geldiği zaman ülkede suç oranı yüzde 99.8 düşecek ben değil bilim söylüyor.

tanım: islam'da farz kabul edilen ibadetler ve cezalarla ilgili dinî hukuka ait kurallara verilen isimdir.
devamını gör...

gündemde sürekli 1-2 ay önce yaşanmış olaylar var. nasıl oluyor bu ilginç.
devamını gör...

açık radyoda yaptığı didik didik freud programının bir bölümünde kısaca şöyle demiş.
''insanlık üç ana devrim yaşamıştır; birincisinde, 1541 yılında kopernik, dünyanın kainatın merkezi olduğu düşüncesini değiştirmiş ve insanın kutsallığını yıkmıştır. ikincisinde, darwin türlerin kökeni kitabıyla insanın, tanrının kutsal yaratığı olduğu fikrini çürütmüştür. üçüncüsünde ise, 1900'lerde freud, düşlerin yorumu kitabını yazarak insanın bilinçli dünyasının bilinç dışı ve toplumsal normlar tarafından yönlendirildiğini anlatmıştır. insanın narsizmi, tarih boyunca bu üç darbeyi almıştır.''
devamını gör...

tıp literatürünü baştan yazan ve ezberleri bozan doktorumuzdur.

devamını gör...

deniz kenarı tercih edilmiş yanlızlık için seçilmiş en güzel yerdir.
devamını gör...

kan uyuşmazlığı özellikle annenin rh(-), babanın ise rh(+) olduğu durumlarda meydana gelir. kan uyuşmazlığının önceden tespit edilebilmesi için doğumdan önce anne adayının kan grubunun bilinmesi gerekir.

doğacak çocukta oluşturabileceği riskler:
-düşük veya ölü doğum
-anemi
-kalp kusurları
-beyin hasarı.
devamını gör...

şeriat'ın ülkemize gelmesini destekleyen, sanki ülkede sadece kendisi yaşıyormuş gibi bunun kendisinin hakkı olduğunu söyleyen şahıs.
devamını gör...

zaman zaman kendisini sorgulatan, varlığını eserlerinde heyecan verici ve etkileyici bir dille anlatan yazarlar olmasa asla inanamayacağım olgu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir körelmiş organdır. konu hakkında daha detaylı bir makaleye buradan ulaşılabilir. tıkanması sonucu apandisit meydana gelmiş olur.
devamını gör...

gitme....
devamını gör...


ırak başika'da türk askerlerinin bulunduğu üsse saldırı düzenlendi. milli savunma bakanlığı'ndan (msb) yapılan açıklamada, 1 askerin şehit olduğu, 1 çocuğun da yaralandığı bildirildi.

bakanlıktan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"ırak’ın kuzeyinde bulunan başika (gedu) üs bölgesine bu gece saatlerinde roketli saldırı düzenlenmiştir. atılan üç roketten biri üs bölgesine, diğer ikisi köy içerisine düşmüştür. saldırıda bir kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, köyde yaşayan bir çocuk da yaralanmıştır. bölgede bir siha görevlendirilmiş ve gerekli tedbirler derhal alınmıştır. kahraman şehidimize allah’tan rahmet, değerli ailesine ve türk silahlı kuvvetlerimize başsağlığı ve sabır, yaralı çocuğumuza da acil şifalar diliyoruz."


buradan
devamını gör...

2008’den günümüze kadar hayatlarını kaybetmiş kadınların isimlerinin yazdığı ve maalesef sürekli güncellenen anıt sayaca bakıyorum. matrix filminde ekranda akan yeşil rakamlar değil bunlar. her isim yiten bir can. 2008’de 66, 2009’da 125, 2010’da 203, 2011’de 129, 2012’de 145, 2013’de 231, 2014’te 290, 2015’te 293, 2016’da 289, 2017’de 350, 2018’de 405, 2019’da 421, 2020’de 409, 2021’de ise (an itibariyle ben bunu yazarken) sadece seksen günde 82 kadın, toplamda ise 3438 kadın öldürülmüş. 3438 insan! (2021’deki gidişat böyle devam ederse yıl sonunda takribi 350 kadın öldürülmüş olacak) bir stadyum dolusu insan... sanırsın savaştayız. listeye sadece medyaya yansıyanlar, haber olanlar girmiş. tacize uğrayanlar, dayak yiyenler ve istismar edilen çocuklar bu sayaçta yok. bu gidişatın yükselen trendin ne kadar dehşet derecede olduğunu anlamak için türev integral bilmene gerek yok. biraz vicdanın olsa yeter.
www.anitsayac.com/?year=2021

toplumumuz maalesef bu hale, sistemli bir şekilde, 19 yıldır baştaki iktidar tarafından peyderpey getirildi. gönül isterdi ki, ülkesinde kadın vatandaşlarının da canını korumakla yükümlü olan devlet, spesifik bir sözleşmeye bağlı olmaksızın, yapması gerekeni yapsa. bizzat kendisinin imzaladığı ve kanun hükmünde yaptırımı olan bir sözleşmeyi uygulasa.


türkiye, istanbul sözleşmesi'nin ilk imzacı devletlerinden olup 24 kasım 2011'de türkiye büyük millet meclisi'nde 247 vekilden 246’sının kabul oyu, 1 vekilin çekimser oy vermesi ile sözleşmeyi uygun bulan 6251 sayılı kanunu "onaylayarak", parlamentosundan geçiren ilk ülke.

dışişleri bakanlığı yaptığı açıklamada, avrupa konseyi dönem başkanlığının türkiye'de olduğu sırada imzalanan sözleşmede "kadına karşı şiddet alanında ilk uluslararası belge olan söz konusu sözleşmenin müzakere sürecinde ülkemiz tarafından öncü rol oynanmıştır." ifadesine yer verildi. recep tayyip erdoğan tarafından tbmm'ye yollanan tasarının gerekçesinde de sözleşmenin hazırlanması ve sonuçlandırılmasında türkiye'nin "öncü rol" oynadığına dikkat çekildi.


insanların dilinde tüy bitti sözleşmeyi uygulayın diye, ama kalkıp gecenin bir yarısı yangından mal kaçırır gibi sözleşmeyi iptal etmek, ne kadar zavallıca. vatandaşını, kadını, çocuğu, sokaktaki hayvanı, doğasını, ağacını toprağını koruyamayan bir ülke çöker.

acil bir durumda önce kadınlar ve çocuklar kurtarılır hesapta. oysa gemi batıyor, önce terk eden kaptan. ilk aşıyı erkenden olan da kaptan. çünkü aynı gemide değiliz aslında. isminde adalet ve kalkınma olan bir partinin yönettiği ülkede adaletin a’sı yok. kalkınmadan kasıt ise üç beş yandaş şirketin milyar dolarları biraz daha cukkalaması son yirmi yılda ülke yüz yıl geriye gitti resmen. yapımda ve yönetimde emeği geçenleri eşek arıları soksun. kadını erkeğiyle topyekün mücadele edip kurtuluş savaşı’nı kazanmış, yeni bir devlet kurmuş, medeni kanunlar yapmış, kadını padişahın kulu kölesi olmaktan kurtarıp kanunlar önünde eşit ve hür bir yurttaş yapmış, seçme ve seçilme hakkı vermiş bir cumhuriyetin son yirmi yılına bakınca gel de isyan etme. siyasal islam kanserdir.

aynı iktidarın 19 yıldır yönettiği bir ülkede kadın cinayetleri bu kadar dehşet seviyede yükselmişse; sistematik bir şekilde siyasetçiler vasıtasıyla kadınlara karşı nefret dili ve ayrıştırıcı söylemler toplumu kutuplaştıracak bir şekilde artmışsa, verilen cezalar caydırıcı değilse ve hatta onca kanıta rağmen suçu işleyenler ellerini kollarını sallayarak herkesin gözü önünde serbest bırakılıyorsa, elbette kadın cinayetleri politiktir.

üç beş oy hesabı uğruna istanbul sözleşmesi’nden ayrılan ve insanların aklıyla dalga geçerek "akp'den önce kadının adı yoktu" diyenler, kadın ve aileden sorumlu devlet bakanlığından kadın ibaresini çıkaranlar sizsiniz.

(bkz: kadın ve aileden sorumlu devlet bakanları)

dillerinden örf adet türk aile yapısı ve dini düşürmeyenler, tarikat yurtlarında çocukların tecavüze uğramasına ses çıkarmıyor, görmezden geliyor. konuşulmasın istiyor. hatta tecavüzcü vakfı ödüllendiriyor, plaket veriyor. ahlaki yozlaşma almış başını gitmiş. türk kelimesini yasaklayanlar, türk demekten çekinenler, türkiyeli diyenler, işine gelince türk aile yapısı diyor utanmadan, riyakârlık diz boyu. istanbul sözleşmesi’nin türk aile yapısına uygun olmadığı bahanesiyle iptal edilmesi riyakârlığın ve yalanın daniskasıdır. hangi türk aile yapısı? istenilen türk aile yapısı nedir? çocuğunu internetten pazarlayan sapık baba mı? eski karısını işkenceyle öldüren adam mı? çocuk yaşta okula gitmesi gerekirken başgöz edilip zorla evledirilen kız çocukları mı? eski türkler’de kadınlar değer görür, erkeklerle ülke yönetir, savaşlara katılırdı. biraz tarih okusanız atalarınızı tanıyacaksınız. ama araplaşmayı seçtiniz. siyasal islam’ı benimsediniz.

internetteki yorumlara şöyle bir bakıyorum, bir çok insan okumamış bile sözleşmeyi. bilmiyor maddelerini. bilgileri yok ama fikirleri var. takip ettiğim bir youtube kanalında duydum, yeni akit paçavrasında yazan hüseyin öztürk isimli bir yazarımsı insanımsı şöyle demiş misal: “ben istanbul sözleşmesi’ni okumadım. sözleşmeyi destekleyenlere baktım, sözleşmenin karşısında olanlara baktım, onun için sözleşmeye karşı çıkmaya karar verdim.” işte yeni türkiye’deki cehaleti çok güzel özetleyen sözler. maddelerini okumadığı, bilmediği şeye karşı çıkmak. iptal edilmesini savunmak. maalesef bu zihniyettekiler ülkeyi yönetiyor, yalanlarıyla büyük kitleleri yönlendiriyor. bilgileri yok, fikirleri yok, vicdanları da yok.

istanbul sözleşmesi’ni lgbt tayfasının yaptırttığını sanan milli ve dini hassasiyetleri tavan yapmış delikanlılar. kandırılıyorsunuz. size yalan söylüyorlar. sözleşmede yer alan “cinsel yönelimleri nedeniyle insanlar ayrımcılığa uğrayamaz” ibaresi sözleşmeyi lgbt’ci yapmaz. istanbul sözleşmesini savunmak bir insanı, bir erkeği meriç yapmaz, lgbt’ci yapmaz, totoş yapmaz. 90’lı yıllarda tv’de ailecek huysuz virjin’i izlerdik. ben, annem, babam, dedem, babaannem. kahkahalarla. komikti çünkü. hiçbirimiz sonradan kafamıza sarı peruk geçirip castara castara castara cass diye dans edip lgbt’ci trans ya da totoş olmadık. rahmetli dedem ve babaannem beş vakit namazını kılmaya devam etti. milli dini hassasiyetleri yüksek olanlardan, aynı hassasiyeti çocuklar yurtlarda tecavüze uğrarken da göstermelerini beklerdik. istanbul sözleşmesini lgbt de destekliyor diye, sen de lgbt ya da totoş olmazsın. sırf bu yüzden olmazsın. velev ki bir gün totoş olursan, bu başka bir sebeptendir. belki kız arkadaşın, karın, kız kardeşin yok. o yüzden bu karar seni bağlamıyor sanıyorsun. ama unutma, her erkeğin bir annesi vardır. o sayaçta annenin ninenin isminin kurbanların yanında yazmasını istemezsin. daha iki hafta önce 92 yaşındaki bir kadın, yaşlı bir nine, tecavüze uğrayarak hunharca öldürüldü. yeni türkiye maalesef böyle bir bataklık. bu haberler, bütün bu olanlar, midenizi bulandırmıyor mu?

cb iletişim sözcüsü fahrettin altun, joe biden’ın türkiye’nin istanbul sözleşmesi’nden ayrılacağına istinaden yaptığı açıklamaya yalanlarla dolu bir cevap yazmış. özetle diyor ki, kadınları ve haklarını korumaya devam edeceğiz.



as known, türkiye was the first signatory to the ıstanbul convention by demonstrating a strong commitment to protect women’s status in society and fight any violence against women. the ıstanbul convention, originally intended to promote women’s rights, was hijacked by a group of people attempting to normalize homosexuality – which is incompatible with türkiye’s social and family values. hence the decision to withdraw.

the decision to withdraw from the ıstanbul convention by no means denotes that the state of the republic of türkiye “compromises the protection of women.” türkiye will not give up on its fight against domestic violence by quitting the convention.

ın relation to the issue, president erdoğan strongly emphasizes that türkiye will continue protecting the safety and the rights of all women and underlines that fighting domestic violence with the principle of zero tolerance will remain on top of the government’s agenda.


yazının tamamı:
www.iletisim.gov.tr/english...

ülkeyi yöneten bu zihniyet, sistematik ve düzenli bir şekilde yalan söylüyor. en üzücü olan ise, bu karara destek veren kadınlar. akp’li kadın milletvekilleri, bazı yandaş kadın gazeteciler. bu yalanlara ortak olmaları akla kabataş yalanını getiriyor.

kendi politik gündemleriyle örtüştüğü için bir zamanlar akp’ye destek vermiş, ama kürt açılımı yüzünden, ama diğer sebeplerden, yetmez ama evetçi kadınlar, ülkenin gidişatında, bugünlere gelmemizde onların da payları var. benim de böyle tanıdıklarım oldu. fikirlerimizin hiç örtüşmediği. akademisyen. beyaz yakalı. kariyerli. feminist ama atatürk’ün kadınlara seçme ve seçilme hakkı verdiğini görmezden gelen. atatürk’ün ismini ağzına almayan. cadılar bayramı’nı ekseriyetle kutlayan ama cumhuriyet bayramı’nı kutlamayan. sırf işid’le savaştı diye ypg’li pkk’lı kadın militanları kahramanlaştırıp, kobane tweet’leri atan. ama zafer bayramı’nı kutlamayan. kara fatma’nın adını anmayan. yeni türkiyeli. ülkenin gidişatından, kadınlara yönelik bu şiddetten bir parça onlar da sorumlu. bu zihniyete bir zamanlar onay verdikleri için.

serap eser’in adını hatırlayan var mı? 8 kasım 2009’da küçükçekmece’de iett otobüsündeyken pkk’lı teröristlerin otobüse attığı molotof kokteyli yüzünden ağır yaralaranak 17 yaşında hayatını kaybeden lise öğrencisi sarap eser’i? onu da hatırlayın istedim. yaşasaydı 29 yaşında olacaktı.
devamını gör...

toplumdan topluma değişmesi bir yana, kişiden kişiye, çağdan çağa ve hatta günden güne süratle değişmektedir. değişmelere doyamamış bir kavramdır. ayak uyduramaz olduk cidden. bir ara sıfır beden modaydı, şimdi büyük popolar moda. bir ara yuvarlak yüz hatları revaçtaydı şimdi keskin yüz hatları moda. iyisi mi siz olduğunuz gibi kalın, bugünün çirkini olmanız, yarının güzellik kraliçesi olamayacağınız anlamına gelmez. *
devamını gör...

malesef öyleyim. malesef diyorum çünki bu normal algılanmıyor. ne buluyorsun dediklerinde beyin diyemiyorum vampir gibi oluyorum.
devamını gör...

hobi denilince;
kitap okumak,
bisiklete binmek,
yürüyüş yapmak vs vs
dediğimiz yılların hayalini kurmak.
dönemsel değişendir bende. gitar çalıp şarkı mırıldanmak, resim çiziktirmek, takı ve kıyafet tasarımı ve dikimi, bir zamanlar dalış sporu.. her şeyden az az severim. yükselenim balık olma hasabiyle hayalgücü isteyen her etkinliğin içine dahil olurum. balık demişken tarot, katina, kahve falı sallamaya bayılır hobi olarak insanların doğum haritasına dadanırım. doğum gününüzü sorarsam ölü taklidi yapınız.
devamını gör...

herkes darbe girişimini konuşurken olayın arkasındaki kahramanı unutuyor.teşekkürler iko.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

isyan ettiğim durumdur. çoğu enstrüman yurtdışından geldiği için fiyatlar uçuk oluyor. birde üstüne vergi eklenince..
devamını gör...

eymir'de görüştüğümüz gün, nikahıma alacağım gün olacaktır.
bugün ifşa etmeme gerek yok, büyük gün geldiğinde fotoğraf atacağız....
devamını gör...

kibarlığı ve samimiyetiyle dikkatleri üzerine çekmiş tatlı mı tatlı moderatör tanesi.. yardımseverdir başım sıkışınca sözlükte sığınacağım kişidir.hey hey..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim