mutlu olmaya gelmediğim net belki zaten de, ne için geldiğim sorusu muallak kalan.
devamını gör...

emek harcamadan yemek olmaz.
devamını gör...

bir insanın bir başkasına olan davranışlarını gözlemleyerek o insanın karakteri hakkında oldukça net çıkarımlarda bulunabileceğimiz detaylardır. örneğin; kasiyer ve garson gibi hizmet sektörü çalışanlarına kötü davranması, bunu bir hak olarak görmesi.
devamını gör...

bir abidin dino şiiridir. nazım hikmet'in saman sarısı şiirine cevaben yazdığı bilinir.


saman sarısı

sen mutluluğun resmini yapabilir misin abidin?
işin kolayına kaçmadan ama,
gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil.
ne de ak örtüde elmaların,
ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı balığınkini.
sen mutluluğun resmini yapabilir misin abidin ?

nazım hikmet

mutluluğun resmi
kokusu buram buram tüten
limanda simit satan çocuklar
martıların telaşı bambaşka
işçiler gözler yolunu.
inebilseydin o vapurdan
ayağında varna’nın tozu
yüreğinde ince bir sızı.
mavi gözlerinde yanıp tutuşan
hasretle kucaklayabilseydim
seninle, bir daha.
davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
bağrımıza bassaydık seni nazım,
yapardım mutluluğun resmini
başında delikanlı şapkan,
kolların sıvalı, kavgaya hazır
bahriyeli adımlarla düşüp yola
gidebilseydik meserret kahvesine,
ilk karşılaştığımız yere
ve bir acı kahvemi içseydin.
anlatsaydık
o günlerden, geçmişten, gelecekten,
ne günler biterdi,
ne geceler…
dinerdi tüm acılar seninle
bir düş olurdu ayrılığımız, anılarda kalan.
ve dolaşsaydık türkiye’yi
bir baştan bir başa.
yattığımız yerler müze olmuş,
sürgün şehirler cennet.

işte o zaman nazım,
yapardım mutluluğun resmini
buna da ne tuval yeterdi;
ne boya…

abidin dino
devamını gör...

18 mayıs - uluslararası müzeler günü.
18-24 mayıs haftası ise müzeler haftası olarak kutlanıyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel istanbul arkeoloji müzesi
devamını gör...

bir başka steve harris mucizesi.

devamını gör...

çoğu erkekte kekoca duran ama garip bir şekilde bazı erkekler söylediğinde kötü durmayan sözdür benim için bu eski sevgilimdir bazen bana öyle hitap ederdi ve tuhaf bir şekilde güzel gelirdi belki çok sevdiğimdendi bilemiyorum bir keresinde ondan başka bir erkek arkadaşım söylediğinde kızmıştım
devamını gör...

neredeyse mart ayına gelmiş olmak.
daha dün yılbaşı kutluyorduk.
devamını gör...

"bizim topraklarda önce kadınlar uyanır, sonra güneş doğar. çünkü güneşi kadınlar doğurur"

anneler günü kutlu olsun.
devamını gör...

emektir.
devamını gör...

kimseye demedim size mi gelip anlatcam aw dediğim dertlerdir. kalorifere yaslanıp mandalina yememe neden olan dertlerdir.
devamını gör...

uzaklaştırılan birinin yeni hesabı olduğunu düşündüğüm hesaptır. bazı başlıklarda kız olduğunu iddia etmekte ama buna kendisi de dahil olmak üzere kimse inanmıyor.
devamını gör...

allah vergisidir. neyseki ellerimi halkların kardeşi s*lcu bir qıs değil yerli ve milli hachikom hak ediyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gün itibarıyla birinci senemi doldurduğum sözlük. kim derdi ki bu kadar kalıcı olacağım bu mecrada. bakalım gelecek sene bu zamanlar nerede olacağım…
devamını gör...

bir başlık ve orada yazılanlar...

biz; bizim gibi düşünmeyen, bizim gibi görünmeyen, bizim gibi yaşamayan, bizim gibi konuşmayan, bize göre şişman, bize göre zayıf, bize göre doğru, bize göre yanlış vs vs vs (burayı sonsuza dek uzatabiliriz).... herkes ve her şey hakkında acımasızca yorum yapma hakkını ne güzel buluyoruz kendimizde. en gelişmiş becerimizin bu olması ne yazık!

bizler o linçlediğimiz durumun içinde olsak ne yapacağımızı yazabiliriz elbette, bu doğaldır, kabul edilebilir ama o durumun içinde olan insanın ne yaşadığı ya da hissettiği ile ilgili en ufak fikrimiz olmadan hiç tanımadığımız, bilmediğimiz bir insan hakkında "bunu yapan böyledir, şöyledir" gibi yorumlar yapmak çok insani gelmiyor bana.

bir şarkı var çoğumuz biliriz , şöyle soruyor bize;
"siz benim neler çektiğimi nereden bileceksiniz?" *

dilerim ki hiç birimiz şu derler ki ile başlayan cümlenin öznesi olmayalım...*
*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendimi bu felsefeye uyarlamayı ne kadar çok istesem de karşımdakinin cehalet seviyesine göre dayanamayıp, gelişine yapıştırıyorum. sonra ne gerek vardı diyorum ama ben böyleyim. işime yaramayacak şeylerle uğraşmamayı, zamanı daha iyi değerlendirmeyi, iletişimin herkes çok kolay olmadığını bu en iyi şekilde kullanmak gerektiğini vb. ama içimdeki doğruyu düzeltme, ona bir şeyler katabilme en azından bakış açısı katma isteğinden alı koyamıyorum. içimdeki milliyetçiliği buradan kopartamıyorum. sonunda işi gücü bırakacağız siyasete gireceğiz onu istiyorlar.

tanım: politik bir tavır sergilemek. (bkz: ortacı)
devamını gör...

demek vakit geldi.
olmaz ya, hadi olsun bakalım.

devamını gör...

bir insanı tanıyamadığını fark etmekten daha kötüsü nedir?

şurada #1236490 sevgili miko, “sahi neden bu kadar az yazıyorsunuz?” diye sormak istediğini söylemişti. o gün bugündür aklıma geldikçe soruyorum bunu kendime. öyle ya biz, bize yöneltilen anlamlı bir soruyu bin kez beynimize mıhlamadan kafamızı yastığa koyamıyoruz.

hislerim, fikirlerim, olaylara bakışım, dünyaya bakışım. bunların herhangi bir insan tanesininkinden daha kıymetli olduğunu asla düşünmedim. zekasına hayran olduklarım için de aptal bulduklarım için de geçerliydi bu. öyle ki en aptal diye baktığım insanların bir sözünü/hareketini yıllar sonra bir yere konumlandırıp ulan ben ne kadar safmışım dediğim bir hayli olmuştur. bunları sevgili miko o tanımı bu bağlamda yazdığı için söylüyorum. benim neden az yazdığıma ilişkin arayışım insanları bu kıymetli fikirlerden niçin mahrum bıraktığımla alakalı değildi. sahiden ben bunca olaya/duyguya rağmen neden artık bu kadar az şey sarf ediyordum? bunu o tanımın girildiği günden beri düşünüyorum. burası girizgahın henüz sonu. ben son zamanlarda mesela sevgili güneş’in uzun tanımlarını okuyacak iradeyi bulamıyorum üzerime çöken anlamsız bir ağırlık sebebiyle. sizler de bu tanımı okumak için kendinizi zorlamayınız diye bir ufak uyarı.

neden az yazıyorum? bu soruyu genişletebiliriz aslında. sözlüğe neden daha az giriyorum? neden daha az kişiyle temas kuruyorum? twittera neden hiç girmiyorum bile artık? insanları neden daha az gözlemliyorum? metro istasyonunda aklıma gelmeyi bekleyen onca afili cümleyi neden kovalamıyorum artık? başladığım bütün şiirleri henüz ilk dörtlüğe varmadan neden yırtıp atıyorum? bir tanıma hevesle başlayıp neden sık sık aman be deyip silip canhıraş çıkıyorum sözlükten?

bunları kendime bir cevap bulmak ve bu cevabın gösterdiği uçurumu aşmak niyetiyle sordum kendime. net değilsem de bir cevabım var diye hissediyorum. en azından eğer cevap bu değilse asla başkası da değil. bu aslında bir yanıyla itiraf gibi olduğundan bu tanımı karalama defterine yazamadım.

bir insana çok güvendim. öyle ya hayatımızı dumura uğratan hemen hemen her şey bir insanla ilintili, ne tuhaf. daima samimi oldum bu hayatta, insanlar asla samimiyetimden şüphe etmediler. beni tanıyıp bana çarçabuk açılan onlarca insan var. sende şeytan tüyü var dediklerini defalarca kez işittim. bana kalırsa o şeytan tüyü samimiyetimden başka bir şey değildi. ben işte o güvendiğim insana bütün samimiyetle binbir kapımı açtım. çünkü bende o samimiyet ve içimdeki o binlerce kapıdan başka bir şey de yoktu. iki yılın sonunda henüz anlayamadığım bir şekilde her şey son buldu. son bulalı da bir yılı çoktan aşıyor. ancak bir soru var: hayatın merkezine bir insanı aldığınızda ve ona açılma ihtimali olan bütün kapıları o bütün samimiyetinizle açtığınızda, o insan herhangi bir kapıyı yüzünüze vurarak çıkarsa eğer, geriye ne kalır? cevabı biliyorsunuz; asla boşluk kabul etmeyen merkez ve hangisinden çıkarsanız kurtulacağınızı bilmediğiniz açık binlerce kapı.

benim onca tökezleyişimin, onca durağanlığımın, üretkenliğimin yok oluşunun, insanlara ve olaylara karşı hissizleşmemin, yalnızca kafama eserse ayda bir birşeyler geveleyişimin galiba sebebi bu. doğrusu bunu kendimden ummazdım. kendimi güçlü ve her şeye hazırlıklı sanırdım. meğer insan bütün planlarına rağmen daima her şeye hazırlıksız yakalanan bir varlıkmış. bütün yıkımlar, felaketler, ayrılıklar, ölümler insanı hazırlıksız yakalarmış. bu aslında insanın kibirlenmesinden başka şey değil. hazırlıklı olduğunda bütün yıkımlara, ayrılıklara, felaketlere ve hatta ölümlere kafa tutacağına dair kibir. velhasılı ben de kendimi güçlü ve hazırlıklı hisseder ve bir insandan yana bu denli sarsıntıya uğrayacağımı ummazdım. oysa açık binlerce kapının ortasında öylece bırakıldım. zaman geçtikçe aştım dedimse bu alışmaktı. unuttum dedimse yanılgı. bitti dedimse yalan. hislerimin binde biri yok diyebilirim ancak etkisiyle hayatımı kasıp kavuran bir boşluğa itildiğimi kendime itiraf etme cüretini göstermeliyim artık.

evet, bir insanı tanıyamadığını fark etmekten daha kötüsü, kıymet verdiğin o insanın seni asla tanıyamamış olduğunu fark etmektir. bu farkındalığın beni içine attığı enkazı üzerimden kaldırmak için ne belediye işçileri ne ağır vasıtalar. yalnızca ince, keskin bir ışık. onu göz ucuyla yakaladım. itirafa cüret etmek böylece kolaylaştı. neden bu kadar az yazıyorum? o enkazın altındayım, hepsi bundan. şimdilik.
devamını gör...

genel olarak plan, proje gibi anlamlara gelen bir ingilizce kelime olmakla beraber, epic games'in geliştirdiği unreal engine adlı oyun motorunda, kodlama bilmeden oyun yapmanızı sağlayan sistem. yine de kodlama hakkında biraz fikriniz olursa çok daha kolay öğrenirsiniz blueprint kullanımını.

genellikle oyunlar bir programlama dili ile oyun kodları yazılarak hazırlanır. bazı programlar ise kod bilgisine gerek kalmadan oyun yapabilmeniz için geliştirilmiştir. mesela bahsi geçen unreal engine ya da mesela constructor...

programa giriş yaparken c dilini ya da blueprint seçeneğini seçmeniz gerekir. blueprint'i seçerseniz, birtakım mantıksal algoritma ağları kurarak, normalde kodla yapabileceğiniz oyun komutlarını yerine getirebilirsiniz. burada birtakım şablonlar bulunur. bunları birbirlerine bağlamak suretiyle oyun içerisindeki karakterlerin hareketleri, açılıp kapanması gereken kapı/ışık gibi cansız nesnelerin hareketleri, bir yerde ateş yanması gibi aklınıza gelebilecek tüm sahneleri hayata geçirebilirsiniz.

eğer kodlama hakkında az da olsa bilginiz varsa, bu şablonların birbirine nasıl bağlanacağını, çeşitli ayarlar gerektiren şablonların nasıl kullanılacağını çok daha çabuk kavrarsınız.

güzel fikirleri olan yaratıcı ama kod yazmayı bilmeyen insanların da bir şeyler üretebilmesini sağladığı için başarılı buluyorum blueprint olayını.

kodlarla yapacağınız bir iş ilk fotoğraftaki gibi birtakım karışık ifadeler içerirken, blueprint ile yapacağınız iş 2. fotoğraftaki türden bir karışıklık içerir:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

an itibariyle bana nasip olmuştur. ocak ayından beri buradayım. sözlük bozmadığı sürece ayrılmayı düşünmüyorum. daha nice 3000 tanımlar. herkese iyi kafalar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim