ilk önce ne olduğunu anlamazsınız.
ilk hafta içmece yapılır hiç düşünmemek için.
çok güzel yaşadı diye eşe dosta anlatırsın kendini kandırmak için.
sevdiğin fotoğrafını asarsın sağa sola.
hafiften hayatına devam edersin.
sonra eve geldiğin bir gün yokluğunu anlarsın.
haftalar sonra anlarsın kedinin öldüğünü.
gün içinde 1 saat gördüğün kedi sanki hayatının her anıymış gibi çöker üstüne.
depresyon yorganını aldın mı üstüne?
millet koşar etraftan yeni kedi alırız diye *
kilolar verilir. para kaybedilir. sosyal bitiklik.
arkadaşların biraz abartmıyor musun bakışları*
kaç yıldır yalnız yaşıyorum diyenler kedisini kaybedince anlıyor yalnızlığı.
etrafta yaptığın tıkırtı ne çok şeymiş bee
tırmıkladığın o koltukların, kırdığın tabak çanakların, senin yüzünden gidemediğim tatillerin *mına koyayım.
allahım bana izlettin ya o kedinin acı dolu çığlıklarını. bende içtim sıçtım kendimi kaybettim ya.
olurda beni affetmezsen. bende seni affetmiyorum.

ben bi kötü oldum bugün.
devamını gör...

yazarlarının kendilerini ülkedeki belirleyici insanlar sandığı sözlüktür. elit bir zümre olduklarını iddia etmekte ve hissetmektedirler. yazdıkları entryler ile türkiye'ye çok büyük etkiler yaptıklarını düşünmektedirler. bu yanılgı içinde boğulmaktadırlar.
devamını gör...

%41. çünkü 41 kere maşallah bana.
devamını gör...

etek türüdür. kendine yakıştırıp giyen her kadına yakışır.
devamını gör...

birden yalnızlığa gömülmüş kimseler de görülecek. yapayalnız, korkunç iğrençlikleri içinde yapayalnız insanlar sokaklarda koşuşacak; gözleri bir yere dikili, dertlerinden hem kaçıp hem onu içlerinde taşıyarak, ağızları açık, kanatlarını çırpan dil-böcekleriyle önümden yorgun argın geçecekler. o zaman katıla katıla güleceğim; gövdem, düğünçiçekleri ve kasımpatıları gibi açılan ne idüğü belirsiz pis kabuklarla kaplı olsa bile güleceğim.


syf. 234
bulantı, jean paul sartre
devamını gör...

“sana çirkin dediler, düşmanı oldum güzelin
sana kafir dediler, diş biledim hak'ka bile”

faruk nafiz çamlıbel - firari
devamını gör...

selam millet,

dr. david burns’un psikonet yayınlarından çıkan iyi hissetmek yeni duygudurum tedavisi adlı kitabı hakkında naçizane bir şeyler yazmaya karar verdim. umarım sizler için de faydalı olur.
iyi hissetmek, kişisel gelişim kategorisinde değerlendirilmemesi gereken bir kitaptır. bu kitap kendine yardım kitabıdır. sunduğu çözümler; pratik, yol gösterici ve uygulanabilir nitelikte.
“bütün olumsuz düşünceler bizim üretimimiz” bunu kitapta o kadar çok vurguluyor ki sevgili burns; sonrasında hak veriyorsunuz. birde testleri çözüp gereken direktifleri uygularsanız çok faydasını görürsünüz.işin ilginç tarafı kitap genellikle psikologlar ve psikiyatristler tarafından öneriliyor kitabı okuyup kendi dertlerinin farkına varıp çözüm bulanlar tekrar psikoloğa gitmeye gerek duymuyor. en azından ben artık gitmiyorum. kendi topuklarına sıkıyorlar acaba farkındalar mı?

kitabın sonradan eklenmiş olan son 100 sayfasını okumadım sebebi ise ilaç klavuzu olması. psikiyatrist ilaç verirken prospektüsü okumayın, yan etkisi olmasa bile okuduğunuz için varmış gibi hissedebilirsiniz bilhassa evhamlıysanız demişti.siz okuyabilirsiniz tabii :)
sevdiğim insanlara tavsiye etmeye başladım bile. bu etlinin daha fazlasını hayatı yeniden keşfedin de görmüştüm. sıraya koymamız gerekirse öncelik hayatı yeniden keşfedin sonrasında ise iyi hissetmek
keyifli ve verimli okumalar diliyorum efenim.
devamını gör...

soldan soldan akıp giden başlıkları birbiri ardına okuyunca ortaya çıkan saçma sapan durumdur:

(bkz: müslüman kadınların özsaygısı var mıdır sorunsalı)

(bkz: ateist olan kadının özsaygısı var mı sorunsalı)

(bkz: yahudi kadının özsaygısı var mıdır sorunsalı)

(bkz: budist kadının özsaygısı var mıdır sorunsalı)

biraz daha devam ederse saçmalığın dozu artacaktır.
devamını gör...

pandemi başından beri dahil olduğum durum. tükenmişlik , hiçlik ve umutsuzluk duygusunun dibini yaşıyorum. *
devamını gör...

bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
gittiler akşam olmadan ortalık karardı

attila ilhan


...
devamını gör...

ooo doğal seçilim alırım bi dal.

t: cehaletinin bedelini ödemiş kadın.
devamını gör...

oğuz atay'ın bir çok okuyucu tarafından okunamayan, okunmaya başlanıp yarım bırakılan, okunduktan sonra bu neydi şimdi lan! dedirten muazzam romanıdır.
sıkı bir roman okuyucusu değilseniz ve sadece popüler olduğundan, sosyal medyada çok fazla yolunuz kesiştiğinden çıkıp derseniz ki "şu kitabı bir okuyayım, ne anlatıyor acaba. nesi bu kadar ünlü, nesi bu kadar güzel" diye, tavsiyemdir, kapağını bile açmayın, okuyamazsınız, bitiremezsiniz. bitirseniz bile hırsla, hınçla, sürüne sürüne sonunu getirirsiniz ama hem zamanınıza yazık olur, hem de kitaba saygısızlık olur.
öncelikle iyi bir okuma alışkanlığınız olması gerekmektedir. sadece romanın hihayesini için okumamalısınız. hikayesi için okunabilecek bir roman değildir. gidin zülfü zilaveli okuyun, sonra da sosyal medyada " abi çok iyiydi be!" diye tivit atan sürüye dahil olun.( zülfü livaneli de okuyun elbette ama, abartmayalım lütfen yazarı. ben de okudum, hikayelerini de beğendim ama kitaplığımda gözüm çarptığında herhangi bir duydu belirtisi yaşamıyorum.)
öncelikle gidin post-modernizm'in ne olduğunu araştırın. yazarların bu akımla ne yapmak istediğini, neden böyle bir yol denediğini anlayın. (şunu da belirtmeliyim; tutunamayanlar, türk edebiyatının ilk post-modern romanı olarak da geçmektedir.)
bilinç akışı nedir, yazın googleye, üstünde yazılmış onlarca makaleden bir kaçına göz atın ki bilinç akışı bölümlerinde nasıl bir yol izlemeniz gerektiğine dair bir altyapınız olsun. yazar neden konudan konuya neredeyse hiç bağlantı olmadan atlıyor, neden upuzun cümlelere, paragraflara hatta sayfalar doluyu bölümlere hiçbir noktalama işareti kullanmıyor. amacını öğrenin.
post-modersnizt romanlar, modernizm'e çok fazla benzese de çok daha derin ve zor anlaşılmaktadır. neredeyse her unsur modernizmle aynı ama işin içine soyutluk ve büyük bir zamansal sapmalar girmektedir. zamanı sizin anladığınız gibi düz bir çizgide düşünmemelisiniz. moderniz'de de zamansal flash-back'ler olsa da post-moderniz'de üç farklı zamanı tek bir cümlede de görebiliriz. bazen hangi sözün hangi zamana, hangi karaktere ait olduğunu, nerede söylendiğini anlamamız da güç oluyor.
en önemlisi; kitabı bitirmek için okumayın. ortalama olarak şu kadar sayfayı şu kadar zamanda okurum, şu kitabi şu kadar günden bitiririm diye kendinize dayatma yapmayın. açın, kitabın içine dala dala, adım adım okuyun. anlamadığınız bir yerden geçmişseniz geriye gidin, baştan okuyun ve romana çok da uzun olmayan aralıklarla mola vermekten de çekinmeyin.
sadece hikayesi için, bitirmek için okumayın lütfen. oğuz atay'ın size aktarmaya çalıştığı duygunun tadına bakın, o zaman anlayacaksınız ne kadar büyük bir roman olduğunu. selamlar.
devamını gör...

asil adi roma imparatorlugudur. bizans imparatorlugu ismi ihtira ya da neologismdir. bizans imparatorlugu ismi 16.inci yuzyilda alman tarihci hieronymus wolf tarafindan uydurulmus bir sacmaliktir. bu isim ıstanbul'un, roma imparatorlugunun baskenti olmadan onceki ismi olan byzantium ya da byzantion'dan gelir.

almanlarin bu ismi uydurmasinin bir politik aciklamasi vardir tabii. alman prenslikleri, kutsal roma imparatorlugunun bir parcasi oldugundan ve kutsal roma imparatorlugu, roma imparatorlugunun varisi oldugunu iddia ettiginden dolayi, bu isim bizans imparatorlugunun itibarini sarsmak icin kullanilmaya baslanmis olabilir.

halbuki kutsal roma imparatorlugunun, roma imparatorlugu ile hicbir alakasi yoktur. kutsal roma imparatorlugu, sarlman'in imparatorlugunun devamidir. sarlman, papa tarafindan roma imparatoru ilan edilmistir ancak butun bunlar olurken bizans yuzyillardir, roma imparatorlugunun en zengin topraklarinda, latin kurumlarini devam ettirmekteydi.

peki butun bu bizans ve kutsal roma imparatorlugu arasindaki kavga osmanli'yi nasil ilgilendiriyor? hieronymus wolf, bizans imparatorlugu ismini ilk kez 16.inci yuzyilda kullaniyor. yani bizans coktan tarihe karismis durumda. ancak osmanli kendisini roma imparatorlugunun varisi olarak goruyor cunku bizans'in eski topraklarinda, bizans'tan aldigi bir suru kurumlari olan bir imparatorluk osmanli. "bizans imparatorlugu" isminin amaci, bizans'in itibarini sarsmaktan çok, osmanli'nin roma imparatorlugu'nun varisi oldugu iddiasini sarsmak cunku kutsal roma imparatorlugu ayni zamanda, osmanli'nin en buyuk rakibi.
devamını gör...

tam yil araligini hatirlamasam da bir zamanlarin unlu facebook oyunu.

olay mahallinde kanit toplamayi ve bu kanitlar isiginda cinayeti cozup, sucluyu yakalamayi amaclayan bir oyundu.

polisiyeye ilgi duyan herkes mutlaka goz atip bagimlisi olmustur, cok keyifliydi.

facebook’a olan ilgi azalinca, oyun da populerligini yitirdi.

ukdeydim, doldum.
devamını gör...

hala şiir okuyan insanlar veya yüreği hassas olanlar. empati kurabilenler de olabilir. ki zaten şiir okuyan insanda nicesi bulunur.
devamını gör...

kafada oluşturulan mükemmel kişiye kıyafet giydirmekten başka bir şey değil.

bir insan hiç görmediği, tanımadığı, huyunu suyunu bilmediği birine nasıl aşık olur lan. aşk dediğin, sevdiğinin çayı kaç şekerli içtiğini bilmektir.
devamını gör...

hahahahaahaha intihal mi? buradakiler vatandaşın hayallerini çalıyor umurları değil!
devamını gör...

tekrar belirtiyorum ki bu haftanın formatını ilk duyduğumda hemen anonsumu hazırlayıp gönderdiğim program.

istek şarkım: esmeray-tavukları pişirmişem

kime: o kendini biliyor.*
devamını gör...

yalnızlık bir lanet bence; alışınca en ufak bir müdahale en ufak bir öneri batıyor insana. kesinlikle yalnızlığın kader olduğunu düşünmüyorum bence yalnızlık seçimdir. burada kendini toplumdan soyutlaştırıp izole olmayı kastetmiyorum. insanın kendini bulabileceği, keşfedebileceği ve bunu bir süreç içinde sağlıklı bir şekilde yapabileceği en rahat durum. yeter ki bu anın kıymetini bilip uygun şekilde değerlendirsin insan.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim