yazarların duydukları enfes cümleler
"sessizliğin sahibinin ses olduğu
üstelik kökten uca doğru çürüdüğü ağaçların
tuhaf bir zamanın içinden geçiyoruz"
(bkz: gard şiir)
üstelik kökten uca doğru çürüdüğü ağaçların
tuhaf bir zamanın içinden geçiyoruz"
(bkz: gard şiir)
devamını gör...
2020 yılında yazarların başına gelmiş olumlu ve güzel şeyler
sözlendim. fakat pandemi eğleşmeleri yasak edince şööyle çalgılı çengili bir nişan töreni yapamadım. zaten sözü de güç bela yapabildik. sanırım 4 eylülde kısıtlamalar başladı resmen.
devamını gör...
eniştesi tarafından tecavüze uğrayan adam
nutkum tutuldu.*
devamını gör...
sözlüğe 90'lardan bir şarkı bırak
devamını gör...
kayboluş
hayatının bir anında bir harfi yitirdiğini düşün. kaybolan bir harf, bir daha asla ortaya çıkmayacak bir harf. ve bu harf yokluğunu hayatının bütün anlarında anlatsın sana bıkmadan usanmadan.
günlük hayatında hiçbir başka harfi ondan fazla kullanmadığını düşün. sanki aralarına doğduğun o küçük topluluğun bir parçası gibi olsun bu harf. baban gibi, bu topluluğa dahil olun öbür insanlar gibi olsun bu harf.
yokluğunu duyumsadığımız bir varlık arkasında acı bırakır; bu bir harf olabilir, bir insan da. kayboluş, bulunması zorunlu olanları aramamamıza yol açan tuhaf bir duygudur.
tuhaf sakallı fransız abimiz yazmış bu kitabı; o malum harfi hiç kullanmadan. müthiş bir fikir, müthiş bir roman.
günlük hayatında hiçbir başka harfi ondan fazla kullanmadığını düşün. sanki aralarına doğduğun o küçük topluluğun bir parçası gibi olsun bu harf. baban gibi, bu topluluğa dahil olun öbür insanlar gibi olsun bu harf.
yokluğunu duyumsadığımız bir varlık arkasında acı bırakır; bu bir harf olabilir, bir insan da. kayboluş, bulunması zorunlu olanları aramamamıza yol açan tuhaf bir duygudur.
tuhaf sakallı fransız abimiz yazmış bu kitabı; o malum harfi hiç kullanmadan. müthiş bir fikir, müthiş bir roman.
devamını gör...
tesla küresi
plazma küresi, plazma lambası gibi isimlerle bilinen, nikola tesla'nın birtakım frekans araştırmaları sonucunda ortaya çıkan, odamda da bir tane bulunan cam küre. oynamak çok keyifli içindeki plazmayla. canlı gibi tepki vermesi hoşuma gidiyor.
devamını gör...
evrene olumlu mesaj yollamak
devamını gör...
yazarların kendilerini tanımlama şekli
kışın ortasında direnen, açmak için baharın gelmesini bekleyen bir fidan gibiyim.
devamını gör...
fesuphanallah
şaşırınca ve sinirlenince kullanılan bir cümledir.
devamını gör...
kaç kişiyle seviştiğini bilmediğin birine aşık olmak
sizin neye aşık olduğunuza bağlıdır.
eğer yüreğine ve ruhuna aşık olduysanız doğru yerdesiniz demektir.
ama kriteriniz bir organ ise lütfen en yakın ruh sağlığı uzmanına başvurunuz.
eğer yüreğine ve ruhuna aşık olduysanız doğru yerdesiniz demektir.
ama kriteriniz bir organ ise lütfen en yakın ruh sağlığı uzmanına başvurunuz.
devamını gör...
nofap
öncelikle nofap yararlı bir olaydır, ama uzun vadede sağlıklı değildir. eğer hayatınızda seks yapabileceğiniz biri yoksa ve bu durum uzun vadeliyse, yani nofap'i yapma sebebiniz "kızlar üstüme yağsın"sa masturbasyonu hayatınızdan çıkarmak cinsel sağlığınıza zararlı olarak etki edebilir.
onun dışında gelin nofap'ın ne olduğundan ve yararlarından konuşalım. bir de kişisel olarak deneyimimden ve görüşümden bahsedeceğim.
nofap teorisinin ortaya çıkış sebebi son 20 yılda internetin hayatımıza girmesiyle beraber, vhs kasetler döneminde, halihazırda dallanıp budaklanmış, kategorileri çıkmış olan pornonun daha da kolay erişimi sebebiyle özellikle erkekler arasında çığ gibi büyüyen porno bağımlılığını ve akabinde gelişen masturbasyon refleksini durdurmayı amaçlamasıdır.
porno ve masturbasyon bağımlılığı insana uzun vadede özgüven sorunu, disiplinsizlik, depresiflik, psikolojik rahatsızlıkların gelişmesi, sosyal hayatta etkileşimin azalması, cinsel anlamda yönelim duyduğu insanlarla konuşamama gibi sonuçlar verir. bu sonuçların nedenini aramak için kökene indiğimizde ise porno ve masturbasyon bağımlılığının beynimizdeki mutluluk hormonunu düzenleyen dopamin reseptörlerinin işleyişini bozduğunu görürüz. dopamin reseptörlerini düzeltmenin yolu ise bu reseptörlerinin yapısını bozan maddelerden uzaklaşmaktan geçer. yani porno izlemeyi ve masturbasyon yapmayı bırakmaktan.
peki esas olarak nofap kelimesi nereden çıktı?
bundan yaklaşık 10 yıl önce (2011) bir reddit kullanıcısı, yaptığı araştırmalar ve okuduğu kaynaklar sonucunda porno ve masturbasyon bağımlılığının zararlı olduğuna kanaat getirerek internette bir akım yaratmak ister. dünyada günlük olarak en fazla etkileşim alan sitelerden biri olan reddit'i kullanarak ve akılda kalıcı, anlamlı, kısa bir isim seçerek (nofap: attırmak yok) görüşlerini ifade ettiği paylaşımını yapar. "nofap" adı altında yaptığı paylaşım kısa sürede büyük ilgi görür, hatta olay kendilerine ait forum sitesi açmaya ve yatırımcı bulup dernek kurmaya kadar gider. kendince fenomen olmuş nofap akımı deneyip faydalı olduğunu gören insanlar tarafından önce amerika'da, sonra avrupa'da ve ardından bütün dünyada yayılır.
kısacası nofap'i "hayvandan insana dönmek" olarak tanımlayabiliriz. en azından ben öyle tanımlıyorum.
nofap'i tanıtma konusunda genelde yanlışlık yapılıyor. özellikle yalnızlıktan muzdarip olan gençler için "200 gün nofap yaptım hayatım değişti" gibi savlar sunuluyor. aslında denilen şey doğru evet, ama onun sebebi bağımlılıklarını oruç tutar gibi bırakmak değil, bağımlılıkların yüzünden harcadığın zamanı kaliteli hale getirmek.
bu sebepten olaya "porno ve masturbasyon"dan ziyade "bağımlılık" olarak bakmakta fayda var. tıpkı sigara bağımlılığı, uyuşturucu bağımlılığı ve onlardan kurtulanların uzun vadede zamana yatırım yapıp hobi edinmeleri, bu sayede motive olmaları ve hayatlarının değiştiklerinden bahsetmeleri gibi.
bu yüzden nofap hayatı alenen etkileyen bir şey değil, bu konuda ateşi yakan fitil gibi bir şey oluyor. yani nofap'e niyetlenmişken o kadar da gaza gelmemekte fayda var.
yararlarına değinecek olursak, en önemli yararlarından biri masturbasyona ayırdığınız vakti kaliteli bir şekilde harcamanızı sağlıyor. uyuşukluğu, depresifliği gideriyor. hatta psikolojik rahatsızlığınızın etkisini azaltıyor. bu sayede motive olmanız, özgüveninizin yerine gelmesi ve artan testesteronu bir yerde kullanma isteğinizin çıkması gayet olası. masturbasyona ayrılan vakti dünyanın belki de en basit eylemlerinden biri olan kitap okumaya ayırmak bile önemlidir. tabi bunları rutin olarak yapmanız önemli.
bunun yanı sıra kişisel görünümünüzde de değişimler oluyor. yüzünüzdeki mimikler, bakışınız, hatta ayağa kalktığınızdaki duruşunuz bile değişiyor.
uzun vadede olan ve en önemli yararı ise beyninizdeki bozulan reseptörleri tamir etmesi. bu biraz meşakkatli bir süreç ve gerçekten sabır gerektiriyor. zira bu oruç sadece nofap'i değil kolay haz getiren diğer kavramları hatta elektronik aletlerin kullanımını bile etkiliyor. aylar, hatta yıllar boyu süren nofap diyetleri bu yüzden yapılıyor. bu konuda "en az üç ay" kavramı savunuluyor, zira beyindeki reseptörlerin tamamen düzelme süresi takriben üç ay sürüyor. beyindeki reseptörler düzeldiği takdirde de dopamin değerleriniz tamamen sıfırlanıyor, yani normal bir insanın haz alma seviyesine dönüyorsunuz.
kişisel deneyimlerimden yola çıkarak, nofap'in aylık olarak yapılması gerektiği kanaatindeyim. porno ve masturbasyon bağımlısıysanız en azından bir ay boyunca ikisini de görmeyerek kendinize önem vermeniz gerekliliği kanaatindeyim. beyine bu alışkanlığı yüklemek gerekir.
uzun vadede ise özellikle yalnız arkadaşların aşırıya kaçmama suretiyle düzenli ve bilinçli olarak masturbasyon yapması (iki haftada bir, ayda bir) gerektiğini düşünüyorum.
zira yazının başında da dediğim gibi, doğal yöntemler dışında kişisel olarak da vücutta oluşan spermin atılması lazım. seks hayatı olmadığı sürece de bu durum için masturbasyon yapmak lazım.
zira aylar yıllar boyunca kendinizi tutup masturbasyon yapmazsanız ilerleyen yaşlarda prostat kanseri geçirme riskiniz ciddi oranda artıyor.
onun dışında gelin nofap'ın ne olduğundan ve yararlarından konuşalım. bir de kişisel olarak deneyimimden ve görüşümden bahsedeceğim.
nofap teorisinin ortaya çıkış sebebi son 20 yılda internetin hayatımıza girmesiyle beraber, vhs kasetler döneminde, halihazırda dallanıp budaklanmış, kategorileri çıkmış olan pornonun daha da kolay erişimi sebebiyle özellikle erkekler arasında çığ gibi büyüyen porno bağımlılığını ve akabinde gelişen masturbasyon refleksini durdurmayı amaçlamasıdır.
porno ve masturbasyon bağımlılığı insana uzun vadede özgüven sorunu, disiplinsizlik, depresiflik, psikolojik rahatsızlıkların gelişmesi, sosyal hayatta etkileşimin azalması, cinsel anlamda yönelim duyduğu insanlarla konuşamama gibi sonuçlar verir. bu sonuçların nedenini aramak için kökene indiğimizde ise porno ve masturbasyon bağımlılığının beynimizdeki mutluluk hormonunu düzenleyen dopamin reseptörlerinin işleyişini bozduğunu görürüz. dopamin reseptörlerini düzeltmenin yolu ise bu reseptörlerinin yapısını bozan maddelerden uzaklaşmaktan geçer. yani porno izlemeyi ve masturbasyon yapmayı bırakmaktan.
peki esas olarak nofap kelimesi nereden çıktı?
bundan yaklaşık 10 yıl önce (2011) bir reddit kullanıcısı, yaptığı araştırmalar ve okuduğu kaynaklar sonucunda porno ve masturbasyon bağımlılığının zararlı olduğuna kanaat getirerek internette bir akım yaratmak ister. dünyada günlük olarak en fazla etkileşim alan sitelerden biri olan reddit'i kullanarak ve akılda kalıcı, anlamlı, kısa bir isim seçerek (nofap: attırmak yok) görüşlerini ifade ettiği paylaşımını yapar. "nofap" adı altında yaptığı paylaşım kısa sürede büyük ilgi görür, hatta olay kendilerine ait forum sitesi açmaya ve yatırımcı bulup dernek kurmaya kadar gider. kendince fenomen olmuş nofap akımı deneyip faydalı olduğunu gören insanlar tarafından önce amerika'da, sonra avrupa'da ve ardından bütün dünyada yayılır.
kısacası nofap'i "hayvandan insana dönmek" olarak tanımlayabiliriz. en azından ben öyle tanımlıyorum.
nofap'i tanıtma konusunda genelde yanlışlık yapılıyor. özellikle yalnızlıktan muzdarip olan gençler için "200 gün nofap yaptım hayatım değişti" gibi savlar sunuluyor. aslında denilen şey doğru evet, ama onun sebebi bağımlılıklarını oruç tutar gibi bırakmak değil, bağımlılıkların yüzünden harcadığın zamanı kaliteli hale getirmek.
bu sebepten olaya "porno ve masturbasyon"dan ziyade "bağımlılık" olarak bakmakta fayda var. tıpkı sigara bağımlılığı, uyuşturucu bağımlılığı ve onlardan kurtulanların uzun vadede zamana yatırım yapıp hobi edinmeleri, bu sayede motive olmaları ve hayatlarının değiştiklerinden bahsetmeleri gibi.
bu yüzden nofap hayatı alenen etkileyen bir şey değil, bu konuda ateşi yakan fitil gibi bir şey oluyor. yani nofap'e niyetlenmişken o kadar da gaza gelmemekte fayda var.
yararlarına değinecek olursak, en önemli yararlarından biri masturbasyona ayırdığınız vakti kaliteli bir şekilde harcamanızı sağlıyor. uyuşukluğu, depresifliği gideriyor. hatta psikolojik rahatsızlığınızın etkisini azaltıyor. bu sayede motive olmanız, özgüveninizin yerine gelmesi ve artan testesteronu bir yerde kullanma isteğinizin çıkması gayet olası. masturbasyona ayrılan vakti dünyanın belki de en basit eylemlerinden biri olan kitap okumaya ayırmak bile önemlidir. tabi bunları rutin olarak yapmanız önemli.
bunun yanı sıra kişisel görünümünüzde de değişimler oluyor. yüzünüzdeki mimikler, bakışınız, hatta ayağa kalktığınızdaki duruşunuz bile değişiyor.
uzun vadede olan ve en önemli yararı ise beyninizdeki bozulan reseptörleri tamir etmesi. bu biraz meşakkatli bir süreç ve gerçekten sabır gerektiriyor. zira bu oruç sadece nofap'i değil kolay haz getiren diğer kavramları hatta elektronik aletlerin kullanımını bile etkiliyor. aylar, hatta yıllar boyu süren nofap diyetleri bu yüzden yapılıyor. bu konuda "en az üç ay" kavramı savunuluyor, zira beyindeki reseptörlerin tamamen düzelme süresi takriben üç ay sürüyor. beyindeki reseptörler düzeldiği takdirde de dopamin değerleriniz tamamen sıfırlanıyor, yani normal bir insanın haz alma seviyesine dönüyorsunuz.
kişisel deneyimlerimden yola çıkarak, nofap'in aylık olarak yapılması gerektiği kanaatindeyim. porno ve masturbasyon bağımlısıysanız en azından bir ay boyunca ikisini de görmeyerek kendinize önem vermeniz gerekliliği kanaatindeyim. beyine bu alışkanlığı yüklemek gerekir.
uzun vadede ise özellikle yalnız arkadaşların aşırıya kaçmama suretiyle düzenli ve bilinçli olarak masturbasyon yapması (iki haftada bir, ayda bir) gerektiğini düşünüyorum.
zira yazının başında da dediğim gibi, doğal yöntemler dışında kişisel olarak da vücutta oluşan spermin atılması lazım. seks hayatı olmadığı sürece de bu durum için masturbasyon yapmak lazım.
zira aylar yıllar boyunca kendinizi tutup masturbasyon yapmazsanız ilerleyen yaşlarda prostat kanseri geçirme riskiniz ciddi oranda artıyor.
devamını gör...
gereksiz yere pahalı olan şeyler
tesettür oteller.
alkol vermediğin, dansöz oynatmadigin, köpük partisi yapmadığın mekanı neden iki katı fiyatına satıyorsun ? fazladan bir kadınlar havuzu bulundurmak ne kadar fark eder ki ? tamamen enayi silkelemek.
alkol vermediğin, dansöz oynatmadigin, köpük partisi yapmadığın mekanı neden iki katı fiyatına satıyorsun ? fazladan bir kadınlar havuzu bulundurmak ne kadar fark eder ki ? tamamen enayi silkelemek.
devamını gör...
zevkler ve renkler tartışılmaz sözünün anlamı
bize uymayan bir söz.
bir birey düşünün ki , a'dan z'ye tüm hayatıyla, tüm varlığıyla ilgili kararları başkası veriyor .
doğumdan itibaren başlayıp ölüp gömülene dek devam eden bir süreç bu .
tartışılmayan, sana özgü birşey kalmıyor ki geriye ...
bir birey düşünün ki , a'dan z'ye tüm hayatıyla, tüm varlığıyla ilgili kararları başkası veriyor .
doğumdan itibaren başlayıp ölüp gömülene dek devam eden bir süreç bu .
tartışılmayan, sana özgü birşey kalmıyor ki geriye ...
devamını gör...
sen rahat ol o iş bende
evet evet sende kesinlikle. bu lafı çevremde kimden duyduysam o iş yalan oluyor. bir de şöyle diyenler var bu kalıbı ''sen raat ol yeeaa.''
devamını gör...
kaybedilince bir daha asla eskisi gibi olmayan şeyler
uyku düzeni.
devamını gör...
eşref saati
eşek saatinden iki ya da üç saat sonraki keyifli ve elverişli zaman. zira, genelde öğle saati eşek saati , ikindi saati de eşref saati olur.
devamını gör...
islam
"allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. ama kâfirler istemese de allah nurunu tamamlayacaktır" saff 8
devamını gör...
turuncu
duygusal bağ kurduğum renk. kıymetlim.
hayatımda turuncu seven tek bir adam tanıdım. ya hayır öyle kalıplaşmış, erkeksi şeyleri seven, klişe adamlar da girmedi hayatıma ama denk gelmedi sanırım bir şekilde turuncu seven biri. yoksa biri futbol oynamakla ilgilenir, maç hiç izlemez, benim maç izlediğim akşamlarda biramı, çerezimi falan getirirdi. bir diğerine rupaul aşkımı borçluyum. böyle şeyler. ama turuncu seven biriyle romantik ilişki kurmadım hiç. yani.
- en sevdiğin renk ne?
- turuncu.
- hmm.
- n'oldu be? sen sen sevmez misin?
- yoo güzel, pozitif bir renk tabi, ama ne bileyim, turuncu bir şeyim yok hiç galiba. nötrüm.
- anladım.
benim sık kullandığım birçok şahsi eşyam turuncudur. evimi ve evimdeki eşyaların büyük kısmını domine eden, bu konuda ciddi hassasiyetleri olan biriyle uzun süre aynı evi paylaşmamış olsaydım kullandığım buzdolabı, televizyon sehpası falan da turuncu olurdu muhtemelen. evleri ayırıp eşyaların bazılarını getirdiğim yalnız yaşadığım eve bakıyorum da o evden buraya tek bir turuncu obje gelmiş. o objeyi de onsuz çıktığım bir tatilden almış, kırılmasın diye valize koymamış, yaklaşık 4 saatlik uçak yolculuğunda elimde taşımıştım. yanımda o olsa muhtemelen başka rengini alırdık. canım turuncu bisiklet objem. iyi ki benimsin.
sonra... sonra hayatıma bir turuncu sever girdi. turuncu bir evren yarattık kendimize. ikimizden başka kimsenin girmediği bir evren. içinde yaşadıklarımızı anlatacak değilim. sadece şunu söyleyeceğim, turuncu hiç bu kadar güzel gelmemişti. bana bile. ona mı? bilmiyorum. bizim turuncu evrenimizdeki gökcisimlerini keşfetmek onu tatmin etti mi? bilmiyorum.
turuncu çizgilerimiz var ama. dışarıdan siyah gibi görünüyorlar. onu biliyorum. mükemmel değiller. biz de değildik.
saygıyla, aşkla, akılla!
hayatımda turuncu seven tek bir adam tanıdım. ya hayır öyle kalıplaşmış, erkeksi şeyleri seven, klişe adamlar da girmedi hayatıma ama denk gelmedi sanırım bir şekilde turuncu seven biri. yoksa biri futbol oynamakla ilgilenir, maç hiç izlemez, benim maç izlediğim akşamlarda biramı, çerezimi falan getirirdi. bir diğerine rupaul aşkımı borçluyum. böyle şeyler. ama turuncu seven biriyle romantik ilişki kurmadım hiç. yani.
- en sevdiğin renk ne?
- turuncu.
- hmm.
- n'oldu be? sen sen sevmez misin?
- yoo güzel, pozitif bir renk tabi, ama ne bileyim, turuncu bir şeyim yok hiç galiba. nötrüm.
- anladım.
benim sık kullandığım birçok şahsi eşyam turuncudur. evimi ve evimdeki eşyaların büyük kısmını domine eden, bu konuda ciddi hassasiyetleri olan biriyle uzun süre aynı evi paylaşmamış olsaydım kullandığım buzdolabı, televizyon sehpası falan da turuncu olurdu muhtemelen. evleri ayırıp eşyaların bazılarını getirdiğim yalnız yaşadığım eve bakıyorum da o evden buraya tek bir turuncu obje gelmiş. o objeyi de onsuz çıktığım bir tatilden almış, kırılmasın diye valize koymamış, yaklaşık 4 saatlik uçak yolculuğunda elimde taşımıştım. yanımda o olsa muhtemelen başka rengini alırdık. canım turuncu bisiklet objem. iyi ki benimsin.
sonra... sonra hayatıma bir turuncu sever girdi. turuncu bir evren yarattık kendimize. ikimizden başka kimsenin girmediği bir evren. içinde yaşadıklarımızı anlatacak değilim. sadece şunu söyleyeceğim, turuncu hiç bu kadar güzel gelmemişti. bana bile. ona mı? bilmiyorum. bizim turuncu evrenimizdeki gökcisimlerini keşfetmek onu tatmin etti mi? bilmiyorum.
turuncu çizgilerimiz var ama. dışarıdan siyah gibi görünüyorlar. onu biliyorum. mükemmel değiller. biz de değildik.
saygıyla, aşkla, akılla!
devamını gör...
un coeur en hiver
favori filmim. bu filmden daha iyi filmler yok demiyorum asla.* ama duygusuyla, atmosferiyle beni içine almış, ben de bir iz bırakmış şahane filmdir. ne zaman hatırlasam içimde garip bir şeyler oluverir. bu filmde camus'un yabancısından, georges perec'in uyuyan adamından parçalar bulurum nedense. insan üşür, içi donar. sığınakları, perdeleri, duvarları görüverir, şaşar, sıkılır.
maxime ve stephane keman yapan ve tamir eden iki arkadaştır. stephane içine kapanık, gizemli bir karakterdir. onun aksine maxime fazlasıyla sosyal ve neşelidir. maxime'in harikulade güzel sevgilisi camille de çok yetenekli bir kemancıdır. ve ardından aşk üçgeni başlar..
emmanuelle beart bu film ile beni kendine aşık etmiştir. tabi ki rolünün hakkını vermesiyle. bu filmde onu hem zarafetiyle, sadeliğiyle, güzelliğiyle görürüz, hem de kendinden çıkmış, delirmiş, dibe batmış halleriyle. şahanedir. filmin sonu epey bir süre hatırda kalır, o derin ve uzak bakış, çalan müzik, sık sık hatırlanır.
şöyle de bir repliği vardır: "sen de arıyorsun, biliyorum. seni olduğun gibi kabul ediyorum. kurduğun o kapalı dünyaya aldırmıyorum. senin için buradayım."
maxime ve stephane keman yapan ve tamir eden iki arkadaştır. stephane içine kapanık, gizemli bir karakterdir. onun aksine maxime fazlasıyla sosyal ve neşelidir. maxime'in harikulade güzel sevgilisi camille de çok yetenekli bir kemancıdır. ve ardından aşk üçgeni başlar..
emmanuelle beart bu film ile beni kendine aşık etmiştir. tabi ki rolünün hakkını vermesiyle. bu filmde onu hem zarafetiyle, sadeliğiyle, güzelliğiyle görürüz, hem de kendinden çıkmış, delirmiş, dibe batmış halleriyle. şahanedir. filmin sonu epey bir süre hatırda kalır, o derin ve uzak bakış, çalan müzik, sık sık hatırlanır.
şöyle de bir repliği vardır: "sen de arıyorsun, biliyorum. seni olduğun gibi kabul ediyorum. kurduğun o kapalı dünyaya aldırmıyorum. senin için buradayım."
devamını gör...
