fahrenheit 451
rad bradbury’e ait en çok bilinen kitabı.
bu kitaptan (bkz: kara dörtleme) adlı başlıkta bahsetmiştim. şahsen distopik kitapları sevdiğim için, farklı konuları olan ve rastladığım her kitabı okuyorum. bu kitapta da karanlık bir dünya var, o bir de konusu ilginç, mis gibi dedim.
ama şöyle bir durum var ki, distopik evrene adım atan bir okuyucu, her kitapta daha ve daha fazlasını ister. yani der ki: kötüyü gördüm,bana daha kötüsünü göster.
bu kitabı distopik kitaplarla henüz tanışmamış veya yeni adım atmış kişilerce beğenilmesi çok normal. çünkü farklı bir konu var. yazıldığı dönemi de baz alırsak , aslında bu dönemleri de çağrıştırıyor. baskıcı rejimlerin kitap düşmanlığı ,iskenderiye kütüphanesi’nin yıkılmasından bugünlere kadar uzanıyor.
ama bu kitap için şunu derim ki: abartılacak bir kitap değildir. evet okunur, hoşunuza da gider ama kitabı bitirdiğinizde sizi derin düşüncelere sevk etmez. ama dediğim gibi belki benim için durum böyledir; başkası uzun zaman etkisinde kalmıştır bilemem.
rad bradbury’nin uğursuz bir şey geliyor bu yana adlı kitabı , bundan daha etkileyicidir ve kitaptaki karanlığı iliklerinize kadar hissedersiniz. ama bu da abartılacak bir kitap değildir. kendisine bir şans daha vereceğim tabi; ama yine olmazsa kendisiyle vedalaşağım .
bu kitaptan (bkz: kara dörtleme) adlı başlıkta bahsetmiştim. şahsen distopik kitapları sevdiğim için, farklı konuları olan ve rastladığım her kitabı okuyorum. bu kitapta da karanlık bir dünya var, o bir de konusu ilginç, mis gibi dedim.
ama şöyle bir durum var ki, distopik evrene adım atan bir okuyucu, her kitapta daha ve daha fazlasını ister. yani der ki: kötüyü gördüm,bana daha kötüsünü göster.
bu kitabı distopik kitaplarla henüz tanışmamış veya yeni adım atmış kişilerce beğenilmesi çok normal. çünkü farklı bir konu var. yazıldığı dönemi de baz alırsak , aslında bu dönemleri de çağrıştırıyor. baskıcı rejimlerin kitap düşmanlığı ,iskenderiye kütüphanesi’nin yıkılmasından bugünlere kadar uzanıyor.
ama bu kitap için şunu derim ki: abartılacak bir kitap değildir. evet okunur, hoşunuza da gider ama kitabı bitirdiğinizde sizi derin düşüncelere sevk etmez. ama dediğim gibi belki benim için durum böyledir; başkası uzun zaman etkisinde kalmıştır bilemem.
rad bradbury’nin uğursuz bir şey geliyor bu yana adlı kitabı , bundan daha etkileyicidir ve kitaptaki karanlığı iliklerinize kadar hissedersiniz. ama bu da abartılacak bir kitap değildir. kendisine bir şans daha vereceğim tabi; ama yine olmazsa kendisiyle vedalaşağım .
devamını gör...
cem belevi
güzel şarkılarından birisidir.
.
.
devamını gör...
ateistlerin başka dertleri yok gibi dinlerle uğraşması
karşımızda 70 huri ile sevismek için kendini patlatan, bir ülkenin geleceğini çalan, kutsal saydiklari yerlerde çoluk çocuğa tecavüz eden tipler var islam'la ugrasmayalim da ne yapalım?
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
akıl zekayı geçerse yöneticilik başlar. zeka aklı geçerse yaratıcılık başlar. eğer akıl ile zekanın önüne hırs geçerse o zaman da felaket başlar.
devamını gör...
entel görünme başlangıç paketi
öncelikle anın fotoğrafı başlığına kahve ve kitap fotosu atmanız gerekir. bunlardan biri eksik olursa başvuru kabul edilmiyor. bir de kitabın ismi ve yazarı çok net görünmelidir aksi halde yine konsey başvurunuzu reddedecektir.
bunlar giriş için yeterli ama kıdem kazanmak için daha ileri gidip entry yazarken araya ingilizce kelimeler falan serpiştirmelisiniz. ha bir de kedi sevmeniz lazım eğer sevmiyorsanız bırak entel olmayı üstüne bir de dayak yersiniz.
bunlar giriş için yeterli ama kıdem kazanmak için daha ileri gidip entry yazarken araya ingilizce kelimeler falan serpiştirmelisiniz. ha bir de kedi sevmeniz lazım eğer sevmiyorsanız bırak entel olmayı üstüne bir de dayak yersiniz.
devamını gör...
ama kafamız nasıl güzel radyo programı
rüyalar konseptini sevdim.
konkunçlu geliyor bir tane.
beni çok etkileyen aklımdan hiç çıkmayan bir rüyamı anlatacağım. sonradan bu rüyayı bir arkadaşa anlattım üzerinden birlikte bir hikaye yazdık, adını bahçe koydum.* rüyamın ismi bile var düşünün.*
hikaye çok uzun olduğu için ben direkt gördüğüm rüyayı anlatıyorum.
deniz kenarında ahşap bir evin içindeyim. yalnızım ve etrafta çok fazla kuş var. dışarı çıktığımda yüzüme çarpıyorlar. içeri geçiyorum sanki o evden kurtulmam gerek. ters giden bir şeyler var. mutfakta arka bahçeye açılan büyük bir kapı var, kilitli. bir ses duyuyorum, sakın açma!. rüya bu canım, bari orada cesaretli olayım diyerek kapıyı açmaya çalışıyorum. kapıyı açtın, o halde gözlerini kapat! ilk uyarıyı dikkate almamışım ikinciyi neden alayım: gözlerim açık, dışarısı fırtına, etrafta uçuşan kuşlar ve ormanın ürkütücü sesi eşliğinde denizi ve gösterişli beyaz bir evi görüyorum. oraya doğru büyük bahçeden yola koyuluyorum. yanlız bir masa etrafında dört kişi var. hepsinin gözleri siyah bant ile kapatılmış. denize doğru oturuyorlar, yürüme sesimi duyduklarında kıpırdıyorlar. ürkütücü bir görüntü, rüya da ecel terleri döküyorum. geriye dönemiyorum geldiğim yerlere karanlık çökmüş. aydınlık olan sadece o beyaz evin yolu. önlerinden geçmem gerekiyor, ne kadar yaklaştıysam o kadar üzerime kuşlar geliyor. kuşlarla çarpışıyorum, onların önüden geçiyorum, tir tir titriyorum. bacaklarım tutmuyor, başlarını bana doğru çeviriyorlar ama hiçbir şey yapmıyorlar. biri ayağı kalkar gibi oluyor, arkama bakacak cesareti bulamıyorum, yanlızca beyaz eve doğru ilerliyorum. yaşadığım korku dehşet. tam evin yoluna giriyorum, arkama bakıyorum dördü de oturduğu yerde. bir oh çekip beyaz eve varıyorum. kapıyı tıklatıyorum. kapı açılıyor kendiliğinden. hiç korkmadan içeri giriyorum çünkü o ev kurtuluş biliyorum. aklımda kalan son şey evin her yerinin turuncu bir ışık altında olması. uyandım burada ve uzun bir süre kendime gelemedim.* rüyanın garip bir dokunuşu vardı, çözemedim.
konkunçlu geliyor bir tane.
beni çok etkileyen aklımdan hiç çıkmayan bir rüyamı anlatacağım. sonradan bu rüyayı bir arkadaşa anlattım üzerinden birlikte bir hikaye yazdık, adını bahçe koydum.* rüyamın ismi bile var düşünün.*
hikaye çok uzun olduğu için ben direkt gördüğüm rüyayı anlatıyorum.
deniz kenarında ahşap bir evin içindeyim. yalnızım ve etrafta çok fazla kuş var. dışarı çıktığımda yüzüme çarpıyorlar. içeri geçiyorum sanki o evden kurtulmam gerek. ters giden bir şeyler var. mutfakta arka bahçeye açılan büyük bir kapı var, kilitli. bir ses duyuyorum, sakın açma!. rüya bu canım, bari orada cesaretli olayım diyerek kapıyı açmaya çalışıyorum. kapıyı açtın, o halde gözlerini kapat! ilk uyarıyı dikkate almamışım ikinciyi neden alayım: gözlerim açık, dışarısı fırtına, etrafta uçuşan kuşlar ve ormanın ürkütücü sesi eşliğinde denizi ve gösterişli beyaz bir evi görüyorum. oraya doğru büyük bahçeden yola koyuluyorum. yanlız bir masa etrafında dört kişi var. hepsinin gözleri siyah bant ile kapatılmış. denize doğru oturuyorlar, yürüme sesimi duyduklarında kıpırdıyorlar. ürkütücü bir görüntü, rüya da ecel terleri döküyorum. geriye dönemiyorum geldiğim yerlere karanlık çökmüş. aydınlık olan sadece o beyaz evin yolu. önlerinden geçmem gerekiyor, ne kadar yaklaştıysam o kadar üzerime kuşlar geliyor. kuşlarla çarpışıyorum, onların önüden geçiyorum, tir tir titriyorum. bacaklarım tutmuyor, başlarını bana doğru çeviriyorlar ama hiçbir şey yapmıyorlar. biri ayağı kalkar gibi oluyor, arkama bakacak cesareti bulamıyorum, yanlızca beyaz eve doğru ilerliyorum. yaşadığım korku dehşet. tam evin yoluna giriyorum, arkama bakıyorum dördü de oturduğu yerde. bir oh çekip beyaz eve varıyorum. kapıyı tıklatıyorum. kapı açılıyor kendiliğinden. hiç korkmadan içeri giriyorum çünkü o ev kurtuluş biliyorum. aklımda kalan son şey evin her yerinin turuncu bir ışık altında olması. uyandım burada ve uzun bir süre kendime gelemedim.* rüyanın garip bir dokunuşu vardı, çözemedim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
perdenin ardındaki kuş
sesi nasıl da güzel
bir nefes kadar
uçmak için bekliyor
ta ki akşam olsun
karanlık maviyi boğsun
perdenin ardındaki kuş
uçsana göklere
süzülsene aheste
ta ki zaman bükülsün
madalyonun öteki yüzünde
sonra kon gitarın teline
gitme hiçbir yere...
sesi nasıl da güzel
bir nefes kadar
uçmak için bekliyor
ta ki akşam olsun
karanlık maviyi boğsun
perdenin ardındaki kuş
uçsana göklere
süzülsene aheste
ta ki zaman bükülsün
madalyonun öteki yüzünde
sonra kon gitarın teline
gitme hiçbir yere...
devamını gör...
uludağ sözlük yazarlarının normal sözlük'ü esir alması
yine ne yapmışız lan??? ha arkadaş doğru söylüyor biz uludağ sözlük yazarları kardeş gibiyiz, birbirimizi satmayız ve aramızda güçlü bir bağ vardır. arada tren falan yaparız ama konumuz bu değil.
şimdi gelelim asıl konuya; bu sözlüğün kurucusunun bundan 8-10 sene önce uludağ sözlük’te yazarlık yaptığını biliyor musunuz??? bilmiyorsanız öğrenin ona göre sallayın.
şurada yazan birçok yazar uludağ sözlükten gelmedir. biz gidersek akış akmaz, sözlükte canlılık olmaz. ulan emek veriyoruz be, insan ona saygıdan laf etmez. çok ayıp hiç yakıştıramadım. evet.
şimdi gelelim asıl konuya; bu sözlüğün kurucusunun bundan 8-10 sene önce uludağ sözlük’te yazarlık yaptığını biliyor musunuz??? bilmiyorsanız öğrenin ona göre sallayın.
şurada yazan birçok yazar uludağ sözlükten gelmedir. biz gidersek akış akmaz, sözlükte canlılık olmaz. ulan emek veriyoruz be, insan ona saygıdan laf etmez. çok ayıp hiç yakıştıramadım. evet.
devamını gör...
querencia
ispanyolca bir kelimedir. kişinin kendini en rahat, en güvende ve en güçlü hissettiğini ve kendi olabildiği yer olarak tanımlanmaktadır.
-kişiler ruhen benimsediği bağ kurduğu yerlere karşı böyle hisler besliyor olabilir. sürekli gidilen bir mekan ya da ev gibi örnek verebiliriz.
-kişiler ruhen benimsediği bağ kurduğu yerlere karşı böyle hisler besliyor olabilir. sürekli gidilen bir mekan ya da ev gibi örnek verebiliriz.
devamını gör...
regl ağrısının abartılması
bunca yıl yaşadığım hayatta şunu öğrendim:
"bilmediğin bir şey üzerine a*mc*k a*mc*k konuşmamayı."
"bilmediğin bir şey üzerine a*mc*k a*mc*k konuşmamayı."
devamını gör...
özdemir asaf
sen bana bakma,
ben senin baktığın yönde olurum.
-çiçek senfonisi
ben senin baktığın yönde olurum.
-çiçek senfonisi
devamını gör...
geceye bir söz bırak
eminim sen de üzülmüşsündür ama benim saçlarım ağardı.
devamını gör...
normal sözlük’te yazar olmak
güzel bir uğraş olmakla birlikte, eksi butonu ve hakaret olmadığı için mutlu eden yer. ama keşke tanımlarımızı da kaç kişinin gördüğünü, okuduğunu bilebilsek.
kitaplarını kimin okuduğunu bilmeyen ama yazmaya devam eden bir roman yazarı gibi hissetmiyor değilim zaman zaman. ama ne olursa olsun yazmaya değer mi? değer.
kitaplarını kimin okuduğunu bilmeyen ama yazmaya devam eden bir roman yazarı gibi hissetmiyor değilim zaman zaman. ama ne olursa olsun yazmaya değer mi? değer.
devamını gör...
seni seviyorum demenin farklı şekilleri
"her şey güzel olacak demiyorum sana. olur da her şey kötü giderse ben yine yanında olacağım diyorum." *
devamını gör...
gojira
30 nisan'da cikacak albumlerini dort gozle bekleten, canimin icisi metal grubu.
dinlemeye baslayinca en az 5 sarkisini dinlemeden birakmama garantisi var, kapatamiyorum sozluk.
en bi' guzellerinden:
dinlemeye baslayinca en az 5 sarkisini dinlemeden birakmama garantisi var, kapatamiyorum sozluk.
en bi' guzellerinden:
devamını gör...
bekar sözlük yazarlarını evlendiriyoruz kampanyası
aman allahım o gün bugün olabilir mi?
devamını gör...
belsazar
bir babil kralıdır. ismi farklı şekillerde yazılır. sanırım bu sebeple sözlük’te farklı başlıklar açılmış. belshazzar, belşazzar, bel-sarra-usur. ancak ben konuyu alman şair heinrich heine ait şiire ve bu şiire müthiş bir çeviri yapan behçet necatigil’e bağlayayım. heine, belsazar diye yazar ve aynı isimle çevrilir.
rivayete göre bizim zalım mı zalım kral, tanrı’ya inanmaz da gider taşa puta inanır. sarayında büyük bir ziyafet verir. tam şaraplar fondiplenirken, olaylar başlar. kral, bir yahudi tapınağından arakladığı kutsal altın kupalarla şarabı içip, tanrı’ya kafa tutmaya başlayınca, tanrı devreye girer ve sarayın duvarında bir yazı belirir.
rembrandt, ziyafeti ve duvarda yazının belirdiği anı şu şekilde resmeyler.
efendim bir rivayet dedik ama ingiliz bir arkeolog, ırak’ın güneyinde yer alan antik ur kentinde yapmış olduğu kazılarda, kral belsazar hakkında yazılı tabletler bulmuştur. ayrıca tevrat ve incil’de hikayesi anlatılmış ve bu tanrı’ya bile kafa tutan babil kralını anlatan resimler yapılmıştır. benim için ayrı yeri olan şair heine, kral belsazar için şiir yazmıştır. ancak belirteyim, heine bir övgü dili kullanmaz şiirinde. daha çok kral ile tanrı arasındaki atışmaya odaklanır. şiirin bir kısmı şöyledir;
tokuşan kupalar, sevinç naraları
adamların tam gönlüne göre,
dikbaşlı kralın.
belsazar'ın yanakları al al,
artırmış pervasızlığını şaraplar.
gözü dönmüş, kör bir cesaretle kral
dil uzatıyor rabb'e.
övünerek, küstah, küfrediyor o.
uzunca bir şiirdir. alman edebiyatı açısından önemlidir. çünküm ders diye önünüze koyarlar bu şiiri ve “anlat bakalım evladım, şair burada ne demek istemiş?” diye sorarlar.
heine, ziyafet sonrasını anlatır şiirinde ve aslında hem krala gömer hem tanrı’ya. yani bana göre öyle.
kahinler geldi, hiçbiri açıklayamadı;
neydi duvardaki bu ateşten yazı?
fakat aynı gece kral belsazar'ı öldürdü
gene kendi adamları.
şiiri türkçeye behçet necatigil çevirir. tamamını ve diğer heine şiirlerini bulacağınız bir link verelim. verdim
incil kanyak da eksik olmasın. tamamlandı
almanca link de olsun. oldu
şiirin adı belsazar olduğu için başlık öyle açılmıştır. kral belşarraz / belşaraz / belshazzar / baltazhar / belsazar’a artık gerçek adı neyse veda edelim yazıya.
rivayete göre bizim zalım mı zalım kral, tanrı’ya inanmaz da gider taşa puta inanır. sarayında büyük bir ziyafet verir. tam şaraplar fondiplenirken, olaylar başlar. kral, bir yahudi tapınağından arakladığı kutsal altın kupalarla şarabı içip, tanrı’ya kafa tutmaya başlayınca, tanrı devreye girer ve sarayın duvarında bir yazı belirir.
rembrandt, ziyafeti ve duvarda yazının belirdiği anı şu şekilde resmeyler.
efendim bir rivayet dedik ama ingiliz bir arkeolog, ırak’ın güneyinde yer alan antik ur kentinde yapmış olduğu kazılarda, kral belsazar hakkında yazılı tabletler bulmuştur. ayrıca tevrat ve incil’de hikayesi anlatılmış ve bu tanrı’ya bile kafa tutan babil kralını anlatan resimler yapılmıştır. benim için ayrı yeri olan şair heine, kral belsazar için şiir yazmıştır. ancak belirteyim, heine bir övgü dili kullanmaz şiirinde. daha çok kral ile tanrı arasındaki atışmaya odaklanır. şiirin bir kısmı şöyledir;
tokuşan kupalar, sevinç naraları
adamların tam gönlüne göre,
dikbaşlı kralın.
belsazar'ın yanakları al al,
artırmış pervasızlığını şaraplar.
gözü dönmüş, kör bir cesaretle kral
dil uzatıyor rabb'e.
övünerek, küstah, küfrediyor o.
uzunca bir şiirdir. alman edebiyatı açısından önemlidir. çünküm ders diye önünüze koyarlar bu şiiri ve “anlat bakalım evladım, şair burada ne demek istemiş?” diye sorarlar.
heine, ziyafet sonrasını anlatır şiirinde ve aslında hem krala gömer hem tanrı’ya. yani bana göre öyle.
kahinler geldi, hiçbiri açıklayamadı;
neydi duvardaki bu ateşten yazı?
fakat aynı gece kral belsazar'ı öldürdü
gene kendi adamları.
şiiri türkçeye behçet necatigil çevirir. tamamını ve diğer heine şiirlerini bulacağınız bir link verelim. verdim
incil kanyak da eksik olmasın. tamamlandı
almanca link de olsun. oldu
şiirin adı belsazar olduğu için başlık öyle açılmıştır. kral belşarraz / belşaraz / belshazzar / baltazhar / belsazar’a artık gerçek adı neyse veda edelim yazıya.
devamını gör...
2018 krizi
türkiye'de 2018'de başlayıp hala devam etmekte olan döviz ve borç krizidir.
devamını gör...

