normal sözlük yazarlarının karalama defteri
düşünüyorum da;
başka birisinin hayat koşturmacası içinde kendimize yer bulmaya çalışıyor gibiyiz.
bu her ilişkide böyle; aile ile de, eşi dost, sevgili ile de...
bazen oluyor bazen olmuyor. öncelikler, işler, güçler vs arasında fark edilmek için bekliyorsun, en yakının dahi olsa!
onun yeri o kadar belki ama sana yetmiyor ya da belki yeri daha büyük ama sana verebileceği o kadar ve bununla yetinmeni istiyor. yani sözlü olarak belki seni haklı buluyor ama içten içe kızıyor belki bu talepkar halinden dolayı. bu sana, kendini ite kaka birinin hayatına sıvışmış gibi hissettiriyor.
veya çok kırılıyorsunuz, susarak anlatmaya çalışıyorsunuz. istiyorsunuz ki öyle bir şey yapsın ki deli gibi pişman olduğunu bilin siz.
hani yıldız kenter'in de dediği gibi: ''hatalı olduğunu anlayan bir insanın bunu telafi etme çabasını gördüğümde özür beklemem, bu bana özürden daha samimi gelir, bana samimiyet yeter."
ben hep açık olmaktan yana oldum hayatım boyunca. yani sizi seviyorsam bilirsiniz ya da sevmiyorsam anlarsınız. kötü hissettirdiyseniz de bilirsiniz. kendim de kötü hissettirdiysem düzeltmeye çalışırım elimden geldiğince. ama içinden bana karşı ne geçtiğini bilmediğim insanlarla ilgili tahmin yapmaktan yoruldum sanırım ve hayat da böyle bir şey olmamalı. daha basit olmalı. yani aslında çok şey istiyor olabilirim, herkes çok şey istiyor belki... kimin istediği olacak peki?
başka birisinin hayat koşturmacası içinde kendimize yer bulmaya çalışıyor gibiyiz.
bu her ilişkide böyle; aile ile de, eşi dost, sevgili ile de...
bazen oluyor bazen olmuyor. öncelikler, işler, güçler vs arasında fark edilmek için bekliyorsun, en yakının dahi olsa!
onun yeri o kadar belki ama sana yetmiyor ya da belki yeri daha büyük ama sana verebileceği o kadar ve bununla yetinmeni istiyor. yani sözlü olarak belki seni haklı buluyor ama içten içe kızıyor belki bu talepkar halinden dolayı. bu sana, kendini ite kaka birinin hayatına sıvışmış gibi hissettiriyor.
veya çok kırılıyorsunuz, susarak anlatmaya çalışıyorsunuz. istiyorsunuz ki öyle bir şey yapsın ki deli gibi pişman olduğunu bilin siz.
hani yıldız kenter'in de dediği gibi: ''hatalı olduğunu anlayan bir insanın bunu telafi etme çabasını gördüğümde özür beklemem, bu bana özürden daha samimi gelir, bana samimiyet yeter."
ben hep açık olmaktan yana oldum hayatım boyunca. yani sizi seviyorsam bilirsiniz ya da sevmiyorsam anlarsınız. kötü hissettirdiyseniz de bilirsiniz. kendim de kötü hissettirdiysem düzeltmeye çalışırım elimden geldiğince. ama içinden bana karşı ne geçtiğini bilmediğim insanlarla ilgili tahmin yapmaktan yoruldum sanırım ve hayat da böyle bir şey olmamalı. daha basit olmalı. yani aslında çok şey istiyor olabilirim, herkes çok şey istiyor belki... kimin istediği olacak peki?
devamını gör...
gazap üzümleri
eserin orijinal adı the grapes of wrath dır. adını incildeki vahiy 14 deki 19 ve 20.ayetlerden alır ( özellikle 19 dan ):
'' so the angel swung his sickle to the earth and gathered the clusters from the vine of the earth, and threw them into the great wine press of the wrath of god. ''
" bunun üzerine melek orağını yerin üzerine salladı. yerin asmasının ürününü topladı ve tanrının öfkesinin büyük cenderesine attı."
'' so the angel swung his sickle to the earth and gathered the clusters from the vine of the earth, and threw them into the great wine press of the wrath of god. ''
" bunun üzerine melek orağını yerin üzerine salladı. yerin asmasının ürününü topladı ve tanrının öfkesinin büyük cenderesine attı."
devamını gör...
başörtülülerin bu ülkeden özür dilemesi gerekiyor
levent gültekin, ''başörtülülerden ne kadar özür dilenmesi gerekiyorsa, başörtülülerin de ülkeden özür dilemesi gerekiyor. onların oylarıyla insanların hayatı mahvoldu. çünkü oyların oylarıyla ülke yedi yıldır yıkıma sürükleniyor, milyonlarca insanın hayatı mahvoldu. onların oylarıyla yüz binlerce insan khk ile açlığa mahkum edildi. demokrasinin adaletin felsefesi yerle bir edildi.'' ifadelerini kullandı.
devamını gör...
sahibinin sesiyle okunan cümleler
- möge abla derler ki ne zengine hayırlı olsun derler , fakire de nereden buldun derler
devamını gör...
yazarların yüz yüze olsa bu kadar cesur olmayacağı gerçeği
samimiyet ile laubalilik arasını ayıramayan, ergen akıllı, züğürt gönüllü olmanın neticesi.
sözlüğün yaş sınırı olsa keşke.
ya da bebeler başka yerde oynasa.
bu gün çok tatlı bir yazar bundan çıktı kafa iznine.
çarpasım geliyor böylelerine, her başlığa bel altı yazanlara.
bi akıllı olun.
sözlüğün yaş sınırı olsa keşke.
ya da bebeler başka yerde oynasa.
bu gün çok tatlı bir yazar bundan çıktı kafa iznine.
çarpasım geliyor böylelerine, her başlığa bel altı yazanlara.
bi akıllı olun.
devamını gör...
sözlükteki herkesin sevişmesi
sözlükteki kimsenin sevişememesi şeklinde değişmesi gereken başlıktır. çatır çatır sevişen, sözlük mü yazar bu saatte allasen.
devamını gör...
the woods
harlan coben'in aynı isme sahip romanından uyarlanan polonya yapımı gizem, polisiye netflix dizisi. grzegorz damiecks ve agnieszka grochowska başrolleri paylaşıyor.
bolge savcısının yıllar önce katıldıkları bir yaz kampında islenenen cinayetler sonucu kaybettiği kız kardeşi ve kendisini terk eden annesinin izine hiç beklemedigi bir olayla birlikte rastlaması ile başlıyor.
dizi 6 bölümde, çok uzun olmayan bölümlerle, merakı sürekli yüksekte tutarak ilerliyor.
herkes olası suçlu ama işin sonunda suç tek kişinin üzerine kalmayarak beklediğimden farklı şekilde sonlanıyor.
ayrıca açıkta kalmış, izleyicinin hayalgucune bırakılmış bir kaç nokta mevcut.
anne ve babaların çocukları için yapamayacağı şey yoktur anafikri ile oluşturulmuş dizi medyanın devlet ve kanunlar üzerindeki etkisine, yahudi ırkçılığına, polis şiddetine de arada selam çakmış.
dizide asıl olayın geçtiği 1994 yazı çok güzel verilmiş. giysiler,şarkılar, danslar, evler, aksesuarlar, dekorlar ile nostaljik ve ilgi çekici şekilde hiç sıkmıyor.
her polisiye netflix dizisinde olduğu gibi bu dizide de hiç alakasız bir noktada eşcinsel tema sizi selamlıyor, yine cinsellik, alkol, genç ve ateşli bedenler halkı selamlıyor ama şükür ki bu dizi de her bölümde esas karakter duygusal hezeyanlarını esas kıza hallenerek gidermeye çalışmıyor.
bolge savcısının yıllar önce katıldıkları bir yaz kampında islenenen cinayetler sonucu kaybettiği kız kardeşi ve kendisini terk eden annesinin izine hiç beklemedigi bir olayla birlikte rastlaması ile başlıyor.
dizi 6 bölümde, çok uzun olmayan bölümlerle, merakı sürekli yüksekte tutarak ilerliyor.
herkes olası suçlu ama işin sonunda suç tek kişinin üzerine kalmayarak beklediğimden farklı şekilde sonlanıyor.
ayrıca açıkta kalmış, izleyicinin hayalgucune bırakılmış bir kaç nokta mevcut.
anne ve babaların çocukları için yapamayacağı şey yoktur anafikri ile oluşturulmuş dizi medyanın devlet ve kanunlar üzerindeki etkisine, yahudi ırkçılığına, polis şiddetine de arada selam çakmış.
dizide asıl olayın geçtiği 1994 yazı çok güzel verilmiş. giysiler,şarkılar, danslar, evler, aksesuarlar, dekorlar ile nostaljik ve ilgi çekici şekilde hiç sıkmıyor.
her polisiye netflix dizisinde olduğu gibi bu dizide de hiç alakasız bir noktada eşcinsel tema sizi selamlıyor, yine cinsellik, alkol, genç ve ateşli bedenler halkı selamlıyor ama şükür ki bu dizi de her bölümde esas karakter duygusal hezeyanlarını esas kıza hallenerek gidermeye çalışmıyor.
devamını gör...
o ölünce asla üzülmem dediğiniz kişiler
:)
devamını gör...
namus
"ahlak ve namus deyince sadece kadından konuşmaya başlayan herkes, ahlaksız ve namussuzdur. " diyerek noktayı koyar frida kahlo
devamını gör...
türkiye’nin adalet sistemiyle alıp veremediği olan tip
olmayan şeyin sistemi mi olurmuş dediğim başlık.
devamını gör...
susarak özlüyorum
söz müziğin ahmet aslan'a ait olduğu efsane eserdir. şarkının benim için anlamı büyüktür. öyle ki sessizce kederlendirir insanı. yani öyle öfke değil sadece burukluk yaşarsın. şu zamanlarda kederlenmenin bile bir düsturu vardır ki ben onu böyle eserlerde buluyorum.
devamını gör...
birinden soğumak için nedenler
gözüme baka baka yalan söylemesi.
devamını gör...
92 yaşındaki kadının cinsel saldırıya uğrayarak öldürülmesi
"ben bu çağdan nefret ettim. etimle, kemiğimle nefret ettim." cahit zarifoğlu
devamını gör...
hoyrat
doğu ve güneydoğu anadolu’da yaygın uzun hava türü. belirli bir seyri ve dizisi olan ezgi kalıplarıyla serbestçe söylenir, bozlak ya da diğer uzun havalardan ayrılan yanı tiz ses, dik çıkış ve ani inişlerle, daha sert, daha özgür ve kuvvetli okunuşudur.
kal'adan kal'aya şahin uçurdum türküsünde zara'nın seslendirdiği hoyrat tokat gibi çarpar.
baba bugün seherde oyan yeri sineme dayan yeri
dönüm dinuve dönüm hebes men özüm
hey anagamoğlu
yüz il sel gelse oymaz bir gün gam oyan yeri
dedi gene
yüz il sel gelse oymaz vallah bir gün gam oyan yeri
ey yar ey yar ey yar aman aman aman elinden
hiç bilmem hara gedim
buradan
kal'adan kal'aya şahin uçurdum türküsünde zara'nın seslendirdiği hoyrat tokat gibi çarpar.
baba bugün seherde oyan yeri sineme dayan yeri
dönüm dinuve dönüm hebes men özüm
hey anagamoğlu
yüz il sel gelse oymaz bir gün gam oyan yeri
dedi gene
yüz il sel gelse oymaz vallah bir gün gam oyan yeri
ey yar ey yar ey yar aman aman aman elinden
hiç bilmem hara gedim
buradan
devamını gör...
çirkin insanın gözlerinin içine bakıp çirkin olduğunu söylemek
4 5 yıl önce bir erkek arkadaşıma bir şey anlatıyordum. dikkatle dinliyor ve yüzüme bakıyordu. sonra lafımı yarıda kesip gözlerimin içine baka baka "çok çirkinsin" dedi. ben hiçbir zaman güzel olduğumu düşünmemiştim zaten ama o kadar içinden gelerek söyledi ki ben hayatım boyunca başka hiçbir şeye bu kadar kırıldığımı hatırlamıyorum. keşke dış görünüşümüzü bizler seçebiliyor olsaydık. hayat o zaman biz çirkinler için daha yaşanır olabilirdi.
devamını gör...
yazarların evcil dostlarının ismi
bademim vardı benim. baya dayak yemiş sakat kalmıştı güzelim çocuğum üç aycık dayandı o yaralı ruhu. üç ay içinde baya güzel şeyler sığdırmaya çalıştım o gülen gözlerine, bazen kötü insanların etkileri uzun süre hayatınıza müdahale edebiliyor badem için öyle oldu. güzel uyu bademim acıların bitti.
devamını gör...
değerini kaybedince anladığımız bir şey
ölünce birden kıymeti bilinen insanlar. nedense kaybedince severiz, özleriz,değerini anlariz.
yaşarken kıymeti bilinmeyen bir sanatçının kasetlerinin, albümlerinin yok satması, şarkılarının birden hitleşmesi, kitaplarının
birden çok satanlarda yerini alması gibi.
yaşarken kıymeti bilinmeyen bir sanatçının kasetlerinin, albümlerinin yok satması, şarkılarının birden hitleşmesi, kitaplarının
birden çok satanlarda yerini alması gibi.
devamını gör...


