yoldaş'ın yere düşen eyluling'e modum düştü şakası
iğrenç bir şaka.
devamını gör...
nick değiştirmek neden bedava sorunsalı
en küçük rozetin bile 500 karma puan olduğu bir dünyada koskoca bir devrim olan nick değişitmek nasıl bedava olabilir?
devamını gör...
eksik öğrenme
ingilizce underfitting olarak geçer. makine öğrenmesi sırasında elde edilen modelin train için kullandığımız veriyi tam tanıyamaması durumudur. test verisinde vetahmin için verilen verilerde büyük hatalar ile tahminler yapmaktadır. bunun birinci sebebi yetersiz miktardaki bağımsız değişken olabilir. genelde bu sonuca ulaşılan modeller basit model olarak adlandırılabilir çünkü model, girdiler ile çıktılar arasındaki temel ilişkiyi öğrenemez.
devamını gör...
elbisenin kadınları daha zarafet sahibi göstermesi
erkekler giyse de doğru bir karşılaştırma yapabilsek diye düşündürten başlıktır*.
devamını gör...
sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı
gökteki koyu gri, denizdeki petrol mavi, ağaçtan düşen kuru yaprak, yağmurdan balçıklaşmış toprak, tabaktaki zeytin çekirdeği, pamuğun ipliği, boş kağıttaki düz çizgi, lig maçındaki 1 - 0 yenilgi..
ya da bir şekilde tabanda olmak ve orada yavaş yavaş doğaya karışmak, yok olmak.
ya da bir şekilde tabanda olmak ve orada yavaş yavaş doğaya karışmak, yok olmak.
devamını gör...
heimdall
iskandinav mitolojisinde bir tanrıdır. asgard ile insanların alemi midgard arasında geçişleri sağlayan gökkuşağı köprüsünün (bkz: bifrost) bekçiliğini yapar. çoğu iskandinav tanrısı gibi tanrı odin' in oğludur. çok az uykuya ihtiyaç duyar. görme gücü çok iyidir, gündüz veya gece her yeri görebilir ve kulakları çok iyi işitir; zeminde büyüyen otları bile duyabilir. gjallarhorn adındaki kornasını elinde tutarak köprüyü izler ve dinler. tehlikeyi haber vermek için kornasını çalar.
iskandinav mitolojisine göre kıyametin adı ragnarok'tur. ragnarok zamanı geldiğinde heimdall, gjallarhorn’u çalacak ve tanrıları öldürmek için gelen devlerin haberini asgard’daki tanrılara iletecektir.
thor filmlerinde idris elba tarafından canlandırılır:
iskandinav mitolojisine göre kıyametin adı ragnarok'tur. ragnarok zamanı geldiğinde heimdall, gjallarhorn’u çalacak ve tanrıları öldürmek için gelen devlerin haberini asgard’daki tanrılara iletecektir.
thor filmlerinde idris elba tarafından canlandırılır:
devamını gör...
günü kendinden bir cümle ile sonlandır
yorgunluk.
devamını gör...
mis gold
yokluk zamanında avunmak için iyi bir seçenek*
devamını gör...
şeyma subaşı
var mısın yok musun yarışmasında kutusundan acun çıkan eski yarışmacı, yazar, düşünür.
devamını gör...
edgar allan poe
abd'li şair ve korku, polisiye kitap yazarıdır.
anne ve babasını küçük yaşta yitiren poe, yaşamı boyunca mutsuz ve yoksul bir hayat sürmüştür. askeri akademi'ye kabul edilmiş olsa da kumar ve içki yüzünden üç ay sonra okuldan atılmıştır.
yazarlık serüveni de bu noktada başlamıştır. ne ailesinin ne dostunun olmayışı, ilişkilerinde yaşamış olduğu hayal kırıklığı ile birleşince gittikçe karamsar ve korkuya yönelmiştir yazıları. içki ve kumar alışkanlıkları da peşini bırakmadığı için işlerinde tutunamamıştır.
polisiye ve bilimkurgu romanların öncüsü sayılan yazarın bazı öyküleri ülkemizde morgue sokağı cinayeti adıyla derlenmiştir. kitaba adını veren öykü dünyada ilk dedektif öyküsüdür. "kuyu ve sarkaç" ile "geveze yürek" de aynı kitapta yer almaktadır.
poe, kötülük, uğursuzluk, korku ve suç gibi konuları şiir ve öykülerinde oldukça güzel işlediği için yaşamının son günlerinde üne kavuşmuştur.
doğaüstü olaylara yer verilen "kuzgun" şiiri ile duygu yüklü bir aşk şiiri olan "annabel lee" en ünlü şiirlerdir.
anne ve babasını küçük yaşta yitiren poe, yaşamı boyunca mutsuz ve yoksul bir hayat sürmüştür. askeri akademi'ye kabul edilmiş olsa da kumar ve içki yüzünden üç ay sonra okuldan atılmıştır.
yazarlık serüveni de bu noktada başlamıştır. ne ailesinin ne dostunun olmayışı, ilişkilerinde yaşamış olduğu hayal kırıklığı ile birleşince gittikçe karamsar ve korkuya yönelmiştir yazıları. içki ve kumar alışkanlıkları da peşini bırakmadığı için işlerinde tutunamamıştır.
polisiye ve bilimkurgu romanların öncüsü sayılan yazarın bazı öyküleri ülkemizde morgue sokağı cinayeti adıyla derlenmiştir. kitaba adını veren öykü dünyada ilk dedektif öyküsüdür. "kuyu ve sarkaç" ile "geveze yürek" de aynı kitapta yer almaktadır.
poe, kötülük, uğursuzluk, korku ve suç gibi konuları şiir ve öykülerinde oldukça güzel işlediği için yaşamının son günlerinde üne kavuşmuştur.
doğaüstü olaylara yer verilen "kuzgun" şiiri ile duygu yüklü bir aşk şiiri olan "annabel lee" en ünlü şiirlerdir.
devamını gör...
kur'an'daki saçma ayetler
ya yeter vallahi yeter ya! bi bitmediniz avk.
devamını gör...
acı değilmiş lan bu
iki sene önce bir akşam yemeğinde ailecek otururken masaya o gün bir kase biber geldi. babam bir hafta önceki adana ziyaretinden yeni dönmüştü, masadaki biberden bir kilo kadar beraberinde getirmişti. herkes yabancı bir maddeymiş gibi bakıyordu kaseye, krdeşim bir ara yeltendi yemeye, diline dokundurdu, peçeteye tükürdü. "bence yemeyelim, çok acı bu" gibi bir şeyler geveledi. ben aldırmadım tabi, erkekliğimi belli edeceğim ya, attım bir tane ağzıma hiç düşünmeden. bütün yüzler bana döndü, "eee, acımıynış" diye sordular tek tek. ben çiğnemeye devam ederken daha biberin parçaları ağzımda oradan oraya dolaşırken "yooo" dedim, "neresi acı ki bunun". sonra yavaş yavaş yuttum parçalarını. birden bir sıcaklık hissetmeye başladım. taa midemden yemek boruma tırmandı, oradan bütün yüzümü ısıttı bu sıcaklık. bir bardak su istedim yan taraftan, bir dikişte içtim hepsini. kardeşim yine sordu "acı mı abi?" ben hiç istifimi bozmadan, yani bozmadığımı düşünerekten yanaklarıma yol açmış iki sıra gözyaşı eşliğinde, sesim de biraz çatallı cevap verdim: "hiç acı değil lan bu, neresi acı ki!"
devamını gör...
where the wild roses grown
(bkz: nick cave) ustanın murder ballads albümünde kylie minogue ile düet yaptığı şarkı. hikaye anlatan şarkılardandır. şarkının yer aldığı albüm zaten bir bütün olarak bizlere seri katillerin hikayesini anlatır. fakat bu şarkıda hikayeyi sadece katil anlatmaz. katil ile beraber maktülün de ağzından dinleriz hikayeyi.
bu şarkı üç bölümden oluşur. ilk bölümde katil ve maktül birbirlerini nasıl gördüklerini anlatır. ne hissettiklerini, birbirleri hakkında ne düşündüklerini.
ilk olarak maktül kendini tanıtır. kylie minogue; bana yaban gülü diyorlar fakat benim adım elisa day'di. bana neden böyle dediklerini bilmiyorum der. ardından katilimiz, nick cave reyizimiz o davudi sesiyle yaban gülünü ilk gördüğü anı anlatır bize.
onu ilk gördüğüm günden beri onun tek olduğunu biliyordum
gözlerime baktı ve gülümsedi
dudakları güllerin rengindeydi
nehrin alt tarafında büyüyenlerden, kan kırmızısı ve yabani..
böylelikle elisa day'e neden yaban gülü dendiğini anlayabiliyoruz. en başta verdim spoilerı. nick cave için katilin ağzından hikayeyi anlattığını. fakat şarkının ilk paragrafında bir katil gibi durmuyor bu sözleri söyleyen kişi. fakat hikaye öyle bir felsefeye varacak ki.
ardından maktül kızımız şu cümleleri kurar;
kapımı çalıp içeri girdiğinde
titremem onun kendinden emin kucaklamasıyla yatıştı
o benim ilk erkeğim olabilirdi, dikkatli elleriyle
yüzüme akan gözyaşlarını sildi
elisa day'in bu erkekten epey etkilendiğini ve kendini onun yanında epey iyi hissettiğini öğreniriz. yaptığım araştırmalarda, yaban gülünün yunan mitolojisinde; bağlılık, sevgi ve hayranlığın sembolü olduğunu öğrendim. afrodit'in sembollerinden biriymiş.
kaynak
amerikan yerlilerinin mitolojisinde ise yaşamın simgesi, yaşamı hayaletlerin verebileceği zararlardan koruyan bir bitki. aynı zamanda canlılık veren, hayatı koruyan bir ilaç. kaynak
ayrıca o benim ilk erkeğim olabilirdi kelimesi de elisa'nın saflığına bir gönderme. bu konuda da şu linkte yaban güllerinin; bizim şu an bildiğimiz güllerin atası oldukları için çiçek yetiştiricileri tarafından dokunulmamış, saf bir gül olarak tanımlandığını okumuştum. bu da başka bir güzel anekdot olsun bu konuda (:
ve sonrasında elisa tekrardan bana neden yaban gülü diyolar, benim adım elisa day'di diye devam eder. ilk bölüm bu şekilde sona erdikten sonra ikinci bölümü açan nick cave olur.
bir sonraki gün ellerinde çiçeklerle kapısında sırılsıklam olduğunu anlatır.
ikinci gün ona bir çiçek götürdüm
gördüğüm tüm kadınlardan daha güzeldi
dedim ki, "yabani güllerin nerede yetiştiklerini biliyor musun
çok güzel, kırmızı ve özgür?"
burada nick abimizin kıza olan sevgisini ve beğenisini görmeye devam ediyoruz. kylie ablamız ise şöyle anlatır o günü.
ikinci gün bana tek bir kırmızı gül ile geldi
dedi ki, "verir misin bana kaybını ve kederini?"
başımla onayladım, yatağa uzanırken
dedi ki, "beni takip eder misin, sana gülleri gösterirsem?"
bir önceki kıtada nick abi yaban güllerini tanımlarken kullandığı "kırmızı" rengi "scarlet" kelimesini kullanarak söylemekte. kylie minogue ise bana tek bir kırmızı gül ile bana geldi derken "red" kelimesini kullanır. red ile scarlet arasındaki fark nedir ikisi de kırmızıyı anlatıyo derseniz eğer; scarlet, orta çağda ingilizceye giren bir kelime. latince scarlatum, fransızca escarlate. kırmızının özel bir tonu. antik çağlarda zenginlik, güç ve gösterişin rengi iken; orta çağda bu kelimenin belirttiği kırmızı renk; haçlı şövalyelerinin bayrağındaki haçın rengi olarak karşımıza çıkıyor. bunun anlamı ise oldukça manidar. tanrı yolunda, tanrı için kurban olmak ve kan dökmek. (link: https://bit.ly/3lxkrou::kaynak)
ayrıca; kylie'nin dediğine göre nick abi ona "verir misin bana kaybını ve kederini?" diye soruyor. yine bir arındırma ve saflık vurgusu var burada.
daha sonra tekrar kylie'nin sözleri ile üçüncü bölüm açılır. artık yaban güllerinin açtığı yerdedirler.
üçüncü gün beni bir nehire götürdü
bana gülleri gösterdi ve öpüştük
duyduğum son şey fısıltılı bir sözcüktü
yumruğundaki bir kayayla, önümde diz çökülüydü(gülümseyerek durdu)
artık sona geldiğimizi anlıyoruz. bir öpücük, fısıltılı bir sözcük. ve nick abinin elinde tuttuğu taş parçası. o mırıldanan söz neydi? nick abiden dinleyelim.
son gün onu yaban güllerinin yetiştiği yere götürdüm
ve banka uzandığında rüzgar bir hırsız gibi konmuştu
ve elveda öpücüğü verdim, dedim ki: 'bütün güzellikler ölmeli'
ve eğildim ve dişlerinin arasına bir gül yerleştirdim
"bütün güzellikler ölmeli". bu felsefe hakkında şurada çok güzel bir yazı yazılmış. buraya kadar okuduysanız lütfen o linkteki yazıyı da okuyun lütfen. özet olarak o entryden bir kaç satır ekliyim.
"sözler dinlenir: bir adam, bir kadını, çok sevdiği için, "all beauty must die - tüm güzellikler ölmeli" diyerek, başına taşla vurarak göle atar, öldürür. bu cinayetin bir sebebi yok.
bu iki şarkıda anlatılan haleti ruhiye: sevginin bir yanı olabildiğine şiddet ve ölümle bağlantılıdır. sevmek, bireyin kendi benliğini karşısındaki insanın benliğinde eritme, ve/veya onun benliğini kendinde eritme arzusundan beslenir.
...
sevgi paylaşıldıkça azalır. şiddet, nesnesini buldukça söner. sevgi ve şiddet, biz (evet bizim değil, biz) olmayan güzel şeyleri bizim bir parçamız haline getirmek için giriştiğimiz tutkulu süreçlerdir. amacımız günahlarımızdan arınmaktır, bunun için güzel, şirin, masum, temiz kurbanlar seçeriz."
klipte; nick abi kylie bebeğimizi öldürdükten sonra cesedini çiçeklerle süsler ve nehire bırakır. bu su ve ağaç kültü de sümerden itibaren yaşamla ilgilidir. tammuz bir yaban domuzu ya da şeytanlardan kaçarken bir nehir kenarına gelir, karşı kıyıda sevgilisi aşk tanrıçası inanna(yunan da afrodit, yukarda bahsetmiştim) ve kız kardeşi geştinanna bulunur. onların yanına geçmek için nehre atlar ve o nehirde tammuz yani bitki tanrısı ölür. bu da ayrı bir anekdot olsun diyelim.
internette bu şarkının yerel bir irlanda efsanesinden esinlenerek yazıldığı söylenir. 19. yüzyıl'da irlanda'dan amerikaya göç eden irlandalıların beraberinde taşıdıkları folk müzik türü olan appalachian müziğinde rastlanır benzer hikayelere. down in the willow garden isimli anonim folk şarkısının hikayesi pek benzer bu şarkıya. kaynak, appalachian ile ilgili kaynak.
onun öncesinde de 1889'da yazılan down by the salley gardens isimli şiire dayandıranlar olur bunu. rambling boys of pleasure gibi şarkılarda da benzer hikayeler geçer. nick cave'in o zamanlarki sevgilisi kylie minogue ile söylediği bu şarkının şöyle de romantik bir canlı performansı var. izlenmeden geçilmemeli.
nick cave & the bad seeds - where the wild roses grow (live at koko) ft. kylie minogue
bu şarkı üç bölümden oluşur. ilk bölümde katil ve maktül birbirlerini nasıl gördüklerini anlatır. ne hissettiklerini, birbirleri hakkında ne düşündüklerini.
ilk olarak maktül kendini tanıtır. kylie minogue; bana yaban gülü diyorlar fakat benim adım elisa day'di. bana neden böyle dediklerini bilmiyorum der. ardından katilimiz, nick cave reyizimiz o davudi sesiyle yaban gülünü ilk gördüğü anı anlatır bize.
onu ilk gördüğüm günden beri onun tek olduğunu biliyordum
gözlerime baktı ve gülümsedi
dudakları güllerin rengindeydi
nehrin alt tarafında büyüyenlerden, kan kırmızısı ve yabani..
böylelikle elisa day'e neden yaban gülü dendiğini anlayabiliyoruz. en başta verdim spoilerı. nick cave için katilin ağzından hikayeyi anlattığını. fakat şarkının ilk paragrafında bir katil gibi durmuyor bu sözleri söyleyen kişi. fakat hikaye öyle bir felsefeye varacak ki.
ardından maktül kızımız şu cümleleri kurar;
kapımı çalıp içeri girdiğinde
titremem onun kendinden emin kucaklamasıyla yatıştı
o benim ilk erkeğim olabilirdi, dikkatli elleriyle
yüzüme akan gözyaşlarını sildi
elisa day'in bu erkekten epey etkilendiğini ve kendini onun yanında epey iyi hissettiğini öğreniriz. yaptığım araştırmalarda, yaban gülünün yunan mitolojisinde; bağlılık, sevgi ve hayranlığın sembolü olduğunu öğrendim. afrodit'in sembollerinden biriymiş.
kaynak
amerikan yerlilerinin mitolojisinde ise yaşamın simgesi, yaşamı hayaletlerin verebileceği zararlardan koruyan bir bitki. aynı zamanda canlılık veren, hayatı koruyan bir ilaç. kaynak
ayrıca o benim ilk erkeğim olabilirdi kelimesi de elisa'nın saflığına bir gönderme. bu konuda da şu linkte yaban güllerinin; bizim şu an bildiğimiz güllerin atası oldukları için çiçek yetiştiricileri tarafından dokunulmamış, saf bir gül olarak tanımlandığını okumuştum. bu da başka bir güzel anekdot olsun bu konuda (:
ve sonrasında elisa tekrardan bana neden yaban gülü diyolar, benim adım elisa day'di diye devam eder. ilk bölüm bu şekilde sona erdikten sonra ikinci bölümü açan nick cave olur.
bir sonraki gün ellerinde çiçeklerle kapısında sırılsıklam olduğunu anlatır.
ikinci gün ona bir çiçek götürdüm
gördüğüm tüm kadınlardan daha güzeldi
dedim ki, "yabani güllerin nerede yetiştiklerini biliyor musun
çok güzel, kırmızı ve özgür?"
burada nick abimizin kıza olan sevgisini ve beğenisini görmeye devam ediyoruz. kylie ablamız ise şöyle anlatır o günü.
ikinci gün bana tek bir kırmızı gül ile geldi
dedi ki, "verir misin bana kaybını ve kederini?"
başımla onayladım, yatağa uzanırken
dedi ki, "beni takip eder misin, sana gülleri gösterirsem?"
bir önceki kıtada nick abi yaban güllerini tanımlarken kullandığı "kırmızı" rengi "scarlet" kelimesini kullanarak söylemekte. kylie minogue ise bana tek bir kırmızı gül ile bana geldi derken "red" kelimesini kullanır. red ile scarlet arasındaki fark nedir ikisi de kırmızıyı anlatıyo derseniz eğer; scarlet, orta çağda ingilizceye giren bir kelime. latince scarlatum, fransızca escarlate. kırmızının özel bir tonu. antik çağlarda zenginlik, güç ve gösterişin rengi iken; orta çağda bu kelimenin belirttiği kırmızı renk; haçlı şövalyelerinin bayrağındaki haçın rengi olarak karşımıza çıkıyor. bunun anlamı ise oldukça manidar. tanrı yolunda, tanrı için kurban olmak ve kan dökmek. (link: https://bit.ly/3lxkrou::kaynak)
ayrıca; kylie'nin dediğine göre nick abi ona "verir misin bana kaybını ve kederini?" diye soruyor. yine bir arındırma ve saflık vurgusu var burada.
daha sonra tekrar kylie'nin sözleri ile üçüncü bölüm açılır. artık yaban güllerinin açtığı yerdedirler.
üçüncü gün beni bir nehire götürdü
bana gülleri gösterdi ve öpüştük
duyduğum son şey fısıltılı bir sözcüktü
yumruğundaki bir kayayla, önümde diz çökülüydü(gülümseyerek durdu)
artık sona geldiğimizi anlıyoruz. bir öpücük, fısıltılı bir sözcük. ve nick abinin elinde tuttuğu taş parçası. o mırıldanan söz neydi? nick abiden dinleyelim.
son gün onu yaban güllerinin yetiştiği yere götürdüm
ve banka uzandığında rüzgar bir hırsız gibi konmuştu
ve elveda öpücüğü verdim, dedim ki: 'bütün güzellikler ölmeli'
ve eğildim ve dişlerinin arasına bir gül yerleştirdim
"bütün güzellikler ölmeli". bu felsefe hakkında şurada çok güzel bir yazı yazılmış. buraya kadar okuduysanız lütfen o linkteki yazıyı da okuyun lütfen. özet olarak o entryden bir kaç satır ekliyim.
"sözler dinlenir: bir adam, bir kadını, çok sevdiği için, "all beauty must die - tüm güzellikler ölmeli" diyerek, başına taşla vurarak göle atar, öldürür. bu cinayetin bir sebebi yok.
bu iki şarkıda anlatılan haleti ruhiye: sevginin bir yanı olabildiğine şiddet ve ölümle bağlantılıdır. sevmek, bireyin kendi benliğini karşısındaki insanın benliğinde eritme, ve/veya onun benliğini kendinde eritme arzusundan beslenir.
...
sevgi paylaşıldıkça azalır. şiddet, nesnesini buldukça söner. sevgi ve şiddet, biz (evet bizim değil, biz) olmayan güzel şeyleri bizim bir parçamız haline getirmek için giriştiğimiz tutkulu süreçlerdir. amacımız günahlarımızdan arınmaktır, bunun için güzel, şirin, masum, temiz kurbanlar seçeriz."
klipte; nick abi kylie bebeğimizi öldürdükten sonra cesedini çiçeklerle süsler ve nehire bırakır. bu su ve ağaç kültü de sümerden itibaren yaşamla ilgilidir. tammuz bir yaban domuzu ya da şeytanlardan kaçarken bir nehir kenarına gelir, karşı kıyıda sevgilisi aşk tanrıçası inanna(yunan da afrodit, yukarda bahsetmiştim) ve kız kardeşi geştinanna bulunur. onların yanına geçmek için nehre atlar ve o nehirde tammuz yani bitki tanrısı ölür. bu da ayrı bir anekdot olsun diyelim.
internette bu şarkının yerel bir irlanda efsanesinden esinlenerek yazıldığı söylenir. 19. yüzyıl'da irlanda'dan amerikaya göç eden irlandalıların beraberinde taşıdıkları folk müzik türü olan appalachian müziğinde rastlanır benzer hikayelere. down in the willow garden isimli anonim folk şarkısının hikayesi pek benzer bu şarkıya. kaynak, appalachian ile ilgili kaynak.
onun öncesinde de 1889'da yazılan down by the salley gardens isimli şiire dayandıranlar olur bunu. rambling boys of pleasure gibi şarkılarda da benzer hikayeler geçer. nick cave'in o zamanlarki sevgilisi kylie minogue ile söylediği bu şarkının şöyle de romantik bir canlı performansı var. izlenmeden geçilmemeli.
nick cave & the bad seeds - where the wild roses grow (live at koko) ft. kylie minogue
devamını gör...
çocukken alındığına en çok sevinilmiş şey
kırmızı bisikletim. annemler süpriz yapmak için çarşaf örtmüşlerdi üstüne ama ben onlar konuşurken duymuştum kırmızı bisiklet aldıklarını. en sevdiğim ve havalı şeyimdi herkes bir kere binmek istiyordu.
devamını gör...
pitbull beslemek
pitbull tipi köpekler eğitimi en kolay köpekler arasındadır. güç kullanmadan, pozitif eğitimle çok rahat bir şekilde eğitilirler, bu nedenle birlikte çalışmayı en çok sevdiğim köpekler arasındadır. kanada'da son derece yaygındır. kesinlikle beslemek isteyeceğim bir köpektir ancak türkiye'ye taşınma ihtimalinde sorun olacağı için bunu yapamamaktayım.
pitbull tipi köpeklerin şanssızlığı fiziksel anlamda güçlü köpekler olduğu için ve saçma sapan inanışlar nedeniyle aslında köpek sahibi olmaması gereken insanlar tarafından beslenmeleri ve yine bu köpekler ancak güçle eğitilir anlayışıyla ceza yöntemiyle eğitilmeleridir. agresyonla ilgili yapılan araştırmalar şunları ortaya koymuştur.
agresyon ırklara bağlı değildir.
ceza yöntemiyle eğitilen köpeklerde ısırma vakaları ve agresyon daha yüksektir. pozitif eğitimle eğitilen köpeklerde ısırma ve agresyon düşer.
doğru şekilde sosyalleşmemiş köpeklerde agresyon yüksektir.
agresyon köpeğin sahibinin karakteriyle ilgilidir. saldırgan, sinirli, öfkeli insanların baktığı köpeklerde agresyon daha yüksekken, sakin insanlar ve yaşlı insanlar tarafından bakılan köpeklerde agresyona son derece az rastlanır.
insana veya hayvana yönelik saldırı ve şiddet içeren suçlar nedeniyle sabıkası bulunan kişilerin baktığı köpeklerde agresyon hızla yükselmektedir.
fiziksel anlamda sağlık problemi olan köpeklerde fiziksel rahatsızlık, ağrı ve acı nedeniyle agresyon yüksektir.
nörolojik ve hormonal problemler nedeniyle oluşan agresyon ergenlik dönemimden itibaren test edilebilir.
benim favori köpüş çalışma arkadaşım juju. 1.5 yaşına kadar yaşamını ufacık kafeste geçirmiş, dövülmüş ve eziyet edilmiş, kulakları kökünden kesilmiş bir köpek. ilk başta çimlere basmaya bile korkuyordu. erkeklerden, arabalardan ve pek çok şeyden korktuğu için saldırmaya çalışıyordu. eğitimle ve çabayla dünyanın en sevimli ve en güzel kızına döndü. öyle ki öğrencilikten asistanlığa yükseldi kısa zaman içinde. başka köpekleri eğitirken rol model olarak juju'yu kullanırım.
pitbull tipi köpeklerin şanssızlığı fiziksel anlamda güçlü köpekler olduğu için ve saçma sapan inanışlar nedeniyle aslında köpek sahibi olmaması gereken insanlar tarafından beslenmeleri ve yine bu köpekler ancak güçle eğitilir anlayışıyla ceza yöntemiyle eğitilmeleridir. agresyonla ilgili yapılan araştırmalar şunları ortaya koymuştur.
agresyon ırklara bağlı değildir.
ceza yöntemiyle eğitilen köpeklerde ısırma vakaları ve agresyon daha yüksektir. pozitif eğitimle eğitilen köpeklerde ısırma ve agresyon düşer.
doğru şekilde sosyalleşmemiş köpeklerde agresyon yüksektir.
agresyon köpeğin sahibinin karakteriyle ilgilidir. saldırgan, sinirli, öfkeli insanların baktığı köpeklerde agresyon daha yüksekken, sakin insanlar ve yaşlı insanlar tarafından bakılan köpeklerde agresyona son derece az rastlanır.
insana veya hayvana yönelik saldırı ve şiddet içeren suçlar nedeniyle sabıkası bulunan kişilerin baktığı köpeklerde agresyon hızla yükselmektedir.
fiziksel anlamda sağlık problemi olan köpeklerde fiziksel rahatsızlık, ağrı ve acı nedeniyle agresyon yüksektir.
nörolojik ve hormonal problemler nedeniyle oluşan agresyon ergenlik dönemimden itibaren test edilebilir.
benim favori köpüş çalışma arkadaşım juju. 1.5 yaşına kadar yaşamını ufacık kafeste geçirmiş, dövülmüş ve eziyet edilmiş, kulakları kökünden kesilmiş bir köpek. ilk başta çimlere basmaya bile korkuyordu. erkeklerden, arabalardan ve pek çok şeyden korktuğu için saldırmaya çalışıyordu. eğitimle ve çabayla dünyanın en sevimli ve en güzel kızına döndü. öyle ki öğrencilikten asistanlığa yükseldi kısa zaman içinde. başka köpekleri eğitirken rol model olarak juju'yu kullanırım.
devamını gör...
24 ocak 2021 istanbul'da barajların doluluk oranı
iski verilerine göre, istanbul'da barajların doluluk oranı yüzde 32,38'e yükseldi.
9 ocak 2021 tarihinde istanbul'da barajların doluluk oranı %20'nin altına düşmüş durumdaydı. son zamanlarda yaşanan yağışların gelmesiyle 15 gün içerisinde bu oran %32 seviyesini geçmiş durumda.
meteoroloji verilerine göre bugünden itibaran 4 gün yağış beklenirken daha sonrasında karla karışık yağmur döneceği tahmini yapılıyor.
kaynak
9 ocak 2021 tarihinde istanbul'da barajların doluluk oranı %20'nin altına düşmüş durumdaydı. son zamanlarda yaşanan yağışların gelmesiyle 15 gün içerisinde bu oran %32 seviyesini geçmiş durumda.
meteoroloji verilerine göre bugünden itibaran 4 gün yağış beklenirken daha sonrasında karla karışık yağmur döneceği tahmini yapılıyor.
kaynak
devamını gör...
la vie en rose
"toz pembe bir hayat anlamına gelen, 1940'lı yıllarda, ll. dünya savaşı kızışmışken yazılan ve savaşın acısını bir anlığına unutturan muhteşem bir edith piaf şaheseridir.
şarkı o kadar güzel ve derin ki;
dinleyince kendinizi savaşa meydan okuyan bir aşka şahit oluyormuş gibi hissediyorsunuz.
buyrun, buradan yakın;
tık tık.
edit: link düzenleme.
şarkı o kadar güzel ve derin ki;
dinleyince kendinizi savaşa meydan okuyan bir aşka şahit oluyormuş gibi hissediyorsunuz.
buyrun, buradan yakın;
tık tık.
edit: link düzenleme.
devamını gör...
türk dizi tarihinin en orijinal karakteri
devamını gör...
bayanlardan bile aya gitme hayali kuranlar vardır
bir cümle.
evet. bayanlarda bile var bu hayali kuran. ben mesela... küçükken hemen hemen her çocuk gibi uzayla ilgili oyunlar oynardık kuzenimle. çocukken rüyalarımda görürdüm.
büyüdüm, astronom oldum. gönül isterdi ki astronot da olayım ama onu geçtim şu ülkede bu alanda iş bile yok.
mesela yaş sınırı var uzay ajansı başvuruları için. neden var? hayatınızda ilk kez bir uzay ajansı kurmuşsunuz ve bu alanda uzman insanların çoğu üniversitede hocalık yapıyor. asistanlarının bir kısmı bile 35 yaşın üzerinde. sizin kuruluş aşamasında tecrübeli insanlara ihtiyacınız var. onun yerine 35 yaş altı ve konuyla alakasız bölümlerden mezun adamları işe alıyorsunuz. bütçe konusuna girmiyorum bile.
evet efendim; bayanlarda "bile" böyle hayalleri olanlar vardı ama el birliğiyle o hayalleri öldürdünüz. bayanlar olarak bile teşekkür ediyoruz.
evet. bayanlarda bile var bu hayali kuran. ben mesela... küçükken hemen hemen her çocuk gibi uzayla ilgili oyunlar oynardık kuzenimle. çocukken rüyalarımda görürdüm.
büyüdüm, astronom oldum. gönül isterdi ki astronot da olayım ama onu geçtim şu ülkede bu alanda iş bile yok.
mesela yaş sınırı var uzay ajansı başvuruları için. neden var? hayatınızda ilk kez bir uzay ajansı kurmuşsunuz ve bu alanda uzman insanların çoğu üniversitede hocalık yapıyor. asistanlarının bir kısmı bile 35 yaşın üzerinde. sizin kuruluş aşamasında tecrübeli insanlara ihtiyacınız var. onun yerine 35 yaş altı ve konuyla alakasız bölümlerden mezun adamları işe alıyorsunuz. bütçe konusuna girmiyorum bile.
evet efendim; bayanlarda "bile" böyle hayalleri olanlar vardı ama el birliğiyle o hayalleri öldürdünüz. bayanlar olarak bile teşekkür ediyoruz.
devamını gör...

