günaydın sözlük
günaydın sözlük…
ama öyle günlerce, haftalarca, aylarca heyecanla beklenilen, bilmem kaçıncı yıl gazi koşusu’nu birkaç boy farkla kazanmış üç yaş ve üzeri ingiliz yarış atıymışsınız da, o cimriliklerden cimrilik beğenen olmaz olası sahibiniz, sizin sayenizde milyör milyör liraları cukkalayıp; o milyör milyör liralardan sizin payınıza ödül diye yarım kilo havuç* ayırmış gibi, her şeyden bi’haber, farkındalığı düşük bir günaydın değil elbette…
değerli yarışseverlerin, kuponlarına yazmadıkları yetmiyormuş gibi bi de size “eşek” yakıştırması yaptığı ama son 400’e girilirken dış kulvardan yaptığınız atakları görmüşler gibi, bi’de üzerine 2 boy farkla kazandığınız birincilikle, o had bilmez değerli yarışseverlere kuponlarını yırttırırken bundan sapıkça bir haz almışsınız gibi müthişli bir günaydın…
okeyde ara taşlı,
ganyanda karataş’lı bir günaydın…
ama öyle günlerce, haftalarca, aylarca heyecanla beklenilen, bilmem kaçıncı yıl gazi koşusu’nu birkaç boy farkla kazanmış üç yaş ve üzeri ingiliz yarış atıymışsınız da, o cimriliklerden cimrilik beğenen olmaz olası sahibiniz, sizin sayenizde milyör milyör liraları cukkalayıp; o milyör milyör liralardan sizin payınıza ödül diye yarım kilo havuç* ayırmış gibi, her şeyden bi’haber, farkındalığı düşük bir günaydın değil elbette…
değerli yarışseverlerin, kuponlarına yazmadıkları yetmiyormuş gibi bi de size “eşek” yakıştırması yaptığı ama son 400’e girilirken dış kulvardan yaptığınız atakları görmüşler gibi, bi’de üzerine 2 boy farkla kazandığınız birincilikle, o had bilmez değerli yarışseverlere kuponlarını yırttırırken bundan sapıkça bir haz almışsınız gibi müthişli bir günaydın…
okeyde ara taşlı,
ganyanda karataş’lı bir günaydın…
devamını gör...
mustafa fehmi kubilay
sapkın yobaz teröristler tarafından katledilen cumhuriyet şehidi.
türk evladı.
23 aralık 1930 günü, erenköylü derviş mehmet ve altı arkadaşıyla beraber menemen hükümet konağına gelerek, “ben mehdiyim, dinimiz mahvoluyor, şeriatı kurtarmaya geldim” diye bağırmaya başlamıştı. halkı şeriat için bayrak altında toplamaya davet ediyordu. büyük bir kalabalık tekbirler getirerek toplanmaya başlamıştı. menemen’de yedek subaylığını yapmakta olan öğretmen kubilay bu olaya engel olmaya kalkışınca, derviş mehmet ve arkadaşları kendisini yere yatırmışlar ve derviş’in elindeki bıçakla başını keserek vücudundan ayırmışlardı. orada bulunan bin beş yüz kadar menemenliden hiç kimse engel olmaya çalışmamış, üstelik tekbirler getirerek bu haince hareketi desteklemişlerdi. derviş mehmet, kubilay’ın başını kestikten sonra, kanını içmek helaldir diyerek avucuna aldığı kubilay’ın kanını içmişti. sonra da kesik baş bir kazığa saplanarak halka gösterilmişti. bu arada meydana yetişen bir bekçi ile jandarma askerini de öldürmüşlerdi.
bu olay ankara’da bomba tesiri yaptı… yapılan toplantıda mustafa kemal paşa şunları söylemişti:
-“bu ne haldir, yobazlar hükümet meydanında ordunun subayını din adına boğazlayabiliyor. binlerce menemenliden kimse çıkıp engel olmuyor, üstelik tekbirlerle teşvik ediyorlar. yunan idaresi altındayken bu hainler neredeydiler? onların namusunu ve dinini kurtaran bir ordunun subayına reva gördükleri bu saldırının cezasını yalnız hain katiller değil, hepsi en ağır şekilde çekmelidir. bu cumhuriyet’in ve bizim başımızı kesmektir. bundan bütün menemen sorumludur. bu kasaba “vilmodit” ilan edilmeyi hak etmiştir. fransızca olan “ville maudite” kelimesinin karşılığı cezalandırılmış şehirdir. vilmodit kasaba demek; o kasabanın bütün halkı şehir dışına çıkarılır, aileler, birer ikişer memleketin başka şehirlerine dağıtılır, tam boşalmış şehir tümüyle yakılır, bugünkü ve yarınki nesillere ibret olmak üzere hükümet meydanına büyük bir siyah taş, sütün olarak dikilir. derhal harekete geçmeliyiz” dedi.
…aramızda, bir iki gün beklemeyi mustafa kemal’in tepkisinin ne ölçüde değişebileceğini görmeyi uygun gördük. ancak normal kanuni işlemleri derhal başlattık.
kaynak: kazım özalp, teoman özalp, atatürk’ten anılar, ankara 1994, s. 46–48.
kaynak: atatürk’ten gençliğe unutulmaz anılar, ahmet gürel, mayıs 2009
türk evladı.
23 aralık 1930 günü, erenköylü derviş mehmet ve altı arkadaşıyla beraber menemen hükümet konağına gelerek, “ben mehdiyim, dinimiz mahvoluyor, şeriatı kurtarmaya geldim” diye bağırmaya başlamıştı. halkı şeriat için bayrak altında toplamaya davet ediyordu. büyük bir kalabalık tekbirler getirerek toplanmaya başlamıştı. menemen’de yedek subaylığını yapmakta olan öğretmen kubilay bu olaya engel olmaya kalkışınca, derviş mehmet ve arkadaşları kendisini yere yatırmışlar ve derviş’in elindeki bıçakla başını keserek vücudundan ayırmışlardı. orada bulunan bin beş yüz kadar menemenliden hiç kimse engel olmaya çalışmamış, üstelik tekbirler getirerek bu haince hareketi desteklemişlerdi. derviş mehmet, kubilay’ın başını kestikten sonra, kanını içmek helaldir diyerek avucuna aldığı kubilay’ın kanını içmişti. sonra da kesik baş bir kazığa saplanarak halka gösterilmişti. bu arada meydana yetişen bir bekçi ile jandarma askerini de öldürmüşlerdi.
bu olay ankara’da bomba tesiri yaptı… yapılan toplantıda mustafa kemal paşa şunları söylemişti:
-“bu ne haldir, yobazlar hükümet meydanında ordunun subayını din adına boğazlayabiliyor. binlerce menemenliden kimse çıkıp engel olmuyor, üstelik tekbirlerle teşvik ediyorlar. yunan idaresi altındayken bu hainler neredeydiler? onların namusunu ve dinini kurtaran bir ordunun subayına reva gördükleri bu saldırının cezasını yalnız hain katiller değil, hepsi en ağır şekilde çekmelidir. bu cumhuriyet’in ve bizim başımızı kesmektir. bundan bütün menemen sorumludur. bu kasaba “vilmodit” ilan edilmeyi hak etmiştir. fransızca olan “ville maudite” kelimesinin karşılığı cezalandırılmış şehirdir. vilmodit kasaba demek; o kasabanın bütün halkı şehir dışına çıkarılır, aileler, birer ikişer memleketin başka şehirlerine dağıtılır, tam boşalmış şehir tümüyle yakılır, bugünkü ve yarınki nesillere ibret olmak üzere hükümet meydanına büyük bir siyah taş, sütün olarak dikilir. derhal harekete geçmeliyiz” dedi.
…aramızda, bir iki gün beklemeyi mustafa kemal’in tepkisinin ne ölçüde değişebileceğini görmeyi uygun gördük. ancak normal kanuni işlemleri derhal başlattık.
kaynak: kazım özalp, teoman özalp, atatürk’ten anılar, ankara 1994, s. 46–48.
kaynak: atatürk’ten gençliğe unutulmaz anılar, ahmet gürel, mayıs 2009
devamını gör...
insanı değiştiren şeyler
kişinin yaşanan durumlardan dolayı kendini artık önceden düşündüğü ve hissettiği gibi görmemesi, eski ben olmaması istese de olamaması durumuna iten şeyler çoğunlukla travmatik olaylar sonucunda oluşuyor.
yaşananların iz bırakması ve insanı bulunduğu noktadan uzaklaştırması için her insanın kendine has olan sınırını aşmış olması ve bir kaos oluşturması gerekiyor. bu yaşananlar da kalıcı olarak bir değişim yaratıyor.
bizler bu durumun farkına çoğunlukla varamıyoruz. fark ettiğimizde hayatımıza sirayet etmiş oluyor. ama farkındalık, daha güçlü bir gelecek inşası için bir umut vadediyor diye düşünüyorum.
yaşananların iz bırakması ve insanı bulunduğu noktadan uzaklaştırması için her insanın kendine has olan sınırını aşmış olması ve bir kaos oluşturması gerekiyor. bu yaşananlar da kalıcı olarak bir değişim yaratıyor.
bizler bu durumun farkına çoğunlukla varamıyoruz. fark ettiğimizde hayatımıza sirayet etmiş oluyor. ama farkındalık, daha güçlü bir gelecek inşası için bir umut vadediyor diye düşünüyorum.
devamını gör...
kitap alıntıları
"belkide tek hastalığımız, birbirimizden yola çıkarak ürettiğimiz hikayeler yerine, dayanamayacağımız gerçeklerin peşine düşmektir.."
lowrence durrell
gerçeklerin peşine düşüren şüphe varsa, kandırılamamışsın demektir..
ne zaman ikna olmadığım bir konu olsa gerçekten beni kurcaladığıma pişman edecek kadar dayanamayacağım şeyler öğrenmişimdir, o yüzden meşgul olmak lazım, insanın kendisi için yorulduğu işlerinin daha çok olması lazımki, böyle şeylere vakit ve öncelik vermeye tenezzül bile etmesin..
lowrence durrell
gerçeklerin peşine düşüren şüphe varsa, kandırılamamışsın demektir..
ne zaman ikna olmadığım bir konu olsa gerçekten beni kurcaladığıma pişman edecek kadar dayanamayacağım şeyler öğrenmişimdir, o yüzden meşgul olmak lazım, insanın kendisi için yorulduğu işlerinin daha çok olması lazımki, böyle şeylere vakit ve öncelik vermeye tenezzül bile etmesin..
devamını gör...
mansur yavaş'ın twitch'e katılması
o karga burunlu kızın yayınına konuk olacak diye duymuştum z kuşağı olan biraderimden.
mansur başkanım kusura bakmayın, sizi çok severim ama twitch ya da tiktok gibi leş platformlara prensip gereği girmiyorum.
keşke sizde hiç bulaşmasaydınız, sanal dilenciler, üzerinizden prim yapacak.
mansur başkanım kusura bakmayın, sizi çok severim ama twitch ya da tiktok gibi leş platformlara prensip gereği girmiyorum.
keşke sizde hiç bulaşmasaydınız, sanal dilenciler, üzerinizden prim yapacak.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
evde yağmuru izliyorum müzik eşliğinde...
devamını gör...
sabahın köründe terk edilmek
insan insanı sabah kahvesini içip ayılmasını beklemeden terk etmez. ayıptır.
devamını gör...
yıldız tilbe
her an bir narkotik operasyonuna adı karışacakmış gibi duran olaylı bir sanatçı. deniz seki daha masum duruyordu yahu.
devamını gör...
iki cümlelik korku hikayesi yaz
yıl 2023, seçim sonuçları açıklanmış. erdoğan zafer konuşması yapıyor.
devamını gör...
fyodor mihayloviç dostoyevski
çocukluğunu sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçiren rus roman yazarıdır. annesi öldükten sonra da petersburg’daki mühendislik okuluna gitmiş, babasının ölüm haberini de orada almış. okulunu da başarıyla bitirmiş, istihkam bölümüne giriş yapmış, 1 yıl sonra da istifa etmiş. ordudan ayrılınca da edebiyata yönelmiş tabi, ilk kitabı da o güzel eseri insancıklar olmuş. bu eserden sonra kitaplar çıkarmış lakin rağbet görmemiş o da politikayla ilgilenmeye başlamış… 1849 yılında devlet aleyhindeki komploya karıştığı için de tutuklanmış, 10 ay hapiste kalmış. kurşuna dizilmekten de son anda kurtulmuş. tabi kurşuna dizilmekten kurtulan dostoyevski’ye çeşitli cezalar verilmiş. cezasını çekmesi için sibirya’da bulunduktan 4 yıl sonra da kendisine er rütbesi ile hizmet verilmiş, akabinde de subaylığa kadar yükselmiş tabi. 5 yıl boyunca görev yapmış, evlenmiş ardından da petersburg’a yerleşmiş. petersburg’a dönen dostoyevski ezilenler, bir yıl sonra da ölüler evinden anılar adlı kitapları çıkarmış. kardeşiyle birlikte dergi çıkarmış ve o çok istediği avrupa seyahatini gerçekleştirmiş. sara ve kumar bağımlılığı yüzünden de maddi açıdan biraz sıkıntıya düşmüş. bu dönemde de yeraltından notlar, suç ve ceza, kumarbaz, budala, ebedi koca, ecinniler gibi eserleri yazmış. eşinin ölümünden sonra sekreteri ile evlenmiş, iyice borcun içine batmış. kumarhanelerde gezmeye başlamış. kızının ölümüyle de haliyle çok dağıtmış, sarsıntıya uğramış.
delikanlı, karamazov kardeşler, bir yazarın günlüğü gibi eserleri de yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele almış. karamazov kardeşler adlı eserini de 3 yılda bitirmiş ve ciğer kanamasıyla yatağa düşmüş. 28 ocak 1881 yılında da hayata gözlerini yummuş. cenaze töreninde de yaklaşık 30000 kişi tabutunun arkasından yürümüş.
kendi görüşüm; aslında bu tür harika yazarlar geçmişte çok trajik olaylar yaşamışlardır. yaşadıkları olaylardan ilham alarak da harika eserler meydana getirmişlerdir. düşünsenize, sarhoş bir babanın ve hasta olan bir annenin çocuğu olan birinin dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan olduğunu…
dostoyevski’nin tabi seveni olduğu kadar sevmeyeni de var. misal kumarbaz oluşunu, romanlarında sürekli dram barındırdığını eleştiren insanlar haliyle çok. yalnız ben böyle hayata bir sıfır yenik başlayıp da sonradan yükselen insanlara hep hayran olmuşumdur. dostoyevski hayatı boyunca acılar çekmiş bir yazar, hayatında aşırı acılar çeken birinin normal olmasını kimse beklemesin. her neyse, bana göre harika olan bu insanın eserleri de birçok düşünürün fikirlerini derinden etkilemiş, onlar bile hayran kalmıştır. aşırı vasat bir yazar olsaydı öldüğünde kimse anmaz, romanları yok satmaz ve tabutunun arkasından binlerce kişi yürümezdi.
kendisi cidden unutulmayacak bir insandır. sevgi ve saygıyla. ışıklar içinde uyusun.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları

sevgili gomercan'ın şöyle güzel muhabbeti bırakıp girdiği yayın.
zaten sözlük kendisinin sıfatıyla dolup taştığı için onu sansürleme ihtiyacı hissetmedim.
hiçbir özel güne yalnız girmemi istemeyen aykut;
merdumkaptan
reginamills
ve mrkf
nice güzel yıllar görelim.
devamını gör...
gereksiz abartılan şeyler
ölüm.105 yaşında ölen insan için vah öldü, hala inanamıyorum.200 yıl mı yaşayacaktı.
devamını gör...
see
fragmanı 33 milyon izlense de hakkında pek fazla yorum bulunmayan apple tv plus dizisi. senaryosu peaky blinders'tan bilinen (bkz: steven knight) tarafından yazılmış ve 2019 yılında 1. sezonu yayınlanmıştır. dizide (bkz: jason momoa), (bkz: sylvia hoeks), (bkz: alfre woodard) gibi isimler yer almaktadır.
dünyayı saran bir virüs sonrasında tüm insanlık görme yeteneğini kaybeder. yüzyıllardır doğan herkes kördür ve buna adapte biçimde yaşamlarını sürerler. eskiden görebilen insanları da lanetlerler. çünkü görebilen insanlar yüzünden dünya harap olmuştur, hastalıklar ortaya çıkmıştır, doğa katledilmiştir. böyle bir düşüncenin hakim olduğu dünyada bir kadın görebilen iki bebek dünyaya getirmiştir. sözde lanetli olan bu bebeklerin hayatta kalma mücadelesini anlatır dizi.
yer yer mantık hataları olsa da bilimkurgu dizisi olduğu için göz ardı edilebilir. tek solukta kendisini izletti ve beğendiğim bir dizi oldu. 2. sezonunun ne zaman geleceği hakkında net bir bilgiye de ulaşamadım ama umarım çabuk gelir. öyle bir sezon finalinden sonra merakla bekliyor insan.
dünyayı saran bir virüs sonrasında tüm insanlık görme yeteneğini kaybeder. yüzyıllardır doğan herkes kördür ve buna adapte biçimde yaşamlarını sürerler. eskiden görebilen insanları da lanetlerler. çünkü görebilen insanlar yüzünden dünya harap olmuştur, hastalıklar ortaya çıkmıştır, doğa katledilmiştir. böyle bir düşüncenin hakim olduğu dünyada bir kadın görebilen iki bebek dünyaya getirmiştir. sözde lanetli olan bu bebeklerin hayatta kalma mücadelesini anlatır dizi.
yer yer mantık hataları olsa da bilimkurgu dizisi olduğu için göz ardı edilebilir. tek solukta kendisini izletti ve beğendiğim bir dizi oldu. 2. sezonunun ne zaman geleceği hakkında net bir bilgiye de ulaşamadım ama umarım çabuk gelir. öyle bir sezon finalinden sonra merakla bekliyor insan.
devamını gör...
agatha'nın anahtarı
normal sözlük kitap edebiyat kulübüyle birlikte okuyup az önce toplantısını yaptığımız ahmet ümit kitabı. içerisinde polisiye türünde kısa kısa öyküler barındıran ve ahmet ümit'le beni ilk kez tanıştıran bu kitap açıkçası biraz hayal kırıklığı oldu.
sanki lise edebiyat öğretmeni polisiye türünde öykü yazın sınavınıza +5 puan ekleyeceğim demiş de onun üstüne yazılmış gibiydi. katillerin hemen ortaya çıkması ve gerçek hayatta bulunmayacak olasılıkta tesadüfler barındırması kitabı oldukça basit yapmış.
kitapta beğendiğim tek şey içinde bulunduğumuz toplumdaki kanayan yaralarımızdan bazılarının öykülerinin içine serpiştirilip,insanların cinayete,şüpheli durumuna düşmesine etken olmasıydı. ki bunda da olayın psikolojik boyutu işlenip çözümlenmediği için eksik kalmıştı. gerçi ahmet ümit'ten öykü kitabında psikolojik tahliller yapmasını beklemek saçma olurdu ama kitapta bir şeyler eksikti işte. sanki içinde her şey olsun ama hiçbir şey olmasın gibiydi.
savcıyı öldürmek isimli öykü güzeldi bir tek ,onun dışındakilerin hepsinde katiller avcumun içindeymiş gibi ilk tahmin ettiğim kişi çıktı.
sonuç olarak her şeye rağmen akıcı bir kitaptı ve *çerezlik okunabilir diye düşünüyorum.
o son öykü neydi öyle yahu. adam pezevenk çıktı rıza baba.
sanki lise edebiyat öğretmeni polisiye türünde öykü yazın sınavınıza +5 puan ekleyeceğim demiş de onun üstüne yazılmış gibiydi. katillerin hemen ortaya çıkması ve gerçek hayatta bulunmayacak olasılıkta tesadüfler barındırması kitabı oldukça basit yapmış.
kitapta beğendiğim tek şey içinde bulunduğumuz toplumdaki kanayan yaralarımızdan bazılarının öykülerinin içine serpiştirilip,insanların cinayete,şüpheli durumuna düşmesine etken olmasıydı. ki bunda da olayın psikolojik boyutu işlenip çözümlenmediği için eksik kalmıştı. gerçi ahmet ümit'ten öykü kitabında psikolojik tahliller yapmasını beklemek saçma olurdu ama kitapta bir şeyler eksikti işte. sanki içinde her şey olsun ama hiçbir şey olmasın gibiydi.
savcıyı öldürmek isimli öykü güzeldi bir tek ,onun dışındakilerin hepsinde katiller avcumun içindeymiş gibi ilk tahmin ettiğim kişi çıktı.
sonuç olarak her şeye rağmen akıcı bir kitaptı ve *çerezlik okunabilir diye düşünüyorum.
o son öykü neydi öyle yahu. adam pezevenk çıktı rıza baba.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
şu kedinin kumunu da bir zahmet başkası temizlesin. sevmeye gelince seviyorsunuz, kum temizlemeye gelince kaçıyorsunuz. sen de getir şu kediyi. ınstagram'a story atacağım diye yarım saattir delirttin hayvanı.
devamını gör...
önce selam sonra kelam
kutuplaşma nedeni ile; birbirimizden korkar hale geldiğimiz bu günlerde; insanların hepsinin birbirleri ile selamlaşabileceği günleri görmek dileği ile.
-“aranızda selâmı yayınız.” (müslim)
-resulullah’a islâm’ın hangi ameli daha hayırlı?” diye sorulmuştu.
“yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığın herkese selâm vermen.” diye cevap verdi.” (ebu dâvud)
-“ben size yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi?
aranızda selâmı yayınız.” buyurmuşlardır. (müslim)
-hz. muhammed (s.a.v.)
-“aranızda selâmı yayınız.” (müslim)
-resulullah’a islâm’ın hangi ameli daha hayırlı?” diye sorulmuştu.
“yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığın herkese selâm vermen.” diye cevap verdi.” (ebu dâvud)
-“ben size yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi?
aranızda selâmı yayınız.” buyurmuşlardır. (müslim)
-hz. muhammed (s.a.v.)
devamını gör...
şeker portakalı
josé maruo de vasconcelos’un yazmış olduğu, brezilya edebiyatının klasiklerinden olan kitaptır. aynı zamanda çocukların okuması meb tarafından yasaklanmış kitaptır, gerekçeleri de kitabın türk örf ve adetlerine uymamasıymış. kitapta küçük çocukları derinden üzebilecek kısımlar geçiyor ve bu nedenle kitabın çocuklar tarafından okunmaması tavsiye edilebilir ancak konuyu meb türk örf ve adetlerine nasıl getirebilmiş pek anlayamadım. her neyse, konumuz zaten bu değil.
kitap tatlı ama bir o kadar da muzır bir çocuk olan zezé’nin hayatını konu alıyor. çok zeki bir çocuk olan zezé’nin kendi kendine bir şeyler öğrenişini, yaptığı haylazlıkları, kardeşleri ve ailesiyle olan ilişkilerini, öyle böyle geçen okulunun ilk yılını okuyoruz kitapta.
kitap adını zezé’nin yeni taşındığı evin bahçesindeki şeker portakalı fidanından alıyor. zezé’nin minguinho adını verdiği bu fidan sıradan bir fidan değil, o hikayesini okuduğumuz miniğin en yakın sırdaşı.
kitapla alakalı yorumlarıma gelecek olursak, kitabın anlatımı güzeldi, okuması rahat bir kitap olduğunu düşünüyorum. su gibi akıp gidiyor. yazar kendi çocukluğunu bize çok güzel yansıtmış, sanki yazarın çocuk halini sadece okumamışım da gerçek hayatımda da tanıyormuşum gibi hissettim. ağlamam ağlamam dedim ama kitap beni ağlattı, özellikle kitabın sonlarına yaklaştığınız zaman yanınıza bir kutu peçete almanızı öneririm. ki muhtemelen kitapsever yazarlarımızın çoğu bu kitabı okumuştur bile, malum kitap bilinen bir kitap ve bilinmeyi de hak ediyor bence.
özellikle zezé’nin portuga karakteriyle olan ilişkisi insanın içini yumuşacık ediyor, ancak zezé’nin portuga karakteriyle yakınlaştıktan sonra edmundo dayısını boşlamış olması da gözümden kaçmadı. genel bakarsak ana karakterle yan karakterler arasındaki ilişkiler kitapta çok güzel yansıtılmış olduğunu düşünüyorum. kitapla alakalı olumsuz yorum yapabilmek benim için namümkün.
kitap tatlı ama bir o kadar da muzır bir çocuk olan zezé’nin hayatını konu alıyor. çok zeki bir çocuk olan zezé’nin kendi kendine bir şeyler öğrenişini, yaptığı haylazlıkları, kardeşleri ve ailesiyle olan ilişkilerini, öyle böyle geçen okulunun ilk yılını okuyoruz kitapta.
kitap adını zezé’nin yeni taşındığı evin bahçesindeki şeker portakalı fidanından alıyor. zezé’nin minguinho adını verdiği bu fidan sıradan bir fidan değil, o hikayesini okuduğumuz miniğin en yakın sırdaşı.
kitapla alakalı yorumlarıma gelecek olursak, kitabın anlatımı güzeldi, okuması rahat bir kitap olduğunu düşünüyorum. su gibi akıp gidiyor. yazar kendi çocukluğunu bize çok güzel yansıtmış, sanki yazarın çocuk halini sadece okumamışım da gerçek hayatımda da tanıyormuşum gibi hissettim. ağlamam ağlamam dedim ama kitap beni ağlattı, özellikle kitabın sonlarına yaklaştığınız zaman yanınıza bir kutu peçete almanızı öneririm. ki muhtemelen kitapsever yazarlarımızın çoğu bu kitabı okumuştur bile, malum kitap bilinen bir kitap ve bilinmeyi de hak ediyor bence.
özellikle zezé’nin portuga karakteriyle olan ilişkisi insanın içini yumuşacık ediyor, ancak zezé’nin portuga karakteriyle yakınlaştıktan sonra edmundo dayısını boşlamış olması da gözümden kaçmadı. genel bakarsak ana karakterle yan karakterler arasındaki ilişkiler kitapta çok güzel yansıtılmış olduğunu düşünüyorum. kitapla alakalı olumsuz yorum yapabilmek benim için namümkün.
devamını gör...
1000kitap
okuduğum kitapları takip açısından sevdiğim bir uygulama. çok detaylı bir kullanıcısı değilim ama sanal kütüphane gibi kullanıyorum.
devamını gör...
rıfat ılgaz
üç odalı ev kiraladığım gün
kurtulacak kitaplarım
merdiven altındaki şeker sandığından.
bir kitaplığım olacak tabanı
halı döşeli
benden söz açıldım önce onların
sayısı söylenecek
bense herşeyden uzak.
kitaplarımın arasında kendimi unutacağım
evde bulunmadığım günler,
"meşgul " diyecek beni soranlara
güleryüzlü hizmetçim
başka bir gün.
en kalın kitabımı okur görünürken
bastıracak misafirlerim
en yakın dostumun bile
dalgın dalgın bakıp yüzüne
adını soracağım.
çıkarırken gözlüğümü
"nerede tanışmıştık " diyeceğim
"yabancı gelmiyor yüzünüz"
dalgınlığım onları güldürmeyecek.
sorarlarsa dünyanın gidişini
duvardaki büyük adam resimlerine bakarak
eflatun" dan satırlar okuyacağım.dize'lerinin sahibidir.
kurtulacak kitaplarım
merdiven altındaki şeker sandığından.
bir kitaplığım olacak tabanı
halı döşeli
benden söz açıldım önce onların
sayısı söylenecek
bense herşeyden uzak.
kitaplarımın arasında kendimi unutacağım
evde bulunmadığım günler,
"meşgul " diyecek beni soranlara
güleryüzlü hizmetçim
başka bir gün.
en kalın kitabımı okur görünürken
bastıracak misafirlerim
en yakın dostumun bile
dalgın dalgın bakıp yüzüne
adını soracağım.
çıkarırken gözlüğümü
"nerede tanışmıştık " diyeceğim
"yabancı gelmiyor yüzünüz"
dalgınlığım onları güldürmeyecek.
sorarlarsa dünyanın gidişini
duvardaki büyük adam resimlerine bakarak
eflatun" dan satırlar okuyacağım.dize'lerinin sahibidir.
devamını gör...
