sinirlerimi zamanında bozan game of thrones'un bana kattığı en güzel şey bu şarkı. şarkının çaldığı sahne zaman zaman aklıma düşer ve izlerim. bu diziyi nasıl batırdılar hala inanamıyorum.
devamını gör...

flörtleşme dönemlerinin vazgeçilmezi olan aktivite
devamını gör...

biyolojiyi seviniz, merak ediniz, anlamaya çalışınız. sayısalcıların sözel, sözelcilerin sayısal olarak gördüğü; biyologların ise sadece biyoloji olmadığını bildiği bilim dalıdır. medikal doktorluk ne kadar sözel alansa biyoloji de o kadar sözeldir. abd ve avrupa’da bir fakültenin bölümü olarak değil, tek başına fakülte olarak işler. zooloji, genetik, botanik gibi bölümler fakültenin içerisindedir.

mezun olmak türkiye’de oldukça kolay olsada gelişmiş ülkelerde oldukça zordur. biyoistatistik kanımca en kazık alanıdır ki türkiye’de hakkıyla bilen/yapan 10 kişiden fazla bilim insanı yoktur. bu nedenle biyologlar istatistik bölümlerinden destek alırlar. her çalışmada neredeyse bir istatistikçinin adının görünmesi bundandır.

sayısal alan olmadığını iddia edenleri organik kimya, biyoistatistik, evrim konularına davet edelim.

türkiye’de verilen değeri hes projeleri, kaz dağları altın araması, atık su arıtma sorunu, gdo’ların yaygınlığı, tohumların heba edilmesi, her görülen bataklığın kurutulmaya çalışılması, ötofikasyona uğrayan tatlısu kaynaklarının sayısı gibi başlıklara bakarak değerlendirebilirsiniz.

her ne kadar zooloji, genetik gibi gibi bir sürü alt kolu var gibi görünsede temelde saha-laboratuvar-masabaşı çalışmaları döngüsünde alt kolların kombinasyonu ile çalışır. yani tek bir alanda yetkin olmak yine türkiye’ye özgü bir durumdur. sitoloji çalışan bir biyoloğun, genetikten nasibini almaması bankamatik memuru olduğu anlamına gelir. ekolojik alan değerlendirmesi yapan birisi limnoloji, organik kimya (bkz: fosfat döngüsü) bilmiyor olması düşünülemez. (bkz: multidisipliner bilim)

biyoloji candır. bezelye çaprazlamak çok ilkel kaldı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aşırı dar kot pantolon ve gömlekler.
devamını gör...

burda bence kişinin kendi deneyimlediği veya filmlerden, kitaplardan gördüğü insan ilişkilerindeki yüzsüz karakterlerden çekinme durumu var. yani artık görüşmeyelim dendiğinde, karşı tarafın ısrar etmesini istemediğinden ya da üzüldüğünü görmemek için böyle bir karar alınmış olunabilir. veya bir duruma karşı dikkat çekmek , ilgi çekmek için de yapılıyor olabilir.
devamını gör...

can yücel aşkın tarifini şöyle anlatmış;

"onu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz...

ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz..

ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin...

onunlayken pervaneleşen yelkovanlar, onsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain...

sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, ondan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa, ve o, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa...

dünyanın en güzel yeri onun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse...

hayat onunla güzel ve onsuz müptezelse... elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, onun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...

her şiirde anlatılan oysa... her filmin kahramanı o...

her roman ondan söz ediyor, her çiçek onu açıyorsa...

bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa...

iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...

eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire onu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın o olduğunu adınız gibi biliyorsanız...

mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona o diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi ona yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke o anlatsa" diye iç geçiriyorsanız...

kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...

özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...

hem kimseler duymasın, hem cümle alem bilsin istiyorsanız...

onsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse...

ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse...

gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep onun yüzü suyu hürmetine...

uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız...

kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim...

gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa...

her gidişte ayaklarınız "geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...

...o halde yarın sizin gününüz!..

"çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz."


aslında aşk'a dair her şeyi bu güzel tarifle anlatmış olsa da aşk herkeste farklı yaşanan yegane duygudur. özlemin anlam bulduğu, huzur kokan, sevgiyle büyüyen ve sarmaşık gibi yüreğinizi sarıp sarmalayan duygudur aşk.

"aşk(ışk) kelimesinin sözlük anlamı ‘sarmaşık' demektir. bahçeye düşen sarmaşık tohumu nasıl bütün bahçeyi sarıp sarmalar, hatta dışarı taşarsa; gönle düşen aşk tohumu da bütün bedeni sarıp sarmalar, oradan etrafa yayılır. nice fidanlar, selviler, çınarlar, bir sarmaşık tarafından sarılınca gitgide sarmaşık dalları arasında görünmez oluyorsa, aşk sarmaşığı da insan fidanını öyle kaplayıp gõrünmez şeyler, yok eder. sarmaşığın özelliği, sarıldığı ağacı içten içe kurutması, bitirmesi ,sonunu hazırlamasıdır. nitekim aşk da insanı sarınca onu içten içe eritip yok eder." sözleriyle açıklamış iskender pala.

benim için de aşk bir bağdır. nasıl olduğu görülmeyen ilmek ilmek özlem, huzur ve sevgi dolu bir bağ.

-ne kadar seviyorsun dersen "nar" kadar derim. dışımda bir ben görünürüm, içimden binlerce sen dökülür!-
devamını gör...

affet.
devamını gör...

benim babam böyle bi adam.yasadigim her olaydaki mantığı,sen kesin bir şey yapmışsındır.artık bu duruma alışsam da mantığını bi türlü anlayamadım.
devamını gör...

6 yılı geçkin dostluğumuzu bir paket margarin kadar şeye satan arkadaşıma gelsin.
biyolojik unsur

aklın başına gelirse ekime
gelmiyorsa şubat mart nisan falan
ilaç mı kattılar yoksa kekime?

ah bebeğim çok emeğim geçti sana, haksız mıyım?
sen bi' daha böyle kerizi (canım sen hayırdır?)

b#k bulursun
devamını gör...

coronavirüs sebebiyle ortadan kalkmış bir ritüeldir.*

(bkz: coronanın iyi tarafı)
devamını gör...

bugün mesai erken başlamış dediğim başlıktır.
libido yükselten şeyler yaşamaktır ben yaşarken yükseliyor benim libido hisse gibi.
devamını gör...

yapılmaması gereken yer.

lan bu ekonomik krizde hala kanal istanbul derdindeler

afedersiniz ama derdinizi **** ya.
devamını gör...

iradenin ve intikamın tam olarak tanımını yapan film serisi.4.ü bekliyoruz..
devamını gör...

fyodor mihayloviç dostoyevski için; insanlığın kurtarıcısı olabilecekken, o gardiyanı olmayı seçti diyen isimdir.
bildiğimiz gibi; dostoyevski’nin milliyetçiliği ve koyu dindarlığı, eserlerinde bulunan evrensellikle çatışır. hatta yazarın tanrıtanımaz ya da sosyalist olmayışına şaşırır; bunu en sonunda çok pencereli düşünmeye, filozofça sorgulamaya, yüksek empatiye, çok boyutlu bakış açısına vs. bağlarız. freud burada mükemmel bir tanım yapıyor: dostoyevski’yi “peygamberlikten alıkoyan ve zayıflaştıran” o şeyin, baba’nın yerine koyduğu çar ve hz. isa olduğunu söylüyor. dostoyevski, baba eksikliğini devlet ve tanrı’yla telafi etmeye çalışıyor.
devamını gör...

benim için meraktır.

sadece yarın sabah uyandığımda neler olacağını merak ettiğim için bile yaşamaya devam edebilirim.*
devamını gör...

insanı derinden yaralayan, inanmak istemediği halde içten içe gerçekliğini bildiği ve ne yazık ki bununla yüzleşmek zorunda olduğu acı tecrübe.
devamını gör...

sevgi ve mutluluk içinde bebeklerini bekleyen bir çift görüyorum ya siz?
devamını gör...

kuzey amerika'nın güneyindeki tropik bölgelere,orta amerika'ya,karayipler'e ve güney amerika'nın kuzey bölgelerine özgü bir ağaçtır. sütleğen(euphorbia) cinsine aittir ve hippomane mancinella olarak da bilinir.yeşil olan meyvesi ise zehirli olup 'sahil elması' ya da 'zehirli guava' olarak isimlendirilmiştir.zaten bu ağacın ispanyolca adı arbol de la muerte yani ölüm ağacıdır.hatta guiness rekorlar kitabı'nın söylediğine göre kendisi dünyanın en tehlikeli ağacı oluyor.
bu ağaçların hemen önünde uyarı tabelaları veya gövdelerinde kırmızı çarpılara rastlanabilse de meyvesi yaban elmasına benzeyip güzel kokulu olduğu için yanlışlıkla tüketilebilir.bu da şiddetli kusma ve ishal sonucu ciddi dehidratasyon yaratabilir.bu da ağacın asıl ölüm tehlikesidir.ayrıca ağacın meyvesi de dahil her yerinde mevcut olan süt kıvamındaki yoğun salgısı cilt ile temas edip yanık benzeri şiddetli kabarcıklara neden olabilir.bu reaksiyonun nedeni ise özsuda yer alan toksinler ve daha da önemlisi forboldür.toksinler mikroorganizmalar tarafından salınır fakat forbol doğal olarak ağaç tarafından üretilen organik bir esterdir. forboller suda çok iyi çözünür ve bu nedenle yağmur yağdığında bu ağaçların altında durmak riskli olur.
bu ağaçlar doğal ekosistemde önemli bir yere sahip olduğu için onları kesmek ve yok etmek söz konusu değil.oluşturdukları sık çalılıklar erozyona karşı toprağı koruyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendi kendime ingilizce öğrenmeye başladığım ilk dönemlerde, turistin tekine acılı ve acısız kebabın tarifini yapmaya çalışırken ''hot'' kelimesinin aklıma gelmemesi sonucu ''kebap with pain, kebap without pain'' demem. baya gülmüştük.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim