içinde bulunmaktan onur duyduğum liste. tam olarak doğrulanmasa da doğrulanacağını düşünüyorum.
devamını gör...

şiirin yazılma nedeniyle ilgili iki ihtimalden söz edilmekte:

1) babasının sevdiği kadınla evlenmesine izin vermemesi sonrasında bu şiiri kaleme aldığı iddia edilir.

2) babasının, cemal süreya'nın istemediği, onaylamadığı bir kadınla evlenmesi sonucunda yazıldığı söylenir.

babasını şiirinde öldürmüştür cemal süreya, babası ise bu şiir yazıldıktan yıllar sonra göçmüştür.
devamını gör...

köy.

doğa, dinginlik, kuş sesleri...

kimseye hesap vermeden istediğini yaparak akşamı etmek.

ve en güzeli ; kendinle başbaşa kalabilmek.
yalnızlığını kendinle paylaşmak.
devamını gör...

aşağı yukarı 20 yıldır motor kullanırım. 600 cc racing motor kullanmaya cesaret edemediğim yıllarda 20 cm topukla bu motoru kullanan bir kadın görmem beni cesaretlendirmişti. bence o topukla o motoru kullanan bir kadın her şeyi yapabilir.
devamını gör...

totosuna güvenen rahat kadındır. kıskanma sen de giy biz seni eleştirmeyeceğiz söz.
vulvayı vajina sanan arkadaş'a hitaben; vajinası tayttan belli oluyorsa ambulans çağır lütfen. vulvadan bahsediliyorsa eğer erkekler de bir zahmet etek giysin demek lazım ama bize ne. kime ne? bana ne? hatta hoştir emma benane.
devamını gör...

toplum sağlığı, mutluluğu,
verimli yaşam, çocuk hakları, insan hakları,
bu konularda insanların anlayacağı şekilde,
günlük hayat içerisinde bilmedikleri, farkında olmadıkları haklarını, bilmeden ihlal ettiğimiz hakları, etkili kişilerle birlikte anlatmak isterdim,

ve özellikle yaşlıların, cahillerin saygı adı altında, din adı altında, yaşını kullanarak, yaptıkları fırsatçılığı, ahlaksızlığı, sömürüyü, böyle hemde kuran dan bilgilerle, anayasa dan kanunlarla, matematikle, tatlı tatlı, öğrenmek zorunda kalacakları şekilde, kendi hatalarını gün gibi görecekleri şekilde anlatmak isterdim.
devamını gör...

“ben atatürkçüyüm, ben, cumhuriyetçiyim, ben lâikim, ben antiemperyalistim, ben tam bağımsız türkiye'den yanayım, ben insan hakları savunucuyum, ben terörün karşısındayım; ben yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım. dün sabaha değin araştırararak yazdığım hiçbir konuyu yalanlayamadınız. öyleyse vurun, parçalayın. her parçamdan benim gibiler beni aşacaklar doğacaktır.”
devamını gör...

bugün itibariyle 3 bölümünü izlediğim şahsiyet dizisi sonrasında en beğendiğim türk dizisi olan yapım. öykü karayelin ilk bölümdeki oyunculuğuna şapka çıkarıyorum. yönetmenin kadrajları harika. yukarı açılar, simetriler, yansımalar ile harika kompozisyonları var. kimi yerlerde durdurup ne fotoğrafına baktım durdum. ince vurgular, detaylar çok yerinde olmuş. bitirince yeni eklemeler yapacağım.
devamını gör...

kurban bayramı olmasa bile her gün milyonlarca hayvan kesiliyor zaten hali hazırda. neyin duyarındasınız arkadaşım siz?
devamını gör...

nanoteknolojinin temellerini atan isimlerin başında gelen amerikalı mühendis eric drexler ile yine aynı alanın öncülerinden bir başka isim olan nobel ödüllü amerikalı kimyacı richard errett smalley arasında geçen, farklı bilim insanlarının da katıldığı, kendi kendini çoğaltabilen nanorobotlar ile ilgili bilimsel tartışma.

nanoteknolojide moleküler birleştirici kavramı, mikroskobik boyutlardaki bilgisayar kontrollü cihazları temsil eder. bunlar, örneğin hastalıklı bir hücreye nokta atışı şekilde ilaç göndermek için gereken moleküler düzeydeki kontrol sistemine rehberlik etmek için kullanılır. yani atomik boyutlardaki kimyasal tepkimeler, bu cihazlarla yönlendirilir. tartışmanın kökeninde bu moleküler birleştiriciler vardır.

drexler'a göre evrensel ölçekte, her şeyi oluşturmak için kullanılabilecek moleküler birleştiriciler yapmak mümkündür. bunlar dünyadaki her alanda kullanılabilir; tıptan, kirlenmiş okyanus sularını temizlemeye kadar aklınıza gelecek her alanda. üstelik bu minik robotlar kendi kendilerinin kopyalarını, etrafta bulunan malzemeleri kullanarak hayata geçirebilir ve bunun sonucu da gri yapışkan senaryosudur: kendi kendini yok eden bir dünya.

bu görüş sonrasında smalley konu hakkında bir makale yazdı. ona göre, drexler tarafından tanımlanan bu birleştirici, birkaç adet "parmaktan", yani robot koldan oluşan ve atomları dizayn etmekte kullanılan bir sistemdir. zira burada kendi çapında bir montaj ustasından bahsediyoruz. dolayısıyla bu ustanın, bildiğimiz normal bir usta gibi iş göreceğini düşünebiliriz. ancak burada nanometre boyutlarından bahsettiğimizden şöyle bir sorun vardır: bu sistemin çalışabilmesi için daha fazla "parmak" için gerektiği kadar yer yoktur. smalley buna "şişman parmaklar problemi" der. ayrıca yine atomik ya da moleküler boyutlar söz konusu olduğundan, bu parmaklar herhangi bir şeyi tutup bir başka yere koymak isteseler, moleküller arası çekim güçleri devreye girer. böylece parmaklar birbirine yapışır ve işlevsiz hâle gelir. buna da "yapışkan parmaklar problemi" adını verir.

bu iki probleme göre smalley, böyle bir moleküler birleştiricinin pek de dişe dokunur bir iş yapamayacağını ve kendisini ya da başka herhangi bir şeyi kısa sürede üstel artışa neden olacak şekilde kopyalayamayacağını öne sürdü. yani ona göre böyle bir mekanik cihazın yapılabilmesine imkân yoktu.

olayın özeti, drexler bu tür cihazların mekanik olarak yapılabileceğini iddia ederken, smalley'nin bunun ancak kimyasal olarak mümkün olabileceğini savunmasıdır. drexler'ın itirazı, smalley'nin esas noktayı yanlış anladığı şeklindedir. zira bu mekanik cihazlar, smalley'nin şişman ve yapışkan parmaklar itirazının temeli olan, tek bir atomu kontrol edebilecek cihazlar şeklinde düşünülmemelidir. 2 taraf karşılıklı yazışmalarla bu konu üzerindeki yanlış anlamayı çözerek anlaşmışsa da smalley yeni bir itiraz ile karşılık vermiştir: eğer bu işler için mekanik bir cihaz yapmayıp kimyasal tepkime aşamalarını kullanırsak, bu kez ortaya başka problemler çıkacaktır. zira kimyasal süreçleri bir nanorobot olarak kullanmaya kalkarsak kontrol bizde olmayacaktır. bu durumda bu minik montajcı, programlanabilen bir bilgisayar tabanına dayanmadığı ve doğal bir süreç olduğu içib neyi nereden alacağını, nasıl kullanacağını bilemeyecek ve işe yaramayacaktır.

zamanında bilim camiasını ikiye bölen tartışmanın kesin bir sonuca ulaşmamış olduğunu da ekleyeyim.

konunun biraz karışık bir konu olduğunun ve "ne anlatıyorsun yahu sen!" gibi tepkilere neden olabileceğinin farkındayım ama yine de başlığı açmak istedim. en azından dünyada böyle de bir tartışma konusu varmış demenizi sağlayıp sizi haberdar etmiş olma görevini yerine getirmenin huzuru içindeyim*.

karşılıklı yazışmaları ingilizce olarak burada bulabilirsiniz.
devamını gör...

avrupa ülkesinden bi isim alıp koysa laf etmiceksin ya buna sinirleniyorum işte.
devamını gör...

telefonda kitap okurken ekran ışığının size sunduğu gündüz etkisinden dolayı uykunuz gelmez.

kitaptaki gibi sayfa çevirme ve satırlarda geniş göz gezdirme gibi bir durum olmayacağından daha hızlı okursunuz.

kütüphanenizde yer kaplamasına gerek olmayan kitapları okuyup silebilirsiniz.

kişide miyop veya astigmat zemini hazırlar, varsa ilerletir.

altını çizmek istediğiniz yerlerde ekran fotoğrafı alabilirsiniz. hatta sosyal medyada da altını çizdiğiniz yeri insanlarla paylaşma imkânınız olur.

kitaplar elbette ki kitap haliyle okunmalı mümkün mertebe. telefonlardan ayrı kalınabilirse tabi...
devamını gör...

bir beyan.

arkadaşlar, adam söylemiş; oylama yapılırsa kötü niyetli birileri işi yine zora sokabilir demiş. bana da mantıklı geliyor bu yazılan. ben de olsam bir daha o riski almazdım. bence siz de ısrarcı olmayın. eleştirmek ayrı da, suçlar gibi konuşmak bambaşka bir şey.

kafa sözlük ismi de bize sorulmamıştı. ismi için gelmedik ama sonuçta geldik, alıştık, öyle kaldı. buna da alışılır, merak etmeyin. nelere alışılmıyor ki!..

normal görünümlü anormal meja
devamını gör...

"ya biri ben sayarken elimden alıp kaçarsa?" paranoyasıyla hiç olamadığım insan türüdür. onun yerine hızlıca alıp cüzdanım koyduktan sonra yol boyunca "ya eksik verdiyse, keşke saysaydım" diye düşüne düşüne kendimi yemek her zaman tercih ettiğim diğer saçma opsiyondur.
devamını gör...

herkesin türkiye yazdığı ve yazacağı başlıktır.
bu ülkeden umudu kaybetmemize neden olanlar utansın ve gelip bu başlığı okusun.
devamını gör...

almanca dersini seven bir liseli kardeşimizdir.

gaza gelip, ortamı değiştirmek sanırım amacı.
devamını gör...

kitap okumayı çok sevsem de okuduğum hiçbir kitabı birkaç gün sonra hatırlayamıyorum. sadece bununla da ibaret değil, bir şeye üzülüp sonrasında neye üzüldüğümü unutacak kadar unutuyorum her şeyi. ya gerçekten unutmuyorum ya da hatırlamak istemiyorum.
devamını gör...

ne demişti peyami safa:

bazen kalabalıkların ortasında, tek başımıza kaldığımız vakitlerinkinden fazla yalnız değil miyiz ?
devamını gör...

(bkz: belediye çalışıyor)
devamını gör...

birazdan kahvaltı yapacağım. simiti dört parçaya bölüp üç parçasının arasına kaşar koyup tost makinesine koyuyorum. kaşarlar parmak şeklinde olmalı ki eriyince simitin içinden akmasın. önce kaşarlı simitleri çay eşliğinde yiyorum, en son 4. parçayı da tahin pekmeze batırıp yiyorum. çok güzel oluyor. insanın karnı toksa hayat o kadar da kötü gelmiyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim