sigmund freud'un en güzel sözü
"insanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi ve kronik şüpheci olmayı öğrenir. bu gerçekleştiğinde artık ne yazık ki çok geçtir. insanların “tecrübe” dediği şey budur. kalbiyle bağlantısını kesmiş bir insana “tecrübeli” denir."
devamını gör...
ben şarkımı söylerken
"sakın nefret ettiğimi düşünme, bende böyle duygular uyandıramazsın.."
şebonun efsane asil bir şekilde tekme tokat soktuğu laflardır.
acaba şarkıyı ilk dinlediğinde yüzü kızarmış mıdır, sanmam.
şebonun efsane asil bir şekilde tekme tokat soktuğu laflardır.
acaba şarkıyı ilk dinlediğinde yüzü kızarmış mıdır, sanmam.
devamını gör...
kasnak yuvarlandı elek oldu eski kaşarlar melek oldu
böyle amcalar var, hayatında yapmadığı şey kalmamış bir sürü insanı üzmüş, sonra bir ayağı çukurda dine yönelmiş,nasihat çeken amcalar,teyzeleride mevcuttur tabi.
devamını gör...
sevgilim
nazım hikmet'in hapishanede yazdığı -ve malesef çok büyük cümleler kurduğu- şiirinin ismidir. bazı yerlerde "sevgilim yalan söylersem sana" olarak da geçer.
sevgilim yalan söylersem sana;
kopsun ve mahrum kalsın dilim,
seni seviyorum demek bahtiyarlığından.
sevgilim yalan yazarsam sana;
kurusun ve mahrum kalsın elim,
okşayabilmek saadetinden seni.
sevgilim yalan söylerse sana gözlerim;
iki nadim gözyaşı gibi avuçlarıma aksınlar
ve göremesinler seni bir daha.
sevgilim yalan söylersem sana;
kopsun ve mahrum kalsın dilim,
seni seviyorum demek bahtiyarlığından.
sevgilim yalan yazarsam sana;
kurusun ve mahrum kalsın elim,
okşayabilmek saadetinden seni.
sevgilim yalan söylerse sana gözlerim;
iki nadim gözyaşı gibi avuçlarıma aksınlar
ve göremesinler seni bir daha.
devamını gör...
ağacın altından toplanmış meyvelerin hüzünlü havası
alphonse daudet’nin portakallar isimli kitabında aynı adı taşıyan öyküsünün açılış cümlesinde yaptığı bir benzetmedir.
hayatının bütün yazlarını ve bir dönemden sonra da uzunca bir bölümünü bir sahil köyünde geçirmiş bir insan olarak meyve ağaçları ile bolca teşrik-i mesaimiz oldu. ben onların meyvelerini toplayıp onları büyük bir ağırlıktan kurtarırken onlar da bana muhteşem bir keyif yaşattılar.
alphonse daudet’nin bu cümlesini okuduğum zaman aklıma bu canım ağaçların benim toplamamı beklemeden düşen meyveler geldi aklıma. ağaçtan kendi emeğimle topladığım, hatta ağacın dalında oturarak yediğim o erikler, kirazlar, dutlar, elmalar, armutlar her zaman muazzam bir lezzette olurdu.
pazardan aldıklarım ya da annemin babamın toplayıp getirdiği meyveler de çok lezzetli gelirdi bana, elbette kendi topladıklarım gibi olmazdı ama yine de çok tatlı gelirlerdi bana.
sadece ağacın dibine düşmüş olan meyveler, ne zaman düşmüş olurlarsa olsunlar, lezzetli gelmezlerdi. sanki onlar artık yenmeyecek hale gelmiş olurlardı bana. sanki intihar affedilmez bir günahtı benim için. sanki ölmüş bir meyve yenilemezdi.
ve o meyveler ağacın dibinden çürürler etrafa bir hüzün yayarlardı. o hüzün hiç gitmedi üzerimden. o meyveler toplanıp eve geldiğinde keyfim kaçardı. ağaç dibinde çürümeye bırakıldıkları hallerinden daha da hüzünlü olurlardı o zaman. sanki üzerlerinde aceleciliğin verdiği bir mahcubiyet olurdu. hüzünlü bir mahcubiyet.
insan mutsuz olunca hüznü ne yapıp eder, yine de bulur.
hayatının bütün yazlarını ve bir dönemden sonra da uzunca bir bölümünü bir sahil köyünde geçirmiş bir insan olarak meyve ağaçları ile bolca teşrik-i mesaimiz oldu. ben onların meyvelerini toplayıp onları büyük bir ağırlıktan kurtarırken onlar da bana muhteşem bir keyif yaşattılar.
alphonse daudet’nin bu cümlesini okuduğum zaman aklıma bu canım ağaçların benim toplamamı beklemeden düşen meyveler geldi aklıma. ağaçtan kendi emeğimle topladığım, hatta ağacın dalında oturarak yediğim o erikler, kirazlar, dutlar, elmalar, armutlar her zaman muazzam bir lezzette olurdu.
pazardan aldıklarım ya da annemin babamın toplayıp getirdiği meyveler de çok lezzetli gelirdi bana, elbette kendi topladıklarım gibi olmazdı ama yine de çok tatlı gelirlerdi bana.
sadece ağacın dibine düşmüş olan meyveler, ne zaman düşmüş olurlarsa olsunlar, lezzetli gelmezlerdi. sanki onlar artık yenmeyecek hale gelmiş olurlardı bana. sanki intihar affedilmez bir günahtı benim için. sanki ölmüş bir meyve yenilemezdi.
ve o meyveler ağacın dibinden çürürler etrafa bir hüzün yayarlardı. o hüzün hiç gitmedi üzerimden. o meyveler toplanıp eve geldiğinde keyfim kaçardı. ağaç dibinde çürümeye bırakıldıkları hallerinden daha da hüzünlü olurlardı o zaman. sanki üzerlerinde aceleciliğin verdiği bir mahcubiyet olurdu. hüzünlü bir mahcubiyet.
insan mutsuz olunca hüznü ne yapıp eder, yine de bulur.
devamını gör...
sözlük yazarlarının sözlük hesaplarının şifresi
başlık bana şifremi unuttuğumu hatırlattı, teşekkürler efendim.
devamını gör...
the queen’s gambit
netflixte son zamanlarda izlediğim en güzel kısa dizi. tek solukta bölümleri bitiyor ve boş olan hiçbir sahnesi yok.
devamını gör...
kurt sorunu nasıl çözülür sorunsalı
sivas kangalı diye bir şey var. kurt değil aslan gelse baş edemez.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi
ne güzel gün sayıyorum istanbul'a dönmek için, yurttan mesaj geldi "akademik takvime göre en erken 1 gün önce gelebilirsiniz." diye. illa hevesim kursağımda kalacak yani. o 6 günü halamlarda geçirmek zorundayım. son dakika golü resmen.. bileti de iptal edemem.. ne güzel yurda gidip işlerimi yapacaktım. niye daha erken haber verilmez ki? tamam yine gideceğim istanbul'a ama istediğim gibi geçmeyecek o 1 hafta. of of.. bir şeye yine heveslendim ya illa ki bir şey çıkacak.....
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
+ peki bu kadar zalim olmayı nasıl başarıyorsun?
- neden? vaktiyle sen de öyle değil miydin?
kadınlar sevene, erkekler sevildiğine emin olancaya kadar zalimdir demişler. bak şimdi yerinde test edebiliyorsun bunu, ne hoş değil mi?
+ zalim bile hiç kalır senin yanında artık...
- ee bizde böyle ve ne biliyor musun vaz geçemezsin. gidemezsin ve bundan öyle eminim ki... tahmin bile edemezsin.
+ zakkum çiçeğinin öyküsünü mü anlatayım istiyorsun yine? buna mı bunca zulmün?
- anlat. ölene kadar anlat... sen konuş ben susarım. yemin olsun susarım ama konuşsan. sen susuyorsun. sen hep susuyorsun. bildiğin başka bir şey yok mu senin?..
+ konuşsam kalbini kırarım belki hoş yok ki olsa...
- ne dedin? kimin yok? peki bu atan? peki kaç kere kırdığın? susarak parçalamayı o kadar güzel başarıyorsun ki...
+ peki burası kaçıncı kat?
- ne? yapamazsın.
+ haklısın.
başlıyorum öyleyse, çek ellerini bileklerimden.
- hayır, ölene dek reddediyorum bunu. ve belki ölsem yine yine yine dirilir başka bedende gelir yine yine senin olurum.
.... anlat kızıl. konuş susma... anlat bal... anlat ki zehre çalmasın dillerim, çalmasın gözlerim ateşe ki en karanlık halidir. hoş korkmazsın. konuş..
+ sonra zakkum çiçeği kokuyor her yer...kalelerden deniz kokusu ve bir yaz havası alııyor her yeri kış ortasında. ...
sonra yaz, yine zakkum diyorum, çokça zakkum. kalelerden aşağı bakıyorum. bir ejderha sesleniyor ısklıkla. ses değil bu. bu bir şarkı.. bu bir eylem.. çiçekli bir eylem bu.. kaleden alıyor kokuyu. zakkum çiçeği her yer... her yer yaz.. bir havuz var ötede boğuluyor deniz. deniz yüzüme bilmez mi, diyor biri, bilmiyor... deniz... ötede havuzdan koşuyor denize. öyle ki dalga bu kez. korkuyor, boğuluyor deniz denizinde... bal kokan bir kale kalıyor geride, zakkum çiçeği her yer.... peki burası kaçıncı kat? kale mi derin, derin mi deniz? yaşıyor mu deniz? deniz değil bal...bal, zakkum sever mi? ya denizi? kaçıncı kat bu kale? uykum var. çok uykum var.... uyuyalım artık. uyuyalım....
- neden? vaktiyle sen de öyle değil miydin?
kadınlar sevene, erkekler sevildiğine emin olancaya kadar zalimdir demişler. bak şimdi yerinde test edebiliyorsun bunu, ne hoş değil mi?
+ zalim bile hiç kalır senin yanında artık...
- ee bizde böyle ve ne biliyor musun vaz geçemezsin. gidemezsin ve bundan öyle eminim ki... tahmin bile edemezsin.
+ zakkum çiçeğinin öyküsünü mü anlatayım istiyorsun yine? buna mı bunca zulmün?
- anlat. ölene kadar anlat... sen konuş ben susarım. yemin olsun susarım ama konuşsan. sen susuyorsun. sen hep susuyorsun. bildiğin başka bir şey yok mu senin?..
+ konuşsam kalbini kırarım belki hoş yok ki olsa...
- ne dedin? kimin yok? peki bu atan? peki kaç kere kırdığın? susarak parçalamayı o kadar güzel başarıyorsun ki...
+ peki burası kaçıncı kat?
- ne? yapamazsın.
+ haklısın.
başlıyorum öyleyse, çek ellerini bileklerimden.
- hayır, ölene dek reddediyorum bunu. ve belki ölsem yine yine yine dirilir başka bedende gelir yine yine senin olurum.
.... anlat kızıl. konuş susma... anlat bal... anlat ki zehre çalmasın dillerim, çalmasın gözlerim ateşe ki en karanlık halidir. hoş korkmazsın. konuş..
+ sonra zakkum çiçeği kokuyor her yer...kalelerden deniz kokusu ve bir yaz havası alııyor her yeri kış ortasında. ...
sonra yaz, yine zakkum diyorum, çokça zakkum. kalelerden aşağı bakıyorum. bir ejderha sesleniyor ısklıkla. ses değil bu. bu bir şarkı.. bu bir eylem.. çiçekli bir eylem bu.. kaleden alıyor kokuyu. zakkum çiçeği her yer... her yer yaz.. bir havuz var ötede boğuluyor deniz. deniz yüzüme bilmez mi, diyor biri, bilmiyor... deniz... ötede havuzdan koşuyor denize. öyle ki dalga bu kez. korkuyor, boğuluyor deniz denizinde... bal kokan bir kale kalıyor geride, zakkum çiçeği her yer.... peki burası kaçıncı kat? kale mi derin, derin mi deniz? yaşıyor mu deniz? deniz değil bal...bal, zakkum sever mi? ya denizi? kaçıncı kat bu kale? uykum var. çok uykum var.... uyuyalım artık. uyuyalım....
devamını gör...
18 şubat 2021 normal sözlük saçma sansür rezaleti
olum başlık açacağına sorsana lan birine dediğim başlıktır.
online listesine bas oradan sor yönetim ekibine.
online listesine bas oradan sor yönetim ekibine.
devamını gör...
savaş
devletin ya da ülkelerin kendi aralarında belli sebeplerden dolayı ordularıyla girişimleri dir. ayrıca ülkenin kendi içinde de savaştığı oluyor buna da iç savaş deniyor.
savaş ne taraftan bakılırsa bakılsın hangi açıdan görülürse görülsün hep arkasında boynu bükük insanlar bırakır.
kimi zaman anlaşmazlıklardan dolayı kimi zaman daha fazla mala sahip olmak için yapılır. savaşın hiçbir iyi yanı yoktur nasıl ki elini ateşe soktuğunda elin yanıyor ve bir daha aynısını bilinçli bir şekilde yapmıyorsan savaşmamalısın da!!
çünkü; savaş gerisini de çok şey bırakıyor.
perişan olmuş annelerin feryadını, ölümü, kanı, gözyaşlarını, çığlıkları, ağlayarak geçen günleri...
savaşın insanlar üzerindeki etkisi büyük ve yıkıcıdır, dayanılmaz dır. daha fazla mala sahip olmak için hiçbir masumun canı yanmamalı...
ayrıca savaş sonrasında yıllar geçmiş olsa bile insan da belli rahatsızlıklar, hasarlar bırakıyor psikolojik olarak. kötü travmalar yaşanabiliyor.
ınsana verdiği etkilerin yanında çevreye de zararlıdır.
biz burada uçak geçerken çok mutlu oluyoruz fakat bazı yerlerde uçak geçerken çocuklar sevinmiyor...
barış'ın savaştan daha güçlü olduğuna inanmalıyız artık. çünkü barış dünyayı yaşanabilecek bir yer yapıyor ve mutluluk yayıyor.
savaş pahalı; top, tüfek, uçak lazım; kin lazım, nefret lazım; en önemlisi de, uğruna feda edilecek gencecik günahsız insanlar lazım. barış ucuz; barış için sadece vicdan, empati ve sevgi lazım.
-lâ edrî-
savaş ne taraftan bakılırsa bakılsın hangi açıdan görülürse görülsün hep arkasında boynu bükük insanlar bırakır.
kimi zaman anlaşmazlıklardan dolayı kimi zaman daha fazla mala sahip olmak için yapılır. savaşın hiçbir iyi yanı yoktur nasıl ki elini ateşe soktuğunda elin yanıyor ve bir daha aynısını bilinçli bir şekilde yapmıyorsan savaşmamalısın da!!
çünkü; savaş gerisini de çok şey bırakıyor.
perişan olmuş annelerin feryadını, ölümü, kanı, gözyaşlarını, çığlıkları, ağlayarak geçen günleri...
savaşın insanlar üzerindeki etkisi büyük ve yıkıcıdır, dayanılmaz dır. daha fazla mala sahip olmak için hiçbir masumun canı yanmamalı...
ayrıca savaş sonrasında yıllar geçmiş olsa bile insan da belli rahatsızlıklar, hasarlar bırakıyor psikolojik olarak. kötü travmalar yaşanabiliyor.
ınsana verdiği etkilerin yanında çevreye de zararlıdır.
biz burada uçak geçerken çok mutlu oluyoruz fakat bazı yerlerde uçak geçerken çocuklar sevinmiyor...
barış'ın savaştan daha güçlü olduğuna inanmalıyız artık. çünkü barış dünyayı yaşanabilecek bir yer yapıyor ve mutluluk yayıyor.
savaş pahalı; top, tüfek, uçak lazım; kin lazım, nefret lazım; en önemlisi de, uğruna feda edilecek gencecik günahsız insanlar lazım. barış ucuz; barış için sadece vicdan, empati ve sevgi lazım.
-lâ edrî-
devamını gör...
bakan varank'ın whatsapp açıklaması
ooo hele şükür bir devlet büyüğümüz afrika şartlarında yaşadığımızı fark etmiş.
devamını gör...
yağmur sesi
bu sesi duyduğumda eğer evdeysem hemen kitabımı içeceğimi alıp cam kenarına otururum. eğer dışardaysam da hiçbir yere gitmeden ıslanmayı beklerim ve tabi o harika yağmur kokusunu ciğerlerime hapsederim.
_her hayatın içine biraz yağmur yağmalı._
~henry longfellow
_her hayatın içine biraz yağmur yağmalı._
~henry longfellow
devamını gör...
başkasının yazdığı entry'yi silmek
(bkz: su çok güzel gelsene)
devamını gör...
kadınların iç güzelliğine önem vermesi
yalnızca erkek için değil, bir insanın düşünce tarzı, konuşma şekli, tavırları dış görünüşünden daha önemlidir.zira yalnızca dış görünüşe bakılsaydı taştan heykellere aşık olunurdu.
devamını gör...
izmir'e gavur konya'ya yobaz demek
önyargılı başlık.
bir haftadır buradayım,
ne izmire gavur , ne de konyaya yobaz diyen bir entry veya başlık görmedim.
eğer varsa , başlık sahibi tarafından eklenmesi uygun olur .
aksi halde eşeğin aklına karpuz kabuğu sokma durumu olur bu durum ...
ayrıca her konuda olduğu gibi , şehirler konusunda yorum ve tespitler yapmak da oldukça doğal bir durum olup , meseleye siyasi gözle yaklaşılıyor demek , fikri neyse zikri odur mevzusu durumudur...
konyanın mutaassıp muhafazakar yapısıyla, izmirin modern çizgisine atıfta bulunmak, siyaset yapmak değil, gerçekleri ortaya koymaktır...
edit : başlık sahibi bana özelden mesaj yoluyla ' bir bitmediniz ' diyor .
belli ki yazıda da belirttiğim gibi önyargıyla buraya gelmiş, birilerine saldırmak için yer arıyor.
ben düşüncemi yazar geçerim.
kimin ne düşündüğü umrumda değil.
yaptığım tespit yanlış ise , doğrusunu ortaya koyar beni ikna edersin , ben senden özür de dilerim.
ama başka bir icraat yok ve salt kuru saldırıysa amaç, ben de sana,
' biz değil, siz biteceksiniz ' der geçerim...
bir haftadır buradayım,
ne izmire gavur , ne de konyaya yobaz diyen bir entry veya başlık görmedim.
eğer varsa , başlık sahibi tarafından eklenmesi uygun olur .
aksi halde eşeğin aklına karpuz kabuğu sokma durumu olur bu durum ...
ayrıca her konuda olduğu gibi , şehirler konusunda yorum ve tespitler yapmak da oldukça doğal bir durum olup , meseleye siyasi gözle yaklaşılıyor demek , fikri neyse zikri odur mevzusu durumudur...
konyanın mutaassıp muhafazakar yapısıyla, izmirin modern çizgisine atıfta bulunmak, siyaset yapmak değil, gerçekleri ortaya koymaktır...
edit : başlık sahibi bana özelden mesaj yoluyla ' bir bitmediniz ' diyor .
belli ki yazıda da belirttiğim gibi önyargıyla buraya gelmiş, birilerine saldırmak için yer arıyor.
ben düşüncemi yazar geçerim.
kimin ne düşündüğü umrumda değil.
yaptığım tespit yanlış ise , doğrusunu ortaya koyar beni ikna edersin , ben senden özür de dilerim.
ama başka bir icraat yok ve salt kuru saldırıysa amaç, ben de sana,
' biz değil, siz biteceksiniz ' der geçerim...
devamını gör...
17 haziran 2021 hdp izmir il binasına yapılan saldırı
olan yine gariban bir kadına oldu, orda çalışan temizlik görevlisi kadının, kızı, annesi rahatsız olduğu için işe o gelmiş .
allah kin ve nefret tohumları ekmeye çalışanlara fırsat vermesin.
evet katıl, bahçeli'nin ağzından çıkana bakmış.
allah kin ve nefret tohumları ekmeye çalışanlara fırsat vermesin.
evet katıl, bahçeli'nin ağzından çıkana bakmış.
devamını gör...
elon musk'tan signal uygulamasını kullanın önerisi
"ne ayak oldugunu" anlamlandiramadigim ender insanlardandir elon musk. dovuyor mu seviyor mu, dunyayi mi kurtarmak istiyor yoksa daha da mi batirmak istiyor cozemedim henuz. kureselci kesime karsi da tavirli. bill gates'le de arasi limoni, karakter olarak biraz trump'a da benzemekte. bir cins yani. an itibariyle de dunyanin en zengin is adami unvanini jeff bezos'tan almis bulunmakta. zamanla gorecegiz neci oldugunu...
devamını gör...
