analık izninin çok kısa olması
doğumdan önce hamileliğin 34. haftasında doğum iznine ayrılabilir siniz. ancak isterseniz doktor onayı ile 38. haftaya kadar çalışmaya devam edip, 4 haftayı doğum sonrasına aktarabilirsiniz. doğumdan sonra da 8 hafta doğum izniniz oluyor. yani iki ay gibi bir süre. aktardığınız haftalar ile birlikte 12 hafta oluyor ama her iş karnı burnunda çalışmak için uygun değil. eğer öğretmen iseniz doğum izninin bitiş tarihi somestre ya da yaz tatiline getirirseniz izin süreniz daha da uzuyor. bunun başka bir yolu da özel hastane de dogum yapmak ya da üniversite hastanelerinde öğretim görevlisine ücretli muayene olmak. böylece istediğiniz kadar rapor alabiliyormuşsunuz. yukarıda yazdığım iki yolu da kullanmadığım için doğruluğunu bilemiyorum. ben daha çok hamile kaldığı için tazminatı verilip işinden çıkarılan kadınların yaşadığı izdirabı biliyorum ! annelik izni gerçekten çok az. bence en az 1 yıl olmalı. hatta bu surecte aynen pandemide olduğu gibi çalışanını işten çıkaran işletmeye ceza verilmeli. ilk yılı anneden uzak ve ister bakıcı ister büyükanne ile geçirsin yakın tanıdıklarımda çocuklarının nasıl sıkıntılar yaşadıklarına bizzat gözlemledim. zamanında hülya avşar söylediğinde kabul edilmeyen ama şimdi doğru olduğunu düşündüğüm bir düşünce ; hem kariyer hem çocuk olmuyor. birisi mutlaka eksik kalıyor ne yazık ki. iki çocuğumda da ilk yıl evdeydim. sonrasında da yarım gün çalıştığım için çok zorlanmadık. ancak sabah bebeği uyurken ise gidip akşam yorgun argın eve gelip daha sevmeye doyamadan uyusun diye gözüne bakmak hiç adil değil.
devamını gör...
yazarların içinde oldukları yaş ile ilgili fikirleri
hoş geldin yeni yaşım, bu yıl biraz hüzünlü bir huzur içinde olmak istiyorum çünkü enerjimi paylaşabileceğim hiç kimse/bir şey yok bir salgının ortasındayız yani umarım ortasıdır ya başı ise? neyse bu yıl kendimizi hüzün ile huzurun kollarına bırakalım.
devamını gör...
üniversite bölümlerinin halk arasındaki karşılıkları
türkçe öğretmenliği - türk dil kurumu elçisi
devamını gör...
yanlış zamanda tanışılan doğru insan
aklıma feridun düzağaç'ın 'alev alev' şarkısını getirdi.
"birbirimize birkaç aşk kadar geç kalmış olmasaydık
hep yanlış gidenlerin ardından yorulmasaydık. "
"birbirimize birkaç aşk kadar geç kalmış olmasaydık
hep yanlış gidenlerin ardından yorulmasaydık. "
devamını gör...
bir abinizin normal sözlük gözlemleri
işimbu severek okuduğum bir yazar yazdığı da yine haklı güzel bir yazı olmuş. yalnız şikayet ettiği şeyleri bizzat yapan yazarların kendisine katıldığını görmek beni çok güldürdü. bence herkes kendinin farkında olduğu zaman problem kalmaz.
edit: herkes istediğini yazar yaziyor da zaten siyaset konuşmayın tamam ama gündeme dair hiçbir şey yok. ben gayet de makara kukara başlıklarına da yazıyorum ama bazı yazarlar hiç sıkılmıyor makara kukaradan. ne güzel tabi isteyen istediği şekilde takılır ama gına getiren saçma forumsal başlıklar doluyosa kaliteli basliklar da dolmalı. ısyan edilen bu zaten ikisi de dolsa tamam ama sıkacak derecede aynı tip mizahsal forumsal şeyler sıktı artık. keyif aldığım için yazıyorum ama bazen bıkkınlık geliyor yapacak bir şey de yok.
edit: herkes istediğini yazar yaziyor da zaten siyaset konuşmayın tamam ama gündeme dair hiçbir şey yok. ben gayet de makara kukara başlıklarına da yazıyorum ama bazı yazarlar hiç sıkılmıyor makara kukaradan. ne güzel tabi isteyen istediği şekilde takılır ama gına getiren saçma forumsal başlıklar doluyosa kaliteli basliklar da dolmalı. ısyan edilen bu zaten ikisi de dolsa tamam ama sıkacak derecede aynı tip mizahsal forumsal şeyler sıktı artık. keyif aldığım için yazıyorum ama bazen bıkkınlık geliyor yapacak bir şey de yok.
devamını gör...
normal sözlük'ün ekşi sözlük’ten farkı
biri 2 aylık, diğeri 20 yıllık sözlüktür.
devamını gör...
maruz kalınmak istenmeyen sorular
ne zaman evleniyorsun, senin şu iş vardı noldu ona? okulu naptın?
devamını gör...
3 kulhü 1 elham vs 2 sinovac 1 biontech
uzmanlar sinovac asisi olanlarin daha iyi korunmasi icin bir doz da biontech asisi vurumlarini onermis.
once zihnimde su diyalog belirdi:
- sen hangi asiyi oldun
- 2 sinovac 1 biontech
ardinda da serbest cagrisim olarak 3 kulhü 1 elham geldi ve basliktaki versus ortaya cikti.
sanirim covid'e hic inanmayanlar ya da asinin insanlari ciplemek icin bir plan oldugunu dusunenler 3 kulhü 1 elham derken bilime inanlar 2 sinovac 1 biontech'i tercih edecektir.
once zihnimde su diyalog belirdi:
- sen hangi asiyi oldun
- 2 sinovac 1 biontech
ardinda da serbest cagrisim olarak 3 kulhü 1 elham geldi ve basliktaki versus ortaya cikti.
sanirim covid'e hic inanmayanlar ya da asinin insanlari ciplemek icin bir plan oldugunu dusunenler 3 kulhü 1 elham derken bilime inanlar 2 sinovac 1 biontech'i tercih edecektir.
devamını gör...
mix dergi sayı 1
cemil meriç dergilerin önemini “bir şehrin iç sokakları gibi mahrem, samimidirler. devrin çehresini makyajsız olarak onlarda bulursunuz. bir neslin vasiyetnamesidir dergi” sözleri ile vurgulamıştır.
trevor philips hazırladığı dergiyi bizimle paylaşmış, sağ olsun. kafa sözlük yazarlarının dergisi de, çizimleri de, çektiği fotoğraflar da, şarkıları da önemlidir.
bir sözlük dayanışma ile büyür, birbirine kenetlenir ve uzun yıllar ulu bir çınar gibi her türlü zorlu kışı, çetin fırtınaları atlatır.
kültür, sanat, uzay konuları ile ilgili mix adlı dergiyi okumaya başlayınca bir solukta bitirdim. beğendiğim için de tanıdıklarıma gönderdim, onlar da okusunlar, mix dergi de tanınsın, kulaktan kulağa yayılsın.
yurdumuzda ne yazık ki kitap okuyanların sayısı çok az.
instagramda kitap fotoğrafı paylaşanların sayısı ise astronomik boyutlarda.*
kitap okuyunca sıkılıyorlarmış, uykuları geliyormuş.
internetteki interaktif sözlükler ise ilgilerini çekmiyormuş.
radyo yayınlarına ise ne gerek varmış, istedikleri şarkıyı internetten dinliyorlarmış.
sanal medya ise çöplükten ibaretmiş.
dergi deyince ise ilgileniyorlar. acaba ne var içinde? farklı şeyler olabilir mi?
dergiler, günümüz yayıncılığının en popüler işlerinden biri haline gelince yeni bir okur kitlesi çıktı sanal ortamda
telefon ya da tabletten dergileri takip edip gerçekten okuyan nitelikli okur denilen bu kesim giderek yayıldı internet mecralarında.
görsel ve zihinsel anlamda tüketimi ve hazmı kolay olan dergiler internette en çok paylaşılan yayınlar arasına girdi. ne var ki çoğu dergi uzun soluklu olamadı.
“bizde hazin bir kaderi var dergilerin; çoğu bir mevsim yaşar, çiçekler gibi. en talihlileri bir nesle seslenir. eski dergiler, ziyaretçisi kalmayan bir mezarlık. anahtarı kaybolmuş bir çekmece. sayfalarına hangi hatıralar sinmiş, hangi ümitler, hangi heyecanlar gizlenmiş, merak eden yok. kitap fazla ciddi, gazete fazla sorumsuz. dergi, hür tefekkürün kalesi. belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür – cemil meriç.
amatör bir ruhla çıkan trevor philips’in mix dergisine ne kadar çok yapıcı eleştiri gelirse o kadar iyi.
yeni çıkan bir dergi, var olan dergicilik anlayışını yerle bir etmeyecekse çıkmasının bir anlamı yoktur.
trevor philips 2.sayıda sözlük yazarlarının da desteğiyle yepyeni bir dergicilik anlayışı koyup devrim yapabilir.
saraylarda gözümüz yok, meydanları biz devrimcilere bırakın yeter. *
yeni bir umudun, yeni bir heyecanın ürünü olarak ortaya çıkan mix dergisinin uzun soluklu olmasını diler, başarılı bir çalışma yapan trevor philips’i tebrik ederim.
“uçurum kenarında yıkık bir ülke. türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar. yıllarca süren savaş ondan sonra içerde ve dışarda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni devlet ve bunları başarmak için aralıksız devrimler” – atatürk.
trevor philips hazırladığı dergiyi bizimle paylaşmış, sağ olsun. kafa sözlük yazarlarının dergisi de, çizimleri de, çektiği fotoğraflar da, şarkıları da önemlidir.
bir sözlük dayanışma ile büyür, birbirine kenetlenir ve uzun yıllar ulu bir çınar gibi her türlü zorlu kışı, çetin fırtınaları atlatır.
kültür, sanat, uzay konuları ile ilgili mix adlı dergiyi okumaya başlayınca bir solukta bitirdim. beğendiğim için de tanıdıklarıma gönderdim, onlar da okusunlar, mix dergi de tanınsın, kulaktan kulağa yayılsın.
yurdumuzda ne yazık ki kitap okuyanların sayısı çok az.
instagramda kitap fotoğrafı paylaşanların sayısı ise astronomik boyutlarda.*
kitap okuyunca sıkılıyorlarmış, uykuları geliyormuş.
internetteki interaktif sözlükler ise ilgilerini çekmiyormuş.
radyo yayınlarına ise ne gerek varmış, istedikleri şarkıyı internetten dinliyorlarmış.
sanal medya ise çöplükten ibaretmiş.
dergi deyince ise ilgileniyorlar. acaba ne var içinde? farklı şeyler olabilir mi?
dergiler, günümüz yayıncılığının en popüler işlerinden biri haline gelince yeni bir okur kitlesi çıktı sanal ortamda
telefon ya da tabletten dergileri takip edip gerçekten okuyan nitelikli okur denilen bu kesim giderek yayıldı internet mecralarında.
görsel ve zihinsel anlamda tüketimi ve hazmı kolay olan dergiler internette en çok paylaşılan yayınlar arasına girdi. ne var ki çoğu dergi uzun soluklu olamadı.
“bizde hazin bir kaderi var dergilerin; çoğu bir mevsim yaşar, çiçekler gibi. en talihlileri bir nesle seslenir. eski dergiler, ziyaretçisi kalmayan bir mezarlık. anahtarı kaybolmuş bir çekmece. sayfalarına hangi hatıralar sinmiş, hangi ümitler, hangi heyecanlar gizlenmiş, merak eden yok. kitap fazla ciddi, gazete fazla sorumsuz. dergi, hür tefekkürün kalesi. belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür – cemil meriç.
amatör bir ruhla çıkan trevor philips’in mix dergisine ne kadar çok yapıcı eleştiri gelirse o kadar iyi.
yeni çıkan bir dergi, var olan dergicilik anlayışını yerle bir etmeyecekse çıkmasının bir anlamı yoktur.
trevor philips 2.sayıda sözlük yazarlarının da desteğiyle yepyeni bir dergicilik anlayışı koyup devrim yapabilir.
saraylarda gözümüz yok, meydanları biz devrimcilere bırakın yeter. *
yeni bir umudun, yeni bir heyecanın ürünü olarak ortaya çıkan mix dergisinin uzun soluklu olmasını diler, başarılı bir çalışma yapan trevor philips’i tebrik ederim.
“uçurum kenarında yıkık bir ülke. türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar. yıllarca süren savaş ondan sonra içerde ve dışarda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni devlet ve bunları başarmak için aralıksız devrimler” – atatürk.
devamını gör...
ece
altay mitolojisinde ilk kadın.
kraliçe.
ana.
kraliçe.
ana.
devamını gör...
nedir bu kadar zor olan sorusu
elden bir şey gelmemesidir. anlatmak istersin, anlatamazsın. elinden bir şey gelmez.
konuşmak istersin ama anlaşılamazsın elinden bir şey gelmez.
adaletsizliği, eşitsizliği , dünyanın kötülüğünü görürsün ama elinden bir şey gelmez.
bütün bunların sonucunda sessiz ve suskun bir insana dönüşmüşsündür ama yinede elinden bir şey gelmez...
konuşmak istersin ama anlaşılamazsın elinden bir şey gelmez.
adaletsizliği, eşitsizliği , dünyanın kötülüğünü görürsün ama elinden bir şey gelmez.
bütün bunların sonucunda sessiz ve suskun bir insana dönüşmüşsündür ama yinede elinden bir şey gelmez...
devamını gör...
zippo ile tek tabanca radyo yayını
selamlar kafa sözlük ahalisi naber ? akşama müsait misiniz ? bakın sizler için yine birbirinden güzel konular hazırladım ona göre.* yayında film ve oyunculuk muhabbeti, zipponun gözünden sosyal tespitler vede hayatın anlamı gibi felsefi derinliği olan konular konuşacağız. konular birbirinden alakasız olsa bile biz birbirimizi böyle seviyoruz değil mi ? işleyiş biçimi olarak yine her zamanki gibi olacak. her şeyi de burada anlatamam ki canım* akşam 21.00 da hepinizi yayına bekliyorum ona göre, seviliyorsunuz.*
devamını gör...
tavsiye veren şarkı sözleri
insana anlık kendini iyi hissettirebilme potansiyeli olan sözlerdir.
"asla vazgeçme!
kalkıp da pencerenden bir bak
güneş açmış mı?
yağmur düşmüş mü?
dön bak dünyaya"
"asla vazgeçme!
kalkıp da pencerenden bir bak
güneş açmış mı?
yağmur düşmüş mü?
dön bak dünyaya"
devamını gör...
mesleğinizi söyleyince aldığınız tepkiler
-aaa çok güzel
-başka bir dil,zor tabi
-hmmm neyse görüşürüz.
bakalım iş değiştirince neler olacak.
-başka bir dil,zor tabi
-hmmm neyse görüşürüz.
bakalım iş değiştirince neler olacak.
devamını gör...
soul
izlediğim en iyi animasyonlardan diyebilirim. tabii yan etki olarak izlendikten sonra 'benim bu hayattaki tutkum, amacım ne ya?' şeklinde birkaç saniye, dakika, saat duvara bakıp kalabilmek pek tabiidir. izleyin, izlettirin.
devamını gör...
mert
türkçede yiğit demektir. bilinen en eski yazılı kullanımı 1300 yıl önce atabet-ül hakayık'dadır. farsçada merd; adam, insan demek. kökeni martiya; ölümlü varlık. çok eski bir kelime olduğu için bir çok dile geçmiştir. ingilizcede öldürmek anlamına gelen murder ve ölümlü anlamına gelen mortal kelimesinin kökenidir. eski yunancada ise mortos.
devamını gör...
orhan veli dizeleri
bekliyorum,
öyle bir hava da gel ki,
vazgeçmek imkansız olsun.
devamını gör...


