durduk yere insanı mutlu eden şeyler
bir dergide yazdığım/tercüme ettiğim makaleyi okuyan birinin, teşekkürlerini iletip çok etkilendiğini söylemesi yani birinin hayatında pozitif etki bırakabilmek..
devamını gör...
cahile laf anlatmak
tam tanım yapacaktım. vaz geçtim. tükenmişlik hissi.
işte cahil de böyle hissettirir...
işte cahil de böyle hissettirir...
devamını gör...
kahvenin yolculuğu
her sabah değişmeyen iki rutinim vardır.
ilki sevgilime “günaydın” demek.
ikincisi sabah kahvesini içmek. kahveyi içtikten sonra ayılıyorum ve bir sevgilim olmadığını anlıyorum. (ulen ben her sabah kime günaydın diyorum?)
güne ayılarak, dost ile içilince kırk yıl hatır bırakacak olan kahvenin yolculuğuna bakalım;
kahvenin anavatanı etiyopya'nın kaffa bölgesidir. kaffa'daki ormanlarda yetişen arabika kahve ağaçları, çekirdekleri işlenen ilk kahveler olarak bilinir. ilk keşifin 8. yy olduğu söylenir. iki ayrı bilgi vardır kahvenin ilk keşfi için. ilki “kaldi” adında bir çobanın, hayvanları otlatırken kırmızı renkli bir meyveyi yedikten sonra düz duvara tırmanacak kadar hareketli olmalarını görmesidir.
diğeri ise; (bana daha mantıklı gelen)
etiyopya'da o dönem köle ticareti yapılan yol üstünde yaya olarak yolculuk eden ve yorulan köleler, yol kenarındaki kahve ağaçlarının kırmızı meyvelerini çiğneyerek tükürürdü. çiğnenen bu kırmızı meyve, kölelere enerji verir ve yolculuklarına devam etmelerini sağlardı. bu durumu gören bazı tüccarlar da ağaçlardaki meyveleri ve meyvenin içindeki kahve çekirdeklerini toplayarak ticaretini yapmaya başlamalarıdır.
bakınız kırmızı;

demek ki kahvenin keşfi, benim durumumla aynı. mesele ayılmak!
kahvenin osmanlı’ya gelişi
kaffa kelimesi arapça'ya qahwah olarak geçer. 15. yüzyılda yavuz sultan selim döneminde yemen valisi olan özdemir paşa, yemen'de içtiği ve çok sevdiği kahveyi istanbul'a getirir. kahve, burada çok sevilir. öyle ki sarayda 'kahveci başı' rütbeli bir çalışan bile olur. padişahın kahvesini pişirmekle görevli olan kahveci başı, sır tutmasını bilen bilge kişiler arasından seçilirdi. bugün ki anlamıyla bilinen “kafe” ilk olarak 16.yy istanbul’da açılmıştır. sonrasında venedik, londra ve viyana.
kahvenin avrupa’ya göçü
bu konu hakkında iki bilgi mevcut.
1600'lü yıllarda türkiye'ye gelen venedikli tüccarlar, kahveyle tanışır ve kahvenin avrupa'ya taşınması bu şekilde gerçekleşir. diğeri ise ikinci viyana kuşatmasında geri çekilmek zorunda kalan osmanlının bıraktığı kahve çuvallarıdır. viyana kayıtlarında 500 çuval kahve çekirdeğinden bahsedilir. viyanalılar kahveyi ilk defa içtiklerinde “bu biraz acı mı? içine süt koysak ya” derler ve ilk defa sütlü kahve 17. yy viyanasında yapılır. o döneme kadar kahveye şeker ya da süt katılmazdı.
bundan sonrasını zaten biliyorsunuz. kahve çekirdeği aynı, ama kapitalizm rahat durur mu? capicino dedi, espresso dedi, püsküresso (tam kahveyi hüpletirken kişinin püskürtmesi) dedi, latte dedi, içine karamel koydu, çikileta koydu, beni koydu.
adına ne denirse densin, hepsi aynı kahve çekirdeğinden yapılır. ister soğuk için ister ideal sıcaklık olan 70-80 derecede için, malzeme aynı.
hüpletin efendim!
kaynak: bilgilerin bir kısmı, yazar stewart lee allen “kahvenin hikayesi” kitabındandır.
türkçekaynak
gavurcagaynak
ilki sevgilime “günaydın” demek.
ikincisi sabah kahvesini içmek. kahveyi içtikten sonra ayılıyorum ve bir sevgilim olmadığını anlıyorum. (ulen ben her sabah kime günaydın diyorum?)
güne ayılarak, dost ile içilince kırk yıl hatır bırakacak olan kahvenin yolculuğuna bakalım;
kahvenin anavatanı etiyopya'nın kaffa bölgesidir. kaffa'daki ormanlarda yetişen arabika kahve ağaçları, çekirdekleri işlenen ilk kahveler olarak bilinir. ilk keşifin 8. yy olduğu söylenir. iki ayrı bilgi vardır kahvenin ilk keşfi için. ilki “kaldi” adında bir çobanın, hayvanları otlatırken kırmızı renkli bir meyveyi yedikten sonra düz duvara tırmanacak kadar hareketli olmalarını görmesidir.
diğeri ise; (bana daha mantıklı gelen)
etiyopya'da o dönem köle ticareti yapılan yol üstünde yaya olarak yolculuk eden ve yorulan köleler, yol kenarındaki kahve ağaçlarının kırmızı meyvelerini çiğneyerek tükürürdü. çiğnenen bu kırmızı meyve, kölelere enerji verir ve yolculuklarına devam etmelerini sağlardı. bu durumu gören bazı tüccarlar da ağaçlardaki meyveleri ve meyvenin içindeki kahve çekirdeklerini toplayarak ticaretini yapmaya başlamalarıdır.
bakınız kırmızı;

demek ki kahvenin keşfi, benim durumumla aynı. mesele ayılmak!
kahvenin osmanlı’ya gelişi
kaffa kelimesi arapça'ya qahwah olarak geçer. 15. yüzyılda yavuz sultan selim döneminde yemen valisi olan özdemir paşa, yemen'de içtiği ve çok sevdiği kahveyi istanbul'a getirir. kahve, burada çok sevilir. öyle ki sarayda 'kahveci başı' rütbeli bir çalışan bile olur. padişahın kahvesini pişirmekle görevli olan kahveci başı, sır tutmasını bilen bilge kişiler arasından seçilirdi. bugün ki anlamıyla bilinen “kafe” ilk olarak 16.yy istanbul’da açılmıştır. sonrasında venedik, londra ve viyana.
kahvenin avrupa’ya göçü
bu konu hakkında iki bilgi mevcut.
1600'lü yıllarda türkiye'ye gelen venedikli tüccarlar, kahveyle tanışır ve kahvenin avrupa'ya taşınması bu şekilde gerçekleşir. diğeri ise ikinci viyana kuşatmasında geri çekilmek zorunda kalan osmanlının bıraktığı kahve çuvallarıdır. viyana kayıtlarında 500 çuval kahve çekirdeğinden bahsedilir. viyanalılar kahveyi ilk defa içtiklerinde “bu biraz acı mı? içine süt koysak ya” derler ve ilk defa sütlü kahve 17. yy viyanasında yapılır. o döneme kadar kahveye şeker ya da süt katılmazdı.
bundan sonrasını zaten biliyorsunuz. kahve çekirdeği aynı, ama kapitalizm rahat durur mu? capicino dedi, espresso dedi, püsküresso (tam kahveyi hüpletirken kişinin püskürtmesi) dedi, latte dedi, içine karamel koydu, çikileta koydu, beni koydu.
adına ne denirse densin, hepsi aynı kahve çekirdeğinden yapılır. ister soğuk için ister ideal sıcaklık olan 70-80 derecede için, malzeme aynı.
hüpletin efendim!
kaynak: bilgilerin bir kısmı, yazar stewart lee allen “kahvenin hikayesi” kitabındandır.
türkçekaynak
gavurcagaynak
devamını gör...
sözlük kapanırsa yazarlar ne yapacak sorunu
köyüme döner, küçük bir evde tavuklarım ve ben baş başa bir hayat yaşarız.
devamını gör...
ölümden daha beter olan şeyler
en sevdiklerinin ölümü...
devamını gör...
eşinin saldırgan kedisini benzeriyle değiştiren adam
aradan altı yıl geçtikten sonra pişman olan, suçunu reddit'de yazan adamdır. *
yazdığına göre kedi çok agresifmiş ve sürekli onu tırmalıyormuş.
bir akşam eşi evde yokken, aynı renkte sakin siyah bir kedi bulup değiştirmiş.
eşi de ne oldu bizim mırmıra da bir anda duruldu dememiş *
çift hala aynı kediyle yaşıyormuş.
adam da ne zaman kediye baksa vicdan azabından geberiyormuş.
kaynak
yazdığına göre kedi çok agresifmiş ve sürekli onu tırmalıyormuş.
bir akşam eşi evde yokken, aynı renkte sakin siyah bir kedi bulup değiştirmiş.
eşi de ne oldu bizim mırmıra da bir anda duruldu dememiş *
çift hala aynı kediyle yaşıyormuş.
adam da ne zaman kediye baksa vicdan azabından geberiyormuş.
kaynak
devamını gör...
çikolatalı pasta vs meyveli pasta
çikolatalı pasta ile tarafımı seçiyorum. ama ailecek bir doğum günü kutlaması ise kesin meyveli pasta gelir çünkü söz konusu annem yani emir büyük yerden.kendi doğum günü pastamı çikolatalı istediğim için tavır yapan ve benim meyveli pasta sevdiğimi bilmiyor musun diyende kendisidir. sonuç olarak beni doğurduğu için seçme hakkı o'na aittir.
herhangi kriz yaşamamak adına ortak fikir meyveli olsada benim kalbim hep çikolatadan yana..
herhangi kriz yaşamamak adına ortak fikir meyveli olsada benim kalbim hep çikolatadan yana..
devamını gör...
maximilien robespierre
--- alıntı ---
maximilien-françois-marie-ısidore de robespierre d. 6 mayıs 1758, arras – ö. 28 temmuz 1794, paris), jakoben kökenli fransız devlet adamı, hukukçu ve fransız devrimi'nin önde gelen isimlerinden biri.[1][2] 1793'ün sonlarında, terör dönemi sırasında devrimci hükûmet'in ana organı olan kamu güvenliği komitesi hâkim oldu ancak 1794'te başlayan isyanlar (réaction thermidorienne) sonucunda düşürüldü ve idam edildi.
robespierre ailesinin irlanda asıllı olduğu söylenir. robespierre, arras'da bir süre okula gittikten sonra, paris'te louis le grand koleji'nde okudu. 1781'de baba mesleğini seçerek avukat oldu ve arras'da çalışmaya başladı. 1788'de états généraux meclisi'nin seçilmesi ve toplanmasıyla ilgili tartışmalara katıldı. bu meclise girmek için artois'dan tiers-état temsilcisi seçildi. sadık bir rousseaucu olması sebebiyle aşırı solda sayılıyordu, nitekim hemen jakoben kulübüne üye oldu.
zengin burjuvazi yerine, paris halkını tutuyor, onlara dayanıyordu. bütün söylevlerinde demokrasiyi savundu, ve genel oydan yana çıktı. halk onu "ıncorruptible" (bozulmaz, satın alınamaz, yıkılmaz) olarak adlandırıyordu. robespierre, katıksız bir demokrasi adına jirondenler'le çatışıyordu. avusturya'yla savaşmak söz konusu olunca buna karşı çıktı. cumhuriyet ilan edildikten sonra, geri dönülmesini kesinlikle önlemek için saint-just, marat ve danton'la birlikte 21 ocak 1793'te kralın idam edilmesini sağladı.
rousseau gibi robespierre de siyasal yönetimin eskiden beri büyük çoğunluğun bir azınlıkça sömürülmesi ve ona boyun eğdirilmesi için kullanıldığına inanmaktaydı. ona göre yasa dediğimiz şeyler, bu çabaları sistemleştirmek içindi. yasamacılar, halkın güçlerini serbest bırakmak ve özgürlük, onur, mutluluk, kendi kendini yönetme özlemlerini doyurmayı düşünmüşlerdir. oysa bu yapay zorlama bir kez ortadan kalksa, hemen uyumlu bir toplum doğacak ve aralıksız sürüp gidecektir. robespierre ve öteki jakobenlerin terörden umdukları, geçici bir diktatörlükten sonra aydınlanma çağı felsefecilerinin öngördükleri bu doğal düzene ulaşmaktı. fakat, robespierre'in kendisi de bu tutumunun bir kurbanı olarak 28 temmuz 1794'te giyotinle idam edildi.
--- alıntı --- buradan
maximilien-françois-marie-ısidore de robespierre d. 6 mayıs 1758, arras – ö. 28 temmuz 1794, paris), jakoben kökenli fransız devlet adamı, hukukçu ve fransız devrimi'nin önde gelen isimlerinden biri.[1][2] 1793'ün sonlarında, terör dönemi sırasında devrimci hükûmet'in ana organı olan kamu güvenliği komitesi hâkim oldu ancak 1794'te başlayan isyanlar (réaction thermidorienne) sonucunda düşürüldü ve idam edildi.
robespierre ailesinin irlanda asıllı olduğu söylenir. robespierre, arras'da bir süre okula gittikten sonra, paris'te louis le grand koleji'nde okudu. 1781'de baba mesleğini seçerek avukat oldu ve arras'da çalışmaya başladı. 1788'de états généraux meclisi'nin seçilmesi ve toplanmasıyla ilgili tartışmalara katıldı. bu meclise girmek için artois'dan tiers-état temsilcisi seçildi. sadık bir rousseaucu olması sebebiyle aşırı solda sayılıyordu, nitekim hemen jakoben kulübüne üye oldu.
zengin burjuvazi yerine, paris halkını tutuyor, onlara dayanıyordu. bütün söylevlerinde demokrasiyi savundu, ve genel oydan yana çıktı. halk onu "ıncorruptible" (bozulmaz, satın alınamaz, yıkılmaz) olarak adlandırıyordu. robespierre, katıksız bir demokrasi adına jirondenler'le çatışıyordu. avusturya'yla savaşmak söz konusu olunca buna karşı çıktı. cumhuriyet ilan edildikten sonra, geri dönülmesini kesinlikle önlemek için saint-just, marat ve danton'la birlikte 21 ocak 1793'te kralın idam edilmesini sağladı.
rousseau gibi robespierre de siyasal yönetimin eskiden beri büyük çoğunluğun bir azınlıkça sömürülmesi ve ona boyun eğdirilmesi için kullanıldığına inanmaktaydı. ona göre yasa dediğimiz şeyler, bu çabaları sistemleştirmek içindi. yasamacılar, halkın güçlerini serbest bırakmak ve özgürlük, onur, mutluluk, kendi kendini yönetme özlemlerini doyurmayı düşünmüşlerdir. oysa bu yapay zorlama bir kez ortadan kalksa, hemen uyumlu bir toplum doğacak ve aralıksız sürüp gidecektir. robespierre ve öteki jakobenlerin terörden umdukları, geçici bir diktatörlükten sonra aydınlanma çağı felsefecilerinin öngördükleri bu doğal düzene ulaşmaktı. fakat, robespierre'in kendisi de bu tutumunun bir kurbanı olarak 28 temmuz 1794'te giyotinle idam edildi.
--- alıntı --- buradan
devamını gör...
boğaziçi ekonomi vs ankara hukuk
bence boğaziçi ekonomi tercih edilmelidir. fakat burada kıyaslama yanlış olmuştur. ekonomi mi okumak istiyorsunuz? hukuk mu?bunun kararını vermeniz lazım öncelikle. fakat okul ismi ile yazdığınız için şunları söylemek gerekiyor: ankara üniversitesi artık o bilinen mükemmel ankara üniversitesi değildir. o üniversiteyi mükemmelleştiren hocalar yok edildiler. özellikle barış bildirisi imzacıları ve khk bahaneleri ile bu hükümet ankara üniversitesinin bütün bölümlerinin içinden geçmiştir deyim yerindeyse. bu gelişmelerin ardından yapılan haksızlıklara dayanamayan çok değerli hocalar kendi isteği ile istifa etmiştir. boşuna ankara üniversitesini tercih etmeyiniz. garip hocalarla dolu ve sıradan 3 yıllık bir anadolu üniversitesinden pek bir farkı kalmamıştır ne yazık kiii! boğaziçi ekonomi ile koç ekonomi karşılaştırması yapabilir veya galatasaray hukuk'u inceleyebilirsiniz.
devamını gör...
sherlock holmes
şimdiye kadar yazılmış en detaycı kurgusal karakter.
3. filmi halen bekliyoruz, gelmedi.
yeter artık çekin izleyelim be kardeşim, bizde insanız yahu.*
3. filmi halen bekliyoruz, gelmedi.
yeter artık çekin izleyelim be kardeşim, bizde insanız yahu.*
devamını gör...
bir gün öleceğini bile bile yaşamak
nabalım yeğenim, intaar mı edelim diye düşündüren yaklaşım. mis gibi gelmişsin, yaşa.
devamını gör...
werther etkisi
200 yıldan daha uzun süre önce goethe genç wertherin acıları adında bir roman yayımladı bildiğiniz gibi. bu kitap yayınlandıktan sonra toplumda bir çok insan kitaptaki karaktere özenip intihar etmiştir. bu kitap yüzünden toplumdaki intihar sayısı yükselmiştir. bu o kadar büyük bir etkiydi ki bazı avrupa ülkelerinde roman yasaklanmıştı. david phillips adında abi bir araştırma yapıyor. werther etkisini modern zamana taşıyor. yaptığı araştırma şu bir intihar hikayesini gazetelerin ilk sayfalarında yayımlanmasının hemen ardından hikayenin çok fazla konu edildiği o bölgede intihar oranları büyük derecede artıyor. phillipse göre başkasının kendini öldürdüğünü okuyan sorunlu insanlar onları taklit etmek için intihar etmektedirler. toplumsal kanıtın daha hastalıklı bir göstergesi olarak bu insanlar diğer sorunlu insanların davrandığı şekilde davranmaya karar vermektedirler. yani başkasının intihar ettiğini duyan çok sayıda insan kendi intiharının da uygun bir davranış olduğuna karar veriyor ve kendini öldürüyor. bu çok ilginç ve çok üzücü bir araştırma. iknanın psikolojisi adlı kitabı okurken hoşuma giden bir bölümdü bende okuyup buraya tanım girmek istedim. okuduğunuz için teşekkür ederim sayın yazarlar.
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
uçaklar 26 bin fit ya da daha yüksekten uçtuğu zaman,bu yükseklikte hava çok soğuktur. uçak motorlarından çıkan sıcak hava, bu soğukla birleşince yoğunlaşarak beyaz bir iz bırakır.
devamını gör...
big mac endeksi
ülkelerin satın alma gücünü ve fiyat düzeyini gösteren endekstir.
adı, anlaşılacağı üzere, big mac'ten gelmektedir.
big mac üzerinden hesaplanan maliyetlerin ülkeler arası oranlanmasıyla oluşturulur.
"the economist" dergisi tarafından yayınlanır.
adı, anlaşılacağı üzere, big mac'ten gelmektedir.
big mac üzerinden hesaplanan maliyetlerin ülkeler arası oranlanmasıyla oluşturulur.
"the economist" dergisi tarafından yayınlanır.
devamını gör...
darbenin şifreleri
a haberin ne kadar boş bir yayın kuruluşu olduğunu bir kez daha gözler önüne seren haberdir.
devamını gör...
türk halkının cahil kalma nedeni
sorgulamaması. medyada veya haber kanallarında gördüklerini tereddütsüz doğru kabul eden halkımız aynı zamanda dindar olmaları sebebiyle de mensup bulunduğu dine dair iyi vaatlerde bulunan kişiye sorgulamadan oy verecek kapasiteye sahiptir.
devamını gör...
bugün duyduğunuz en güzel cümle
ben sana alıştım*.
devamını gör...
akraba whatsapp grubu
namı diğer ölüm grubu. genelde kimse kimseyi sevmez ama niye grup kurarsınız anlamam.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin'in sözlüğü bırakması
sanırım kaynak yazarın mabadı oluyor.
devamını gör...
