yazarların unutamadığı film replikleri
bu düşen bir toplumun hikayesi.. düşerken kendini rahatlatmak için sürekli şunu tekrar edermiş: buraya kadar her şey yolunda. buraya kadar her şey yolunda. buraya kadar her şey yolunda. önemli olan düşüş değil, yere çarpıştır
la haine
la haine
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
ben sanki senin adını, bütün defterlerimin en arka sayfasına yazarak büyümüşüm.
sanki 07 ucum bitmiş, senden istemişim.
sanki prensesin öptüğü kurbağa senin bedenine bürünmüş.
zihnimin tüm hareketleri sen neredeysen oraya yerleşmiş. nerede yaşadığın pek mühim değil. srilanka da sen içindeysen ülkemdir nihayetinde.
zihnim doğru zamanda, bugünde.hatta belki de doğru yerde. ama artık zihnimde konu sen değilsin, konu deniz...
bir cuma gecesi. şarap içmişizdir belki, konu denizdir. denize bakıyoruzdur. bir kazadır, olmuştur; oturmak isterken yanyana, parmaklarım parmaklarının arasına geçmiştir. saçlarımın avucunun altında ne işi var diye sormamışızdır kendimize, kendimiz derken sen ve ben değil 'biz' oluvermişizdir. biraz da sarhoşuzdur belki, başım omzuna düşmüştür. kokun konuya sonradan dahil olmuştur. birbirimizin hakkında bilmemiz gerekenler, verilmesi gereken cevaplar gülerken ortadan kaybolmuştur. öpüşmüşüzdür, konu dağılmıştır. dudaklarımızın terbiyesizliğinden yüzümüz kızarmıştır.
konu denizdir.
saat geçtir.
ama geç değildir sıkı sıkı sarılmaya...
konu deniz.. sadece deniz..
zihnim derya
zihnim deniz..
sanki 07 ucum bitmiş, senden istemişim.
sanki prensesin öptüğü kurbağa senin bedenine bürünmüş.
zihnimin tüm hareketleri sen neredeysen oraya yerleşmiş. nerede yaşadığın pek mühim değil. srilanka da sen içindeysen ülkemdir nihayetinde.
zihnim doğru zamanda, bugünde.hatta belki de doğru yerde. ama artık zihnimde konu sen değilsin, konu deniz...
bir cuma gecesi. şarap içmişizdir belki, konu denizdir. denize bakıyoruzdur. bir kazadır, olmuştur; oturmak isterken yanyana, parmaklarım parmaklarının arasına geçmiştir. saçlarımın avucunun altında ne işi var diye sormamışızdır kendimize, kendimiz derken sen ve ben değil 'biz' oluvermişizdir. biraz da sarhoşuzdur belki, başım omzuna düşmüştür. kokun konuya sonradan dahil olmuştur. birbirimizin hakkında bilmemiz gerekenler, verilmesi gereken cevaplar gülerken ortadan kaybolmuştur. öpüşmüşüzdür, konu dağılmıştır. dudaklarımızın terbiyesizliğinden yüzümüz kızarmıştır.
konu denizdir.
saat geçtir.
ama geç değildir sıkı sıkı sarılmaya...
konu deniz.. sadece deniz..
zihnim derya
zihnim deniz..
devamını gör...
yazarların başından geçen tebessüm ettiren olaylar
köpeğimin ağladığım zamanlarda üzgün olduğumu hissedip beni yalayarak tepki göstermesi o an ne kadar üzgün olsam bile tebessüm etmemi engellemiyor
devamını gör...
cogito ergo sum
düşünüyorum öyleyse varım.
descartes’in bu sözü (bkz: max stirner) tarafından şöyle yorumlanmıştır.
d’ye göre insan düşündüğü sürece yaşar. burada düşünmek entelektüel bir düşünce eylemidir. sadece düşünce yaşar, insan bir et parçası değil bir fikirdir.
descartes’in bu sözü (bkz: max stirner) tarafından şöyle yorumlanmıştır.
d’ye göre insan düşündüğü sürece yaşar. burada düşünmek entelektüel bir düşünce eylemidir. sadece düşünce yaşar, insan bir et parçası değil bir fikirdir.
devamını gör...
ince ama ufuk açıcı kitaplar
paolo coelho-simyacı.
devamını gör...
yazarların karantinada kendi için yaptığı en faydalı şey
onlarca kitap okudum.
bir sürü dizi/film keşfettim.
online tiyatrolarda tiyatro izledim.
online sergilerde turladım.
bir de evdekileri tanıma fırsatı buldum, aslında iyi insanlarmış.*
bir sürü dizi/film keşfettim.
online tiyatrolarda tiyatro izledim.
online sergilerde turladım.
bir de evdekileri tanıma fırsatı buldum, aslında iyi insanlarmış.*
devamını gör...
kızların espri yapmayı becerememesi
espri yeteneğinin y kromozomundan geldiğine inanan yazarımızın açtığı başlıktır.
devamını gör...
sana değmezmiş
yaptığı iyiliklerin boşa gittiğini anlayan kişi serzeniş'idir.
devamını gör...
heimlich manevrası
hastanelerde, özellikle bebek yaş grubunda yaşanan, solunum yoluna cisim kaçması nedeniyle sıklıkla uygulanmak zorunda kalınan tıbbi müdahale tekniğidir. önlemek için özellikle 0-4 yaş arası çocuklarımıza çubuk kraker, kuruyemiş gibi yiyecekleri verirken dikkat etmemiz gerekmektedir. kuruyemişler ezilerek veya rendelenerek verilmelidir. bu gibi durumlarda müdahale etmek için, acil yardım tekniği bilmek, vakanın hayatı için son derece önemlidir. bir takım mecralardan, var olan videoları izleyerek öğrenmemiz gereken tekniktir.
devamını gör...
köpeksiz sokaklar istiyoruz
öncelikle şunu anlamak gerekiyor; köpekler yapay seçilim yoluyla insanlar tarafından kurtlardan ayrıştırılarak günümüze gelmiş hayvanlar. yaban köpeği gibi bazı istisnai türler haricinde doğada bulunmayan ve doğal ortama salındığında ekosistemi mahveden bir tür. kurt sürülerine kuduz bulaştırmak gibi örneğin. yani bu hayvanların doğal ortamı diye bir şey gerçek anlamda pek yok. ya barınaklarda ya da sahipli bir vaziyette yaşamaları hem insanlar hem de ekosistem açısından çok daha iyi ve faydalı. tam da bu nedenle, "siz buralarda yokken o hayvanlar vardı." gibi akıl tutulması ürünü argümanlar geçerli olmadığı gibi aynı zamanda akıl dışı da.
şehirlerin sokakları ise insanların yaşam alanlarının bir parçasını oluşturduğundan dolayı yine, köpeklerin buralarda başıboş bir şekilde dolaşması yetişkin ve sağlıklı insanlar için bile tehlike arz etmekte.
ayrıca sokakta yaşayan köpeklerin ve hatta genel olarak her türlü sokak hayvanının hangi şartlarda yaşadığı ve beslendiği ortada iken bu canlıların sokakta kalmasını istemek hayvanseverlik değil, art niyettir.
yapılması gereken ilk ve en önemli şey, barınakların iyileştirilmesi ve mümkün olduğunca çok hayvanın sahiplendirilmesidir.
ve evet, hem köpeklerin hem de insanların iyiliği için:
"köpeksiz sokaklar istiyoruz."
edit: ayrıca bu başlıkta, "hiçbir sokak köpeği size bıçak çekmez." şeklinde akla ziyan açıklamalar mevcut ki bu bir yönden doğru; köpekler size bıçak çekmez çünkü direkt parçalarlar. bu hayvanlara ne kadar sevgi ve ilgi gösterirseniz gösterin onlar yine de, doğal olarak içgüdüleri ile hareket eder. hayvanları insanlardan ayıran en önemli özellik de budur zaten. anlayın şunu artık.
şehirlerin sokakları ise insanların yaşam alanlarının bir parçasını oluşturduğundan dolayı yine, köpeklerin buralarda başıboş bir şekilde dolaşması yetişkin ve sağlıklı insanlar için bile tehlike arz etmekte.
ayrıca sokakta yaşayan köpeklerin ve hatta genel olarak her türlü sokak hayvanının hangi şartlarda yaşadığı ve beslendiği ortada iken bu canlıların sokakta kalmasını istemek hayvanseverlik değil, art niyettir.
yapılması gereken ilk ve en önemli şey, barınakların iyileştirilmesi ve mümkün olduğunca çok hayvanın sahiplendirilmesidir.
ve evet, hem köpeklerin hem de insanların iyiliği için:
"köpeksiz sokaklar istiyoruz."
edit: ayrıca bu başlıkta, "hiçbir sokak köpeği size bıçak çekmez." şeklinde akla ziyan açıklamalar mevcut ki bu bir yönden doğru; köpekler size bıçak çekmez çünkü direkt parçalarlar. bu hayvanlara ne kadar sevgi ve ilgi gösterirseniz gösterin onlar yine de, doğal olarak içgüdüleri ile hareket eder. hayvanları insanlardan ayıran en önemli özellik de budur zaten. anlayın şunu artık.
devamını gör...
uğur mumcu
eskişehir'de anısına yapılan bir parkı vardır. parkta, 24 ocak 1993 tarihinde uğradığı bombalı saldırı sonucu enkaz halini alan otomobili sergilenmektedir.
devamını gör...
bim firması araba üretirse olabilecek şeyler
aynı gün bozulurdu.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
girizimin bendeki özel yeri, bengaripsengüzeldünyaumutluya ve programina olan sevgim, kafa sözlük ekibine katılma isteğim ve orkide sevdam bakidir arkadaşlar. herkes bir gün orkide edinecek.
gerçekten çok keyifli bir program oluyor ve bunlar hepinizin sayesinde (ama ismi uzun yazarımız en önemli faktör). hepinzii tek tek kucaklıyorum.
gerçekten çok keyifli bir program oluyor ve bunlar hepinizin sayesinde (ama ismi uzun yazarımız en önemli faktör). hepinzii tek tek kucaklıyorum.
devamını gör...
eren bülbül
önce insanın içine işleyen mavi gözleri gelir aklıma,
sonra
fakirlik yüzünden yaşayamadığı çocukluğu.
kendini ülkeye anlatması için şehit olması gerekiyormuş, trabzonlu-maçkalı yavrucağızın.
sonra
fakirlik yüzünden yaşayamadığı çocukluğu.
kendini ülkeye anlatması için şehit olması gerekiyormuş, trabzonlu-maçkalı yavrucağızın.
devamını gör...
peri gazozu
çok sevdiğim bir oyuncu ercan kesal...
oyunculuğunun yanı sıra bir çok dergi ve gazetede yazılar yazmış, çeşitli illerde uzun süre doktorluk yapmış, okumaya, yazmaya, üretmeye doymayan bir garip insan... mesela nuri bilge ceylan'ın müthiş filmlerinden bir zamanlar anadolu'da da senaryoya ciddi katkılarda bulunmuş. mesela bu kitapta ne var diye soracak olursanız, bu kitapta o filmde kendisinin oynadığı muhtar var...
bu kitapta ne var?
bu kitapta anadolu'da yaşanan, yaşanmakta olan, keşke yaşanmasaymış dediğimiz, diyeceğimiz bir sürü anı var. bu anıların çoğu ercan kesal'ın doktorluk yaptığı dönemlerden.. mesela bir kaç hikayede gerçekten boğazım düğümlendi. özellikle bir intihar hikayesi var ki hem kanım dondu, hem gözlerim doldu okurken. çok, çok garip bir deneyimdi bu kitabı okumak.
haricinde çocukluğundan, gençliğinden de anılar var. ama şunu belirtmeliyim, yani en azından bende öyle oldu. bu kitap okurken burnunuza hastane kokusu gelecek. morg önünde ölülerini teslim almayı bekleyen aileler göreceksiniz bu kitapta mesela. evet bazı anlar yüzünüzü güldürecektir ama, ölenin ardından kalanların alışmak için verdikleri mücadeleyi göreceksiniz. belki size kendi mücadelelerinizi hatırlatacaktır...
yani otobiyografi sevenler elinden düşüremez bu kitabı diyeceğim ama yani bence bir otobiyografi de diyemem. otobiyografi bende soğuk, net bilgiden oluşan çok daha teknik bir şeymiş hissi uyandırıyor.
çok güzel bir anı kitabı bence bu. okursanız, seversiniz...
oyunculuğunun yanı sıra bir çok dergi ve gazetede yazılar yazmış, çeşitli illerde uzun süre doktorluk yapmış, okumaya, yazmaya, üretmeye doymayan bir garip insan... mesela nuri bilge ceylan'ın müthiş filmlerinden bir zamanlar anadolu'da da senaryoya ciddi katkılarda bulunmuş. mesela bu kitapta ne var diye soracak olursanız, bu kitapta o filmde kendisinin oynadığı muhtar var...
bu kitapta ne var?
bu kitapta anadolu'da yaşanan, yaşanmakta olan, keşke yaşanmasaymış dediğimiz, diyeceğimiz bir sürü anı var. bu anıların çoğu ercan kesal'ın doktorluk yaptığı dönemlerden.. mesela bir kaç hikayede gerçekten boğazım düğümlendi. özellikle bir intihar hikayesi var ki hem kanım dondu, hem gözlerim doldu okurken. çok, çok garip bir deneyimdi bu kitabı okumak.
haricinde çocukluğundan, gençliğinden de anılar var. ama şunu belirtmeliyim, yani en azından bende öyle oldu. bu kitap okurken burnunuza hastane kokusu gelecek. morg önünde ölülerini teslim almayı bekleyen aileler göreceksiniz bu kitapta mesela. evet bazı anlar yüzünüzü güldürecektir ama, ölenin ardından kalanların alışmak için verdikleri mücadeleyi göreceksiniz. belki size kendi mücadelelerinizi hatırlatacaktır...
yani otobiyografi sevenler elinden düşüremez bu kitabı diyeceğim ama yani bence bir otobiyografi de diyemem. otobiyografi bende soğuk, net bilgiden oluşan çok daha teknik bir şeymiş hissi uyandırıyor.
çok güzel bir anı kitabı bence bu. okursanız, seversiniz...
devamını gör...
yolu kaybeden erkeğin inatla yolu sormaması
bir de bunun arabada yolu kaybettiğini farkedince radyonun sesini kısan şekli var.
devamını gör...
mona lisa tablosunun çok abartılması
abartılanı çiz de abartalım yeğen! dediğim başlık.
devamını gör...
online oyunlarda yaşanan rezil durumlar
knight online oynamaya ilk başladığım dönemlerde karakterime o döneme göre oldukça iyi oyun parası kasmıştım. daha sonra bu oyun parasıyla karakterin eline düzgün bir silah almak için pazarın yolunu tuttum. bir o tezgaha bakıyorum bir diğer tezgaha... tezgah başında bekleyen oyunculara birer birer selam verip, "en son kaça verirsin usta " yazarak, ticari zekamı kullanarak uygundan silah almayı planlıyorum. sonrasında mesajıma cevap veren bir satıcı, diğerlerine nazaran bayağı uygun fiyat çekince, "ahaa işte bu!" diyerek atladım sazan gibi.
eleman tezgaha misal 50m'ye koyduğu silahı bana 30m'ye vereceğini söylemişti. daha sonrasında transfer yapacağımız "trade" ekranı yani ticaret ekranı açıldı. ben paramı koydum, herif silahı... mouse ile silahın üzerine gelerek baktım, gözlerim parlıyor, büyük kardayım. daha sonrasında ne olduysa bu ticaret ekranı kapandı. herifçioğlu tekrar ticaret isteği attı, kabul ettim. tekrar paramı koydum, herif itemi koydu, ticaretimiz sonlandı. daha sonrasında hevesle itemi elime alayım der iken, bir de ne göreyim? herif bana esas alacağım silahla aynı silahı, fakat düşük özellikli olanını vermiş. tabii ben mesaj atıp rica minnet yazdım herife, kar eder mi? herif cevap vermiyor, istifini bozmadı. olan bizim emeğimize, kastığımız coinlerimize oldu...
eleman tezgaha misal 50m'ye koyduğu silahı bana 30m'ye vereceğini söylemişti. daha sonrasında transfer yapacağımız "trade" ekranı yani ticaret ekranı açıldı. ben paramı koydum, herif silahı... mouse ile silahın üzerine gelerek baktım, gözlerim parlıyor, büyük kardayım. daha sonrasında ne olduysa bu ticaret ekranı kapandı. herifçioğlu tekrar ticaret isteği attı, kabul ettim. tekrar paramı koydum, herif itemi koydu, ticaretimiz sonlandı. daha sonrasında hevesle itemi elime alayım der iken, bir de ne göreyim? herif bana esas alacağım silahla aynı silahı, fakat düşük özellikli olanını vermiş. tabii ben mesaj atıp rica minnet yazdım herife, kar eder mi? herif cevap vermiyor, istifini bozmadı. olan bizim emeğimize, kastığımız coinlerimize oldu...
devamını gör...
sigarayı bırakan yazar hesabı
arkadaşlar tamam ben sigara içiyorum ama bağımlı değilim. bir gün kalkar iki paket içerim günde sonra başka bir gün kalkar 2 ay hiç içmem. ben bağımlı değilim. içmeyi içmemeye tercih ediyorum sadece.
devamını gör...
özlem duygusuyla baş edemeyince hırçınlaşmak
bir benzerini üzüntülü olduğum zaman yaşadığım ve etrafımızdaki insanlara haksızlık yaptığımızı gösteren eylem.
hırçınlığımızı yanımızdakilere gösterdiğimiz zaman haklıyken haksız duruma düşmüş gibi oluyoruz ve haksızız da çünkü onlar bunu hak etmiyor. bir şekilde dışarı çıkması lazım bu duyguların, kabul ediyorum ama tek çözüm hırçınlaşıp huysuz teyze/amca gibi davranmak çok uçuk bir davranış.
"kırıldık diye kırsaydık, kırılmak için cama gerek mi kalırdı?"
hırçınlığımızı yanımızdakilere gösterdiğimiz zaman haklıyken haksız duruma düşmüş gibi oluyoruz ve haksızız da çünkü onlar bunu hak etmiyor. bir şekilde dışarı çıkması lazım bu duyguların, kabul ediyorum ama tek çözüm hırçınlaşıp huysuz teyze/amca gibi davranmak çok uçuk bir davranış.
"kırıldık diye kırsaydık, kırılmak için cama gerek mi kalırdı?"
devamını gör...