değeri sonradan bilinen şeyler
çocukluk
devamını gör...
armysuzy
tanımlarını severek ve ilgiyle okuduğum, sözlüğün kalitesini yükselten bir yazar. tabii ki takipteyim.
devamını gör...
inception
christopher nolan'ın yönetmenliğini üstlendiği, imdb puanı 8.8 olarak belirlenen 2010 çıkışlı bilim kurgu ve aksiyon türünde bir filmdir.
leonardo di caprio filmdeki cobb rolünü çok iyi oynamış ve filmdeki esas görevi kişinin rüyasına girip bilinçaltına fikir yerleştirmek. rüya içinde rüya resmen.. finali çoğu kişi tarafından tam beğenilmese de ben çok sevdim. bir yandan da izleyicinin hayal dünyasına bırakılmış.
leonardo di caprio filmdeki cobb rolünü çok iyi oynamış ve filmdeki esas görevi kişinin rüyasına girip bilinçaltına fikir yerleştirmek. rüya içinde rüya resmen.. finali çoğu kişi tarafından tam beğenilmese de ben çok sevdim. bir yandan da izleyicinin hayal dünyasına bırakılmış.
devamını gör...
tuhaf bakışlı insanlar
bakışları bana yönelttiklerin de "ne bakıyorsun kardeşim, açıkta birşey mi gördün?" diyesim geliyor. sonra delidir belki diye vazgeçiyorum.
devamını gör...
ferhan şensoy
adam gibi yaşadı, adam gibi öldü. hepimizi bekleyen malûm sona ya da başlangıca doğru yelken açtı. artık gerçekten demirin tuncuna kaldık
devamını gör...
elm radyo'da (sözlük radyosu mini dizisi)
devamını gör...
t. e. lawrence
zekasına saydı duyduğun nadir insanların başında geliyor...
öncelikle şuradan başlamam gerekiyor ki bu zat, babasının bir hizmetçiyle olan cinsel birlikteliği sonrası dünyaya geldiği için çevresi tarafından çok fazla sıkıntı yaşıyor ve bu sıkıntı onu kendi başına olmaktan daha mutlu olan bir bireye dönüştürmekle kalmıyor, onu adeta bilgi birikimi konusunda çağdaşlarından çok daha yüksek bir yere taşıyor, yunanca aslından ilyada ve odysseia'yı ingilizceye çeviren kişi ta kendisidir...
bu adamın zekasına saygı duyduğum kısmı ise şurası... bilindiği üzere 1.dünya savaşının bir tık öncesi arkeoloji bilimi, mezopotamya coğrafyasında biraz paravan olarak kullanılıyordu, amaç ne idi? zaten çıkması kesin olan olası bir savaşta coğrafyayı oldukça tanımak ve yerel halkı osmanlıya karşı örgütlemek...
tabi bu ingiliz kısmı için öyleydi, alman kısmı da vardı bildiğimiz üzere mezopotamya'da kazı yapan, kimdi sahi o ünlü abimiz? max von oppenheim, kendisi müthiş bir istihbaratçı idi, o da olası ingiliz-fransız işgaline karşı yerel halkı osmanlıya karşı daima bağlı tutmak ve olası düşmanın arkeoloji faaliyetlerini yakından takip etmek idi, ama bu amcamızın bir kusuru vardı... yerel halktan oldukça uzak biriydi kendisi, bakmayın boy boy yerel halk gibi giyinmiş olduğuna, sadece maskeli balo*evet..* zamanlarında oryantalist bir havaya bürünürdü kendisi, kazı alanından yattığı ana dek batılı olan imajından asla ödün vermezdi, sonra yine buraya döneceğiz
nerede kalmıştık? lawrence... evet, kendisi mezopotamya ve arap yarımadasını bir güzel geziyor, bol bol kazılar yaptığı kadar stratejik alanları da araştırıyordu, nasıl stratejik alanları biliyor musunuz? olası bir isyanda, osmanlı ordusunu saf dışı bırakacak stratejik alanları, sahi nerelerdi buralar? elbette ki çöller... daha doğrusu, çöllerdeki su kuyuları... hepsinin yerlerini bulup kayıt etmekle kalmadı, hepsinin zehirlenmesini de sağladı kendisi...
dahası da, yerel halktan biri gibi olmayı öyle güzel başardı ki, herhangi bir fotoğrafa bakınca, yanındaki araplar ondan daha ingiliz gözükebiliyor, yanındaki nasıl ise onun şeklini almakla kalmamış, ondan bir tık daha sümsük bi durumda takılmış hep...
misal bakıyorsunuz,

thomas lowell ile birlikte, oldukça sümsük.

abdullah ile birlikte, apo'dan daha sümsük...

hogarth ile birlikte, sümsüklükten eser yok.
bugünün orta doğusunun nasıl birbirine karıştırılacağını sezmiş, insanların cahilliklerinden yararlanmış, ingiliz istihbaratı için inanılmaz derecede çaba göstermiş, aynı anda hem karadan hem denizden işgal etmek gibi bir kısmı inanılmaz kısıtlı bir haldeyken yapmayı başarmış, arkeoloji konusunda, kendisinin eminim ki "ablammmmmm" diye hitap ettiği arkeolog, casus ve yazar gertrude bell ile birlikte dünyaya birçok eser kazandırmış veyahut kazandırılmasına önayak olmuş çok zeki bir adam kendisi.
kendisini hiç sevmem ama zekasına çok büyük saygı duyarım.
öncelikle şuradan başlamam gerekiyor ki bu zat, babasının bir hizmetçiyle olan cinsel birlikteliği sonrası dünyaya geldiği için çevresi tarafından çok fazla sıkıntı yaşıyor ve bu sıkıntı onu kendi başına olmaktan daha mutlu olan bir bireye dönüştürmekle kalmıyor, onu adeta bilgi birikimi konusunda çağdaşlarından çok daha yüksek bir yere taşıyor, yunanca aslından ilyada ve odysseia'yı ingilizceye çeviren kişi ta kendisidir...
bu adamın zekasına saygı duyduğum kısmı ise şurası... bilindiği üzere 1.dünya savaşının bir tık öncesi arkeoloji bilimi, mezopotamya coğrafyasında biraz paravan olarak kullanılıyordu, amaç ne idi? zaten çıkması kesin olan olası bir savaşta coğrafyayı oldukça tanımak ve yerel halkı osmanlıya karşı örgütlemek...
tabi bu ingiliz kısmı için öyleydi, alman kısmı da vardı bildiğimiz üzere mezopotamya'da kazı yapan, kimdi sahi o ünlü abimiz? max von oppenheim, kendisi müthiş bir istihbaratçı idi, o da olası ingiliz-fransız işgaline karşı yerel halkı osmanlıya karşı daima bağlı tutmak ve olası düşmanın arkeoloji faaliyetlerini yakından takip etmek idi, ama bu amcamızın bir kusuru vardı... yerel halktan oldukça uzak biriydi kendisi, bakmayın boy boy yerel halk gibi giyinmiş olduğuna, sadece maskeli balo*evet..* zamanlarında oryantalist bir havaya bürünürdü kendisi, kazı alanından yattığı ana dek batılı olan imajından asla ödün vermezdi, sonra yine buraya döneceğiz
nerede kalmıştık? lawrence... evet, kendisi mezopotamya ve arap yarımadasını bir güzel geziyor, bol bol kazılar yaptığı kadar stratejik alanları da araştırıyordu, nasıl stratejik alanları biliyor musunuz? olası bir isyanda, osmanlı ordusunu saf dışı bırakacak stratejik alanları, sahi nerelerdi buralar? elbette ki çöller... daha doğrusu, çöllerdeki su kuyuları... hepsinin yerlerini bulup kayıt etmekle kalmadı, hepsinin zehirlenmesini de sağladı kendisi...
dahası da, yerel halktan biri gibi olmayı öyle güzel başardı ki, herhangi bir fotoğrafa bakınca, yanındaki araplar ondan daha ingiliz gözükebiliyor, yanındaki nasıl ise onun şeklini almakla kalmamış, ondan bir tık daha sümsük bi durumda takılmış hep...
misal bakıyorsunuz,

thomas lowell ile birlikte, oldukça sümsük.

abdullah ile birlikte, apo'dan daha sümsük...

hogarth ile birlikte, sümsüklükten eser yok.
bugünün orta doğusunun nasıl birbirine karıştırılacağını sezmiş, insanların cahilliklerinden yararlanmış, ingiliz istihbaratı için inanılmaz derecede çaba göstermiş, aynı anda hem karadan hem denizden işgal etmek gibi bir kısmı inanılmaz kısıtlı bir haldeyken yapmayı başarmış, arkeoloji konusunda, kendisinin eminim ki "ablammmmmm" diye hitap ettiği arkeolog, casus ve yazar gertrude bell ile birlikte dünyaya birçok eser kazandırmış veyahut kazandırılmasına önayak olmuş çok zeki bir adam kendisi.
kendisini hiç sevmem ama zekasına çok büyük saygı duyarım.
devamını gör...
normal sözlük kadınlarının sinirli oluşu
yok canım gayet ponçik kadınlarız biz…
taş yok mu taş, bize sinirli diyenlerin kafasına fırlatalım hele bi…
geçen yine sakinim….
taş yok mu taş, bize sinirli diyenlerin kafasına fırlatalım hele bi…
geçen yine sakinim….
devamını gör...
normal sözlük'te ilk artı oyu hangi yazardan aldınız sorusu
kuzeyin teyze kızı sıla.
devamını gör...
her şey para değil
fazla romantizm kokan cümle-cik.
devamını gör...
sözlükte kadın olmak
kafa sözlük erkekleri allahınız varsa bu başlığa fikir belirtmezsiniz..
devamını gör...
öğretmen tribi
öğretmenin trip anında söylediği cümleler: yarın sözlü yapıyorum.
sınava ekstra şu ünitede dahil.
zor sorucam ona göre çalışıp gelin.
listeden isim seçiyorum soru soracağım.
ama en iyisi , tamam ders anlatmıyorum siz okuyun öğrenin. ve ögrenci yalvarmaları yapmayın hocam nolur!
sınava ekstra şu ünitede dahil.
zor sorucam ona göre çalışıp gelin.
listeden isim seçiyorum soru soracağım.
ama en iyisi , tamam ders anlatmıyorum siz okuyun öğrenin. ve ögrenci yalvarmaları yapmayın hocam nolur!
devamını gör...
türkiye'de doğurganlık oranının düşmesi
niye herkes hamile o zaman.
devamını gör...
mihail baktin
mikhail mihayiloviç baktin ya da bakhtin. rus edebiyat kuramcısı.
dostoyevski romanına yönelik yaptığı saptamalar ve edebiyat teorisini temelinden sarsan, değiştiren kavramlarıyla tanınır. karnavalesk, bahtin'in kavramları dendiğinde ilk akla gelenlerdendir desek, yanılmayız; kutsalın baş aşağı çevrildiği, geleneklerden sapıldığı ve sınıfların birbirlerine karıştığı bu imgelem, bahtin'in okumaları için fazlasıyla özeldir; günlük hayatın ters yüz edildiği ve diyonizyak bir coşkunun, esrimenin kol gezdiği edebi metinleri bahtin, karnavalesk perspektifinde inceler. j. k. huysmans'ın la-bas adlı romanı, bu kavramın vücuda geldiği eserlerden biri olmak için fazlasıyla yeterli bir örnektir.
diyalojizm ise bahtin'in bir diğer önemli kavramıdır ki, bu kavramı bahtin, dostoyevski romanları aracılığı ile ele almıştır; diyalojik yaklaşıma göre her karakterin kendine yönelik bir sesi ve çıkarımları vardır, bunlar yazarın hayat görüşüyle, ve romanın ana karakterinin inançları ile ters düşebilir; yazar bu görüşleri eşitmişçesine aktarır ve böylelikle kahramanları arasında diyaloga dayalı bir ilişki kurarak aynı anda da kendisini otoritesinden soyutlar. diyalojizmin örneklerini, doğal olarak dostoyevski'nin bir çok romanında, ursula k. le guin kitaplarında, shakespeare'de bulabiliriz.
grotesk, kendisinin bir diğer önemli kavramıdır. grotesk beden ile edebiyatın geneline hakim olan bir beden imgesini kategorize eder bakhtin, yaşlıların pörsümüş bedenlerinin anlatıları, karnaval sırasındaki aşırı yemek ve içki tüketimi sonucu oluşan şişkinlikler ve ödemler, geğirtiler, dışkılamalar ve şişman bedenler, bakhtin'in grotesk anlatısında kendilerine yer bulurlar. françois rabelais'nin çalışmaları bu kavramın öne sürülmesinde bahtin'e ilham olmuştur. rabelais insanların siyasi çatışmalarını anatomi ile bağdaştırmış, bakhtin ise bunun izini sürmüştür diyebiliriz.
george r. r. martin'in romanlarında tarif edilen düğün ve eğlenceler, groteskin örnekleri açısından incelenebilir, hatta bunların game of thrones şeklindeki dizi adaptasyonunda dahi groteske örnek teşkil edecek sahneler bulmak fazlasıyla mümkündür.
bakhtin'in bunun dışında kronotop, heteroglossia gibi konseptleri de vardır, bunları da umarım ki başka bir giride ele alabilirim.
dostoyevski romanına yönelik yaptığı saptamalar ve edebiyat teorisini temelinden sarsan, değiştiren kavramlarıyla tanınır. karnavalesk, bahtin'in kavramları dendiğinde ilk akla gelenlerdendir desek, yanılmayız; kutsalın baş aşağı çevrildiği, geleneklerden sapıldığı ve sınıfların birbirlerine karıştığı bu imgelem, bahtin'in okumaları için fazlasıyla özeldir; günlük hayatın ters yüz edildiği ve diyonizyak bir coşkunun, esrimenin kol gezdiği edebi metinleri bahtin, karnavalesk perspektifinde inceler. j. k. huysmans'ın la-bas adlı romanı, bu kavramın vücuda geldiği eserlerden biri olmak için fazlasıyla yeterli bir örnektir.
diyalojizm ise bahtin'in bir diğer önemli kavramıdır ki, bu kavramı bahtin, dostoyevski romanları aracılığı ile ele almıştır; diyalojik yaklaşıma göre her karakterin kendine yönelik bir sesi ve çıkarımları vardır, bunlar yazarın hayat görüşüyle, ve romanın ana karakterinin inançları ile ters düşebilir; yazar bu görüşleri eşitmişçesine aktarır ve böylelikle kahramanları arasında diyaloga dayalı bir ilişki kurarak aynı anda da kendisini otoritesinden soyutlar. diyalojizmin örneklerini, doğal olarak dostoyevski'nin bir çok romanında, ursula k. le guin kitaplarında, shakespeare'de bulabiliriz.
grotesk, kendisinin bir diğer önemli kavramıdır. grotesk beden ile edebiyatın geneline hakim olan bir beden imgesini kategorize eder bakhtin, yaşlıların pörsümüş bedenlerinin anlatıları, karnaval sırasındaki aşırı yemek ve içki tüketimi sonucu oluşan şişkinlikler ve ödemler, geğirtiler, dışkılamalar ve şişman bedenler, bakhtin'in grotesk anlatısında kendilerine yer bulurlar. françois rabelais'nin çalışmaları bu kavramın öne sürülmesinde bahtin'e ilham olmuştur. rabelais insanların siyasi çatışmalarını anatomi ile bağdaştırmış, bakhtin ise bunun izini sürmüştür diyebiliriz.
george r. r. martin'in romanlarında tarif edilen düğün ve eğlenceler, groteskin örnekleri açısından incelenebilir, hatta bunların game of thrones şeklindeki dizi adaptasyonunda dahi groteske örnek teşkil edecek sahneler bulmak fazlasıyla mümkündür.
bakhtin'in bunun dışında kronotop, heteroglossia gibi konseptleri de vardır, bunları da umarım ki başka bir giride ele alabilirim.
devamını gör...
büyük granüler lenfositik lösemi
stat-3 mutasyonu ile ilişkili, romatolojik hastalıklarla birlikteliği sık lösemidir.
örnek olarak felty sendromuna bağlı görülebilir.
örnek olarak felty sendromuna bağlı görülebilir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının bir hayat felsefesi var mı sorunsalı
bir insan değerini kendi belirlemeli. kendine biçilen değeri başkalarının eline bırakmamalı eğer değerimizi başkalarının belirlemesine izin verirsek ya onların bize verdiği kadar olacağız ya o kişi gittiğinde verdiği değeride alıp gidecek ve değersizleşeceğiz. değerimi bilmek en büyük değerimdir.
devamını gör...
anneler günü
2007 yılından beri annesizim.
alışılmıyor, kanıksanmıyor, unutulmuyor.
öylece orada duruyor.
canım yansa, başım sıkışsa kullanabileceğim bir kelimem yok, her halimle beni seven tek insan artık yok.
güzel, değişik, hafif deli bir kadındı, çok güçlü, çok inat, çok korumacı.
kardeşler arasından onun o çoğu zaman boğucu korumasından ilk ve tek kurtulan ben oldum, o yüzden bana hem çok kızar hem de alttan alta saygı gibi bişi duyardı, şimdi hayatta olsa "aferin lan hıyar" derdi bak, ondan da eminim..*
özledim kız seni be anne, bu yaşta hem de?
neyse..
sözlükteki tüm annelerin, tüm kadınların anneler gününü kutlarım.
çok yaşayın!
alışılmıyor, kanıksanmıyor, unutulmuyor.
öylece orada duruyor.
canım yansa, başım sıkışsa kullanabileceğim bir kelimem yok, her halimle beni seven tek insan artık yok.
güzel, değişik, hafif deli bir kadındı, çok güçlü, çok inat, çok korumacı.
kardeşler arasından onun o çoğu zaman boğucu korumasından ilk ve tek kurtulan ben oldum, o yüzden bana hem çok kızar hem de alttan alta saygı gibi bişi duyardı, şimdi hayatta olsa "aferin lan hıyar" derdi bak, ondan da eminim..*
özledim kız seni be anne, bu yaşta hem de?
neyse..
sözlükteki tüm annelerin, tüm kadınların anneler gününü kutlarım.
çok yaşayın!
devamını gör...
nişanlılığın üçüncü yılında evlilik isteyen nişanlı
biraz daha beklerse nişanlılıktan emekli olabilecek nişanlıdır.
devamını gör...

