kısa süreli mahalle dışındaydım ve döndüğümde yaptığım ilk şey kahvenin önüne taburemi atıp gelen geçeni izlemek oldu. çaycı yine köyden getirdiği otlardan yapmış olduğu deneyvari bir içecek getirdi. zorla da olsa içtim ama konumuz bu değil başka zaman anlatırım bu durumu. baktım kimse yok ortada yapılacak en doğru şeyi yaptım ve doğruca berberin yolunu tuttum mahallede ben yokken neler olduğunu öğrenmek için.mahalli haber alma ajansı müsteşarımız berber ile dedikodu içerikli sohbetimizin ardından dükkandan çıkıyordum ki sana bir not var dedi ve bir zarf uzattı.kimden diye sormaya gerek bile duymadım çünkü zarfın üzerindeki pati izlerinden tüylerden anladım kime ait olduğunu. bu olsa olsa fionaydı. teşekkür edip çıktım. eve gittim sandınız değil mi tabii ki de hayır. doğruca özlediğim tabureme gittim yeniden. zarfın içinden at resimleri ve acayip acayip espriler yazdığı bir not çıktı. içimden " ah fiona yabancı dilim yok sizin memleketin lisanını öğrenmeden geri dönmek zorunda kaldım bunu sende biliyorsun " diyorum ama yazan yazmış esprileri.kıyamıyorum da şimdi benim için "ilk arkadaşım" yazmış yüreğimden yakalamış. biraz şevkatle ve sevgiyle dolacakken içim yine olmuyor. sebebi ise notta yazdığı tehdit mesajları. yok tarumar edermiş yok şunu yaparmış. ah fiona ah sen kralın kızısın olmaz bu iş şansını zorlama diyorum.

bir selam vereyim dedim evde yoktu. yan komşusundan öğrendim ki akrabalarını ziyarete gitmiş.mahalle postasında neler yazmış merak ettim yazdıklarını inceledim. ne yalan söyleyeyim çok hoşuma gitti yazdıkları. aklıma çocukken okuduğum gazetelerin sinema sayfaları geldi

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bilen bilir sinema seanslarını gazetelerden öğrenirdik. ah be ne günlerdi. bu şekilde yazdıklarını okumaya devam edeceğimi söylemek isterdim kendilerine.

"mesaj atmaya çalışırken mesajımın gitmemesiyle hayretlere düştüm" demiş. nickaltlarını hunharca tarumar ederken böyle bir şey ile karşılaşman neticesinde hayrete düşmen daha hayret verici.

kapıcılar kralı filmindeki "seyit" karakteri gibisin fiona.maşallah her iş geliyor elinden.çok zengin olacaksın çook. uzaktan eğitimler,sabah sporları,kedi bakımı, hayat koçluğu, sözlük yazarlığı vb.

seni alan yaşadı diyemem çünkü sen kesin yukarıda bahsettiğim filmdeki "albay" karakteri gibi emir eri yaparsın yanındaki zatı muhteremi.

ayrıca yıldız tozu ile bir fotoğraflarını ele geçirdim ortak bir tanıdık vasıtasıyla.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

apartman yöneticisi olacak yıldız tozu ve fiona.

neyse çok uzun tutmuyorum sonuç olarak inceleme yazısı değil. hoşbuldum demeye geldim.ziyaretinin kıssası makbulmüş.

uygun bir şeyler bulamadım bir ramazan davulcusu edasında dörtlük ile son veriyorum mesajıma.

gitmelerinde arkandan su dökenlerinin
geri dönmelerinde yüzü gülenlerinin
ağladığında gözyaşını silenlerinin
bol olduğu güzel günlerinin
hiç bitmemesi dilekleriyle...

oldu oldu bal gibi oldu bu beşlik görünümlü dörtlük.
devamını gör...

ufkumu genişleten bilgi.
hırant dink cinayetinde yargılanan ogün samast'a hayran olan, adliye kapılarında nöbet tutan gizemli kız geldi aklıma. hiç anlam verememiştim.
devamını gör...

#683429
devamını gör...

kafatası üfürüp milliyetçilik pazarlamak, yetmez gibi gün biçmek! cidden çok komik ya, faşist dendiğinde de anırmak, enteresan işler. ben de bakınıp ingilizcilik veya almancılık gününe yetişeyim. ilkel ırkçılık nedir, nasıl pazarlanır net örneği, danimarkacılıkta görüşelim birgün mutlaka, çakma hitler sevdalıları sizi.*
devamını gör...

böyle korktuğum moddur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en sevdiği kitabın ilk baskısını bulmak
devamını gör...

"biri bana sakin desin ortalık fena karışık
biri beni dinlesin
anlasın biri beni
biri gözlerime baksın
ortalık fena karışık..ayın boynu bükük, neden?
neden bulanık hep suyum?
sevmiyor işte beni, biriniz de anlayın
biriniz şarap getirin, yakarım yoksa ağaçları
su serpin, tuz dökün, bakın her yerim kanıyor
ne deseler kanıyorum, sahi ben aptal mıyım?"
*

az önce yaptığım eylem.

yaptım valla, mis gibi de oldu.
ayılınca silerim belki, rahatsız ettiysem kusura bakmayın muhteremler. ajjsks
devamını gör...

alejandro amenábar'ın 97 yapımı gizem/bilim kurgu türündeki filmi. penélope cruz, najwa nimri ve amenábar'ın filmlerinde görmeye alışık olduğumuz eduardo noriega ve fele martinez başrolleri oynuyor. film ilk başta konunun işlenmesindeki en önemli ipuçlarından birini bize başından sunuyor ama bunu içerisinde öyle bir yediriyor ki, böyle küçük bir detayın en ince yerinden filmi götüreceğini düşünmüyorsunuz.

noriega'nın canlandırdığı cesar karakteri, zengin, yakışıklı ve çapkın biri olarak sunuluyor izleyicilere. herkesin yapmayı sevdiği şeyleri seven biri olduğunu kendisi söylüyor. ancak sevdiği şeylerin başına açtığı olaylarla baş etmesinin zorluğunu görüyoruz bu filmi izlerken. gerçeklik ve rüyalar arasında gidip geliyoruz. bir süre sonra hangisinin gerçek olduğunu öğrenmek isteği duyuyoruz. her şey birbirine girmiş durumdayken, zaman ve mekan algısı yıkılmaya başlıyor. amenábar'ın bu noktadan çok ince bir detaya değindiğini söyleyebilirim: bazen uykudan uyandıktan sonra, çok kısa bir an da olsa zaman ve mekan algımızı kaybettiğimiz olur. tüm film boyunca bu hissiyatı hatırlayarak izledim cesar'ı. sanki psikiyatrın ona sorduğu sorular karşısında "bilmiyorum" derken bu durumu yaşıyordu. her şeyi anladıktan sonra olayları çözmeye başlarken, kendi gerçekliğinden bir parça görüyoruz, o da cesar'ın yüzü. kaza sonrası yüzündeki değişimin olduğu sahnelerin gerçek hayattan bir parça olduğunu anlamamızı sağlıyor bu detay. ancak son sahne, bize bir kere daha gerçeği sorgulatmaktan başka iş bırakmıyor.
devamını gör...

o artık bir kafa sözlük yazarı.
hoş geldi.*
devamını gör...

seninle 'ulan bi kıza bak bi de yanındakine' olabilirdik...
devamını gör...

her ürün. ucuz bir şey kaldı mı ki?...
devamını gör...

tam adı berthe marie pauline morisot olan 1841-1895 yılları arasında yaşamış fransız izlenimci ressam. sanat tarihindeki kadınlarda sık sık gördüğümüz gibi, morsiot da varlıklı bir aileye doğmuştur. ailesinde birçok sanatçı olması da kariyerinin başlamasına ve ilerlemesine vesile olmuştur.

ressamın ilk resim öğretmeni joseph guichard, bir kadın olarak ressamlık kariyerine devam etmesinin neredeyse imkansız olduğunu söylese de morisot asla pes etmemiş ve azimle yoluna devam etmiştir.

kariyerine çoğu ressam gibi louvre'daki eserleri kopyalayarak başlamıştır. louvre'da geçirdiği zaman sayesinde de edouard manet ve claude monet gibi sanatçılarla tanışmış ve izlenimcilik akımının önemli bir parçası haline gelmiştir. ilerleyen yıllarda edouard manet'nin kardeşi eugene manet ile evlendi.

kadın bir sanatçı olduğu için morisot'un resimleri, zarafeti ve hafifliği nedeniyle erkek eleştirmenler tarafından sık sık fazla kadınsı olmakla eleştirildi ve sürekli narin gibi sıfatlarla anıldı. oysaki aynı tarzda eser veren erkek meslektaşlarının resimleri çoğunlukla özgün ve çığır açıcı gibi güçlü sıfatlarla nitelendiriliyordu.


1890'da morisot, bir sanatçı olarak ciddiye alınma mücadeleleri hakkında bir deftere şunları yazdı: "tüm istediğim eşitlik iken bir kadına eşit olarak davranan bir erkek olduğunu sanmıyorum. fakat biliyorum ki ben de onlar kadar değerliyim."


morisot, kariyerinin ilk yıllarında diğer izlenimciler gibi resmindeki nesneleri açık havada gerçek halleriyle gözlemleyerek resim yaptı. 1880 civarında, o sırada edouard manet ve eva gonzalès'in de denediği bir teknik olan astarsız tuvaller üzerinde resim yapmaya başladı ve zaten hafif, belli belirsiz olan fırça darbeleri daha da gevşek hale geldi.

morisot'un resimlerinde sık sık yaşadığı zorlukları ve ikilemleri görürüz. ait olduğunu sınıfın ve toplumun kadınlardan bekledikleriyle kendi istekleri, olduğu kişi sürekli çakışıyordu.
aradan onlarca yıl geçmesine rağmen kadınların maruz kaldıkları zorlukların pek de değişmemiş olması morisot'un hayatını okudukça beni daha da derinden sarsıyor.


kız kardeşi ve yeğenini resmettiği the cradle adlı eseri.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


woman at her toilette
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


view of paris from the trocadero: bu eserde morisot korkuluklara dayanmış iki kadını resmetmiş. o yıllarda fransa'daki bir kadının yanında bir erkek olmadan dışarı çıkması bile hoş karşılanmıyordu. bu iki kadının tek başlarına paris manzarasına karşı dayandığı demirler, özgürlüklerinin nasıl kısıtlandığına bir sembol oluşturuyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kolay kolay kimseyi engellemem ama oldu bir kaç kıl kuyruk.

yazdıklarını görmezden gelemedim, salça olup ceza almak yerine engelle butonunu kullandım.

iyi ki yapmışım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

anlayana cok guzel nasihatler veren, adindan da anlasilacagi uzere bir omrun nasil dopdolu gecirilecegi konusunda oldukca yol gostereci olabilecek bir kitap. ılber oltayli' nin ne kadar donanimli bir insan oldugundan bahsetmeye luzum yok. ozellikle genclerin siddetle okumasini tavsiye ederim...
devamını gör...

etkileyemezsin. o isterse etkilemene izin verir.
devamını gör...

benim vardı formasyon stajını yaptığım 6 yaş grubunda. her hafta ilk gelenlerden biriydi, önce öpüşüp koklaşıp hasret giderirdik, sonra başlardı o hafta yaptıklarını anlatmaya kuzum benim. sonra biraz sitem; öğretmenim ben seni çok özlüyorum neden gelmiyorsun...
arkadaşları gelip oynamaya başladığında ise bir bana bir onlara bakardı, hadi bakalım biraz sen arkadaşlarınla oyna ben de diğer arkadaşlarınla sohbet edeyim derdim.

gün içinde gelip sıkılır yada öper giderdi. ya ağlamayorum sözlük, saçmalama!

taha bera portakallı kekim...
devamını gör...

benim için kesinlikle özgüvendir.
bazı işleri yapamam diyorum, başkaları koyuluyor yapmaya fakat bakıyorum ben daha iyi yaparmışım onlar kadar kendime güvenmiyormuşum sadece.
devamını gör...

mitolojilerin ve dini inançların çoğunda tosbağalara hamallık reva görüldüğü için bizde bir isyankarlık durumu söz konusu. alınmaca gücenmece olmasın lütfen*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
“vıcık vıcık” el fotosu.
devamını gör...

çok güzel tanımları olan yazar arkadaşımızdır kendileri.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim