bir bakışın ölmem için yeter; anla rosa ben bir deliyim.
devamını gör...

henüz kimseyi öldürmedim.
devamını gör...

yeşil nick almayayım.
beğendiğim rozet yok.
bir başka yazara rozet, puan... hediye edemiyorum.
peki ne yapacağım puanları ?
devamını gör...

şudur...
başlık: izmir

tanım: benim için bir şey ifade etmeyen şehir*

bu yanlış bu. böyle t*nım yok pek sayın çaylak arkadaşım.

sana kalk bizi izmir konusunda ışıl ışıl yap demiyorum. en azından şunu diyebilirsin...

başlık: izmir

tanım: haritada boydan bakılması insanı aldatan, aslında türkiye'nin en uzun sahil şeridine sahip olan ilidir. aynı zamanda benim için bir şey ifade etmiyor artık.

ufak da olsa bir bilgi at oraya. zor değil.
devamını gör...

sessizlik...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

trump'tan çek aldı mı bilinmez ama bir şeylerin düzelmesi gerektiği doğru.

abd’de bir grup demokrat partili senatör, türkiye’ye insan hakları ihlallerine karşı etkili adımlar atmaması durumunda yaptırım uygulanması çağrısında bulunan bir tasarıyı senato’ya sundu.

geçmişte 2017 ve 2019 yıllarında sunulan tasarıların tekrarı olan, “türkiye insan hakları teşvik yasası 2021” olarak adlandırılan yasa tasarısında, demokrat senatörler ed markey, ron wyden ve jeff merkley’nin imzaları bulunuyor.

19 sayfalık yasa tasarısında, özellikle 15 temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından türk hükümetinin, dozunu arttırdığına dikkati çektiği insan hakları ihlallerini kınanıyor. senatörlerin ortak açıklamasında, “cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan’ın liderliğindeki türk hükümeti’nin” hem sınırları içinde hem de dışındaki “gazetecileri, siyasi rakiplerini, muhalifleri, sivil toplum eylemcilerini ve azınlıkları pişkin biçimde hedef alan” bir susturma kampanyası yürüttüğü belirtildi.

“cumhurbaşkanı erdoğan’ın yetkilerini kötüye kullanma yönünde donald trump yönetimindeki beyaz saray’dan aldığı açık çekin süresi resmen dolmuştur” diyen senatör ed markey, abd’nin; sosyal medyayı sansürleme, ifade özgürlüğünü kısıtlama ve kendisini eleştirenleri hapsetme kararlarından dolayı cumhurbaşkanı erdoğan’ı sorumlu tutacağı ve bu konuda kendisini “yeniden” güçlü bir biçimde ifade edeceğini kaydetti.

buradan
devamını gör...

çocukluğumdan beri uslu uslu tutardım her sene. ergenliğe girip regl olmaya başladığımda o günlerde tutmaz yılın geri kalan günlerinde tutardım. * okulda tutan kişiler bazen bi köşede tost yiyip kraker kemiren insanlara bağırırlardı. asla onlardan biri olmadım. olmadığım için insanlar benim ibadetime saygı gösterdi. istedikleri gibi yiyip içebildiler çünkü benim iradem o günlerde demirdendi. ibadeti yarıda kesip cehennemde yanmaktan korkuyordum o yüzden her yıl içime demirden bi irade yükleniyordu. bazen kendime şaşıyordum bu ben miyim diye.

son 2 senedir tutmuyorum. çevremden tepki alıyor muyum, evet. onlar tutarken ben saygı duyuyorum ama ben tutmayınca aynı şekilde saygı görüyor muyum, hayır. bu işte bi dengesizlik var.
sıkıldım bu baskıdan. öyle böyle değil çok çok sıkıldım. ne yapsam birileri sürekli eleştiriyor. eve gelirsin ayrı, sokağa çıkarsın ayrı, okula/işe gidersin ayrı. bir şey diyince de ee toplu yaşamın bedelleri diye zırvalıyorlar. sıçtırtmayın bedelinizi de size de be. ben özel hayatınıza karışıp yerli yersiz konuşuyor muyum? varlığınızı yok sayan herhangi bir davranışım var mı? çizgilerinizi aşıyor muyum? istesem yaparım daha sonra da toplu yaşamın bedelleri ayoll büyütmeyin bu kadar derim yüzünüze gevrek gevrek. hiçbirini yapmıyorum.
keşke birbirimizin boğazlamayı bi bıraksak.
bir de burda gördüm saygının zerresinin olmadığını. üst tanımlarda tutan insanlara bi sövmedikleri kalmış. kendinlerinde tutacak got yok diye kudurmuşlar adeta. ama lafa gelse en çok kültüre, yaşam tarzına, dine saygılı kişiler bunlar çıkar.
çoğunun yaşı büyük arkadaşlar olduğu belli. yazık gerçekten. yaşın olmuş 35+ hala insanların ibadetlerine kendi aklınca bok atıp duruyorsun. bomboş yazık bi hayat ne diyim.
devamını gör...

türki... şaka şaka italya ya da ispanya.
devamını gör...

arınma gecesini izleyin 4 filmden oluşan bi seri.
devamını gör...

vücudunuz çok fit bile olsa, dar olan hiçbir şey "şık" görünmüyor bunu bilin,

hem kadın hem erkek, komple vücuduna yapışan şeylerle nasıl ortaya çıkarlar hiç anlamam, kaç beden giyiyorsanız doğru bedeni bulup alın, illa ben x beden giyiyorum diyip, her marka da, her modelde, o bedeni almanız gerekmiyor, vücudunuzdaki duruşuna bakın, kaç beden yazarsa yazsın ona takılmayın,

kıyafetleriniz rahat hareket edeceğiniz şekilde yarım beden büyük olmalı ki düzgün dursun,

hem pantolon, hem gömlek yada tişört, dar giyinmiş bir erkek vücudunu göstermeye hevesli bir karakter çizdiği için bana gerçekten çok itici geliyor.

*itici kelimesi tam karşılamıyor aslında.. bana biraz şey geliyor.. feminen, varsa eril enerjiyi bozuyor bence, kolye, yüzük bileklik küpe takmaları gibi..
devamını gör...

(bkz: salak mısın cemile), merhaba ben cemile. ***

kendisi benim için sözlükteki musicbuddy kategorisini doldurmaktadır. can sıkıntısından muhalefet olmalarıma, ikide bir saçma sapan espriler ve göndermeler yapmama katlanıp durur.* bir de güzel güzel müzikler atar. e bundan iyisi şamda kayısı değil mi?***. yine saçmalayıp durdum ama bir şey olmaz, zaten bunun için yazdım*. cemileden bolca şarkılı, boş yapmalı, saçmalamalı günler diliyorum kendisine. aklına da mukayyet olsun, bir deli yeter bize çünkü.* 2 sene sonraki beddua sözünü de unutmadım, belge niteliği taşısın diye buraya yazıyorum haberin olsun. o beddua edilecek!!!

edit: kendisinin haklılığını eklemeyi unutmuşum.* bu kadar haklı olmak yormuyor mu kardeş?*
devamını gör...

türk olma ihtimali yüksek olan nasa çalışanıdır.

biz ki ocak yanarken çakmak çakmayan ocaktan yakan bir milletiz. tutumluyuz yani.
devamını gör...

ülkemizin ciddi anlamda en büyük sorunlarından biri.

eskiden sahip olduğumuz herhangi bir elektronik gerecin yedek parçasının ya da tamirinin daha ulaşılabilir olduğunu düşünüyorum. şimdi de araştırınca birçok parçaya erişim mümkün ancak hem tamir hem yedek parçada fiyatlar o kadar dengesiz ki, çoğu insan "tamir edeceğime yenisini alırım" düşüncesiyle olanca elektronik atık meydana gelmesine sebep oluyor. şöyle bir evinize bakın, bozuk olduğu için kullanmadığınız ve "nasılsa bununla bir şeyler yaparım" dediğiniz irili ufaklı birçok plastik içerikli elektronik gerecin bulunduğunu göreceksiniz. evde bu tarz eşyaları tutmayı sevmiyorsanız kaç kere elektronik bir gereci çöpe gönderdiğinizi düşünün.

elektronik atıkların geri dönüşümüne yönelik çalışan birkaç özel girişim var ancak hiçbiri maalesef yeterli düzeyde değil, insanların bu tarz oluşumların varlığından bile haberi yok. geri dönüşüm çoğu belediyenin gündeminde kalıcı olarak yer almıyor, öyle ki elinizdeki kullanılmayan elektronik eşyayı gönderebileceğiniz bir işletme bulmak son derece zor. normal atıklarda bile organik, plastik, kağıt, metal, cam gibi atıkları ayrıştırma konusunu uygulamak imkansızken elektronik atıkların düşünülmesi herhalde ikinci planda kalmakta. gerçi "sıfır atık" gibi güzel bir düşünceyle yola çıkılan noktada çöp ithal ettiğimiz gibi kötü bir gerçeklikle karşı karşıyayız, insanlar bu nedenle hastalanıyor, bitkiler ve hayvanlar ölüyor. yaşayacak alanımız kalmıyor resmen.

bir şey yapmamız gerek ama ne?
devamını gör...

kelimeler zaman içerisinde, insanların ne hissettiklerini birbirlerine aktarmak için oluşturdukları seslerdir.
bir çok duygu ve hissiyatı açıklamak için uygun kelimeler de mevcuttur.
insan her yerde insan olduğundan coğrafya fark etmeksizin, sever, üzülür, canı yanınca ağlar, mutlu olunca güler, vurunca kanar.
insan her yerde hisseder. fakat farklı kültürler bu hisleri anlatmak için farklı sesler geliştirmiştir.
mesela japonca da ki tsundere kelimesi, başlangıçta soğuk ve burnu havada davranışlar sergilerken, sonradan sevecen hale gelen karakter anlamındadır.
veya rusçada ki zemlak kelimesi, toprağımdan bir parçasın, özümden bir parçasın gibisinden bir anlam ifade eden bir sevgi sözcüğü olarak da kullanılır.
bir den fazla dil bilenler bunu çok iyi anlayacaktır. bir kelime gelir aklınıza ve onu tam anlamı ile çeviremezsiniz bildiğiniz diğer dillere. çünkü orada tam karşılığı yoktur onun.
tercümedeki en büyük sıkıntılardan da biridir bu.
zaten bu yüzden derler kültürü bilmenden dil öğrenilmez diye.
hatta mevlânâ celâleddîn-i rûmî'nin bir sözü vardır, "aynı dili konuşanlar değil aynı duyguları paylaşanlar anlar" şeklinde.

fakat ne olursa olsun bazı duygular vardı ki, ya kişi bilmiyordur o duyguya karşılık gelen kelimeyi, ya bildiği dillerde o duyguya karşılık bir kelime yoktur yada hala o duyguya karşılık bir kelime bulunamamıştır.
belkide o duyguların kaşifi sizsinizdir. evet belki de o duyguyu ilk kez yaşayan sizsinizdir ve buna karşılık çıkarabileceğiniz bir ses olmadığından anlatamıyorsunuzdur. belki de bu yüzden susuyor, bu yüzden ağlıyor, bu yüzden pes ediyorsunuzdur.
ama ya sizin suçunuz değilse.
ya siz yaşanmamış duyguların kaşifi iseniz.

aynı dili konuşanlar değil aynı duyguları paylaşanlar anlar...
devamını gör...

biraz ruhsuz, biraz odunsu, biraz kalpsiz, bolca gerçekçi bir insandır.
bu benimdir.
yalandan canım cicimin bolca havada gezdiği, bir önceki ve bir sonraki günlerde hiçbir şey olmayan, sırf ego tatmin edilsin, birileri beni arasın, sorsun, hediye alsın diye bir güne anlam yüklemenin gereksizliğini bilen insandır. buna doğum günleri dahil. hani diğer günlerin aksine, bu kişiye özel diye önem atfedilen gün. o da gereksiz. o gün doğduysan ne olmuş? o gün ben doğduysam ne olmuş?
diğer özel günlerse zaten tamamen hediye beklentisi odaklı günler.
başka da hiçbir anlamları olamaz.
anneler, babalar, sevgili, evlilik, nişan, söz, kına, ilk öpüşme, ilk cimcikleme, ilk su içme günleri adını vermek yerine, sevdiğiniz insana gerçek anlamda değer verin. gerisi boş show.
edit:#142515 nolu entrydeki gibi özel günden kasıt: resmi bayramlarımız değildir.
cumhuriyet bayramı başta olmak üzere, tüm resmi bayramlarımızı seve seve kutlarım. zira onları kutlayabilmemde ikinci bir kişiye ihtiyaç yoktur.
devamını gör...

güzel günler, nerdesiniz bekliyorum. gerekirse konum da atabilirim.
devamını gör...

iş yerlerinin vazgeçilmez hobisi ve bazılarının da fobisi olmuş eylemdir. bazılarının fobisidir çünkü direkt kişinin yüzüne söyler arkasından konuşmaz ama bu sefer de iş yerinde sevilmez ve sıkıntılar yaşar. sıkıntı yaşamak istemeyenin de hobisi haline gelir bu eylem.
şu sıralar pandemi nedeniyle evden çalışma sayesinde bu tür insanları görmüyorum ve çok mutlu olduğumu farkettim. bazen işe gittiğimde bu hobi sahiplerini gördüğüm zaman, mümkün olan en hızlı bir şekilde uzaklaşmaya çalışıyorum. herkesten uzaktayken nasıl beceriyorlarsa bir de dedikodu biriktirmiş oluyorlar heybelerinde. beni ya da başka bir arkadaşımı da ortak etmeye çalışıyorlar emellerine. dikkat etmek gerekir. bu tür insanların yaptıklarına ortak oldukça sizi de girdabın içinde çekerler. başkasının arkasından konuşup çekiştiren, sizin de arkanızdan konuşup çekiştiriyordur büyük ihtimalle.
devamını gör...

üzücü bir durum içerisinde bulunduğunu anlatan bir tanım giren yazarlara teselli mahiyetinde verilen favori.

çok anlamsız bulmakla beraber, ciddi bir problemle boğuşan bir yazar gördüğüm zaman favoriyi esirgemiyorum. yara bandı olmasını da beklemiyorum ama en azından yalnız değilsin, bırahma gendini mesajı vermek için favorilerim. ne olacak sanki para mı veriyoruz.

çok güzel bir olay yaşamış, bir başarıya erişmiş arkadaşların da sevincini paylaşıyorum favori yoluyla. ama kimse gel baklavayla kutlayalım demedi bugüne kadar, olsun.
devamını gör...

şiirlerinde ülkesinin acılarından, isyan ruhundan ve ülkesindeki insanların bitmeyen umudundan beslenen guatemala asıllı aktivist şair otto rené castillo'nun kaleminden dökülen şiir. şiirin yazıldığı orijinal dilinde* ismi ıntelectuales apolíticos ve castillo'nun yine meşhur bir şirinden ismini almış olan vámonos patria a caminar şiir derlemesinde bulunuyor. tam ismi vámonos patria a caminar, yo te acompaño olan eser şair ölmeden iki yıl önce 1965 yılında basılmıştır. dilimize tarafsız aydınlar olarak ülkü tamer tarafından çevrilen şiir ismi dahil oldukça iyi bir çeviriye sahip.

ülkü tamer çevirisi ile:


1
tarafsız aydınları
yurdumun
sorguya çekilecek
günün birinde
en basit insanları
tarafından
halkımızın.


un día,
los intelectuales
apolíticos
de mi país
serán interrogados
por el hombre
sencillo
de nuestro pueblo.


soracaklar onlara
ne yaptılar diye
ağır ağır ölürken
ulusları,
tatlı bir ateş gibi
ufacık, bir başına.


se les preguntará
sobre lo que hicieron
cuando
la patria se apagaba
lentamente,
como una hoguera dulce,
pequeña y sola.


kimse sormayacak onlara
giysilerini,
uzun öğle uykularını
yemek sonrasında,
bilmek istemeyecek kimse
anlamsız uğraşlarını,
hiçlik konusunda görüşlerini,
nasıl para kazandıklarını
felsefe yaparak.
sorguya çekilmeyecekler
yunan mitolojisi konusunda,
nasıl iğrendikleri konusunda
kendi kendilerinden,
korkuyla ölürken içlerinde bir şeyler.


no serán interrogados
sobre sus trajes,
ni sobre sus largas
siestas
después de la merienda,
tampoco sobre sus estériles
combates con la nada,
ni sobre su ontológica
manera
de llegar a las monedas.
no se les interrogará
sobre la mitología griega,
ni sobre el asco
que sintieron de sí,
cuando alguien, en su fondo,
se disponía a morir cobardemente.


sormayacaklar
nasıl vardıklarını
doğrulara
yalanın gölgesinde.


nada se les preguntará
sobre sus justificaciones
absurdas,
crecidas a la sombra
de una mentira rotunda.




2
o gün
basit insanlar,
tarafsız aydınların
kitaplarında, şiirlerinde
yer almayanlar,
her gün ekmek getirenler onlara,
süt getirenler,
çörek ve yumurta getirenler,
giysilerini dikenler,
arabalarını sürenler,
köpeklerine, bahçelerine bakanlar,
onlar için çalışanlar,
gelip soracaklar:
"ne yaptınız
acı çekerken yoksullar
içlerindeki sevgi
ve yaşam sönüp giderken?"


ese día vendrán
los hombres sencillos.
los que nunca cupieron
en los libros y versos
de los intelectuales apolíticos,
pero que llegaban todos los días
a dejarles la leche y el pan,
los huevos y las tortillas,
los que les cosían la ropa,
los que le manejaban los carros,
les cuidaban sus perros y jardines,
y trabajaban para ellos,
y preguntarán,
“¿qué hicisteis cuando los pobres
sufrían, y se quemaba en ellos,
gravemente, la ternura y la vida?”



3
tarafsız aydınları
güzel yurdumun,
cevap veremeyeceksiniz.


ıntelectuales apolíticos
de mi dulce país,
no podréis responder nada.


yiyip bitirecek sizi
bir sessizlik kuzgunu.
yüreğinizi kemirecek
zavallılığınız.
susup kalacaksınız
kendi utancınızla.


os devorará un buitre de silencio
las entrañas.
os roerá el alma
vuestra propia miseria.
y callaréis,
avergonzados de vosotros.


devamını gör...

müzik.

-piyano
-gitar
-saz

bir grubum var. arada toplaşıp stüdyoda deliriyoruz. metal olan her şeyi coverleme zevkimiz var. sahneler evimiz, melodic death tarzımız. mesleklerden dolayı bir araya gelemesek bile bir şekilde pc ortamında kayıt alıp birbirimize gönderiyoruz. sağlam besteler çıkarıyoruz. izmir'de metalin zirve olduğu zamanlar alsancak'ta imza dağıtıp sahne için mekan seçiyoduk. ep albümünün 500 sattığı olduydu. amatör bir grup için fena sayılmaz. şimdi daha sağlam daha agresif daha kararlı daha daha daha profesyonel bir haldeyiz. tutmayın bizi rockstar olcaz. hah.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim