
devamını gör...
paul walker'ın kızı meadow rain walker'ın evlenmesi
2013 yılında talihsiz bir şekilde hayatını kaybeden, hızlı ve öfkeli serisinde brian o'conner karakterine hayat vermiş unutulmaz oyuncu paul walker'ın 22 yaşındaki kızı meadow rain walker 22 ekim'de louis thornton allan ile evlendi.

düğünde geleneğe uygun olarak vefat eden babasının yerine geline vin diesel eşlik etti.

vin diesel her zamanki gibi dostuna olan bağlılığından dolayı gönülleri fethetti.

vın dıesel vaftiz babası
çiçeği burnunda evli olan meadow walker'ın vaftiz babası vin diesel ile de çok yakın bir ilişkisi var. babasının ölümü sonrasında en çok destek gördüğü kişilerden biri olan diesel de bu konuda geçmiş röportajlarında açıklamalar yapmıştı. extra'ya konuşan vin diesel, meadow'a karşı "korumacı" bir yaklaşım izlediğini anlatmıştı. ünlü oyuncu sözlerini "babalar günü'nde beni arayıp kutlayan ilk kişi her zaman meadow olmuştur" diye sürdürmüştü. vin diesel, vaftiz kızı meadow hakkında "onu çocuklarımdan biri olarak görmek dünyadaki en güzel şeylerden biri" demişti.
buradan

düğünde geleneğe uygun olarak vefat eden babasının yerine geline vin diesel eşlik etti.

vin diesel her zamanki gibi dostuna olan bağlılığından dolayı gönülleri fethetti.

vın dıesel vaftiz babası
çiçeği burnunda evli olan meadow walker'ın vaftiz babası vin diesel ile de çok yakın bir ilişkisi var. babasının ölümü sonrasında en çok destek gördüğü kişilerden biri olan diesel de bu konuda geçmiş röportajlarında açıklamalar yapmıştı. extra'ya konuşan vin diesel, meadow'a karşı "korumacı" bir yaklaşım izlediğini anlatmıştı. ünlü oyuncu sözlerini "babalar günü'nde beni arayıp kutlayan ilk kişi her zaman meadow olmuştur" diye sürdürmüştü. vin diesel, vaftiz kızı meadow hakkında "onu çocuklarımdan biri olarak görmek dünyadaki en güzel şeylerden biri" demişti.
buradan
devamını gör...
arnella
#1556196 ikisinden de keyif alıyorum ki. kızarlarsa ağlarım jfkghkjd. yaramazlık derken neyi kastediyordun?
t: nickaltıma ilk tanımım. evet deli doluyum. yeşilaycıyım. lobster sahibiyim. denildiği gibi yaramazlık yaparım ama siz yine de kızmayın. n'olur.
t: nickaltıma ilk tanımım. evet deli doluyum. yeşilaycıyım. lobster sahibiyim. denildiği gibi yaramazlık yaparım ama siz yine de kızmayın. n'olur.
devamını gör...
saraybosna
bosna hersek'in kozmopolit başkenti. savaşta bu doku kısmen bozulsa da halen boşnaklar ve hırvatlar, bir yandan birbirleriyle savaşırken öte yandan bosnalı sırpların saldırılarına maruz kalan iki halk burada yaşıyor, görünürde pek de sıkıntıları yok. sırbistan'da oturan bir arkadaşım "artık hiç olay yok, novipazar'da da (sırbistan toprakları içinde yani) boşnaklar oturuyor" demişti. sanırım yeni kuşaklar arasında ırk temelli de düşüncelerle "hepimiz slavız abi" diyenler var. türkiye'de kabul edilemeyen bir şey, çünkü bir boşnak arkadaşım resmen ağlamıştı "biz slav değiliz türküz, slavları asimile etmek için yerleştirilmiş karamanlılarız" diye... ama bosna sırp cumhuriyeti içinde düşmanca tavır sürüyor, o ayrı (zaten soykırımı esas yapanlar da bu bosna sırpları).
gazi hüsrev bey tarafından yapılan bosna bey sarayı hasebiyle saray-ı bosna veyahut sarajevo adını almış saraybosna'ya mostar'dan çıkıp kapalı bir havada girdik demiştik. yol boyunca savaşı dinlemek tüyler ürpertici. üç yıl radovan karadziç'in tam teçhizatlı birliklerince abluka edilen, sırp keskin nişancıların av partisine dönmüş saraybosna hâlen çok hüzünlü bir yer. daha şehre girince kurşun delikli duvarlar kendini gösteriyor.


1914'te hasburg veliahtının vurulduğu köprüde geziye başlıyoruz. köprünün bir tarafında hasburg döneminde yapılan milli kütüphane var. savaşta bombalanan kütüphane yeniden yapılsa da tahrip olan 2 milyon kitap kurtarılamamış.


teyzenin arkasındaki bina inatkuca (inat evi) olarak biliniyor. köprü yapılacağı zaman istimlâk edilecek evini bir türlü vermeyen bir boşnak inadına sahip ailenin, evin karşı kıyıda yeniden kurulması şartıyla evlerini tahliye etmeleri üzerine yapılan bu ev enteresan bir anıt.
buradan sonra geçtiğimiz başcarşı türkiye'deki uzun çarşılar gibi... en ilginç tabela da galatasaray oldu. meğer 1980'lerde sarı kırmızılı formayı giyen tarık hodzic'in kebapçısı imiş.
çarşıda önce çok kalabalık bir dükkanda börek yedik. ünlü boşnak böreğinin aslı börek'te bile satıldığını görmek orta karar bir şok idi.
başçarşının ortasında, sancak sarayını da yaptıran malkoçoğlu sülalesinden akıncı reisi gazi hüsrev bey camii var. hemen önünde, anadolu'da gördüklerimizden daha eski bir saat kulesi. saatin alaturka düzene göre ayarlandığı da dikkatimizi çekti. ayrıca boşnak müezzinler savaştan beri büyük yatırım yapan araplar gibi makamsızca ezan okuyor. arap gırtlağı her daim ibrahim tatlıses gibi kulağımıza geldiğinden ses kötü değil, ama makam nazariyat sıfır. epey şaşırdık.
bir saraybosna gülü. bombanın düştüğü yerdeki çukurlar kırmızı boyanıp anıt olarak korunuyor.
partizanların saraybosna'yı kurtarmasının anısına dikilen "sönmeyen ateş" anıtı. bu ateş savaşta bile yanmaya devam etmiş.
kapalı pazara gitmeden olmazmış, rehberin oraya gideceğimizi söylemesiyle koca doktorlar bir sevindi ki... o kadar tatsız yerlerden geçe geçe bıkan insanlar alışveriş istiyormuş. nitekim rehberimizin "akşama doğru havaalanına gidebiliriz, orada şehir içine sırp mevzilerini atlayarak geçen tünelleri görürüz" önerisine "hastir lan, artık avm görmek istiyoruz" cevabını verdiler. keza aliya'nın mezarını da görmek istemediler. neyse... kapalı pazar denen yer aslında bizim ulus haline benziyor. iste salamura edilmiş et ve peynir aldı herkes. uzun süre bu isli eti annem yemeklerde kullansa da is is kokusuna alışmamız mümkün olmadı...
gazi hüsrev bey meydanından yukarı çıkınca da aliya izzetbegoviç'in mezarı yer alıyor. kabirden inen yolun başındaysa komik bir şey oldu. kafilemiz, bira fiyatlarının ucuzluğunu görünce o meydandaki hırvat bir büfeci teyzenin tüm dükkanını yağma etti. komple bira stoğunu paylaştık yani. sokak ortasında gürültüyle heinekenleri kapışan bir müslüman grup en çok da artık dükkanı kapatan büfecinin dikkatini çekti, "siz no müslüman, no allahu ekber" diye şaşırdı.
gürültülerin ortasında bir de aliya'nın mezarından bir türk heyeti çıkmaz mı? yanımızdan geçerken türkçe konuşmalarımızı duyup selam verdiler, biracı tayfaya da kerhen bir "afiyet olsun" dediler. başlarındaki isim de bakandı üstelik...
gece yine rahatsız bir otelde biraları içip yattık. ertesi günkü rotamız sırp toprakları üzerinden sırbistan idi...
gazi hüsrev bey tarafından yapılan bosna bey sarayı hasebiyle saray-ı bosna veyahut sarajevo adını almış saraybosna'ya mostar'dan çıkıp kapalı bir havada girdik demiştik. yol boyunca savaşı dinlemek tüyler ürpertici. üç yıl radovan karadziç'in tam teçhizatlı birliklerince abluka edilen, sırp keskin nişancıların av partisine dönmüş saraybosna hâlen çok hüzünlü bir yer. daha şehre girince kurşun delikli duvarlar kendini gösteriyor.


1914'te hasburg veliahtının vurulduğu köprüde geziye başlıyoruz. köprünün bir tarafında hasburg döneminde yapılan milli kütüphane var. savaşta bombalanan kütüphane yeniden yapılsa da tahrip olan 2 milyon kitap kurtarılamamış.


teyzenin arkasındaki bina inatkuca (inat evi) olarak biliniyor. köprü yapılacağı zaman istimlâk edilecek evini bir türlü vermeyen bir boşnak inadına sahip ailenin, evin karşı kıyıda yeniden kurulması şartıyla evlerini tahliye etmeleri üzerine yapılan bu ev enteresan bir anıt. buradan sonra geçtiğimiz başcarşı türkiye'deki uzun çarşılar gibi... en ilginç tabela da galatasaray oldu. meğer 1980'lerde sarı kırmızılı formayı giyen tarık hodzic'in kebapçısı imiş.

çarşıda önce çok kalabalık bir dükkanda börek yedik. ünlü boşnak böreğinin aslı börek'te bile satıldığını görmek orta karar bir şok idi.
başçarşının ortasında, sancak sarayını da yaptıran malkoçoğlu sülalesinden akıncı reisi gazi hüsrev bey camii var. hemen önünde, anadolu'da gördüklerimizden daha eski bir saat kulesi. saatin alaturka düzene göre ayarlandığı da dikkatimizi çekti. ayrıca boşnak müezzinler savaştan beri büyük yatırım yapan araplar gibi makamsızca ezan okuyor. arap gırtlağı her daim ibrahim tatlıses gibi kulağımıza geldiğinden ses kötü değil, ama makam nazariyat sıfır. epey şaşırdık.
bir saraybosna gülü. bombanın düştüğü yerdeki çukurlar kırmızı boyanıp anıt olarak korunuyor.
partizanların saraybosna'yı kurtarmasının anısına dikilen "sönmeyen ateş" anıtı. bu ateş savaşta bile yanmaya devam etmiş.kapalı pazara gitmeden olmazmış, rehberin oraya gideceğimizi söylemesiyle koca doktorlar bir sevindi ki... o kadar tatsız yerlerden geçe geçe bıkan insanlar alışveriş istiyormuş. nitekim rehberimizin "akşama doğru havaalanına gidebiliriz, orada şehir içine sırp mevzilerini atlayarak geçen tünelleri görürüz" önerisine "hastir lan, artık avm görmek istiyoruz" cevabını verdiler. keza aliya'nın mezarını da görmek istemediler. neyse... kapalı pazar denen yer aslında bizim ulus haline benziyor. iste salamura edilmiş et ve peynir aldı herkes. uzun süre bu isli eti annem yemeklerde kullansa da is is kokusuna alışmamız mümkün olmadı...
gazi hüsrev bey meydanından yukarı çıkınca da aliya izzetbegoviç'in mezarı yer alıyor. kabirden inen yolun başındaysa komik bir şey oldu. kafilemiz, bira fiyatlarının ucuzluğunu görünce o meydandaki hırvat bir büfeci teyzenin tüm dükkanını yağma etti. komple bira stoğunu paylaştık yani. sokak ortasında gürültüyle heinekenleri kapışan bir müslüman grup en çok da artık dükkanı kapatan büfecinin dikkatini çekti, "siz no müslüman, no allahu ekber" diye şaşırdı.
gürültülerin ortasında bir de aliya'nın mezarından bir türk heyeti çıkmaz mı? yanımızdan geçerken türkçe konuşmalarımızı duyup selam verdiler, biracı tayfaya da kerhen bir "afiyet olsun" dediler. başlarındaki isim de bakandı üstelik...
gece yine rahatsız bir otelde biraları içip yattık. ertesi günkü rotamız sırp toprakları üzerinden sırbistan idi...
devamını gör...
gogol’un dar paltosu
üslup, insanın aynı olduğundan; güzel üslûbunun ruhunu yansıttığını düşündüğüm, edebi bilgi ve kültür birikimi hayli yüksek, en kısa yazılarında bile insanı uzun uzun düşünmeye sevk eden yetenekli yazar.
devamını gör...
toplumdan izole edilmesi gereken insanlar
doğaya ve hayvanlara zararı dokunan asalak tipler.
devamını gör...
doğru söylüyor dedirten şarkı sözleri
“bende delirebilirdim
yoldan çıkabilirdim
yapmadım.”
yoldan çıkabilirdim
yapmadım.”
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
asri zaman dilimine göre ayarlanmış mutlulukların
en uzak tarafındaki parçanın en belirgin adıyım ben
durup geriye dönsem dönülmezim
yoluma bakayım desem sebepsizim
yedi yaşında bir çocuk bana bakıyor
neyimi sorsa cevabım aynı, sensizim.
bak bugün teşrin-i sani, on üç
diyelim ki piyer loti kahvesindeyim
elim seni arıyor boğaza doğru
kimbilir kaç asırdır sendeyim
oysa burası izmir, semt basmane
eski hayaller yok, olan biten hasmane
yine de seviyorum ben bu karanlık ışığı
yarısı senden yarısı benden karmaşayı
dün sen gideli çok zaman olmuştu, saydım
çok sıkıldım sonra tam gidecektim, caydım
türkan aramış olmalı seni öyle dedi bana
bil, yokluğunda sadece kendime kıydım.
en uzak tarafındaki parçanın en belirgin adıyım ben
durup geriye dönsem dönülmezim
yoluma bakayım desem sebepsizim
yedi yaşında bir çocuk bana bakıyor
neyimi sorsa cevabım aynı, sensizim.
bak bugün teşrin-i sani, on üç
diyelim ki piyer loti kahvesindeyim
elim seni arıyor boğaza doğru
kimbilir kaç asırdır sendeyim
oysa burası izmir, semt basmane
eski hayaller yok, olan biten hasmane
yine de seviyorum ben bu karanlık ışığı
yarısı senden yarısı benden karmaşayı
dün sen gideli çok zaman olmuştu, saydım
çok sıkıldım sonra tam gidecektim, caydım
türkan aramış olmalı seni öyle dedi bana
bil, yokluğunda sadece kendime kıydım.
devamını gör...
kronik kitap
birkaç yıldır imza attıkları kaliteli yayınlarla (özellikle de tarih yayınlarıyla) adını duyuran, her ay genişlettikleri kataloglarına özenle baktıran, sahip olduğu vizyonla hayran bırakan yayınevi. çok mühim hocaların çok mühim eserlerini yayımlamakla kalmıyor, uzun zamandır yeni baskısı yapılmayan eski kitapları yeniden basıyor ya da yabancı dilde yazılmış önemli eserleri dilimize kazandırıyorlar mesela.
kendilerini internet sitelerinde şöyle açıklamışlar: "kronik kitap olarak ülkemizin kültür yayıncılığına yepyeni bir soluk getirmek amacıyla 2016 sonbaharında yayın hayatına başladık. içeriklerinden kapak tasarımlarına, baskı kalitesinden sosyal medya iletişimine dek komple bir yayıncılığı hedefledik ve kısa denebilecek bir sürede türk yayıncılığının çıtasını yükselttik."
herhalde daha fazla katılamazdım son cümledeki öz övgülerine.
kendilerini internet sitelerinde şöyle açıklamışlar: "kronik kitap olarak ülkemizin kültür yayıncılığına yepyeni bir soluk getirmek amacıyla 2016 sonbaharında yayın hayatına başladık. içeriklerinden kapak tasarımlarına, baskı kalitesinden sosyal medya iletişimine dek komple bir yayıncılığı hedefledik ve kısa denebilecek bir sürede türk yayıncılığının çıtasını yükselttik."
herhalde daha fazla katılamazdım son cümledeki öz övgülerine.
devamını gör...
bu sabah nasıl uyandınız sorusu
uykusuz, aksi, nalet...
devamını gör...
bektaşi fıkrası
hu hu beşiktaşlı_bektaşi ne oldu fıkra mı kalmadı da uğramazsın buralara.*
neyse ki vişne var. güzel mahlasına istinaden bu seferlik affedile..
içkinin şiddetle yasaklanmış olduğu bir zamanda, gizli meyhanelerden birinde demlenen bektaşi, salına salına giderken, birdenbire tanıdık bir çehre ile karşılaşmış. hemen samimi bir tavırla elini o çehre sahibinin omzuna koyarak, sormaya başlamış:
- imanım! seni iyice gözüm ısırıyor. acaba nerede gördüm? fener deki çardaklı meyhanede mi?
- hayır.
- öyleyse, tavukpazarındaki küplüde.
- hayır.
- eh, o halde mutlaka uzunodalarda.
- hayır.
- allah, allah... bari söyle de meraktan kurtulayım.
- her halde sen beni selamlık ettiğim zaman görmüş olacaksın.
bektaşi, karşısındaki adamın padişah olduğunu anlamış. artık söyleyecek söz bulamamış. hemen oraya sırt üstü yatarak:
- ey ahali... ben kalıbı değiştiriyorum. buyurun cenaze namazına. diye bağırmış.
neyse ki vişne var. güzel mahlasına istinaden bu seferlik affedile..
içkinin şiddetle yasaklanmış olduğu bir zamanda, gizli meyhanelerden birinde demlenen bektaşi, salına salına giderken, birdenbire tanıdık bir çehre ile karşılaşmış. hemen samimi bir tavırla elini o çehre sahibinin omzuna koyarak, sormaya başlamış:
- imanım! seni iyice gözüm ısırıyor. acaba nerede gördüm? fener deki çardaklı meyhanede mi?
- hayır.
- öyleyse, tavukpazarındaki küplüde.
- hayır.
- eh, o halde mutlaka uzunodalarda.
- hayır.
- allah, allah... bari söyle de meraktan kurtulayım.
- her halde sen beni selamlık ettiğim zaman görmüş olacaksın.
bektaşi, karşısındaki adamın padişah olduğunu anlamış. artık söyleyecek söz bulamamış. hemen oraya sırt üstü yatarak:
- ey ahali... ben kalıbı değiştiriyorum. buyurun cenaze namazına. diye bağırmış.
devamını gör...

