kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her hareketimizden önce bütün sonuçlarını tahmin etmeye çalışsak, bunları ciddi olarak düşünsek, önce kesin sonuçları, sonra olası sonuçları, sonra rastlantısal sonuçları, daha sonra da hayali sonuçları düşünmeye kalksak, kımıldayamayız bile, tek bir adım atamayız. sözlerimizin ve hareketlerimizin iyi kötü sonuçları, kuşkusuz, gelecekteki bütün günlerimize, hatta bizim bu sonuçları doğrulamak, kendimizi kutlamak ya da başkalarından özür dilemek için artık bu dünyada bulunmayacağımız sonsuz günler dahil, oldukça düzenli ve dengeli biçimde dağılır, zaten bu durumun, üzerinde bunca konuşulan ölümsüzlük denen şey olduğunu ileri sürenler de vardır.
* *
devamını gör...

bir sokağından başka bir semt'ine çıkılan yorgun şehir.
devamını gör...

süleyman denen demagog kendisine ne sorulursa sorsun önceden kafasında hazırladığı şeyleri anlatacak. bakan ile gazeteci arasında asimetrik bir güç ilişkisi vardır. bakanla polemiğe giremezsin. gene terörle mücadeleyi anlatacak. kendisine ne sorulduğu umurunda bile olmayacak. soruları gazetecilerin ağızlarına tıkayacak. hızlı ve yüksek sesle konuşan kimselerle diyalog olmaz. ancak dinlersin.
devamını gör...

kuyuya taş atılıyor, çıkarmayalım bence
devamını gör...

beyefendinin ülkede saldırmadığı üç beş dernek kaldı herhalde hızına yetişmek namümkün. o dernekleri sıralayacak olursak:

kanarya severler derneği

muhabbet kuşu severler derneği. aklıma başka gelmiyor gelen varsa yazsın.
devamını gör...

anlatacak, paylaşacak kimsem olmadığı için yazıyorum. kimsenin okuması için değil belki de, yüreğimden çıksın yeter ki diye yazıyorum.
yazma ihtiyacı duyduğum için yazıyorum.
devamını gör...

leyla ile mecnun (dizi)'da osman sonant tarafından canlandırılan karakter. başlığı hırsız yavuz diye açtım ama o öyle bir insan değildir. kendisini performans sanatçısı olarak görür ve tam bir aşk adamıdır, sevdiği kadınlara şiirler kitaplar okur. ha bir de açamayacağı kapı yoktur.
devamını gör...

doğru olduğu kabul edilen, mantıksal çıkarımlar için temel önermedir. bu yüzden herhangi bir önermenin doğruluğu sorunu aksiyomların doğrulu sorunu haline gelir.

örneğin gerçekte üçgenin iç açıları toplamı öklit geometrisinin dediği gibi 180° midir sorusu, paralellik aksiyomu doğru mudur sorusu haline gelir. modern fiziğe göre evrende düz çizgi olamaz, yani paralel çizgi de olamaz. aslında üçgenin iç açıları toplamı 180° değildir. bu yüzden modern fizikte öklit geometrisi değil, riemann geometrisi kullanılır.
devamını gör...

karşı çıkmadığım, zaman zaman da savunduğum hede. sebebi aslında basit, yemek fotoğrafı paylaşmanın görgüsüzlüğü hep "o yemeği yiyemeyen, aç insana kendisini kötü hissettirmeme" hassasiyetinden kaynaklanıyor. toplumda herkesin her yemeğe ulaşamıyor olduğu gerçeğini bu gerçeği olabildiğince gizleyerek, özünde aç ve yoksun olanın aslında o kadar aç yoksun olmadığına ikna çabası.
aç ve yoksun kişi mahrum kaldığı güzellikleri görmediğinden aslında konumunun ne kadar yoksun, sosyal hiyerarşide ne kadar geride olduğunun farkında olmuyor. çünkü etrafındaki herkes "abi biz de bi'şey yemiyoruz zaten merak etme" modunda stealth olarak takılıyor. gördüğü kadarı da onun bu eşitsizliğe sesini çıkarması için yeterli olmuyor, aç ve yoksulluğun sona ermesine de yaramıyor.
tam tersine herkes yemek fotoğrafı paylaşsa, herkesin sahip olduğu imkanlar herkes tarafından bilinse, hatta bunu yapmaya zorunlu olsalar, bunlardan mahrum olan insanların tepesi atar. "yeter lan yediğiniz içtiğiniz, hep güzel şeyler size niye bize yok? bizim suçumuz ne!?" diye sokaklara dökülürler.
biz bugüne kadar ''erdem ve ahlak'' kisvesi altında hep aslında göreceli olarak ayrıcalıklı kesime en az sıkıntı çıkaracak olan konforlu bir düzeneği sürdürüyoruz. anayasanda "sosyal devlet" diye geçiyorsun ama "aman ona toplumun ne kadar alt tabakasında olduğunu çok hissettirme" diyorsun. aman abi tadımız kaçmasın. sen yine portakallı pekin ördeğini ye ama bunu yaparken aç adama sistemin onu nasıl görmezden geldiğini hissettirme.

devlet burada bu temel eşitsizliği oluşturan ekonomik ve siyasi stratejilerin sahibi olarak sorumluluğu üstünden atmak için yine toplumu üstünüze sürecektir: "yemeğinin fotoğrafını paylaşıyorsan yemeğini de paylaş, iki fakiri de sen doyur" diyecektir. kendisi demez de topluma bunu dedirtir. oysa sen zaten o hesabı ödemek için harcadığın gelirinden de, üstüne hesabın kdv'sinden de sürekli olarak devletin topluca tutarlı ve iyi planlamayla doyurabileceği milyonlarca aç insanın parasını ödüyorsun. hepimiz ödüyoruz. sosyal devlette verginin temel amacı da budur, eşitsizliğin olumsuz etkilerini yok etmektir. halbuki bizde hükûmet, bu geliri seçimde varlığının devamlılığını sağlayacak unsurlara harcar. mesela duble yol yapar, köprü falan yapar. yemek vermez. verse de yeterince vermez.

seçmen de oyunu açları doyurmayı vaadedene değil de duble yol yapana verir. bu tercihiyle aslında kendi ahlakının sahteliğini de tescil eder. seçim sonrası da "aman abi olan var olmayan var bu yemek fotoğrafları olmuyor" der. aman diyim üçüncü boğaz köprüsünü, yeni havalimanını o adamın boğazından çaldıklarımızla yaptığımıza uyanır muyanır (!)
yemek fotoğraflarınızı paylaşın. en ağız sulandıracak instagram filtreleriyle, en lüks ışıklar altında, toplumun uçurumlarını en iyi veren kontrast ayarıyla.
devamını gör...

3 lira farkla büyük boy mu verecekler acaba diye düşündüren hareket.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aşkımız allah'a emanet dualarım yoluna
ayrı günler biter elbet durmasın dünya.
devamını gör...

babamın gençliğinde arkadaşlarıyla toplanıp dinledikleri şarkıymış. akışta görmek şaşırttı. çok güzel bir şarkıdır. dinleyin, dinlettirin efendim.
devamını gör...


bütün pencerelerde bekleyen benim,
ve
o çalmayan bütün telefonlarda
aylardır konuşan da.
kabul.
bir kez yolda karşılaşalım
onunla da avunacağım.
adımı sesince duymaktan vazgeçtim,
sesini duysam, susacağım.
yel esiyor ama
değirmen dönmüyor.
kuraklık bu.
adın ekmeğe dönüşmüyor..”


doğukan özdemir

bir sese hasret kalmanın hüznü, böyle güzel mi anlatılır... mesele, aslında o sesi duymamak değildir yalnızca. aramak isteyip arayamamak. varlığına, yaşamasına dair meraktan hezeyan içinde olmaktır. hezeyan dedim çünkü ara ara vurur insanı, çıldırmak üzeresinizdir. ve sessizlik sağır edici gelmektedir. acıtır...
bu dağ, bu karları taşımıyordur artık. o ses.. o sesi duymak zorundasınızdır.
devamını gör...

kilo problemi olan kadınların birilerine itici gelmesi durumudur. genelde kendisini çok yakışıklı zanneden bireyler tarafından itici bulunur. kilo problemi olan insanları itici diye yargılayıp beğenmezler. birisi şişman ve o size itici geliyor gayet normal o zaman zayıf kadınlara yönelin diye naçizane tavsiyede bulunayım. ayrıca duyar kasmak gibi niyetim yok ama insanlara şişko falan demeyin abi kaç yılında yaşıyoruz. ciddi ciddi psikolojisi bozulup aynaya bakıp ağlayan insanlar var yazıktır.
devamını gör...

i’m gonna make him an offer he can’t refuse.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

komikli bir anım yok, genelde çok rahat geçiririm periyotlarımı. ancak hiç unutamayacağım tek bir anı var.

yeni bir eve taşınıyordu, ilk kez kendi evinde yaşayacaktı. tüm eşyalar kargoda olduğundan evde sadece iki battaniye var, bir de aile evinden getirdiği bir yastık. film izlerken sırtımıza koymak için. o gün hava nasıl yağmurlu, regl oldum. karnım ilk kez öylesine ağrıyor, yerde oturuyoruz bir de. battaniyeyi çekti üstümüze, başladı karnımı ovmaya. 15 dakika sonra uyuyakalmışım, uyandığımda ağrım falan da geçmişti. o ise hiç uyumamış, beni seyretmiş uyanana kadar. öyle bir anı.
devamını gör...

yazıldıysa affola, popüler olmak.
devamını gör...

kıyamet gibidir. karne alırsınız ve kopar kıyamet.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim