güneş
çapı 1.39 milyon kilometre, yani dünya gezegeninin 109 katı olan yıldız. kütlesi ise dünyanın 330,000 katıdır. güneş sistemi içindeki kütlenin %99.86'sı kendisine aittir. kütlesinin %73'ü helyum, %25'i ise hidrojenden oluşur.
peki kendisine sonunda ne olacak?
yaklaşık 4-5 milyar yıl sonra çekirdeğindeki helyuma dönüştürdüğü hidrojen atomları tükenecek, nükleer füzyonu devam ettiremeyen çekirdeği sıkışmaya ve dış katmanları genişlemeye başlayacak. kendisi bir supernova ile noktayı koyacak kütleye sahip olmadığı için gittikçe genişleyerek bir kırmızı dev haline gelecek. bu genişleme esnasında hemen hemen eski boyunun 15 milyon katına ulaşacak ve merkür, venüs, dünya ve bir ihtimal mars gezegenlerini yutacak.
mars yutulmaktan kurtulursa yeni merkür olacak. (ateşten bir kaya topu. )
bu gezegenler sobaya atılmış bir kuş tüyü gibi yanıp yok olacaklar.
yıldızın sıkışan çekirdek sıcaklığı 100 milyon dereceye ulaşınca helyum füzyonu başlayacak.
bu devrede güneş sistemimizden geriye pek bir şey kalmamış olacak.
birkaç milyar yıl daha geçtikten sonra güneş bir beyaz cüceye dönüşecek, ve samanyolu galaksisinin 200-600 milyar ışığından bir tanesi daha sönmüş olacak.
peki kendisine sonunda ne olacak?
yaklaşık 4-5 milyar yıl sonra çekirdeğindeki helyuma dönüştürdüğü hidrojen atomları tükenecek, nükleer füzyonu devam ettiremeyen çekirdeği sıkışmaya ve dış katmanları genişlemeye başlayacak. kendisi bir supernova ile noktayı koyacak kütleye sahip olmadığı için gittikçe genişleyerek bir kırmızı dev haline gelecek. bu genişleme esnasında hemen hemen eski boyunun 15 milyon katına ulaşacak ve merkür, venüs, dünya ve bir ihtimal mars gezegenlerini yutacak.
mars yutulmaktan kurtulursa yeni merkür olacak. (ateşten bir kaya topu. )
bu gezegenler sobaya atılmış bir kuş tüyü gibi yanıp yok olacaklar.
yıldızın sıkışan çekirdek sıcaklığı 100 milyon dereceye ulaşınca helyum füzyonu başlayacak.
bu devrede güneş sistemimizden geriye pek bir şey kalmamış olacak.
birkaç milyar yıl daha geçtikten sonra güneş bir beyaz cüceye dönüşecek, ve samanyolu galaksisinin 200-600 milyar ışığından bir tanesi daha sönmüş olacak.
devamını gör...
geceye ilginç bir bilgi bırak
el bileğiniz öne-arkaya, sağa-sola hareket eder ama sağa sola dönme hareketi yapmaz. sebebi ise elipsoid ekleme sahip olmasıdır. asıl dönme hareketi ön kolda olur. inanamayanınız var ise bir eliyle diğer el bileğini kavrasın ve kavradığı el bileğini şişe kapağı açar gibi çevirmeye çalışsın yapamayacaktır.
devamını gör...
bilim bir gün tanrının varlığını somut olarak ispatlarsa olabilecek şeyler
tanrıya ulaştıktan sonra tanrı dese ya "evet, cevaba ulaştınız. dinlerde sadece verdiğim ilk emir gerçekti, oku. onlarca dikkat dağıtma çabasına rağmen asırlarca okudunuz, düşündünüz. yılmadan biriktirdiniz ve mantık yolunda ilerlediniz. evren keşfedilmeyi bekleyen çarklardan oluşur. ben bu çarkların sonuncusuyum. puzzle (arayış/amaç) sona erdi."
plot twistli güzel film konusu çıkar bundan.
plot twistli güzel film konusu çıkar bundan.
devamını gör...
#ülkemdemülteciistemiyorum
istemiyorumn allahın belalarını ırkçılıksa ırkçılık her ne ise istemiyorum kardeşim bir kere geldiğim şu dünyada bu parazitleri görmek zorunda mıyım ? bunları vergimle beslemek zorunda mıyım ?
devamını gör...
13 şubat 2021 japonya depremi
bildiğim kadarıyla japonya'da yılda 1000'den fazla 7 üzeri büyük deprem oluyordu.
pek de önemli değil yaa.*
gerçi bizim burda olsaydı hiç düşünemiyorum.
(bkz: 21'inci yüzyılda istanbul'da gerçekleşecek büyük istanbul depremi)
pek de önemli değil yaa.*
gerçi bizim burda olsaydı hiç düşünemiyorum.
(bkz: 21'inci yüzyılda istanbul'da gerçekleşecek büyük istanbul depremi)
devamını gör...
pınar aylin
doksanlı yıllarda etkin olan türk pop müziği sanatçısı. çıtı pıtı halleriyle o dönemin sevilen yüzlerinden biri olarak kaldı birçoğumuzun aklında. toplamda yedi albüm çalışması ve birçok single yapmış, kendine özgü bir sese sahip güzel bir kadın, bir anne. birçok güzel şarkıya imza attı o dönemde. şarkılarından oluşan bir çalma listesi için
benim aklımda kalan en cici hali ise yalan rüzgarı'nın yakışıklısı michael damian ile 1998 yılında seslendirdiği don't make me wait / bekletme adlı şarkısının klibiydi. tost saçlar, kıpır kıpır melodi, kapadokya görüntüleriyle derslere ve sınavlara sıkı çalıştığımız dönemlerde izleyip neşelendiğimiz zamanlardı. michael damien'ın sevimli aksanıyla bile düzgün seslendirdiği türkçe sözler, ingilizce kısmıyla da anlamca gayet uyumluydu. dahası şarkı bize şahane şeyler duyumsatıyordu. halen çocuktuk, gelen baharla kalbimizde kıpırtılar vardı. bu şarkıyla okulun müzik yarışmasına katılıp birinci olmuştuk üstelik, yaşadığımız ilçenin büyük kültür merkezinde de okul adına sahne almıştık. şarkıya ilk girdiğimde sesim titremişti hatta, sonradan toparlamıştım, bolca da alkış almıştık. on dokuz mayıs çalışmalarını sıcağa rağmen bol eğlenceyle, yeşil erikle, dondurmayla, uzun eşekle, su savaşıyla tamamlamıştık. dönem sonu yaklaşıyordu, sınavları bitirmiştik, keyfimiz kimselerde yoktu. şarkıyı yeniden dinleyince şu berbat vaziyette bile yine o enerjiye rastlamış gibi ediyor insanı. teşekkür etmiş olalım kendisine bu vesileyle.
benim aklımda kalan en cici hali ise yalan rüzgarı'nın yakışıklısı michael damian ile 1998 yılında seslendirdiği don't make me wait / bekletme adlı şarkısının klibiydi. tost saçlar, kıpır kıpır melodi, kapadokya görüntüleriyle derslere ve sınavlara sıkı çalıştığımız dönemlerde izleyip neşelendiğimiz zamanlardı. michael damien'ın sevimli aksanıyla bile düzgün seslendirdiği türkçe sözler, ingilizce kısmıyla da anlamca gayet uyumluydu. dahası şarkı bize şahane şeyler duyumsatıyordu. halen çocuktuk, gelen baharla kalbimizde kıpırtılar vardı. bu şarkıyla okulun müzik yarışmasına katılıp birinci olmuştuk üstelik, yaşadığımız ilçenin büyük kültür merkezinde de okul adına sahne almıştık. şarkıya ilk girdiğimde sesim titremişti hatta, sonradan toparlamıştım, bolca da alkış almıştık. on dokuz mayıs çalışmalarını sıcağa rağmen bol eğlenceyle, yeşil erikle, dondurmayla, uzun eşekle, su savaşıyla tamamlamıştık. dönem sonu yaklaşıyordu, sınavları bitirmiştik, keyfimiz kimselerde yoktu. şarkıyı yeniden dinleyince şu berbat vaziyette bile yine o enerjiye rastlamış gibi ediyor insanı. teşekkür etmiş olalım kendisine bu vesileyle.
devamını gör...
sadece askerde karşılaşılan olaylar
otomatik tüfek yani tam otomatik tüfek satışı sivillere yapılmadığı için kimse size normalde mp5 doğrultup kurma kolunu çekip sizi tehdit edemez.
devamını gör...
5 haziran dünya çevre günü
yazar arkadaşlar bugün aslında çok önemli bir gün, bugün geleceğimizi , dünyamızı, yaşadığımız coğrafyayı , nasıl bir çöplüğe çevirdiğimiz i görmek için önemli .
ben balık yemiyorum, hatta hiç bir deniz ürünü yemiyorum, nedenini zaten hepimiz biliyoruz , denizlerimiz lağım çukuruna dönmüş durumda, plastik atık sadece kıyılarda değil artık denizin açıklarında yüzüyor, ormanlarımız birer çöplüğe dönmüş durumda, piknik denen şu faaliyetin gerçekten ya yasaklanmalı veya çevre polisi tarafından hep kontrolü altında yapılmalı, lütfen kızmayın piknik yapanlar evlerinde yere çöp atmıyor sofrasını pisliğini salonunda bırakmıyor'sa ormana da çöp atmaması gerektiğini kafasına sokması lazım.
bir başka sıkıntı yolda giden araçlardaki öküz lerin camdan çöp, izmarit atmaları, bir çöp bidonuna kadar patlama be kardeşim sabret çöpe at.
diğer sıkıntı eğitimde çevreye duyarlı insan yetiştirmek çok zor olmamalı.
hepinizden ricam bugün fikirlerinizi yazmanız. hepinize şimdiden teşekkür ediyorum. dünya geleceğimiz.
ben balık yemiyorum, hatta hiç bir deniz ürünü yemiyorum, nedenini zaten hepimiz biliyoruz , denizlerimiz lağım çukuruna dönmüş durumda, plastik atık sadece kıyılarda değil artık denizin açıklarında yüzüyor, ormanlarımız birer çöplüğe dönmüş durumda, piknik denen şu faaliyetin gerçekten ya yasaklanmalı veya çevre polisi tarafından hep kontrolü altında yapılmalı, lütfen kızmayın piknik yapanlar evlerinde yere çöp atmıyor sofrasını pisliğini salonunda bırakmıyor'sa ormana da çöp atmaması gerektiğini kafasına sokması lazım.
bir başka sıkıntı yolda giden araçlardaki öküz lerin camdan çöp, izmarit atmaları, bir çöp bidonuna kadar patlama be kardeşim sabret çöpe at.
diğer sıkıntı eğitimde çevreye duyarlı insan yetiştirmek çok zor olmamalı.
hepinizden ricam bugün fikirlerinizi yazmanız. hepinize şimdiden teşekkür ediyorum. dünya geleceğimiz.
devamını gör...
başkasının telefonunu kurcalamak
ne olursa olsun, kim olursa olsun hadsizliktir. saygının ne olduğunu bilmeyen, idrak edemeyen birinin yaptığı yanlış bir davranıştır.
devamını gör...
dış görünüşünü beğendiğine ayrı beğenmediğine ayrı davranan insan
hiç sevmem, nefret ederim hatta.
beğendiği kişiye ballı ballı cümleler söylerken sizi beğenmediyse zoraki konuşur.
kapıları ardına kadar beğendiğine açarken size açtığı kapıyı bırakır şlak diye yüzünüze çarptırır.
dile geldiğinde ayhh dış görünüşe göre insan ayırmam ben diye konuşur ama ortama güzel bir kadın/erkek geldiğinde bu dediklerinden eser kalmaz.
çok sığ buluyorum böyle insancıkları.
neye açlar neden böyle davranıyorlar bilmiyorum.
beğendiği kişiye ballı ballı cümleler söylerken sizi beğenmediyse zoraki konuşur.
kapıları ardına kadar beğendiğine açarken size açtığı kapıyı bırakır şlak diye yüzünüze çarptırır.
dile geldiğinde ayhh dış görünüşe göre insan ayırmam ben diye konuşur ama ortama güzel bir kadın/erkek geldiğinde bu dediklerinden eser kalmaz.
çok sığ buluyorum böyle insancıkları.
neye açlar neden böyle davranıyorlar bilmiyorum.
devamını gör...
zeyilname
zeyilname kelimesi arapça'da 'eklemek, ilave etmek' anlamına gelmektedir. zeyil sigorta poliçelerinde hatalı olan bir bilgiyi güncellemek veya sigorta poliçelerine ek teminat ilave etme işlemine verilen isimdir.
devamını gör...
göbeklitepe
şanlıurfa ilimizin 22 km kuzeydoğusu bulunan arkeolojik kazı alanı ve açık hava müzesidir. burada arkaik bir inanç sisteminin mimarisinden bahsediyor profesörler. daha ortada islam yok, türbe yok, yatır yok. bazı yazarların yukarıda bahsettiği yatır, türbe inancı atalar kültünden kalmadır. islam dininde türbe, yatır gibi şeylere inanç yoktur. bunlar eski türklerin islamiyeti irani halklardan öğrenmesinin kültürel kalıntılarıdır. daha kendi dininizi bilmiyorsunuz gelmiş burada sallıyorsunuz. mesela osmanlı sarayındaki harem sistemi de taaa sasani imparatorluğu saray sistemininden göçürülmüştür ki onlar müslüman bile değil zerdüşttüler. önce o dini inancını düzgün öğren sonra burada milletin kafasını zehirleme. neyse serbest piyasa sonuçta, isteyen istediğine inanır. sizler sermayedarlar için sadece "tüketici" ve siyasetçiler için sadece "seçmen" ve dini liderler için sadece "cemaat" olduğunuz için ben niye sizi "insan" olarak nitelendiriyorum ki. alan memnun veren memnun.
göbeklitepe hakkında onedio platformunun oluşturduğu içeriğe buradan erişebilirsiniz. göbeklitepe'nin keşif hikayesini ve tarihsel açıdan önemini kısaca anlatmaktadır.
ben sizlerle literatürden bilimsel olguları ve nacizane kendi notlarımı aktarmaya çalışacağım. çünkü enflasyon sebebiyle sağlıklı beslenemeyen yurttaşlarımız bir de ortadoğu topraklarındaki çinko eksikliği sebebiyle halen bu bölgenin önemini anlayabilmiş değil! göbeklitepe aslında medeniyetler tarihi bir temel taşıdır; antropoloji ve kültür evrimi bilim dalında bilinen her şeyi temelden sarsmış, koca koca teoloji profesörlerine bilinen bütün dini mitleri sorgulatmış, dini oluşumların liderlerini terste bırakmışı, avcı-toplayıcı diye bildiğimiz insanların aslında toplayıcı-avcı olduklarını ispatlayan bir mimari yapılar bütünüdür.
hadi başlayalım. ama önce running reality sitesinden tarihsel interaktif haritayı açıyoruz ve türkiye'nin güney doğusuna odaklanıyoruz. tarih çubuğundaki sarı butonu 2000 ad (bkz: anno domini)'den en sola yani en eski tarihe çekiyoruz yani 3000 bc (bkz: before christ). burada bizi orta doğu coğrafyasına kadar uzanan iki mavi çizgi karşılıyor olacak. bunlar fırat ve dicle nehirleri. bu internet sitesi "tarihsel" olduğu için ve tarih de yazıyla başladığı için bizi en fazla mö 3000 yılına götürüyor.
mö 1 200 - 3 500 (tunç çağı) <yazının keşfi ve antik uygarlıkların ortaya çıkışı, tunç aletlerin yapımı
tarih öncesi dönemler aşağıda:
mö 3 500 - 5 500 kalkolitik dönem (bakır çağı)
mö 5 500 - 7 000 çanak çömlekli neolitik dönem (taş çağı)
mö 7 000 - 10 000 çanak çömlek öncesi neolitik dönem (taş çağı) <cilalı taş devri, tarımsal aletlerin keşfi
mö 10 000 - 12 000 mezolitik/epipaleolitik dönem (taş çağı) <
mö 12 000 - 2,5 milyon yıl öncesi paleolitik dönem (taş çağı) <buz devri
yukarıdaki tabloya göre göbeklitepe'nin taş çağı'nda çanak çömlek öncesi neolitik döneme ait dünya'nın en eski tapınağıdır diyebiliriz.
aşağıda fırat nehri platosu, dicle nehri platosunu ve nil deltası açıkça görülmektedir. bu bölgeler akarsuların taşıdıkları mineral zengini su ve alüvyon sayesine bitkisel çeşitliliğin ve gıda bolluğunun olduğu yerlerdir. literatürde "verimli hilal" olarak isimlendirilir. göbekli tepe işte bu bölgenin en tepesinde fırat ve dicle nehirleri arasında yer alıyor.

1. konu : fırat nehri ve dicle nehri
tıpkı ice age isimli animasyon filmindeki gibi buz devrinin sonunda buz bloklarının (bkz: moren) hareketi bitkileri, kuşları, memelileri, balıkları, böcekleri ve biz insanları göçe zorluyordu. çünkü taze çimleri sığır sürüleri, fıstık ağaçlarını kuş sürüleri, tahıl tanelerine böcekler yöneliyordu ve predatörler de onları takip ediyordu. bitkiler nasıl göç ediyor diye sormayın bahsettiğim bitkiler tek yıllık otsu bitkiler. zaten bölgede fıstık, kayısı, mersin, gül, zahter gibi bitkilerin ataları var. bunların tohumlarını kuşlar taşıyorlar. bazen de homo sapiens atalarımız avlandıklarında etin tadını artırmak ve çürümesini geciktirmek için ya da avda yaralandıklarında tıbbi ve aromatik bitkiler kullanıyorlar. muhtemelen kaya tuzunu, tütsüleme, kurutma gibi yarı pişirme ve saklama tekniklerini de biliyorlardı. bu nedenle onlara toplayıcı-avcılar denilmektedir.
benim teorime göre tohumun suda bekletildiğinde çimlenerek yeni ve taze bir bitki oluşturduğunu da keşfetmişlerdi. bir çeşit dağınık tarım yapıyorlardı. muhtemelen hayvan dışkılarını topluyorlardı. çünkü dışkıların içindeki tohumlar güçlü bir şekilde çıkıyordu ve yaşadıkları mağaraların çevresinde bahçeler kuruyorlardı. sığırlara tapmalarının sebeplerinden biri de buydu bana göre. (bkz: boğa kültü) geceleri gökyüzünde hilal ayı gördüklerinde onu boynuza benzetmiş de olabilirler.
bugün islamın sembolü olarak bildiğimiz hilal şekli aslında boğa kültünün günümüzden neredeyse 15 bin yıl öncesinden beri süregelen ve kutsallık atfettiğimiz bizi besleyen sığırların boynuzlarıdır. (bkz: bucrania kültü) eski yunan ve roma dönemlerinde dahi anadolu halkı evlerine boğa kafatası asmıştır. hatta esas tanrıları bir boğa olan girit adası minos uygarlığı keşfedilmiştir.
bazı uzmanlara göre bu insanlar kayık/sandal yapmayı da biliyordu. tabi ki on bin yıllık sandal kalıntısı bulamayız bunlar doğada hızla çürüyen ahşap materyaller. ama binlerce yıl su kenarında yaşamış toplumların sandalı keşfedememiş olması kulağa saçma geliyor. burada mezopotamya ve orta amerika uygarlıklarının tanrı figürlerindeki ortak bir objeden bahsediliyor. başka bir benzerlik de neolitik dönemde mezopotamya'daki yerleşik toplumların ölülerini evlerinin altına gömmeleridir. aynı ritüel bir orta amerika uygarlığı olan azteklerde de vardır.
to be continued... yoruldum
kaynaklar (references):
-henüz bir kaynak kullanmadım. kullanınca yazıcam.
ileri okuma (further reading list):
-henüz bir ileri okuma tavsiyesi yok. olunca yazıcam.
bunlar da ilginizi çekebilir:
nil nehri çevresinde antik mısır medeniyetinin gelişimi için onedio platformunun oluşturduğu şu içerik de ilginizi çekebilir.
dip not: bazı ukala yazarlar beni darlıyor. "bunlar bilimsel değil, onedio kaynak gösterilemez, burası bilimsel yayın paylaşma yeri değil, sen çok cahilsin vıdı vıdı... " bu yazarlar okuduğunu anlamıyor herhalde ben 3. paragrafta bu makaleyi yazma amacımı anlatıyorum. göbeklitepe hakkında tonla akademik yayın ve haber var. açıp internetten okursunuz. ben okuyucu sıkmadan daha geniş bir açıyla göbeklitepe'yi ve içinde bulunduğu coğrafyayı ekolojik ve ekonomik alanda irdelemek hedefindeyim. bununla birlikte dünya'daki en eski uygarlıklarla olan kültürel benzerliklere de dikkat çekmeye çalışıyorum. yorulduğum için yazı yarım kaldı. ilerleyen bölümlerde çok güzel belgeseller, yabancı kaynaklar ve kitaplar paylaşacağım sizlerle. ama şöyle bi bakıp çıkmak isteyen için onedio platformu göbeklitepe hakkında özet çıkarmış zaten.
benim yazılarımı okurken lütfen şunu aklınızdan çıkarmayın: ben propaganda yapmıyorum.
göbeklitepe hakkında onedio platformunun oluşturduğu içeriğe buradan erişebilirsiniz. göbeklitepe'nin keşif hikayesini ve tarihsel açıdan önemini kısaca anlatmaktadır.
ben sizlerle literatürden bilimsel olguları ve nacizane kendi notlarımı aktarmaya çalışacağım. çünkü enflasyon sebebiyle sağlıklı beslenemeyen yurttaşlarımız bir de ortadoğu topraklarındaki çinko eksikliği sebebiyle halen bu bölgenin önemini anlayabilmiş değil! göbeklitepe aslında medeniyetler tarihi bir temel taşıdır; antropoloji ve kültür evrimi bilim dalında bilinen her şeyi temelden sarsmış, koca koca teoloji profesörlerine bilinen bütün dini mitleri sorgulatmış, dini oluşumların liderlerini terste bırakmışı, avcı-toplayıcı diye bildiğimiz insanların aslında toplayıcı-avcı olduklarını ispatlayan bir mimari yapılar bütünüdür.
hadi başlayalım. ama önce running reality sitesinden tarihsel interaktif haritayı açıyoruz ve türkiye'nin güney doğusuna odaklanıyoruz. tarih çubuğundaki sarı butonu 2000 ad (bkz: anno domini)'den en sola yani en eski tarihe çekiyoruz yani 3000 bc (bkz: before christ). burada bizi orta doğu coğrafyasına kadar uzanan iki mavi çizgi karşılıyor olacak. bunlar fırat ve dicle nehirleri. bu internet sitesi "tarihsel" olduğu için ve tarih de yazıyla başladığı için bizi en fazla mö 3000 yılına götürüyor.
mö 1 200 - 3 500 (tunç çağı) <yazının keşfi ve antik uygarlıkların ortaya çıkışı, tunç aletlerin yapımı
tarih öncesi dönemler aşağıda:
mö 3 500 - 5 500 kalkolitik dönem (bakır çağı)
mö 5 500 - 7 000 çanak çömlekli neolitik dönem (taş çağı)
mö 7 000 - 10 000 çanak çömlek öncesi neolitik dönem (taş çağı) <cilalı taş devri, tarımsal aletlerin keşfi
mö 10 000 - 12 000 mezolitik/epipaleolitik dönem (taş çağı) <
mö 12 000 - 2,5 milyon yıl öncesi paleolitik dönem (taş çağı) <buz devri
yukarıdaki tabloya göre göbeklitepe'nin taş çağı'nda çanak çömlek öncesi neolitik döneme ait dünya'nın en eski tapınağıdır diyebiliriz.
aşağıda fırat nehri platosu, dicle nehri platosunu ve nil deltası açıkça görülmektedir. bu bölgeler akarsuların taşıdıkları mineral zengini su ve alüvyon sayesine bitkisel çeşitliliğin ve gıda bolluğunun olduğu yerlerdir. literatürde "verimli hilal" olarak isimlendirilir. göbekli tepe işte bu bölgenin en tepesinde fırat ve dicle nehirleri arasında yer alıyor.

1. konu : fırat nehri ve dicle nehri
tıpkı ice age isimli animasyon filmindeki gibi buz devrinin sonunda buz bloklarının (bkz: moren) hareketi bitkileri, kuşları, memelileri, balıkları, böcekleri ve biz insanları göçe zorluyordu. çünkü taze çimleri sığır sürüleri, fıstık ağaçlarını kuş sürüleri, tahıl tanelerine böcekler yöneliyordu ve predatörler de onları takip ediyordu. bitkiler nasıl göç ediyor diye sormayın bahsettiğim bitkiler tek yıllık otsu bitkiler. zaten bölgede fıstık, kayısı, mersin, gül, zahter gibi bitkilerin ataları var. bunların tohumlarını kuşlar taşıyorlar. bazen de homo sapiens atalarımız avlandıklarında etin tadını artırmak ve çürümesini geciktirmek için ya da avda yaralandıklarında tıbbi ve aromatik bitkiler kullanıyorlar. muhtemelen kaya tuzunu, tütsüleme, kurutma gibi yarı pişirme ve saklama tekniklerini de biliyorlardı. bu nedenle onlara toplayıcı-avcılar denilmektedir.
benim teorime göre tohumun suda bekletildiğinde çimlenerek yeni ve taze bir bitki oluşturduğunu da keşfetmişlerdi. bir çeşit dağınık tarım yapıyorlardı. muhtemelen hayvan dışkılarını topluyorlardı. çünkü dışkıların içindeki tohumlar güçlü bir şekilde çıkıyordu ve yaşadıkları mağaraların çevresinde bahçeler kuruyorlardı. sığırlara tapmalarının sebeplerinden biri de buydu bana göre. (bkz: boğa kültü) geceleri gökyüzünde hilal ayı gördüklerinde onu boynuza benzetmiş de olabilirler.
bugün islamın sembolü olarak bildiğimiz hilal şekli aslında boğa kültünün günümüzden neredeyse 15 bin yıl öncesinden beri süregelen ve kutsallık atfettiğimiz bizi besleyen sığırların boynuzlarıdır. (bkz: bucrania kültü) eski yunan ve roma dönemlerinde dahi anadolu halkı evlerine boğa kafatası asmıştır. hatta esas tanrıları bir boğa olan girit adası minos uygarlığı keşfedilmiştir.
bazı uzmanlara göre bu insanlar kayık/sandal yapmayı da biliyordu. tabi ki on bin yıllık sandal kalıntısı bulamayız bunlar doğada hızla çürüyen ahşap materyaller. ama binlerce yıl su kenarında yaşamış toplumların sandalı keşfedememiş olması kulağa saçma geliyor. burada mezopotamya ve orta amerika uygarlıklarının tanrı figürlerindeki ortak bir objeden bahsediliyor. başka bir benzerlik de neolitik dönemde mezopotamya'daki yerleşik toplumların ölülerini evlerinin altına gömmeleridir. aynı ritüel bir orta amerika uygarlığı olan azteklerde de vardır.
to be continued... yoruldum
kaynaklar (references):
-henüz bir kaynak kullanmadım. kullanınca yazıcam.
ileri okuma (further reading list):
-henüz bir ileri okuma tavsiyesi yok. olunca yazıcam.
bunlar da ilginizi çekebilir:
nil nehri çevresinde antik mısır medeniyetinin gelişimi için onedio platformunun oluşturduğu şu içerik de ilginizi çekebilir.
dip not: bazı ukala yazarlar beni darlıyor. "bunlar bilimsel değil, onedio kaynak gösterilemez, burası bilimsel yayın paylaşma yeri değil, sen çok cahilsin vıdı vıdı... " bu yazarlar okuduğunu anlamıyor herhalde ben 3. paragrafta bu makaleyi yazma amacımı anlatıyorum. göbeklitepe hakkında tonla akademik yayın ve haber var. açıp internetten okursunuz. ben okuyucu sıkmadan daha geniş bir açıyla göbeklitepe'yi ve içinde bulunduğu coğrafyayı ekolojik ve ekonomik alanda irdelemek hedefindeyim. bununla birlikte dünya'daki en eski uygarlıklarla olan kültürel benzerliklere de dikkat çekmeye çalışıyorum. yorulduğum için yazı yarım kaldı. ilerleyen bölümlerde çok güzel belgeseller, yabancı kaynaklar ve kitaplar paylaşacağım sizlerle. ama şöyle bi bakıp çıkmak isteyen için onedio platformu göbeklitepe hakkında özet çıkarmış zaten.
benim yazılarımı okurken lütfen şunu aklınızdan çıkarmayın: ben propaganda yapmıyorum.
devamını gör...
pişmanlık garantili tavsiyeler
sevin arkadaşlar, kör kütük aşık olun. *
devamını gör...
maymun yüzlü orkide
ana vatanı güney amerika olan bu çiçeğin yetişme bölgesi ise spesifik. yüksekleri seven bitkimiz 2500-4000 metre rakımlı alanları tercih ediyor. ekvator’un dağlık bölgelerinde ve ekvator ile peru arasındaki ormanlık bölgede yetiştiği bilinen maymun yüzlü orkide, brezilya, şili ve bolivya’nın yüksek rakımlı alanlarında da görülebiliyor. tropikal iklimden hoşlanıyor.
devamını gör...
blackeyes
blackeyes, 1987 yılında yayınlanan ingiliz yazar dennis potter'ın cinsellik, sömürü, güç ve para arasındaki ilişkileri anlatan bir romanıdır. roman daha sonra 1989 yılında bbc televizyon dizisi olarak uyarlanmıştır.
bir yıldız doğuyor - a star is born filminde bradley cooper black eyes şarkısı büyük bir kesimin beğenisini kazanmıştır.
kafa sözlükteki blackeyes nickli yazar ise verdiği kafa tavsiyeler başta olmak üzere kaliteli yazıları ile beğeni toplayan yazardır. sözlüğü kimimiz içimizi dökmek için kullanırız. bazı yazarların yazılarında kendimizi buluruz, okuruz…deriz ki hissettiklerimi yazmış. blackeyes enerjisini boş polemikler ile değil, kafa sözlüğün gelişmesi için harcıyor, helal olsun.
bir yıldız doğuyor - a star is born filminde bradley cooper black eyes şarkısı büyük bir kesimin beğenisini kazanmıştır.
kafa sözlükteki blackeyes nickli yazar ise verdiği kafa tavsiyeler başta olmak üzere kaliteli yazıları ile beğeni toplayan yazardır. sözlüğü kimimiz içimizi dökmek için kullanırız. bazı yazarların yazılarında kendimizi buluruz, okuruz…deriz ki hissettiklerimi yazmış. blackeyes enerjisini boş polemikler ile değil, kafa sözlüğün gelişmesi için harcıyor, helal olsun.
devamını gör...
analoji
akıl yürütme yöntemlerinden biridir.
devamını gör...
sirke
insanların saçlarına, kulak arkasına, enselerine yerleşen bitlerin yumurtasına verilen isim. sirke ayıklama terimi, buradan gelmektedir.
devamını gör...
orhun abideleri
türklerin ilk yazılı eseri değil; bilinen ilk yazılı eseridir. bu bilinen kısmı çok önemli çünkü orhun abidelerindeki türkçe işlenmiş, gelişmiş hatta felsefi alt yapısı da olan bir türkçedir. yani bunun öncesi de var ama yazılı örnekleri şu an henüz keşfedilmemiş. öbür türlü sanki türkler tarih sahnesine çıkar çıkmaz orhun abidelerini dikmiş gibi yanlış bir anlam çıkıyor.
öd tengri aysar, kişi oglı kop ölgeli törimiş: ''zaman tanrısı öyle buyurunca insanoğlu hep ölümlü yaratılmış''* ya da ''zamanı tanrı yaşar, insanoğlu hep ölümlü yaratılmış''* anlamına gelen kültigin'e ait bir söz. böyle bir cümle kurabilmek binlerce yıllık düşünsel bir evrim geçirmiş olmayı gerektirmektedir.
öd tengri aysar, kişi oglı kop ölgeli törimiş: ''zaman tanrısı öyle buyurunca insanoğlu hep ölümlü yaratılmış''* ya da ''zamanı tanrı yaşar, insanoğlu hep ölümlü yaratılmış''* anlamına gelen kültigin'e ait bir söz. böyle bir cümle kurabilmek binlerce yıllık düşünsel bir evrim geçirmiş olmayı gerektirmektedir.
devamını gör...

