kadınları anlamak
kadınları anlamak biraz karmaşık olsa da, bunlara madde madde değineceğim.
varsayımlarda bulunma: herhangi bir kişiyle ilgili her şeyi bildiğinizi düşünürseniz boku yediniz arkadaş ! bir kadını tanımaya başlarken, ne düşündüğü ya da hissettiği hakkındaki varsayımları bırakarak başla. onun hayatı, tercihleri veya temel inançları hakkında her şeyi bildiğin sanma.
örneğin, ilişkisi yoksa, yalnız olduğunu ve bir ilişki aradığını varsaymayın. ayrıca her kadın romantik erkeklerden hoşlanır diye de bir şey yok!
kendi kendine kafanda salak salak şeyler kurmaktan vazgeç! kuruntu yapmadan önce dur ve kendine sor: neden böyle düşünüyorum? buna inanmam için bir sebebim var mı?
karşınızda ki bir birey: asla ve asla unutma, her kadın erkekler gibi benzersiz ve bireyseldir. kendi yaşam öyküsü ve tecrübeleri var. onu tanıdıkça, cinsiyetine ya da nasıl bir kadın “olması gerektiği” konusundaki önyargılarına saplanmadan önce onun bir birey olduğunun farkına var.
'' kadınlar toplum içinde sesli gülemez '' sen kimsin be dalyarak!
'' bacağında kocaman dövmesi var, kesin yollu bu '' hassiktir oradan.
sorular sorun: karşınızda ki kadını anlamanın ve tanımanın en iyi yollarından biri ona sorular sormaktır. soruları çok kişisel veya rahatsız edici hale getirmeyin, özellikle de onu çok iyi tanımıyorsanız. örneğin, ona aşağıdaki gibi şeyler sorabilirsiniz:
'' eğlenmek için neler yaparsın? ''
'' bu konu hakkında ne düşünüyorsun? ''
'' neden bu mesleği yapmaya karar verdin ''
dinleyin: sorular sormak ve sohbet etmek, bir kadını anlamana ancak söylediklerine gerçekten dikkat edersen yardımcı olur. konuştuğunda, söylediklerini anlamak için çaba göster. daha sonra söyleyeceğin şeyi planlayarak tüm konuşmanın içine etme. bunun yerine, onu dinle ve nasıl yanıt vereceğine karar ver. anlattığı bir şeyi anlamadıysan, sor, çekinme ulen!
örneğin, '' diyarbakırlılar dan nefret ediyorsun çünkü onlar tarafından çok fazla kazık yedin doğru mu? ''
vücut diline dikkat: kadınları dinlemek onları anlamanın tek yolu maalesef değil. yüz ifadeleri ve mimikleri gibi sözlü olmayan ipuçlarına da dikkat etmek çok önemlidir. bir kadınla vakit geçirirken veya onunla sohbet ederken yüzünü ve vücut hareketlerini izleyin.
örneğin, göz teması kuruyorsa, gülümsüyorsa ve kollarının sarkmasına izin veriyorsa, muhtemelen rahat hissediyordur. yere bakıp kollarını birbirine bağlıyorsa, gergin, utangaç, sıkılmış hissediyor olabilir.
kendini onun yerine koy: empati yapmak, bir kadını anlamanın en önemli parçasıdır. kendini onun yerinde hayal etmeye çalış. aynı durumda ne yapardın diye kendine sor .
örneğin, kendi kendine şöyle düşünebilirsin, ' cansu'nun bazen canı çok sıkkın gözüküyor, muhtemelen uzun süredir tatil yapmadan çalıştığı için bunalmış ' gibi.
büyük resmi yakala: cinsiyetlerin yasal ve sosyal olarak eşit kabul edildiği bir toplumda yaşıyor olsak bile ( ahahahah ), kadınların bir ton problemleri vardır. kadınları tek tek anlamak için, büyük resme bak ve toplum tarafından yapılan baskıyı anlamaya çalış.
örneğin, bir kadın, kadın olmanın zorluklarından bahsederse, asla ve asla küçümseme, tartışma. açık fikirli ol ve olaylara onun bakış açısından bakmaya çalış.
- çıkarın ulen at gözlüklerinizi.
varsayımlarda bulunma: herhangi bir kişiyle ilgili her şeyi bildiğinizi düşünürseniz boku yediniz arkadaş ! bir kadını tanımaya başlarken, ne düşündüğü ya da hissettiği hakkındaki varsayımları bırakarak başla. onun hayatı, tercihleri veya temel inançları hakkında her şeyi bildiğin sanma.
örneğin, ilişkisi yoksa, yalnız olduğunu ve bir ilişki aradığını varsaymayın. ayrıca her kadın romantik erkeklerden hoşlanır diye de bir şey yok!
kendi kendine kafanda salak salak şeyler kurmaktan vazgeç! kuruntu yapmadan önce dur ve kendine sor: neden böyle düşünüyorum? buna inanmam için bir sebebim var mı?
karşınızda ki bir birey: asla ve asla unutma, her kadın erkekler gibi benzersiz ve bireyseldir. kendi yaşam öyküsü ve tecrübeleri var. onu tanıdıkça, cinsiyetine ya da nasıl bir kadın “olması gerektiği” konusundaki önyargılarına saplanmadan önce onun bir birey olduğunun farkına var.
'' kadınlar toplum içinde sesli gülemez '' sen kimsin be dalyarak!
'' bacağında kocaman dövmesi var, kesin yollu bu '' hassiktir oradan.
sorular sorun: karşınızda ki kadını anlamanın ve tanımanın en iyi yollarından biri ona sorular sormaktır. soruları çok kişisel veya rahatsız edici hale getirmeyin, özellikle de onu çok iyi tanımıyorsanız. örneğin, ona aşağıdaki gibi şeyler sorabilirsiniz:
'' eğlenmek için neler yaparsın? ''
'' bu konu hakkında ne düşünüyorsun? ''
'' neden bu mesleği yapmaya karar verdin ''
dinleyin: sorular sormak ve sohbet etmek, bir kadını anlamana ancak söylediklerine gerçekten dikkat edersen yardımcı olur. konuştuğunda, söylediklerini anlamak için çaba göster. daha sonra söyleyeceğin şeyi planlayarak tüm konuşmanın içine etme. bunun yerine, onu dinle ve nasıl yanıt vereceğine karar ver. anlattığı bir şeyi anlamadıysan, sor, çekinme ulen!
örneğin, '' diyarbakırlılar dan nefret ediyorsun çünkü onlar tarafından çok fazla kazık yedin doğru mu? ''
vücut diline dikkat: kadınları dinlemek onları anlamanın tek yolu maalesef değil. yüz ifadeleri ve mimikleri gibi sözlü olmayan ipuçlarına da dikkat etmek çok önemlidir. bir kadınla vakit geçirirken veya onunla sohbet ederken yüzünü ve vücut hareketlerini izleyin.
örneğin, göz teması kuruyorsa, gülümsüyorsa ve kollarının sarkmasına izin veriyorsa, muhtemelen rahat hissediyordur. yere bakıp kollarını birbirine bağlıyorsa, gergin, utangaç, sıkılmış hissediyor olabilir.
kendini onun yerine koy: empati yapmak, bir kadını anlamanın en önemli parçasıdır. kendini onun yerinde hayal etmeye çalış. aynı durumda ne yapardın diye kendine sor .
örneğin, kendi kendine şöyle düşünebilirsin, ' cansu'nun bazen canı çok sıkkın gözüküyor, muhtemelen uzun süredir tatil yapmadan çalıştığı için bunalmış ' gibi.
büyük resmi yakala: cinsiyetlerin yasal ve sosyal olarak eşit kabul edildiği bir toplumda yaşıyor olsak bile ( ahahahah ), kadınların bir ton problemleri vardır. kadınları tek tek anlamak için, büyük resme bak ve toplum tarafından yapılan baskıyı anlamaya çalış.
örneğin, bir kadın, kadın olmanın zorluklarından bahsederse, asla ve asla küçümseme, tartışma. açık fikirli ol ve olaylara onun bakış açısından bakmaya çalış.
- çıkarın ulen at gözlüklerinizi.
devamını gör...
tebessüm-i elem
hüseyin rahmi gürpınar romanı, 1920 yılında ıstanbul'da basılıyor ki, ben bu baskısını okudum. evet kitabın dili ağır, eski türkçe bütün baskısını hissettiriyor.
burada sonra yazdıklarım spoiler içerebilir.
eksi sozluk'te dahi sadece üzerine tek bir yazı olan, 500 yakın sayfa sayısıyla aslında geniş hacimli bir romandan bahsediyoruz. klasik olarak, tüm osmanlı son dönemi romanlarında gördüğümüz gibi, modernizm ile klasik dönemin arasında kalan bir karakter söz konusu. kenan, son derece modern batı eğitimi almış ve tüm fikriyatını bunun üzerine kurmuş bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. aynı şekilde kenan gibi eğitim almış, bir başka karakter ise ragıbe. bir başka karakter ise, eğitimle betimlemenin kabil olmadığı, vuslat adlı kerhanede çalışan bir kadın. roman aslında bu üç karakter üzerinden ilerliyor.
ragıbe ile kenan istanbul'un dönemin anlayışına uygun bir şekilde, parkta tesadüf ederek karşılaşıyorlar. evlilik çağında olan ragıbe, kapıya gelen damat adaylarını bir şekilde, defediyor. hüseyin rahmi istemeye gelen bir takım kadınları beyinsizlikle itham ediyor, çünkü sadece bir duyum üzerine kapı çalıp, "evde gelinlik kız varmış, bir görelim" diye gelenler var. ragıbe, dediğim gibi batı eğitimi almış, görücü usulü bir evliliğe mesafeli yaklaşıyor. hüseyin rahmi bu tür yüksek eğitim almış, kadınların cemiyet hayatında, iş bulmak yerine evde koca bekleyerek sisteme kanalize olmaya çalışmalarını ciddi eleştiri getirerek sistemi suçluyor. aslında, ileride tüm kıyametin kopacağı nokta, burası oluyor. çünkü aslında romanda ağırlık merkezi kenan'ın "sapkınlığı, düşkünlüğü" iken, aynı kafa yapısıyla yola çıkan iki karakter var. nedir bu kafa yapısı? ikisi de, artık dönemin değiştiğini, modernizmin vazgeçilmez bir olgu olduğunu, dönemin ruhunun dışında kalmanın mümkün olmadığına inanan iki karakter. bir romanda, çok fazla altını çizmek huyum olmasa da, buranın ve dahi birçok yerin altını çizmiş bulunuyorum çünkü dönem romanları, benim gibi tarihçiler için bulunmaz bir nimet olabilir.
yukarıda bahsettiğim gibi kenan ile ragıbe bir parkta tesadüf edip tanışıyorlar, elbette bu tanışma dönemin ruhuna göre uzun süre sadece bakışmalar ve selamlasmalar ile ilerliyor. dönemin romanlarında okuyanlar bilir, bir husus dikkat çekiyor, evlerin içinde bugün bile
bahsettiğim satırlar, şudur
" kadınlarımızın dimağları beyhude sıkletletden, çocuklarımız kundaklar dan azat edilmelidir. avrupa'daki feminizm cüretlerini, savletlerini görüyor musunuz? bugün cins-i latif, kütle-i ricale karşı yumruklarını göstererek" biz insaniyetin nısfıyız. hukukta istisna olmaz. biz de doğduğumuz memleketin hava-yi hürriyetini tamamıyla teneffüs hakk-ı tabiisine malikiz. musavat ancak bu tatbik-i kamili ile tazannum-ı ma'na edebilir. yoksa boş bir söz olur. bir milletin nısfı hür, nısfı esir olamaz. esir analardan hür çocuk doğmaz. hürriyet inkisama, inhisara uğrayınca muzır olur. hürriyet-i asliyye mutegallibenin hürriyeti demek değildir. biz artık, münhasıran sizin dest-i lutfunuzla yaşamak istemiyoruz. çekiliniz, menabi-i ma'iset bizim için de açılsın. biz de avukat, tabip, muntehab, mebus, nazır olmak istiyoruz, diyorlar. dava'yı insaniyet ediyorlar. bizdeki kadınlar, niçin kabiliyet-i beserriyelerini göstermekten men edilsin? rical ve nisvan el ele verelim. sema-yi terrakinin guneslerine doğru koşalım. yaşamak çalışmak demektir. mesaisiz hayat, ölümün sekl-i dunyevisidir."
kenan ragıbe ile tanıştığı dönemde, henüz ilk görüşmelerde yukarıda alıntıladıgım görüşlere sahip bir muptezel. kadın haklarından, hürriyetten, çalışmaktan bahseden kenan, ragıbe ile bir süre sonra evlenince romanın ikinci boyutu giriyor devreye. hüseyin rahmi burada, türk insanı paradoksunu, iki yüzlülüğünü özgün bir hikaye ile ortaya koyuyor. son derece özgürlükçü ve kadın hakları savunucusu kenan, evlilikten sonra, eğitimsiz fakat ragıbe'den çok daha güzel bir kadına tutuluyor. kenan bu uğurda o kadar rezil bir duruma düşüyor ki, zeki demirkubuz'un masumiyet filmindeki haluk bilginer ile aynı duruma geliyor. o kadar çok benzerlik car ki, zeki'nin arakladığını bile düşündüm.
ancak, mesele bu değil. kenan evlilikten sonra, vuslat adlı karaktere tutulunca, tamamen doğulu bir prototipe bürünüyor. ragibe'yi bosamiyor, aylarca eve uğramıyor. ragibe'nin aile gelirlerini, vuslat uğruna harcıyor. sorun şu, bu donemde kadınların boşanma hakkı yok, o yukarıdaki kenan gidiyor, yerine geleneksel tavra bürünen başka bir adam geliyor. ragıbe bir yerde, "artık yenicerilik döneminde değiliz, bosayacaksın" diyor. en nihayetinde, roman o kadar iyi ki, ragıbe vuslat ile kenan kaldığı yeri basıp silah çekerek, boşanıyor.
yıl 1912, çarşaflı peçeli bir genç kız, fesli çağdaş eğitim alan bir entelektüel erkek. zerre eğitimi olmayan, bütün işi düşkün erkekleri yolmak olan bir kadın. üçünün yolu kesismeden önce, diğer iki karakter son derece ilerici fikirlerle evleniyor. feminizm, özgürlük. erkek 6 ay sonra sıkılıyor, geleneksel tavra dönüyor, başka kadınların peşinden koşuyor. burada ragıbe vnin eğitimli olmasına rağmen, kadınlar cemiyet hayatında henüz olmadıkları için, mecbur ev hayatını tercih ediyor. sonra vuslat ile tanışıyor kenan, kadın kenan'ı avucunun içine alıp, soyup soğana çeviriyor. ragıbe gidiyor, kenan en son dövülüp sokağa atılıyor. türk insanı dusunce ile gerçek arasında sallanıp duruyor.
en nihayetinde cumhuriyetin ayak sesleri isitiliyor, romanın bence en iyi yanı buydu.
burada sonra yazdıklarım spoiler içerebilir.
eksi sozluk'te dahi sadece üzerine tek bir yazı olan, 500 yakın sayfa sayısıyla aslında geniş hacimli bir romandan bahsediyoruz. klasik olarak, tüm osmanlı son dönemi romanlarında gördüğümüz gibi, modernizm ile klasik dönemin arasında kalan bir karakter söz konusu. kenan, son derece modern batı eğitimi almış ve tüm fikriyatını bunun üzerine kurmuş bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. aynı şekilde kenan gibi eğitim almış, bir başka karakter ise ragıbe. bir başka karakter ise, eğitimle betimlemenin kabil olmadığı, vuslat adlı kerhanede çalışan bir kadın. roman aslında bu üç karakter üzerinden ilerliyor.
ragıbe ile kenan istanbul'un dönemin anlayışına uygun bir şekilde, parkta tesadüf ederek karşılaşıyorlar. evlilik çağında olan ragıbe, kapıya gelen damat adaylarını bir şekilde, defediyor. hüseyin rahmi istemeye gelen bir takım kadınları beyinsizlikle itham ediyor, çünkü sadece bir duyum üzerine kapı çalıp, "evde gelinlik kız varmış, bir görelim" diye gelenler var. ragıbe, dediğim gibi batı eğitimi almış, görücü usulü bir evliliğe mesafeli yaklaşıyor. hüseyin rahmi bu tür yüksek eğitim almış, kadınların cemiyet hayatında, iş bulmak yerine evde koca bekleyerek sisteme kanalize olmaya çalışmalarını ciddi eleştiri getirerek sistemi suçluyor. aslında, ileride tüm kıyametin kopacağı nokta, burası oluyor. çünkü aslında romanda ağırlık merkezi kenan'ın "sapkınlığı, düşkünlüğü" iken, aynı kafa yapısıyla yola çıkan iki karakter var. nedir bu kafa yapısı? ikisi de, artık dönemin değiştiğini, modernizmin vazgeçilmez bir olgu olduğunu, dönemin ruhunun dışında kalmanın mümkün olmadığına inanan iki karakter. bir romanda, çok fazla altını çizmek huyum olmasa da, buranın ve dahi birçok yerin altını çizmiş bulunuyorum çünkü dönem romanları, benim gibi tarihçiler için bulunmaz bir nimet olabilir.
yukarıda bahsettiğim gibi kenan ile ragıbe bir parkta tesadüf edip tanışıyorlar, elbette bu tanışma dönemin ruhuna göre uzun süre sadece bakışmalar ve selamlasmalar ile ilerliyor. dönemin romanlarında okuyanlar bilir, bir husus dikkat çekiyor, evlerin içinde bugün bile
bahsettiğim satırlar, şudur
" kadınlarımızın dimağları beyhude sıkletletden, çocuklarımız kundaklar dan azat edilmelidir. avrupa'daki feminizm cüretlerini, savletlerini görüyor musunuz? bugün cins-i latif, kütle-i ricale karşı yumruklarını göstererek" biz insaniyetin nısfıyız. hukukta istisna olmaz. biz de doğduğumuz memleketin hava-yi hürriyetini tamamıyla teneffüs hakk-ı tabiisine malikiz. musavat ancak bu tatbik-i kamili ile tazannum-ı ma'na edebilir. yoksa boş bir söz olur. bir milletin nısfı hür, nısfı esir olamaz. esir analardan hür çocuk doğmaz. hürriyet inkisama, inhisara uğrayınca muzır olur. hürriyet-i asliyye mutegallibenin hürriyeti demek değildir. biz artık, münhasıran sizin dest-i lutfunuzla yaşamak istemiyoruz. çekiliniz, menabi-i ma'iset bizim için de açılsın. biz de avukat, tabip, muntehab, mebus, nazır olmak istiyoruz, diyorlar. dava'yı insaniyet ediyorlar. bizdeki kadınlar, niçin kabiliyet-i beserriyelerini göstermekten men edilsin? rical ve nisvan el ele verelim. sema-yi terrakinin guneslerine doğru koşalım. yaşamak çalışmak demektir. mesaisiz hayat, ölümün sekl-i dunyevisidir."
kenan ragıbe ile tanıştığı dönemde, henüz ilk görüşmelerde yukarıda alıntıladıgım görüşlere sahip bir muptezel. kadın haklarından, hürriyetten, çalışmaktan bahseden kenan, ragıbe ile bir süre sonra evlenince romanın ikinci boyutu giriyor devreye. hüseyin rahmi burada, türk insanı paradoksunu, iki yüzlülüğünü özgün bir hikaye ile ortaya koyuyor. son derece özgürlükçü ve kadın hakları savunucusu kenan, evlilikten sonra, eğitimsiz fakat ragıbe'den çok daha güzel bir kadına tutuluyor. kenan bu uğurda o kadar rezil bir duruma düşüyor ki, zeki demirkubuz'un masumiyet filmindeki haluk bilginer ile aynı duruma geliyor. o kadar çok benzerlik car ki, zeki'nin arakladığını bile düşündüm.
ancak, mesele bu değil. kenan evlilikten sonra, vuslat adlı karaktere tutulunca, tamamen doğulu bir prototipe bürünüyor. ragibe'yi bosamiyor, aylarca eve uğramıyor. ragibe'nin aile gelirlerini, vuslat uğruna harcıyor. sorun şu, bu donemde kadınların boşanma hakkı yok, o yukarıdaki kenan gidiyor, yerine geleneksel tavra bürünen başka bir adam geliyor. ragıbe bir yerde, "artık yenicerilik döneminde değiliz, bosayacaksın" diyor. en nihayetinde, roman o kadar iyi ki, ragıbe vuslat ile kenan kaldığı yeri basıp silah çekerek, boşanıyor.
yıl 1912, çarşaflı peçeli bir genç kız, fesli çağdaş eğitim alan bir entelektüel erkek. zerre eğitimi olmayan, bütün işi düşkün erkekleri yolmak olan bir kadın. üçünün yolu kesismeden önce, diğer iki karakter son derece ilerici fikirlerle evleniyor. feminizm, özgürlük. erkek 6 ay sonra sıkılıyor, geleneksel tavra dönüyor, başka kadınların peşinden koşuyor. burada ragıbe vnin eğitimli olmasına rağmen, kadınlar cemiyet hayatında henüz olmadıkları için, mecbur ev hayatını tercih ediyor. sonra vuslat ile tanışıyor kenan, kadın kenan'ı avucunun içine alıp, soyup soğana çeviriyor. ragıbe gidiyor, kenan en son dövülüp sokağa atılıyor. türk insanı dusunce ile gerçek arasında sallanıp duruyor.
en nihayetinde cumhuriyetin ayak sesleri isitiliyor, romanın bence en iyi yanı buydu.
devamını gör...
annenin en iyi olduğu konu
dua etmektir.
devamını gör...
konuşurken karşı tarafın gözünün içine bakmak
gözlerinin içine bakmak; ben seni son derece dikkatle dinliyorum, buradayım demek olduğu için insan ilişkilerinde çok önemli bir yeri olabilir.
baktığınız kişinin tam olarak gözlerinin içine değil, iki kaşının ortasına bakarsanız da gözlerinin içine bakmış gibi izlenim verebilirsiniz. en gözü pek öğretmenlerle baş etme taktiğim buydu benim.
baktığınız kişinin tam olarak gözlerinin içine değil, iki kaşının ortasına bakarsanız da gözlerinin içine bakmış gibi izlenim verebilirsiniz. en gözü pek öğretmenlerle baş etme taktiğim buydu benim.
devamını gör...
şimdi karşıya geçebilirsiniz
saol cınım.
devamını gör...
lc waikiki
sırf alışveriş yapan kesimini kaybetmemek için saçma sapan açıklama yapan yönetimdir. gökkuşağı, tek boynuzlu at gibi figürler giyilirse eşcinsel olunurmuş. renk sayısını da azalttılar. giydiğimiz şeylerin yönelimimizi sekillendirmedigini bir gün anlayabilirlerse bu cahilliklerinden ve gerici hareketlerinden kurtulurlar.
bunlardan bir tanesi
bunlardan bir tanesi
devamını gör...
çıldırmak üzereyken yapmamız gerekenler
kapıyı vurup çıkın.
devamını gör...
ezhel'in bu hükümet meşruiyetini tamamen yitirmiştir açıklaması
22 nisan 2021 tarihli ezhel açıklamasıdır.
ben ezhel'i müziğinin yanında bu hali ile de çok seviyorum, çünkü kendisi 4 yıl önce müptezhel albümünü çıkartmadan önce, yani bizim gibi ortalama geliri olan bir türk genci durumundayken, bizim yaşadığımız her şeyi yaşadı. yeri geldi kirasını çıkartamadı yeri geldi sokakta müzik yapıp akşam eğlence parasını çıkarttı, yeri geldi saçları ve küpeleri yüzünden hor görüldü yeri geldi düşünceleri yüzünden yargılandı.
ama sonra albümü tuttu, en ünlü festivallerde en kalabalık sahneleri yaptı, dünyanın en başarılı rapçileriyle görüştü, statüsünü yükseltti, almanya'ya taşındı, ama hala kendisi ülkesinde olanlar ile ilgili, bu özelliğini kaybetmedi. neden çünkü hala kendi gibi olan gençler olduğunu biliyor, zamanında yaşadığı sıkıntıları bu ülkede insanların çok daha büyük şekilde yaşadığını biliyor ve buna karşı ses çıkartıyor. kendi genç kitlesini uyuşturucuya değil, hakkını yiyene, parasını çalana ses çıkartmaya özendiriyor.
ezhel'in bir halk sanatçısı olduğunu kanıtlar nitelikte açıklamalarından sadece bir tanesidir diyelim.
ben ezhel'i müziğinin yanında bu hali ile de çok seviyorum, çünkü kendisi 4 yıl önce müptezhel albümünü çıkartmadan önce, yani bizim gibi ortalama geliri olan bir türk genci durumundayken, bizim yaşadığımız her şeyi yaşadı. yeri geldi kirasını çıkartamadı yeri geldi sokakta müzik yapıp akşam eğlence parasını çıkarttı, yeri geldi saçları ve küpeleri yüzünden hor görüldü yeri geldi düşünceleri yüzünden yargılandı.
ama sonra albümü tuttu, en ünlü festivallerde en kalabalık sahneleri yaptı, dünyanın en başarılı rapçileriyle görüştü, statüsünü yükseltti, almanya'ya taşındı, ama hala kendisi ülkesinde olanlar ile ilgili, bu özelliğini kaybetmedi. neden çünkü hala kendi gibi olan gençler olduğunu biliyor, zamanında yaşadığı sıkıntıları bu ülkede insanların çok daha büyük şekilde yaşadığını biliyor ve buna karşı ses çıkartıyor. kendi genç kitlesini uyuşturucuya değil, hakkını yiyene, parasını çalana ses çıkartmaya özendiriyor.
ezhel'in bir halk sanatçısı olduğunu kanıtlar nitelikte açıklamalarından sadece bir tanesidir diyelim.
devamını gör...
17 şubat 2021 uludağ'da intihar eden doktor
psikolojik rahatsızlıkların ne kadar ciddi olduğunun bir kanıtı niteliğindedir. elbet ki özel ve kaldıramadığı bir derdi olabilir ama bunlarda kronikleşen psikolojik rahatsızlıkların zeminini oluşturan etkenler zaten. çok üzücü bir kayıp.
devamını gör...
yoldaş bakkal rozet önerileri
ramiz dayı ve ezel olsa fena olmazdı dediğim başlıktır.
devamını gör...
depresyona giren balık
o hafıza ile depresyona girmek sıkıntı olmaz zaten . bir kaç saniyeye çıkılır oralardan.
devamını gör...
dövme yaptırmak
hayatımda aldığım en iyi kararlardan biri olabilir. açıkçası yaptırana kadar oldukça tereddütlüydüm ölene kadar vücudumda bu dövmeyi taşımaktan memnun olacak mıyım diye fakat ince eleyip sık dokuyarak tam olarak beni ifade eden bir dövme yaptırdım. ve şimdi çok mutluyum. hatta sizinle de paylaşmak istiyorum, sizce de güzel mi? yorumlarda belirtebilirsiniz.
devamını gör...
üvercinka
cemal süreya'nın aşık olduğu güvercin kanatlı kadına taktığı isimdir. aynı zamanda ilk şiir kitabıdır
"bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek."
devamını gör...
tüm yazarların profilinde kurucu yazması
görünce şaşırdım ve mutlu oldum. çok güzel düşünülmüş. o zaman 23 nisan kutlu, mutlu olsun. (konfeti emojisi)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
herkes bir gün bir yerde masumiyetini kaybeder,
ve ondan sonraki tüm günahların bedeli peşin ödenmiştir... *
ve ondan sonraki tüm günahların bedeli peşin ödenmiştir... *
devamını gör...
bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak
bizim coğrafyamızın artık kangrene dönüşmüş sorunu.
halbuki beynin öğrenme biçimi hep aynıdır, bebekken, çocukken, yetişkin olduğumuzda.
bilgi parçacıkları birleşir, sentezleme yoluyla yorumlar. duyduklarını okuduklarını gördüklerini biriktirip sentezleyebilmek için yeterince bilgi biriktirmiş olmak gerekir. biriktirdiğin bilgiler arttıkça vardığın sentez doğruya yakınsar.
yoksa lozan'ın 2023'de süresinin dolduğuna da, hitler'in uzaylılarla temasta olduğuna da,
beethoven'un tamamen sağır olup o konçertoları bestelediğine de inanırsın.
okumadan, araştırmadan, bir kaç kaynaktan bilgiyi teyit etmeden üfürüyorsan bunun tek açıklaması ego mastürbasyonudur, o da kimseyi hiç bir yere taşımaz.
halbuki beynin öğrenme biçimi hep aynıdır, bebekken, çocukken, yetişkin olduğumuzda.
bilgi parçacıkları birleşir, sentezleme yoluyla yorumlar. duyduklarını okuduklarını gördüklerini biriktirip sentezleyebilmek için yeterince bilgi biriktirmiş olmak gerekir. biriktirdiğin bilgiler arttıkça vardığın sentez doğruya yakınsar.
yoksa lozan'ın 2023'de süresinin dolduğuna da, hitler'in uzaylılarla temasta olduğuna da,
beethoven'un tamamen sağır olup o konçertoları bestelediğine de inanırsın.
okumadan, araştırmadan, bir kaç kaynaktan bilgiyi teyit etmeden üfürüyorsan bunun tek açıklaması ego mastürbasyonudur, o da kimseyi hiç bir yere taşımaz.
devamını gör...



